Kemal Uludağ, “TÖRE’n” adını verdiği kişisel seramik sergisi ile 20 mayıs – 8 haziran 2016 tarihleri arasında Galeri Soyut B salonunda sanatseverlerle buluşuyor.
Kemal Uludağ
1966'da Konya’da doğdu. 1987'de Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Anasanat Dalı’ndan mezun oldu. 1990'da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisansını, 1993'te ise Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Sanatta Yeterliğini tamamladı.
14 ödül sahibi; UNESCO-AIAP Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği ve Türk Seramik Derneği üyesi, Türk Seramik Derneği Yönetim Kurulu üyeliği ve Sanat Komisyonu Başkanlığı, Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi Müdürlüğü ve birçok özel sanat galerisinin Sanat Yönetmenliğini ve de bazı kurum ve kuruluşların Sanat Danışmanlığı görevlerinde bulundu.
Halen Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nde Doçent olarak görev yapıyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Galeri Soyut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galeri Soyut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Mayıs 2016 Pazartesi
16 Mart 2016 Çarşamba
Emre Gün - Tesir | Effect
@kanalkultur - Emre Gün, 'Tesir | Effect' adını verdiği ilk kişisel seramik sergisi ile 18 mart – 6 nisan 2016 tarihleri arasında Galeri Soyut C salonunda sanatseverlerle buluşuyor.
Sanatçı, sergi manifestosunda şunları kaydediyor:
'Temel bağlamda maddenin yapısı varlığın suretini betimler. Bu görünürlük, üzerinde etki edildiği takdirde o varlığın suretinde değişim yahut çeşitlenmeyi mecbur kılar. Bu noktada kavramlar ve zihinsel imgeler maddeye yöneltilen tesirler sayesinde kendi realitesine ulaşır ancak bu durum yine de büyük realitelerin yalnızca bir perspektifi olmak zorundadır. Algılayış biçimindeki çeşitlilik iyi ve kötünün, doğru ve yanlışın, güzel ve çirkinin, ana fikirde zıtlıkların evreni kapsayan uyumunun ve gerekliliğinin idraki ölçüsünde mümkünleşir. Bu sebeple burada sarf edilmiş cümleler bir manifesto değil, çalışmalarımın gayesini özetleyen naçizane bir pusuladır.'
Sanatçı, sergi manifestosunda şunları kaydediyor:
'Temel bağlamda maddenin yapısı varlığın suretini betimler. Bu görünürlük, üzerinde etki edildiği takdirde o varlığın suretinde değişim yahut çeşitlenmeyi mecbur kılar. Bu noktada kavramlar ve zihinsel imgeler maddeye yöneltilen tesirler sayesinde kendi realitesine ulaşır ancak bu durum yine de büyük realitelerin yalnızca bir perspektifi olmak zorundadır. Algılayış biçimindeki çeşitlilik iyi ve kötünün, doğru ve yanlışın, güzel ve çirkinin, ana fikirde zıtlıkların evreni kapsayan uyumunun ve gerekliliğinin idraki ölçüsünde mümkünleşir. Bu sebeple burada sarf edilmiş cümleler bir manifesto değil, çalışmalarımın gayesini özetleyen naçizane bir pusuladır.'
25 Ocak 2016 Pazartesi
Serdar Leblebici Resim Sergisi
![]() |
| Serdar Leblebici - Portre serisi, tuval üzeri yağlı boya, 80 x 60 cm., 2015 |
Sanatçının, 2014 yılındaki 'Şehrin Kıyısında' isimli serisinin ardından, bu sergisinde 3 farklı serisinden çalışmalar bulunuyor.
Serdar Leblebici
1961'de İzmir'de doğdu.
1984'te Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil Tasarımı Anasanat Dalı'ndan mezun oldu. Ressam Yavuz Seçkin ile çalıştı.
SNBA kurumu tarafından; 2006 yılında, 'Resim Dalında Bronz Madalya', 2011 yılında,'20 x 20' Delegasyon sergisi ile 'Gümüş Madalya', 2013 Tunus / Monastir Uluslararası Plastik Sanatlar Festivali'nde ise 'Resim Dalında Büyük Ödül' ile onurlandırıldı.
4 Ocak 2016 Pazartesi
Taha Baydar - Gibi | As
![]() |
| © Taha Baydar |
Sanatçı, çalışmalarında; edindiği teknik ve tecrübeleri, kendi karakteriyle bağdaştırmaya çalışarak eserlerine şekil veriyor. Doğada varolan amorf formları yorumlayıp, renkle farklı algılar oluşturarak kendini camın akışına bırakıyor.
Taha Baydar
1987'de Eskişehir’de doğdu. 2005 yılında Eskişehir Yunus Emre Anadolu Meslek Lisesi, Otomasyon Bölümü’nden mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Bölümü’nde lisans eğitimini 2009 yılında tamamladı. Paşabahçe ve Yakamoz cam fabrikasında staj eğitimi gördü. Aynı yıl Mimar Sinan Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrenimine başladı. Tasarımcı olarak 1,5 yıl çalıştı. 2010 yılında Cam Ocağı Vakfı’nda Robert Stern’den burslu eğitim aldı. 2011 Eylül itibariyle de Eskişehir Odunpazarı Belediyesi Sıcak Cam Atölyesi’nde sanatçı olarak çalışmalarına devam ediyor.
30 Kasım 2015 Pazartesi
Hakan Eraslan - Ahşabın Ruhu
[KanalKultur] - Hakan Eraslan, Ahşabın Ruhu adını verdiği, ahşap heykellerden oluşan eserleriyle Galeri Soyut B Salonu'nda 27 kasım - 16 aralık 2015 tarihlerinde ağaç yontu meraklısıyla buluşuyor.
Hakan Eraslan
1971'de Çorum / Osmancık'ta doğdu.
1995'te Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu.
Halen İzmir Karşıyaka'da bir devlet okulunda resim öğretmenliği yapıyor, resim ve heykel çalışmalarına kendi atölyesinde devam ediyor..
Hakan Eraslan
1971'de Çorum / Osmancık'ta doğdu.
1995'te Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu.
Halen İzmir Karşıyaka'da bir devlet okulunda resim öğretmenliği yapıyor, resim ve heykel çalışmalarına kendi atölyesinde devam ediyor..
15 Ekim 2015 Perşembe
Orhan Umut - İroni | Irony
[KanalKultur] - Orhan Umut, 'İroni' isimli resim sergisi ile 9-28 Ekim 2015 tarihleri arasında Galeri Soyut A ve B Salonlarında sanatseverlerle buluşuyor.
Orhan Umut Resim Sergisi'nin ana motifini "ironi" kavramı oluşturuyor.
Sanatçı, bu sergisinde izleyicinin zihnini zorlayıp kutuplar arası yolculuklara çıkararak bazı fısıltılarda bulunmak istediğini belirtiyor.
Kendi içinde çatışan kavram ve başlıklardan yola çıkarak, belirsizliklere ve çelişkilere vurgu yaparak, genel geçer formülasyonları yan anlamlarıyla destekleyerek 'ironi' nin o muhteşem gizemliliğini irdeleme halini açığa çıkarıyor.
Orhan Umut Resim Sergisi'nin ana motifini "ironi" kavramı oluşturuyor.
Sanatçı, bu sergisinde izleyicinin zihnini zorlayıp kutuplar arası yolculuklara çıkararak bazı fısıltılarda bulunmak istediğini belirtiyor.
Kendi içinde çatışan kavram ve başlıklardan yola çıkarak, belirsizliklere ve çelişkilere vurgu yaparak, genel geçer formülasyonları yan anlamlarıyla destekleyerek 'ironi' nin o muhteşem gizemliliğini irdeleme halini açığa çıkarıyor.
6 Ekim 2015 Salı
Azat Yeman - Benliğin Tükenişi | The Goal of the Self
[KanalKultur] - Azat Yeman, 'Benliğin Tükenişi' isimli resim sergisi ile 9-28 ekim 2015 tarihleri arasında Galeri Soyut C Salonu'nda izleyici ile buluşuyor.
Yeman’ın resimleri, hayali gerçeklikte değil bilincin açık bir biçimde, görünen bir bilinenin üzerinden anlatılan yıkım hikayelerini yansıtıyor. Yeman’a göre resimlerinin her biri anlatmak istediğini anlatıyor, bizi dünyasında dolaştırıyor ve olduğumuz yere geri döndürüyor: Elinizi uzatsanız dokunacak kadar yakınsınızdır ama yardım edemeyecek kadar da uzak kaldığınızı hissedersiniz, olan olmuştur ve yıkım çoktan gerçeklemiştir.
Sanatçı, resimlerindeki suretlerin mutluluk ve hazdan ziyade hep tekinsiz alanlara işaret ettiğinin altını çiziyor. Böylelikle ütopik bir insan olmanın da hırkasını atmayı düşündürüyor.
Resimlerindeki büyük dairelere, sonsuz çemberlere; evren, ışık ve zamana ek olarak renk nüansları eşlik ediyor. Hepsi aynı frekansa hizmet eden bir şarkının notalarından farksız değil. Tıpkı Gestalt'ta olduğu gibi… Sonsuz sayıdaki ağ üzerine kurulu sistemin içerisindeki Yeman’ın insanları ya "Küresel Ağ"ının içerisine hapsolmuş durumdar ya da ağdan çıkmaya meyilli. Birbirini takip eden sonsuz sayıdaki dairesel ağlar küresel çıkmazın varlığına birer kanıt durumunda ve bu döngünün hiçbir zaman bitmeyeceğinin altını çizer duruyor.
Yeman’ın resimleri, hayali gerçeklikte değil bilincin açık bir biçimde, görünen bir bilinenin üzerinden anlatılan yıkım hikayelerini yansıtıyor. Yeman’a göre resimlerinin her biri anlatmak istediğini anlatıyor, bizi dünyasında dolaştırıyor ve olduğumuz yere geri döndürüyor: Elinizi uzatsanız dokunacak kadar yakınsınızdır ama yardım edemeyecek kadar da uzak kaldığınızı hissedersiniz, olan olmuştur ve yıkım çoktan gerçeklemiştir.
Sanatçı, resimlerindeki suretlerin mutluluk ve hazdan ziyade hep tekinsiz alanlara işaret ettiğinin altını çiziyor. Böylelikle ütopik bir insan olmanın da hırkasını atmayı düşündürüyor.
Resimlerindeki büyük dairelere, sonsuz çemberlere; evren, ışık ve zamana ek olarak renk nüansları eşlik ediyor. Hepsi aynı frekansa hizmet eden bir şarkının notalarından farksız değil. Tıpkı Gestalt'ta olduğu gibi… Sonsuz sayıdaki ağ üzerine kurulu sistemin içerisindeki Yeman’ın insanları ya "Küresel Ağ"ının içerisine hapsolmuş durumdar ya da ağdan çıkmaya meyilli. Birbirini takip eden sonsuz sayıdaki dairesel ağlar küresel çıkmazın varlığına birer kanıt durumunda ve bu döngünün hiçbir zaman bitmeyeceğinin altını çizer duruyor.
18 Haziran 2015 Perşembe
İrem Çamlıca - Portreler
![]() |
| © İrem Çamlıca - "Kemal Sunal" tuval üzerine akrilik ve yağlı boya, 100x100 cm., 2015 |
İrem Çamlıca
1988’de İstanbul’da doğdu.
2007’de Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nden sonra 2013’de Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarım Bölümü’nde tam başarı burslu okuyarak bu bölümden birincilikle ve yüksek onur derecesiyle mezun oldu.
2011-2012 yıllarında Study Abroad programıyla University of the Arts, Central Saint Martins BA Fine Art bölümüne kabul edilerek eğitiminin bir kısmını Londra’da sürdürdü. İlk atölyesini 2012’de İstanbul Galata’da kurdu.
1 Mayıs 2015 Cuma
Peruze Hamurcu - Güneşe Yürümek
![]() |
| Peruze Hamurcu - "Mahşerin Dört Atlısı" tuval üzerine yağlı boya, 114 x 146 cm., 2015 |
Sanatçı, insana ait değerlerin darmadağın olduğu bu yüzyılda insana ve insan yaşamına dair konularıyla hepimizi içsel bir yolculuğa çıkarıyor.
Sanatçının kendine özgü bakış açısıyla kurguladığı resimlerindeki figürler, bazen tanıdık bir yüz gibi geliyor.
Ancak onlar bir düş aleminde yaşayan yaşanılan gerçek mekandan alınmış kendilerine özgü bambaşka bir sahnede rol alıyor.
Figürlerin zaman zaman olanaksızmış gibi görünen duruşları ve ilişkileri, kendi varoluşlarını imgesel bir boyuta taşımak için kurguladığı bir oyun.
Peruze Hamurcu'nun resimlerinde renk, tuval yüzeyinde sınırlanmış biçim ve form ilişkisinde sınırlanmıyor.
21 Nisan 2015 Salı
Metin Yurdanur - Hamam 1955
[KanalKultur] - Metin Yurdanur’un, “Hamam 1955” adlı kişisel heykel sergisi 25 nisan – 13 mayıs 2015 tarihleri arasında Galeri Soyut / A Salonu’nda izleyicilerle buluşuyor.
Metin Yurdanur
1951 yılında Sivrihisar’da doğdu. 1972 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. 1972-1978 yılları arasında Öğretmen Okulu ve Liselerde öğretmenlik, 1978-1981 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde modelaj öğretmenliği yaptı. 1979 yılında Ankara Belediyesi’nin “kentin plastik unsurlarla donatılması projesi” kapsamında, gelen talep üzerine çeşitli heykel tasarımları hazırladı. Bunlar bugün Abdi İpekçi Parkı’ndaki “Eller”, Gar Meydanı’ndaki “Miras”, Batıkent’teki “Dayanışma”dır.
1981 yılında serbest çalışmaya başladı. Heykellerinin bir kısmı Almanya, Japonya, Macaristan, Libya, Türkmenistan, Moğolistan ve Küba’da bulunuyor.
2005 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yerleşkesinde 50’den fazla heykelden oluşan “Ben Anadoluyum, Ben Cumhuriyetim, Ben Halkım” adlı bir yıl süreli sergiyi açtı.
Metin Yurdanur
1951 yılında Sivrihisar’da doğdu. 1972 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. 1972-1978 yılları arasında Öğretmen Okulu ve Liselerde öğretmenlik, 1978-1981 yıllarında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde modelaj öğretmenliği yaptı. 1979 yılında Ankara Belediyesi’nin “kentin plastik unsurlarla donatılması projesi” kapsamında, gelen talep üzerine çeşitli heykel tasarımları hazırladı. Bunlar bugün Abdi İpekçi Parkı’ndaki “Eller”, Gar Meydanı’ndaki “Miras”, Batıkent’teki “Dayanışma”dır.
1981 yılında serbest çalışmaya başladı. Heykellerinin bir kısmı Almanya, Japonya, Macaristan, Libya, Türkmenistan, Moğolistan ve Küba’da bulunuyor.
2005 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi yerleşkesinde 50’den fazla heykelden oluşan “Ben Anadoluyum, Ben Cumhuriyetim, Ben Halkım” adlı bir yıl süreli sergiyi açtı.
29 Mart 2015 Pazar
PassportART
![]() |
| Hakan Esmer - tuval üzeri yağlı boya, 116 x 89 cm., 2015 |
PassportART Ankara 2015 sergisine katılan sanatçılar: Ahmet Yeşil, Serdar Leblebici, Hakan Esmer, Ercan Ayçiçek, Ceyhun Yaman, Ayhan Çetin, Erhan Lanpir, Derya Ülker, Raşit Altun, Metin Kalkızoğlu, Duygu Aydoğan, Mevlüt Akar, Turgut Akarsu, Samed Arda Selim, Berk Arıkan, Mehmet Yıldırım, Baki Bodur.
Sanatçı Hakan Esmer, PasaportART projesini aşağıdaki cümleler ile ifade ediyor:
"An’ı paylaşırken : Paylaşım yapmak için başka bir An’ı planlamak.
Uçuk.. Sonsuz.. Zamansız.. Sınırsız.. Koşulsuz.. Sorgusuz; ama paylaşımcı…
17 Mart 2015 Salı
Emre Lüle - İçiçe Plastik Duvar Heykelleri | Poli-plastisizm Poly-plasticism
![]() |
| Emre Lüle - Poli Plastik + Ahşap, 180 x 100 cm., 2015 |
Sanat eleştirmeni Sezer Aykan’ın Emre Lüle'nin eserleri ile ilgili şu yorumu kayda alıyor:
"Emre Lüle'nin yapıtlarını son olarak TÜYAP 2014, İstanbul'da gördüm ve inceledim. Bu fuarda daha çok resme, sonra heykele ve bunların yanında fotoğraf ve video yapıtlarına yer verilmişti; tek-tük "yerleştirme (installation)" düzenlenmişti; ama, yüzlercesi arasında, Lüle'nin eserlerine benzeyen herhangi bir sanat eseri yoktu. Emre Lüle, tuval olarak plastik kullanıyordu.
Bilindiği gibi, bir "polimer" olan plastiğin birçok çeşidi bulunuyor; ticarette, bunlara, Plexiglass, Vitroflex, Acrylite, Oroglass, Lucite gibi isimler verilmiş, ve daha çok, endüstriyel ürünler üretilmesinde kullanılıyorlar; saydam, mat, opak olanları var.
16 Şubat 2015 Pazartesi
Sırma Servin Yıldız - Bir | One
![]() |
| Sırma Selvin Yıldız - "Denizden-II", Onix, 30 x 23 x 23 cm., 2014 |
Meltem Şahin Eney, sanatçı ve sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
"Hiçbir eser boşluğa doğmaz, ardında bir yaşam, yaşanmışlıklar ve de yaşanmamışlıklar vardır. Böylece akan nehre eklenir. Sanatçı kendinden önce varolanlara bir yenisini eklerken önce kendini evirir, çevirir, devirir ve nihayet yeniden yapılandırır. Sırma Servin Mazlumoğlu Yıldız taşı işlerken bir sanatçı olarak taşıdığı isimlerinin anlamının hakkını bilgi, erdem, etik ve estetikle yoğurup renk-ahenk heykellerini yaratır. Sırma eserlerini kurgularken 'zaman' çizgisel olarak işlemez - 'zaman' dinamik, devinimsel ve daireseldir. Sırma 'an'da ve 'hal'de olmayı tercih eden bir sanatçı olarak zamanın devinimselliğini ve bütünselliğini heykellerini biçimlendiriken yansıtmak istemiştir. Sanatçı yaşam felsefesi olarak -yolda olmayı ve yolda kalmayı; beden-ruh-zihin senteziyle gerçekleştirmek olarak tanımlar. İdeal ve real estetik bilgisini taşlarla buluştururken sanata en zorlu ve en kadim malzemeyle bir ilmek atmıştır. Sırma, sahici, yalın ve çok katmanlı bir taş ustasıdır."
* * *
"Works of art do not exist in vacuums, they always find us with their loads, in the background, of a lifetime of accumulated experiences or even the unexperienced things. This is how a work of art gets added to the flowing river of artistic creations. The artist adds up to the pile of those that were created by others before her and does her share of creating by consecutively translating and transforming into and finally restructuring herself in that work of art. Sirma Servin Mazlumoglu Yildiz as a sculpture artist creates her works of art out of stone with the appreciation of the value and the meaning of the work she is indulged in, just as the Turkish meaning of her name Sırma (goldthread) suggests, moulding all her intuitions, artistic virtue and sense of ethics and aesthetics into her sculptures which are pure embodiments of colour and harmony. While Sirma creates her works, the "time" does not proceed linearly for her; she sees "time" as something rather dynamic, kinesthetic and circular. Sirma,as an artist who chooses to exist in the "moment" and in the "present", wishes to reflect the dynamicty and integrity of time into the sculptures that she forms. The artist defines her philosophy of life as being and staying "on the road"; realizing herself as a synthesis of body-soul and mind. As she combines her knowledge of ideal and real aesthetics with the stones she contributes to the chain of art with a loop made with the most challenging and the oldest material of all. Sirma is a genuine, modest and multi-faceted master of stone." [Meltem Şahin Eney]
24 Ocak 2015 Cumartesi
Zuhal Baysar - Ruhuma Dokun | Touch My Soul
[KanalKultur] - Zuhal Baysar'ın, "Ruhuma Dokun" adlı kişisel resim sergisi 30 ocak – 18 şubat 2015 tarihleri arasında Galeri Soyut / A Salonu'nda izleyicilerle buluşuyor.
Sanatçı çalışmalarında ruhun varlık durumlarına değinirken bedeni ve suyu bir metafor olarak kullanıyor. Sanatçı için su, ruhumuzun derinliklerinde kendi kendimize var ettiğimiz evrenin metaforudur. Kendini gerçekleştirme yeridir; sığınma, korunma, huzur ihtiyacını karşılar. Bir çeşit tapınaktır.
Sanatçı suyu ve suyun sağladığı resimsel plastiği kullanırken dolaylı olarak insanı resmediyor. Önemli olan insanın iç dünyası ve insana ait olan özelliklerdir. Her bireyin kendi özel alanını "suya" taşıması ve bunu yaparken diğer yaşamına ait davranış kalıplarından kurtulması ön plana çıkar. Su içindeki dış dünyadan arınmış, ağırlıksız, hafif ama tamamen sarmalanmış varlığıyla insan, bir çeşit arınma ritüelinin öznesidir. Beden, sanatçı için varlığın durumlarını görselleştiren araçtır. Beden kimi zaman boşlukta, kimi zaman suyun hâkimiyetinde, kimi zaman suya hâkim durumdadır. Sanatçının kaygısı ruha şekil veren ve duyuşsal dünyamızın temelini oluşturan birtakım gerçekleri biçimsel dile aktarmaktır.
Bu noktada sanatçı karmaşa, düzen, var oluş, yok oluş, sonsuzluk gibi kavramların hissettirdiği duygu durumlarını önceden kurgulanmış kompozisyonlarla ve yoğun bir ifade biçimiyle görselleştiriyor. Bu zengin atmosferler bize iç dünyanın hallerine "dokunma" olanağı veriyor. Boyanın plastiğinin anlama müdahale eden yanını seven ve bunu özellikle seçen bir sanatçı olarak Zuhal Baysar, kendi serüveninde çağdaş örüntülerin resmin plastiğiyle yakalanabileceğini, boyanın bu örüntülere katkı sağladığını, anlamı çeşitlendirdiğini düşünüyor.
Zuhal Baysar
1976'da Ankara'da doğdu. 1999'da Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. 2000'de aynı fakültede Araştırma Görevlisi oldu. 2002'de "İnsan ve An Resimleri" konulu tezi ile Yüksek Lisans programını; 2006'da "Toplumda Şeffaflığın Görsel Tanımı" konulu tezi ile Sanatta Yeterlik Doktora programını tamamladı. 2007'de aynı fakültede Öğretim Görevlisi oldu. 2010'dan itibaren aynı fakültede Yardımcı Doçent olarak çalışıyor.. [KanalKultur]
Zuhal Baysar - Resim Sergisi "Ruhuma Dokun | Touch My Soul" / 30 ocak - 18 şubat 2015; Galeri Soyut, Yıldızevler Mah. R. Tagore Cad Şehit Mustafa Doğan Sokak No: 82 / A – B, Çankaya - 06550 Ankara; Tel: (+90312) 438 8670
Sanatçı çalışmalarında ruhun varlık durumlarına değinirken bedeni ve suyu bir metafor olarak kullanıyor. Sanatçı için su, ruhumuzun derinliklerinde kendi kendimize var ettiğimiz evrenin metaforudur. Kendini gerçekleştirme yeridir; sığınma, korunma, huzur ihtiyacını karşılar. Bir çeşit tapınaktır.
Sanatçı suyu ve suyun sağladığı resimsel plastiği kullanırken dolaylı olarak insanı resmediyor. Önemli olan insanın iç dünyası ve insana ait olan özelliklerdir. Her bireyin kendi özel alanını "suya" taşıması ve bunu yaparken diğer yaşamına ait davranış kalıplarından kurtulması ön plana çıkar. Su içindeki dış dünyadan arınmış, ağırlıksız, hafif ama tamamen sarmalanmış varlığıyla insan, bir çeşit arınma ritüelinin öznesidir. Beden, sanatçı için varlığın durumlarını görselleştiren araçtır. Beden kimi zaman boşlukta, kimi zaman suyun hâkimiyetinde, kimi zaman suya hâkim durumdadır. Sanatçının kaygısı ruha şekil veren ve duyuşsal dünyamızın temelini oluşturan birtakım gerçekleri biçimsel dile aktarmaktır.
Bu noktada sanatçı karmaşa, düzen, var oluş, yok oluş, sonsuzluk gibi kavramların hissettirdiği duygu durumlarını önceden kurgulanmış kompozisyonlarla ve yoğun bir ifade biçimiyle görselleştiriyor. Bu zengin atmosferler bize iç dünyanın hallerine "dokunma" olanağı veriyor. Boyanın plastiğinin anlama müdahale eden yanını seven ve bunu özellikle seçen bir sanatçı olarak Zuhal Baysar, kendi serüveninde çağdaş örüntülerin resmin plastiğiyle yakalanabileceğini, boyanın bu örüntülere katkı sağladığını, anlamı çeşitlendirdiğini düşünüyor.
Zuhal Baysar
1976'da Ankara'da doğdu. 1999'da Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. 2000'de aynı fakültede Araştırma Görevlisi oldu. 2002'de "İnsan ve An Resimleri" konulu tezi ile Yüksek Lisans programını; 2006'da "Toplumda Şeffaflığın Görsel Tanımı" konulu tezi ile Sanatta Yeterlik Doktora programını tamamladı. 2007'de aynı fakültede Öğretim Görevlisi oldu. 2010'dan itibaren aynı fakültede Yardımcı Doçent olarak çalışıyor.. [KanalKultur]
Zuhal Baysar - Resim Sergisi "Ruhuma Dokun | Touch My Soul" / 30 ocak - 18 şubat 2015; Galeri Soyut, Yıldızevler Mah. R. Tagore Cad Şehit Mustafa Doğan Sokak No: 82 / A – B, Çankaya - 06550 Ankara; Tel: (+90312) 438 8670
5 Aralık 2014 Cuma
Orhan Umut - Temas
![]() |
| Orhan Umut, tuval üzeri yağlıboya, 60 x 80 cm., 2013 |
Sergi hakkında kaleme aldığı yazısında Mehmet Denizhan şunları kaydediyor:
"Kimi yerde hayatın boğumları, tıpkı akrebin kuyruğuna doğru zehrinin artmasına benzetilebilir. Figürler boyunlarına geçirdiği yağlı birer ilmiği hatırlatan boyun bağlarıyla soluk almakta zorlanıp can çekişen, kimi zaman çocukluğuna geri dönen ama hantal bedenleriyle ancak bir çite ya da duvara toslayarak bu sarsıntıyı yeniden yaşayan insanlar oluverirler. Daha acısı ise bunu bütün zehriyle hatırlayan insanlardır.
Boş iskemlelerin bile ateşten bir kişiliğe, yangınlar geçirmiş eski bir bedestene büründüğü, huzursuz bir izlenim bıraktığı kadar karşımıza çıkanların günlük, rahat ve tuhaf giysileri içinde bizi huzursuz bir yolculuğa çıkaran çizgili pijamalar. Benzer yolculuklara çıktığımız tren rayları ya da ara istasyonlarda karşılaştığımız, sıradışı hayatlarına yüzlerine oturan tasalarla devam etmeye çalışan buruk / kırgın / çarpık gelişim süreçlerini tamamlamamış yarı mekanik taşıma araçlarıyla bir taşra dekoru içinde karşımıza çıkan siluetler. Takılıp kaldıkları fikirleri beden ve yüz ifadeleriyle anlatmaya çalışan, duygusal büyümeleri çocukluğun hüzünlü, doyurulmamış anılarıyla onarılmayı bekleyen bir bisiklet gibi bakan zoraki pantomim icrâcıları.
Anlatım araçları, tüm bu simge değerlerle yüklü imgeleri dile getirme araçları olarak hayal gücü ve okumamızın hizmetindedir. Açık/kapalı simgelerle görme-gösterme denklemini çözmeye çalışırken alışıldık yorumların dışında yabancılaşan yarı-modern resimlerle karşılaşılır. Sabah mahmurluğuyla, uykulu ama kalkmak zorunda gördüğümüz, öğlen ya da ikindi saatlerinde bu kez kıyafet değiştirerek ama onları her zaman değişmez yüz ifadelerinden kolayca tanıyacağımız bu insanlar, farklı kostümlerle sahneye çıkan, kendi rollerini kanıksamış oyuncuları çağrıştırırlar. Bunu yapmalarının nedenleri hayata sordukları anlam dolu sorularda gizlidir. İlgisiz, küçümsenmiş, horlanmış ve önemsiz görülen ya da tektip kişiler oldukları kadar birbirine benzemeyen yönleri ve yanları da öne çıkarılmıştır. Fondaki renksel anlatım, belki de, daha kolay tanımamız için başvurulan, farklı ışık diliyle sorulardır.
29 Kasım 2014 Cumartesi
Talat Ayhan - Nocturne
[KanalKultur] - Talat Ayhan, 28 kasım - 17 aralık 2014 tarihleri arasında "Nocturne" adını verdiği kişsel resim sergisiyle, Galeri Soyut'ta sanatseverlerle buluşuyor.
Talat Ayhan
1974 yılında Samsun'da doğdu.1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. 1998 yılında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nde Sahne Ressamı olarak göreve başladı. 2005 yılında Başrealizatörlüğe (Baş Ressam) yükseldi. "Bahar Ayini" (MDT), "Bir Yaz Gecesi Rüyası" (MDT), "Ninniler Günü" (Çocuk oyunu), "Sihirli Dünya" (Çocuk oyunu), "Bir Tenör Aranıyor" (Operet), "Arda Boyları" (MDT), "Gündüz-gece"(MDT), Coppelia (Bale) gibi eserlerin dekor tasarımlarını gerçekleştirdi. Halen aynı kurumda görevine ve sanat alanındaki çalışmalarına Ankara'da devam ediyor.
Kişisel Sergileri
2014 Galeri Soyut / C Salonu - Ankara
2005 Türk - Amerikan Kültür Derneği – Ankara
2000 British Council - Ankara [KanalKultur]
Talat Ayhan - Nocturne / 28 kasım - 17 aralık 2014; Galeri Soyut, Yıldızevler Mah. R. Tagore Cad. Şehit Mustafa Doğan Sokak No: 82 / A – B, Çankaya – 06550 Ankara; Tel.: (+90312) 438 8670
Talat Ayhan
1974 yılında Samsun'da doğdu.1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. 1998 yılında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nde Sahne Ressamı olarak göreve başladı. 2005 yılında Başrealizatörlüğe (Baş Ressam) yükseldi. "Bahar Ayini" (MDT), "Bir Yaz Gecesi Rüyası" (MDT), "Ninniler Günü" (Çocuk oyunu), "Sihirli Dünya" (Çocuk oyunu), "Bir Tenör Aranıyor" (Operet), "Arda Boyları" (MDT), "Gündüz-gece"(MDT), Coppelia (Bale) gibi eserlerin dekor tasarımlarını gerçekleştirdi. Halen aynı kurumda görevine ve sanat alanındaki çalışmalarına Ankara'da devam ediyor.
Kişisel Sergileri
2014 Galeri Soyut / C Salonu - Ankara
2005 Türk - Amerikan Kültür Derneği – Ankara
2000 British Council - Ankara [KanalKultur]
Talat Ayhan - Nocturne / 28 kasım - 17 aralık 2014; Galeri Soyut, Yıldızevler Mah. R. Tagore Cad. Şehit Mustafa Doğan Sokak No: 82 / A – B, Çankaya – 06550 Ankara; Tel.: (+90312) 438 8670
28 Ekim 2014 Salı
Fatih Karakaş - Melankolik İzler
![]() |
| Fatih Karakaş - Pers'li genç kadın 2, tuval üzeri yağlı boya, 60 x 50 cm., 2014 |
Sanatçı için doğa vazgeçilemez bir hazine. O, konularını seçerken doğanın sonsuz verisinden yaralanmaktan çekinmiyor; görme yetisini iyi kullanıyor.
Doğadaki herhangi bir kadraj resim olmaya aday bir kare aynı zamanda. Sanatçıya düşen, özgün bakış açısıyla, o kadrajı bir miktar terbiye edip sanata dönüştürme çabası.
Bir insan portresi, bir ağaç yaprağı, bir tuğla ve dokusu, eski bir duvardan fırlamış küçük bir sarmaşık yaprağı, herhangi bir doğal eleman veya arkadaş-aile grubunun oluşturduğu kareler... Hepsinde ayrı ayrı zengin renk ve biçimler var. Tüm bunlar resme dönüştürmek veriler. Bu malzemeleri doğru yorumlamak ise işin can alıcı kısmı. Bu anlamda sanatta çarpıcılık önem taşıyor. Fatih Karakaş bu yaklaşımlardan beslenerek özgün ve lirik üslubuyla eserlerini üretiyor.
![]() |
| Fatih Karakaş - 'Kırmızı, tuval üzeri yağlı boya, 80 x 65 cm., 2014 |
1975’de Adıyaman’da doğdu.1996 yılında o zamanki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü kazandı. Prof. Neşe Erdok, Prof. Nedret Sekban ve Doç. Ahmet Umur Deniz Atölyelerinde öğrenimini tamamladı. Yan dal olarak 1999-2002 yılları arasında Prof. Alattin Aksoy ve Doç. İrfan Okan atölyesinde litografi eğitimi aldı.
Ödülleri
2009 Ümraniye Belediyesi serbest konulu 5.resim yarışması, Mansiyon
2010 K.Maraş Sütçü İmam Ünv.Ulusal Resim Yarışması 3.’lük ödülü
2010 34.Dyo Resim Yarışması, ödül [KanalKultur]
Fatih Karakaş - Melankolik İzler / 31 ekim - 26 kasım 2014; Galeri Soyut, Yıldızevler Mah. R. Tagore Cad. Şehit Mustafa Doğan Sokak No: 82 / A – B Çankaya – 06550 Ankara; Tel.: +90 312 438 8670
21 Şubat 2014 Cuma
Ekrem Kahraman - Açık Adres | Open Full
![]() |
| Ekrem Kahraman - Yeni yasa tekifi, tuval üzerine yağlıboya, 205 x 205 cm., 2012 |
Kahraman, her zaman geçmişi ile hesaplaşmaktan, geçmişin geleneksel, modern ve çağdaş sanatın, kültürün özlerini tartışmaktan kaçınmayan ve bunların özlerinden benimsediği sonuçlarını da kendi en son yeni bütünü ile sentezlemeyi başarabilen ender sanatçılardan biri.. "Açık Adres" kavramı da her anlamda bu durumu ima ediyor...
Sanat çevreleri Ekrem Kahraman'ı dünyayı, düşünceyi, nesneleri olduğu gibi alıp kullanmak yerine kendine ait bir yol ile zaman zaman çok boyutlu, zaman zaman da birbirine alabildiğine zıt görünen diller ile ifade etmekten kaçınmayan bir sanatçı olarak değerlendiriyor...
Sanatçıya göre "Artık masumiyet çağı kimliklerimizi, adreslerimizi ve ütopyalarımızı kaybettik. Oysa tanıklarımız var, daha dün oradaydık. Fakat şu an neredeyiz, kimlerleyiz, neyiz bilenlerimiz pek az! Aramızda kaybettiklerini 'artık hükümsüzdür!' diye ret ilanları verenlerimiz bile var.
Hayatın sokaklarında sahte yüzlerimiz, kimliklerimiz ve adreslerimizle dolaşmaktayız...
Oysa elimizde açık adres var ve kaybettiğimiz ne varsa o adreste..."
![]() |
| Ekrem Kahraman - Ortak paradoks, tuval üzerine karışık teknik, 205 x 235 cm., 2012 |
"1985 yılında Avrupa'da çağdaş sanatın en önemli dört ismi olarak kabul edilen Alman sanatçılar Joseph Beuys, Anselm Kiefer, İtalyan sanatçı Enzo Cucchi ve Yunanlı sanatçı Jannis Kounellis ile sanat tarihçi Jean-Christophe Ammann İsviçre Basel'de bir araya geldiler.
Avrupa'da çağdaş modern sanatın artık çökmeye yüz tutmuş ideolojik alt yapısını, kültürel kaygılarını, temel ölçütlerini, estetik, ahlaki çıkmazlarını ve diğer yaratıcılık sorunlarını saatlerce tartıştılar, kendilerince bir çözüm aradılar.
Birlikte üretebildikleri tek çözüm ise eskisinin yerine yeni 'Bir Katedral İnşa Etmek' ve bu gerçekleşene kadar da sanat yapmayı bir süre ertelemekti.
Türkiye'de günümüzde 'çağdaş sanat'lıktan güncel çağdaş sanatlığa dönüştürülen yeni sanatın söylemleri, koordinatları da benzer bir çıkmazda.
Artık 1990'lı yıllardan itibaren altı çizilerek ısrarla öne sürülen post-modern ideolojik iddia da tıkanmış görünüyor. Bütün iddialarına karşı artık bütün dünyada çağdaş sanat bir kez daha büyük bir ideolojik, ahlaki kriz ve tarihsel bir çöküşle karşı karşıya...
Çünkü küreselleşmeyle birlikte tüm insanlık ve çağdaş uygarlık değerleri de ahlaki, sanatsal ve kültürel olarak önemli ölçüde derin bir krize girmiş durumda...
Ne yazık ki artık masumiyet çağı adreslerimizi, kimliklerimizi ve ütopyalarımızı kaybettik. Hala tanıklarımız, tanıklıklarımız, belgelerimiz var ama bir türlü bulamıyoruz!
Daha dün orada ve onlarlaydık oysa...
Fakat şu an neredeyiz, neyiz, nereye doğru yürüyoruz bilenlerimiz pek az! Aramızda kaybettiklerini 'artık hükümsüzdür!' diye ret ilanları verenlerimiz bile var.
Hayatın artık alabildiğine kirlenmiş sokaklarında sahteleşmiş yüzlerimiz, kimliklerimiz ve adreslerimizle melül melül dolaşmaktayız...
Oysa ellerimizde açık adreslerimiz var ve kaybettiğimiz ne varsa o adreslerde...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















