Bu Blogda Ara

Aydan Birdevrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aydan Birdevrim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2016 Cuma

Aydan Birdevrim'le Zamana Yolculuk

[KanalKultur] - Teknolojik gelişme sonucunda değişime uğrayan kültürle birlikte doğal olarak daha önce insanın yaşamına giren nesnelerin yerini çağdaşları alıyor. Uzun süre görülmeyen, duyulmayan, konuşulmayan, dokunulmayan nesneler, zamanla unutuluyor.

Aydan Birdevrim, eğitimci ve sanatçı olarak kaybolmuş ya da kaybolmaya yüz tutmuş eserleri, el sanatlarını, gelenekleri tekrar yaşatmak, dün olmadan bugün, bugün olmadan yarın olamayacağı için onları yeni nesillere tanıtmak gerektiğine inanıyor. Bunu yaparken geçmişe özlem içinde düne takılı kalmadan, büyük emeklerle tarihsel süreçte gelişmiş desenlerin, formların deforme edilmeden kullanılmasını vurguluyor; yanlış restorasyonlara dikkat çekmek için, yeni formlar üzerinde desenleri yorum getirmeden kullanıyor.

Aydan Birdevrim'in, 'Zamana Yolculuk' ismini verdiği ve 5 ocak - 5 şubat 2016 tarihleri arasında Gölcük Belediyesi Sanat Galerisi'de sanatverserlerle buluşan sergisinde, eserlerin ana temasını Anadolu kapı tokmakları, minyatürler, çeşitli dönemlere ait çiniler ve gelenekler oluşturuyor.

1981'de beri seramik sanatıyla, son yıllarda da camla uğraşmakta olan sanatçı, camın transparan ve yalın görünüşüne karşın soğuk görünümünden kurtarmak için onu Osmanlı desenleriyle bütünleştirmeye çalışıyor. Böylelikle sıcak ve soğuk dengeyi sağlayarak, camın şeffaflığında desenleri görmek istiyor. Sanatçı, seramik eserlerinde eski ahşaplar, paslı demirler ve zincirlerle birlikte kilitler kullanarak, kapı tokmağının kendi özünü vurguluyor. Kapı tokmaklarının kendine özgü dilini eserlerinde gizemli mesajlar vererek, Anadolu insanının anlatmak istediği ince detayları, inançlarını, korkularını sosyal ve ekonomik yönünü gizemli bir şekilde kapılara yansıtmış olduğu duyarlılığı seramik ve camda yeni formlarda yaşatıyor.

29 Ekim 2013 Salı

Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han, Seramiğe Konu Oldu



 
[KanalKultur] - Matrakçı Nasuh, 15. yüzyılın son çeyreği ile 16. yüzyılın ortaları arasında yaşadığı ve asıl adının Nasuh b. Karagöz olduğu ileri sürülen Osmanlı tarihçisi ve metematikçisi. Dedesinin Sarabosna'da doğduğu ve bir Yeniçeri devşirmesi olarak görev yaptığı da dile getiriliyor. Matrakçı'nın savaş eğitimi aldığı savaş oyunları ve silahları konusunda uzman olduğu, Kanuni Sultan Süleyman tarafından bu nedenle ödüllendirildiği de ifade ediliyor.

Hayatı ve eserleri hakkında henüz yeterli bilgi bulunmuyor. Aynı zamanda nesih yazı stilinde değişiklikler yapan, divanî yazı stilinde önde gelen isimler arasında yer alan ünlü bir hattat. Kendine has üslubuyla, eserlerinde var olan minyatürlerle bir döneme görsel olarak da ayna tutuyor. Eserlerinde yeryüzünün kuşbakışı görünümünü resmediyor. Buna karşın şekilleri tepeden değil, sanki karşıdan görüyormuş gibi çiziyor. Bu resimlerde kuş ve tavşan gibi hayvanlar olsa da insanlar asla belirmiyor. Şehirlerdeki binalar tek tek seçilebiliyor.[*]

Matrakçı, Mecmaü't-Tevârih adıyla Taberî Tarihi'ni Türkçe'ye çevirmiş. Kanuni Sultan Süleyman'ın Irak seferini "Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han" ismiyle kaleme almış. Bilinen kitapları arasında Cemâlü'l-Küttâb, Kemâlü'l- Hisâb, Umdetü'l-Hisâb, Mecmaü't-Tevârih, Süleymannâme, Fetihname-i Karabuğdan, Beyan-ı Menazil-i Sefer-ul Irakeyn ve Tuhfet-ul Guzat bulunuyor.

16 Ekim 2013 Çarşamba

Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar

[© Aydan Birdevrim - KanalKultur] - Mimarlık yapısı sadece üstü örtülmüş duvarlarıın hapsettiği barınacak yer değildir. Birtakım yollara başvurularak daha hareketli, daha yaşamı güzelleştirecek biçimlere ulaştırılabilir. Bunun çeşitli örneklerinden biri de kapı tokmaklarıdır.

Kapıyı çalıp ziyareti evdekilere haber vermeye, tutup çekerek kapatmaya yarayan halka ve tokmaklar; yalnızca fonksiyonlarıyla değil, estetik değerleri bakımından da bir devrin sanat görüşünü, anlayışını dile getiren eserlerdir.

Tokmak adını verdiğimiz aksam, belirttiğimiz gibi ses duyurmada kullanılır.

Tek parçadan oluşan tokmak, köçek adı verilen bağlantı halkası ile kapıya takılır.

Tokmağın altında ayna dediğimiz süsler bulunmaktadır. Bazen de tokmak olduğu gibi takılır.

Tokmak kolu vurulduğunda ses çıkarılması için alt ucunda yine kanat tahtasına çakılmış bir kabaraya vurulur.

Kapı kanatları üzerinde yardımcı unsur olarak görev alan halkalar, yuvarlak bir halka aynasının ortasına çakılır. Bunların da tokmak yerine geçen çeşitleri vardır. Bu halkalara şakşak veya çekecek de denilmektedir.

Tokmaklardaki Figürlerin Kökeni

Kapı tokmaklarının her biri değişik biçimlerde yapılmış olup üzerlerinde kartal, kuş, yılan, ejder gibi hayvan şekilleri, insan ve Medusa figürleri, stilize edilmiş bitki motifleri ile birlikte geometrik desenler bulunmaktadır.

Bu figürler zaman içinde değişime uğramışlar, Müslümanlığın kabulünden sonra hayvan ve insan tasvirleri azalmaya başlamış bir süre sonra da yok olarak yerlerini sade şekillere, halkalara, oval ve yuvarlak formlara bırakmışlardır.

Bütün bunların tesadüf olmadığı insanların inanışları ve töreleri doğrultusunda geliştiği ortadadır.

Türk sanatının geçirdiği evrimlere bakıldığında pazarlık, şibe, karakol ve katanda kurganlarından çıkan bulgulardan göçer Hunların günlük hayatta kullandıkları eşyaların üzerine resim ve kabartmalar yaptıkları görülmektedir. Yaşam şekillerinden dolayı bunlar hayvan ve bitki figürlerinden oluşmaktadır. Bunun bir nedeni de batıl inanışlarının olmasındandır. Maddi yaşantılarının dışında manevi değerlere bağlanırlar ve bu değerlere ancak sihir ve tılsımla ulaşabileceklerini sanırlardı. Kuvvetli bir hayvana ait biçimlendirilmiş nesneyi üzerlerinde veya yakınlarında bulundurmakla o kuvvetin kendilerine geçmesini ümit ediyorlardı. O yüzden İç-Asyalı sanatçı için işlenecek en popüler konu hayvan uslubuydu.