insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Çanakkale Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çanakkale Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Mayıs 2015 Salı
Çanakkale: Savaştan Barışa Uzanan Yol | Road to peace out of war
Çanakkale Savaşları’nın 100. yıldönümü vesilesiyle Yeni Zelanda’nın değişik şehirlerinde sergilenmesi öngörülen “Savaştan Barışa Uzanan Yol | Road to peace out of war” isimli fotoğraf sergisinin birincisi 5 - 27 haziran 2015 tarihlerinde Otaki Müzesi’nde [Otaki Museum, 49 Main Street, Otaki] düzenleniyor.
12 Mart 2015 Perşembe
Deutsch - Türkische Beziehungen während des Dardanellen Krieges | Çanakkale Savaşı Esnasında Türk - Alman İlişkileri
[KanalKultur] - Çanakkale Savaşı'nın 100, yıldönümü nedeniyle 20 mart 2015 günü saat 18:30'da Köln'de [AZIMUT Hotel Cologne, Hansaring 97, 50670 Köln adresinde] Yunus Emre Enstitüsü tarafından, "Deutsch - Türkische Beziehungen während des Dardanellen Krieges | Çanakkale Savaşı Esnasında Türk - Alman İlişkileri" başlıklı bir panel düzenleniyor.
Panele Prof. Dr. Wilfried Loth (Duisburg-Essen Üniversitesi), Prof. Dr. Paul Leidinger (Münster Westfälische Wilhelms Üniversitesi), Prof. Dr. Mustafa Gencer (Bolu Üniversitesi) ve Dr. habil. Fahri Türk (Trakya Üniversitesi) konuşmacı olarak katılıyor.
Panelin modertörlüğünü Dr. Ahmet Ünalan yapıyor. [KanalKultur]
Panele Prof. Dr. Wilfried Loth (Duisburg-Essen Üniversitesi), Prof. Dr. Paul Leidinger (Münster Westfälische Wilhelms Üniversitesi), Prof. Dr. Mustafa Gencer (Bolu Üniversitesi) ve Dr. habil. Fahri Türk (Trakya Üniversitesi) konuşmacı olarak katılıyor.
Panelin modertörlüğünü Dr. Ahmet Ünalan yapıyor. [KanalKultur]
16 Şubat 2015 Pazartesi
Çanakkale Bienali: Koordinatlar 40°9′0″N-26°24′0″E
Depo, 3. ve 4. Çanakkale Bienalleri'nden bir seçkiye ev sahipliği yapıyor. Çanakkale Bienali: Koordinatlar sergisi son iki bienalin açtığı kavramsal çerçeveden hareketle, Çanakkale kentinin sosyal ve kültürel dokusunu belirleyen tarihsel belleğini ele alıyor. Sergi militarizm, mitolojiler ve mikro-makro anlatılar, tarihin anıtlaştırılması gibi evrensel olguları, kentin özgün bağlamından hareketle irdeleyen yapıtları bir araya getiriyor.
Uluslararası Çanakkale Bienali için ilk günden bu yana seçilen kavramsal çerçeveler ülke, bölge ve dünyaya ilişkin siyasal, toplumsal, kültürel gerçekler ve sorunları irdeleyerek sanat üretimleri yoluyla yorumlayan ve eleştiren bir temelden besleniyor. Bienal, CABININ-Çanakkale Bienali İnisiyatifi tarafından, Çanakkale Belediyesi'nin destekleriyle hayata geçiriliyor. Çanakkale’nin tarihsel ve kültürel anlam taşıyan mekanlarında ve kent halkının yoğunlaştığı kamusal alanlarda gerçekleştirilen bienal, günümüz sanatının ilişkisel estetik söylemini yansıtan “kamusal alanda çağdaş sanat” olgusunu hayata geçiriyor.
Çanakkale, Troya ile başlayan ve 1. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında gerçekleşen ve yarım milyon insanın ölümüyle sonuçlanan Gelibolu Savaşları'na uzanan bir büyük anlatıyla, “savaş görüngüsü”yle anılan bir kenttir. 1. Dünya Savaşı'nın 100. yılı olan 2014'te düzenlenen 4. Uluslararası Çanakkale Bienali, çeşitli ideolojiler doğrultusunda “savaşı efsaneleştiren ve kutsallaştıran” büyük anlatıya günümüzdeki savaşların yarattığı sorunlar açısından eleştirel bakış açıları getiren sanatsal ve düşünsel bir alan açmayı hedefledi.
Uluslararası Çanakkale Bienali için ilk günden bu yana seçilen kavramsal çerçeveler ülke, bölge ve dünyaya ilişkin siyasal, toplumsal, kültürel gerçekler ve sorunları irdeleyerek sanat üretimleri yoluyla yorumlayan ve eleştiren bir temelden besleniyor. Bienal, CABININ-Çanakkale Bienali İnisiyatifi tarafından, Çanakkale Belediyesi'nin destekleriyle hayata geçiriliyor. Çanakkale’nin tarihsel ve kültürel anlam taşıyan mekanlarında ve kent halkının yoğunlaştığı kamusal alanlarda gerçekleştirilen bienal, günümüz sanatının ilişkisel estetik söylemini yansıtan “kamusal alanda çağdaş sanat” olgusunu hayata geçiriyor.
Çanakkale, Troya ile başlayan ve 1. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında gerçekleşen ve yarım milyon insanın ölümüyle sonuçlanan Gelibolu Savaşları'na uzanan bir büyük anlatıyla, “savaş görüngüsü”yle anılan bir kenttir. 1. Dünya Savaşı'nın 100. yılı olan 2014'te düzenlenen 4. Uluslararası Çanakkale Bienali, çeşitli ideolojiler doğrultusunda “savaşı efsaneleştiren ve kutsallaştıran” büyük anlatıya günümüzdeki savaşların yarattığı sorunlar açısından eleştirel bakış açıları getiren sanatsal ve düşünsel bir alan açmayı hedefledi.
18 Mart 2014 Salı
Çanakkale Savaşı - Kanlısırt Muharebesi
1915'te, harika bir nisan sabahı, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında, bir yarımadanın üzerindeki bir tepede iki davetsiz misafir vardı. Karanın içlerine bakıyorlardı. Bulundukları yeri, gecenin karanlığında denizden çıkarma yaparak istila etmişlerdi. Arkalarındaki su, kendileri gibi adamları karaya çıkaran küçük teknelerle doluydu.
Bu adamlar buraya, dünyanın öte ucundaki memleketlerinden, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelmişlerdi.
Bu tepenin, yani Kanlısırt'ın üstü düzdü ama tam da değil. Kenarları yavaşça alçalıp, oradaki Osmanlı topçusunun gözcülerine, hedeflerini -yani, hayatlarında ilk kez bir muharebe görecek olan birkaçbin delikanlıyı- görmeye yetecek kadar bir aralık bıraktıktan sonra, daha içteki öteki bayırla birleşiyordu.
Bu gençler, çıplak karaya çok kısa bir süre önce alelacele çıkarılmış Avustralya piyadeleriydi.
Sarp bir arazide, çamurlara bata çıka kumsaldan yukarı doğru hızla tırmandıklarından dolayı yorgun, ama yine de neşeliydiler, çünkü daha savaşın ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Yere uzanmış olan askerler, subaylarının dikkatini çeken şeyin ne olduğunu göremiyorlardı. Bu, iki taburdan oluşan ve gelenleri öldürmek üzere metodik bir yayılma hazırlığı içinde olan ikibin kişilik bir Osmanlı piyade alayıydı. Artık bir kilometreden daha yakına gelmiş olan düşman, onlar ilerledikçe, tepenin doğu ayağının kımıltısız derinliklerine gömülüp görünmez oluyordu.
Binbaşı John Partridge ara sıra bakıyor ve onların düzenli bir biçimde, uygun aralıklarla sıraya girmiş partiler halinde ilerlediklerini görüyordu. İşlerinin ehli adamlara benziyorlardı...
Bu adamlar buraya, dünyanın öte ucundaki memleketlerinden, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelmişlerdi.
Bu tepenin, yani Kanlısırt'ın üstü düzdü ama tam da değil. Kenarları yavaşça alçalıp, oradaki Osmanlı topçusunun gözcülerine, hedeflerini -yani, hayatlarında ilk kez bir muharebe görecek olan birkaçbin delikanlıyı- görmeye yetecek kadar bir aralık bıraktıktan sonra, daha içteki öteki bayırla birleşiyordu.
Bu gençler, çıplak karaya çok kısa bir süre önce alelacele çıkarılmış Avustralya piyadeleriydi.
Sarp bir arazide, çamurlara bata çıka kumsaldan yukarı doğru hızla tırmandıklarından dolayı yorgun, ama yine de neşeliydiler, çünkü daha savaşın ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Yere uzanmış olan askerler, subaylarının dikkatini çeken şeyin ne olduğunu göremiyorlardı. Bu, iki taburdan oluşan ve gelenleri öldürmek üzere metodik bir yayılma hazırlığı içinde olan ikibin kişilik bir Osmanlı piyade alayıydı. Artık bir kilometreden daha yakına gelmiş olan düşman, onlar ilerledikçe, tepenin doğu ayağının kımıltısız derinliklerine gömülüp görünmez oluyordu.
Binbaşı John Partridge ara sıra bakıyor ve onların düzenli bir biçimde, uygun aralıklarla sıraya girmiş partiler halinde ilerlediklerini görüyordu. İşlerinin ehli adamlara benziyorlardı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


