[KanalKultur] - Toplumsal Tarih'in, ocak 2006'da yayınlanan 145. sayısı tarihin çok çeşitli alanlarına uzanıyor: 1800'ler İstanbul'unun kolera salgınıyla sınavı, Anadolu'da yaşayan bir gökbilimcinin kendi dönemini aşan araştırmaları ve şanssızlığı, Osmanlı'nın son dönemlerindeki kadın fotoğrafçıların hikayesi, Notre Dame de Sion'un 150 yıllık gelişimi ve ilk kez açılan arşivinden notlar, 1920 ve 30'lu yıllarda Atatürk'ün Fransa'da bıraktığı izlenim, Aleviliğin İslamiyet öncesindeki düşünsel kökenleri...
Arşivleri Açılan Notre Dame De Sion'un Hikayesi - Notre Dame de Sion'un, talebelerinin yazdığı günlüklerden oluşan 150 yıllık arşivi ilk kez açılıyor... Arşivler okula ve öğrencilerine dair ilginç bilgilerle dolu. Arşivlerden anlaşıldığı kadarıyla okulun rahibeleri okulun kurulduğu dönemde tuttukları günlüklerde ilk elli yıldaki politik olaylara fazla ilgi göstermemişler. Ayrıca şehir hayatının okul binasına sızmamasını tercih ettikleri anlaşılıyor. Yine de dönemin ekonomik zorlukları, paranın değer kaybetmesi, yangınlar, tahtın el değiştirmesi, Fransız İmparatoriçesi'nin İstanbul'u ziyareti gibi olayların yansımalarını günlüklerde görmek mümkün. Notre Dame de Sion, hem Avrupa'daki, hem de Türkiye'deki siyasi hareketlenmelerden doğrudan etkileniyor, birçok değişim geçiriyor. Saadet Özen, Türkiye ve Avrupa'daki politikalardan doğrudan etkilenmiş, çok farklı değişimlerle bugüne gelmiş lisenin bilinmeyen öyküsünü yazıyor.
Şanssızlıkların Uzattığı Esaret - I. Dünya savaşında Sarıkamış ve Ardahan muharebelerinde esir alınarak Rusya'ya götürülen askerler, ülkelerine dönmek üzere 1921 Şubat'ında yola çıktılar. Ancak yolculuk beklediklerinden çok daha uzun ve çileli geçti. Krasnoyarsk'tan, Vlodivostok'a, oradan Hint Okyanusu'na ve nihayet Yunanistan'a kadar uzanan çetin bir esaret macerası... Ayşe Çavdar, binlerce askerin trajik esaret ‘serüveni'ni, dönemin diplomatik çabaları ve esirlerin günlükleriyle harmanlayarak anlatıyor.
İstanbul'da İlk Kolera Salgını - İstanbul, kolera salgınıyla 26 temmuz 1831 günü başlayan ilk vak'alarla tanıştı. Kentin şanssızlığı, bu sıralarda şehirde veba vak'alarının da olmasıydı. Henüz karantina teşkilatı da kurulmamıştı. 1865'teki büyük salgında ise meyvelerden iyi olmuş armut dışında karpuz, kavun, üzüm ve hıyarın zararlı olduğu ilân edilmişti. Bu salgında İstanbul'da hıyar üretimi ve tüketimi yasaklandığı halde Müslümanlar "insanın alnına ne yazıldıysa o olur" gerekçesiyle bahçelerinde hıyar yetiştirip yiyorlardı.
1907-1908 arasında İstanbul'da görülen kolera vak'alarının Rus hacılardan kaynaklandığı anlaşılınca, Rusya'dan ve diğer koleralı ülkelerden gelen hacı adaylarını taşıyan vapurların İstanbul'a uğramaları yasaklandı. Fakat vapurlarda ölen koleralıların denize atılması ve kolera basili ihtiva eden gaitaların denize bırakılmasıyla Boğaz sularına da kolera bulaştığı ileri sürüldü. Bu yüzden birçok kişi Boğaziçi'nde ne kayığa binmiş ne de balık yemeğe cesaret etmişti. Veba salgınlarının üzerine gelen ilk kolera salgınının bilançosu ağır olmuştu: 5-6 bin ölü. Nuran Yıldırım'ın kaleminden İstanbul'un ilk kolera salgınıyla mücadelesi...
Önce "Diktatör" Dediler, Sonra "Reformcu"... Fransızlar Atatürk'ü Nasıl Bilirdi? - Fransa'nın, 1920'li yılların sonundan itibaren, özellikle de 1930'lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk'e ilgisi arttı. Bu dönemde Atatürk hakkında yayımlanan kitap ve makalelerin sayısı gözle görülür bir şekilde yükseldi. 1920'lerde Türkiye'deki siyasi rejimi "diktatörlük", rejimin kurucusu Atatürk'ü de "diktatör" ilân eden Fransız gözlemcilerdeki bu olumsuz imaj, 1930'larda yerini övgü dolu eserlere bıraktı. Dönemin Fransa'sının gözünde Atatürk nasıl bir imaja sahipti? Pınar Dost bu sorunun cevabını arıyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
4 Nisan 2014 Cuma
Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi Sorunu – Çözüm Önerileri ve Çıkış Yöntemleri!
Hessen Türk Toplumu - Türkische Gemeinde Hessen, 27 nisan 2014 günü, "Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi Sorunu – Çözüm Önerileri ve Çıkış Yöntemleri!" başlıklı bir konferans düzenliyor. Konferansın konuşmacıları, Prof. Dr. Metin Feyzioğlu (Türkiye Barolar Birliği Başkanı - TBB), Av. Sema Aksoy (Ankara Barosu Başkanı) ve Prof. Dr. Necdet Basa (TBB Başdanışmanı).
Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi Sorunu – Çözüm Önerileri ve Çıkış Yöntemleri! [Düzenleyen: Hessen Türk Toplumu - Türkische Gemeinde Hessen] / 27 nisan 2014, 14:00; Saalbau Volkshaus Sossenheim, Siegener Straße 22, 65936 Frankfurt am Main
Türkiye'de Hukuk ve Demokrasi Sorunu – Çözüm Önerileri ve Çıkış Yöntemleri! [Düzenleyen: Hessen Türk Toplumu - Türkische Gemeinde Hessen] / 27 nisan 2014, 14:00; Saalbau Volkshaus Sossenheim, Siegener Straße 22, 65936 Frankfurt am Main
Osmanlı Cephesinde Yeni Bir Şey Var: Cihan Harbi'ne Yeniden Bakmak (1914-1918)
I. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yıldönümü dolayısıyla, Tarih Vakfı ve Orient-Institut İstanbul tarafından düzenlenen uluslararası konferans, 8 – 12 nisan 2014 tarihleri arasında gerçekleşiyor.
20. yüzyılı tesis eden başlıca tecrübelerden biri olan Cihan Harbi'nin 100. yıldönümünde, konuya dair bilgilerimizin dayandığı temelleri gözden geçirmeyi ve son 30 yılda gelişen yeni askeri tarih anlayışı temelinde Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı tecrübesine dair yeni araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlayan konferansta, 20 oturumda 70'i aşkın bildiri sunuluyor.
Benjamin Fortna, Christina Koulouri, Elisabeth Thompson, Engin Akarlı, Eyal Ginio, Fikret Adanır, Fuat Dündar, Hamit Bozarslan, Hans-Lukas Kieser, Heghnar Watenpaugh, Holly Shissler, Margaret Anderson, Mete Tunçay, Mustafa Aksakal, Nathalie Clayer, Oliver Janz, Salim Tamari, Selçuk Esenbel, Şevket Pamuk, Taner Akçam, Wolfgang Gust gibi alanlarının önde gelen isimlerinin katılacağı konferans, 8 nisan çarşamba günü saat 9:30'da açılış konuşmalarıyla başlıyor ve 12 Nisan Cumartesi günü 11:00-12:30 arasındaki kapanış paneliyle sona eriyor.
Almanya Başkonsolosluğu, konferans katılımcıları için 8 nisan 2014 akşamı Eric-Jan Zürcher'in konuşma yapacağı bir kapalı resepsiyon düzenliyor. Ayrıca, I. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı dolayısıyla dört yıla yayılmış bir dizi olarak planlanan Thyssen Lectures konferanslar serisinin ikincisi, konferans kapsamında 10 nisan Salı günü saat 11:00-12:30 arasında Prof. Jay Winter tarafından veriliyor.
20. yüzyılı tesis eden başlıca tecrübelerden biri olan Cihan Harbi'nin 100. yıldönümünde, konuya dair bilgilerimizin dayandığı temelleri gözden geçirmeyi ve son 30 yılda gelişen yeni askeri tarih anlayışı temelinde Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya Savaşı tecrübesine dair yeni araştırmaları bir araya getirmeyi amaçlayan konferansta, 20 oturumda 70'i aşkın bildiri sunuluyor.
Benjamin Fortna, Christina Koulouri, Elisabeth Thompson, Engin Akarlı, Eyal Ginio, Fikret Adanır, Fuat Dündar, Hamit Bozarslan, Hans-Lukas Kieser, Heghnar Watenpaugh, Holly Shissler, Margaret Anderson, Mete Tunçay, Mustafa Aksakal, Nathalie Clayer, Oliver Janz, Salim Tamari, Selçuk Esenbel, Şevket Pamuk, Taner Akçam, Wolfgang Gust gibi alanlarının önde gelen isimlerinin katılacağı konferans, 8 nisan çarşamba günü saat 9:30'da açılış konuşmalarıyla başlıyor ve 12 Nisan Cumartesi günü 11:00-12:30 arasındaki kapanış paneliyle sona eriyor.
Almanya Başkonsolosluğu, konferans katılımcıları için 8 nisan 2014 akşamı Eric-Jan Zürcher'in konuşma yapacağı bir kapalı resepsiyon düzenliyor. Ayrıca, I. Dünya Savaşı'nın yüzüncü yılı dolayısıyla dört yıla yayılmış bir dizi olarak planlanan Thyssen Lectures konferanslar serisinin ikincisi, konferans kapsamında 10 nisan Salı günü saat 11:00-12:30 arasında Prof. Jay Winter tarafından veriliyor.
2 Nisan 2014 Çarşamba
Nurdan Likos - Serbest Düşüş | Free Fall
![]() |
| Nurdan Likos - "Ağlama Anneciğim Acımıyor", tuval üzeri akrilik, 180 x 150 cm., 2013 |
Hülya Küpçüoğlu, sanatçı ve eserleri hakkında şunları kaydediyor:
"Nurdan Likos, sergisinde başkalarının hayatlarından yola çıkıyor. O kişilerin portrelerini kullanarak, kişiye ait özel bir durumu vurgulamış oluyor. Bu resimlerinde sanatçı önce bir psikolog gibi etrafındaki insanları dinliyor; yaşadıkları olaylardan nasıl etkilendiklerini ve bu olaylar sonrasında kendilerini nasıl özgürleştirdiklerini öğreniyor. Ardından, kendi akıl süzgecinden, olayın ya da olayların kendi üzerindeki yansımasından yola çıkarak, onların, yaşam gerçeklikleri üzerinden yeni bir kurgu oluşturuyor. Ancak bu yeni kurgu, sanatçının tuvalinde tekrarlar ile karşımıza çıkıyor. Daha önceki çalışmalarında karşımıza çıkmayan bu yinelemelerin nedeni, sadece sanatçının plastik bir düşünceyi vurgulaması değil, aynı zamanda içerikle ilgili bir gerçekliğe de işaret etmektir. Bu gerçekliği anlamak için, Likos'un konuştuğu ve resimlerinin içeriğinde yer verdiği kişilerin hayatlarına bakmak gerek. Genelde uzun süreçler halinde geçirilen olumlu ya da olumsuz deneyimler vardır resimlerin arka planında. Gerçeğe olan paralellik, içerikte devam ederken, sanatçının yorumu ile farklı boyutlara ulaşmakta ve yinelemeler de bu noktada yerini almaktadır. Artık yola çıkılan o gerçeklik bozulmuştur, başka bir evrende ya da başka bir boyutta günümüzün moda deyimiyle ‘paralel' bir gerçeklik yaratmıştır sanatçı. Bu paralel gerçeklik, başka bir evrende yaşanan aynı olayın farklı bir sonucu ya da etkisi gibi fantastik bir konumlandırma ile karşımıza çıkmaktadır. Zaman ve mekanın hissedilmediği bu dünyada sadece o çevreden alınmış bir detay etkisi ile Likos, kendi sanatı için yeni ve uzun bir koşunun da başlangıcını yapmıştır. Ancak sanatçının kompozisyonlarında kurgulamış olduğu figürlerin gerek duruşları ve gerekse nesnelerin yorumu, bize, fantastik dünyanın kapılarını açar. Kadın figürleri konumları itibariyle kimi zaman bir aristokrat ya da kraliçe gibi dururlar. Hiçbirinde sıradan bir insan izlenimi yoktur. Sorunlarıyla baş edebilen, bu yolda çeşitli çözümler geliştirmiş olan kadınlardır onlar.
![]() |
| Nurdan Likos - "Su Perisi", tuval üzeri akrilik, 175 x 145 cm., 2013 |
Likos bütün resimlerinde obsesif bir şekilde aynı 6 rengi kullanmaktadır. Bunlar, pembe, mavi, sarı, yeşil, siyah ve beyazdır. Geleneksel kültür kodlarından yola çıkmasa bile, almış olduğu toplumsal kültür sonucunda, kadını pembe ile erkeği ise mavi ile simgeler. Kadın aynı zamanda Likos için coğrafyayı temsil eder. Sanatçı resimlerini koyu-açık düzeni içerisinde dengede tutmak ister. Siyah ve beyaz Likos için yin-yang'ı, iyi ve kötü kavramlarının birbiri ardına, birbirini izleyerek gelmesi, hayatın içindeki dengeyi temsil etmektedir. Ritm, sadece renklerle alakalı değil aynı zamanda yaşamın ritmine de bir göndermedir.
Nurdan Likos, bir hikaye anlatıcısı gibidir. O hikayeyi her figürde, her tuvalde baştan yazar. Kendi zihin salonlarından geçirdiği duygularını, düşüncelerini, yorumlarını sunar. Kadın hikayelerinden yola çıkar sanatçı. Feminist bir bakış açısı yoktur ama kadın ve hayat üzerine kısa, derin ve öz farkındalıklar yaratmaya çalışır. Etkili bir sunum ile onları ön plana çıkartır ve vurgular. İzleyicilere onların hikayeleri üzerinden çözümleri anımsatarak, olaylar karşısındaki duruşunu da sergilemiş olur."
Nurdan Likos
1985'te Sakarya'da doğdu. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Anasanat Dalı'ndan 2011 yılında mezun oldu. Eğitim kurumlarında Sanat Eğitmeni olarak çalışıyor ve kendi atölyesinde resim çalışmalarına devam ediyor..
Kişisel Sergi
2012 "Aklımdakiler", Galeri İlayda, İstanbul [KanalKultur]
Nurdan Likos - Serbest Düşüş | Free Fall / 4 nisan – 4 mayıs 2014; Galeri İlayda, Hüsrev Gerede Cad. No:37, Teşvikiye - İstanbul; Tel.: (0212) 227 92 92
Süheyla Taşçıer: Mart Libidosu
100 Yılın Ardından Orhan Veli - Türk Şiirini Sivilleştiren Şair
Hayatın içindeki "söz"ü söyleyen, bu yılmaz çabasıyla da, Nurullah Ataç'ın deyişiyle 'Türk şiirini sivilleştiren', modern Türk şiirinin köşe taşlarından biri olan Orhan Veli için, doğumunun 100. yılı dolayısıyla anma etkinlikleri düzenleniyor. Küçükçekmece Belediyesi'nce "100 Yılın Ardından Orhan Veli" başlığı altında 11 nisan 2014 günü bir sempozyum düzenleniyor. Sempozyumda Orhan Veli'nin şiirleri ve söyleyişleri, sanatı ve sanatçı kişiliği, sunulan bildirilerle irdelenip değerlendiriliyor.
Sempozyum "Tertip Komitesi" Prof Dr. Yakup Çelik, Yard. Doç. Dr. Bahtiyar Aslan, Hasan Işık, Adnan Özer ve Ersan Ulusan'dan oluşuyor.
Sempozyum "Açılış Bildirisi"ni Doğan Hızlan (Gazeteci) "Orhan Veli ve Garip Üçlüsünün Şiire Bakışı" başlıklı sunumuyla yapıyor.
Sempozyumda toplam üç oturumda şu bildiriler yer alıyor:
Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman (Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi / Yazar): "Modernizm Bağlamında Orhan Veli"; Prof. Dr. Kemal Özmen (Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Böl. Başkanı): "Orhan Veli'nin Fransızcadan Şiir Çevirileri: Çeviri mi Yenidenyazma mı?"; Prof. Dr. Haluk Oral (Araştırmacı/Yazar): "Orhan Veli Şiirlerinin Hikâyeleri"; Doç. Dr. Baki Asiltürk (Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Öğr. Üyesi): "Orhan Veli'nin 'Garip' Yolculuğu"; Doç. Dr. Hakan Sazyek (Kocaeli Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi): "Yaprak Dergisi Ekseninde Garip Hareketi"; Yrd. Doç. Dr. Nazmi Ağıl (Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi): "Her Şey Birdenbire (mi) Oldu? : Garip Şiiri, Zaman ve Gelenek"; Prof. Dr. Yakup Çelik (Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi TDE Bölüm Başkanı): " 'Destan gibi' Memleket Sevdası"; Doç. Dr. Mehmet Can Doğan (Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi): "Toplumcu "Yaprak" Sürecinde Lirik Orhan Veli"; Alper Çeker (Şair-Yazar): "Modernist Bir Manifesto Olarak Garip Mukaddimesi"; Hayriye Ünal (Şair-Yazar): "Şiirimizde Orhan Veli Etkisi"; Adnan Özer (Şair-Yazar): "Söz Altında Şehir Orhan Veli"
100 Yılın Ardından Orhan Veli Sempozyumu [Düzenleyen: Küçükçekmece Belediyesi] / 11 nisan 2014; Cennet Kültür Sanat Merkezi, Cennet Mahallesi Yahya Kemal Beyatli Cad. Küçükçekmece - İstanbul; Tel.: (0212) 411 08 05
Sempozyum "Tertip Komitesi" Prof Dr. Yakup Çelik, Yard. Doç. Dr. Bahtiyar Aslan, Hasan Işık, Adnan Özer ve Ersan Ulusan'dan oluşuyor.
Sempozyum "Açılış Bildirisi"ni Doğan Hızlan (Gazeteci) "Orhan Veli ve Garip Üçlüsünün Şiire Bakışı" başlıklı sunumuyla yapıyor.
Sempozyumda toplam üç oturumda şu bildiriler yer alıyor:
Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman (Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi / Yazar): "Modernizm Bağlamında Orhan Veli"; Prof. Dr. Kemal Özmen (Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Böl. Başkanı): "Orhan Veli'nin Fransızcadan Şiir Çevirileri: Çeviri mi Yenidenyazma mı?"; Prof. Dr. Haluk Oral (Araştırmacı/Yazar): "Orhan Veli Şiirlerinin Hikâyeleri"; Doç. Dr. Baki Asiltürk (Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Böl. Öğr. Üyesi): "Orhan Veli'nin 'Garip' Yolculuğu"; Doç. Dr. Hakan Sazyek (Kocaeli Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi): "Yaprak Dergisi Ekseninde Garip Hareketi"; Yrd. Doç. Dr. Nazmi Ağıl (Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi): "Her Şey Birdenbire (mi) Oldu? : Garip Şiiri, Zaman ve Gelenek"; Prof. Dr. Yakup Çelik (Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi TDE Bölüm Başkanı): " 'Destan gibi' Memleket Sevdası"; Doç. Dr. Mehmet Can Doğan (Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi): "Toplumcu "Yaprak" Sürecinde Lirik Orhan Veli"; Alper Çeker (Şair-Yazar): "Modernist Bir Manifesto Olarak Garip Mukaddimesi"; Hayriye Ünal (Şair-Yazar): "Şiirimizde Orhan Veli Etkisi"; Adnan Özer (Şair-Yazar): "Söz Altında Şehir Orhan Veli"
100 Yılın Ardından Orhan Veli Sempozyumu [Düzenleyen: Küçükçekmece Belediyesi] / 11 nisan 2014; Cennet Kültür Sanat Merkezi, Cennet Mahallesi Yahya Kemal Beyatli Cad. Küçükçekmece - İstanbul; Tel.: (0212) 411 08 05
Konstantinopolis'in Düşüşü
Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra Roma İmparatorluğu'nun mirası yüzyıllarca Doğu Roma İmparatorluğu'nda ya da sonradan tarihçilerin verdikleri adla Bizans İmparatorluğu'nda yaşadı.
1453'te Fatih Sultan Mehmed'in komuta ettiği 80.000 kişilik Osmanlı gücü harekete geçtiğinde İmparator XI. Konstantinos'un yönetimindeki Bizans İmparatorluğu küçük bir kırsal alanla çevrelenmiş, ama tarihi surlarıyla çok iyi korunabilen bir kentten, Konstantinopolis'ten ibaretti.
Dört ay süren kuşatma, karada, denizde ve surları havaya uçurmak veya bunu engellemek için karşılıklı olarak lağım (tünel) kazan askerler nedeniyle yer altında şiddetli çatışmalara sahne oldu. Osmanlı ordusu tarihin gördüğü en güçlü toplarla kent surlarını günlerce dövdü. Hatta Bizans tarihçisi Kritovulos'a göre bu kuşatma savaşında uzun menzilli yeni bir havan topu tasarlamanın onuru da II. Mehmed'e ait oldu.
Sonunda Osmanlı kuvvetleri kente girdiler. Padişah da 29 Mayıs'ta öğle civarına kadar kara surlarının dışında kaldıktan sonra at üstünde kente girerek Ayia Sofia'ya gitti.
"Konstantinopolis'in Düşüşü; Osmanlıların Bizans'ı Fethi" bu konuda yazılmış kitaplardan oldukça farklı.
Eserin ilk bölümünde John Haldon Bizans'ın tarihçesini, politik dünyasını, askeri örgütlenmesini ve dış dünyayla ilişkilerini araştırıyor.
İkinci bölümü yazan Stephen Turnbull ise Konstantinopolis savunmasının Bizans tarihi boyunca daima temel dayanağı olan kent surlarını inceliyor.
Kitabın son bölümünde kuşatma öncesindeki hazırlıklar anlatıldıktan sonra, kent çevresinde ve surlarda cereyan eden savaş ele alınıyor. Bölümün yazarı David Nicolle, her iki tarafın kumandanlarını, askeri kuvvetlerini, kullandıkları teknolojileri inceliyor ve bir savaş muhabiri gibi bizi adım adım sona, kentin düşüşüne götürüyor.
1453'te Fatih Sultan Mehmed'in komuta ettiği 80.000 kişilik Osmanlı gücü harekete geçtiğinde İmparator XI. Konstantinos'un yönetimindeki Bizans İmparatorluğu küçük bir kırsal alanla çevrelenmiş, ama tarihi surlarıyla çok iyi korunabilen bir kentten, Konstantinopolis'ten ibaretti.
Dört ay süren kuşatma, karada, denizde ve surları havaya uçurmak veya bunu engellemek için karşılıklı olarak lağım (tünel) kazan askerler nedeniyle yer altında şiddetli çatışmalara sahne oldu. Osmanlı ordusu tarihin gördüğü en güçlü toplarla kent surlarını günlerce dövdü. Hatta Bizans tarihçisi Kritovulos'a göre bu kuşatma savaşında uzun menzilli yeni bir havan topu tasarlamanın onuru da II. Mehmed'e ait oldu.
Sonunda Osmanlı kuvvetleri kente girdiler. Padişah da 29 Mayıs'ta öğle civarına kadar kara surlarının dışında kaldıktan sonra at üstünde kente girerek Ayia Sofia'ya gitti.
"Konstantinopolis'in Düşüşü; Osmanlıların Bizans'ı Fethi" bu konuda yazılmış kitaplardan oldukça farklı.
Eserin ilk bölümünde John Haldon Bizans'ın tarihçesini, politik dünyasını, askeri örgütlenmesini ve dış dünyayla ilişkilerini araştırıyor.
İkinci bölümü yazan Stephen Turnbull ise Konstantinopolis savunmasının Bizans tarihi boyunca daima temel dayanağı olan kent surlarını inceliyor.
Kitabın son bölümünde kuşatma öncesindeki hazırlıklar anlatıldıktan sonra, kent çevresinde ve surlarda cereyan eden savaş ele alınıyor. Bölümün yazarı David Nicolle, her iki tarafın kumandanlarını, askeri kuvvetlerini, kullandıkları teknolojileri inceliyor ve bir savaş muhabiri gibi bizi adım adım sona, kentin düşüşüne götürüyor.
Elif Mahir Metinsoy - Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Kadınları ve Ekonomik Şiddet
Tarih Vakfı Perşembe Konuşmaları'nın "Birinci Dünya Savaşı" temalı 2014 bahar dönemi, 3 nisan 2014 günü dördüncü buluşmayla devam ediyor.
Dizinin ilk konuşmasında Mehmet Beşikçi seferberliği, ikinci konuşmasında Zeynep Kutluata arzuhaller üzerinden Osmanlı kadınlarının savaş deneyimini, üçüncüsünde de Nazan Maksudyan Almanya'ya gönderilen Osmanlı yetimlerini anlatmışlardı. Bu defaki buluşmada Elif Mahir Metinsoy yine kadınların deneyimine, özellikle maruz kaldıkları ekonomik şiddetle mücadelelerine yoğunlaşıyor.
Savaş döneminde şiddet olgusunun, genelde cephede ve kısmen cephe gerisinde yaşanan askeri ve fiziksel şiddetle sınırlı olduğuna inanılır. Oysa savaşın getirdiği olumsuz ekonomik koşullar da cephe gerisindeki kadın ve çocukları bir şiddet biçimi olarak etkiler. Nitekim Osmanlı'da da erkekleri 1914'te askere alınınca geçim derdine düşen kadınlar, savaşın getirdiği yüksek enflasyon ve karaborsacılıkla tanıştılar. İş bulmakta zorlanan kadınların bir kısmı fuhuş, dilencilik ve hırsızlık yapmak zorunda kaldı. Tarımla uğraşan köylü kadınlar da savaşın getirdiği ağır vergilerin altında ezilmekteydi. Savaş boyunca pek çok kadın açlığa, iş yerinde sömürü ve tacize, vergi memurları ile askerlerin kötü ve kanunsuz muamelelerine, kısacası fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kaldılar.
Sıradan ve çoğunluğu yoksul Osmanlı kadınları ekonomik şiddete hangi yöntemlerle direndiler?
Direnirken yetkililere ne türden ve hangi yollardan şikayette bulundular?
Elif Mahir Metinsoy, bu soruların yanıtlarına, aşağıdan tarih yaklaşımıyla ve yeni arşiv kaynakları üzerinden ulaşmamıza yardım ediyor...
Elif Mahir Metinsoy - Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Kadınları ve Ekonomik Şiddet / 3 nisan 2014, 18:30 - 20:30; Aynalı Geçit, Meşrutiyet Caddesi, Avrupa Pasajı, No:8, Kat:2, Galatasaray - Beyoğlu - İstanbul
Dizinin ilk konuşmasında Mehmet Beşikçi seferberliği, ikinci konuşmasında Zeynep Kutluata arzuhaller üzerinden Osmanlı kadınlarının savaş deneyimini, üçüncüsünde de Nazan Maksudyan Almanya'ya gönderilen Osmanlı yetimlerini anlatmışlardı. Bu defaki buluşmada Elif Mahir Metinsoy yine kadınların deneyimine, özellikle maruz kaldıkları ekonomik şiddetle mücadelelerine yoğunlaşıyor.
Savaş döneminde şiddet olgusunun, genelde cephede ve kısmen cephe gerisinde yaşanan askeri ve fiziksel şiddetle sınırlı olduğuna inanılır. Oysa savaşın getirdiği olumsuz ekonomik koşullar da cephe gerisindeki kadın ve çocukları bir şiddet biçimi olarak etkiler. Nitekim Osmanlı'da da erkekleri 1914'te askere alınınca geçim derdine düşen kadınlar, savaşın getirdiği yüksek enflasyon ve karaborsacılıkla tanıştılar. İş bulmakta zorlanan kadınların bir kısmı fuhuş, dilencilik ve hırsızlık yapmak zorunda kaldı. Tarımla uğraşan köylü kadınlar da savaşın getirdiği ağır vergilerin altında ezilmekteydi. Savaş boyunca pek çok kadın açlığa, iş yerinde sömürü ve tacize, vergi memurları ile askerlerin kötü ve kanunsuz muamelelerine, kısacası fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kaldılar.
Sıradan ve çoğunluğu yoksul Osmanlı kadınları ekonomik şiddete hangi yöntemlerle direndiler?
Direnirken yetkililere ne türden ve hangi yollardan şikayette bulundular?
Elif Mahir Metinsoy, bu soruların yanıtlarına, aşağıdan tarih yaklaşımıyla ve yeni arşiv kaynakları üzerinden ulaşmamıza yardım ediyor...
Elif Mahir Metinsoy - Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Kadınları ve Ekonomik Şiddet / 3 nisan 2014, 18:30 - 20:30; Aynalı Geçit, Meşrutiyet Caddesi, Avrupa Pasajı, No:8, Kat:2, Galatasaray - Beyoğlu - İstanbul
Chopin Gecesi - Orçun Orçunsel Piyano Resitali
[KanalKultur] - Orçun Orçunsel, 3 nisan 2014 günü 19:30'da Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Dame de Sion Gösteri Salonu'nda piyano resitali veriyor.
Program
Fryderyk Franciszek Chopin (1 mart 1810 - 17 ekim 1849) - Ballade No 1 op. 23 sol minör; Ballade No 4 op. 52 fa minör; Impromptu No 1 op. 29 La Bemol Majör; Nocturne op. Post., do # minör; Nocturne op. 48 no 2, fa # minör; Nocturne op. 9 no 3, Si Majör; Valse op. post, mi minör; Scherzo No 2 op.31 si bemol minör; Valse op. 64 no 2, do # minör; Valse op. 69 no 2, si minör; Valse B.150, la minör; Mazurka op. 17 no. 4, la minör; Mazurka op. 63 no. 3, do # minör; Mazurka op. 67 no. 2, sol minör; Mazurka op. 67 no. 4, la minör; Andante Spianato & Grande Polonaise Brillante op.22
Orçun Orçunsel
Piyanist, Orkestra Şefi. İstanbul'da doğdu. Dört yaşında İ.Ü. Devlet Konservatuvarı'na girerek ilk piyano çalışmalarına başladı. Daha sonra M.S.G.S.Ü. Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü'nden Zeynep Yamantürk ile çalışarak 2004 yılında mezun oldu. Kompozitör Ali Darmar ve Devlet Sanatçısı Piyanist Prof. Ayşegül Sarıca ile çalışmalarının yanı sıra dünya çapındaki piyanist ve pedagog Stephen Kovacevich, Thomas Yee ve Hanry Faures'in çalıştaylarına katılarak sanatçılardan büyük ilgi gördü. Çeşitli uluslararası yarışmalarda dereceler aldı. 2007 yılında Avusturya Liseliler Vakfı Bursu ile Salzburg Yaz Akademisine giderek Karl-Heinz Kammerling ile çalıştı.
Orkestra şefliği çalışmalarına Devlet Sanatçısı Prof. Gürer Aykal ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yüksek lisans programında başladı. 2007 yılında İzmir Dokuz Eylül Senfoni Orkestrası'nı yönetti. Aynı yıl CRR Senfoni Orkestrası ile Muhsin Ertuğrul Sahnesinde perde açan Yalçın Tura'nın "Leyla ile Mecnun" Operası'nda şef yardımcılığını üstlendi ve temsillerden bazılarını yönetti. 2008 ve 2009 yıllarında Cem Mansur yönetimindeki Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası'nda şef yardımcılığı yaptı. Daha sonra Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Mersin Oda Orkestrası ve Budapeşte Radyo Senfoni Orkestrası'nı yönetti.
2008 yılından bu yana, İstanbul'da kurduğu Orchestra'Sion ile düzenli konserler veriyor; bu orkestranın daimi şefliğini ve genel sanat yönetmenliğini yapıyor. Orchestra'Sion ile dünya çapındaki büyük piyanist Andrei Gavrilov başta olmak üzere, Dimitri Ashkenazy, Ayşegül Sarıca, Toros Can, Borusan Quartet, Aylin Ateş, Bülent Evcil ve Özcan Ulucan gibi solistlerle aynı sahneyi paylaştı. Bu orkestra ile Mahler - 4. Senfoni'nin Oda Orkestrası versiyonu gibi eserlerin Türkiye'deki ilk seslendirilişini yaptı.
Özellikle müzik yapıtlarının transkripsiyon-düzenlemesinde yoğunlaşıp bu alanda çalışmalar yapıyor; film müzikleri besteliyor; konser piyanisti olarak kariyerini sürdürüyor. [KanalKultur]
Chopin Gecesi - Orçun Orçunsel Piyano Resitali / 3 nisan 2014, 19:30; Notre Dame de Sion Fransız Lisesi, Cumhuriyet cad no 127, Harbiye - İstanbul; Tel.: (0212) 219 16 97
Program
Fryderyk Franciszek Chopin (1 mart 1810 - 17 ekim 1849) - Ballade No 1 op. 23 sol minör; Ballade No 4 op. 52 fa minör; Impromptu No 1 op. 29 La Bemol Majör; Nocturne op. Post., do # minör; Nocturne op. 48 no 2, fa # minör; Nocturne op. 9 no 3, Si Majör; Valse op. post, mi minör; Scherzo No 2 op.31 si bemol minör; Valse op. 64 no 2, do # minör; Valse op. 69 no 2, si minör; Valse B.150, la minör; Mazurka op. 17 no. 4, la minör; Mazurka op. 63 no. 3, do # minör; Mazurka op. 67 no. 2, sol minör; Mazurka op. 67 no. 4, la minör; Andante Spianato & Grande Polonaise Brillante op.22
Orçun Orçunsel
Piyanist, Orkestra Şefi. İstanbul'da doğdu. Dört yaşında İ.Ü. Devlet Konservatuvarı'na girerek ilk piyano çalışmalarına başladı. Daha sonra M.S.G.S.Ü. Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü'nden Zeynep Yamantürk ile çalışarak 2004 yılında mezun oldu. Kompozitör Ali Darmar ve Devlet Sanatçısı Piyanist Prof. Ayşegül Sarıca ile çalışmalarının yanı sıra dünya çapındaki piyanist ve pedagog Stephen Kovacevich, Thomas Yee ve Hanry Faures'in çalıştaylarına katılarak sanatçılardan büyük ilgi gördü. Çeşitli uluslararası yarışmalarda dereceler aldı. 2007 yılında Avusturya Liseliler Vakfı Bursu ile Salzburg Yaz Akademisine giderek Karl-Heinz Kammerling ile çalıştı.
Orkestra şefliği çalışmalarına Devlet Sanatçısı Prof. Gürer Aykal ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yüksek lisans programında başladı. 2007 yılında İzmir Dokuz Eylül Senfoni Orkestrası'nı yönetti. Aynı yıl CRR Senfoni Orkestrası ile Muhsin Ertuğrul Sahnesinde perde açan Yalçın Tura'nın "Leyla ile Mecnun" Operası'nda şef yardımcılığını üstlendi ve temsillerden bazılarını yönetti. 2008 ve 2009 yıllarında Cem Mansur yönetimindeki Ulusal Gençlik Senfoni Orkestrası'nda şef yardımcılığı yaptı. Daha sonra Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Mersin Oda Orkestrası ve Budapeşte Radyo Senfoni Orkestrası'nı yönetti.
2008 yılından bu yana, İstanbul'da kurduğu Orchestra'Sion ile düzenli konserler veriyor; bu orkestranın daimi şefliğini ve genel sanat yönetmenliğini yapıyor. Orchestra'Sion ile dünya çapındaki büyük piyanist Andrei Gavrilov başta olmak üzere, Dimitri Ashkenazy, Ayşegül Sarıca, Toros Can, Borusan Quartet, Aylin Ateş, Bülent Evcil ve Özcan Ulucan gibi solistlerle aynı sahneyi paylaştı. Bu orkestra ile Mahler - 4. Senfoni'nin Oda Orkestrası versiyonu gibi eserlerin Türkiye'deki ilk seslendirilişini yaptı.
Özellikle müzik yapıtlarının transkripsiyon-düzenlemesinde yoğunlaşıp bu alanda çalışmalar yapıyor; film müzikleri besteliyor; konser piyanisti olarak kariyerini sürdürüyor. [KanalKultur]
Chopin Gecesi - Orçun Orçunsel Piyano Resitali / 3 nisan 2014, 19:30; Notre Dame de Sion Fransız Lisesi, Cumhuriyet cad no 127, Harbiye - İstanbul; Tel.: (0212) 219 16 97
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









