Bu Blogda Ara

Zeynel Kozanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeynel Kozanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2013 Cumartesi

Zeynel Kozanoğlu: Danimarka'da Türk Dili Çalışmaları (2)

Zeynel Kozanoğlu
[© Zeynel Kozanoğlu - KanalKultur] - b) Thomsen'den Sonrakiler

Danimarka'da Türklük Bilimi 1893 yılında Thomsen tarafından kurulmuştur. Kopenhag Üniversitesi bünyesinde "İnsan Bilimleri Fakültesi / Humanistisk Fakultet"e bağlı olarak "Türklük Bilimi Kürsüsü" adı altında dar bir kadro ile çalışmaya başlayan bu bölümün elemanları kısa zamanda dünya çapında ses getiren çalışmalara imza attılar.

Thomsen'in emekliye ayrılmasından sonra bayrağı Prof. Dr. Kurt Vulff almıştı. Vilhelm Thomsen'le birlikte başladıkları Orhon ve Yenisey Yazıtları üzerinde yaptıkları çalışmayı tamamlayamadan Dr. Vulff da öldü.

Bu kez yarışı devam ettiren isim Dr. Peter Vilhelm Grønbech (1873-1948) oldu. Yunanca üzerinde sahip olduğu geniş bilgisiyle tanınan Vilhelm Grønbech de Vilhelm Thomsen'in öğrencilerindendi. Orhon yazıtlarının çözümü üzerine içinde Türk diliyle ilgilenme eğilimi belirmişti. 1902 yılında yayınladığı ilk eseriyle de Türk dillerinin -özellikle Yakut, Çuvaş, Kuman, Osmanlı- ses yapısını ortaya koymuştu[1].

Thomsen'in bir başka öğrencisi olan Holger Pedersen (1867-1953) ise baba Grønbech'in bu eserini Almanya'da yayınlanan bir dergide[2] "Türkçenin Ses Kuralları / Türkische Lautgesetze" başlığı altında eleştirimli olarak tanıttı. Böylece Türkçe'nin ses yapısı tümüyle ortaya konulmuş oldu.

Geniş alanlı bir dilci olan Prof. Dr. Holger Pedersen 1924 yılında Kopenhag'ta yayınladığı "XIX. Yüzyılda Dil Bilimi / Sprogvidenskab i det Nittende Aarhundrede" başlıklı eserinde Göktürk yazısına geniş yer ayırmıştır. Dr. Pedersen'in bu çalışması 1927 yılında Almanca'ya, 1938 yılında da Rusça'ya çevrilmiştir.

12 Eylül 2013 Perşembe

Zeynel Kozanoğlu: Danimarka'da Türk Dili Çalışmaları (1)

Zeynel Kozanoğlu
[© Zeynel Kozanoğlu - KanalKultur] - Danimarka'da hemen her alanda dünya çapında ünlü sanat ve bilim adamları yetiştiği görülüyor. Üstün yetenekli dilciler ve özellikle Türkologlar da bu arada epey yer tutuyor. Hind - Avrupa dilleri grubu üzerinde ilk olarak bilimsel araştırma yapan ve bu bilim dalını kuran bir Danimarkalı olmuştur. Bu nedenle bazı dill kuralları Danimarkalı dilcilerin adıyla anılıyor.[1]

a) Vilhelm Thomsen: Zoru Başaran Deha

Moğolistan'da Orhon Irmağı kıyısında üzerlerinde pek çok yazılar bulunan bir takım büyük taşların varlığı öteden beri biliniyordu. Rus ve Fin bilim heyetleri bu "andaç"ları incelemiş, fotoğraflarını ve kopya basımlarını da almıştı. Bu basımlar Finlandiya'da kurulu Fin-Uygur Cemiyeti aracılığıyla bilim dünyasına verilmişti.

Böylece "bilmece" ortaya konulmuş oluyordu. Şimdi sıra çözümdeydi.

Avrupa'da pek çok dilbilimci bu taşlar üzerindeki yazıyı çözmek üzere kafa yormaya koyulmuştu bile. Orhon Yazıtları diye anılan ve ne olduğu bilinmeyen bu yazılar üzerine eğilenlerden biri de Prof. Dr. Vilhelm Thomsen (1842-1927) idi.

Vilhelm Thomsen 1876 yılında İngiltere'de Oxford'ta dersler vermişti. Ve zaman içinde yüzyılın dünyaca ünlü bilginlerinden biri haline gelmişti. Bu arada Hind - Avrupa dilleri arasındaki ilişkiyi bulmuş ve fonetik sisteminin kurallarını belirlemişti. Ve bütün bu çalışmalarının bir çeşit ödülü olmak üzere 1876 yılında Danimarka Bilimler Akademisi üyeliğine getirilmişti. 1909 yılında da Akademi başkanı seçilecekti.

19 Temmuz 2013 Cuma

Zeynel Kozanoğlu: Danimarka'da Türk Güreşçiler

Macar güreşçi Çaya ve
Filiz Nurullah
[© Zeynel Kozanoğlu - KanalKultur] - Kopenhag'ta gazeteler 1896 yılının Eylül ayı sonlarına doğru Türk güreşçi "Memiş Efendi" ile Danimarkalı Magnus Bech-Olsen (1866-1932) arasında yapılacak "çetin karşılaşma"nın ilanları ile çıkmaya başladı[1].

Danimarka gazetelerinde "Memiş Efendi" diye anılan Türk güreşçi Kazandereli Memiş Pehlivan'dı (1859-1916) [2]. Plevne'de doğmuştu. Babası 1877 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Türkiye'ye göç ederek Tekirdağ'ın Kazandere köyüne yerleşmişti.

Memiş Pehlivan Türkiye'de dürüstlüğü ve yiğitliğiyle ün kazandıktan sonra başta İngiltere ve Fransa olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde de ünlü güreşçilerle karşılaşmıştı. Boy gösterme sırası şimdi Danimarka'nın başkenti Kopenhag'taydı.

Memiş Pehlivan'ın karşısına zamanın kaynaklarınca "Bir ayı kadar güçlü" diye nitelenen bir pehlivan çıkacaktı. Kısaca Bech-Olsen diye anılan ve inşaat ustalığından geldiği söylenen bu güreşçi, Danimarka'da öyle tutuluyordu ki, göğsü madalayalarla dolu mayolu resmi pek çok firma için yıllardır reklam aracı olmuştu.

Çok sonraki yıllarda bile kibrit kutularının üstünü bu resim süslemiştir.

28 Eylül 1896 sabahı gazeteler bayram havası içindeydiler. Anlaşılıyordu ki, Memiş Pehlivan Danimarkalı güreşçinin karşısında tutunamamıştı. Gazetelerde "Güreşçimiz Türk'e çimenleri yedirdi," biçiminde başlıklar göze çarpıyordu.

Bech-Olsen hemen bir yıl sonra 28 Eylül 1897 günü Korkunç Yunan Antonio Pierri'yi de yenecek ve rövanş maçını da aldıktan sonra Pierri'nin 1890 yılında Londra'da kazandığı Dünya Şampiyonluğu kemeri'ne sahip olacaktı.