[KanalKultur] - Toplumsal Tarih, temmuz 2014'te yayınlanan 247. sayısında "Osmanlı'ya Komşu Dünyada Dil Okulları ve Oryantalizmin Doğuşu" dosyasını kapağa taşıyor.
Dosyada Güner Doğan, Ömer Gezer, Özlem Akay Dinç ve Özhan Kapıcı'nın yazıları yer alıyor. Dosya 16., 17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı'ya komşu devletlerin diplomatik ve ticari ilişkilerini yürütecek insanları yetiştirmek için açtıkları dil okulları ve bunların daha sonraki süreçte gelişimini ele alıyor.
Güner Doğan, Osmanlı – Venedik ilişkilerinin gelişiminde iyi dragoman ihtiyacının ortaya çıkması neticesinde dil oğlanı yetiştirilmesini ve diğer ülkelerin örnek aldığı İstanbul'da açılan dil okulunun Venedik'e taşınması fikrinin hayata geçirilme sürecinde yaşananları konu ediyor.
Ömer Gezer, köklü bir şarkiyatçılık geçmişi olan ve bu alanda yetiştirdiği insanlarla en ciddi çalışmalara imza atan Viyana'da kurulan Avusturya Dil Okulu'nun nasıl işlediğini ve hangi ölçütlere göre ne gibi yöntemlerle öğrenci yetiştirildiğini anlatıyor, bu okulla ilişkili Meninski ve Hammer gibi önemli şarkiyatçıların hayatına değiniyor.
Özhan Kapıcı, Çarlık Rusyası'nda Osmanistika ve Türkoloji'nin doğuşunun ilk aşamasını oluşturan dil eğitimi ile diplomatik ve bürokratik kurumların ilişkisini ele alıyor ve Rus okulunun diğerlerinden nasıl daha ayrıksı bir işleyiş içinde olduğunu ortaya koyuyor.
Özlem Akay Dinç ise Osmanlı ile Polonya arasında diplomatik ilişkilerin yürütüldüğü bir bağlantı noktası olarak İstanbul'da kurulan Doğu dilleri okuluyla ilgili girişimleri ele alıyor ve bu girişimin arkasındaki gücün yetersizliğinden dolayı Polonya okulunun zayıf kaldığını belirtiyor.
Dunja Resanovic, 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı egemenliğinden ayrılıp Sırp yönetimine geçmesiyle Sırbistan başkenti Belgrad'da yapılan mimari tercihler ve şehir düzenlemeleri neticesinde nasıl Osmanlı geçmişinden koptuğunu ve bu değişimin nasıl yaşandığını yapılara, meydanlara, parklara, şehir kapılarına bakarak anlatıyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
9 Temmuz 2014 Çarşamba
Badısabah Ağar - Kayıp Kıta Mu
Bazen tek bir rengin tonları, bazen zıt renklerin bütünlüğü... Yoğun boya kullanımıyla bir araya geliş ve izleyiciye soyut bir bütünün sunumu...
Biçimleri soyut olarak ele alışı, mekânı yok sayıp; fakat espas duygusunu hissettirmesi, soyut oluşumları ile bugünün sanatına yakın dururken konu olarak esinlendiği "Kayıp Kıta Mu"dan yola çıkarak oluşturduğu yapıtlarının 14 bin yıl önce Atlantik'te battığı ileri sürülen "Mu" kıtasının, tuvaline çağdaş yaklaşımla aktarılışı, sanatçının imge oluşumunun güçlü olduğunu gösteriyor.
Yapılar, hatlar ve silintiler şekilleniyor ve boya katmanın doygunluğu yapıtlarında önemli bir rol üstleniyor. Yapıtların oluşum sürecinde oluşan damlalar, akıntılar... resim yapısını destekleyici bir rol alıyor.
Sanatçının Kayıp Kıta Mu'daki yaşamı inceleyen yapıtları, kendisini özgür bırakan bir hareket haline geliyor ve bu da "action-painting"le bağlantı kuruyor.
Zaman ve mekân duygusunu unutturarak kargaşa, dinginlik ve dışavurumla izleyiciyi içine alan eserler kayıp uygarlıklara davet ederken doku katmanları, boya yoğunluğu bazı yapıtlarında sulu boya etkisi veren izler, silinmiş yok olmuş uygarlıkların etkisini izleyiciye hissettiriyor.
Yapıtların oluşum sürecinde sanatçının denemelerden duyduğu haz ve denemelere açık oluşu kendini özellikle bu sergisinde belli ediyor. [KanalKultur]
Badısabah Ağar - Kayıp Kıta Mu / 12 - 20 temmuz 2014; Mine Sanat Galerisi, Yalıkavak, Palmarina No: D105 Merkez Mah. Çökertme Cad., Bodrum - Muğla; Tel.: (0212) 232 38 13
Evin Sanat Galerisi - Yaz Karma Sergisi 2014
![]() |
| Neş'e Erdok - "Hüzün Devam Ediyor" 130 x 100 cm., 2014 |
Resim ve heykel sanatınının ustalarına açtığı sergiler ve genç sanatçılara desteği ile 1996 yılından beri Türk Resim Sanatı'nda kendine özgü bir çizgisi olan Evin Sanat Galerisi, 26 haziran – 31 ağustos 2014 tarihleri arasında farklı kuşaklardan sanatçılarının eserlerini yeni bir karma sergi ile sanatseverlerin karşısına çıkarıyor.
Sergide Türkiye'nin en önemli toplumsal gerçekçi ressamlarından Nuri İyem'in tuvallerine, seramik sanatına yarım asırdan uzun bir süre olağanüstü eserler kazandırmış Nasip İyem'in özel koleksiyondan seramikleri eşlik ediyor.
Türk resminin en büyük ustalarından Neş'e Erdok, daha önce sergilenmemiş yeni bir eseriyle yer alırken, kendine özgü yorumuyla Türk Heykel Sanatı'nda önemli bir yeri olan Rahmi Aksungur'un heykelleri de sergiye üçüncü bir boyut kazandırıyor.
Özellikle peyzajları ve özgün portreleriyle tanınan Cansen Ercan serginin önemli isimlerinden biri. Figüratif resim geleneğini günümüzün yeni anlayışlarıyla harmanlayan usta sanatçılar Temür Köran ve Hakan Gürsoytrak'ın eserlerine Zulal'ın kendi dünyası içinde yorumladığı sıradışı portreleri eşlik ediyor.
![]() |
| Rahmi Aksungur |
Evin Sanat Galerisi - Yaz Karma Sergisi / 26 haziran - 31 ağustos 2014; Evin Sanat Galerisi, Büyük Bebek Deresi Sokak No:13, Bebek - 34342 İstanbul; Tel.: (0212)265 81 58
3 Temmuz 2014 Perşembe
Heidelberg: Baden Bölgesinde Görev Yapan 122 Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Öğretmenine Sertifika Veriliyor...
Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT), T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu ve Baden Türk Okul Birliği Dernekleri Federasyonu'nun ortak çalışmaları ile 2013 yılı Aralık ayından itibaren Baden bölgesinde görev yapan Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Öğretmenlerine, 14.12.2013 ve 12.04.2014 tarihlerinde "Türkçe ve Türk Kültürü Öğretmenleri Eğitim Seminerleri" düzenledi. Son seminer tarihi 05.07.2014.
Bu seminerlerde, 122 Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Öğretmeni, uzmanların katılımıyla "Göçte, Okul Öncesi ve Okul Sürecinde İki Dilli Yetişmek ve Anadilin Önemi"; "Alman Eğitim Sisteminin Yapısı ve İşleyişi"; "Alman Eğitim Sisteminde Velilerin Yeri" ile "Alman Eğitim Sisteminde Okul - Meslek Okulu Bağlamı" konularında bilgilerini arttırdı.
PH Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg, Salon 222 adresinde, 05.07.2014 günü saat 11:30 - 14:30 arasında yapılacak "Türkçe ve Türk Kültürü Öğretmenleri Eğitim Seminerleri"nin sonuncusunda ele alınacak "Okul Bitti – Ya Sonra? Meslek Eğitiminin Önemi ve Yapılan Hatalar" başlığıyla düzenlenen "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi (Ara) Konferansı"nın ardından T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Hasan Ünsal'ın da katılacağı bir törenle 122 öğretmene sertifikaları veriliyor...
Bu seminerlerde, 122 Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Öğretmeni, uzmanların katılımıyla "Göçte, Okul Öncesi ve Okul Sürecinde İki Dilli Yetişmek ve Anadilin Önemi"; "Alman Eğitim Sisteminin Yapısı ve İşleyişi"; "Alman Eğitim Sisteminde Velilerin Yeri" ile "Alman Eğitim Sisteminde Okul - Meslek Okulu Bağlamı" konularında bilgilerini arttırdı.
PH Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg, Salon 222 adresinde, 05.07.2014 günü saat 11:30 - 14:30 arasında yapılacak "Türkçe ve Türk Kültürü Öğretmenleri Eğitim Seminerleri"nin sonuncusunda ele alınacak "Okul Bitti – Ya Sonra? Meslek Eğitiminin Önemi ve Yapılan Hatalar" başlığıyla düzenlenen "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi (Ara) Konferansı"nın ardından T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Hasan Ünsal'ın da katılacağı bir törenle 122 öğretmene sertifikaları veriliyor...
1 Temmuz 2014 Salı
Okul Bitti - Ya Sonra?
Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu'nun; T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın malî desteğiyle 2013 yılı Aralık ayından itibaren başlattıkları "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi" Projesi kapsamında [PH Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg, Salon 222 adresinde] "Okul Bitti – Ya Sonra? Meslek Eğitiminin Önemi ve Yapılan Hatalar" konusunda 5 Temmuz 2014 günü saat 11:30 - 14:30 arasında Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi (Ara) Konferansı düzenleniyor.
Konferansta Pädagogische Hochschule Heidelberg Rektörü Prof. Dr. Anneliese Wellensiek (Heidelberg) "Selamlama Konuşması" yapıyor.
Eğitimbilimci ve Medya Pedagogu Betül Özdemir "Öğrenciler İçin Sosyal Medya Ağlarının Tehlikeleri" üzerinde duruyor.
Pedagog ve Meslek Eğitimi Uzmanı Kaan Öztürk (Mannheim) ile Lojistik Uzmanı Erhan Sönmez (Heidelberg) "Okul Bitti – Ya Sonra? Meslek Eğitiminin Önemi ve Yapılan Hatalar" konusunu ele alıyor.
Ayrıca, "Türkiye Gözüyle Alman Eğitim Sistemine Bakış" başlığında Pädagogische Hochschule Heidelberg'te Eğitim Alan ve Türkiye'den Gelen ERASMUS Öğrencileri (Heidelberg) değerlendirmelerde bulunuyor...
Konferansa katılım ücretsiz...
Samim Şişmanoğlu - Kıvrımlar
[KanalKultur] - Viyana'da yaşayan fotoğrafçı Samim Şişmanoğlu - "Kıvrımlar" isimli fotoğraf sergisi ile, 5 haziran – 5 temmuz 2014 tarihleri arasında Galateaart'ta sanatseverlerle buluşuyor.
Avusturya Kültür Ofisi'nin katkıları ile düzenlenen etkinlikte, Şişmanoğlu'nun 50 kadar fotoğraf çalışması sergileniyor.
Kıvrımlardan önce, deniz dalgaları üzerine Karadeniz'de yaptığı çalışmalarda Leonardo da Vinci'nin "Tufan" ve Japon Ağaçbaskı ustası Hokusai'ın "Büyük Dalga" eserlerinden esinlenen sanatçı, son yıllardaki çalışmalarını, dalgalardan, kıvrımlar üzerine genişletti. Leibniz'in üçgenler üzerine fikirleri ve Barok Resimlerdeki kıvrımların matematiksel ritmle bir harmoniye ulaşılması yorumu, sanatçıyı kumaş kıvrımları üzerine denemelere yönlendirdi ve son dönem eserleri bu tema üzerine şekillendi.
Samim Şişmanoğlu
1941'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde Klasik Arkeoloji eğitimini 1974 yılında bitirdi. Aynı zamanda, Etnoloji ve Sosyal Antropoloji eğitimini de tamamladı. Restorasyon eğitimi üzerine aldığı burslarla 1974'te Almanya'ya, 1978 yılında da Avusturya'ya gitti. 1965'te aktif üyesi olduğu Sinematek'te film yapım kurslarına katıldı. 1968 -1970 yılları arasında askerlik görevi sırasında Anadolu'da çektiği fotoğrafları 1971 yılında İtalyan Kültür Merkezi'nde, 1972'de Sinematek'te sergiledi. 1978'den itibaren fotoğraf çalışmalarını teknik tarihi ve bilimsel mesleki konular üzerine yoğunlaştırdı.
Sergileri
1971 İtalyan kültür Merkezi, İstanbul
1972 Sinematek, İstanbul
1978 - 2005 Teknik tarihi üzerine fotoğraf ve mikroskopik çekim çalışmaları, Viyana
2003 Galeri Steigenhaus, Viyana
2003 Romanya kültür Enstitüsü, Viyana
2004 Romanya Kültür Enstitüsü, Viyana
2005 Romanya Kültür Enstitüsü, Viyana
2005 Arkeoloji Müzesi, Mardin
2007 Museums Quartier, Viyana
2009 Vakıflar Bankası, Viyana
2010 Galeri Steiner, Viyana
2012 Galeri Steiner, Viyana [KanalKultur]
Samim Şişmanoğlu - Kıvrımlar / 5 haziran – 5 temmuz 2014; Galateaart Galeri, Asmalı Mescit Mh., Sofyalı Sk., No:12/3, Tünel - Beyoğlu - İstanbul
Avusturya Kültür Ofisi'nin katkıları ile düzenlenen etkinlikte, Şişmanoğlu'nun 50 kadar fotoğraf çalışması sergileniyor.
Kıvrımlardan önce, deniz dalgaları üzerine Karadeniz'de yaptığı çalışmalarda Leonardo da Vinci'nin "Tufan" ve Japon Ağaçbaskı ustası Hokusai'ın "Büyük Dalga" eserlerinden esinlenen sanatçı, son yıllardaki çalışmalarını, dalgalardan, kıvrımlar üzerine genişletti. Leibniz'in üçgenler üzerine fikirleri ve Barok Resimlerdeki kıvrımların matematiksel ritmle bir harmoniye ulaşılması yorumu, sanatçıyı kumaş kıvrımları üzerine denemelere yönlendirdi ve son dönem eserleri bu tema üzerine şekillendi.
Samim Şişmanoğlu
1941'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde Klasik Arkeoloji eğitimini 1974 yılında bitirdi. Aynı zamanda, Etnoloji ve Sosyal Antropoloji eğitimini de tamamladı. Restorasyon eğitimi üzerine aldığı burslarla 1974'te Almanya'ya, 1978 yılında da Avusturya'ya gitti. 1965'te aktif üyesi olduğu Sinematek'te film yapım kurslarına katıldı. 1968 -1970 yılları arasında askerlik görevi sırasında Anadolu'da çektiği fotoğrafları 1971 yılında İtalyan Kültür Merkezi'nde, 1972'de Sinematek'te sergiledi. 1978'den itibaren fotoğraf çalışmalarını teknik tarihi ve bilimsel mesleki konular üzerine yoğunlaştırdı.
Sergileri
1971 İtalyan kültür Merkezi, İstanbul
1972 Sinematek, İstanbul
1978 - 2005 Teknik tarihi üzerine fotoğraf ve mikroskopik çekim çalışmaları, Viyana
2003 Galeri Steigenhaus, Viyana
2003 Romanya kültür Enstitüsü, Viyana
2004 Romanya Kültür Enstitüsü, Viyana
2005 Romanya Kültür Enstitüsü, Viyana
2005 Arkeoloji Müzesi, Mardin
2007 Museums Quartier, Viyana
2009 Vakıflar Bankası, Viyana
2010 Galeri Steiner, Viyana
2012 Galeri Steiner, Viyana [KanalKultur]
Samim Şişmanoğlu - Kıvrımlar / 5 haziran – 5 temmuz 2014; Galateaart Galeri, Asmalı Mescit Mh., Sofyalı Sk., No:12/3, Tünel - Beyoğlu - İstanbul
Koleksiyon Sergisi
![]() |
| Burak Kutlay, tuval üzerine yağlı boya, 90 x 130 cm. |
![]() |
| Çağdaş Erçelik - Stephançikova Köyü - karışık teknik |
[KanalKultur] 150 sanatçının eserlerinden oluşan tuval üzeri yağlıboya, pastel,suluboya ve karakalem eserlerin yanında heykel,seramik,gravür ve tasarım eserlerin de bulunduğu "Koleksiyon Sergisi" Galeri Eksen'in sergilerini açtığı genç sanatçıların ve koleksiyonunda bulunan eserlerden oluşuyor.
24 haziran – 31 ağustos 2014 tarihleri arasındaki sergide yurtiçinde ve yurtdışında önemli koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçıların eserleri sergileniyor.
Sergide eserleri yer alan bazı sanatçılar:
Ahmet Fazıl Aksoy, Mevlüt Akyıldız, Nihat Akyunak, Rasin Arsebük, Erdinç Bakla, İbrahim Balaban, Alkım Beyhan, Şadan Bezeyiş, Cihat Burak, Cacciapuoti, Robert Cami, Tarık Carım , Sadi Diren, Semiha Şakir Elveren, Devrim Erbil, Çağdaş Erçelik, Mehmet Güleryüz, Haşim Nur Gürel, Ergin İnan, Ekrem Kahraman, Hüsamettin Koçan, Barış Kara, Burak Kutlay, Aslı Kutluay, Hulusi Mercan , Argun Okumuşoğlu, Aylin Örücü, Oya Özer, Lobel Rice, Barış Sarıbaş, Hasan Sarıtaş, Ayhan Taşkıran, Neşe Akgündüz Tekin, Emre Tosun, Ertuğrul Tuna, Ali İsmail Türemen, Alp Tamer Ulukılıç, Utku Varlık... [KanalKultur]
Koleksiyon Sergisi / 24 haziran – 31 ağustos 2014; Galeri Eksen: Maçka Cd. No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel. (0212) 219 08 50
28 Haziran 2014 Cumartesi
Deliler ve Doktorları
Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rüya Kılıç tarafından kaleme alınan "Deliler ve Doktorları: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Delilik" adlı eser, geçtiğimiz günlerde Tarih Vakfı Yurt Yayınları'ndan çıktı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüzyılı ile erken Cumhuriyet döneminde deliliğin nasıl algılandığını konu eden araştırma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan belgelerin, mevcut metinlerin ve verilerin dahil edildiği detaylı bir çalışmanın ürünü.
Kitabında dönemin baskın Alman tıp ekolünü ve doktorların deliliğe yaklaşımını okuyucuya aktaran Kılıç, aynı zamanda delilerin ve ailelerinin öykülerini de doktor raporları, resmi yazışma ve soruşturma belgeleri ile okuyucuyla paylaşıyor.
Eser, akıl hastalıklarının modern tıp ve psikiyatrinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiği bir dönemi inceliyor ve pek çok soruya yanıt bulmaya çalışıyor:
Delilerin hepsi akıl hastanelerine konulamadığına göre hangi tür deliler hastaneye kapatıldı, hangileri serbest bırakıldı?
İktidarın çeşitli mekanizmaları yoluyla delileri dışlama isteği hangi oranda hayata geçirildi veya geçirilemedi?
Sayfalar dolusu kanun, kural, madde ve yasağın acaba pratikteki karşılığı neydi?
Rüya Kılıç: Deliler ve Doktorları: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Delilik. Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, 264 S., ISBN: 9789753333085
Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüzyılı ile erken Cumhuriyet döneminde deliliğin nasıl algılandığını konu eden araştırma, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan belgelerin, mevcut metinlerin ve verilerin dahil edildiği detaylı bir çalışmanın ürünü.
Kitabında dönemin baskın Alman tıp ekolünü ve doktorların deliliğe yaklaşımını okuyucuya aktaran Kılıç, aynı zamanda delilerin ve ailelerinin öykülerini de doktor raporları, resmi yazışma ve soruşturma belgeleri ile okuyucuyla paylaşıyor.
Eser, akıl hastalıklarının modern tıp ve psikiyatrinin ayrılmaz bir parçası hâline geldiği bir dönemi inceliyor ve pek çok soruya yanıt bulmaya çalışıyor:
Delilerin hepsi akıl hastanelerine konulamadığına göre hangi tür deliler hastaneye kapatıldı, hangileri serbest bırakıldı?
İktidarın çeşitli mekanizmaları yoluyla delileri dışlama isteği hangi oranda hayata geçirildi veya geçirilemedi?
Sayfalar dolusu kanun, kural, madde ve yasağın acaba pratikteki karşılığı neydi?
Rüya Kılıç: Deliler ve Doktorları: Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Delilik. Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, 264 S., ISBN: 9789753333085
Migranten-Eltern-Bildung
Die vom Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik (Hei-MaT) gemeinsam mit dem Projekt „Migranten machen Schule“ des Staatlichen Schulamtes Mannheim und der „Föderation der Vereine türkischer Elternbeiräte in Baden“ am 5. Juni d.J. durchgeführte Tagung mit dem Titel „Migranten-Eltern-Bildung“ stieß auf große Resonanz.
Über 120 Teilnehmer/innen, in der Hauptsache Lehramtskollegen aus der Region, Vertreter/innen aus den Staatlichen Schulämtern Mannheim und Karlsruhe, Mitarbeiter/innen der Bildungsbüros aus den Nachbargemeinden, Projektvertreter/innen sowie Studierende der Pädagogischen Hochschule Heidelberg folgten interessiert den Vorträgen und beteiligten sich aktiv an den sich anschließenden Diskussionen.
Die Tagung hatte sich zum Ziel gesetzt, vor dem Hintergrund von bereits im Bundesland Baden-Württemberg laufenden Elternbildungsprojekten mit dem Fokus auf Migranten, aktuelle Ergebnisse von Forschungsarbeiten, die in den vergangenen Monaten an der PH Heidelberg entstanden sind, einer breiteren Öffentlichkeit vorzustellen und diese mit ihnen kritisch zu diskutieren.
Die Leiterin des Zentrums, Prof. Dr. Havva Engin, unterstrich in ihrer Begrüßungsrede die Bedeutung von Elternbildung im Kontext von Migration und nannte in diesem Zusammenhang aktuelle Daten. So wies sie darauf hin, dass mittlerweile 20 % in unserer Gesellschaft einen so genannten Migrationshintergrund hätten; viele Migranten erreichten in der Zwischenzeit höhere akademische Abschlüsse, in manchen Migrationsgruppen mehr als Einheimische! Das Thema Elternbildung sei wichtig, um einen Perspektivenwechsel in der Mehrheitsgesellschaft zu erreichen und die Bildungsinstitutionen für die Zusammenarbeit mit Migrationsfamilien zu sensibilisieren, auch weil der Einfluss des Elternhauses auf den Bildungserfolg der Kinder zwischen 30% bis 50% betrage.
Auf besonderes Interesse stießen insbesondere die Vorträge von ehemaligen Lehramtsstudierenden der PH Heidelberg, wie Ethem Ebrem, Nalihan Yeter und Eva-Tabea Reiser, die sich im Rahmen ihrer Zulassungsarbeiten empirisch-qualitativ mit Fragen der Elternbildung beschäftigt haben.
Die Beiträge der Konferenz werden in einen Tagungsband einfließen, der zum Ende des Jahres erscheinen soll.
http://www.ph-heidelberg.de/hei-mat/home/aktuelles.html#c38876
Über 120 Teilnehmer/innen, in der Hauptsache Lehramtskollegen aus der Region, Vertreter/innen aus den Staatlichen Schulämtern Mannheim und Karlsruhe, Mitarbeiter/innen der Bildungsbüros aus den Nachbargemeinden, Projektvertreter/innen sowie Studierende der Pädagogischen Hochschule Heidelberg folgten interessiert den Vorträgen und beteiligten sich aktiv an den sich anschließenden Diskussionen.
Die Tagung hatte sich zum Ziel gesetzt, vor dem Hintergrund von bereits im Bundesland Baden-Württemberg laufenden Elternbildungsprojekten mit dem Fokus auf Migranten, aktuelle Ergebnisse von Forschungsarbeiten, die in den vergangenen Monaten an der PH Heidelberg entstanden sind, einer breiteren Öffentlichkeit vorzustellen und diese mit ihnen kritisch zu diskutieren.
Die Leiterin des Zentrums, Prof. Dr. Havva Engin, unterstrich in ihrer Begrüßungsrede die Bedeutung von Elternbildung im Kontext von Migration und nannte in diesem Zusammenhang aktuelle Daten. So wies sie darauf hin, dass mittlerweile 20 % in unserer Gesellschaft einen so genannten Migrationshintergrund hätten; viele Migranten erreichten in der Zwischenzeit höhere akademische Abschlüsse, in manchen Migrationsgruppen mehr als Einheimische! Das Thema Elternbildung sei wichtig, um einen Perspektivenwechsel in der Mehrheitsgesellschaft zu erreichen und die Bildungsinstitutionen für die Zusammenarbeit mit Migrationsfamilien zu sensibilisieren, auch weil der Einfluss des Elternhauses auf den Bildungserfolg der Kinder zwischen 30% bis 50% betrage.
Auf besonderes Interesse stießen insbesondere die Vorträge von ehemaligen Lehramtsstudierenden der PH Heidelberg, wie Ethem Ebrem, Nalihan Yeter und Eva-Tabea Reiser, die sich im Rahmen ihrer Zulassungsarbeiten empirisch-qualitativ mit Fragen der Elternbildung beschäftigt haben.
Die Beiträge der Konferenz werden in einen Tagungsband einfließen, der zum Ende des Jahres erscheinen soll.
http://www.ph-heidelberg.de/hei-mat/home/aktuelles.html#c38876
12 Haziran 2014 Perşembe
Bir Osmanlı Kimliği - 14.-17. Yüzyıllarda Rûm / Rûmi Aidiyet ve İmgeleri
Kimdi Osmanlı?
Günümüzden baktığımızda Osmanlıları nasıl tasvir ediyoruz?
Osmanlı sultanı kendini nasıl tanımlıyordu?
Mora yarımadasındaki veya Basra eyaletindeki değişik kökenden gelmiş ama Müslümanlaşmış, Türkçe'yi öğrenmiş ve Türkçe yazmış yönetici sınıf ya da Türkçe bilmeyen ve farklı etnik kökenden gelen Müslüman ya da Hıristiyan köylü için ortak bir tanım getirilebilir mi?
Fatih Sultan Mehmed "Sultanü'l-Berreyn" ve "Hakanü'l-Bahreyn," yani iki kıtanın ve iki denizin hâkimi unvanlarının yanına "Kayser-i Rûm" unvanını da ekleme gereği duymuştu. Simgesel gibi görünse de, Osmanlı sultanının Bizans (Doğu Roma) topraklarını sınırlarına katışının, mirasına el koyuşunun bir ilanıydı bu; yeni bir dönemin başlangıcında imparatorluğa Orta Asya ve İslam kaynaklı gelenek ve özelliklerine ek olarak coğrafi olduğu kadar hukuksal ve kültürel bir çerçeve çizme anlamına geliyordu.
Kanuni Sultan Süleyman, ünlü Bender kitabesinde dünya egemenliğine ortaklığını ilan ederken, yani İslam'ın kutsal topraklarında adının anıldığını, Akdeniz ve Hint Okyanusu'nda donanmasının bulunduğunu, Bağdad ve Irak'ın şahı, Mısır'ın sultanı olduğunu ve Macar kralının tacını ve topraklarını aldığını bildirirken, merkezine oturduğu Roma topraklarının kayserliğini de sahiplendiğini duyurmuştu...
Günümüzden baktığımızda Osmanlıları nasıl tasvir ediyoruz?
Osmanlı sultanı kendini nasıl tanımlıyordu?
Mora yarımadasındaki veya Basra eyaletindeki değişik kökenden gelmiş ama Müslümanlaşmış, Türkçe'yi öğrenmiş ve Türkçe yazmış yönetici sınıf ya da Türkçe bilmeyen ve farklı etnik kökenden gelen Müslüman ya da Hıristiyan köylü için ortak bir tanım getirilebilir mi?
Fatih Sultan Mehmed "Sultanü'l-Berreyn" ve "Hakanü'l-Bahreyn," yani iki kıtanın ve iki denizin hâkimi unvanlarının yanına "Kayser-i Rûm" unvanını da ekleme gereği duymuştu. Simgesel gibi görünse de, Osmanlı sultanının Bizans (Doğu Roma) topraklarını sınırlarına katışının, mirasına el koyuşunun bir ilanıydı bu; yeni bir dönemin başlangıcında imparatorluğa Orta Asya ve İslam kaynaklı gelenek ve özelliklerine ek olarak coğrafi olduğu kadar hukuksal ve kültürel bir çerçeve çizme anlamına geliyordu.
Kanuni Sultan Süleyman, ünlü Bender kitabesinde dünya egemenliğine ortaklığını ilan ederken, yani İslam'ın kutsal topraklarında adının anıldığını, Akdeniz ve Hint Okyanusu'nda donanmasının bulunduğunu, Bağdad ve Irak'ın şahı, Mısır'ın sultanı olduğunu ve Macar kralının tacını ve topraklarını aldığını bildirirken, merkezine oturduğu Roma topraklarının kayserliğini de sahiplendiğini duyurmuştu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















