Bu Blogda Ara

Tez Tanıtımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tez Tanıtımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2016 Perşembe

Seyyid ve Şerifler

Seyyidlik, İslâm dünyasında nasıl ve hangi tarihi şartlar altında doğdu?

Seyyidlerin Osmanlı hukuk teşkilat ve kültürü içerisindeki yerleri nedir?

[İsmail Engin - @kanalkulturRüya Kılıç'ın Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak yönetiminde hazırladığı ve 1994 yılında sunduğu yüksek lisans tezinin konusu "Seyyid ve Şerifler".

"Hilâfet Mücadelelerinin İslâm Tarihinde ve Osmanlı İmparatorluğu'nda Toplumsal Yapıdaki İzdüşümü: Seyyid ve Şerifler" başlığıyla Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı'nda hazırlanan tez, "Özet", "Summary", "İçindekiler", "Kısaltmalar, "Önsöz" ve "Giriş" kısımları haricinde 6 bölüm ve "Sonuç" ile "Kaynakça"dan oluşuyor.

Çalışmanın amacı, "İslâm toplumlarında ve Osmanlı sosyal tabakalaşmasında müstesnâ bir yere sahip olan seyyid ve şerif zümresinin esas olarak Osmanlı sosyal yapısının bugüne kadar üzerinde durulmamış bir kesiminin günışığına çıkarılmasına" yardımcı olabilmek şeklinde belirlenmiş. (s. vii)

Rüya Kılıç, tezinde, Seyyidlik kurumunu "Osmanlı sosyal tabakalaşmasında İslâmî mirasın tipik göstergesi" şeklinde görüyor ve değerlendiriyor. (s. vii).

Kılıç, tezinin "Giriş" kısmında (s. 1-3) "İslâmiyet'ten önce Arap toplumlarında kabileleri yöneten şefler için kullanılan ve bir çeşit asâlet simgesi olan seyyid ve şerif kelimeleri Emevî döneminden itibaren genel olarak, Peygamber ailesinden gelenleri ifade etmeğe başlamış, Peygamber'in iki amcasının çocuklarının soyuna mensup olanları, yani Ebû Talip Oğulları ile Abbâs oğullarını içine almıştır. Özel olarak ise, Peygamber'in kızı Fatıma'dan olma torunları Hasan'ın ve özellikle de dramatik bir şekilde öldürülen ve efsaneleşen Hüseyin'in soyundan olanları nitelemek için daha yaygın bir şekilde kullanılmışlardır." diyor ve ekliyor: "(...) Nitekim vekâyinâmelerde seyyid ve şerif ünvanlarının daha çok Hz. Ali'nin çocukları için kullanıldığı görülür. (...) özellikle Peygamber'in Hz. Ali ve Hz. Fatma'dan olan çocuklarından, Hasan soyundan gelenlere şerif ve Hüseyin soyundan gelenlere seyyid denilmekle beraber, bu ünvanlar Hz. Ali'nin Hz. Fatma'dan olmayan diğer oğlu Muhammed b. el-Hanefi soyu için de - aynı yaygınlıkta olmamakla beraber - kullanılmıştır." (s. 1)

21 Kasım 2016 Pazartesi

Türkiye Toplumunun Tecavüzcüsünün ve Cinsel İstismarcısının Profili

[İsmail Engin - @kanalkulturGeçtiğimiz günlerde TBMM'ye bir grup Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili tarafından "16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi, mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenlemeye ilişkin (...)" yasa tasarısı önerisi verildi. Kamuoyunda "Cinsel İstismar Önergesi" olarak tanınan girişim, 15 yaşından küçük çocuklara yönelik "cinsel istismar suçu"nun faillerini "cezasız bırakacağı" ve mağdurla failin evlen(diril)mesine yasal zemin hazırlayacağı, "tecavüzü meşrulaştıracağı" düşünceleriyle toplumun değişik kesimlerinde tepki buldu.

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) cinsel suçlar, kişilerin cinsel dokunulmazlığını ihlal eden fiiller ve kişisel değerlere yönelik tecavüzler olarak değerlendiriliyor. Kanunda cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar; cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz şeklinde düzenleniyor.

2010 yılında, İsmail Altan Tülü, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Disiplinlerarası Adli Tıp Anabilim Dalı'nda Prof. Dr. Hatice Gülsen Erden danışmanlığında "Tecavüz Suçlularında ve Çocuk Cinsel İstismarcılarında Suç Analizi" başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırladı.

Ankara L1 ve L2 Tipi, İstanbul Ümraniye T Tipi, Çankırı, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Adıyaman, Malatya, Elazığ ve Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında bulunan 106 tecavüz suçlusu ve 157 çocuk cinsel istismarı suçlusu olmak üzere, toplam 263 yetişkin erkek hükümlünün ve hiç suç işlememiş 100 yetişkin erkek bireyin konu edinildiği araştırmada, cinsel suç nedeniyle hüküm almış yetişkin erkek bireylerin, demografik özellikleri, gelişimsel ve ailesel faktörleri, adli geçmişleri ve suç davranışları, sosyal ilişkileri ve suça ilişkin bilişsel çarpıtmaları ile psikopati arasındaki olası ilişkileri irdeleniyor.

Araştırmanın sonuca göre, çocukluğunda cinsel istismar mağduru olmuş olma durumu ile daha sonra çocuk cinsel istismarcısı olma arasında bir ilişki bulunuyor. (s.108) Keza, çocuk cinsel istismarcısının çocukluğunda yaşadığı cinsel istismar mağduriyet yaşı ile daha sonra bir istismarcı olarak mağdur ettiği çocukların yaşı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki var. (s.110, 142) Aratırmada, çocukluğunda cinsel istismar mağduru olmuş olma durumu ile daha sonra çocuk cinsel istismarcısı olma arasında ve yanı sıra çocukluğunda cinsel istismar mağduru olduğu yaş ile daha sonra cinsel istismar ettiği çocukların yaşı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş. (s.147)

Araştırma bulgularına göre: