Bu Blogda Ara

Artnext Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Artnext Istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2014 Cuma

Nurettin Erkan - Katabasis // Eve Dönüş | Catabasis // Home Coming

© Nurettin Erkan

© Nurettin Erkan

© Nurettin Erkan

© Nurettin Erkan

© Nurettin Erkan
[KanalKultur] - Nurettin Erkan, Katabasis // Eve Dönüş | Catabasis // Home Coming adını verdiği solo sergisiyle 29 ocak – 1 mart 2014 tarihleri arasında Artnext Istanbul'da sanatseverlerle buluşuyor.

Çağdaş sanatın özgün dili ve anlatımıyla öne çıkan en heyecan verici işleri Artnext Istanbul'un yeni mekanında sanatseverler ile buluşuyor.

Nurettin Erkan'ın "Katabasis // Eve Dönüş" sergisi – Profesör Vinay Dharwadker'in anlatımıyla – izleyiciye "muğlak, derine gömülü, yer altında hikâyeler" vaat ediyor.

Sanatçı'nın eserleri;
"Bizi bir kerede birçok içsel diyaloğa çekiyor, fakat aynı zamanda bizi düşünüp taşınmaya sevkediyor: imgeleri düşünmeye, hatta belki, normalde deneyimlediğimiz insan güzelliğinin içsel ve dışsal formlarını doğrudan doğruya ortaya çıkarmayan imgelemleri düşünmeye yönlendiriyor..." 
© Nurettin Erkan
Eserlere "beden, zaman ve melankoli" ilişkisi üzerinden yaklaşan Prof. Dharwadker'e göre;
"Duvardaki resimlerin birbirini takibi, anların dizilişinin veya kesitlerinin yanılsamasıdır, fakat zaman hem bir soru hem de sorgulamadır. Biz şimdideyiz ve resimler de önümüzde duruyor, oysa onların zamanı aynı zamanda bizim zamanımız değil, bizi usulca fakat sıkı sıkıya başka zamana ve mekâna taşıyorlar. Onların zamanına giriyoruz ve bizim oluyor zaman." Bu zamansal ilişkilenme farklı diyalog imkanlarını da beraberinde getirir: "Devinim halindeki imgeler bizi içsel bir diyaloğun yalnızlığına davet eder — izleyenin kendiyle, resimlerle, onların işlenmiş zengin zeminiyle, özneleriyle, betimledikleri nesnelerle, yarattıkları sahnelerle olan diyaloğuna."
Feyzan Yaman'a göre Erkan'ın resimleri bir anlamda 'katabatik bir yolculuk'tur:
"Bir yazgının batıp yeni bir yazgının doğma sancılarına tanık olan bir ressamın ağıtı bu resimler. Akla Xenophon'un Anabasis'ini getiriyor. Bildikleri dünyadan, deniz kıyılarından, Yukarı Mezopotamya'ya ilerleyen ve orada ne için verdiklerini ve ne için kaybettiklerini bilmedikleri savaşın ardından kaderlerinin artık kendi ellerinde olmadığını fark eden insanların serüvenini. Onlara yaban bu topraklarda artık davetsiz misafirlerdir. Dönüş, ki ona Katabasis adı verilir, gelişten çok daha zorlu ve sınavlarla dolu olacaktır. Tek çareleri, birliklerinin dağılmamasıdır. Dicle kıyılarından Karadeniz dağlarına ulaşıp Sürmene yakınlarında denizi gören öncüleri, "Talatta, Talatta - Deniz, Deniz!" diye haykırdığında, bildikleri evrene ulaşmışlardır."
© Nurettin Erkan
Serginin koordinatörlüğünü Didem Hazinedar yapıyor ve Nurettin Erkan'ın toplam 28 eseri meraklısıyla buluşuyor.

* * *

Catabasis // Home Coming: Nurettin Erkan Solo

Coordinated by Didem Hazinedar, Nurettin Erkan's exhibition "Catabasis // Home Coming" can be visited at the new space of Artnext Istanbul between January 29 – March 1, 2014.

Scheduled to meet the audience on January 29, 2014 at Artnext Istanbul's new space, Nurettin Erkan's exhibition "Catabasis // Home Coming" – in Prof. Vinay Dharwadker's words - promises the audience stories that are
"obscure, buried, subterranean". The artist's paintings "lure us into several interior dialogues at once, but they also fascinate us into contemplation: the contemplation of images, maybe even visions, that do not directly reveal the outer or inner forms of human beauty as we normally experience them…"
Approaching the works from the viewpoint of the relation among "body, time and melancholy", Prof. Dharwadker further comments:
"The succession of pictures on a wall is the illusion of a series or a sequence of moments, but time is both a question and a questioning. We are in the present and the paintings are present before us, but their time is also not our time, they transport us gently but firmly into another time and another place. We enter their time and it becomes ours." The question of time also initiates different potentialities for dialogue: "images-in-motion invite us into the solitude of an interior dialogue—the viewer's dialogue with himself or herself, with the paintings, their richly worked surfaces, their subjects, the objects they depict, the scenes they create."
© Nurettin Erkan
According to Feyzan Yaman, Erkan's paintings are to some extent a "catabatic quest":
"They are the elegy of an artist who became the witness of the degradation of a destiny and the birth pain of another. They recall Xenophon's Anabasis. It is the adventure of people who realized that their destiny is no longer in their hands as they depart from the familiar world, sea shores towards upper Mesopotamia following a war which they did not know why they fought or lost. They are now uninvited guests at these foreign lands. Return, which is named as Catabasis, is even more compelling and full of challenges. The only remedy is to avoid the disperse of their troops. As the vanguards shouted "Talatta, Talatta - Sea, Sea!" when they saw the sea near Sourmena after reaching Black Sea mountains through the coasts of Tigris river, they reached the familiar universe."
* * *

© Nurettin Erkan
Nurettin Erkan

1965'te Elazığ'da doğdu. 1987 - 1993 Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü'nü bitirdi.

Ödül

2007- "New Illusions and Reality", 4. Uluslararası Taşkent Çağdaş Sanat Bienali, Taşkent Bienali Büyük Ödülü

Kişisel Sergileri

2012 "Taş / Kara / Boya", Gümüşlük Akademisi, Bodrum
2011 "Uzakta", Overture Center for the Arts, Madison, Wisconsin, USA
2010 "Taşlar / Kadınlar / Küller", Karşı Sanat Çalışmaları, İstanbul
2006 Galerie Christine Colas, Paris, Fransa
2005 "Nocturne", İstanbul Sanayi Odası, İstanbul
2003 "Sahnedeki Melekler", Arcola Galeri, Londra, UK
2002 "Yabancı", Atatürk Kültür Merkezi, İstanbul
2001 "Desen Sergisi", Basın Müzesi, İstanbul
2001 Ekav Sanat Galerisi, İstanbul
1995 Triada Art Galeri, İstanbul
1992 Basın Müzesi, İstanbul [KanalKultur] 

Nurettin Erkan - Katabasis // Eve Dönüş | Catabasis // Home Coming / 29 ocak – 1 mart 2014; Artnext Istanbul - Çağdaş Sanat Alanı / Contemporary Art Space, Windowist Tower, Eski Büyükdere Cad. No: 26, Maslak - 34467 İstanbul; Tel.: (0212) 999 3990

2 Aralık 2013 Pazartesi

Mert Yavaşça - Ruhumu Beklerken | Waiting for my Soul

Mert Yavaşça - "Araf | Purgatory", 
tuval üzerine yağlıboya / Oil on Canvas,
90 x 130 cm.,  2013
"Eserlerimde beliren figürler ve semboller, resmimi tamamladıktan sonra anlam kazanırlar benim için. Sağır ve kör bir tutumla eskizlerini oluşturduğum tablolarım sonuçlandıklarında kendi dillerini konuşurlar." | "The figures and symbols which appear in my paintings acquire personal meaning only upon their completion. Sketched in a deaf and blind manner, the paintings speak their own languages after they are finished."

[KanalKultur] - Mert Yavaşça'nın 27 eserden oluşan "Ruhumu Beklerken | Waiting for my Soul" adlı sergisi 26 kasım - 28 aralık 2013 tarihleri arasında Artnext İstanbul'da sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı, sergi kataloğunda da yer alan "Sanatçı Bildirisi"nde şunları ifade ediyor:
"İnanışa göre Ruh ansızın çekip giden bir köpek gibi çıkıp gidermiş bedenden, benim ruhum ne zaman kaçıp gitti bilmiyorum. Ne zaman geri döndüğünü ise yeni anladım.
Mert Yavaşça - "Korkuluk | Scarecrow",
tuval üzerine yağlıboya / Oil on Canvas, 
90 x 130 cm., 2013
Sanatsal çalışmalarıma yoğunlaştığım ve üslubumu geliştirmeyi hedef edindiğim 2011 yılının ilk aylarında 'Natural Disasters | Doğal Felaketler' adını verdiğim ilk yağlı boya resim serime başlamıştım. Hızlı bir ön hazırlık sürecinin ardından üretimine başladığım bu seri, benim için deneysel bir nitelikteydi. Ne bir sergi ne de bir yarışma için boyamaktaydım bu tablolarımı. Sebepsiz bir yaratma isteği ve kendimle hesaplaşma fantezimle birlikte ilk defa nefes alıp vermeye başladı kompozisyonlarım. Eserlerim benimle simgeler üzerinden iletişim kurmaya çalışan yüzeylere dönüşmeye başlamıştı. Hayattayken hedeflerine ulaşamayıp dünyamıza hapsolan kayıp bir ruh gibi beliriyorlardı karşımda. Altı tablodan oluşan 'Natural Disasters | Doğal Felaketler'i tamamladığımda anladım ki; ruhum geri gelmişti.
Meksikalı turist rehberleriyle ilgili bir anekdot vardır. Turistlere İnka tapınaklarını göstermek için ormanda ilerlerken birden sebepsiz yere durup saatlerce dinlenirler. Turistlerin bunun sebebini sorması üzerine yerli rehberlerden biri; 'çok hızlı ilerlediklerinden ruhlarının arkada kaldığını, yetişmeleri için durup beklediklerini' söyler. Bahsettiğim tamamen farklı bir his. Ruh'um hızlı yol aldığım için arkada kalmamıştı. Çekip gitmişti. Belli ki vazgeçmişti benden; nefret etmişti, sıkılmıştı. Çoğunluk gibi ruhsuz yaşayabileceğim düşüncesine kapılmıştı. Şimdi ise bana ikinci bir şans vermek istercesine geri gelmişti.
Durumun farkına varmam 2012 yılının son aylarında oluşturmaya başladığım kompozisyonlarla artmaya başladı. Çocukken yaptığım resimleri ve fotoğraf arşivimi tarıyor, bilmediğim kasabaların ara sokaklarında 'kompozisyon avına' çıkıyordum. Eski bir cinayet dosyasını tekrar soruşturmaya açan idealist ama yalnız bir dedektif gibiydim. En güçlü silahım ise samimiyetimdi. Samimi olma çabam kimi zaman yalan söylemenin muhteşem zevki ile kavgaya tutuşsa da galip gelen hep 'samimiyet' oldu. Buna şaşırmadım çünkü ilişkilerimde göstermekte zorlandığım samimiyet duygusunu kompozisyonlarım ile aramda yaşamaya başlamıştım ve bu bana inanılmaz bir zevk veriyordu.
Bu seriyi oluştururken asıl kavgam, geri dönen Ruh'umun yokluğunda yaşadığım hayatımla yüzleşmek olmuştu. Ruhumun çekip gittiğinin farkında olmayan bir bilinçle yaşamıştım onca yıl ve bu gerçekle yüzleşmek için nefesimin yettiği derinliklere indim.
Eserlerimde beliren figürler ve semboller, resmimi tamamladıktan sonra anlam kazanırlar çoğu zaman. Sağır ve kör bir tutumla eskizlerini oluşturduğum tablolarım sonuçlandıklarında kendi dillerini konuşurlar. Vazgeçemediğim plastik öğeler ve kurguların içinde yer alan figürler kimi zaman maskeleriyle birlikte gelir, kimi zamansa yaratıcılarıyla göz göze gelme cesaretini gösterirler. Yüzleri bozulmuş figürler ise benim göz göze gelmeye cesaret edemediklerimdir.
Dolaysız ama kolayca okunmayı da reddeden bir anlayışla çıkıyorum karşınıza. İnanıyorum ki böylece, yaratım sürecinde bana musallat olan ızdıraplarımın kokusunu siz de içinize çekebilirsiniz biraz olsun."
Mert Yavaşça

1983 yılında Çanakkale'de doğdu. 2006 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Baskı Sanatları Bölümü'nden mezun oldu. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Anasanat Dalı'nda başladığı "Türk Resim Sanatında Çanakkale Savaşları" konulu yüksek lisans tezini 2010 yılında tamamladı.

25 Ekim 2013 Cuma

Entropi // Kaos ve Tao | Entropy // Chaos & Tao

Entropi // Kaos ve Tao | Entropy
// Chaos & Tao / 22 ekim - 23 kasım 2013;
Artnext Istanbul
[KanalKultur] - Küratörlüğünü Didem Hazinedar'ın üstlendiği "Entropi – Entropy // Kaos ve Tao" adlı karma sergi 22 ekim - 23 kasım 2013 tarihleri arasında Artnext İstanbul'da sanatseverlerle buluşuyor. Sergide şu sanatçılar yer alıyor: Müge Akçakoca, Bulut Bagatur, Alper Bıçaklıoğlu, Serdar Çongar, Taşkın Esin, Özlem Gök, Uğur Hasekin, Ahmet Özcan, Korhan Özsoy ve Baysan Yüksel.

Sanatçıların ortak özelliği; hepsinin içinde bulundukları zamana karşı özel bir duyarlılık geliştirmiş olmaları. Serginin konsepti; yaşadığımız süreç ile bizlere bozulma olarak görünen deneyimlerin, "entropi" ve ilintili diğer kavramlar bağlamında sorgulanması ve sanatçıların bu kişisel sorgulamalar karşısında verdikleri cevaplar yoluyla eserlerini üretmeleri üzerine kurgulanmış. 2013 haziran ayında çalışmalarına başlanan sergide yer alan işlerin tamamı, sanatçıların zamana dair bireysel algı filtrelerinin birer görseli veya ürünü. Resim, heykel, yerleştirme ve video disiplinlerinde işlerin yer aldığı sergi, on sanatçının kavramsal çalışmalarından oluşan güçlü bir içerikle izleyicinin karşısına çıkıyor.

Sergide merkez alınan kavram olarak "entropi", "herhangi bir sistemin evrenle birlikte düzensizlik ve tesirsizliğe doğru olan eğilimidir." Fizikte "entropi", bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal enerjisini temsil eden termodinamik terimidir. Felsefede çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Termodinamiğin ikinci temel yasasıdır. Aynı zamanda "her şeyin yıprandığını" söyleyen yasadır! Canlılar yaşlanır ve ölür, otomobiller paslanır… ve evrendeki düzensizlik artar.

Alper Bıçaklıoğlu
- Sistem Şematiği | System Schematic
Sistemdeki düzensizlik arttıkça "entropi" de artar. Örneğin, yukarıdan bırakılan bir taş aşağı düşmek ister. Çünkü aşağı dediğimiz nokta, yukarı dediğimiz noktadan daha düşük bir enerji seviyesine sahiptir. Demir bir kaba sıkıştırılan gaz kendini dışarı atmak ister, çünkü dış ortamdaki gazlar daha düzensizdir. Sosyoloji ve politika açısından da baskı ile kontrol altına alınan toplumlar o baskıyı kırmak isterler. Çünkü baskı onları bir düzene sokmak ister, ancak toplum daha düzensiz olmak ister.

Kaos kuramı gibi Buddha düşüncesinde de bir "entropi" yaklaşımı vardır. Buddha, "bileşik olan her şeyin önünde sonunda çözüleceğini, dağılacağını," söyler. Bu evrensel bir yasadır ve istisnası yoktur. Ayrıca Buddha düşüncesinde, bu düzensizliğin ardından yeniden düzenlilik geleceği öngörülmemiştir. Bu alan Batı düşüncesinde "Kaos Kuramı", Doğu düşüncesinde ise Tao ve Sufizm kaynaklı açılımlarda ele alınır.