Bu Blogda Ara

Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2016 Cuma

Mülksüz ve Mülteci Hikâyeleri, DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri'nde Ödülleri Paylaştı

@kanalkultur - DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri sona erdi. Ödüller, mülksüz ve mülteci hikâyelerine..

28 mayıs 2016’da başlayan DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri, 2 haziran 2016 günü COOP’ta yapılan yapılan kapanış töreniyle sona erdi.

Festival bu sene 7 değişik mekânda 80’i aşkın filme, atölye, panel, söyleşi gibi bir dizi yan etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meksika’dan Pakistan’a kadar dünyanın her yerinden 20’ye yakın konuğun katıldığı 9. Documentarist’te 23 tane yerli belgesel de seyirciyle buluştu.

Yarışma bölümünün bulunmadığı ancak yeni yönetmenleri teşvik etmek üzere verilen ve Hollandalı usta Johan van der Keuken’in adını taşıyan Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Selim Yıldız’ın yönettiği “Hatırlıyorum” adlı filmi kazandı. Füsun Demirel, Gürcan Keltek, Suncem Koçer, Enis Köstepen ve Virginia Cromei’den oluşan jüri, filmi “Zor bir coğrafyada çekim yapmanın riskini alıp kamerasıyla doğru yerde, doğru zamanda olmayı başardığı ve çatışma kadar, çatışmanın arkasındaki gündelik hayata yaklaşımındaki hassasiyetinden ötürü” ödüle değer buldu.

Yeni Yetenek Ödülü jürisi ayrıca Ahmet Murat Öğüt, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Emre Yeksan’ın yönettiği “Hoşçakal Lenin” adlı kısa belgeseli “Davetsiz bir misafirin kıyıya vurmasının başlattığı ideolojik tartışmanın absürt boyutlarını mizahla iç içe kolektif bir çabayla anlattığı için” Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu.

1 Nisan 2016 Cuma

35. İstanbul Film Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1982 yılında bir sinema haftası olarak başlayan Türkiye'nin en büyük sinema etkinliği İstanbul Film Festivali, 35. yaşını kutluyor. 35. İstanbul Film Festivali, on ikinci kez Akbank'ın desteğiyle 7-17 nisan 2016 tarihlerinde şehre iz bırakmaya hazırlanıyor.

İstanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatıyor.

Sinema Onur Ödülleri 

İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri 2016'da beş sanatçıya veriliyor. Yeşilçam'ın 'en sevilen kötü kadın' karakterlerini oynayan Suzan Avcı, 200'e yakın filmiyle Yeşilçam'ın en üretken yönetmenlerinden Ülkü Erakalın, Vurun Kahpeye'den Vesikalı Yarim'e birçok önemli filmin yapımcılığını üstlenen Şeref Gür, 50 yıllık kariyerinde her nesli güldüren karakter oyuncusu Perran Kutman ile 60 yılı aşan kariyerinde Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik gibi Yeşilçam'ın en sevilen yıldızlarının sesi olarak hafızalarda yer edinen oyuncu ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm ödüllerini 6 nisan 2016'da Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 35. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni'nde alıyor.

Festival kapsamında Suzan Avcı'nın rol aldığı Atıf Yılmaz'ın yönettiği İki Gemi Yanyana, yönetmenliğini Ülkü Erakalın'ın üstlendiği Gözlerin Ömre Bedel, Perran Kutman'ın rol aldığı Kartal Tibet'in Gırgıriye filmleri de gösteriliyor.

24 Şubat 2016 Çarşamba

Gömülü Hazineler

@kanalkultur - İstanbul Kültür Sanat Vakfı (IKSV) tarafından Akbank'ın desteğiyle gerçekleştirilen 35. İstanbul Film Festivali heyecanı yaklaşıyor. 7 nisan 2016'da başlayacak festival, 35. yılında en yenilerden, gizli hazinelere, keşiflere ve iz bırakan filmlere seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Festivalin 2016'daki yeni bölümlerinden biri 'Gömülü Hazineler' başlığını taşıyor. Alkan Avcıoğlu'nun küratörlüğünü üstlendiği bölüm, sinema tarihinin varlığı az bilinen, yasaklanmış, kaybolmuş, yıllar boyu izleyici karşısına çıkmamış veya literatürde adından hak ettiği kadar bahsedilmemiş filmleri, gömülü olduğu yerden gün ışığına çıkartıyor.

The Hourglass Sanatorium

Hayranları arasında David Lynch, Francis Ford Coppola ve Quay kardeşler gibi isimler bulunan Polonyalı yönetmen Wojciech Has hâlâ şiddetle keşfedilmeyi bekleyen usta bir yönetmen. Yönetmenin 1973 yapımı fantastik ve gerçeküstü sinemanın nadide örneklerinden biri sayılan filmi 'Sanatorium pod klepsydrą / The Hourglass Sanatorium' bölüm kapsamında izleyiciyle buluşan yapıtlardan. Zamanında Polonya'dan yurtdışına çıkarılması yasaklanan 'The Hourglass Sanatorium', gizlice gönderilen kopyasıyla 1973'te Cannes'da gösterildi ve Jüri Özel Ödülü kazandı. 2000'lerde kopyası Martin Scorsese sayesinde restore edilen filmle ilgili olarak Variety'nin efsane eleştirmeni Derek Elley 'Akıllara durgunluk veren bir çalışma, Mahler'in bütün senfonilerinin bir araya toplanmasının sinematografik muadili' diyor. Film, babasını ziyaret etmek üzere sanatoryuma giden bir adamın oda oda gezerken karşılaştığı tuhaf karakterleri, gerçeklikle hayal dünyasını birleştiren anıları, hezeyanları, Polonya'nın geçmişinden imgeler ve sıra dışı müzik bandıyla benzersiz bir sinemasal deneyim sunuyor.

13 Şubat 2016 Cumartesi

Kadın Cinayetleri Önlenebilir: Dayanışma Yaşatır..

@kanalkultur - 'Kadınlar sinema yapıyor' diyerek yola çıkan Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'nin 14. yolculuğu 12 mart 2016'da İstanbul'da başlıyor, 7 şehirden geçerek 30 nisan 2016'ya kadar sürüyor..

14. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 'Kadın Cinayetleri Önlenebilir: Dayanışma Yaşatır' diyerek 12-20 mart 2016 tarihleri arasında İstanbul'da oluyor. Kadınların deneyimleri, düşleri ve ürettiklerini sinemayla / sinemada paylaşmayı sürdüren festival, İstanbul'un ardından 26 - 27 mart 2016 tarihlerinde Hatay'a, 2-3 nisan 2016 tarihlerinde Adana'ya, 9-10 nisan 2016 tarihlerinde Bodrum'a, 16-17 nisan 2016 tarihlerinde Mardin'e, 23-24 nisan 2016 tarihlerinde İzmir'e, 29-30 nisan 2016 tarihlerinde de Van'a gidiyor.

14. yılında dünyanın dört bir yanından, 30 ülkeden 300'e yakın film başvurusu alan, kadınlar ve filmlerini buluşturan festivalde, 70'i aşkın film izleyiciye sunuluyor. Festivalde her yıl yer alan 'Kadınların Sineması' , 'Kendine Ait Bir Cüzdan' ve 'Cins-Cinsiyet-Cinsiyetler' bölümlerine bu yıl 'Kadın Cinayetleri Önlenebilir - Kadın Dayanışması Yaşatır', ♀ Video-Art Seçkisi, 'Kadınlar Vardır' ve iki toplu gösterim bölümleri eklendi. 2015'te aramızdan ayrılan feminist sinemanın ustalarından Chantal Akerman toplu gösterimi İstanbul Modern işbirliğiyle yapılıyor. 'Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da Kadınların Sineması' başlıklı toplu gösterimde ise Fas'tan İran'a dek uzanan coğrafyadan kadın yönetmenlerin filmleri yer alıyor. Film gösterimlerinin yanı sıra atölye, panel, forum ve söyleşilerle de kadınların sözü, deneyimi, katkısı ve gündemi festivalde yer buluyor.

20 Ocak 2016 Çarşamba

Kadir İnanır’a 21. Türkiye Almanya Film Festivali’nin Onur Ödülü Veriliyor

[KanalKultur] - 4 – 13 mart 2016 tarihleri arasında Türkiye Almanya Film Festivali, sinefilleri 21. kez Nürnberg’e davet ediyor. 2016 yılının programının hazırlanması devam ediyor.

Programın önemli bir parçası olan Onur Ödülü’nün sahibi belirlendi. Festival, 2016 yılında oyuncu Kadir İnanır’a sanatı ile Türkiye sinemasının gelişmesine etkin katkısı ve yaşam boyu başarısı için Onur Ödülü’nü veriyor.

Kadir İnanır’a Onur Ödülü 4 mart’ta Tafelhalle Nürnberg’deki açılış galasında takdim ediliyor. İnanır, 5 mart 2016’da Künstlerhaus K4’te 'Karılar Koğuşu' (Yönetmen: Halit Refiğ, TR, 1990) filminin gösteriminin ardından ise seyirciler ile söyleşiye katılıyor.

Kadir İnanır 1968 yılında ilk kez kamera karşısına çıktıktan sonra kariyerinde hızla yükseldi. 182 sinema filmi ve 11 dizinin başrolünü üstlendi. Ataerkil toplumu veya sınıf çatışmalarını konu eden birçok toplumsal siyasi filmde oynayan İnanır, özellikle Atıf Yılmaz, Şerif Gören veya Ömer Kavur'la çalışmaları sonucunda Türkiye’nin siyasi nitelikli sinemasında etkin oldu..

Türkiye Almanya Film Festivali Onur Ödülleri

Kültürlerarası diyaloga katkıda bulunan sanatçılara Türkiye Almanya Film Festivali tarafından verilen Onur Ödülleri:

8 Aralık 2015 Salı

Uluslararası 3. Antakya Altındefne Film Festivali

[KanalKultur] - Antakya'nın tanıtımına katkı sunmak amacıyla gerçekleştirilen Uluslararası Antakya 3. Altındefne Film Festivali 11 - 17 aralık 2015 tarihleri arasında düzenleniyor. Fotofilm Sanat Merkezi ve Adonis Film tarafından koordine edilen festival; Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yanı sıra, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve Samandağ Belediyesi gibi belediyeler tarafından da destekleniyor.

Festivale 95 sinema sanatçısının katılması bekleniyor. Festival süresince uzun metraj, belgesel, kısafilm, sinema atölyesi, oyunculuk atölyesi, okullara workshop ve paneller düzenleniyor.

Festival kapsamında "Ulusal Uzun Metraj Film" kategorisinde; Bir Varmış Bir Yokmuş [Kazım Öz], Misafir [Mehmet Eryılmaz], Eksik [Barış Atay], Kar Korsanları [Faruk Hacıhafızoğlu], Yeni Dünya [Caner Erzincan], Saklı [Selim Evci], Aşkı Suzan [Murat Tüter], Çekmeceler [Caner Alper - Mehmet Binay], Dolanma [Tunç Davut], Kümes [Ufuk Bayraktar], Kasap Havası [Çiğdem Sezgin] yer alıyor.

5 Aralık 2015 Cumartesi

Mülteciler, Tanıklıklar... Hangi İnsan Hakları?

"Evden taşınmanın nasıl bir çile olduğunu hepimiz biliriz. Hele bu taşınmaya hazırlıksız yakalanmışsak... Bir süreliğine de olsa gündelik düzenimizden olmak, eşyaları toparlamak, sokağımızdan, komşularınızdan kopmak, aşina olduğumuz bakkala veda etmek bile zor gelir.

Bir de sadece evinizi veya yaşadığınız şehri değil, bir anda yurdunuzu –üstelik rızanız dışında- terk ettiğinizi düşünün. Varınızı yoğunuzu geride bıraktığınızı, ana dilinize, dostlarınıza, akrabalarınıza, alışık olduğunuz yemeklere, çocukluk anılarınıza, kısacası o ana kadar sizi siz yapan hemen her şeye veda etmek zorunda kaldığınızı, belki yıllarca belki de hiçbir zaman dönmemek üzere yola çıktığınızı tahayyül edin. Dahası bu yolculuğun tehlikelerle dolu olduğunu, yol boyunca kimi zaman hayatınızı riske edeceğinizi, geleceğe dair en ufak bir güvenceden yoksun olarak hayata devam etmek zorunda kalacağınızı...

Mültecilik işte böyle bir insanlık hali. Ve ne yazık ki istisnai değil, şu anda dünyamızda milyonlarca insanın içinde yaşadığı bir durum." [Necati Sönmez]

7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 5-9 aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da, ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’de!

Documentarist’in düzenlediği Hangi İnsan Hakları? Film Festivali 5-9 aralık 2015'te 7. yılını kutluyor.

Ana temasını mültecilere ayıran festival, İstanbul’un ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’ye de uğruyor.

Günümüzün en yakıcı sorunlarından biri olan ‘mültecilik’ olgusunu 2015 teması olarak belirleyen festivalin programında Direniş Öyküleri, Kadın Hakları, İklim İçin, Yüzleşme, Hayvan Hakları gibi başlıklar altında 40’tan fazla belgesel sunuluyor.

30 Nisan 2015 Perşembe

İşimiz Gücümüz Yaşamak: İş Cinayetleri, İşçi Filmleri Festivali'nde

İşçi Filmleri Festivali, iş cinayetlerini görüyor, gösteriyor!

10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1 - 10 mayıs 2015 tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor!

İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı festivalde bu yıl “İşimiz Gücümüz Yaşamak” teması ile toplam 75 film gösteriliyor.

2 mayıs 2015 cumartesi, saat 19.00’da Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’ndeki açılış gecesini Funda Eryiğit sunuyor. Gezi direnişinde milyonların müziği ile tanıştığı Hakan Vreskala’nın ezgilerinin eşlik edeceği gecede bir set işçisine plaket veriliyor. Sinemacıların sansür mücadelesini anlatan “Yollara Düştük” belgeseli festivalin açılış filmi ve sansüre direnen sinemacılar sahneye davet ediliyor.

10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 4 şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa çıkıyor ve gösterimler her yıl ki gibi ücretsiz...

Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve Türkiye'de işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival,  DİSK / Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-iş, DİSK / Birleşik Metal-iş, DİSK/Basın-iş, Türk-iş / Petrol-İş ,Türk-iş / Tek Gıda-iş, Türk-iş /  Kristal-iş,  KESK / SES , TTB,  Halkevleri , Sendika.Org ve ÇapulTV tarafından düzenleniyor.

4 Mart 2015 Çarşamba

Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması: 13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali

13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali’nin 2015 yılı programı ve Altın Bamya adayları açıklandı. Bu yıl "Kadınların Sineması, Kadınların Direnişi, Direnişin Sineması" temasıyla düzenlenen festival 13 Mart 2015'te, İstanbul’da başlıyor; 27 Nisan’a kadar, 6 ayrı şehirde sürüyor.

Gezici festival 13-22 Mart’ta İstanbul’da, 28-29 Mart'ta Denizli'de, 4-5 Nisan'da Muğla-Bodrum'da, 11-12 Nisan'da Diyarbakır'da, 18-19 Nisan'da Adana'da, 25-26 Nisan'da İzmir'de...

13. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 13 Mart 2015 Cuma günü, saat 19:00’da Galatasaray Meydanı’ndan Pera Müzesi’ne yapılacak Festival Yürüyüşü ile başlıyor. Festivalde 25 ülkeden, 61 film gösteriliyor. Filmler 'Kadınların Sineması', 'Margarethe von Trotta Toplu Gösterimi', 'Nahid Persson Sarvestani Toplu Gösterimi', 'Kendine Ait Bir Cüzdan', 'Cins, Cinsiyet, Cinsiyetler' ve 'Bedenimiz Bizimdir' adında altı ayrı bölümde seyirciyle buluşuyor. Festival bu yıl önemli konukları da ağırlıyor. 1975'ten bu bu yana çektiği filmlerde güçlü kadın karakterler yaratan Margarethe von Trotta ile buluşma 17 Mart Salı günü İstanbul Modern'de...

Pera Müzesi’nde Mor Kamera Umut Veren Kadın Sinemacı Ödülü’nün de verileceği açılışta "Arkadaşımı Merak Ediyorum" filmi gösteriliyor. Üç yıldır, hem film çözümleri hem de film üretiminde kadının temsili, toplumsal cinsiyet ve eşitlik, pozitif ayrımcılık gibi konularda atölye çalışmaları yapan Bağımsız Kadın İnsiyatifi'nin ilk filmi olan "Arkadaşımı Merak Ediyorum", Gezi Direnişi’nden sonra İzmir’de tutuklanan kadın direnişçilerle dayanışma amacıyla yürüttükleri kampanyayı anlatıyor.

28 Şubat 2015 Cumartesi

Akbank 11. Kısa Film Festivali

Türkiye’de kısa film alanında platform oluşturma hedefiyle yola çıkan ve alanında öncü etkinliklerden biri haline gelen Akbank Kısa Film Festivali, 16 - 26 mart 2015 tarihleri arasında 11. kez düzenleniyor. 10 gün boyunca yurt içi ve yurt dışından geniş katılımlı atölye çalışmaları ve söyleşileriyle sinemaseverlere keyifle izleyecekleri bir program sunan ve ilk kez hayata geçirilen uluslararası yarışma kategorisi “Dünyadan Kısalar” bölümü ile kapsamını daha da genişleyen Festival’e Papua Yeni Gine’den Meksika’ya, İskoçya’dan Suriye’ye dünyanın farklı bölgelerindeki 37 ülkeden toplam 712 kısa film başvurdu.

11. Akbank Kısa Film Festivali’nin “Festival Kısaları”, “Dünyadan Kısalar”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Yarışma Dışı Seçki” ve “Özel Gösterim” bölümlerinde bu yıl 23 ülkeden toplam 86 kısa film ve 2 uzun metraj film seyirciyle buluşuyor.

11. Akbank Kısa Film Festivali programında bu yıl da söyleşi ve atölye çalışmaları ağırlıkta. Berlin Film Festivali Kısa Film Bölümü Küratörü Maike Mia Höhne, “Uluslararası Festivallerde Kısa Filmler” başlığı altında bir söyleşi ile Festival’de. Festival’in "Deneyimler" bölümü, uzun metraj filmleri ile Cannes ve Venedik gibi festivallerden ödüller kazanmış ünlü yönetmen Jessica Woodworth’ı ağırlıyor. Festivalde Woodworth, son filmi “Beşinci Mevsim”in gösteriminin ardından Akbank Sanat’ta sinemaseverlerle buluşuyor.

11 Aralık 2014 Perşembe

Başrolde İşçiler ve Göçmenler - 6. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali

Documentarist tarafından İstanbul'da düzenlenen Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 13-17 aralık 2014 tarihleri arasında altıncı kez gerçekleşiyor. Her sene belli temalara odaklanan festival programının bu seneki ana temaları, 'iş cinayetleri' ve 'göçmenlik' (yerinden edilmiş insanlar) olarak belirlendi. Festival programında Gezi belgesellerine de özel bölüm ayrılıyor.

Madenciler başta olmak üzere işçileri konu alan pek çok filmin gösterileceği festivalde, sinema tarihinin önemli ustalarından Georg Wilhelm Pabst'ın 1931 tarihli yapıtı "Maden Trajedisi" (Kameradschaft) ile Ertem Göreç'in "Karanlıkta Uyananlar" (1964) adlı filmlerine özel gösterim yapılıyor. Program, ayrıca Türkiye'deki işçilerin yaşam ve çalışma koşulları üzerine yapılmış bir dizi belgesel ve kurmaca film içeriyor.

Çağımızın en kangren sorunlarından biri olan 'yerinden edilmişlik' konusu da festivalde bir dizi film ve bir panelle ele alınıyor.  Bu bölümdeki filmler, başta Suriye ve Filistin halkları olmak üzere, savaş, yoksulluk veya siyasi görüşleri nedeniyle yerini yurdunu terk eden insanların öykülerine odaklanıyor. 6. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali kapsamında Çağımızın Yerinden Edilmiş Halkları: Filistinliler ve Suriyeliler başlığı altında, bu ülkelerden sığınmacıların katılımıyla bir de yuvarlak masa toplantısı gerçekleştiriliyor.

Geçen sene de festivalde yer bulan Gezi direnişi seçkisi, bu yıl yeni filmlerle devam ediyor. Seçkide bir kaç yeni belgeselin yanı sıra, Reyan Tuvi'nin Antalya Altın Portakal Film Festivali programından çıkarılması büyük tepkilere yol açan "Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek." adlı filmi bir kez daha seyirciyle buluşuyor.

Hangi İnsan Hakları? Film Festivali'nin geleneksel etkinliklerinden olan Video-Eylem Atölyesi yeni bir içerikle geçekleşirken, video-eylem tarzında üretilen film örnekleri festival boyunca 'Tanıklıklar' başlığı altında bir ekranda gösteriliyor. Festival kapsamında ayrıca Alternatif Kentsel Gelecekler konulu bir atölye ile Müşterek Alanların Geri Kazanımı başlıklı bir seminer düzenleniyor.

Festivalin geleneksel bir etkinliklerinden olan ve yıl içinde çeşitli kentlerde gerçekleştirilen Çocuklarla Atölyeler devam ediyor. Festivalin hemen ardından, çocuk atölyesi gönüllüleri Urfa'da Suriyeli çocuklarla, Soma'da da madenci ailelerin çocuklarıyla video ve sanat atölyeleri gerçekleştiriyor.

6. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali'nin SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı, Tütün Deposu ve SALT Galata'da gerçekleşecek film gösterimleri ve tüm etkinlikleri ücretsiz olarak izlenebilir.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Alternatif Medya Deneyimi: 9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali - Her Yer Festival Her Yer Direniş

9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1-8 mayıs 2014 tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor!

İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır'da eş zamanlı olarak gerçekleşen festivalde bu yıl "Her Yer Festival Her Yer Direniş" teması ile 17 farklı ülkeden toplam 77 film gösterilitor.

Festivalin ana karakterleri Karagöz ve Şarlo, 2014'te yanında iki tanıdık dostla Haziran Direnişi'ne selam veriyor. Aydan Çelik'in illüstrasyonları ile V For Vendetta filminin karakteri ünlü maskesi ile Guy Fawkes ve Haziran Direnişi'nin sembollerinden birisi olan Kırmızılı Kadın, Karagöz ve Şarlo ile beraber dünyadan direniş filmlerini, Gezi filmlerini ve emekçilerin öykülerini beyazperdeye taşıyor.

9. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 4 şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa çıkıyor ve gösterimler her yıl olduğu gibi ücretsiz...

Türkiye'den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve ülkemizde işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival,  DİSK / Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-İş, DİSK / Birleşik Metal-İş, DİSK/Genel-iş, DİSK/Basın-iş, Türk-İş / Petrol-İş , Türk-iş / TekGıda-İş, Türk-iş /  Kristal-İş, KESK / SES , TTB,  Halkevleri , Sendika.Org ve ÇapulTV tarafından düzenleniyor.

Uluslararası Konuklar

Festivalin bu yılki uluslararası konukları 'İngiliz İşçi Sınıfının Durumu' filminin İngiliz yönetmeni Michael Wayne ve 'Elif'in Erkekleri' filminin Alman yönetmenleri Markus Fiedler ve Kirstin Krüger. Yönetmenlerle İstanbul'da özel gösterimlerle söyleşiler de gerçekleşiyor..

Zengin Film Programı

Festival süresince 25 adet uluslararası, 52 adet de Türkiye'den olmak üzere toplam 77 adet uzun ve kısa kurmaca, belgesel film seyirciyle buluşuyor.

16 Şubat 2014 Pazar

Uyuyan Güzel - Cüretkar Bir Kadın: Catherine Breillat, altı filmiyle 12. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'nde!

Cüretkar Bir Kadın: Catherine Breillat, altı filmiyle 12. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'nde!

15 mart 2014 tarihinde İstanbul'da başlayacak 12. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, günümüz sinemasının en tartışmalı ve cüretkar kadın yönetmenlerinden Catherine Breillat'yı altı filmiyle konuk ediyor.

Yazar, romancı Catherine Breillat sadece Fransız sinemasının değil, günümüz sinemasının da en çok tartışılan, en ayrıksı isimlerden biri. "Erkeklerin röntgenci hazzına sunulan kadın bedenleri"yle neredeyse yüz yılını geçirmiş eril sinema geleneğini alt üst etmezden çok önce, yazarlık kariyerine başlayan Breillat'ın 17 yaşındayken yazdığı ilk romanı L'homme Facile (Hafifmeşrep Erkek), çıkar çıkmaz +18 aldı.

Breillat sinemaya 1972 yılında Bertolucci'nin Paris'te Son Tango filminde oynayarak girdi. 1975'te ise kendi romanı Le Soupirail (Bodrum penceresi) Une Vraie Jeune Fille (Gerçek Bir Kız) adıyla sinemaya uyarladı. Filmin seyirciyle buluşabilmesi 2000 yılında mümkün oldu.

Filmlerinin bir çoğu yasaklanan veya 18+ olarak sınıflandırılan Breillat, arzu/haz ikilisinin kıskacındaki bedenleri ve cinselliği parçalayarak, kadın cinselliğini görsel haz nesnesi olmaktan çıkarıp tabuları ve alışkanlıkları yerle bir ediyor. Provokatif sinema dilini kurmada en olmadık yöntemleri deniyor.

Sanatçıların 'gösterilebilir' olmayan imgeleri gösterme zorunluluğu olduğuna inanan Breillat'ın, sarsıcı, sert sinema dilinin seveni kadar sevmeyeni de var. Her durumda sinemanın sınırlarını bu denli zorlaması, kadınların sınırsız, kuralsız yaratıcılık serüvenine gözü kara cesaretin eklemlenebileceğine güzel bir örnek…

15 Ocak 2014 Çarşamba

Vicdan Filmleri

Hrant Dink Vakfı'nın Hrant Dink'in "Sağduyunun, vicdanın sesi suskunluğa mahkûm edildi, şimdi o vicdan çıkış yolu arıyor" cümlesinden ilham alarak düzenlediği Vicdan Filmleri Uluslararası Kısa Film Projesi'nin 2013 döneminde seçilen 21 film 16 ocak 2014 günü 19.30'da İFSAK'ta gösteriliyor.

Kurulduğu günden bu yana Türkiye'de fotoğraf ve sinema üretiminin artması, yeni fotoğraf ve sinema sanatçılarının yetişmesi için çaba gösteren İFSAK, Hrant Dink Vakfı'nın Vicdan Filmleri Uluslararası Kısa Film Projesi'ne destek veriyor.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nde sonuçlarını ilan edilen Vicdan Filmleri 2013'e Türkiye içi ve dışından, toplam 38 adet 'vicdan' konulu kısa film katıldı.

Vicdan Filmleri projesinin jüri üyeleri Ahmet Boyacıoğlu, Cem Mansur, Petros Markaris, Rakel Dink, Susanna Harutyunyan, Thomas Balkenhol ve Yeşim Ustaoğlu'nun oylamaları sonucunda ilk 21 film seçildi.

Jüri oylamaları sonucunda ilk 21 film (puan sıralamasına göre) şu şekilde belirlendi:

3 Ocak 2014 Cuma

Yakın Tarihten Notlar: Göç Yolları

[KanalKultur] - Kırkayak Sanat Merkezi Sinema Atölyesi'nde 2013'ün ilk teması "Göç"tü.

Kırkayak Sanat Merkezi Sinema Atölyesi, ocak 2013 boyunca "Göç Yolları" başlığı altında göç ve sığınmacı temalı filmleri, ücretsiz olarak, seyirciyle buluşturdu. Ocak 2013 seçkisinde; göçmen, sığınmacı ve mültecilerin yaşamlarını konu alan filmler yer aldı.

Savaşlar, doğal afetler ve etnik nedenlerle yaşadıkları yerleri terk eden insanlar, yanı başımızda, çok zor koşullarda, yaşamaya çalışıyorlar. Yeterli beslenemiyor, sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayamıyor, eğitim göremiyor, dışlanıyor ve türlü ayrımcılık ve istismarlara maruz kalıyorlar. Günümüzde milyonlarca savaş mağduru kişi, evleri saydıkları bir ülke ya da yerden ayrılmak zorunda kalıyor. İnsanlar ailelerinden ayrılıyor ve evlerini acı, korku ve umutsuzluk içinde terk etmeye sürükleniyor. Daha önemlisi sığındıkları yerlerde de bu insanlar "saygı" görmüyorlar.

İnsanların bilinmeyene yolculuk yapmasını, umut ve umutsuzluğu yüreğinde aynı anda taşımasını merkezine alan filmler 2013 ocak ayında "Göç Yolları" başlığı altında gösterildi...

2013 ocak programını 'yurdundan sürgün bütün çocuklara' adayan, Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Gaziantep'te faaliyet gösteriyor. Film festivali, film gala - gösterimleri, söyleşiler, fotoğraf sergileri ve atölye çalışmaları gibi kültür sanat etkinliklerini gerçekleştiriyor. Dernek, aynı zamanda, "Ortadoğu Kültürel ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi" adıyla, Gaziantep'te Ortadoğu konulu kültürel ve toplumsal çalışmalar yapmayı hedefleyen, bir merkezin kuruluşunu tamamlamaya çalışıyor. [KanalKultur]

"Göç Yolları" / ocak 2013; Kırkayak Sanat Merkezi, Kırkayak Kültür Sanat ve Doğa Derneği, Akyol mah. Şaban sok. No:36, Şahinbey - Gaziantep; Tel.: (0342) 230 74 54

2 Ocak 2014 Perşembe

Aylin Dağsalgüler: Gitmek: Benim Marlon ve Brandom - Yönetmen: Hüseyin Karabey

[KanalKultur] - 4 şubat 1970 doğumlu Hüseyin Karabey, Pertevniyal Lisesi'nden mezun olduktan sonra Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat bölümüne girdi, 4. yılın sonunda okuldan ayrılarak sinema yapmaya karar verdi. Mezopotamya Kültür Merkezi'nde sinema bölümünü kurdu. Ardından Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sinema-TV bölümüne girdi ve bitirdi.

Eserleri

Uzun metraj

Gitmek: My Marlon And Brando-2008

6. New York Tribeca Film Festivali, En İyi Yönetmen
27. İstanbul Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu
14. Sarajevo Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu
45. Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yard. Erkek Oyuncu-Volga Sorgu
15. Adana Altın Koza Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu
25. Jerusalem Film Festivali, Fipresci Ödülü
5. Yerevan Film Festivali, Fipresci Ödülü ve Ekümenlik Jüri Özel Ödülü
21. Tokyo Uluslararası Film Festivali, En İyi Asya-Ortadoğu Filmi
Borderlands-4Film Festival, En İyi Film

Yönetmenliğini yaptığı belgeseller

Etruş Kampı-1996

Kuzey Irak'taki Etruş kampında yaşayan Kürt kökenli Türk vatandaşlarının kamptaki yaşantıları ve göç nedenlerini anlatıyor.

29 Aralık 2013 Pazar

Pelin Erdal: Babam Askerde ve Büyük Adam Küçük Aşk Filmleri ile Handan İpekçi

Yönetmen, Yapımcı ve Senarist Olarak Handan İpekçi

Hukukçu bir babanın kızı olan Handan İpekçi 1956 yılında Ankara'da doğar. Babasının görevi nedeniyle Türkiye'nin çeşitli şehirlerini dolaşır ve 1993 yılında, Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nu kazanarak Ankara'ya geri döner. Ancak 1996 yılında evlenerek İstanbul'a yerleşir ve okulunu yarım bırakır.

Handan İpekçi, Semire Ruken Öztürk'ün "Sinemanın Dişil Yüzü" adlı kitabından o dönemi şöyle anlatmaktadır;
"Okulu bırakmak gibi bir niyetim yoktu aslında. Dışarıdan sınavlara girip bitiririm diye düşündüm. Fakat biz o dönem de her şeyimizi ertelemiştik, biliyorsunuz 80 öncesi gençlik nasıl bir ortam içerisindeydi. Biz de sol taraftan bakıyorduk ve sol taraf içersindeydik. Bir şekilde Türkiye'nin kurtuluşundan sonraki döneme, özel hayatlarımızda dâhil olmak üzere her şeyi ertelemiştik. Evlenip geldim. Fakat benim düşündüğüm gibi olmadığını gördüm. 1980'de askeri darbe oldu. İki buçuk yıl eşimin tutukluluğundan dolayı tutukevi ziyaretleri oldu. Ve ben o tutukevi ziyaretlerinden, eşimin serbest kalışından sonra, kendimle yüz yüze geldiğimde, baştan hiç düşünmediğim bir konuma buldum kendimi. Her ne kadar bir kadın örgütlenmesi içinde olsanız da, politik mücadeleye bulaşsanız da, benim geldiğim nokta tipik bir ev kadını modeliydi. Çocuk bakıyordum, yemek pişiriyordum, çamaşır yıkıyordum…"[1]
1980 öncesinde çeşitli kadın derneklerinde çalışan ve politik mücadele içinde yer alan İpekçi, 12 Eylül darbesini takip eden süreç içinde bir iç hesaplaşma yaşar. Darbenin yarattığı yıkım ve yaşanan hayal kırıklıkları sonucunda bir karar alır. Aldığı kararla birlikte Ankara'ya ve çıkan af sonucunda da okuluna geri döner. Okula başlarken sinema yapmayı hedeflemediğinden TRT'de "Hanımlar Sizin İçin" programında asistanlıkla işe başlar. Uzunca bir zaman TRT'nin çeşitli dizilerinde asistanlık yaptıktan sonra ilk yönetmenlik denemesini 1993 yılında, senaryosunu şair Yaşar Miraç'ın yazdığı "Kemençenin Türküsü" adlı belgeselle gerçekleştirir.[2]

Yönetmenliğe böylece giriş yapmış olan Handan İpekçi, yine aynı yıllarda ilk uzun metrajlı film projesi olan "Babam Askerde" için yapımcı aramaya başlar. Bu süreç İpekçi için oldukça zorlu olacaktır.

19 Aralık 2013 Perşembe

Bir Hurdacının Hayatı | Epizoda u Životu Berača Željeza

"Bu film, gerçek olayları beyazperdeye taşımaktadır. Filmin asıl amacı, Bosna Hersek'te, Roman toplumu özelinde azınlıkların maruz kaldığı ayrımcılığı göz önüne sermektir. Aramızda iyi insanlar olduğu sürece hiçbir sistem insanlık dışı değildir." [Danis Tanovic]

Olağanüstü bir cesaret ve umut öyküsü anlatan, Danis Tanovic'in bu son dramının kahramanları, kendilerini oynayan amatör oyuncular...

Nazif hurda demir toplayarak hayatını güç bela kazanmaktadır. Eşi düşük yaptığında hastane, bebeğin alınması için gereken ameliyat için o kadar yüksek bir meblağ talep eder ki, sigortaları olmadığı için ameliyat olmadan kasabalarına dönmek zorunda kalırlar. Belli ki Nazif on gün boyunca daha çok çalışarak eşinin hayatını kurtarmak için daha fazla hurda demir toplayacaktır...

Nazif ve eşi Senada, on gün boyunca çağdaş dünyanın her türlü baskısına ve umursamazlığına maruz kalacaklardır.

Danis Tanovic'in 2001 yılında Oscar alan filmi "No Man's Land" | "Tarafsız Bölge" ve "Cirkus Colombia" | "Güzel Bir Hayat Düşlerken" ile "Hell" | "Cehennem"i izleyen bu dokunaklı dramı, şubat 2013'te yapılan Berlinale'de prömiyerini gerçekleştirdi.

Bir Hurdacının Hayatı | Epizoda u Životu Berača Željeza - Yönetmen: Danis Tanovic; Oyuncular: Senada Alimanovic, Nazif Mujic, Sandra Mujic, Semsa Mujic; Bosna Hersek - Fransa - Slovenya; Boşnakça; Türkçe altyazılı, Renkli, 2013, 74'

10 Aralık 2013 Salı

#DirenİnsanHakları! - 5. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali'nin Teması Direniş

[KanalKultur] - Hangi İnsan Hakları? Film Festivali'nin 5'incisi 14 - 18 aralık 2013'te #direniş temasıyla gerçekleşiyor. Dünyanın her köşesindeki hak ihlallerini konu alan pek çok filmin ve konuğun katılımıyla gerçekleşecek olan festivalin posteri boş bir çerçeveden ibaret...

Documentarist ekibi tarafından gerçekleştirilen Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 14 - 18 aralık 2013 tarihlerinde 5. yılını kutluyor. Ana teması #direniş olarak belirlenen festivalde Gezi Parkı direnişi ile ilgili filmlere geniş bir bölüm ayrılıyor.

Bu seneki festival programında ayrıca göçmenlik, kadın hakları, ekoloji gibi temalara değinen 40'a yakın film yer alıyor. Hafta boyunca bir çok yan etkinliğin yapılacağı festivalde gösterim ve etkinlikler Salt Beyoğlu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekânı, Dutch Chapel, Tütün Deposu ve Cezayir Salonu'nda gerçekleşiyor.

2013 yılı festival posteri, 'direniş' ruhuna uygun olarak, herkesin kişisel yaratıcılığına açık olarak tasarlanmış. Festival dileyen herkesi, çerçeve içinde beyaz bir zemin olarak basılan posterin içini #bencedireniş hashtag'ine uygun biçimde doldurmaya ve son halinin fotoğrafını sosyal medyafda paylaşmaya davet ediyor.

Festivalde seyirciyle ilk kez buluşacak olan başlıca filmler arasında, Suriye'deki bir Filistin kampındaki gençlerin hayatına odaklanan "Yarmouk'un Gençleri" (The Shebabs Of Yarmouk, Axel Salvatori-Sinz); genç kuşağın umutsuzluğunu şiirsel bir dille anlatan bol ödüllü Gürcistan filmi "Her Şeyi Yok Eden Makine" (The Machine Which Makes Everything Dissapear, Tinatin Gurchiani); Hırvatistan'da üniversitelerin özelleştirilmesine karşı patlak veren öğrenci eylemlerini ve kitlesel boykotu ele alan "Kuşatma" (Blockade, Igor Bezinović); ABD'deki hapishanelerde ağır mahkumların sanatla ayakta durma çabasını konu alan ve İsveç'te yılın en iyi belgeseli seçilen "Geceleri Uçarım" (At Night I Fly, Michel Wenzer); Afganistan'daki kadın mahkumların durumunu gözler önüne seren "Parmaklıklar Arkasında Burkasız Yaşam" (No Burqas Behind Bars, Nima Sarvestani); Capo Verde'de endüstriyel balıkçılığın mahvettiği denizleri konu alan "Kum Taneleri" (Sandgrains, Jordie Montevecchi-Gabriel Manrique) gibi önemli filmler yer alıyor.

Türkiye'den ise hayvan haklarından etnik azınlıklara kadar uzanan bir konu yelpazesi sunan, "Taşkafa: Bir Sokak Hikayesi'' (Andrea Luka Zimmerman), "ODTÜ Ayakta" (Film Kolektifi), "Hay Vay Zaman" (Nezahat Gündoğan), "Kıyı Kıyı" (Özlem Sarıyıldız), "Antigoni Küçük Adamız Hayatımız" (Nilüfer Uzunoğlu), "Termik İstemeyruk" (Caner Özdemir), "Bir Fincan Türk Kahvesi" (Nazlı Eda Noyan-Dağhan Celayir), "Mazgal" (Cemil Oğuz) başta olmak üzere geniş bir seçki yer alıyor.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Yol'un Yolcularının Öyküsü: Bir Ses Böler Geceyi

[KanalKultur] - Fırtınalı gecenin karanlığında bir yol, bir kaza, boş bir mezar ve bir ses... Bir hayat bilançosu... Hayatta bize yol gösteren değer yargılarımızın, bizi biz yapan inançlarımızın ve eylemlerimizin bilançosu...

Ahmet Ümit'in "Bir Ses Böler Geceyi" adlı romanından yönetmen Ersan Arsever'in sinemaya aynı adla uyarladığı film Tokat Zile'nin bir Alevi köyünde geçiyor.

Yağmurlu bir gecede yaptığı kaza sonucu kendisini bir cemin içinde bulan Süha ve Hakk'ı ararken Hakk'a yürüyen İsmayil'in kesişen yaşamlarının ele alındığı film, Alevilerin 'Ölmeden evvel ölmek' olarak tanımladıkları "Görgü Cemi" etrafında, insanın kendisini sorgulamasını anlatıyor. İsmayil'i tanıdıktan sonra kendi benliğini sorgulayan Süha'nın gözünden yansıyanlar... İnsan-ı Kâmil, Hakk, Hz. Hızır, görgü, dede, talip, zakir, değnekçi, yolcu...

Süha, Üniversite için Zile (Tokat) civarındaki köylerde araştırma yapmaktadır. Fırtınalı bir gecede, hocasını karşılamağa giderken, arabası yolda kayarak duvara çarpar. Kazanın şokuyla cipten sarsılmış, yarı şuursuz çıkan Süha, hayal meyal korkutucu mezar taşları görüp kendinden geçerek yola yığılır.

Kendine gelince en yakın köye yardım istemeye giderken boş bir mezar görüp korkar. Köye bu korku ile girer; üstelik kimse çağırısına cevap vermez. Sanki evler boş gibidir. Nihayet bacasından duman çıkan bir ev fark eder. Yaklaşıp pencereden baktığında bütün köy halkının burada toplandığını görür. Duyduğu konuşmalardan burasının cem evi olduğunu anlar.

Alevi köylüler Dede ve Sofuların etrafında görgü cemi için toplanmışlardır. Bektaş Sofu, görgüye, erkan icabı, Hüseyin Dede ile başlar. Dededen şikayeti olanların konuşmasını ister. Bunun üzerine içeri bir tabutun getirilmesi olağanüstü gergin bir ortam yaratır. Ali Rıza ve Fatma, yanlarında gelinleri Gülizar ile oğulları İsmayil'in tabutunun yanına gelirler. Ali Rıza, intihar eden ama iyi bir Alevi olan oğlunun dualanmasını yapmadan gömen Hüseyin Dede'nin ve Bektaş Sofu'nun hesap vermesini ve İsmayil'in dualanarak gömülmesini ister. Hüseyin Dede ve Bektaş Sofu, Hakk'ın verdiği canı alarak büyük günah işlediği için İsmayil'i dualamadıklarını ve bugün de dualamayacaklarını söylerler.