İstanbul Modern, 2 haziran - 18 aralık 2016 tarihleri arasında küratörlüğünü Merih Akoğul’un üstlendiği “İnsan İnsanı Çekermiş” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Yeni kazandırılan fotoğraflarla birlikte daha da zenginleşen İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu’ndan bir seçki “İnsan İnsanı Çekermiş” adlı sergide buluşuyor.
Genç Türkiye’nin gelişen ve yenilenen yüzünü dünyaya tanıtan, belge fotoğrafının Cumhuriyet dönemindeki en önemli temsilcilerinden Othmar Pferschy’den günümüze uzanan dönemde çekilen insan fotoğraflarının yer aldığı sergide, 80 yıllık süreçte, 80 fotoğrafçının çektiği insan fotoğrafları yer alıyor.
Küratörlüğünü, fotoğraf sanatçısı ve İstanbul Modern Fotoğraf Danışma Kurulu üyesi Merih Akoğul’un üstlendiği sergide sanatseverler insan portrelerini incelerken, 80 yıllık süreçte gelişen ve değişen teknikleri, yorumları ve sosyo-ekonomik koşulları da takip ediyor. Sergi, fotoğrafçıların kendilerine özgü bakış açılarıyla, izlenimcilikten anlatımcılığa, belgeselden sanata, Anadolu fonundan stüdyonun gelişmiş olanaklarıyla üretilen çağdaş portrelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. “İnsan İnsanı Çekermiş”, içinde insanın yer aldığı fotoğrafların yarattığı genel hissiyatın bir özetini de izleyiciye sunuyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Temmuz 2016 Cuma
24 Haziran 2016 Cuma
Fikret Muallâ, Ste. Anne Desenleri / Drawings from Ste. Anne, 1953-1957
@kanalkultur - Operation Room, 10 haziran - 30 ağustos 2016 tarihleri arasında 'Fikret Muallâ, Ste. Anne Desenleri / Drawings from Ste. Anne, 1953-1957' başlıklı sergisiye konukseverlik yapıyor.
Operation Room adına sergiyle ilgili yapılan açıklamada; 'Belki de ilk kez (hiç değilse ülkemizde) bir sergi, kendisiyle bütünleşen bir mekanda, bir hastanenin galerisinde gerçekleşiyor. Çağdaş Türk resminin efsanelerinden Fikret Muallâ, bilindiği gibi, aykırı kişiliği, bohem yaşamı ve alkolizmi nedeniyle, zaman zaman, hem Türkiye’de, hem Fransa’da yolu akıl hastanelerine düşen bir sanatçıydı. Fikret Muallâ’yı altmış yıl sonra, kendi ülkesinde, Amerikan Hastanesi’nin galerisi Operation Room’da konuk etmekten mutluyuz.' deniyor.
* * *
''(...) Fikret Muallâ, kendini çizgilerle tedavi ediyordu. Sıkıntısını, acısını, korkusunu dışavurmakla yeniyordu. Bugün çoğu bende bulunan ve Fikret Muallâ’nın mora çalan mavi mürekkeple çizdiği resimler, Sainte-Anne’ın avlularını, koğuş içlerini, yan yana yataklarını, yataklarda büzülüp kalmış insanlarını, kapanıklığın o müthiş kederini yansıtıyorlardı...
“Boyuna sıkıntıdan patlıyorum” diyordu Muallâ. Fakat çiziyordu ve bu çizgiler – bence – bugüne dek kimsenin çizmediği kadar güçlü tutukluluk belgeleriydi, acımasız, kupkuru, kesin çizgiler...
Şaheserler.
Operation Room adına sergiyle ilgili yapılan açıklamada; 'Belki de ilk kez (hiç değilse ülkemizde) bir sergi, kendisiyle bütünleşen bir mekanda, bir hastanenin galerisinde gerçekleşiyor. Çağdaş Türk resminin efsanelerinden Fikret Muallâ, bilindiği gibi, aykırı kişiliği, bohem yaşamı ve alkolizmi nedeniyle, zaman zaman, hem Türkiye’de, hem Fransa’da yolu akıl hastanelerine düşen bir sanatçıydı. Fikret Muallâ’yı altmış yıl sonra, kendi ülkesinde, Amerikan Hastanesi’nin galerisi Operation Room’da konuk etmekten mutluyuz.' deniyor.
* * *
''(...) Fikret Muallâ, kendini çizgilerle tedavi ediyordu. Sıkıntısını, acısını, korkusunu dışavurmakla yeniyordu. Bugün çoğu bende bulunan ve Fikret Muallâ’nın mora çalan mavi mürekkeple çizdiği resimler, Sainte-Anne’ın avlularını, koğuş içlerini, yan yana yataklarını, yataklarda büzülüp kalmış insanlarını, kapanıklığın o müthiş kederini yansıtıyorlardı...
“Boyuna sıkıntıdan patlıyorum” diyordu Muallâ. Fakat çiziyordu ve bu çizgiler – bence – bugüne dek kimsenin çizmediği kadar güçlü tutukluluk belgeleriydi, acımasız, kupkuru, kesin çizgiler...
Şaheserler.
21 Haziran 2016 Salı
Summer Collective II
![]() |
| Ardan Özmenoğlu - Ya Pehlivan | Oil Wrestler, Post-it notlar üzeri karışık teknik | Mixed media on post-it notes, 82 x 150 x 5 cm., 2011 |
Sergide, Ardan Özmenoğlu, Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Derya Özparlak, Didem Yağcı, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Mehmet Turgut, Nurdan Likos ve Özcan Uzkur’un işleri izlenebilir.
Ardan Özmenoğu, geçtiğimiz aylarda, ilk müze sergisini Almanya, Hagen'deki Osthaus Müzesi'nde “Made in Istanbul” sergisiyle açan ve hayli ilgi ile karşılanan sanatçı, Türk Serisi’nden yapıtlarıyla sergide. Alışılmış kalıpların dışında özgün, orijinal fikir ve tekniği ile göz dolduran ender çağdaş sanatçılardan olan Ardan Özmenoğlu, özgün baskı tekniğiyle buluşturduğu post-it notlar ile yarattığı eserleri, cam heykelleri, neon kullanarak ürettiği eserleri ve enstalasyonlarıyla tanınıyor.
.
Atilla Galip Pınar, son dönem eserlerinde de, geçmişten günümüze süregelen varoluş karşısında insanın çaresizliğini, yalnızlığını, tedirginliğini, tutsaklığını, doğayla ilişkisini temel alarak yansıtmaya odaklı kavramsal altyapıya sadık kalıyor. Bununla birlikte, eserlerde kullanılan renklerde dengeli bir sadeleşme farkediliyor. Form ve imgelerde ise girift yapı artarak sürerken, doğada yer alan hayvan ve insan figürleriyle birlikte resmedilen düşsel varlıklarla kendini gösteren bir kişiselleşme göze çarpıyor.
16 Haziran 2016 Perşembe
Quo Vadis Europe? Der Weg in die Hoffnung | Umuda Yolculuk
@kanalkultur - Suriyeli mültecilerin dramını konu alan "Quo Vadis Europe? Der Weg in die Hoffnung | Umuda Yolculuk" konulu Uluslararası Karikatür Sergisi Städtische Galerie Filderstadt'ta (Bonländer Hauptstraße 32/1, 70794 Filderstadt Bonlanden) 25 haziran - 17 temmuz 2016 tarihleri arasında meraklısıyla buluşuyor.
9. Don Quichotte Uluslararası Karikatür Yarışması çerçevesinde düzenlenen serginin küratörlüğünü Erdoğan Karayel; açılış konuşmasını Oberbürgermeister Christoph Traub; tanıtımını Erdoğan Karayel'in yanı sıra Barbara Havlaci-Ludwig (Vorsitzende des Trägervereins INTEGRA Filder e.V.) yapıyor.
25 haziran 2016 günü, yarışma kapsamında ödül alan sanatçıların ödülleri de sahiplerine veriliyor.
"Quo Vadis Europe? Der Weg in die Hoffnung | Umuda Yolculuk" temalı 9. Don Quichotte Uluslararası Karikatür Yarışması'nın birincilik ödülünü Oleksiy Kustovsky (Ukrayna), ikincilik ödülünü Alireza Pakdel (İran) ve üçüncülük ödülünü Mihai Ignat (Romanya) kazanmış; özel ödüllere Angel Boligan (Meksika) (Don Quichotte Özel Ödülü), Bernard Bouton (Fransa) (Sancho Pansa Özel Ödülü) ve Jitet Kustana (Endonezya) (Integra Özel Ödülü) layık görülmüştü.
7 Haziran 2016 Salı
Neslihan Pala - Sıkıntı Yok
![]() |
| Neslihan Pala - Sıkıntı Yok, 40 x 20 x 25 cm. |
Sanatçı, sergi hakkında şunları kaydediyor:
"Özgür olduğumuz yegane alan düşüncelerimizdir. Hatta o kadar özgürdür ki, özgürlük alıp başını gider. Bazen de kontrolü sağlanamaz, bu defa da düşüncelerden özgür kalmak için çabalanır. Anksiyeteye dönüştüğünde deli gibi bir kaçış yolu aranır. İyi ki bir yol her zaman vardır. Herkesin kendi yolu vardır.
Yıllar yıllar öncesinde irade ve kendimi tiye alma benim yöntemimdi. Mizahın öz sorgulanmasındaki rolü, önemli olanı önemsiz duruma düşürmektir. Öz savunmada büyük bir rol oynar. Savunma ve saldırı ilginç bir biçimde mizahta birleşerek, rahatsız edici kompleks durumların karikatürize edilmesiyle sosyal ve psikolojik etkilerini zayıflatır. Korku ve obsesyonu mizah yoluyla algılamak, yaratıcılığı ve üretim arzusunu körüklediği gibi özgürleştirici de oldu. Gerçi her duygu kabullenmeyi ve sevilmeyi hak ediyor. Tiye alsak da orada işte. Var.
Erick Kaestner’in 'Korku duymayanın hayal gücü yoktur' sözüne sıkı sıkı tutunasım var. Bu zincir reaksiyona sebep olan korkularıma da teşekkür borçluyum.
2 Haziran 2016 Perşembe
Nebahat Karyağdı - Yeni Bir...
@kanalkultur - Savaşlar, göçler, ötekileştirme, cinsel kimliklere açılan savaşlar, küresel ısınma, ekonomik kriz gibi pek çok sorunla evrendeki mesaisine devam eden dünya için büyük bir kaostan söz edilebilir.
Tüm bu kaosun ortasındaki insanlık için "yeni bir..." umuttan da bahsedebilir mi? diye düşünen sanatçı Nebahat Karyağdı, "Yeni Bir…" isimli sergisinde zıtlıkların birlikteliğine övgü taşıyan imgeleriyle, iyi, kötü, mutluluk, kaos, özgürlük, umut, başlangıç ve aşk gibi değerlere övgü ile yaklaşılırken yabancılaşma, tutsaklık, baskı, ötekileştirme kavramlarını sorguluyor.
Sergi, Balat'ın tarihi dokusunda açılıyor. Son bir yıl içinde yaptığı yağlıboya ve akrilik çalışmalarında Karyağdı, popüler kültür ikonlarını bu değerler ışığında yargılıyor ve kendi imgelerini yeni bir dille ortaya koyuyor.
Tüm bu kaosun ortasındaki insanlık için "yeni bir..." umuttan da bahsedebilir mi? diye düşünen sanatçı Nebahat Karyağdı, "Yeni Bir…" isimli sergisinde zıtlıkların birlikteliğine övgü taşıyan imgeleriyle, iyi, kötü, mutluluk, kaos, özgürlük, umut, başlangıç ve aşk gibi değerlere övgü ile yaklaşılırken yabancılaşma, tutsaklık, baskı, ötekileştirme kavramlarını sorguluyor.
Sergi, Balat'ın tarihi dokusunda açılıyor. Son bir yıl içinde yaptığı yağlıboya ve akrilik çalışmalarında Karyağdı, popüler kültür ikonlarını bu değerler ışığında yargılıyor ve kendi imgelerini yeni bir dille ortaya koyuyor.
1 Haziran 2016 Çarşamba
Didem Yağcı - Self Connection | İçsel Temas
![]() |
| Didem Yağcı - Michelle, tuval üzerine kumaş katmanları, keçe ve mürekkep | Multi-layered fabrics, felt and ink on canvas, 170 x 135 cm. |
Sergide yer alan eserlerinde kumaşlardan, eski kitapların sayfalarından ve doğal keçeden faydalanan sanatçı, Şems-i Tebrizi’nin 'Ne yöne gidersen git, çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.' sözünden yola çıkıyor ve kişinin içine yaptığı yolculuğu betimliyor.
Özellikle 'Kadın' figürü üzerindeki dramatik etkileşimleri içselleştirerek ön plana çıkaran Didem Yağcı, insanın diğer canlı ve cansız nesnelerden farkının; düşünceleri, duyguları, bilinci, korkuları, endişeleri, içgüdüleri ve istekleri olması gerçeğinden yola çıkarak, evrende -insan denen varlığın -ona tahsis edilmiş bir beden aracılığıyla- deneyimlediği hislere vurgu yapıyor.
Çalışmalarında, felsefi ve sanatsal anlamda edindiği farklı bakış açılarını yenilikçi, yaratıcı bir şekilde dönüştürüp yeni formlar meydana getirirken, görsel kompozisyon, farklı malzeme kullanımı ve renk dengesi arasındaki ilişkiye özel bir önem veriyor. Bu yaklaşımıyla resim sanatının algısının geleneksel yollarını değiştirmeyi amaçlıyor.
28 Mayıs 2016 Cumartesi
Eskizlerden Tablolara Sultan Abdülaziz Resim Sergisi
Londra Yunus Emre Enstitüsü, 18 - 31 mayıs 2016 tarihleri arasında Sultan Abdülaziz'in eskizlerinden oluşan 'Eskizlerden Tablolara Sultan Abdülaziz Resim Sergisi'ni Londra'da (Yunus Emre Institute - London, 10 Maple Street, London WIT 5HA) sanatseverlerle buluşturuyor.
Sergide bir araya gelen eserler, öncelikle Sultan Abdülaziz'in kaleminden çıkmış bazı resim eskizlerinden ve millî saraylarda bulunan imzasız resimlerden oluşuyor. Orijinalleri bir albüm halinde Polonya’nın Krakov Ulusal Müzesi’nde yer alan bu eskizlerin dönemin saray ressamı olarak istihdam edilen Leh S. Chlebowski’ye hediye edildiği biliniyor.
Sergide yer alan eserler, Sultan Abdülaziz’in bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmaları ve Padişah’a ait nadir resim örneklerinden olması bakımından da büyük bir önem arz ediyor.
Şiir, hüsn-ü hat ve spordaki kabiliyetlerinin yanı sıra, Sultan Abdülaziz'in bestekâr sultanlar arasına adını yazdıracak kadar musiki ile de meşgul olduğu biliniyor. Sultan'ın resim ile ilgili bilinmeyen yönü bu sergideki eskiz defteriyle birlikte gün yüzüne çıkmış oluyor. Şehzadeliği sırasında Batı tarzı resim sanatıyla ilgilenerek desen ve krokiler çizen Padişah, Dolmabahçe Sarayı'na Avrupa'dan sanatçılar davet etmesi, Fransız P. D. Guillemet ile Polonyalı S. Chlebowski gibi ressamlara sarayda atölyeler tahsis etmesi ve sanatçılara geniş çalışma imkânı sağlamasıyla tanınıyor. Dönemin saray ressamları arasında gibi isimler yer alıyor.
Sergide bir araya gelen eserler, öncelikle Sultan Abdülaziz'in kaleminden çıkmış bazı resim eskizlerinden ve millî saraylarda bulunan imzasız resimlerden oluşuyor. Orijinalleri bir albüm halinde Polonya’nın Krakov Ulusal Müzesi’nde yer alan bu eskizlerin dönemin saray ressamı olarak istihdam edilen Leh S. Chlebowski’ye hediye edildiği biliniyor.
Sergide yer alan eserler, Sultan Abdülaziz’in bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmaları ve Padişah’a ait nadir resim örneklerinden olması bakımından da büyük bir önem arz ediyor.
Şiir, hüsn-ü hat ve spordaki kabiliyetlerinin yanı sıra, Sultan Abdülaziz'in bestekâr sultanlar arasına adını yazdıracak kadar musiki ile de meşgul olduğu biliniyor. Sultan'ın resim ile ilgili bilinmeyen yönü bu sergideki eskiz defteriyle birlikte gün yüzüne çıkmış oluyor. Şehzadeliği sırasında Batı tarzı resim sanatıyla ilgilenerek desen ve krokiler çizen Padişah, Dolmabahçe Sarayı'na Avrupa'dan sanatçılar davet etmesi, Fransız P. D. Guillemet ile Polonyalı S. Chlebowski gibi ressamlara sarayda atölyeler tahsis etmesi ve sanatçılara geniş çalışma imkânı sağlamasıyla tanınıyor. Dönemin saray ressamları arasında gibi isimler yer alıyor.
23 Mayıs 2016 Pazartesi
Printed’16
![]() |
| Elizabeth Magill - Blue Hold, Lithograph, Edition of 75, Sheet size 68 x 86 cm., 2012 |
Çağdaş sanat mekanı algısına farklı bir boyut kazandıran Mixer, sınırlı sayıda edisyonlu baskıların ve fotoğrafların gösterildiği Printed’16’ya ev sahipliği yapıyor. Mixer’in sanatı daha ulaşılabilir kılma hedefine paralel olarak başlattığı sergi serisi Printed’ın ikinci sergisinde Takashi Murakami, Marc Quinn, Hera Büyüktaşçıyan, Işıl Eğrikavuk, Burçak Bingöl ve Ilgın Seymen gibi isimlerin edisyonlu baskıları ve fotoğrafları yer alıyor.
Sanatçılar
Jessica Albarn, Joakim Allgulander, Chiho Aoshima, Danny Augustine, Seza Bali, Burçak Bingöl, Adam Bridgland, Hera Büyüktaşçıyan, Özlem Demirel, Işıl Eğrikavuk, Leyla Hancı, Adam Hayes, Thomas Jenkins, Samson Kambalu, Olivia Kemp, Merve Kılıçer, Gül Kozacıoğlu, Deniz Köse, Elizabeth Magill, Juliana Manara, Lucy McLauchlan, Takashi Murakami, Rowan Ottesen, Alessandra Paglialonga, Bobby Pearce, Marc Quinn, Frances Richardson, Paul Schneider, Ilgın Seymen, Beyza Uçak, Hwa Seon Yang
Kemal Uludağ - TÖRE’n
Kemal Uludağ, “TÖRE’n” adını verdiği kişisel seramik sergisi ile 20 mayıs – 8 haziran 2016 tarihleri arasında Galeri Soyut B salonunda sanatseverlerle buluşuyor.
Kemal Uludağ
1966'da Konya’da doğdu. 1987'de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Anasanat Dalı’ndan mezun oldu. 1990'da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisansını, 1993'te ise Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sanatta Yeterliğini tamamladı.
14 ödül sahibi; UNESCO-AIAP Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği ve Türk Seramik Derneği üyesi, Türk Seramik Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Sanat Komisyonu Başkanlığı, Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi Müdürlüğü ve birçok özel sanat galerisinin Sanat Yönetmenliğini ve de bazı kurum ve kuruluşların Sanat Danışmanlığı görevlerinde bulundu.
Halen Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nde Doçent olarak görev yapıyor.
Kemal Uludağ
1966'da Konya’da doğdu. 1987'de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Anasanat Dalı’ndan mezun oldu. 1990'da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisansını, 1993'te ise Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sanatta Yeterliğini tamamladı.
14 ödül sahibi; UNESCO-AIAP Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği ve Türk Seramik Derneği üyesi, Türk Seramik Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Sanat Komisyonu Başkanlığı, Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi Müdürlüğü ve birçok özel sanat galerisinin Sanat Yönetmenliğini ve de bazı kurum ve kuruluşların Sanat Danışmanlığı görevlerinde bulundu.
Halen Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nde Doçent olarak görev yapıyor.
22 Mayıs 2016 Pazar
Kadın Eliyle Mozaik
@kanalkultur - “Kadın Eliyle” Mozaik Sergisi, 23–30 mayıs 2016 tarihleri arasında Bahariye Mevlevihanesi Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.
"Mozaik Sanatı", çeşitli renklerdeki taş, metal, cam, mermer, çini, seramik ya da deniz kabuğu gibi küçük ve çeşitli parçaların bir zemin üstünde yan yana getirilmesiyle ve yapımı günlerce süren, ahşap veya farklı bir zemin üzerine, belli teknikler ve çeşitli desenlerin kullanılmasıyla meydana gelen zor ve sabır gerektiren bir sanat.
İnsan ve Medeniyet Hareketi, modern dünyanın hızlı değişim sürecinde kaybolmaya yüz tutmuş sanatları tanıtmak, bu sanatlara olan ilgiyi canlı tutmak ve gelecek kuşaklara aktarılmasına vesile olmak amacıyla Bahariye Mevlevihanesi Sanat Atölyeleri’ni kurdu. Bahariye Mevlevihanesi Sanat Galerisi, Mozaik Branşı Eğiticisi & Mozaik Sanatçısı Meyçem Ezengin ve 19 bayan öğrencisinin, özel koleksiyon niteliğinde, kendi birikim, zevk ve yaratıcılıklarını da kaynaştırarak tasarladıkları eserleri, 23–30 mayıs 2016 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor. @kanalkultur
“Kadın Eliyle” Mozaik / 23–30 mayıs 2016; İnsan ve Medeniyet Hareketi Bahariye Mevlevihanesi Sanat Galerisi, Silahtarağa Cad. No: 12, Eyüp - İstanbul
"Mozaik Sanatı", çeşitli renklerdeki taş, metal, cam, mermer, çini, seramik ya da deniz kabuğu gibi küçük ve çeşitli parçaların bir zemin üstünde yan yana getirilmesiyle ve yapımı günlerce süren, ahşap veya farklı bir zemin üzerine, belli teknikler ve çeşitli desenlerin kullanılmasıyla meydana gelen zor ve sabır gerektiren bir sanat.
İnsan ve Medeniyet Hareketi, modern dünyanın hızlı değişim sürecinde kaybolmaya yüz tutmuş sanatları tanıtmak, bu sanatlara olan ilgiyi canlı tutmak ve gelecek kuşaklara aktarılmasına vesile olmak amacıyla Bahariye Mevlevihanesi Sanat Atölyeleri’ni kurdu. Bahariye Mevlevihanesi Sanat Galerisi, Mozaik Branşı Eğiticisi & Mozaik Sanatçısı Meyçem Ezengin ve 19 bayan öğrencisinin, özel koleksiyon niteliğinde, kendi birikim, zevk ve yaratıcılıklarını da kaynaştırarak tasarladıkları eserleri, 23–30 mayıs 2016 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor. @kanalkultur
“Kadın Eliyle” Mozaik / 23–30 mayıs 2016; İnsan ve Medeniyet Hareketi Bahariye Mevlevihanesi Sanat Galerisi, Silahtarağa Cad. No: 12, Eyüp - İstanbul
4 Mayıs 2016 Çarşamba
16. Yüzyıl Dâhisi Matrakçı Nasuh, Viyana'da..
![]() |
| Günseli Devrim - Kerbela |
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, İKASD İstanbul Kültürlerarası Sanat Diyalogları tarafından projelendirilen '16.Yüzyıl Dahisi Matrakçı Nasuh' sergisi Saraybosna, Belgrad, 2015 G20 Antalya zirvesi ve İstanbul'dan sonra, 25 mayıs - 12 haziran 2016 tarihleri arasında T.C.Viyana Büyükelçiliği ve Viyana Yunus Emre Enstitüsü işbirliği ile Viyana'da sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Küratörlüğünü Beste Gürsu'nun yaptığı projede, çini sanatçısı Sevim Ersoy'un liderliğinde çini panolara aktarılan 30 adet güzergah minyatürleri ile nakkaş Matrakçı Nasuh'u; eserlerinde yer alan beyitleri ile Şair Matrakçı Nasuh'u; beyitlerden seçkiler ile yazılan 10 adet divani levha'da hattat Matrakçı Nasuh'u; vasıflarından bir kaçının çağdaş bir yorumla tuvale aktarıldığı, 1 adet tablo'da ressam, matematikçi ve silahşör Matrakçı Nasuh'u 12 bayan sanatçı, toplam 41 eser ile anıyor, anlatıyor ve aktarıyor.
2 Mayıs 2016 Pazartesi
Utku Varlık - HİÇ: Gidilmemiş denizler, söylenmemiş sözler | NOTHING: Untraveled seas, unspoken words
![]() |
| Utku Varlık - Hiç, tuval üzerine yağlıboya, 65 x 45 cm., 2016 |
'Peki neyi anlatmak? HİÇ'likten hareketle şimdi geldiği yer, her geçen gün, bilinmez bir denize doğru dingin akarken, yaşam diyeceğimiz olguyla tekrar bir HİÇ'e ulaşıyor…'
'68 Kuşağı'nın resim alanındaki önde gelen sanatçılarından Utku Varlık'ın yeni sergisi, Mayıs ayının başında izleyiciyle buluşuyor. Doğu ve Batı felsefelerinde önemli yere sahip bir kavramdan, HİÇ'likten yola çıkan sergi, izleyiciyi hem sanatçının kişisel geçmişine hem de kavramsal sorgulamalarına uzanan sezgisel bir yolculuğa davet ediyor.
Varlık, geçtiğimiz yıl Bozlu Art Project'te açtığı 'Fragmanlar' sergisinde 'Eğer bir düş giderek resme dönüşüyorsa, resim de sonuçta düş'e dönüşür,' düşüncesinden hareketle bir düş'ün kurgusunda yaşanılmış, düşünülmüş ‘fenomen' tabakalarının montajından kırpılıp düşen fakat yine de bir kenara konup saklanan küçük öyküler, şiir kırıntıları ve farklı kurgulara ait eskizlere yeniden bakarak kendi sanatını ve günümüzde resmin geldiği noktayı sorguluyordu.
Sanatçı şimdi söze kaldığı yerden devam ediyor ve gerçek ile düş arasında bir yolculuğa çıkarak HİÇ'likten başlayıp tekrar HİÇ'liğe doğru yol aldığı bu yolculukta, izleyiciyi gidilmemiş denizler, söylenmemiş sözlerle örülü ütopik bir dünyayla baş başa bırakıyor.
20 Nisan 2016 Çarşamba
Ozan Ünal - Tahterevalli
![]() |
| Ozan Ünal - Aşka Düşmek, bronz, 28 x 47 x 10 cm., 2015 |
Sanatçı, yeni sergisinde 'aşk bir tahterevalli ise…' ile başlayan cümleler kuruyor.
Bir üçgen, bir çubuk yardımıyla insana, aşka, ilişkilere ait kısa hikayeler anlattığı heykellerinde Ünal; demir yerine bronz kullanmayı tercih etmiş.
İçeriğin yer yer biçimin önüne geçtiği, hikayenin formun içine dekonstrüktif bir kaygıyla girdiği heykeller; disiplinlerin içiçe geçtiği yeni sanatta, plastik ve dramatik aforizmalarıyla; sanatseverleri görsel ve düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.
Ozan Ünal
1974 yılında İzmir’de doğdu.
Koku ve Şehir
'Kokuları nasıl algılarız?', 'Bir kokuyu iyi ya da kötü yapan nedir?' ve 'Kaç farklı kokuyu algılayabiliriz?', 'Tat, koku ve bellek arasında nasıl bir bağlantı vardır?'
14 nisan - 8 haziran 2016 tarihleri arasındaki 'Koku ve Şehir' sergisi, ziyaretçileri bir zamanlar Anadolu topraklarında yaşamış medeniyetlerin tarihsel koku dünyasını keşfetmeye davet ediyor.
Kahve, nane ve kolonya gibi günümüzün hakim kokularından pek çok örneğin yanı sıra geçmiş dönemlerin esintilerini taşıyan safran, buhur ve amber gibi birçok kokunun da aralarında yer aldığı 50’yi aşkın koku, ANAMED’de sergileniyor.
Serginin küratörlüğünü Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi Lauren Nicole Davis, tasarımını ise PATTU (Cem Kozar, Işıl Ünal) üstlenmiş. Sergide yer alan kokular ise MG Gülçiçek International Fragrance Company tarafından hazırlanmış.
Farklı kültürlerin tören ve geleneklerine ait kokuları ele alan sergi, antik dönemden günümüze kadar olan sürede Anadolu’da öne çıkan kokuların yanı sıra Bizans döneminden itibaren İstanbul’un kokularını da ziyaretçilerle buluşturuyor.
14 nisan - 8 haziran 2016 tarihleri arasındaki 'Koku ve Şehir' sergisi, ziyaretçileri bir zamanlar Anadolu topraklarında yaşamış medeniyetlerin tarihsel koku dünyasını keşfetmeye davet ediyor.
Kahve, nane ve kolonya gibi günümüzün hakim kokularından pek çok örneğin yanı sıra geçmiş dönemlerin esintilerini taşıyan safran, buhur ve amber gibi birçok kokunun da aralarında yer aldığı 50’yi aşkın koku, ANAMED’de sergileniyor.
Serginin küratörlüğünü Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Araştırma Görevlisi Lauren Nicole Davis, tasarımını ise PATTU (Cem Kozar, Işıl Ünal) üstlenmiş. Sergide yer alan kokular ise MG Gülçiçek International Fragrance Company tarafından hazırlanmış.
Farklı kültürlerin tören ve geleneklerine ait kokuları ele alan sergi, antik dönemden günümüze kadar olan sürede Anadolu’da öne çıkan kokuların yanı sıra Bizans döneminden itibaren İstanbul’un kokularını da ziyaretçilerle buluşturuyor.
12 Nisan 2016 Salı
Zeynep Sarıoğlu - Afrodisias Suluboyaları
İDGSA (MSGSÜ) mezunu Y. İç Mimar - Endüstri Tasarımcısı, Zeynep Sarıoğlu’nun 1986’dan beri açtığı suluboya resim sergileriyle sanatının 30. yılında Anadolu’nun Ege - Akdeniz Uygarlıklarından Esinlenmeler 'Afrodisias Suluboyaları' başlıklı sergisi, 2-30 nisan 2016 tarihleri arasında Tolga Eti SanatEvi’nde...
Sadece suluboya ile atölye çalışmalarını sürdüren sanatçı, 2009 yılından beri Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi - Mimarlık Bölümü’nde 'Suluboya Tekniği' dersini veriyor. Ders notları üniversite yayınlarında kitap olarak da basıldı.
Sanatçının son dönem çalışmalarında temel tasarım (basic design) tekniklerine rastlamak mümkün.
Sergide çeşitli suluboya tekniklerinin uygulandığı Karia ve Lykia bölgesine ait çalışmalar yer alıyor.
Sadece suluboya ile atölye çalışmalarını sürdüren sanatçı, 2009 yılından beri Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi - Mimarlık Bölümü’nde 'Suluboya Tekniği' dersini veriyor. Ders notları üniversite yayınlarında kitap olarak da basıldı.
Sanatçının son dönem çalışmalarında temel tasarım (basic design) tekniklerine rastlamak mümkün.
Sergide çeşitli suluboya tekniklerinin uygulandığı Karia ve Lykia bölgesine ait çalışmalar yer alıyor.
11 Nisan 2016 Pazartesi
Ebülfez Ferecoğlu - İstanbul’un Palet Arkası
@kanalkultur - Ebülfez Ferecoğlu, 7 - 30 nisan 2016 tarihleri arasında ‘İstanbul’un Palet Arkası’ ismini verdiği resim sergisi ile Derinlikler Sanat Merkezi’nde…
Ressam Ebülfez Ferecoğlu, sergisinde yaşadığı ve çok sevdiği şehir İstanbul’un, zaman zaman göremediğimiz ya da farkında olamadığımız adeta 'perde arkası'nı ele alıyor. Bunu da İstanbul’un tarihi, mimari, sosyolojik, psikolojik, idari ve günlük hayatını kendi has avangard üslubunu kullanarak gerçekleştiriyor.
Sanatçı eserlerindeki şehir görüntülerinde mimari net görüntüyü vermiyor. Aksine eriyen bir şehir gibi yansıtıp, aradan da İstanbul’un sembolik tarihi yapılarının izleyiciye selam verir gibi muzipçe görünmesine izin veriyor.
Ressamın bunu yapma nedeni de tarihi estetik yapıların birer birer yıkılıp, yerine beton, estetikten ve şehrin ruhundan uzak yeni binaların yapılmasına duyduğu üzüntüdür. Geçen zamanın getirdiği olumsuz değişimle beraber şehir insanlarının nasıl küçük alanlara sıkıştırıldığını ve bunun getirdiği mutsuzluğu da yansıtıyor. Bunun yanı sıra kendi yaşadığı, teknolojik çağın getirdiği modern ve çağdaş yaşantıyı göz ardı etmeden işliyor.
Ressam Ebülfez Ferecoğlu, sergisinde yaşadığı ve çok sevdiği şehir İstanbul’un, zaman zaman göremediğimiz ya da farkında olamadığımız adeta 'perde arkası'nı ele alıyor. Bunu da İstanbul’un tarihi, mimari, sosyolojik, psikolojik, idari ve günlük hayatını kendi has avangard üslubunu kullanarak gerçekleştiriyor.
Sanatçı eserlerindeki şehir görüntülerinde mimari net görüntüyü vermiyor. Aksine eriyen bir şehir gibi yansıtıp, aradan da İstanbul’un sembolik tarihi yapılarının izleyiciye selam verir gibi muzipçe görünmesine izin veriyor.
Ressamın bunu yapma nedeni de tarihi estetik yapıların birer birer yıkılıp, yerine beton, estetikten ve şehrin ruhundan uzak yeni binaların yapılmasına duyduğu üzüntüdür. Geçen zamanın getirdiği olumsuz değişimle beraber şehir insanlarının nasıl küçük alanlara sıkıştırıldığını ve bunun getirdiği mutsuzluğu da yansıtıyor. Bunun yanı sıra kendi yaşadığı, teknolojik çağın getirdiği modern ve çağdaş yaşantıyı göz ardı etmeden işliyor.
9 Nisan 2016 Cumartesi
Neş’e Erdok Resim Sergisi
![]() |
| Neş’e Erdok - İkili Portre, tuval üzerine yağlıboya, 162 x 130 cm., 2015 |
Sergide çocuk portreleri, göç, ressam ve modeli temalı resimlerin yanı sıra, Gölköy serisinden resimler de yer alıyor.
Çevresinde gözlemlediği kentli insanı ve gündelik hayatın akışında olanları, belli bir konudan hareketle yola çıkarak, katıksız bir gözlem gücüyle resmeden Neş’e Erdok, sergisinde, son dönemde herkesi etkileyen global sorunlara da dikkat çekiyor.
Erdok resimlerinde, tekil ve merkezde kullandığı, gözlemlendiğini farketmeyen figürün psikolojik boyutunu ve iç dünyasını da ön plana çıkararak biçime taşıyor.
5 Nisan 2016 Salı
Çağdaş Erçelik - Türk Filmi
![]() |
| © Çağdaş Erçelik - Ferhan Şensoy |
Sergi, Çağdaş Erçelik’in sanat hayatına ve güncel yaşamına etki eden Türk sinemasının kendisini derinden etkileyen, aralarında bağ ve ilişkiler olan izleyiciye ciddi mesajlar ileten eserlerden yola çıkarak oluşuyor.
Sanatçı, seçkide; Muhsin Bey, Anayurt Oteli, Ah Güzel İstanbul, Ah Belinda ve Canım Kardeşim gibi birçok yapıtı heykele uyguluyor.
Çağdaş Erçelik, 23 aralık 2011 – 21 ocak 2012 yıllarında ‘Dersaadet’ adını verdiği Dersaadet’te yaşamış edebiyatçılar ve onların yarattığı hayal kahramanları, hikayeleri, romanları ve romanlardaki sahnelerden esinlenerek oluşturduğu sergi ile adından çokça söz ettirmişti.
31 Mart 2016 Perşembe
Josephine ve Ayrıntılar
Koç Üniversitesi Vehbi Koç Ankara Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (VEKAM) hazırladığı ve Kimberly Hart'ın küratörlüğünü yaptığı Josephine ve Ayrıntılar sergisi 30 mart - 10 haziran 2016 tarihleri arasında meraklısıyla buluşuyor.
Sergide Amerikalı fotoğrafçı Josephine Powell'ın Anadolu kilimlerinin desen ve motifleri üzerine güvenilir görsel bir kaynak teşkil eden ve dokuma sanatı tarihine ışık tutan araştırmasının geometrik ayrıntılarına yer veriliyor. Bu ayrıntılar, medeniyetlerin beşiği olan zengin Anadolu kültürünü yansıtırken zamanla yaşanan kültürel değişim hakkında da ipuçları veriyor.
Powell'ın, diğer çalışmasından farklı olarak estetik kaygıları bir kenara bırakarak kilimleri belgelemesi çalışmayı bir araştırma verisi olarak değerlendirmek gerektiğinin de altını çiziyor.
Josephine ve Ayrıntılar, Anadolu dokuma sanatı tarihini belgeleyen Josephine Powell'ın objektifine takılan binlerce yıllık Anadolu kültürünün özellikle de kadınların elinden çıkan geometrik motiflerin, kadınların üretimdeki yaratıcılığının, desen ve motiflerdeki kültürel mirasın ayrıntılar üzerinden farklı bakış açılarıyla okunması olarak yorumlanabilir.
Kültür, kimlik ve hafıza aktarımı, köklerle ve gelecek nesillerle kurulan iletişim tarih boyunca farklı yollarla üretimler üzerinden kurulmuş ve yansıtılmıştır. Bu nedenle Powell'ın kilimler üzerinden yansıttığı Anadolu kültürünün arkeolojik ve sanatsal ürünlerle yine bu kültürün yansıdığı bir mekân'da, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müze'sinde yer alması Josephine'in objektifinden yansıyan ayrıntıları daha anlamlı kılıyor.
Sergide Amerikalı fotoğrafçı Josephine Powell'ın Anadolu kilimlerinin desen ve motifleri üzerine güvenilir görsel bir kaynak teşkil eden ve dokuma sanatı tarihine ışık tutan araştırmasının geometrik ayrıntılarına yer veriliyor. Bu ayrıntılar, medeniyetlerin beşiği olan zengin Anadolu kültürünü yansıtırken zamanla yaşanan kültürel değişim hakkında da ipuçları veriyor.
Powell'ın, diğer çalışmasından farklı olarak estetik kaygıları bir kenara bırakarak kilimleri belgelemesi çalışmayı bir araştırma verisi olarak değerlendirmek gerektiğinin de altını çiziyor.
Josephine ve Ayrıntılar, Anadolu dokuma sanatı tarihini belgeleyen Josephine Powell'ın objektifine takılan binlerce yıllık Anadolu kültürünün özellikle de kadınların elinden çıkan geometrik motiflerin, kadınların üretimdeki yaratıcılığının, desen ve motiflerdeki kültürel mirasın ayrıntılar üzerinden farklı bakış açılarıyla okunması olarak yorumlanabilir.
Kültür, kimlik ve hafıza aktarımı, köklerle ve gelecek nesillerle kurulan iletişim tarih boyunca farklı yollarla üretimler üzerinden kurulmuş ve yansıtılmıştır. Bu nedenle Powell'ın kilimler üzerinden yansıttığı Anadolu kültürünün arkeolojik ve sanatsal ürünlerle yine bu kültürün yansıdığı bir mekân'da, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müze'sinde yer alması Josephine'in objektifinden yansıyan ayrıntıları daha anlamlı kılıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















