@kanalkultur - Kerem Ağralı son iki yıldır üzerinde çalıştığı, farklı teknikte çalışmalarını içeren ‘Nabız’ isimli serisi ile 27 şubat - 2 nisan 2016 tarihleri arasında Daire Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
Sergide sanatçının desenleri, tuval, ahşap ve alüminyum üzeri çalışmaları ve bir heykeli yer alıyor.
Kerem Ağralı’nın çalışmaları, ilk bakışta çeşitli öykülerle örülü bir ‘kurgu’ izlenimi bırakıyor. Ancak izleyici çalışmaları dikkatle incelediğinde bütün bir kurgudan uzaklaşarak kendini birbirinden bağımsız çok sayıda hikayenin içinde buluyor.
Zaman, mekan ve malzeme karşıtlıkları ise, sergide dikkat çeken bir diğer konu. Kerem Ağralı’nın çalışmaları, barındırdığı bu karşıtlıkların çözümü için izleyiciyi uzun sürecek bir deneyimlemeye davet ediyor.
insan ve kültüre dair... | twitter: @kanalkultur | instagram: ismailenginhd | facebook: kanalkultur
Bu Blogda Ara
Daire Galeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Daire Galeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Şubat 2016 Salı
9 Ekim 2015 Cuma
Otoportrede Zamansız Yabancılık ve Uzaklık - İbrahim Resnelli: Zırhın Ötesinde
![]() |
| İbrahim Resnelli - Motivasyon Çürümesi, Otoportre (Triptik), kağıt üzerine karakalem, toplam boyut: 100 x 393 cm, 2015 |
[KanalKultur] - Mamut Art Project 2015’te öne çıkan sanatçılar arasında yer alan İbrahim Resnelli, ilk kişisel sergisi "Zırhın Ötesinde" ile 17 ekim – 28 kasım 2015 tarihleri arasında Daire Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor.
İbrahim Resnelli ilk kişisel sergisinde; sanat eserinin maddesel yapısı ötesindeki anlama/lara ve eser ile izleyici arasındaki iletişime odaklanıyor.
Sanatçının sergilenen çalışmalarındaki amaç; maddeye ve görünüme kilitlenmiş bir bakışın ötesine ulaşmayı başarabilmek:
“Ben, varoluşum içerisinde durduğum yerden bir otoportre çizerim ve ortaya bir zırh çıkar, izleyici bu otoportreye bakar ve bir zırh görür. Zırh, maddesel yapıya bürünmüş zamansız bir yabancılık ve uzaklık temsilidir; yalnızca birbirimize olan uzaklığımızın değil aynı zamanda kendimize olan uzaklığımızın da. Yine de sanat ve duyumsayan bakışımızla sanatı sorgulamamız yoluyla, bu zırhın ötesine geçebilmemiz de olasıdır.”
20 Mayıs 2015 Çarşamba
Dün bugünden daha uzak değil, ya yarın?
![]() |
| Ozan Türkkan - Fractal Ball |
Gelişen teknolojide son nokta hep 'bugün'e ait. Teknoloji ve gelişimin birlikte kullanıldığı her anlatımda, bu birliktelik, bir önceki noktadan daha ileri bir seviyeye gelmeyi betimlemenin de aracı... Buna göre, 'bugün'ün teknolojisi gelebildiğimiz en gelişmiş, en son nokta. Yarının bugünden farklı olacağını, asla yerinde sayılmayacağını, hep gidilecek, kat edilecek bir ilerisi olduğunu da beraberinde düşündüren teknoloji olgusu, insanoğlunun gelişimi konusunda da olumluluk barındırıyor. Halbuki bugün dünyaya kuş bakışı baktığımızda karşılaştığımız görüntü tamamen olumlu mudur?
Heidegger'in görüşüne göre teknoloji, diğer tanımlarının yanı sıra, "amaca ulaşmak için gerekli bir araç." Dolayısıyla teknolojiye bu enstrümental bakış açısı da teknolojinin hep insanoğlunun gelişimine ve yararına kullanılacağı hükmünde bir ifade.
10 Ekim 2014 Cuma
Candan Öztürk - Güç ve Boşluk | Power and Oblivion
![]() |
| Candan Öztürk - Dance, tape on pvc and mixed matherial, 180 x 97 cm., 2014 |
Candan Öztürk'ün "Güç ve Boşluk" sergisindeki işleri, yanılsama üzerine kurulu düzenin oluşturduğu silik bireylere ve onların ruh hallerine odaklanıyor. Sergi isminde yer alan "güç" ve "boşluk" kelimeleri bize sunulan ile var olan arasındaki tezatlık yoluyla 'yapılandırılmış' kimliklere olan dikkati arttırıyor. İktidarın sembolü olarak "güç"; varlık, mutluluk, kusursuzluk ve özendirici bir hayatı da beraberinde vaat eder. Sanatçı herşeye sahip olanların sıklıkla düştüğü boşluk üzerinde durarak güç ve statünün, vaat ettiklerini her zaman beraberinde getirmediğine dikkat çekiyor.
Candan Öztürk, sergide yer alan çalışmalarında kullandığı görselleri eski dönemleri anlatan film sahnelerinden seçiyor. Bu kareler çoğunlukla ya karakterlerin boş bulunarak tüm zırhlarını kaldırmış oldukları, samimi hislerini dışavuran anlardan ya da dışarıya yansıtmak istedikleri göstermelik sahnelerden oluşuyor. Dolayısıyla sanatçı sergide dışavurum ile iç dünya arasındaki gelgitleri ve bu gelgitler arasındaki tezatlara da değiniyor.
Sanatçı dönem filmlerinden seçtiği görüntüler ile dünyanın sandığımız gibi hızla değişmediğini, her dönemin benzer süreçler ve deneyimler sunduğunu, insan tabiatının değişmezliğinin zaman içinde bize sürekli deja vu hissi yaşattığını ve evrenin kısır döngülerden ibaret olduğu duygusu üzerinde odaklanıyor. Sanatçının çalışmaları için kullandığı malzemenin geçirgenliği de değindiği konular ile uyum sağlıyor. Folyonun katman katman oluşu ve transparan yapısı anlatmak istediği yüzeysel kimlikler ve ruh halleri ile örtüşüyor. Sanatçının seçtiği film sahneleri ile folyo bantların naifliği ve geçirgen olan şeffaf yapısı görsel olarak birbirini tamamlıyor.
Candan Öztürk; erkek ile özdeşleştirilen güç, statü, iktidar-özne gibi denetim mekanizmalarını yöneten simgeleri kavramlar üzerinden fotogerçekçi bir yaklaşımla ele alır. Sanatçı üzerinde durduğu bu kavramları farklı teknikler ile sunar. Gücün ve statü simgesi halini alan bir nevi kimlikleri sınıflayan unsurlar olan nesneler sanatçının tuval üzeri yağlı boya çalışmalarında ortaya çıkarlar. Lüks otomobil motorlarını adeta klasik resim anlayışındaki nature morte'lar gibi günümüzün haz nesneleri olarak fotogerçekçi bir anlayışla gözler önüne serer. Sanatçı, güç ve otorite konusunu bir diğer serisinde, folyo bantlar ile yaptığı çalışmaları ile ele alıyor. Toplantı masası sahnelerindeki güç sahibi kimlikler, katman katman oluşturulan farklı boyutlarda ve renklerde olan folyolar ile asıllarından oldukça uzaklaşıyor.
Candan Öztürk
1988'de Ankara'da doğdu. 2006'da Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. 2010'da Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. [KanalKultur]
Candan Öztürk - Güç ve Boşluk | Power and Oblivion / 30 ekim – 6 aralık 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Cad. No:76A, Tophane - Beyoğlu - 34433 İstanbul; Tel.: 0212 252 52 59
11 Haziran 2014 Çarşamba
Focus 1: Serbest Çağrışım
![]() |
| Alper Aydın |
![]() |
| Sema Kayaönü |
![]() |
| Coşkun Sami |
Daire Galeri, bu sergi serisi ile güncel sanat ortamında takip ettiği bağımsız genç sanatçıların çalışmalarına dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Serinin ilk sergisi "Focus 1: Serbest Çağrışım", Ali Bilge Akkaya, Alper Aydın, Coşkun Sami, Erdal İnci, Jacquline Roditi, Sema Kayaönü ve Sümer Sayın'ın çalışmalarını sunuyor.
Yıl boyunca çeşitli yarışmalarda ve sergilerde yer alan farklı disiplinlerden sanatçıların çalışmaları herhangi bir altmetin olmadan, izleyiciyi serbest bir çağrışıma davet ediyor.
![]() |
| Ali Bilge Akkaya |
Mekana girdiğiniz andan itibaren tek başına görüldüğünde belki aynı etki ya da duyguyu uyandırmayacak çalışmaların, zihinde birbiriyle ilişkilendirilmesi ve anlamlandırılması yoluyla uyanan bu çağrışım oyununa katılmak için sergi 21 haziran – 12 temmuz 2014 tarihleri arasında Daire Galeri'de ziyarete açık... [KanalKultur]
Focus 1: Serbest Çağrışım [Ali Bilge Akkaya, Alper Aydın, Coşkun Sami, Erdal İnci, Jacquline Roditi, Sema Kayaönü, Sümer Sayın] / 21 haziran – 12 temmuz 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Caddesi No:76A, Tophane - 34433 Beyoğlu - İstanbul; Tel.: (0212) 252 52 59
26 Mart 2014 Çarşamba
Görsel Kültürün Önceden Belirlenmişliğine Eleştiri: Ahmet Duru - Buralarda Bir Yerde | Somewhere Around Here
[KanalKultur] - Ahmet Duru, "Buralarda Bir Yerde | Somewhere Around Here" adlı kişisel sergisiyle Daire Galeri'de 28 mart - 3 nayıs 2014 tarihleri arasında, sanatseverlerle buluşuyor.
Ahmet Duru, bu ilk kişisel sergisinde, izleyiciye sunduğu resim ve çizim serilerinde, panoramik peyzajların mikro ve makro perspektiflerini ortaya koyuyor. Sanatçı, çalışmalarında kullandığı uzak manzaraların yine onlara ait yakın planlarıyla oluşturduğu kontrastlarla dünyanın algılanma sürecine de değiniyor. Farkına varmaktan bağımsız düşünülemeyecek olan görme eylemini irdeleyen sanatçı, bu bağlamda var olma ve yok olma arasındaki karşılıklı ilişkiyi de gözden geçiriyor.
Sanatçının çalışmalarının çoğunda görülen, genel manzaraların kendi detaylarıyla çarpıştırılmasıyla oluşan iki parçalı kurgu, gerçekliğin diyalektik bir eleştirisini de yapıyor. Sergide büyük formatların üzerine yerleştirilen geniş açılı resimler, çoğunlukla oldukça küçük ebatlarda olan ve büyük resmin yakın planından oluşan resimlerle yan yana yerleştiriliyor. Bu anlamda sanatçının bu güncel serisi dünyaya "hızlıca bir göz atma" değil konsantre bir bakış açısı getiriyor; görsel sorgulamaları ile ortak bilinenin ötesine geçme amacı taşıyor. Bu süreç resimsel ve içeriksel bağlamı bulanıklaştıran hafif bir soyutlama ile destekleniyor ve çalışmaları sığ temsiller olmaktan kurtarıyor.
Ahmet Duru, gerçekçi resmin gerçeği sadece kopyalamaktan ya da yansıtmaktan ibaret olmayan, aksine gerçekliği parçalarına ayırıp sorgulamayı amaçlayan metotlarını, dünyamıza dair alternatif kavrayışlar geliştirmek için kullanıyor.
Fotografik imajları resimlerinin başlangıç noktası olarak kullanan Duru, günümüzün çokça müdahaleye maruz kalmış görsel kültürünün önceden belirlenmişliğini eleştiriyor. Bunun yanında, çalışmalarının taşıdığı deneysel ve yenilikçi karakteri sayesinde gerçekçi resme soyutlama metotlarını eklemekten çekinmeden yeni biçimler sunuyor. Duru, işlerinde gerçek ve gerçekçiliğin statükosunu tartışıyor.
Ahmet Duru dünyamızın içinde bulunduğu garip durumu anlamlandırabilmek için günümüz manzara resmi anlayışı ile doğaya dair post-endüstriyel fikirleri bir araya getirerek güncel bir yaklaşım yaratıyor ve bize zihnimizin güzel ve güçlü bir peyzajını sunuyor.
Ahmet Duru
1987'de Sivas'ta doğdu. 2013'te Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. Halen Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini sürdürüyor. [KanalKultur]
Ahmet Duru - Buralarda Bir Yerde | Somewhere Around Here / 28 mart - 3 mayıs 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Caddesi No: 76 A, Tophane - Beyoğlu - 34433 İstanbul; Tel.: (0212) 252 52 59
Ahmet Duru, bu ilk kişisel sergisinde, izleyiciye sunduğu resim ve çizim serilerinde, panoramik peyzajların mikro ve makro perspektiflerini ortaya koyuyor. Sanatçı, çalışmalarında kullandığı uzak manzaraların yine onlara ait yakın planlarıyla oluşturduğu kontrastlarla dünyanın algılanma sürecine de değiniyor. Farkına varmaktan bağımsız düşünülemeyecek olan görme eylemini irdeleyen sanatçı, bu bağlamda var olma ve yok olma arasındaki karşılıklı ilişkiyi de gözden geçiriyor.
Sanatçının çalışmalarının çoğunda görülen, genel manzaraların kendi detaylarıyla çarpıştırılmasıyla oluşan iki parçalı kurgu, gerçekliğin diyalektik bir eleştirisini de yapıyor. Sergide büyük formatların üzerine yerleştirilen geniş açılı resimler, çoğunlukla oldukça küçük ebatlarda olan ve büyük resmin yakın planından oluşan resimlerle yan yana yerleştiriliyor. Bu anlamda sanatçının bu güncel serisi dünyaya "hızlıca bir göz atma" değil konsantre bir bakış açısı getiriyor; görsel sorgulamaları ile ortak bilinenin ötesine geçme amacı taşıyor. Bu süreç resimsel ve içeriksel bağlamı bulanıklaştıran hafif bir soyutlama ile destekleniyor ve çalışmaları sığ temsiller olmaktan kurtarıyor.
Ahmet Duru, gerçekçi resmin gerçeği sadece kopyalamaktan ya da yansıtmaktan ibaret olmayan, aksine gerçekliği parçalarına ayırıp sorgulamayı amaçlayan metotlarını, dünyamıza dair alternatif kavrayışlar geliştirmek için kullanıyor.
Fotografik imajları resimlerinin başlangıç noktası olarak kullanan Duru, günümüzün çokça müdahaleye maruz kalmış görsel kültürünün önceden belirlenmişliğini eleştiriyor. Bunun yanında, çalışmalarının taşıdığı deneysel ve yenilikçi karakteri sayesinde gerçekçi resme soyutlama metotlarını eklemekten çekinmeden yeni biçimler sunuyor. Duru, işlerinde gerçek ve gerçekçiliğin statükosunu tartışıyor.
Ahmet Duru dünyamızın içinde bulunduğu garip durumu anlamlandırabilmek için günümüz manzara resmi anlayışı ile doğaya dair post-endüstriyel fikirleri bir araya getirerek güncel bir yaklaşım yaratıyor ve bize zihnimizin güzel ve güçlü bir peyzajını sunuyor.
Ahmet Duru
1987'de Sivas'ta doğdu. 2013'te Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. Halen Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini sürdürüyor. [KanalKultur]
Ahmet Duru - Buralarda Bir Yerde | Somewhere Around Here / 28 mart - 3 mayıs 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Caddesi No: 76 A, Tophane - Beyoğlu - 34433 İstanbul; Tel.: (0212) 252 52 59
6 Şubat 2014 Perşembe
İnkâr Devrimi ya da Buğra Erol'dan Bol Şans | Good Luck
![]() |
| Buğra Erol - Hope, 238 diadan oluşan ışıklı kutu, 98 x 48 cm., 2013 |
Buğra Erol, "Bol Şans" isimli sergisinde, ekonomik bağlılık, tabiat ve küresel çevre sorunları ile çeteleşen güç odaklarının oluşturduğu "yeni dünya düzeni" ile ilgili görüşlerini ortaya koyuyor.
Buğra Erol, aynı kavramsal çerçeve altında, farklı disiplinler ile çalışıyor. Sanatçı göz önüne getirmek ve dikkat çekmek istediği tespitlerini vurgulamak için sergide kurgusal bir yapıyı ön plana çıkartıyor. Konuyu belirledikten sonra, konunun kendisini farklı tekniklere yönelttiğini belirten sanatçının, "Bol Şans" isimli sergisinde, resimlerinin yanı sıra ışıklı kutu içerisine birbiri üstüne gelen dialar ile oluşturduğu kolajlar yer alıyor.
![]() |
| Buğra Erol - isimsiz, tuval üzeri akrilik, 130 x 130 cm. |
Şehirde yaşayan ve sürmekte olan sistemi devamlı kılan toplum bireylerini de bu çetenin bir parçası olarak adlediyor. Sanatçı, kurguladığı mekânlarda, "İnkâr Devrimi"nin bir parçası olarak kendisinin de bir parçası haline geldiği bu çeteyi görünür hale getiriyor. Erol, kendi bulunduğu yerden, soruna dair çözüm yolları önermeden, bir parçası olduğu toplumu kendi estetik değerleri ile tekrar kurguluyor.
![]() |
| Buğra Erol - isimsiz, tuval üzeri akrilik, 130 x 180 cm., 2013 |
Buğra Erol
1986'da Adana'da doğdu. 2012'de Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar Bölümü'nü bitirdi.
Kişisel Sergi
2012 Gri, Galeri/Miz, İstanbul [KanalKultur]
Buğra Erol - Bol Şans | Good Luck / 13 şubat – 22 mart 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Caddesi No:76A, Tophane - 34433 Beyoğlu - 34433 İstanbul; Tel.: (0212) 252 52 59
5 Ocak 2014 Pazar
Elçin Ekinci - Düzenin Doğası | The Nature of Order
![]() |
| Elçin Ekinci - İnşa, video yerleştirme, 2013 |
![]() |
| Elçin Ekinci - Düzenin Ölçüsü, kinetik heykel, 2013 |
Sergi; doğa ile kültür –varolan ile tasarlanmış– arasında gidip gelen, dengelenmeye çabalayan bir ruh hali üzerine kurulu.
Ekinci, düzenin; hesaplanabilir, bölünebilir, rasyonalize edilebilir, denetlenebilir bir anlayışla örgütleme meselesinden yola çıkarak kendine ve doğal olana dair bilgisini yeniden inşa etmeye çabalıyor. Bireyin doğa ve kendi ile kurduğu ilişki üzerinden henüz hiçbir şeyin "tasarlanmadığı" ilksel belleği ve "öz"ü düşünmeye davet ediyor. İnsan etkinliğinin önemli bir kısmı olarak "enformasyonun kodlanması" ve bu kodların okunmasından hareket ediyor. Geometrik biçimlendirme, mimari unsurlar, ölçme, sınıflandırma, doğal olanın kalıba sokulması, şablonlarla tanımlaması, tasnif edilmesini mesele ediniyor ve bu niyetlerin görünmez sonucu olan iktidar biçimlerine eğiliyor.
Ekinci; video, fotoğraf, heykel ve gündelik objeler gibi farklı mecra ve materyallerle ürettiği işleriyle mekanı yeniden kurguluyor. Sergide, organik ve inorganik formlar ve materyaller, geometri temsili üzerinden birbiriyle bağlantılanabilecek çalışmalar yer alıyor.
Vitrinde bizi karşılayan hazır-nesne pergeller hazırlayıcı bir unsur olurken iç mekanda özellikle temsili işlev gören sembolik kullanımdaki geometri, "Bayrak" işinde karşımıza çıkıyor. Zamanın ölçülendirilmesi, ritim, düzene yol açan ölçü ve birim meselesi "Skala" (kinetik heykel), "Düzenin Ölçüsü" (hazır-nesne, kinetik heykel), "Bilincin Daire ve Kareleri" (video) isimli birden fazla yapıtta ortaya çıkıyor. Temsili yapıları bozmak-yeniden inşaa etme üzerinden temel geometrik formların kullanıldığı, "İnşa" isimli bir dizi fotoğraf ve video yerleştirmesi sergide yer alan çalışmalardan bazıları.
![]() |
| Elçin Ekinci - İsimsiz, karışık teknik, 2013 |
Elçin Ekinci
1980 yılında İskenderun'da doğdu. Lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Bölümü'nde tamamladı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nde ve Avrupa Birliği Komisyonu tarafından verilmiş burs ile İtalya’da Accademia di Belle Arti L’Aquila'da yüksek lisansını yaptı. 2007 yılında İtalya’de ilk solo sergisini gerçekleştiren sanatçının çalışmaları Türkiye, İtalya ve Makedonya'da sergilendi.
Katıldığı son dönem grup sergileri arasında; Hafızanın Düzensiz Topografyası'nda (Rumeli Han, 2012) , Ateşin Düştüğü Yer (Depo, 2011), Fikirler Suça Dönüşünce (Depo, 2010), Deadpan Exchange (Cultural Center CK, 2010), Boyutlararası Yolculuk (Apartman Projesi, 2008), Sopra a la Citta (Galleria Famiglia Margini, 2008), 1st International Sculpture of E. Manucci (Rotary International_ Italy, 2007), Yeni Öneriler, Önermeler (Borusan Sanat Galerisi, 2005) yer alıyor... [KanalKultur]
Elçin Ekinci - Düzenin Doğası | The Nature of Order / 18 aralık 2013 – 8 şubat 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Caddesi No:76A, Tophane - Beyoğlu - 34433 İstanbul; Tel.: (0212) 252 52 59
10 Ekim 2013 Perşembe
Sibel Horada - Düşüş | Fall from Grace
[KanalKultur] - Sibel Horada, "Düşüş" isimli kişisel sergisiyle 24 ekim - 7 aralık 2013 tarihleri arasında Daire Galeri'de sanatseverlerle buluşuyor.
Sanatçı sergisinde, tek kanadı kırılmış bir pegasus heykelinin yerinden ediliş hikayesini irdeliyor ve bu noktadan hareketle kamusal alanın kullanımı üzerine de bir tartışma başlatıyor.
Horada'nın araştırma süreci ocak 2013'te, MataderoMadrid'de "HereTogetherNow" adlı projenin bir parçası olarak sanatçı rezidans programına katıldığında başlıyor. 8 yıldır Madrid, Plaza de Legazpi'de üstü kumaşla kaplanmış bir şekilde duran bir heykel sanatçının ilgisini çekiyor.
Heykel hakkındaki çelişkili yorumlar ve şüpheci yaklaşımlar, sanatçıyı konu hakkında çalışmaya itiyor. Sibel Horada bu aşamadan sonra kendini, heykelin hasar görmesinin ve parçalanmasının trajik hikayesinin arayışı içinde buluyor. Dışarıdan at gibi görünen heykelin aslında bir pegasus olduğunu, ilk yapımından sonra hasar görüp tek kanadının kırıldığını öğreniyor. Heykel, sekiz yıldır şehrin en büyük meydanlarından birinde hasar görmüş ve örtülü şekilde tamamlanmayı bekliyor.
Sanatçı araştırmasına ait ilk bulguları, röportajları, görselleri ve hazırladığı ses enstalasyonunu ocak 2013'de Matadero'daki residence projesi kapsamında paylaştı. Bu süre içinde yaptığı araştırmalarda ise replikasyonları dışında, kırılmış orijinal kanada ulaşamadı.
Daire Galeri'de gerçekleşecek "Düşüş" isimli sergi bu projenin bir devamı niteliğinde gerçekleşecek. Sanatçının kendi zihninde anlamlandıramadığı, yerinden edilmeye bağlı bu yok olma durumu, sergi içinde pegasus kanadına yeni bir yer sorgulamasıyla farklı bir boyuta taşınıyor.
Sanatçı Madrid'deki heykelin kayıp kanat parçasını birebir ölçülerde yeniden üreterek Galeri mekanında sergiliyor, aynı zamanda araştırmalarına ait dokümanlara, bulgulara ve görsellere yer veriyor.
Sanatçı sergisinde, tek kanadı kırılmış bir pegasus heykelinin yerinden ediliş hikayesini irdeliyor ve bu noktadan hareketle kamusal alanın kullanımı üzerine de bir tartışma başlatıyor.
Horada'nın araştırma süreci ocak 2013'te, MataderoMadrid'de "HereTogetherNow" adlı projenin bir parçası olarak sanatçı rezidans programına katıldığında başlıyor. 8 yıldır Madrid, Plaza de Legazpi'de üstü kumaşla kaplanmış bir şekilde duran bir heykel sanatçının ilgisini çekiyor.
Heykel hakkındaki çelişkili yorumlar ve şüpheci yaklaşımlar, sanatçıyı konu hakkında çalışmaya itiyor. Sibel Horada bu aşamadan sonra kendini, heykelin hasar görmesinin ve parçalanmasının trajik hikayesinin arayışı içinde buluyor. Dışarıdan at gibi görünen heykelin aslında bir pegasus olduğunu, ilk yapımından sonra hasar görüp tek kanadının kırıldığını öğreniyor. Heykel, sekiz yıldır şehrin en büyük meydanlarından birinde hasar görmüş ve örtülü şekilde tamamlanmayı bekliyor.
Sanatçı araştırmasına ait ilk bulguları, röportajları, görselleri ve hazırladığı ses enstalasyonunu ocak 2013'de Matadero'daki residence projesi kapsamında paylaştı. Bu süre içinde yaptığı araştırmalarda ise replikasyonları dışında, kırılmış orijinal kanada ulaşamadı.
Daire Galeri'de gerçekleşecek "Düşüş" isimli sergi bu projenin bir devamı niteliğinde gerçekleşecek. Sanatçının kendi zihninde anlamlandıramadığı, yerinden edilmeye bağlı bu yok olma durumu, sergi içinde pegasus kanadına yeni bir yer sorgulamasıyla farklı bir boyuta taşınıyor.
Sanatçı Madrid'deki heykelin kayıp kanat parçasını birebir ölçülerde yeniden üreterek Galeri mekanında sergiliyor, aynı zamanda araştırmalarına ait dokümanlara, bulgulara ve görsellere yer veriyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















