Bu Blogda Ara

Deliorman Alevileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deliorman Alevileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2018 Pazar

Deliorman Alevilerinde Cem (2002)

"Hata ettim Hüdâ yaktı delili
Muhammed Mustafa yaktı delili
Ol Âl-i Abâ'dan Haydar-ı Kerrâr
Aliyyü'l Murtazâ yaktı bu delili"
Deliorman Alevilerinde Cem © Foto: İsmail Engin,
Mesim-Mahalle, Mıdrevo [Madrevo] | Мъдрево,
Kubrat | Кубрат - Razgrad | Разград, 2002, Koord: 43° 52' N, 26° 33' E

3 Şubat 2018 Cumartesi

Deliorman Alevilerinde Hakk Âşığı (2002)

"Bir nefesçik söyleyeyim
Dinlemezsen n(e)'eyleyeyim"

En az bir asırlık dört telli sazıyla, Deliorman Alevilerinden "Hakk Âşığı" Merdan Kobak...
Deliorman Alevilerinde Hakk Âşığı © Foto: İsmail Engin,
Mesim-Mahalle, Mıdrevo [Madrevo] | Мъдрево,
Kubrat | Кубрат - Razgrad | Разград, 2002, Koord: 43° 52' N, 26° 33' E

6 Ekim 2015 Salı

Bulgaristan’da Alevi-Bektaşi Kültürü

Bulgaristan’da Bektaşi tarikatı, 13. yüzyıldan sonra, muhtemelen Abdal Musa tarafından kuruldu.

Bektaşiliğin Bulgar topraklarına 15. yüzyılda, "Abdalan-ı Rum" (Anadolu) ya da sadece "Abdal" olarak bilinen dervişlerin İslamiyet’i benimsetme faaliyetleri sayesinde yayıldığı düşünülüyor.

1512–1515’te Osmanlı-Safevi Savaşları sırasında Horasan bölgesindeki Türk kabileleri Bulgaristan’a göç etmişlerdi. Anadolu’da isyan eden Aleviler ise, Osmanlı idarecileri tarafından Balkanlara sürgün ettirilmişti.

Türkiye dışında Balkanlar’da sadece Bulgaristan’da yaşayan Alevilerin oradaki nüfusu 2001 yılı sayımına göre 53.021’e ulaştı.

Kuzeydoğu Bulgaristan Alevilerini; Çelebi (Sofiyan) akımına mensup olan Bektaşiler, Babagân, yani Balım Sultan’ın müritleri olan Bektaşiler, Otman Baba’nın müritleri olan Babailer ve Demir Baba’nın müritleri olan Babailer oluştururlar.

Araştırmacı F. de Jong, Zağra bölgesinde de Bedreddin Simavi’nin müritleri olan Alevilerin yaşadığını söyler. Alevi-Bektaşi ilişkisi çok önemli ve oldukça hassas bir konudur; Bektaşiler kendi iradeleriyle Bektaşi olurken Alevilik doğuştan kazanılır (!?).

11 Eylül 2013 Çarşamba

Ali Lüftü Piroğlu: Deliorman ve Dobruca'da Alevilik - Aşk Ateşine Düşen Canlar

[KanalKultur] - Yüzyıllardan beri bir sır olarak tutulan Alevi-Bektaşi ayinlerimiz artık eşkarelenmiş, dünyaya açılmış bulunuyor. Bu konuda, ser veririm sır vermem, deyimi de görevini tamamlamıştır. Hani canlarımızın yüreğinde Hakk-Muhammed-Ali aşkı, Hasan, Hüseyin aşkı, Hünkâr Hacı Bektaş Veli aşkı olmasaydı, belki bu deyimin de hiç bir değeri kalmayacaktı. Zakirlerimiz bu aşkı sazıyla sesiyle, büyük Bektaşi ozanımız Yunus Emre'nin ağzından şöyle dile getirmiştir.

Ben bu yolu bilmez idim
Aşk oduna düştü gider
Aşk elinden dertli yürek
Kaynayayım ben taştı gider

...

Yunus okur diller ile
Kumrular bülbüller ile
Hakkı sever kullar ile
Ol cennete düştü gider

Cemlerimize konuk ettiğimiz canların edindikleri izlenimlere göre Deliorman ve Dobruca'da Alevilik, yüzyılların ötesinden gelen ibadet kuralları ve gülbanklarıyla ayrıntılı olarak muhafaza edilmiş ve hiç değişmemiştir. Biz başka bir Alevi erkânı görmediğimiz için şimdiye dek böyle bir düşüncede bulunmamıştık. Sadece bazı yaşlılar Bektaşiliğin su katılmamışı, burada bizim yörelerde bulunduğu yargısına vardıkları zaman, onlara önem vermiyorduk. "Sivrisinek de kendini kırk okka tartıyormuş" atasözü ile onlara karşılık veriyorduk. Meğer artık aramızda olmayan bu dedelerimizin bir parça hakkı varmış.

Yörelerimizde Aleviliğin nispeten ayrıntılı bir biçimde ayakta kalabilmesi konusunu şöyle görüşelim:

10 Eylül 2013 Salı

Ali Lütfü Piroğlu: Deliorman Alevilerinde Musahiplik

[KanalKultur] - Önce mahallede bir dedikodu söylendi. Razgrat'tan bir işadamı, Halil Mümün ile Selman Ahmet musahip olacaklarmış diye. Halil, eşimin kardeşi olduğu için, ilk pazar gezisine gelmelerinde kendilerine soracaktık, sormaya kalmadı. Hafta sonunda gelinimiz Ümmügülsüm ile bize damlayı verdiler. Hoş beşe kalmadan Halil;

"Enişte, abla, biz Salman ile kafadar olmaya karar aldık, hem de bu iş hemen olacak. Hazırlık işlerinde siz de yardım edeceksiniz"

dediler.

Aslında musahip olan canlar, emeklilik yıllarını henüz tamamlamamış kimselerdir. İnsanlarımızın köyle kent arasında aralıksız harekette bulunmaları, birçoğunun ise memleketten uzak düşmesi, Aleviliğe vermek istedikleri hizmeti bir hayli aksatmış bulunuyor. Köyden ayrılanların Aleviliği umurunda bile değil, diyesi geliyor insanın. Ama er geç anlaşıldı ki hepten öyle değil. Şehirde oturup da köyde ceme girerek musahipliğe bağlanan yol ehlisi olan ve olmak isteyen sadece Halil ile Ümmügülsüm değil, bu gerek gençlerin gerek yaşlıların arasında bir gelenek durumuna gelmiş bulunuyor. Şu anda bile Türkiye'de oturan göçmen kardeşlerimizden Bulgaristan'a gelerek ceme giren, hatta musahipliğe bağlananlar var. Demek istediğim şu ki, bizim Halil kaynın Razgratlı olduğu halde köyde babadan dededen kalma Aliş Baba'nın cemine talip olması, sonra da musahipliğe bağlanması, bu koşullarımızda gayet normaldir. Hani Razgrat'ta cemevi olsa, istatistik verilere göre 150 Alevi ailenin buraya vereceği hizmetin ne değin büyük ve değerli olacağını bir tasavvur edelim.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Todor Todorov - Tasavvuf ve Realite: Demir Baba

Todor Todorov - Tasavvuf ve Realite: "Demir Baba" (2001)
 
Todor Todorov - Tasavvuf ve Realite:
"Demir Baba" - 2 (2001) [İkon]
[KanalKultur] - Todor Todorov (Тодор Тодоров): Bulgar ressam ve karikatürist.

1954'te Sofya'da doğdu.
 
1978 yılında Veliko Tırnova Üniversitesi'nde (Великотърновски университет "Св. св. Кирил и Методий" - The St. Cyril and St. Methodius University of Veliko Tarnovo) yüksek lisansını tamamladı. Prof. Nicholas Gelev atölyesinde çalıştı.
 
Bulgaristan dışında Japonya, Almanya, Makedonya, Belçika, İtalya, İrlanda, Türkiye ve Arjantin'de sergiler açtı; sergilere katıldı. Japonya, Belçika, İtalya ve Bulgaristan'da ödüller aldı.

Yağlı boya tabloların yanı sıra, duvar ikonları yapıyor ve karikatürler çiziyor.

Razgrad'ta yaşıyor ve çalışmalarına devam ediyor.[KanalKultur]