Bu Blogda Ara

Contemporary Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Contemporary Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2015 Cuma

Galeri İlayda Contemporary Istanbul’da!

Özcan Uzkur - İnsanlığın Sonu Serisi 1 |
The End of Humanity Series 1,
karışık teknik | mixed media,  100x70 cm., 2015
[KanalKultur] - 10.’su organize edilen Contemporary Istanbul, 12 - 15 kasım 2015 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve yanındaki İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.

Contemporary Istanbul,  İstanbul’u geniş bir sanat izleyicisi kitlesinin odak noktası yapıyor.

Contemporary İstanbul 2015’e Galeri İlayda, Lütfi Kırdar Rumeli Salonu A2-405 no’lu standında Atilla Galip Pınar, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Derya Özparlak, Gazi Sansoy, Nurdan Likos, Kerim Yetkin, Mehmet Turgut ve Özcan Uzkur’un Contemporary Istanbul 2015 için özel olarak hazırladıkları eserlerle katılıyor.

Atilla Galip Pınar, eserlerinde varoluş karşısındaki bilgisizliğinin, geçiciliğinin, çaresizliğinin, yalnızlığının ve tutsaklığının farkına varan birey, tedirgin bir ruh haline bürünür ve bu farkındalıkla derin bir yabancılaşmayla yüzleşiyor.. Bu bağlam, sanatçının eserlerinin kavramsal altyapısını oluşturuyor. Yapıtlarında, çoğunlukla bir kutuyu andıran iç mekanlarda, dönüşen insanlar, bağıran, ürkmüş hayvanlar, girift dallar, kökler, ağaçlar… vs. bu altyapıyla örtüşecek şekilde tasvir ediliyor.. Sonuçta, kaotik bir uyumun egemen olduğu, ontolojik düşünce katmanlarından oluşan, güçlü eserler ortaya çıkıyor. Resimlerinde çoğunlukla kendi iç yolculuğunun ve varoluş sorgulamalarının yansımalarını izleyiciyle paylaşıyor. İnsan ve doğa ilişkisini temel alan, duygusal anlamda loş olarak tanımlanabilecek fakat bütünüyle pesimist  olmayan  bir yaklaşımın görüldüğü eserler, özellikle günümüz insanının maddeselliğe indirgenmiş genel bilinç düzeyine eleştiriler yöneltiyor.

Caner Şengünalp, heykeli insan yaşamını süslemek için değil, değiştirmek ve bilgi aktarımını sağlamak için yapan sanatçı, uygulamalarını bu yönde tasarlıyor. Özellikle kentsel mekanlar için heykeli bir mekan kurucu öğe olarak üretir ve mekânsal bağlamın taşıdığı anlamı sorgulayarak, izleyicinin yapıtın aktif bir tamamlayıcısı olmasına, mekânsal belleğin yapıtın oluşum sürecine katılmasına dikkat ediyor. “Maket” ölçeğine indirgenmiş figürler, büyük bir tiyatro sahnesi gibi düşünülen, her gün daha da büyüyen ve dönüşen İstanbul’un birer aktörleri olarak bu dev sahnede yerlerini alıyor.