'barbar, canavar, putperest ve hatta şeytani 'öteki'ni tanımlamak ve kötülemek için kullanılan retorik araçların sürekliliği...' [Maja Kominko]
Bizans dünyası dışında kalan kültürlerin, Bizanslılar tarafından, özellikle coğrafi ve etnik bakış açısından temsil edilişi, hem Bizans dünyasına ait olmayanın algılanışına hem de Bizans’ın kendi imgelemini nasıl oluşturduğuna ışık tutuyor. İmparatorluk sınırlarının ötesindeki kültürleri Bizanslıların nasıl tanımladıklarını, iklim, bitki örtüsü, dil ve farklı yaşam biçimleri gibi coğrafi ve etnik unsurlar şekillendiriyor.
Bizanslıların algısında bu unsurlar ötekilerin tarihi, dini gelenekleri ve siyasi durumlarıyla karmaşık bir ilişki içindedirler. Bizans’ın coğrafi ve etnik açıdan –bilinenden egzotik olana veya içerdeki ötekinden dışardaki ötekine kadar– öteki ile karşılaşması, Bizanslıların kendi çevreleriyle uzamsal olarak nasıl ilişki kurdukları ve komşularından kendilerini nasıl ayrıştırdıkları ile ilgili ipuçları sağlıyor.
'Coğrafi ve Etnik İmgelemde Bizans Kimliği ve Öteki' konusuyla düzenlenen Dördüncü Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu'nda öteki imgesinin oluşmasında etkisi olan coğrafi, etnik ve diğer tüm unsurlar arasındaki karmaşık ilişkinin, yazılı kaynaklar, sanatsal ve maddi bulgularla sorgulanması; Bizanslıların ötekilerden bahsederken kendilerini nasıl anlattıklarının incelenmesi amaçlanıyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
8 Haziran 2016 Çarşamba
7 Haziran 2016 Salı
Neslihan Pala - Sıkıntı Yok
![]() |
| Neslihan Pala - Sıkıntı Yok, 40 x 20 x 25 cm. |
Sanatçı, sergi hakkında şunları kaydediyor:
"Özgür olduğumuz yegane alan düşüncelerimizdir. Hatta o kadar özgürdür ki, özgürlük alıp başını gider. Bazen de kontrolü sağlanamaz, bu defa da düşüncelerden özgür kalmak için çabalanır. Anksiyeteye dönüştüğünde deli gibi bir kaçış yolu aranır. İyi ki bir yol her zaman vardır. Herkesin kendi yolu vardır.
Yıllar yıllar öncesinde irade ve kendimi tiye alma benim yöntemimdi. Mizahın öz sorgulanmasındaki rolü, önemli olanı önemsiz duruma düşürmektir. Öz savunmada büyük bir rol oynar. Savunma ve saldırı ilginç bir biçimde mizahta birleşerek, rahatsız edici kompleks durumların karikatürize edilmesiyle sosyal ve psikolojik etkilerini zayıflatır. Korku ve obsesyonu mizah yoluyla algılamak, yaratıcılığı ve üretim arzusunu körüklediği gibi özgürleştirici de oldu. Gerçi her duygu kabullenmeyi ve sevilmeyi hak ediyor. Tiye alsak da orada işte. Var.
Erick Kaestner’in 'Korku duymayanın hayal gücü yoktur' sözüne sıkı sıkı tutunasım var. Bu zincir reaksiyona sebep olan korkularıma da teşekkür borçluyum.
3 Haziran 2016 Cuma
Mülksüz ve Mülteci Hikâyeleri, DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri'nde Ödülleri Paylaştı
@kanalkultur - DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri sona erdi. Ödüller, mülksüz ve mülteci hikâyelerine..
28 mayıs 2016’da başlayan DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri, 2 haziran 2016 günü COOP’ta yapılan yapılan kapanış töreniyle sona erdi.
Festival bu sene 7 değişik mekânda 80’i aşkın filme, atölye, panel, söyleşi gibi bir dizi yan etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meksika’dan Pakistan’a kadar dünyanın her yerinden 20’ye yakın konuğun katıldığı 9. Documentarist’te 23 tane yerli belgesel de seyirciyle buluştu.
Yarışma bölümünün bulunmadığı ancak yeni yönetmenleri teşvik etmek üzere verilen ve Hollandalı usta Johan van der Keuken’in adını taşıyan Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Selim Yıldız’ın yönettiği “Hatırlıyorum” adlı filmi kazandı. Füsun Demirel, Gürcan Keltek, Suncem Koçer, Enis Köstepen ve Virginia Cromei’den oluşan jüri, filmi “Zor bir coğrafyada çekim yapmanın riskini alıp kamerasıyla doğru yerde, doğru zamanda olmayı başardığı ve çatışma kadar, çatışmanın arkasındaki gündelik hayata yaklaşımındaki hassasiyetinden ötürü” ödüle değer buldu.
Yeni Yetenek Ödülü jürisi ayrıca Ahmet Murat Öğüt, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Emre Yeksan’ın yönettiği “Hoşçakal Lenin” adlı kısa belgeseli “Davetsiz bir misafirin kıyıya vurmasının başlattığı ideolojik tartışmanın absürt boyutlarını mizahla iç içe kolektif bir çabayla anlattığı için” Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu.
28 mayıs 2016’da başlayan DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri, 2 haziran 2016 günü COOP’ta yapılan yapılan kapanış töreniyle sona erdi.
Festival bu sene 7 değişik mekânda 80’i aşkın filme, atölye, panel, söyleşi gibi bir dizi yan etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meksika’dan Pakistan’a kadar dünyanın her yerinden 20’ye yakın konuğun katıldığı 9. Documentarist’te 23 tane yerli belgesel de seyirciyle buluştu.
Yarışma bölümünün bulunmadığı ancak yeni yönetmenleri teşvik etmek üzere verilen ve Hollandalı usta Johan van der Keuken’in adını taşıyan Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Selim Yıldız’ın yönettiği “Hatırlıyorum” adlı filmi kazandı. Füsun Demirel, Gürcan Keltek, Suncem Koçer, Enis Köstepen ve Virginia Cromei’den oluşan jüri, filmi “Zor bir coğrafyada çekim yapmanın riskini alıp kamerasıyla doğru yerde, doğru zamanda olmayı başardığı ve çatışma kadar, çatışmanın arkasındaki gündelik hayata yaklaşımındaki hassasiyetinden ötürü” ödüle değer buldu.
Yeni Yetenek Ödülü jürisi ayrıca Ahmet Murat Öğüt, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Emre Yeksan’ın yönettiği “Hoşçakal Lenin” adlı kısa belgeseli “Davetsiz bir misafirin kıyıya vurmasının başlattığı ideolojik tartışmanın absürt boyutlarını mizahla iç içe kolektif bir çabayla anlattığı için” Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu.
2 Haziran 2016 Perşembe
Zerrin Tekindor, Art-Stuttgart Sanat Fuarı'nda
![]() |
| Zerrin Tekindor, tuval üzeri karışık teknik, 140 x 140 cm., 2016 |
Tiyatro kariyerini sürdürürken, 1990-1994 yılları arasında Bilkent Üniversitesi Resim Bölümü'ne özel öğrenci olarak devam eden sanatçı, Halil Akdeniz Atölyesi'nde öğrenim gördü. Bu bölüme eğitmen olarak davet edilen Mehmet Güleryüz ve Bedri Baykam Atölyelerinde çalıştı.
Kasım ayında Contex Art Miami Fuarı'nda da eserleriye sanatseverlerin karşısına çıkacak Tekindor, son dönemde resim çalışmalarına ağırlık veriyor.
Nebahat Karyağdı - Yeni Bir...
@kanalkultur - Savaşlar, göçler, ötekileştirme, cinsel kimliklere açılan savaşlar, küresel ısınma, ekonomik kriz gibi pek çok sorunla evrendeki mesaisine devam eden dünya için büyük bir kaostan söz edilebilir.
Tüm bu kaosun ortasındaki insanlık için "yeni bir..." umuttan da bahsedebilir mi? diye düşünen sanatçı Nebahat Karyağdı, "Yeni Bir…" isimli sergisinde zıtlıkların birlikteliğine övgü taşıyan imgeleriyle, iyi, kötü, mutluluk, kaos, özgürlük, umut, başlangıç ve aşk gibi değerlere övgü ile yaklaşılırken yabancılaşma, tutsaklık, baskı, ötekileştirme kavramlarını sorguluyor.
Sergi, Balat'ın tarihi dokusunda açılıyor. Son bir yıl içinde yaptığı yağlıboya ve akrilik çalışmalarında Karyağdı, popüler kültür ikonlarını bu değerler ışığında yargılıyor ve kendi imgelerini yeni bir dille ortaya koyuyor.
Tüm bu kaosun ortasındaki insanlık için "yeni bir..." umuttan da bahsedebilir mi? diye düşünen sanatçı Nebahat Karyağdı, "Yeni Bir…" isimli sergisinde zıtlıkların birlikteliğine övgü taşıyan imgeleriyle, iyi, kötü, mutluluk, kaos, özgürlük, umut, başlangıç ve aşk gibi değerlere övgü ile yaklaşılırken yabancılaşma, tutsaklık, baskı, ötekileştirme kavramlarını sorguluyor.
Sergi, Balat'ın tarihi dokusunda açılıyor. Son bir yıl içinde yaptığı yağlıboya ve akrilik çalışmalarında Karyağdı, popüler kültür ikonlarını bu değerler ışığında yargılıyor ve kendi imgelerini yeni bir dille ortaya koyuyor.
1 Haziran 2016 Çarşamba
Didem Yağcı - Self Connection | İçsel Temas
![]() |
| Didem Yağcı - Michelle, tuval üzerine kumaş katmanları, keçe ve mürekkep | Multi-layered fabrics, felt and ink on canvas, 170 x 135 cm. |
Sergide yer alan eserlerinde kumaşlardan, eski kitapların sayfalarından ve doğal keçeden faydalanan sanatçı, Şems-i Tebrizi’nin 'Ne yöne gidersen git, çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.' sözünden yola çıkıyor ve kişinin içine yaptığı yolculuğu betimliyor.
Özellikle 'Kadın' figürü üzerindeki dramatik etkileşimleri içselleştirerek ön plana çıkaran Didem Yağcı, insanın diğer canlı ve cansız nesnelerden farkının; düşünceleri, duyguları, bilinci, korkuları, endişeleri, içgüdüleri ve istekleri olması gerçeğinden yola çıkarak, evrende -insan denen varlığın -ona tahsis edilmiş bir beden aracılığıyla- deneyimlediği hislere vurgu yapıyor.
Çalışmalarında, felsefi ve sanatsal anlamda edindiği farklı bakış açılarını yenilikçi, yaratıcı bir şekilde dönüştürüp yeni formlar meydana getirirken, görsel kompozisyon, farklı malzeme kullanımı ve renk dengesi arasındaki ilişkiye özel bir önem veriyor. Bu yaklaşımıyla resim sanatının algısının geleneksel yollarını değiştirmeyi amaçlıyor.
30 Mayıs 2016 Pazartesi
Rugül Serbest - Kalmalısın... Nuri İyem Resim Ödülü 2016 Sonuçlandı
![]() |
| Rugül Serbest - Kalmalısın, 105 x 140 cm., 2016 |
Yarışmaya 23 farklı şehirden 191 ressam 255 resimle katıldı. İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir, Antalya ve Adana başta olmak üzere, Aydın, Bursa, Çanakkale, Malatya, Diyarbakır, Konya, Mersin, Muğla, Şanlıurfa, Uşak ve Erzurum gibi bir çok şehirden katılım oldu. Öğrenci olan katılımcılar; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi başta olmak üzere 20 farklı üniversitede öğrenimine devam ediyor.
9 haziran 2016 Perşembe günü, saat: 19:00’da Evin Sanat Galerisi’ndeki ödül töreninde; Sayın Prof. Rahmi Aksungur tarafından özel olarak hazırlanan ve “Nuri İyem Resim Ödülü”nü temsil eden heykel ile 10.000 TL.’lik ödül, Sayın Doğan Hızlan tarafından Rugül Serbest’e veriliyor. Törenin ardından, ödül alan resim ve seçici kurul tarafından sergilenmeye değer bulunan resimler olmak üzere toplam 28 resmin yer alacağı serginin açılışı gerçekleşiyor.
28 Mayıs 2016 Cumartesi
Çağdaş Sanat Pratiklerinde ‘Direniş’ Üzerine
“Günümüzde yaşadığımız sosyo-politik ortamda, sanatçının direniş konusundaki rolü nedir? Bu sorumluluğu üzerinde hissetmeli midir? “Direniş” gibi konular sanat pratiklerinde ne şekilde ele alınabilir?”
Creative Çukurcuma küratörlüğündeki bir günlük program kapsamında, Culture of Resistance (Direniş Kültürleri Ağı), Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un katılımıyla film gösterimleri, sanatçı sunumları ve bir sohbet gerçekleştirilerek “Çağdaş Sanat Pratiklerinde Direniş” konusunu gündeme getiriliyor.
Film gösterimlerinin ardından “Yaşam Bekliyor: Batı Sahra’da Referandum ve Direniş” belgeseli ve Iara Lee’nin Direniş Kültürleri ile olan bağı üzerinden “bir sanat pratiği olarak direniş” konusunu tartışmaya açılıyor.
Birçok ülkede yasaklanan belgeselleri ile farklı coğrafyalardaki direnişleri izleyicilere sunan yönetmenin çalışmaları üzerinden sorulan sorulara Türkiye’den davet edilen sanatçıların çalışmaları ve sanat pratikleri üzerinden cevaplar aranıyor. 15 yılı aşkın süredir “var olan sistemlerin yerine başka hangi sistemler mümkün olabilir?” sorusuna yanıt arayan çalışmaları ve projeleriyle adından söz ettiren Extramücadele ile farklı sanat pratikleri üzerinden sanatta eleştiri ve direniş sorgulanıyor. 2000’lerin başındaki dergicilik ortamının etkisiyle sanat pratiğine başlayan genç sanatçı Hasan Özgür Top ile ‘Parça Tesirli’ adıyla başladığı yolda gerçekleştirmiş olduğu yayın ve fanzin projeleri, bir direniş olarak sanatta sosyal medyanın kullanım amaçları ve bu süreçte üretmiş olduğu videolar hakkında konuşuluyor. Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un son dönem çalışmaları üzerinden günümüz çağdaş sanat ortamında politik bir direnişin nasıl var olabileceği tartışılıyor.
Creative Çukurcuma küratörlüğündeki bir günlük program kapsamında, Culture of Resistance (Direniş Kültürleri Ağı), Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un katılımıyla film gösterimleri, sanatçı sunumları ve bir sohbet gerçekleştirilerek “Çağdaş Sanat Pratiklerinde Direniş” konusunu gündeme getiriliyor.
Film gösterimlerinin ardından “Yaşam Bekliyor: Batı Sahra’da Referandum ve Direniş” belgeseli ve Iara Lee’nin Direniş Kültürleri ile olan bağı üzerinden “bir sanat pratiği olarak direniş” konusunu tartışmaya açılıyor.
Birçok ülkede yasaklanan belgeselleri ile farklı coğrafyalardaki direnişleri izleyicilere sunan yönetmenin çalışmaları üzerinden sorulan sorulara Türkiye’den davet edilen sanatçıların çalışmaları ve sanat pratikleri üzerinden cevaplar aranıyor. 15 yılı aşkın süredir “var olan sistemlerin yerine başka hangi sistemler mümkün olabilir?” sorusuna yanıt arayan çalışmaları ve projeleriyle adından söz ettiren Extramücadele ile farklı sanat pratikleri üzerinden sanatta eleştiri ve direniş sorgulanıyor. 2000’lerin başındaki dergicilik ortamının etkisiyle sanat pratiğine başlayan genç sanatçı Hasan Özgür Top ile ‘Parça Tesirli’ adıyla başladığı yolda gerçekleştirmiş olduğu yayın ve fanzin projeleri, bir direniş olarak sanatta sosyal medyanın kullanım amaçları ve bu süreçte üretmiş olduğu videolar hakkında konuşuluyor. Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un son dönem çalışmaları üzerinden günümüz çağdaş sanat ortamında politik bir direnişin nasıl var olabileceği tartışılıyor.
Eskizlerden Tablolara Sultan Abdülaziz Resim Sergisi
Londra Yunus Emre Enstitüsü, 18 - 31 mayıs 2016 tarihleri arasında Sultan Abdülaziz'in eskizlerinden oluşan 'Eskizlerden Tablolara Sultan Abdülaziz Resim Sergisi'ni Londra'da (Yunus Emre Institute - London, 10 Maple Street, London WIT 5HA) sanatseverlerle buluşturuyor.
Sergide bir araya gelen eserler, öncelikle Sultan Abdülaziz'in kaleminden çıkmış bazı resim eskizlerinden ve millî saraylarda bulunan imzasız resimlerden oluşuyor. Orijinalleri bir albüm halinde Polonya’nın Krakov Ulusal Müzesi’nde yer alan bu eskizlerin dönemin saray ressamı olarak istihdam edilen Leh S. Chlebowski’ye hediye edildiği biliniyor.
Sergide yer alan eserler, Sultan Abdülaziz’in bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmaları ve Padişah’a ait nadir resim örneklerinden olması bakımından da büyük bir önem arz ediyor.
Şiir, hüsn-ü hat ve spordaki kabiliyetlerinin yanı sıra, Sultan Abdülaziz'in bestekâr sultanlar arasına adını yazdıracak kadar musiki ile de meşgul olduğu biliniyor. Sultan'ın resim ile ilgili bilinmeyen yönü bu sergideki eskiz defteriyle birlikte gün yüzüne çıkmış oluyor. Şehzadeliği sırasında Batı tarzı resim sanatıyla ilgilenerek desen ve krokiler çizen Padişah, Dolmabahçe Sarayı'na Avrupa'dan sanatçılar davet etmesi, Fransız P. D. Guillemet ile Polonyalı S. Chlebowski gibi ressamlara sarayda atölyeler tahsis etmesi ve sanatçılara geniş çalışma imkânı sağlamasıyla tanınıyor. Dönemin saray ressamları arasında gibi isimler yer alıyor.
Sergide bir araya gelen eserler, öncelikle Sultan Abdülaziz'in kaleminden çıkmış bazı resim eskizlerinden ve millî saraylarda bulunan imzasız resimlerden oluşuyor. Orijinalleri bir albüm halinde Polonya’nın Krakov Ulusal Müzesi’nde yer alan bu eskizlerin dönemin saray ressamı olarak istihdam edilen Leh S. Chlebowski’ye hediye edildiği biliniyor.
Sergide yer alan eserler, Sultan Abdülaziz’in bilinmeyen bir yönünü ortaya çıkarmaları ve Padişah’a ait nadir resim örneklerinden olması bakımından da büyük bir önem arz ediyor.
Şiir, hüsn-ü hat ve spordaki kabiliyetlerinin yanı sıra, Sultan Abdülaziz'in bestekâr sultanlar arasına adını yazdıracak kadar musiki ile de meşgul olduğu biliniyor. Sultan'ın resim ile ilgili bilinmeyen yönü bu sergideki eskiz defteriyle birlikte gün yüzüne çıkmış oluyor. Şehzadeliği sırasında Batı tarzı resim sanatıyla ilgilenerek desen ve krokiler çizen Padişah, Dolmabahçe Sarayı'na Avrupa'dan sanatçılar davet etmesi, Fransız P. D. Guillemet ile Polonyalı S. Chlebowski gibi ressamlara sarayda atölyeler tahsis etmesi ve sanatçılara geniş çalışma imkânı sağlamasıyla tanınıyor. Dönemin saray ressamları arasında gibi isimler yer alıyor.
27 Mayıs 2016 Cuma
Her Anıyla Alıntılanan Geçmiş
Olayları önemlerine göre ayırt etmeden sayıp döken vakanüvis, şu doğrudan yola çıkar: Hiçbir olay tarih için kaybolmuş sayılamaz.
Her Anıyla Alıntılanan Geçmiş – Walter Benjamin’in Tarih Kavramı Üzerine Bir Sergi Denemesi Türkiye’den altı, Almanya’dan beş sanatçıyı Walter Benjamin’in Tarih Kavramı Üzerine tezlerini İstanbul’da okumaya, irdelemeye ve dönüştürmeye davet ediyor.
Berlinli sanatçı Patrizia Bach’ın girişimiyle biraraya gelen grup, 2015 nisan’ından bu yana Alman düşünürün yazdıklarını okuyor ve bunlar üzerine tartışıyor. Sanatçılar metinle ilgili bilgi ve deneyimlerini, metne farklı yaklaşımlarını kolektif şekilde paylaşarak, Benjamin’i şehre nakletmekle kalmayıp, onun muğlak yazılarını şimdi ve burada hakkındaki kendi kavrayışlarına taşıyor. Bu süreç esnasında Walter Benjamin’in metninden, her bir sanatçının pratiğinde giriş noktası, araç, metod ve eleştirel otorite olarak yararlanılıyor.
Sanatçılar şehirdeki saklı fragmanları, görünüşte marjinal ve ihmal edilmiş olanı araştırıyor. “Kentsel fizyonomlar” olarak kişisel tarih ve tarihlere, bunları jenerik geleneksel tarihle kümelendirerek, atıfta bulunuyor, bireysel ve toplumsal kimlik ihtiyacı ve tüketim, zanaat, otomatik üretim ve İstanbul’un bugünkü kentsel altyapısı gibi konuları araştırıyor.
Her Anıyla Alıntılanan Geçmiş – Walter Benjamin’in Tarih Kavramı Üzerine Bir Sergi Denemesi Türkiye’den altı, Almanya’dan beş sanatçıyı Walter Benjamin’in Tarih Kavramı Üzerine tezlerini İstanbul’da okumaya, irdelemeye ve dönüştürmeye davet ediyor.
Berlinli sanatçı Patrizia Bach’ın girişimiyle biraraya gelen grup, 2015 nisan’ından bu yana Alman düşünürün yazdıklarını okuyor ve bunlar üzerine tartışıyor. Sanatçılar metinle ilgili bilgi ve deneyimlerini, metne farklı yaklaşımlarını kolektif şekilde paylaşarak, Benjamin’i şehre nakletmekle kalmayıp, onun muğlak yazılarını şimdi ve burada hakkındaki kendi kavrayışlarına taşıyor. Bu süreç esnasında Walter Benjamin’in metninden, her bir sanatçının pratiğinde giriş noktası, araç, metod ve eleştirel otorite olarak yararlanılıyor.
Sanatçılar şehirdeki saklı fragmanları, görünüşte marjinal ve ihmal edilmiş olanı araştırıyor. “Kentsel fizyonomlar” olarak kişisel tarih ve tarihlere, bunları jenerik geleneksel tarihle kümelendirerek, atıfta bulunuyor, bireysel ve toplumsal kimlik ihtiyacı ve tüketim, zanaat, otomatik üretim ve İstanbul’un bugünkü kentsel altyapısı gibi konuları araştırıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






