![]() |
| Ramazan Çakıroğlu |
Öyleyse, insanoğlu hem kendi türüne hem de bu varlıklara çok yakın ve anlayışlı davranmak zorundadır... Gün gelir, bastığı toprak, üstünde yaşadığı dünya ayağının altından, gelecek de ellerinden kayar gider...
Anlatacağımız, her seferinde daha da geniş ve güçlü şeyler düşündüren bir ağacın kısa öyküsüdür... İnsanlar ve ağaçlar arasındaki bağı tanımlayan, ender örneklerden biridir...
Sözümüze konu olan, meşe ağacı, Dünya üzerinin Zonguldak coğrafyasının, Gökçebey ilçesi Veyisoğlu Köyü'ndedir... Kahramanımız, eski bir Roma mezarlığı içinde yer alan bir meşe ağacıdır... Kahraman diyoruz, çünkü bir ağaç için, kara yağmura, çamura ve insan baltasına karşı beş yüz yıldan fazla direnmek kolay değildir... İnsan dediğin en fazla yüze kadar yaşar...
Başlangıçta, bu direngen ağacı doğa gönüllüsü Nail Yurtaçan ve eğitimci Ali Rıza Yılmaztürk fark ederler... Bu iki insanla birlikte ilçeden bir çok kafadarın da el ele vererek "anıt ağaç" olarak tescil ettirdikleri, çevre düzenini yaptıkları bir meşe ağacıdır bu... Dile kolay, beş yüz yıldan fazla yaşı olan, devirler görmüş bu ağaç, geçmişte de şimdi de insanların önemli bir buluşma yeri olmuştur...
Bilge bir ağaç dedik. Belki "ağacın da bilgesi mi olurmuş?" diyenler çıkacaktır. Öykümüzü yine de anlatalım...
Bilge ağacın; yöre halkından ve çok uzaklardan ziyaretçileri geliyor. Öğretmenler, öğrenciler, akademisyenler, aydınlar geliyor... Ağaçla birlikte vadiyi, dağları seyrediyorlar... Karşı tepede ormanlarla kaplı tepeleri... Karasalih Dağı'nı... Kara Salih Efsanesi'nin geçtiği yerleri.... Aloğlu Kalesi'ni... Ufuk çizgisinin yakınında, solunda ve sağında serpilmiş insan emeği kokan köyleri... Güneyden Kuzeye doğru akıp giderken, ana rahmi gibi yatağında tarih ve arkeoloji barındıran milyon yılların Filyos ırmağını...
O insanları buluşturuyor bu bilge ağaç... Bilge ağacın yanında en son görülen; tarihçi bir bilim kadını, bir arkeoloji doçenti ve Ispartalı bir orman mühendisiyle biyolog eşi idi...
