Bu Blogda Ara

Bilim Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2014 Perşembe

Yunanca Düşünce Arapça Kültür

Halife el-Mehdî, Aristoteles'in Topika'sının Arapçaya çevrilmesini emretmişti. Nasturi patriği I. Timotheos, İS 782 civarında kitabı Süryaniceden çevirdi. Yunancasına danışmayı da ihmal etmedi. Mehdî iyi bir öğrenciydi; kitabı dikkatle okudu ve açık bir münazarada İslam'ı savundu. Tartıştığı Hıristiyan, Patrik I. Timotheos'tan başkası değildi.
Timotheos, anılarında halifenin kendisiyle tanrıbilim tartışmasına girmesine ilk başta şaşırdığını; fakat daha sonra Mehdî'nin Hıristiyanlığa yönelttiği bütün itirazların üstesinden geldiğini – gayet kibarca – anlatır.

Aristoteles'in Topika'sı o dönemde Arapçaya çevrilen Yunanca eserlerden sadece biriydi.

Yunanca-Arapça çeviri hareketi Arap Abbasi hanedanının iktidara gelmesi ve ardından Bağdat'ın kuruluşuyla birlikte (İS 762) başladı. İki yüzyılda astroloji, simya, fizik, matematik, tıp ve felsefe gibi çeşitli konuları kapsayan dindışı bilimsel ve felsefi Yunanca eserlerin neredeyse tamamı Arapçaya çevrildi.

İnsanlık tarihinde yeni bir çağ başlatan bu hareket Perikles Atina'sı, İtalyan Rönesansı veya 16.-17. yüzyıl bilimsel devrimiyle aynı kategoride yer alır ve insanlık tarihi için çok önemlidir.

Yunanca Düşünce, Arapça Kültür bu çeviri hareketindeki toplumsal, siyasal ve ideolojik etkenleri araştırıyor, Arap bilim ve felsefe geleneğinin önemli rolünü inceliyor ve 9. yüzyıl Bizans uyanışıyla doğrudan bir bağlantısı olduğu savıyla, İslam ülkelerinde ve dışında bu mirasın izlerini sürüyor.

Dimitri Gutas,Yale Üniversitesi'nde Arap Dili ve Edebiyatı profesörü. Greek Wisdom in Arabic Translation, 1975; Avicenna and the Aristotelian Tradition, 1988; A Greek and Arabic Lexicon, 1992 (Gerhard Endres ile birlikte) yayınladığı eserler arasında.

Dimitri Gutas: Yunanca Düşünce Arapça Kültür - Bağdat'ta Yunanca-Arapça Çeviri Hareketi ve Erken Abbasi Toplumu. Çev.: Lütfü Şimşek, Kitap Yayınevi, İstanbul 2003, 240 S., ISBN: 975-8704-36-2

4 Şubat 2014 Salı

Osmanlı Tıbbı

Miri Shefer-Mossensohn tarafından kaleme alınan ve Bülent Üçpunar'ın Türkçeye çevirdiği "Osmanlı Tıbbı: Tedavi ve Tıbbi Kurumlar Osmanlıların" adlı eserde, sağlık anlayışlarının ve tıbbı kullanma biçimlerinin daha önce tasavvur edilenden çok daha karmaşık olduğu ileri sürülüyor.

Eserde, Osmanlı tıp sistemin üç farklı gelenekten beslendiği tezinden hareket ediliyor: Vücut sıvılarını esas alan Antik Yunan geleneği, halk tıbbı ve dini tıp.

Yazara göre, bunlar birbirleriyle, egemenlik, meşruiyet ve mesleki başarı için rekabet halindeydiler. Aynı zamanda birbirleriyle bilgi ve becerilerini ve sağlık ve hastalığa dair bazı temel anlayışları paylaşıyorlardı.

İnsan bedeninin mahiyeti ve bu dünyadaki yeri gibi temel kavramlar hakkındaki tıbbi, hukuki ve teolojik tartışmalar karmaşık ve derindi.

9. yüzyıldan itibaren tekâmül etmeye başlayan ve İslam dünyasındaki çeşitli tıbbi sistemler tarafından paylaşılan Arap-İslam tıbbından çok şey almış olmasına rağmen, Osmanlı tıp sistemin insanlık ve onun sosyal örgütlenmesi hakkındaki temel varsayımları Osmanlı toplumu ve kültürüne dayanıyordu.

Osmanlı tıp geleneğini düşünsel ve sosyal açıdan diğerlerinden ayrı kılan özgün veçheleri vardı. Bu özgün nitelikler, bahsi geçen geleneklerin Osmanlı İmparatorluğu'nda yerelleştirilmesi sürecinin bir sonucuydu.

23 Temmuz 2013 Salı

Bilim Tarihi ile Felsefesini Buluşturmak

Toplumsal Tarih [Tarih Vakfı Yayınları]
230 (2013), 96 S., ISSN 1300-7025-9-1
[KanalKultur] - Toplumsal Tarih, şubat 2013'de yayınlanan 230. sayısında editörlüğünü Beno Kuryel'in yaptığı "Bilim Tarihi ile Felsefesini Buluşturmak" başlıklı dosyayı kapağa taşıyarak bilim tarihini, felsefi boyutlarıyla çizgisel olmayan bir etkileşim içinde ele alıyor. Toplumsal Tarih dergisinin bu sayısındaki "Bilim Tarihi ile Felsefesini Buluşturmak" başlıklı dosyada editör Beno Kuryel, Hüseyin Gazi Topdemir, Cem Kamözüt ve Umut Morkoç'un yazılarının yanı sıra Gregory Radick'le yapılan söyleşi de yer alıyor. Hüseyin Gazi Topdemir, bilim tarihinin araştırma verilerinin bilim felsefesine sunduklarına, oluşan ilişkiler ağına dikkat çekerek her ikisinin de bilgikuramsal çerçevede birbirinden ayrılamayacağının altını çiziyor. Cem Kamözüt, Galileo'nun cezalandırılmasıyla ilgili popüler öykünün yanlış aktarıldığından hareketle bilim tarihinin yazılmasında farklı yaklaşımları akılda tutarak eleştirel bir yaklaşımla farklı boyutları ortaya çıkarmayı öneriyor. Umut Morkoç, tarihin çizgisel mantığa dayalı bir nedensellik anlayışıyla kurulamayacağını vurgulayarak tarih yazıcısının felsefi, toplumsal, politik, estetik... kaygılarının ve amaçlarının yazacağı tarihi belirleyeceğine vurgu yapıyor. Beno Kuryel, Kuhn'un ünlü eseri "Bilimsel Devrimlerin Yapısı" ile bilim tarihine yeni boyutlar katan kavramlardan birisi olan 'bilimsel devrim' olgusunun matematik tarihindeki önemini araştırıyor. Leed Üniversitesi'nde bilim tarihçisi Gregory Radick ile yapılan bir söyleşide kültürün bir bileşeni olarak dilin evrimi konusunu ve Darwin'in hayatının son yıllarında başlayan bu konuda evrimci görüşü savunanlar ile karşıtları arasında başlayıp devam eden tartışmayı ele alıyor.

İ. İzzet Bahar, U.S. Holocaust Memorial Müzesi Arşivi'nden Francis ve Eili Ofner çiftinin tanıklıklarından hareketle II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin Yahudi mültecilere yaklaşımını konu ediyor. Catherine Pinguet, Stalin tarafından sürgüne gönderilen Troçki'nin Büyükada'da (Prinkipo) geçen günlerini anlatıyor. Edhem Eldem, Sarkis Torosyan'ın anılarının Türkçesinin yayınlanmasıyla birlikte alevlenen ve Taner Akçam, Ayhan Aktar - Halil Berktay, Hakan Erdem arasında süregelen tartışmaya konuyla ilgili belgeleri inceleyerek müdahale ediyor. Turhan Kaçar, Milano Fermanından önce Roma dünyasında sert kovuşturmalara tabi tutulan Hıristiyanların, Roma'nın gözünde meşru bir topluma dönüşmelerinin 1700. yılını hatırlatırken 'tolerans' ve 'hoşgörü' gibi kavramların, Roma İmparatorluğu tarihine Hıristiyanlık bağlamında nasıl yansıdığına dikkat çekiyor. Saro Dadyan, 93 Harbi sırasında Rusları Bulgaristan'daki Elena Mevkii'nde yendiğinde halkın sevgisini kazanan 'Elena Kahramanı' olarak da anılmaya başlanan Fuat Paşa'nın ilginç hayat hikâyesini ve torunuyla yapılan bir görüşmeyi sunuyor. Murat Koraltürk, I. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda kent içi ulaşımda denizyolunun payının gerilemesinin nedenlerini; buna bağlı olarak da Şirket-i Hayriye ve Haliç Vapurları Şirketi'nin mâli sıkıntılarını inceliyor.