Bu Blogda Ara

Kentsel Dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kentsel Dönüşüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2016 Cumartesi

9/8 Roman Dansı: Kültür, Kimlik, Dönüşüm ve Yeniden İnşa

'Çingeneler, Çingeneliği sevenler, Çingene gibi olanlar, Çingene doğanlar sıklıkla popülist bir söylemin kaynağı olabiliyor. Çoğu zaman, ‘Keşke Çingene olsaydım,’ diyebiliyor ya da bu ve benzeri cümlelerle isterik bir öykünmeye şahit olabiliyoruz. Hangi Çingene gibi olmak istiyoruz peki? Bir moda yarışmasında kıyafet sunumu esnasında mutlaka ‘göbek attırılan’ o dolgun, egzotik, merak uyandıran, konuştuğunda komik olan Çingene gibi mi? Yoksa kentsel dönüşümle barınma hakkı elinden alınmış, kullanılmış, sahip olmadığı cümlelerle konuşturulmuş, yarınını bilmeyen Çingene gibi mi? Akademinin sadece bir malzeme ve kaynaktan ibaret gördüğü, içine girip tüm anlamlarını lime lime ettiği, zorla aydınlattığı, zorla sevdirdiği ya da nefret ettirdiği o mahallelerde mi yaşamak istiyoruz? Siyasi iktidarın demokratik açılım paketindeki tehlikeli ‘hevallere’ karşı sevimli ‘şoparlar, kızanlar’ mı bizi kendine yakın hissettiren?'

Gonca Girgin tarafından kaleme alınan 9/8 Roman Dansı, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze Türkiye’deki Çingene-Roman toplulukların dönüşümünü irdeliyor. Bunu hem bireysel ve kolektif anlamlar taşıyan, hem nesne ve özne olabilen, hem de kültürel arşiv niteliğini her koşulda sürdürebilen 'bedenler' ve kültürel sermaye alanı olarak kimliklerin kurulmasında, yıkılmasında ve dönüşmesinde etkin role sahip 'dans' üzerinden yapıyor.

Son dönemde iyiden iyiye küresel ekonomilerin, hızlı kültürel ve toplumsal dönüşümlerin popüler kaynaklarından biri olan Çingene-Roman kimliği, karmaşık bir yapıya sahip. Bu karmaşık yapının sebepleri arasında, hem kimlikle ilgili konuların aidiyet merkezlerinden sapmış olması, hem de tarz ve tercihlerin kolektif görünümleri aracılığıyla üretilen söylemlerin bolluğu sayılabilir.

24 Temmuz 2015 Cuma

Şiddet, Açlık, Yoksulluk ve Sürgün: Zoraki Metropol ve Zoraki Göç

“…Örtünün altından çıkan mühim hadiselerden biri de ‘zorunlu göç’. Hani son yirmi yılda, kentlerde sorulagelen “Nereden çıktı bu insanlar?” sualinin cevabıdır, adresidir bu iki kelime. Eğer bu sualle yetinmeyip de “bu insanların neden ve nasıl çıkıp geldikleri” ve “yeni diyarlarda hallerinin nice olduğu” sorusunu da sorarsanız şayet, bin pişman olursunuz. Coğrafyanın bir ucundan diğer ucuna kurulan ‘zorunlu rota’, tuvalin en koyu renklerindendir…”

“Zoraki Göç” İstanbul Dergisi’nin 2007'de yayınlanan 61. sayısının dosya konusu. Cibali’de, Tarlabaşı’nda, Gazi Mahallesi’nde, Sultanbeyli’de ve daha nice mahallede süregelen; kısıtlı dayanışma imkanlarıyla, belleklerinde geçmişe dair biriktirdiklerini bile dile getiremeden hayat mücadelesi veren insanların öyküleri şiddet, açlık, yoksunluk ve sürgünün panoramasını çiziyor. Dosya zorunlu göçün kentlerdeki yansımalarını, bu göçler planlanır ya da uygulanırken gözardı edilen aileler, çalışanlar, kadın ve çocuklar açısından tespit etmeye çalışıyor.

Murat Belge’nin 61. sayıdaki konuğu “Moda’yı Moda yapanlardan, eczanesi entelektüel semtlilerin uğrak yeri olan Melih Ziya Sezer.” Belge ve Sezer birlikte Moda’nın sokaklarını arşınlıyor ve gidenleri, “gitmek zorunda kalanlar”ı yâd ediyor.

Eviyle beraber ruhunu yitiren gelenek 

"Lise Söyleşisi" bölümüne ise, Haydarpaşa Lisesi’nin 60. mezunları konuk oluyor. Tarihi binaların koridorlarından, yemekhanesinden, yatakhanesinden, tiyatro salonlarından ve muhabbetlerinden yükselen asli “Haydarpaşalılık” halini okurlarla paylaşılıyor.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Kral öldü, yaşasın Sulukuleli Sultanlar

[İsmail Engin]  Geçtiğimiz günlerde, ABD'de yayınlanan The Christian Science Monitor gazetesinin 9 haziran 2008 tarihli internet sayfasında Yigal Schleifer'in "Istanbul gentrifies a 1,000-year-old Roma neighborhood" [1] başlığıyla İstanbul'dan kaleme aldığı bir makale dikkatimi çekti.

Başlığı "İstanbul bin yıllık Roman mahallesini (Sulukule'yi) modernleştiriyor" olarak çevrilebilecek bu makalede, İstanbul surlarının arasında, 1054 yılına kadar geriye giden Avrupa'nın en eski Çingene yerleşimi olarak gösterilen Sulukule'nin yıkılacak olmasına işaret ediliyor; yerine de 620 adet "Osmanlı tarzı" "villa" yapılacak olmasına değiniliyor.

Yigal Schleifer, özetle İstanbul'un 5. yüzyıldan kalma surlarının arasındaki Sulukule Mahallesi'ni, şehirdeki bir mahalleden çok bir köye benzetiyor; Sulukule Mahallesi'ndeki Roman varlığının 1054 yılına kadar uzandığına değiniyor ve bu hususun mahalleyi dünyada olmasa bile Avrupa'daki en eski Çingene yerleşimi yaptığını ifade ediyor. Sulukule projesininin içinde, Roman müziği ve dansının öğretileceği bir kültür merkezi ve Roman müzisyenlerin çalışacağı bir otelin de yer aldığını vurguluyor ve Sulukule Mahallesi'nde yaşayan Romanlara para da ödeneceği; yeni yapılacak, fiyatı 114 bin ila 130 bin dolar arasında olan villalardan satın alma şansının verileceğini kaydediyor...

* * *

Kuşkusuz Sulukule, Türkiye'de Çingene veya Roman müziğinin önemli bir merkezi(ydi). Bu haliyle de İstanbul'daki eğlence sektörüne hayat veren bir özelliğe sahip(ti). Sınırları İstanbul'un dışına taşmış; Türkiye'de etnik müzik denince akla gelen sayılı yerlerden biri halini almış(tı). İçinden çıkardığı geleneksel kültürden beslenen sanatçılarla, Türk müziği için yabancı sayılan Jazz türünden yeni sentezleri denemesine de katkıda bulunuyor(du)...

21 Şubat 2014 Cuma

Gülçin Aksoy - Duble Hikâye | Double Story

Depo, 90'lar kuşağından bir kadın sanatçının, Gülçin Aksoy'un, geniş kapsamlı kişisel sergisini sunuyor.

Gülçin Aksoy, hem farklı mecra ve teknikteki bireysel üretiminde ve yer aldığı ya da işbirliği yaptığı kolektif oluşumlarda, hem de akademide sürdürdüğü eğitimciliğinde, gündelik ve kurumsal hayata sinmiş her tür iktidar mekanizmasını ve sıradanlaşmış ideolojik kurguyu görünür kılmayı amaçlayan bir dil bulmaya çalışıyor.

Depo'nun iki ayrı katına yayılan "Duble Hikâye"nin merkezinde, 1980 darbesinin sanatçının ailesinde yarattığı ağır sarsıntı ve doğup büyüdüğü Samsun'da darbe dönemi ve sonrasında yaşanan dönüşümler yer alıyor. Serginin bu merkezden büyüyen çerçevesi, 80 sonrasında yükselerek devam eden kentleşme ve kentsel dönüşüm meselelerini, kişisel ve toplumsal boyutta hakikatle yüzleşememe sorununu içermeye başlıyor. Aksoy, süregelen üretiminden bu sergi için seçtiği video, fotoğraf, halı, resim ve yerleştirmelerinde darbe rejimini, ulus devlet sembollerini ve kurumsal hiyerarşileri, hayatının farklı dönemlerinde bütün bunlarla kurduğu ilişkiler ve deneyimleri üzerinden sorguluyor.

Sanatçının tasarladığı ve elle ürettiği "Duble Hikâye" kitabı, Birtakımşeyler Stüdyosu'nda ipek baskı (serigrafi) yöntemiyle 100 adet çoğaltıldı.

Depo'daki sergiye söyleşi ve yazıların yer aldığı bir yayın eşlik ediyor. Yayında, Ahu Antmen'in ve BEKS'ten (Bellek ve Kültür Sosyolojisi Çalışmaları Derneği) Derya Fırat ve Öndercan Muti'nin yazıları, Serra Özhan-Yüksel'in Gülçin Aksoy'la “Duble Hikâye”nin hikâyesi üzerine yaptığı söyleşi ve Aksoy'un Samsun 78'liler Vakfı üyelerinden Suat Baysal'la söyleşisi bulunuyor.

7 Mart Cuma günü saat 19:00'da sanatçı Gökçe Erhan ve Gülçin Aksoy'un hazırladığı, kanuni Utku Yiğit ve erkekler korosunun eşlik ettiği sergi içeriğiyle bağlantılı "Beraber ve Solo Şarkılar" performansı da izlenebilir.

Gülçin Aksoy - Duble Hikâye | Double Story / 27 şubat - 13 nisan 2014; Tütün Deposu, Lüleci Hendek Cad. No:12, Tophane - 34425 İstanbul; Tel.: (0212) 292 39 56

22 Ocak 2014 Çarşamba

Ali Düzgün - Kentsel Dönüşüm



[KanalKultur] - Ressam Ali Düzgün'ün "Kentsel Dönüşüm" temalı kişisel resim sergisi 24 ocak 2014 - 11 şubat 2014 tarihleri arasında Kursart Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Ali Düzgün

1954'te Elazığ'da doğdu. 1977'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Eğitimi Bölümü'nden mezun oldu. 1980'de mezun olduğu bölüme öğretim görevlisi ve Müdür Yardımcısı olarak atandı. 1989'da "Sanatta Yeterlilik" aldı. 1990'da yüksek lisansını; 1994'te doktorasını tamamladı. 1994 - 2002 arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Resim Bölümü ve Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanlığı; 1995 - 1998 arasında Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcılığı; 2002 - 2008 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Mesleki Resim Anabilim Dalı Öğretim Üyeliği görevlerini üstlendi. Halen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı'nda Öğretim Üyesi. [KanalKultur]

Ali Düzgün Kişisel Resim Sergisi / 24 ocak 2014 - 11 şubat 2014; Kursart Sanat Galerisi, Malazgirt Mah. 1010 Sok. 10 / A, Dikmen - Ankara; Tel.: (0312) 475 44 99

12 Kasım 2013 Salı

Kent Hareketlerinin Sosyal Psikolojisi, Eviçi ve Şehir, Kentsel / Toplumsal Yaşamda Cinsiyet Eşitliği... - İstanbul 3. Kent Sempozyumu

3. Kent Sempozyumu -
"Yaşanabilir Bir İstanbul" -
[Düzenleyen: TMMOB]
/ 22-24 kasım 2013, İstanbul
[KanalKultur] - TMMOB, İstanbul 3. Kent Sempozyumu 22-24 kasım 2013 tarihlerinde "Yaşanabilir Bir İstanbul" temasıyla Şişli Kent Kültür Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.

Sempozyum "Açıklaması"nda veya "Çağrı"sında şu hususlar kaydediliyor:
"İstanbul başta olmak üzere kentlerimizde giderek eşitsizliğin belirginleştiği, evlerimizin, meydanlarımızın, derelerimizin, ormanlarımızın birer yaşam alanı olmaktan çıkarılarak piyasadaki değerine göre anlamlandırıldığı bir süreci yaşamaktayız. Hepimizin ortak değeri olan kamusal alanların planlama süreçleri ile birer rant yaratma ve paylaşma aracına dönüştüğü, kamusal hizmetlere erişimde müşteri odaklı bir anlayışın benimsendiği ve özellikle kentsel dönüşüm adı altında toplumun büyük bir kesiminin, başta barınma olmak üzere eğitim, sağlık, kültür vb. temel haklarından yoksun bırakıldığı bir kentleşme süreci ile karşı karşıya iken özellikle İstanbul; Galataport, Haydarpaşaport, 3. Köprü, 3. Havalimanı, Taksim Projesi, lüks konut projeleri, AVM’ler, finans merkezi, Kanal İstanbul gibi projeler ile küresel sermayenin istekleri doğrultusunda yeninden biçimlendirilmektedir.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken İstanbul açısından iki kritik nokta daha da belirgin hale gelmektedir. Bunlardan birincisi İstanbul gibi dünya ölçeğinde bir metropolde, bırakın kentte yaşayanları, yerel yönetimler dahi etkisizleştirerek, kente dair önemli kararların tek bir elden alındığı, hukuki denetimin göz ardı edildiği ve demokrasi kültürünün giderek aşındığı bir süreç yaşanmaktadır. İkinci olarak ise, sistemin işlerliğini sağlama gayesi ile inşaat/emlak sektörüne yeni alanlar açmak için merkezi ve yerel iktidar, 3. Köprü ve bağlantı yolları, Kanal İstanbul, Yeni Şehir, kentsel dönüşüm gibi projeler dahilinde İstanbul’un dokunulmaması gereken orman alanlarını, su havzalarını, tarihsel mirasını imara açacak hamleler yapmakta ve geri dönülmez bir yola girmektedir. Ancak, toplumun geniş kesimlerinin kaybeden konumuna itilerek, bu yıkıcı kentleşme süreçlerine rıza göstermek zorunda bırakıldığı bir dönemde; daha demokratik, doğadan, özgürlükten, barıştan ve insandan yana bir yaşam özlemi Gezi Parkı ile simgeleşerek herkese umut olmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan bu yaratıcı ve umut dolu enerji ile birlikte, önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken politika ve yöntemler üzerinde ısrarla durulması gerekmektedir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği olarak tüm yaşam alanlarımıza ve kamuya yönelik yağma politikalarına karşı bilimden, demokrasinden ve doğadan yana yıllardır yürüttüğümüz mücadele ekseninde bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan İstanbul Kent Sempozyumu "İnsanca, Yaşanabilir Bir Kent"in mümkün ve hakkımız olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde düzenlenecek sempozyum, yerel seçimler öncesinde; toplumcu, eşitlikçi, doğadan ve bilimden yana; söz, yetki ve karar alma süreçlerini demokratikleştiren bir kent yaşamının örgütlenebilmesi yolunda önemli bir adım olabilecektir. İstanbul'un başıboş ve bütünsellikten uzak bir şekilde küresel ve yerel sermayenin saldırgan talepleri ile şekillendirildiği bu süreçte Yaşanabilir Bir İstanbul’un mücadelesinin fikrî temelleri TMMOB'nin bileşenlerinin yanı sıra, tüm bu kentleşme süreçlerinden etkilenen ilgili kesimler; üniversiteler, sendikalar, demokratik toplum örgütleri, forumlar, yerel inisiyatif ve mahalle örgütlenmeleri dahil edilerek sağlamlaştırılmaya çalışılacaktır."
Sempozyumda "Etkin, Özerk, Demokratik Bir Kent Yönetimi", "Tarihi / Kültürel Mirasın Korunması ve Geliştirilmesi", "Bütüncül, Çağdaş, Kamusal Hizmet Sunumu, Altyapı ve Ulaşım", "Sağlıklı ve Güvenceli Yaşama / Barınma Hakkı", "Kentsel / Toplumsal Yaşamda Cinsiyet Eşitliği", "Örgütlenme, Katılım ve Kent Hukuku", "Dezavantajlı Kesimlerin Kentsel Yaşama Katılımı", "Mekan - Emek Mücadelesi ve Direniş", "Doğal Yaşamın / Çevrenin Korunması ve Geliştirilmesi" konulu oturumların yanı sıra "Tematik Sunuşlar" da bulunuyor.

"Tematik Sunuşlar" kısmında Yaşar Adanalı (Stuttgart Ü. Uluslararası Şehircilik Enst. Doktora Öğr.) "Mülksüzleştirme Ağları: Kentsel Dönüşümde Sermaye-İktidar İlişkileri"; Prof. Dr. Korkut Boratav (Akademisyen - Yazar) "Gezi'nin Düşündürdükleri"; Doç. Dr. Murat Cemal Yalçıntan (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ü. Şehir ve Bölge Planlama Böl.) "İstanbul Dönüşüm Coğrafyası" ve Mücella Yapıcı (TMMOB Mimarlar Odası, İstanbul Şubesi - Taksim Dayanışması) "Bir Kent Hareketi Olarak Taksim Direnişi ve Geleceğe Dair Notlar" konularını ele alıyor.

3. İstanbul Kent Sempozyumu'nda şu sunumlar tartışmak için meraklısını bekliyor:

9 Ekim 2013 Çarşamba

Lay Claim to Sulukule!


Bir Düş-Tü Sulukule | A Dream Was Sulukule

Bir Düş-Tü Sulukule | A Dream Was Sulukule
- Yönetmen: Müjgân Taner; Yapım: TRT,
Türkiye, 2012, 42'18''
[KanalKultur] - Geçmişi İstanbul'un fethine dek uzanan tarihi Sulukule'nin yazgısını, bir bakıma çeşitli dönemlerde zorunlu olarak karşı karşıya kaldığı yıkımlar belirledi. Her yıkımda Sulukule'nin adı kaldı, ama yeri değişti. Değişmeyen tek şey, kendine özgü rengi ile yaşam biçimi oldu.. 5366 sayılı Kentsel Dönüşüm Yasası çıkarıldığı zaman Sulukule yıkılacağını, Sulukuleliler 500 yıllık gelenekleri, kültürleri, müzikleri, dansları ile birlikte yok olacaklarını, her şeyin değişeceğini bilmiyorlardı. 2006 yılının Aralık ayında İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve TOKİ işbirliği ile Fatih'te "Sulukule" olarak bilinen, Neslişah ve Hatice Sultan Mahalleleri, "acele kamulaştırma" kararı ile yenileme alanı ilân edildi. Neslişah ve Hatice Sultan sakinlerinden kimi ev sahipleri Fatih Belediyesi ile anlaşma sağladı, diğerleri de Fatih Belediyesi'ne dava açtı. Mahkeme sonuçlanmadan da tahliye ve yıkım başladı. Sulukuleliler borçlandırılarak 45 km uzakta TOKİ'nin yaptığı Taşoluk'a gönderildi. Tarih boyunca onca yıkıma dayanan Sulukule, ne yazık ki bu son yıkımla tarihe karıştı.

* * *

The fate of historical Sulukule, which has a past dating back to the conquest of İstanbul, has so far been determined by the demolitions it has faced occasionally throughout history. The name Sulukule remained after each demolition but the neighborhood was relocated. The only thing that never changed is how uniquely colorful lives the people of Sulukule live. When the Urban Transformation Act No 5366 was passed, Sulukule did not know it was to be demolished and the people of Sulukule were not aware that they were to vanish with their 500 years of traditions, culture, music and dances and that everything was to change. In December 2006, with the cooperation of İstanbul Metropolitan Municipality, Fatih Municipality and TOKİ (Mass Housing Administration), Neslişah and Hatice Sultan Districts in Fatih, also known as "Sulukule" were declared renewal area with a resolution of "Urgent Expropriation". Some of the landowners among the residents of Neslişah and Hatice Sultan districts agreed with Fatih Municipality and others sued Fatih Municipality. Before the conclusion of the court process, evacuation and demolishing began. The people of Sulukule were burdened with debts and sent to Taşoluk, where TOKİ built houses, at 45 km distance. Having survived many demolitions throughout history, Sulukule unfortunately became history with the last one.

3 Ekim 2013 Perşembe

Bufferzone: Kontrol Noktası | Check Point

[KanalKultur] - Apartman Projesi, Depo ev sahipliğinde 5 ekim - 10 kasım 2013 tarihleri arasında Bufferzone atölye çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan çalışmaları "Kontrol Noktası" isimli sergiyle izleyiciye sunuyor. Apartman Projesi, EMAA (Akdeniz Avrupa Sanat Derneği - Lefkoşa) ve Uqbar (Berlin) işbirliğinde gerçekleşen sergide Hasan Aksaygın, Özgür Demirci, Didem Erk, Gabriele Garavaglia, Anna Heidenhain & Frederic Lezmi, Naomi Hennig, Eleni Mouzourou, Birgit Auf der Lauer & Caspar Pauli, Erhan Öze, pick nick projects, Sümer Sayın ve ayrıca projede yer alan sanatçıların davetleriyle Sabine Küper-Büsch &Thomas Büsch, Şafak Çatalbaş, Hüseyin Yılmaz'ın da çalışmaları yer alıyor.

Bufferzone, Apartman Projesi'nin bölünmüş şehirler ve ara bölgeler üzerine odaklanan atölye çalışmalarının ilki olarak, geçtiğimiz Mart ve Nisan aylarında İstanbul ve Lefkoşa'da gerçekleşti. Bölünmüş şehirler ve ara bölgelere bakış, tarihsel şehir surları, egemen devletin otorite alanından, kişisel mülkiyetin mahremiyet alanına, günümüz metropollerindeki kültürel ve sınıfsal bölünmeleri içeren, sınırların ardında kalan 'öteki'ni nasıl tarif ettiğimizi incelemeyi amaçlayan bir proje.

'bufferzone' adı altında organize edilen ilk atölye çalışması, bölünmüşlük ve sınır kavramlarını farklı katmanlarıyla düşünmeyi, mobil bir deneyimin yanısıra birlikte yaşama ve üretim dinamikleriyle yol alınan bir keşif içeren bir çalışma olarak şekillendi.

Atölye çalışmaları sırasında katılımcılar birlikte kentsel coğrafyada kutuplaşma, mutenalaştırma ve sınır kavramının farklı tezahürleri üzerine, ortak ve bireysel pratiklerden beslenen yaklaşımlar geliştirdiler. Bu yaklaşımlar bir kontrol mekanizması olarak sınırlardan karşılıklı gözetlemenin haleti ruhiyesine, kentsel dönüşümün mahalleler arasına çizdiği görünür ve görünmez duvarlar arasından ilerleyerek, ara bölgelerin kendine has ekonomik ve ekolojik özelliklerine değin geniş bir manzarayı betimliyor.

1 Ekim 2013 Salı

Tarlabaşı'nda Neler Oluyor?

Tarlabaşı'nda Neler Oluyor?
/ Yönetmen: Timurtaş Onan;
Görüntü Yönetmeni: Timurtaş Onan;
Yapımcı: Art Studio; Kurgu: Timurtaş Onan,
Selin Şahin; Müzik: Kramp;
Türkiye, Renkli, Betacam, 2008, 22'17''
[KanalKultur] - Kentsel dönüşüm projesi kapsamında ihaleye sunulan Tarlabaşı'nın sakinleri ile yüzyüze görüşmeler. Toplum tarafından suç yuvası olarak bilinen ya da suçun bilerek pompalandığı Tarlabaşı'nın gerçek yüzü.

Ödüller

"Sokak Çocukları" - Akbank 4.Kısa Film Festivali'nde belgesel kategorisinde "Mansiyon"

Timurtaş Onan

Ulusal ve uluslararası birçok sergi açan profesyonel fotoğrafçının kırkın üzerinde ödülü vardır. 2000 yılında FIAP tarafından AFIAP ünvanına layık görüldü. Kısa film hayatı 2007 yılında başladı.

Filmografi: Sokak Çocukları (2007), Tarlabaşı'nda Neler Oluyor (2008) [KanalKultur]

Tarlabaşı'nda Neler Oluyor? / Yönetmen: Timurtaş Onan; Görüntü Yönetmeni: Timurtaş Onan; Yapımcı: Art Studio; Kurgu: Timurtaş Onan, Selin Şahin; Müzik: Kramp; Türkiye, Renkli, Betacam, 2008, 22'17''

17 Temmuz 2013 Çarşamba

İstanbul Dergisi 64. sayısıyla veda etti

[KanalKultur] - 1992 yılı nisan ayından beri Tarih Vakfı'nın özenle hazırladığı bir yayın olan ve üç ayda bir yayınlanan İstanbul dergisi, 64. sayısıyla okurlarına veda etti. Dergi, şehircilikten edebiyata, mimarlıktan müziğe, sosyolojiden sinemaya, kenti ilgilendiren her alanda, bilim ve sanat dünyasının önde gelen isimlerini ve İstanbul üzerine çalışmalarına yeni başlamış ve bunları paylaşmak isteyenleri çevresinde toplamayı başarmış. Kimliğini ve güzelliğini her şeye karşın savunan 2700 yıllık kentin, dönüşen yapısı, yeni oluşan kimliği üzerine tartışmalar açan ve İstanbul'a tutucu bir bakışla değil, eleştirel ve anlamaya yönelik bir üslupla yaklaşan bir yayın organı olarak tanınıyordu.
İstanbul Dergisi, söyleşiden araştırmaya, İstanbul'u farklı renkleriyle işleyen bir veda sayısı hazırladı.

Tarih Vakfı, 16 yıldan bu yana, bağımsız yayıncılığın maruz kaldığı tüm zorluklara rağmen var etmeye çalıştığı İstanbul Dergisi'nin yayınına, mali nedenlerden ötürü, son verdi.

Bu kararın ne anlama geldiğini, belki de en iyi "İstanbul'un bellek yitimi" ifadesi açıklıyor. İstanbul Dergisi'nin 64. ve son sayısı, birkaç merkezi bayi (Beşiktaş, Karaköy, Kadıköy, Üsküdar iskele bölgesi bayileri) ve kitabevlerinde satışa sunuldu.

Bitirirken, İstanbul Dergisi ile bir şekilde temas eylemiş ve "son dakikada" ulaşabilinen araştırmacılar "veda dosyasına" renk kattı.

Murat Belge, "İstanbul Dergisi" için yaptığı son gezisini, yüzyılın en görkemli yılı 1968'in kırkıncı yılına selam babında, dönemin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Mehmet Tansuğ ile, Beyazıt ve İstanbul Üniversitesi'nde gerçekleştiriyor.

Son dokuz sayıda olduğu gibi, İstanbul'un köklü liselerine konuk olunuyor. Bu sayıda, 1966 mezunları ile 1988 mezunlarını, 136 yıllık eğitim abidesi Vefa Lisesi'nin gayri resmi tarihini anlatıyor.

Son sayı, söyleşi ağırlıklı bir sayı.

Mayıs ayında bir konuşma yapmak için İstanbul'u ziyarete gelen, Leiden Üniversitesi'ne bağlı İSİM'de (Modern Dünyada İslam Araştırmaları Enstitüsü) akademik müdürlük görevini yürüten Asaf Bayat ile, kent, modernite ve yoksulluk üzerine söyleşiliyor.

İstanbul'un geçmekte olduğu kapsamlı dönüşüm evresinin tarihselleştirilmesi, araç ve amaçlarının anlaşılması vesilesiyle, bir bilenle, Prof. İlhan Tekeli ile son derece geniş bir söyleşi yapılıyor.

"Kentsel dönüşüm" sürecinde bu sayıki durak Başıbüyük Mahallesi. Maltepe'nin bu semtinde son dönemde yaşanan olaylara, sürece yer veriliyor. Hemen peşinden "kentsel dönüşüm" paradigmasına dair hukuki ve ideolojik parantezler açarak fikir jimnastiği yapılıyor.

İstasyon, Yeşiltepe ve Tarlabaşı mahallelerinde birbirlerine benzeyen/benzeyecek süreçler gözlenilerek kentin "anakronik" gelişimine dikkat kesiliyor.

Dünya müzik piyasasının yükselen "platosu", "manzarası" İstanbul'un hangi albümlerde, şarkılarda ve kliplerde yer aldığı son sayıda derlenmiş.

Ulus-devlet inşa sürecinde "bir nefret objesi olarak" İstanbul'a dair hissiyatların izini Türk edebiyatı üzerinden gözlemleniyor.

Şehrin kültürel aksına bakılması ihmal edilmiyor. 11. İstanbul Bienali'nin küratörü WHV (what (ne), how (nasıl), for whom (kim için)) kolektifi ile bienallar, kürsel sanat piyasası, kent ve yerellik üzerine konuşuluyor.

Kentin "görsel pozları" her daim olduğu gibi bu sayıda da ilgi çekiyor. 12 yıldır düzenlenen GRAFİST organizasyonu vesilesiyle kent ve tasarım ilişkisine bakarken, şehrin seyyar satıcılarını bahane ederek İstanbul ve "kayıtdışı" tasarım muhabbetine dahil olmak da ihmal edilmiyor.

"Eğlence kültürü" tartışmasına bir yazıyla daha katkıda bulunuluyor: "Uluslararası kültürün meşrulaşması".

Daimi konuk Gökhan Akçura'nın sandığından bu sayıda çıkan ise Türkiye'nin ilk seyyar gemisi Tarsus.

Diğer daimi sayfalarda Ayşe Çavdar'dan "Haberler", Fatih Pınar'dan "Foto-Röportaj", Ahmet Eken'den "İstanbulca Sözlük", Aydan Çelik'ten "Kuşbakışı" ve kitap tanıtımı sayfası "Neşriyat" bulunuyor. [KanalKultur]

İstanbul Dergisi, Sayı:64, Tarih Vakfı Yayınları, Temmuz 2008, ISSN 1300-7033-1-8

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Milyonluk Manzara

"Kentsel dönüşüm kenti nasıl dönüştürüyor, neye dönüştürüyor? Kentsel dönüşümün ortaya çıkardığı manzara nedir? Hem mecazi anlamıyla, nasıl bir manzara: nasıl bir mekânsal düzen, nasıl bir sosyal ilişki örgüsü, nasıl bir sınıfsal-toplumsal doku? Hem de düz anlamıyla, nasıl bir manzara: nasıl bir peyzaj, nasıl bir coğrafya, nasıl bir kent resmi?"
 
Milyonluk Manzara – Kentsel Dönüşümün Resimleri - İletişim Yayınları

[KanalKultur] - NarPhotos Kolektifi'nin fotoğraflarından oluşan Milyonluk Manzara sergisinin açılışı 12 -30 temmuz 2013 tarihleri arasında Tütün Deposu'nda sanatseverlerle buluşuyor.

Sergi kapsamında Ezgi Bakçay (İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü) ve NarPhotos fotoğrafçılarıyla12 temmuz 2013 günü saat 19'da bir söyleşi de gerçekleştiriliyor.

NarPhotos Kolektifi'nden; Serra Akcan, Eren Aytuğ, Mehmet Kaçmaz, Tolga Sezgin, Saner Şen ve Kerem Uzel, 2012-2013 yılları arasında İstanbul'un çevre semtlerinde ne türden bir kentsel-sosyal manzaranın oluştuğunu fotoğrafladılar. Fotoğraflar aynı zamanda, mayıs 2013'te, Semih Akşeker, Cihan Aktaş, Hakan Bıçakçı, İhsan Bilgin, Tanıl Bora, Gaye Boralıoğlu, Funda Şenol Cantek, Haydar Ergülen, Alev Erkilet, Özgür Sevgi Göral, Pınar Öğünç, Mine Söğüt, Jean-François Pérouse, Özcan Yurdalan ve Turgut Yüksel'in yazıları ile beraber "Milyonluk Manzara – Kentsel Dönüşümün Resimleri" adı altında İletişim Yayınları'ndan çıkan kitapta yayınlandı.

NarPhotos

2003 yılında bağımsız bir fotoğraf kolektif yapılanma olarak İstanbul'da kuruldu. Belgesel fotoğraf dilini kullanarak toplumsal alanı fotografik olarak anlamaya ve aktarmaya çalışıyor. Kolektif üyeleri bir yandan sergiler ve kitaplar olarak yayınlanmak üzere belgesel projeler üretirken bir diğer yandan uluslararası dergi, gazete ve ajanslar için editoryal çalışmalar yürütüyor. [KanalKultur]

NarPhotos Kolektifi - Milyonluk Manzara / 12 -30 temmuz 2013; Tütün Deposu, Lüleci Hendek Caddesi No.12, Tophane - 34425 İstanbul