Bu Blogda Ara

10 Ekim 2014 Cuma

Candan Öztürk - Güç ve Boşluk | Power and Oblivion

Candan Öztürk - Dance,
tape on pvc and mixed matherial,
180 x 97 cm., 2014
[KanalKultur] - Candan Öztürk, "Güç ve Boşluk" isimli ilk kişisel sergisi ile 30 ekim – 6 aralık 2014 tarihleri arasında Daire Galeri'de sanatseverlerle buluşuyor.

Candan Öztürk'ün "Güç ve Boşluk" sergisindeki işleri, yanılsama üzerine kurulu düzenin oluşturduğu silik bireylere ve onların ruh hallerine odaklanıyor. Sergi isminde yer alan "güç" ve "boşluk" kelimeleri bize sunulan ile var olan arasındaki tezatlık yoluyla 'yapılandırılmış' kimliklere olan dikkati arttırıyor. İktidarın sembolü olarak "güç"; varlık, mutluluk, kusursuzluk ve özendirici bir hayatı da beraberinde vaat eder. Sanatçı herşeye sahip olanların sıklıkla düştüğü boşluk üzerinde durarak güç ve statünün, vaat ettiklerini her zaman beraberinde getirmediğine dikkat çekiyor.

Candan Öztürk, sergide yer alan çalışmalarında kullandığı görselleri eski dönemleri anlatan film sahnelerinden seçiyor. Bu kareler çoğunlukla ya karakterlerin boş bulunarak tüm zırhlarını kaldırmış oldukları, samimi hislerini dışavuran anlardan ya da dışarıya yansıtmak istedikleri göstermelik sahnelerden oluşuyor. Dolayısıyla sanatçı sergide dışavurum ile iç dünya arasındaki gelgitleri ve bu gelgitler arasındaki tezatlara da değiniyor.

Sanatçı dönem filmlerinden seçtiği görüntüler ile dünyanın sandığımız gibi hızla değişmediğini, her dönemin benzer süreçler ve deneyimler sunduğunu, insan tabiatının değişmezliğinin zaman içinde bize sürekli deja vu hissi yaşattığını ve evrenin kısır döngülerden ibaret olduğu duygusu üzerinde odaklanıyor. Sanatçının çalışmaları için kullandığı malzemenin geçirgenliği de değindiği konular ile uyum sağlıyor. Folyonun katman katman oluşu ve transparan yapısı anlatmak istediği yüzeysel kimlikler ve ruh halleri ile örtüşüyor. Sanatçının seçtiği film sahneleri ile folyo bantların naifliği ve geçirgen olan şeffaf yapısı görsel olarak birbirini tamamlıyor.

Candan Öztürk; erkek ile özdeşleştirilen güç, statü, iktidar-özne gibi denetim mekanizmalarını yöneten simgeleri kavramlar üzerinden fotogerçekçi bir yaklaşımla ele alır. Sanatçı üzerinde durduğu bu kavramları farklı teknikler ile sunar. Gücün ve statü simgesi halini alan bir nevi kimlikleri sınıflayan unsurlar olan nesneler sanatçının tuval üzeri yağlı boya çalışmalarında ortaya çıkarlar. Lüks otomobil motorlarını adeta klasik resim anlayışındaki nature morte'lar gibi günümüzün haz nesneleri olarak fotogerçekçi bir anlayışla gözler önüne serer. Sanatçı, güç ve otorite konusunu bir diğer serisinde, folyo bantlar ile yaptığı çalışmaları ile ele alıyor. Toplantı masası sahnelerindeki güç sahibi kimlikler, katman katman oluşturulan farklı boyutlarda ve renklerde olan folyolar ile asıllarından oldukça uzaklaşıyor.

Candan Öztürk

1988'de Ankara'da doğdu. 2006'da Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. 2010'da Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. [KanalKultur]

Candan Öztürk - Güç ve Boşluk | Power and Oblivion / 30 ekim – 6 aralık 2014; Daire Galeri, Boğazkesen Cad. No:76A, Tophane - Beyoğlu - 34433 İstanbul; Tel.: 0212 252 52 59

Esin Erk Mashaki - Hayallerimde Yolculuk



[KanalKultur] - Esin Erk Mashaki'nin "Hayallerimde Yolculuk" adlı kişisel resim sergisi 16 - 28 ekim 2014 tarihleri arasında Moda Deniz Kulübü Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor. Serginin Sanat Yönetmenliği'ni Nilay Meral yapıyor.

Esin Erk Mashaki 

1953'te İstanbul'da doğdu. İstanbul Çamlıca Kız Lisesi'ni, ve 1977'de Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ni bitirdi.

30 yıl diş hekimliği yaptıktan sonra 2007'de emekli oldu.

Feneryolu Pratik Kız Sanat Okulu'ndaki Resim Bölümü'nde 4 yıl farklı dallarda çalıştı.

2012 yılından beri Kadıköy Seven Sanat Galerisinde Ressam Cevat Soleimanpour ile resim çalışmalarını sürdürüyor.

İstanbul Kadın Ressamlar Derneği üyesi...

2010'da Kadıköy Merkez Sanat Galerisi'nde; 2011'de Çorum Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde, İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Sanat Galerisi'nde; 2013'de Kadir Has Üniversitesi'nde, Şirket-i Hayriye Sanat Galerisi'nde; 2014'de Caddebostan Kültür Merkezi'nde ve Seven Sanat Galerisi'nde karma sergilere katıldı. [KanalKultur]

Esin Erk Mashaki - Hayallerimde Yolculuk / 16 - 28 ekim 2014; Moda Deniz Kulübü Sanat Galerisi, Moda Caddesi Ferit Tek Sokak No:1, Moda - Kadıköy - 34710 İstanbul

26 Eylül 2014 Cuma

Yenal Bilge - Renklerin Dansı



[KanalKultur] - Yenal Bilge, 18 ekim - 15 kasım 2014 tarihleri arasında "Renklerin Dansı" adlı kişisel resim sergisiyle Alta Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı, oluşturduğu araştırma laboratuvarında, 3 seneye yakın bir süre resim sanatında kullanılan boya çeşitlerinin dışında farklı bir boya geliştirme projesi üzerinde çalıştı.

Bilim ve sanatın ayrılmaz bütün olduğunu görüşüyle, geleneksel ebru sanatından da yola çıkarak, sonsuz sıra dışı görsellik ve estetik motiflerin oluşturulabildiği, tekrarlanamayan, taklit edilemeyen, özgün farklılık yaratacak eserleri oluşturan boya formülasyonları ve uygulama tekniklerini geliştirdi.

Kendi geliştirdiği boya ve uygulama teknikleri ile hareketli, canlı, çoşkulu özgün ve farklı eserler ortaya koyuyor; kültür ile çağdaş-soyut sanat arasında bir sentez anlayışını benimsemiyor...

Yenal Bilge

1954 yılında Kütahya'da doğdu. 1976 yılında A.Ü. Fen Fakültesi'den Kimya Y. Müh. olarak mezun oldu. Petkim Aliağa Petrokimya A.Ş ve Tekser A.Ş firmasında çalıştı. 1989 yılında ortağı olduğu Bensan A.Ş firmasını kurdu, birçok AR-GE projelerini yönetti ve firmada 19 yıl genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak çalıştıktan sonra profesyonel çalışma hayatını sonlandırdı. [KanalKultur] 

Yenal Bilge - Renklerin Dansı / 18 ekim - 15 kasım 2014; Alta Sanat Galerisi, Konaklar Mah. Söğüt Sok. Koza Sitesi10.Blok D: 1, 4.Levent - İstanbul; Tel.: (0212) 282 69 65

Hilmi Özbay - Retrospektif

[KanalKultur] - Derinlikler Sanat Merkezi, 26 Eylül - 18 Ekim 2014 tarihleri arasında, aramızdan ayrılan Hilmi Özbay'ın "Retrospektif" sergisine ev sahipliği yapıyor.

Sergide, Özbay'ın tüm sanat yaşamından titizlikle seçilen eserler sanatseverlerle buluşuyor.

Hilmi Özbay

1945 yılında Tekirdağ'da doğdu. 1962'de İlhami Demirci, Selahattin Taran, Hidayet Gülen ve Enver Naci Gökşen'in öğrencisi oldu.

1971-74 yılları arasında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nde okudu. 1974-78 yılları arasında Çorum İlköğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü'nde Resim Öğretmeni olarak çalıştı. 1978'de Samsun Eğitim Enstitüsü ve Yüksek Öğretmen Okulu Resim Bölümü'ne atandı.

1982 yılında yüksekokulların üniversitelere bağlanmasıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü'nde Öğretim Görevlisi olarak göreve başladı.

1988 yılında Mimar Sinan Üniversitesi'nde kurulan jürice sanatsal çalışmalarının yeterli bulunması sonucu öğretim üyeliğine (Yrd. Doç.) yükseltildi. 1988-92 yılları arasında Resim-İş Bölüm Başkanlığı görevini yürüttü ve Ankara DGS Galerisinde iki kez Bölüm–öğrenci dergisinin açılmasını gerçekleştirdi.

400 civarında karma sergi ve yarışmalı grup sergilerine katıldı.

2 ağustos 2013 tarihinde vefat etti. [KanalKultur]

Hilmi Özbay - Retrospektif / 26 eylül - 18 ekim 2014; Derinlikler Sanat Merkezi, Teşvikiye Cad. Nar Apt. No: 59 D. 2, Teşvikiye - Şişli - İstanbul; Tel.: 0212 291 82 55

25 Eylül 2014 Perşembe

Mahmut Aydın - O Ana Adanmış: Azap, Duruş, Korku, Medet

Mahmut Aydın - Azap

Mahmut Aydın - Korku

Mahmut Aydın - Duruş
[KanalKultur] - Heykeltraş Mahmut Aydın'ın "O Ana Adanmış" adlı kişisel sergisi, 16 ekim - 9 kasım 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin 2'de sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı, "O Ana Adanmış" isimli heykel sergisi hakkında "Dün'ü geçmişi" ile diyaloğunun kesilmiş olmasından kaynaklı bir sorun olarak ele alınan sükunet içindeki bedenleri, kıpırtısız dıştan gelecek her türlü müdahaleye karşı savunmasız ve pasif bir direnişle izleyicilere sunmaktayım" diyor.

Mahmut Aydın

1989'da Diyarbakır'da doğdu.

Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesi'nde sanat eğitimine başladı.

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nü bitirdi.

Şu ödülleri aldı:

"Yeni Arayışlar 2" Yarışması 1.lik Ödülü (Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 2013); Turgut Pura Vakfı Heykel Yarışması'nda Sergileme (İzmir, 2012); Devlet Resim Heykel Yarışması'nda Sergileme (Ankara, 2012); Ahmet Merey Resim Yarışması'nda Sergileme (İstanbul, 2011); Ahmet Merey Resim Yarışması'nda Sergileme (İstanbul, 2010) Karikatür Yarışması'nda 1.lik Ödülü (İstanbul, 2008); Diyarbakır Liseler Arası Tiyatro Şenliği Afiş Yarışması 1.lik Ödülü (Diyarbakır)... [KanalKultur]

Mahmut Aydın - Medet
Mahmut Aydın - O Ana Adanmış (Heykel Sergisi) / 16 ekim - 9 kasım 2014; Galeri Selvin 2, Bebek Arnavutköy Cad. (1. Cadde) 20A, Arnavutköy - Beşiktaş - İstanbul; Tel.: 212.263 74 82

19 Eylül 2014 Cuma

Panel: Wandel durch Dialog | Diyalog Aracılığıyla Değişim

[KanalKultur] - Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) "Wandel durch Dialog | Diyalog Aracılığıyla Değişim" başlığıyla 1 ekim 2014 günü saat 15 - 18 arasında "Pädagogische Hochschule Heidelberg, AULA, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg" adresinde bir panel düzenliyor.

Panele ilgi duyan herkes ücret ödemeden katılabiliyor.

Toplantının hedefi, "Wandel durch Dialog" [Diyalog Aracılığıyla Değişim] (Verlag Kohlhammer, Stuttgart 2014, ISBN 978-3-17-025614-9) adlı kitap başlığından yola çıkarak, toplumdaki kültürel ve inançsal çoğulcu yapıyı içeren aktüel duruma yönelik ipuçlarını tespit etmek ve barış içinde beraber yaşamanın çerçevesinin muhtevasını çizmek olarak belirlenmiş.

Toplantının moderatörlüğünü Dr. Katja Thörner (Eugen-Biser-Stiftung, München) ve Prof. Dr. Havva Engin (PH Heidelberg) yürütüyor.

Panelle ilgili duyuruda şu hususlara yer veriliyor:

"Son zamanda, Müslümanlık ve Müslümanlar; a) bir yandan değişik Müslüman ülkelerinde başgösteren politik – toplumsal değişimlerden, çatışma ve savaşlardan dolayı, b) diğer yandan Müslüman gençler arasında Musevilere yönelik olumsuz önyargıların arttığı savıyla, c) birkaç Alman kentinde kimi "Müslüman grupların" sokaklarda "Şeriat Polisi" olarak devriye gezmeye başlaması ve d) Selefiler tarafından işlenen suçlardan dolayı, medyanın odağında bulunuyor. Kısaca, Müslümanlık ve Müslümanlara yönelik olumsuz haberlerin dozajı medyada giderek artıyor.

Böyle bir zamanda;

• Müslümanlar ve toplumun değişik kesimine mensup aktörler arasında diyalog nasıl gerçekleştirilebilinir?

• Günümüze kadar bilinen diyalog şekilleri geçerliliğini korumakta mı ya da diyalog için yeni içerik ve çerçeve mi gerekli?

• Gelecekte, Almanya’da Müslümanlar ve Hıristiyan toplum arasındaki ilişkilerin çerçevesini artarak devletin güvenlik politikaları ve önlemleri mi belirleyecek?

• Müslüman dernek temsilcileri, ülkedeki genel durumu nasıl algılıyor?

• Yerel toplumsal temsilciler konuyla ilgili ne gibi gözlemler yapıyor?

* * *

In letzter Zeit stehen Islam und Muslime durch politische Umbrüche, Konflikte und Kriege in verschiedenen Ländern mit muslimischer Bevölkerung, aber auch durch Diskurse wie die Zunahme von Antisemitismus unter muslimischen Jugendlichen, dem Aufkommen einer so genannten "Scharia-Polizei" auf deutschen Straßen oder dem religiösen Extremismus der Salafiten im Fokus medialer Öffentlichkeit, deren Grundton sich zunehmend verschärft.

Wie kann in diesen Zeiten ein Dialog zwischen Muslimen und den gesellschaftlichen und politischen Akteuren der hiesigen (Mehrheits-)Gesellschaft gestaltet werden? Macht ein Dialog in der angespannten Lage überhaupt Sinn oder muss er ganz anders geführt werden? Werden künftig in immer stärkerem Maße sicherheitspolitische Fragen das Verhältnis und das Zusammenleben von Bürger/innen muslimischer und christlicher Zugehörigkeit bestimmen? Wie erleben Vertreter/innen muslimischer Verbände die Stimmung im Land? Welche Beobachtungen und Feststellungen machen hiesige gesellschaftliche und politische Akteure?

Die Veranstaltung des Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik in Kooperation mit der Eugen-Biser Stiftung München setzt sich zum Ziel, anknüpfend an der aktuellen Buchpublikation "Wandel durch Dialog" (Verlag Kohlhammer, Stuttgart 2014, ISBN 978-3-17-025614-9 2014), herausgegeben im Auftrag der Eugen-Biser-Stiftung von Havva Engin und Michael Reder gegenwärtigen gesellschaftlichen Befindlichkeiten im Hinblick auf kulturelle und religiöse Vielfalt nachzugehen und auszuloten, welche Rahmenbedingungen unerlässlich für ein friedliches Miteinander sind.

Programm:

Begrüßung und einleitendes Inputreferat

• Dipl. theol. Stefan Zinsmeister M.A., Geschäftsführer der Eugen-Biser-Stiftung, München

Teilnehmende des Podiumsgesprächs (alphabetisch):

• Dr. Bekir Alboğa, Beauftragter für interreligiösen Dialog der "Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion" (DITIB), Köln
• Dr. Max Bernlochner, Ministerium für Integration Baden-Württemberg, Referat Interkulturelle Angelegenheiten, Stuttgart
• Yakup Divrak, Alevi Bektaşi Gemeinde Heidelberg und Umgebung e.V., HABT, Heidelberg
• Dr. Jens Hildebrandt, Dez. III, Bildung, Jugend, Gesundheit, Mannheim
• Ayhan Kuzu, Vorsitzender, Defne Kulturverein Mannheim
• Şafak Öztürk, Turkuaz Plattform, Düsseldorf

Moderation:

• Dr. Katja Thörner, Eugen-Biser-Stiftung, München
• Prof. Dr. Havva Engin, PH Heidelberg

Ort: Pädagogische Hochschule Heidelberg, AULA, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg

Datum: 01.10.2014

Zeit: 15:00-18:00 Uhr

Die Teilnahme ist kostenlos. Wir bitten um eine Anmeldung per Mail unter: mail@hei-mat-online.de

13 Eylül 2014 Cumartesi

Evren Temel - Kentin Yüzleri

[KanalKultur] - Evren Temel'in'"Kentin Yüzleri" isimli resim sergisi 25 eylül - 13 ekim 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin'de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergisi hakkında Evren Temel şunları söylüyor:

"Resimlerimde ilhamı bana kentsel çevrenin dinamikleri veriyor. İçinde, hem de tam da ortasında yaşadığım ya da gidip gördüğüm, sokaklarında kaybolduğum kentlerin beni heyecanlandıran farklı yüzleri serginin ana çerçevesini oluşturuyor. Kentin, sıradan günlük hayatta sürekli karşımıza çıkan ama belki farkına varmadan geçip gittiğimiz imgeleri, yüzleri...

Serginin bir bölümünde kentin yüzleri tıpkı büyük kentlerdeki kozmopolit yapının doğasında olduğu gibi kalabalık, karmaşık ama bir arada varoluyorlar. Diğer bölümde ise ruh halini yaşadığı çevreden aldığını gözlemlediğim kentli insanların portreleri yer alıyor.

Her iki yaklaşımda da mezun olduğum Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden edindiğim birikimlerim ile hep tutkunu olduğum ve asla mezun olmanın mümkün olmadığına inandığım resim serüvenimi bu sergide buluşturmaya çalıştım.

Önceki dönem resimlerimde figürlerin parçalandığı ama hiçbir zaman dağılmadığı, belki de yeniden yapılandığı görülebilir. Bu sergide ise parçalamayı tuvalin yüzeyine taşımayı hedefledim ama yine dağılmadan ve bir arada. Çoklu yüzlerde kullandığım bantlar da farklı yüzleri bir arada tutan ironik birer eleman olsun istedim."

Evren Temel

1988'de Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümünden mezun oldu.

1991'de ODTÜ, Şehir ve Bölge Planlama bölümünde Yüksek Lisans programını tamamladı.

2002'de resim çalışmalarına Temür Köran ve İrfan Önürmen ile başladı. 2002- 2006 tarihleri arasında çalışmalarına İrfan Önürmen ile devam etti.

Halen resim çalışmalarını İstanbul'da kendi atölyesinde sürdürüyor.. [KanalKultur]

Evren Temel - Kentin Yüzleri / 25 eylül - 13 ekim 2014; Galeri Selvin, Arnavutköy Dere Sok. No:3, Arnavutköy - Beşiktaş - İstanbul; Tel.: 212.263 74 81

Saltanat Sembolü Olarak Farklı Bedenler: Osmanlı Sarayında Cüceler ve Dilsizler

Toplumsal Tarih'in ağustos 2014'te yayınlanan 248. sayısının kapak yazısı Ezgi Dikici'den: "Saltanat Sembolü Olarak 'Farklı' Bedenler: Osmanlı Sarayında Cüceler ve Dilsizler"...

Bu yazısında Ezgi Dikici, Avrupa'da ve başka yerlerdeki monarşilerde de görülen eski ve evrensel bir geleneği, bedensel farklılıklara sahip insanların saraylarda istihdam edilmesini, Osmanlı Sarayı'nda 15. – 17. yüzyıllarda istihdam edilen cüceleri ve sağırları konu ederek anlatıyor.

Edhem Eldem, 19 yüzyılın ikinci yarısında basılan Elbise-i Osmaniye kitabının tarihini araştırırken ortaya çıkan yeni soruları okuyucuyla paylaşıyor. Eldem bu örnekten yola çıkarak, Türkiye'de tarihçiliğin zaaflarından biri olarak 'temel kaynak' kabul edilen bazı çalışma ve kişilerin sorgulayıcı ve derinlemesine analizlerinin yapılmamasının sebepleri ve sonuçları üzerinde duruyor.

Zafer Toprak, Adhémar Esmein ve Léon Duguit gibi önemli anayasa profesörleri arasında gerçekleşen seçme ve seçilme hakkı tartışmalarının Osmanlı Devleti'nin II. Meşrutiyet yıllarında kadınların siyasal katılımı konusundaki etkileri üzerinde duruyor.

Mehmet Ö. Alkan, "En Doğru Bildiğimizden Kuşkulanmak" isimli yazı dizisinde, Cumhuriyet'in ilanının, halkın ve hatta Milli Mücadele'nin önderlerinin bile haberi olmaksızın "oldu bittiye" getirilmesini ele alıyor.

Beno Kuryel, toplumsal evrim dinamiklerinde bilim ve teknoloji tarihinin gelişim sürecinde kültürel, ideolojik ve siyasi boyutlarla bugünün nasıl kurulduğunu irdeliyor.

Bildirileriyle 12 Mart 1971 Dönemi Sıkıyönetimi

Anayasa profesörü M. Zafer Üskül, "Bildirileriyle 12 Mart 1971 Dönemi Sıkıyönetimi" kitabında sıkıyönetim kararıyla beraber gelen yasakları, kapatılan dernekleri ve gazeteleri, üniversitelere ve aydınlara yönelik baskı politikalarını, operasyonları ve yargılamaları başlıklar halinde
gözler önüne seriyor.

Altı sıkıyönetim komutanlığı tarafından yayımlanan 419 bildiriye ilaveten, ek bildiriler ve açıklamaların da gündeme geldiği 12 Mart 1971 dönemi, Anayasa profesörü M. Zafer Üskül tarafından kaleme alınan "Bildirileriyle 12 Mart 1971 Dönemi Sıkıyönetimi" kitabında incelendi.

"Bildirileriyle 12 Mart 1971 Dönemi Sıkıyönetimi" kitabı, gazetelerden taranan bildirilerin, tebliğlerin ve basın açıklamalarının yanı sıra tamamının hukuksal bir çerçevede değerlendirilmesini içeriyor.

Kitapta ulaşılabilen bildirilerin içeriklerinden yola çıkarak, sıkıyönetim kararıyla beraber gelen yasaklar, kapatılan dernekler ve gazeteler, üniversitelere ve aydınlara yönelik baskı politikaları, operasyonlar, yargılamalar başlıklar halinde yeniden göz önüne seriliyor.

Aynı zamanda kitapta, bildirilerde, tebliğlerde ve basın açıklamalarında yer alan trafik, fiyat denetimi, gıda güvenliği, sağlık, temizlik, ormanların korunması, turistik ve arkeolojik eserlerin muhafazası, işçi-işveren ilişkileri, sendikalar, kumar, fuhuş, uyuşturucu madde kullanımı, müstehcen yayınlar gibi konulara da yer veriliyor. Sıkıyönetim politikalarının insan yaşamı üzerindeki aşırı denetimi de ironik bir şekilde ortaya konuluyor.

M. Zafer Üskül: Bildirileriyle 12 Mart 1971 Dönemi Sıkıyönetimi. Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2014, 408 S., ISBN: 9789753333122

Erkan Yaprakkıran - Bir - Bütün | One-Whole

Erkan Yaprakkıran - "bir-bütün"
ağaç konstrüksiyon, 160 x 130 cm., 2014
[KanalKultur] - Erkan Yaprakkıran, "Bir - Bütün" başlıklı sergisiyle 10 – 27 eylül 2014 tarihleri arasında Mine Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Genç sanatçının bu kişisel sergisinde, boya, desen, tuval, fotoğraf ve farklı malzemelerle kurgulanan beden dili;  uzayıp süzülen zarif kesitlerle "bir-bütün" olarak, duyularımızda bıraktığı hazzın gerilimini yansıtıyor bize... Zincirin tutsaklığıyla sarmalanan kırmızı; figür paketlemeleri içerisinde, hazzın sıcak temasıyla karşımıza çıkıyor; kadın ve birleşeni ile… izleyiciyle buluşuyor.

Ahmet Cemal, sanatçı ve eserleriyle ilgili şunları kaydediyor:

"Karşımızdaki resimlerde kadın – yalnızca bedeni ile değil, tüm varlığıyla – bir tür tapınağa dönüşmüş. Canlı taşlarla inşa edilmiş bir tapınak. Ressamın dokunmaktan hiç bıkmadığı taşlarla.

Haz, ressamın tuvallerinde ve fotoğraflarında alabildiğine konuşkan. Kadın, bu konuşkanlık aracılığıyla doğada hak ettiği saygınlığa kavuşuyor. Bu saygınlığın eşiğinden sonra o, artık resmin ne öznesi ne de nesnesi. Doğrudan sahibi. Bütün resimler boyunca bedenin kırmızı dilinin rehberliğinde erkeği keşfe çıkıyor…"

Erkan Yaprakkıran

Anadolu Üniversitesi Resim Bölümü Halil Akdeniz atölyesinden mezun oldu ve Işık Üniversitesi'nde yüksek lisansına halen devam ediyor.

Erkan Yaprakkıran - "zaman"
ayna-karışık teknik, çap: 135 cm., 2013
* * *

The body language built by the paint, the design, the canvas, the photograph and different materials reflects the vibration of pleausure through our sensations.  Extending and gliding with elegant sections but reaching ‘one and whole’. “Red” bundling with the bondage of the chain in the figure wrappings appears by the warm touch of pleausure with the woman and her unification...

Ahmet Cemal: "The woman in the paintings that we are standing in front of them returned a kind of temple, not only by her body but also by her all existence. A temple built up with living stones. The stones that the painter is never fed up with touching them.

Delight is talkative with a vengeance in his canvases and photographs. Woman reaches her deserved prestige in the nature through that communicativeness. After the threshold of that prestige she is neither any more the subject nor the object of the painting.She is directly the owner of it. Women seem like exploring the men under the guidance of red language of body throughout the paintings." [KanalKultur]

Erkan Yaprakkıran - Bir - Bütün | One-Whole / 10 - 27 eylül 2014; Mine Sanat Galerisi, Prof. Dr. Müfide Küley Sok. No:1/1 Yasemin Apt. D:5, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: +90(212) 232 38 13