"Şehrin Kimliği", şehir ve kimlik tartışmalarına katılmak ve yeni tartışma alanları açmak üzere 9 haziran - 9 temmuz 2015 tarihleri arasında Pinelo Galeri’de...
İnsanın zaman kavramı üzerine düşünceleri yüzyıllardır tartışılıyor. Var olunan ilk andan itibaren hayat şartları ve ihtiyaçlar belli bir düzen içinde gelişiyor. Zamanın akışı içinde şehrin tanık olduğu her kültür birikerek yeni bir mekan ve zaman olgusu yaratıyor; şehrin kimliğini oluşturuyor. Gelinen noktada şehrin dönüşümü, kimi zaman bireyi kimi zaman da bütün toplumu yalnızlaştırıyor; insanın temel ihtiyaçlarını sekteye uğratıyor. Yalnızlaşan birey çıkışın ötesinde yeni arayışlar ediniyor. Bu arayış şehrin kimliğine paralel olarak, bireyin kimliğini belirliyor.
"Şehrin Kimliği" adlı karma sergide bakışını şehre, şehirli olmaya, sokağa ve alt kültüre çeviren sanatçılar bir araya geliyor. Sanatçıların geçmişten bugüne ürettikleri, kentsel mekânla bütünleşen desen, fotoğraf ve resimleri, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden geniş bir kadronun kürasyonu ile hazırlanan çağdaş sergide izleyiciyle buluşuyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
4 Haziran 2015 Perşembe
The Arab 'Alawis (Nusayris) of Cilicia, Hatay and Syria from WWI to the Turkish War of Liberation
The history of Syria’s ‘Alawi (Nusayri community) has become a key topic of Ottomanist research in recent years, due in no small part to the increasing sectarianization of the country’s civil conflict.
Much of this research has drawn on the central Ottoman archives in Istanbul to concentrate on the community’s changing relationship with the Ottoman state in the nineteenth century, and in particular on its inclusion in the tashih-i akaid (“rectification of belief”) initiative under sultan Abdülhamid in the 1890’s.
This paper, part of a larger project on the secular history of this ‘Alawis from the tenth to the twentieth century, will begin by considering late Ottoman policy towards the ‘Alawis as one of social integration rather than religious discrimination, and concentrate especially on the community’s situation during and immediately after World War One.
Drawing on Arabic chronicles, local accounts from Cilicia, French diplomatic reports as well as papers from the ATASE (military) archives in Ankara, it will show that the ‘Alawis were willing to forego their ties with the Arab nationalist movement and instead seek the support and leadership of the Kemalist movement during the Turkish War of Liberation (Kurtuluş Savaşı) in an attempt to maintain a maximum of autonomy in both northwestern Syria and southern Turkey after the dislocation of the Ottoman Empire.
Much of this research has drawn on the central Ottoman archives in Istanbul to concentrate on the community’s changing relationship with the Ottoman state in the nineteenth century, and in particular on its inclusion in the tashih-i akaid (“rectification of belief”) initiative under sultan Abdülhamid in the 1890’s.
This paper, part of a larger project on the secular history of this ‘Alawis from the tenth to the twentieth century, will begin by considering late Ottoman policy towards the ‘Alawis as one of social integration rather than religious discrimination, and concentrate especially on the community’s situation during and immediately after World War One.
Drawing on Arabic chronicles, local accounts from Cilicia, French diplomatic reports as well as papers from the ATASE (military) archives in Ankara, it will show that the ‘Alawis were willing to forego their ties with the Arab nationalist movement and instead seek the support and leadership of the Kemalist movement during the Turkish War of Liberation (Kurtuluş Savaşı) in an attempt to maintain a maximum of autonomy in both northwestern Syria and southern Turkey after the dislocation of the Ottoman Empire.
Cephede Osmanlı Askeri: Birinci Dünya Savaşı'nda Irak Cephesinde Sosyal Boyut
Tarih Vakfı Ankara Tartışmaları, Birinci Dünya Savaşı’nın 100. Yılı Etkinlikleri'nin 14.sünde Dr. Orhan Avcı'nın "Cephede Osmanlı Askeri: Birinci Dünya Savaşı'nda Irak Cephesinde Sosyal Boyut" adlı sunumuyla devam ediyor.
Ankara Tartışmaları’nın [Selanik Caddesi, 82/30, Tankut İş Merkezi, 5. Kat, Kızılay - Ankara] 5 haziran 2015 günkü konuğu, Kırıkkale Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Orhan Avcı, konuşmasında Birinci Dünya Savaşı’nda Irak cephesindeki Osmanlı askerinin savaş tecrübesinin farklı yönlerini ele alıyor.
Avcı, Birinci Dünya Savaşı’nın tarihyazımını farklı yönleriyle inceliyor.
Son yıllarda savaşın diplomatik ve siyasî yönlerinin yanısıra cephelerle cephe gerisindeki asker ve insan hikâyeleri de daha fazla çalışılmaya başlandı. Çünkü muharebe alanlarında istatistiki rakamlardan ibaret olmaması gereken bir yaşanmışlık da söz konusu. Osmanlı'nın Irak cephesindeki durum da bunun istisnası değildi.
Ankara Tartışmaları’nın [Selanik Caddesi, 82/30, Tankut İş Merkezi, 5. Kat, Kızılay - Ankara] 5 haziran 2015 günkü konuğu, Kırıkkale Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Orhan Avcı, konuşmasında Birinci Dünya Savaşı’nda Irak cephesindeki Osmanlı askerinin savaş tecrübesinin farklı yönlerini ele alıyor.
Avcı, Birinci Dünya Savaşı’nın tarihyazımını farklı yönleriyle inceliyor.
Son yıllarda savaşın diplomatik ve siyasî yönlerinin yanısıra cephelerle cephe gerisindeki asker ve insan hikâyeleri de daha fazla çalışılmaya başlandı. Çünkü muharebe alanlarında istatistiki rakamlardan ibaret olmaması gereken bir yaşanmışlık da söz konusu. Osmanlı'nın Irak cephesindeki durum da bunun istisnası değildi.
Moskova'da Modern Türk Kıyafetleri Defilesi
![]() |
| Fotoğraflar ve ayrıntılı bilgi için bkz. T.C. Moskova Büyükelçiliği - Посольство Турции Москва-Turkish Embassy Moscow |
Defile, Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçisi Ümit Yardım'ın eşi Nurtop Yardım’ın evsahipliğinde Moskova Büyükelçiliği İkametgahı’nda düzenlendi.
Defilede, Türkiye hakkında kısa bir video gösterimi de sunuldu; Çaykovskiy Devlet Konservatuvarı’ndan Çetin Ceviz ve Cemil Yener Gökbudak kısa bir konser verdi. Gülsen - Doğan Soysal çiftinin dekoratif cam ve resim sergileri açıldı.
3 Haziran 2015 Çarşamba
Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin 1915-2015
Depo, 10 haziran - 16 temmuz 2015 tarihleri arasında, "Ömrüne Sığmayan Adam: Aziz Nesin 1915-2015" adlı sergiyi meraklısıyla buluşturuyor. Serginin küratörü Işın Önol. Serginin metin editörlüğünü, eski Türkçeden çeviri ve arşiv seçkisini Salih Bora ve Esin Pervane üstleniyor. Sergide yer alan kronolojinin görsel tasarımı Onur Kanyılmaz'a ait.
Doğumunun 100. yılında Aziz Nesin’i edebiyatı, mizahı, hayat görüşü, politik duruşu ve geleceğe bıraktıkları açısından daha yakından tanımak ve değerlendirmek amacıyla düzenlenen sergi, Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivine geniş yer ayırıyor.
Nesin Vakfı tarafından organize edilen serginin birincil amacı, günümüz Türkiye’sinde Aziz Nesin’i kendisine yüklenen değil; oluşturduğu ve yaşattığı değerlerle tanımak ve tanıtmak.
“Ömrüne Sığmayan Adam” sergisi, Aziz Nesin’i anlatmanın yanı sıra; onun tanıklık ettiği tarihi sözlü, görsel ve yazılı belgelerle izleyiciye aktarmayı ve çeşitli tartışma platformları açmayı hedefliyor.
Sergi, 6-7 Eylül olayları, Sivas katliamı gibi Türkiye’nin yakın tarihinde iz bırakan olaylara, Türkiye’de sanat, edebiyat ve politika alanına Aziz Nesin’in gözünden bakma, Aziz Nesin’i bilindik klişelerin ötesinde tanıma olanağı sunuyor.
Doğumunun 100. yılında Aziz Nesin’i edebiyatı, mizahı, hayat görüşü, politik duruşu ve geleceğe bıraktıkları açısından daha yakından tanımak ve değerlendirmek amacıyla düzenlenen sergi, Aziz Nesin’in yazılı ve görsel arşivine geniş yer ayırıyor.
Nesin Vakfı tarafından organize edilen serginin birincil amacı, günümüz Türkiye’sinde Aziz Nesin’i kendisine yüklenen değil; oluşturduğu ve yaşattığı değerlerle tanımak ve tanıtmak.
“Ömrüne Sığmayan Adam” sergisi, Aziz Nesin’i anlatmanın yanı sıra; onun tanıklık ettiği tarihi sözlü, görsel ve yazılı belgelerle izleyiciye aktarmayı ve çeşitli tartışma platformları açmayı hedefliyor.
Sergi, 6-7 Eylül olayları, Sivas katliamı gibi Türkiye’nin yakın tarihinde iz bırakan olaylara, Türkiye’de sanat, edebiyat ve politika alanına Aziz Nesin’in gözünden bakma, Aziz Nesin’i bilindik klişelerin ötesinde tanıma olanağı sunuyor.
Belgesel ve Kent Mücadelesi - Karşı Propaganda
It's Open Academy ve Documentarist işbirliğiyle düzenlenen Belgesel Forumları'nın "Belgesel ve Kent Mücadelesi" konulu oturumunun 4 haziran 2015 günlü konuğu (saat 18, It's Open, İTÜ Taşkışla Kampüsü - İstanbul) İmre Azem.
Belgesel sinema ve video üretiminin bir direniş biçimi olarak araçsallaşması: Gerçeklik kavramı, etik kaygılar ve kırmızı çizgiler... “Ekümenopolis” ve “Agorafobi”nin ardından aynı tema üzerine çektiği yeni filminin hazırlıklarını sürdüren İmre Azem, kent mücadelesi bağlamında belgesellerin işlevini anlatırken konusuna yaklaşırken hissettiği bu kaygılar ve kırmızı çizgilerden de bahsediyor.
Belgesel sinema ve video üretiminin bir direniş biçimi olarak araçsallaşması: Gerçeklik kavramı, etik kaygılar ve kırmızı çizgiler... “Ekümenopolis” ve “Agorafobi”nin ardından aynı tema üzerine çektiği yeni filminin hazırlıklarını sürdüren İmre Azem, kent mücadelesi bağlamında belgesellerin işlevini anlatırken konusuna yaklaşırken hissettiği bu kaygılar ve kırmızı çizgilerden de bahsediyor.
Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği
2014 sonlarına doğru, İŞİD’in saldırıları sonucu, Şengal’den kaçan ve Türkiye’ye sığınan binlerce Êzîdî için yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, GABB ve halkın destekleriyle birçok ilde kamplar kuruldu. Türkiye’ye giriş yapan ortalama 30.000 civarında Êzîdî; Diyarbakır (Fidanlık, Bismil, Çınar), Batman, Siirt, Şırnak (Cizre, İdil, Silopi), Mardin (Midyat, Nusaybin) ve Urfa (Viranşehir)’de kurulan kamplara yerleştirildi. Temel ihtiyaçların giderilmesine yönelik başlatılan ilk çalışmalar, uluslararası desteklerle de ivme kazandı.
Anadolu Kültür’ün Aram Yayınevi işbirliği ile yürüttüğü, Chrest Vakfı ve Açık Toplum Vakfı'nın desteklediği "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesi nisan - ağustos 2015 tarihleri arasında Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Urfa'da uygulanıyor.
Êzîdîlerin temel ihtiyaçları sağlanmaya çalışılırken eğitim ve sosyal aktiviteler çok kısıtlı imkanlarla yürütülüyor. Başta eğitim materyallerinin eksikliği bu çalışmaların önündeki en büyük engel. "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesiyle kamplarda yaşayan çocukların eğitimleri için gereken materyal eksikliklerinin giderilmesi hedefleniyor. Bununla beraber, eğitmen ihtiyacı da giderildikten sonra, eğitmenler arasında fikir alışverişi yapabilecekleri bir platform oluşturalarak deneyim paylaşımı sağlamak için atölyeler düzenlenmesi planlanıyor.
Anadolu Kültür’ün Aram Yayınevi işbirliği ile yürüttüğü, Chrest Vakfı ve Açık Toplum Vakfı'nın desteklediği "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesi nisan - ağustos 2015 tarihleri arasında Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Urfa'da uygulanıyor.
Êzîdîlerin temel ihtiyaçları sağlanmaya çalışılırken eğitim ve sosyal aktiviteler çok kısıtlı imkanlarla yürütülüyor. Başta eğitim materyallerinin eksikliği bu çalışmaların önündeki en büyük engel. "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesiyle kamplarda yaşayan çocukların eğitimleri için gereken materyal eksikliklerinin giderilmesi hedefleniyor. Bununla beraber, eğitmen ihtiyacı da giderildikten sonra, eğitmenler arasında fikir alışverişi yapabilecekleri bir platform oluşturalarak deneyim paylaşımı sağlamak için atölyeler düzenlenmesi planlanıyor.
2 Haziran 2015 Salı
Rodos Müslümanları
Rodos Trablusgarp savaşı sonucu İtalya’nın eline geçene kadar 390 yıl Osmanlı toprağı olarak kaldı.
İtalyan döneminde, Adanın ikinci büyük nüfus grubunu oluşturan İslam cemaati azımsanmayacak sayıda esnaf kitlesine sahipti, yani Müslümanlar Rodos ekonomisinde önemli bir yer teşkil ediyordu.
İslam cemaati adanın yeni hakiminin koyduğu kurallara uyuyor ve getirdiği yenilikleri benimsiyordu.
1923’de Mario Lago gibi ılımlı bir kişinin On iki Adalar valiliğine tayin edilmesi Rodos Müslümanlarının, İtalyan hakimiyeti altında, dini ve kültürel olarak en özgür dönemlerinin başlamasını sağladı. 1926’ya gelindiğinde Lozan anlaşması gereğince Yunanistan Müslümanları mübadeleye tabi tutulurken Rodos Müslümanları zor bir tercihle karşı karşıya kaldı. Müslümanlar İtalyan toprağında yaşadıkları için zorunlu mübadeleye tabi değillerdi ama onlara seçim yapma hakkı tanınıyordu. İsterlerse Türk vatandaşlığını seçip Türkiye’ye gidebilirler veya İtalyan vatandaşlığını seçip Rodos’ta kalabilirlerdi.
İtalyan döneminde, Adanın ikinci büyük nüfus grubunu oluşturan İslam cemaati azımsanmayacak sayıda esnaf kitlesine sahipti, yani Müslümanlar Rodos ekonomisinde önemli bir yer teşkil ediyordu.
İslam cemaati adanın yeni hakiminin koyduğu kurallara uyuyor ve getirdiği yenilikleri benimsiyordu.
1923’de Mario Lago gibi ılımlı bir kişinin On iki Adalar valiliğine tayin edilmesi Rodos Müslümanlarının, İtalyan hakimiyeti altında, dini ve kültürel olarak en özgür dönemlerinin başlamasını sağladı. 1926’ya gelindiğinde Lozan anlaşması gereğince Yunanistan Müslümanları mübadeleye tabi tutulurken Rodos Müslümanları zor bir tercihle karşı karşıya kaldı. Müslümanlar İtalyan toprağında yaşadıkları için zorunlu mübadeleye tabi değillerdi ama onlara seçim yapma hakkı tanınıyordu. İsterlerse Türk vatandaşlığını seçip Türkiye’ye gidebilirler veya İtalyan vatandaşlığını seçip Rodos’ta kalabilirlerdi.
EHESS ya da Türkiye'deki İnsani Bilimlere Başka Bir Bakış
[KanalKultur] - EHESS'in 40. yılı kutlamaları çerçevesinde "EHESS ya da Türkiye'deki İnsani Bilimlere Başka Bir Bakış" çalıştayı, 18 haziran 2015 günü IFEA'da düzenleniyor.
Çalıştayın açılış konuşmalarını Muriel Domenach (Consule générale de France à Istanbul), Jean-François Pérouse (Directeur de l'IFEA) ve Valérie Le Galcher-Baron (Attachée de Coopération Universitaire, Istanbul) yapıyor.
Çalıştaya Hamit Bozarslan (histoire et sciences politiques, EHESS) ve Marc Aymes (histoire, CETOBAC, EHESS) da kayılıyor.
Çalıştayda 1990'lı yılları Işık Tamdoğan (histoire, IFEA), Ferhat Kentel (sociologie, Université de Şehir); 2000'li yılları Buket Türkmen (sociologie, Université de Galatasaray), Yavuz Aykan (histoire, Université de Koç) ve 2010Ülu yılları Deniz Günce Demirhisar (sociologie, Doctorante-EHESS), Ali Tirali (histoire Doctorant- EHESS) ele alıyor.
Çalıştayın açılış konuşmalarını Muriel Domenach (Consule générale de France à Istanbul), Jean-François Pérouse (Directeur de l'IFEA) ve Valérie Le Galcher-Baron (Attachée de Coopération Universitaire, Istanbul) yapıyor.
Çalıştaya Hamit Bozarslan (histoire et sciences politiques, EHESS) ve Marc Aymes (histoire, CETOBAC, EHESS) da kayılıyor.
Çalıştayda 1990'lı yılları Işık Tamdoğan (histoire, IFEA), Ferhat Kentel (sociologie, Université de Şehir); 2000'li yılları Buket Türkmen (sociologie, Université de Galatasaray), Yavuz Aykan (histoire, Université de Koç) ve 2010Ülu yılları Deniz Günce Demirhisar (sociologie, Doctorante-EHESS), Ali Tirali (histoire Doctorant- EHESS) ele alıyor.
Pera Müzesi’nde Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa Tiyatrosu Konuşuldu
Viyana’daki Don Juan Arşivi’nin Pera Müzesi, Avusturya Kültür Ofisi ve UNESCO – Viyana Uluslararası Tiyatro Enstitüsü işbirliği ile düzenlediği “Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa Tiyatrosu Uluslararası Sempozyumu”nun sekizincisi 28 -29 mayıs 2015 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde (İstanbul) düzenlendi.
İki gün süren sempozyumda aralarında, “Erken Modern Çağ’da Osmanlı elçilerinin eğitimi”, “17. ve 18. yüzyılda Osmanlı müziği ve eğitimi”, “Avrupa edebiyatı ve müziğinde Avusturyalı General Ernest Von Laudon’ın yeri”, “Belgrad Kuşatması ve tiyatro ilişkisi”, “18. yüzyılda Fransızların tiyatro kostümleri alanında bir manifesto olarak Osmanlıya olan ilgisi” gibi konular tartışıldı..
İki gün süren sempozyumda aralarında, “Erken Modern Çağ’da Osmanlı elçilerinin eğitimi”, “17. ve 18. yüzyılda Osmanlı müziği ve eğitimi”, “Avrupa edebiyatı ve müziğinde Avusturyalı General Ernest Von Laudon’ın yeri”, “Belgrad Kuşatması ve tiyatro ilişkisi”, “18. yüzyılda Fransızların tiyatro kostümleri alanında bir manifesto olarak Osmanlıya olan ilgisi” gibi konular tartışıldı..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





