Bu Blogda Ara

Merkur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merkur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2015 Cuma

Duygu Süzen - Echo

Duygu Süzen - "Gidiş geliş | There and back",
kâğıt üzerine mürekkep ve suluboya
| Ink & water color on paper, 120 x 126 cm., 2015
[KanalKultur] - Duygu Süzen mürekkep ve suluboya ile ürettiği büyük ebatlı kâğıt çalışmalarından oluşan “Echo” adlı üçüncü kişisel sergisiyle 4 mayıs - 6 haziran 2015 tarihleri arasında Merkur’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergi, doğanın yankısını siyah ve beyazın tezatlığı üzerinden izleyiciye ulaştırmayı amaçlıyor.

Sanatçı, sergide yer alan işleri hakkında şunları kaydediyor:

“Kişisel deneyimlerle birlikte, doğanın var olan biçimlerini yeniden kurgulama dürtüsü, bize “öteki” olarak aşina olduğumuz bir dünyaya girme olanağı tanır. İzleyici bu dünyaya dâhil de olabilir, kendini keşfetmek ve yansıtmak için bir rolü de üstlenebilir. Seçilen imgelerin ya da kurgulanan görsellerin denizinde zihin serbestçe dolaşabilir. Yeryüzü engindir, yapraklar boşluğa uzanır, bulutlar sislerin karanlık sırlarını çözer, doğa ise baş döndürücüdür, kutsaldır, aynı zamanda intikamcıdır…

Kimi zaman biçimler bozulur, kimi zamansa tekrarlanır. Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan eko gibi, seçilen bazı görüntüler doğanın bir yankısı gibidir. Öz-yaşamsal mekânlardan toplanan bu görüntüler, dağ ve suya benzetilen fırça ve mürekkebin işbirliğiyle, yin ve yang’ın bütünlük ve birliktelik ilkesini esas alır. Siyah/beyaz’ın kontrastlığıyla, güçlü duyguları harekete geçirerek izleyiciyi resme odaklamayı amaç edinir.”

30 Nisan 2015 Perşembe

Bahar Oganer - Mesajınız Var!

Bahar Oganer- İsimsiz,
tuval üzerine karışık teknik, 135 x 135 cm., 2015
[KanalKultur] - Bahar Oganer “Mesajınız Var!” isimli kişisel sergisi ile 9 nisan – 2 mayıs 2015  tarihleri arasında Merkur'de sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı, Merkur’deki ilk kişisel sergisinde figür ve onu çevreleyen doğa tasvirleri ile masalsı bir anlatı kuruyor.

Sonsuz bir fon sağlayan doğa tasvirleri Oganer’in resimlerini taze ve süresiz bir zemine taşıyor.

İzleyiciye kaçamak bir bakış atmak yerine onunla doğrudan iletişim kuran renkli kadın imgesi ve monokrom doğa tasvirlerini bir arada kurgulayan sanatçı, mekan ve zamana bağlı olmayan bir ebediyet hissi yaratıyor.

Sanatçının seçtiği sahneler izleyiciye belirsiz bir heyecan vadederken sıradan ve olağanüstü olanı aynı çerçevede sunan öyküleyici bir resimsel dil yaratıyor.

7 Mart 2015 Cumartesi

Şevket Sönmez - Istanbulgrade

Şevket Sönmez - Futuhatfreak,
Mixed Media on Paper, 2015
Akıntı ne kadar şiddetli?

Sular ne kadar derin?

Sanatçı Şevket Sönmez 11 mart - 4 nisan 2015 tarihleri arasında Merkur'deki “Istanbulgrade” adlı yeni sergisinde İstanbul Boğazı’nda yalın ayak yürüyerek boy vermeyi deniyor.

Şevket Sönmez kişisel sergisinde insana aynı anda her şeyden yakın ve uzak durabilen İstanbul imgesini rüyalardan kendisine; kendisinden rüyalara doğru yönelerek oluşturmaya çalışıyor. Bu sergideki resimler sahip olma arzusu, hayal, rüya, dokunuş, rüzgâr ve derin akıntıların getirdiği delilikle ilgili. Sanatçı daha önce geliştirdiği büyük boyutlu suluboya çalışma tekniğini bu sergiyle beraber uç noktalara taşıyor. Farklı malzemelerin kullanımından oluşan özgün bir teknik, zengin bir görsel dünyayla buluşuyor. Boğaz manzarası ile bir sokak köpeği, yakın bir arkadaş ve bunların tümü aslında sanatçı için İstanbul’u anlatan birer imge.

Şevket Sönmez’in eserleri, İstanbul denilince akla ilk gelen 'peyzaj' konseptinden uzak resimler.

19 Ocak 2015 Pazartesi

Pardon, Kaçıncı Kat?

Genç küratörler soruyor: "Pardon, Kaçıncı Kat?"

Küreselleşen dünya düzeni ve kent hayatının baskıcı dinamikleri karşısında sanat konjonktürü dâhilinde ne türden önermeler yapılabilir?

"Pardon, Kaçıncı Kat?", kent ve doğa ilişkisi üzerinden sanat alanında dönüşümün olanaklarını sorgulayan genç küratörlerin yönelttiği meşru soruları irdeliyor. Sergi bu sorular ve onlara getirilebilecek yanıtların peşine düşüyor.

Sergi kent ve doğa üzerine izleyiciye bir rapor sunma hevesinde değil. Serginin iki bölümü mümkün olduğunca birbirinden koparmak; buna karşın diyalog alanlarını da korumak üzere tasarlanmış.

Melike Bayık ve Mergüze Günay, iki genç küratör olarak, yaygın olarak işlenmiş kent-doğa ikiliğini aslında yapıtaşlarına ayırıp; küratörlük mekanı mı, eserleri mi, ilişkileri mi ön plana alarak bizi en çok heyecanlandıran şeyi ortaya koyar? diye soruyor.

Melike Bayık ve Mergüze Günay; "Küreselleştirme biçimlerinin somut etkilerinin tam da gözünün içine bakan bir jenerasyondan post-modern ütopyaların, mega kentlerin, sanat ve izleyici arasında açılan mesafenin ve bu yersiz-yurtsuzluğun bizi sürüklediği ruh durumunu gayri-resmi bir çerçevede yalın bir soru olan, ama betonun ve yabancılaşmanın tınısını taşıyan 'Kaçıncı Kat?' ile aktarmak istedik." diyor.

Sergide Recep Akar, Mustafa Duymaz, Didem Erbaş, Murat Germen, Şifa Girinci, Emre Kantaşlı, Volkan Kızıltunç, Manbor, Ali İbrahim Öcal ve Saliha Yılmaz'ın eserleri yer alıyor. Sergi Koordinatörü / Düzelti: Sena Danışman.

Pardon, Kaçıncı Kat? / 10 ocak - 7 şubat 2015; Merkur, Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt. No:12 Daire: 2, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: +90 212 225 37 37

11 Aralık 2014 Perşembe

Şeyda Cesur - Update

Şeyda Cesur - Cactus,
Tuval Üzerine Yağlı Boya | Oil on Canvas,
146 x 210 cm., 2014
[KanalKultur] - Şeyda Cesur, "Update" adını verdiği kişsel sergisiyle 25 kasım 2014 - 20 aralık 2014 tarihleri arasında, Merkur'de sanatseverlerle buluşuyor.

Bugün hepimiz medyanın çocukları sayılırız. Biçimlendirdiği yeni enformasyon yapıları ile çekim merkezimiz haline gelen sosyal medyaya tıpkı örümceğin görkemli tasarımıyla yaptığı ağa doğru çekilmesi gibi hızla çekiliyoruz. İmaj, imge ve gerçeği arasında kopamadığımız ancak tutsak kalmayı da istemediğimiz karmaşık ama sıkı bir bağ oluştu.

Kendimizi sürekli güncelleyerek her gün biraz daha doluyor ve yükleniyoruz. Bu bağlamda Şeyda Cesur'un "Update" ismini verdiği yeni sergisinde, sanatçı sanatı yoluyla müdahalede bulunuyor. Üst üste gelerek birbirini örten yağlı boya katmanlarıyla eserlerini oluşturan Cesur, bu şekilde farklı bir teknik dil kuruyor.

Sanatçının ifadesiyle:

Şeyda Cesur - Wolf,
Tuval Üzerine Yağlı Boya | Oil on Canvas,
150 x 180 cm., 2014
"Yaratmayı engelleyen her şey eninde sonunda yaratmayı kamçılar. Ben çalışmalarımda farkına varmanın, sorgulamanın, yargılamanın, kısacası imgenin biçime dönüşmüş hâlini ironik bir kurgu ile örtüştürüyorum. İmgeyle ve özellikle tekrar dönüşen tarafıyla ilgileniyorum. İmge ve gerçeği arasındaki bu kurgu mutlaka sanatçıyı da içine alır. Çünkü sanatçının sezgi ve duygu dünyasına dair her şey bu kurguya eklenmiştir. En etkili vurgularından birini Âşık Veysel'in "Güzelliğin on par'etmez / Bu bendeki aşk olmasa" dizelerinde bulan bu durum, insan zihni ve sezgileri olamadan varlığın anlamsızlığını ortaya koyar. İmge, duyuyla edinilen bir deneyimin zihindeki görüntüsü; diğer bir deyişle düşünsel bir resimdir. Her bir imge dış dünyaya ait gözlemleri bulundurur ve bir seçme yapar. Sanatçı bu süreçte bir katalizördür, duyarlılığı ve hayal gücüyle seçtiği bu nesneler arasında bir bağlantı kurar, bu bağlantıyı günceller ve modernize eder. Sanatçı bu şekilde algısının farkını ortaya koyar. O "anda" kalır."

* * *

Şeyda Cesur - Phoenix,
Tuval Üzerine Yağlı Boya | Oil on Canvas,
150 x 180 cm., 2014
We can all be considered as the children of media today. We are being swiftly attracted to social media which has become our center of attraction by shaping its own information structures in the way a spider is attracted to the web it crafted with marvellous design. There occured a complex yet strong bond among the image, imagery and reality which we cannot escape but we also do not want to be imprisoned by.

We are more and more charged and loaded as we constantly update ourselves. From this perspective, the artist Şeyda Cesur interferes via her art in her new exhibition titled Update, By putting layers of oil paint on top of one another, the artists works on a different technical language.

Artist's own statement:

"Everyting which hinders creativity ultimately ends up promoting it. In my works, I bring the act of realization, questioning and judgment, in short the image turned into form, together with an ironic set up. I am interested in the image and especially its recycling nature. The setup between the image and reality definetly includes the artist as everything concerning the artist's world or instincts and emotions adds up to it. Finding one of its most powerful expressions in Âşık Veysel's verse "Your beauty is worthless / if my love wouldn't exist", this situation clearly shows the meaningless nature of existence without the human mind and intuitions. Image is the manifestation of an experience gained through the senses in the human mind, in other words, an intellectual representation. Every image consists of observations related to the external world and makes a selection. The artist's role in the process is that of a catalyzer as s/he makes connections among the objects chosen through perception and imagination. S/he constantly updates and modernize these connections and thus expresses the difference of his or her perception. S/he stays in "that moment".

* * *

Şeyda Cesur

1973'te Antalya'da doğdu. 1998'de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü; 1999'da Mimar Sinan Üniversitesi Yüksek Lisans Serbest Grafik Programı'nı bitirdi. [KanalKultur]

Şeyda Cesur - Update / 25 kasım 2014 - 20 aralık 2014; Merkur, Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt. No: 12 D: 2 Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 225 37 37

16 Ekim 2014 Perşembe

Hasan Pehlevan - Ev | Home

Hasan Pehlevan  - "LWL 5",
Tuval Üzerine Karışık Teknik | Mixed
Media on Canvas, 150 x 150 cm., 2014
[KanalKultur] - Hasan Pehlevan "Ev | Home" adını verdiği kişisel resim sergisiyle sergisini 21 ekim – 15 kasım 2014 tarihleri arasında Merkur'de sanatseverlerle buluşuyor.

"Ev" insanın dünyası, aynı zamanda doğa ile olan bağının ne kadar koptuğunu da gösteren bir simge. İnsanın makro bir evrenden mikro bir evren olan "Ev" içine yerleşme süreci, aynı zamanda doğayı yeniden bir şekillendirme deneyimi. "Ev" doğanın bir yanılsaması, tavandan odaya yansıyan yapay ışık, duvarların rengi, üzerinde yaşadığı halı, beslendiği mutfak onun için doğanın ta kendisi.

Sanat, doğadan kopmayı başardığı oranda bir gerçekliğe dönüşüyor. "Ev" ile özdeşleşen Oz büyücüsünde Dorothy'nin, içinde yaşadığı dünyanın gerçekliklerinden kurtulma çabası onun büyülü, renkli bir dünyaya uyanmasına yol açar. Uyandığı dünya bir tanrı tarafından değil de, Dorothy'nin istemleri doğrultusunda şekillenir.

Renkler rüya ve gerçeklikler dünyasından kurtulmanın imgesidir.

Hasan Pehlevan  - "Martiropolis |
Martyropolis", Tuval Üzerine Karışık
Teknik | Mixed Media on Canvas,
150 x 150 cm., 2014
"Ev" imgesi üzerinden hareketle imajlar üreten Hasan Pehlevan, adeta dünyayı tekrardan renklendiriyor ve renkler ile yaşam arasında tekrardan bir bağ kurmaya çalışıyor. Günlük hayatta rastlanılan birçok nesneyi gözlemliyor ve bu bağlamlarda işler üretiyor. Onun için zemine serili halı motifi doğanın tüm renklerini barındıran bir doğa harikası, sokak lambasından yansıyan ışık tayfları evrenin tüm gizemlerini sunan bir kaynak, kapısını araladığı gardıroptan görünen elbise desenleri adeta üzerinde gökkuşağı parlayan bir çağlayana dönüşmüştür.

Yaşanmışlıklar üzerinden yola çıkan sanatçı 3. kişisel sergisini geçmiş ve gelecek üzerinden okumalar yaparak gerçekleştiriyor. Bireyin kendi ile özdeşleştirdiği form, biçim ve yapılara dikkat çekmeye çalışıyor. Bu metaforlaşmış formlar etkin bir şekilde dil kullanımının yanı sıra görsel anlatımı da ön plana çıkarıyor. Sanatçı, kendi etrafında bulunan ama fark edilmeyen ve yok olmaya bırakılmış formlar üzerinden işlerini üretiyor.

Daha önceki çalışmalarında çizgisel ifade olarak yazı üzerine incelemeler yapan ve arkasından opart üzerine tez çalışmalarına devam eden sanatçı, bu sefer karşımıza renkli dinamik hareketli kompozisyonlar, kültür, çevre ve ev gibi terimleri ele alarak çıkıyor. Gözün görme alanı içerisinde belli bir alanı zoomlama ve dekoplama teknikleri ile detaylar sunuyor."

Hasan Pehlevan - "Örtülü | Implicit",
Tuval Üzerine Karışık Teknik | Mixed
Media on Canvas, 120 x 120 cm., 2014
* * *

Hasan Pehlevan will launch his exhibition titled "HOME" on 21 October 2014 between the hours 6 pm – 8 pm at Merkur.

"Home" is men's world and at the same time a symbol that shows the extent to which their connection to nature is damaged. The process in which men move from a macro universe to a micro universe – that is "Home" – is also an experience of their re-shaping the nature. "Home" is an illusion of nature, light reflecting from the ceiling to the room, color of the walls, carpet to live on, kitchen to be fed are nature's embodiment per se.

Art gains reality to the extent it breaks off from nature. In "The Wizard of Oz", which is identified with "Home, Dorothy's efforts to break free from the realities of the world she lives in results in her awakening to a magical, colorful world. The world to which she newly awakened is not shaped by god but her own will.

Colors are images of escape from the world of dreams and realities. Taking his impetus form the image "Home", Hasan Pehlevan almost re-colors the world and builds a new bond between colors and life. He observes several objects one encounters in daily life and creates his works in this context. For him, a carpet motif on the floor turns into a natural wonder which hosts all the colors of the nature. The light spectrum reflected through a street lamp becomes a source which holds all the secrets of the universe. The clothing patterns seen from a wardrobe's door left ajar are almost a waterfall on which a rainbow is shining on.

Hasan Pehlevan
Setting off from experience, the artist has accomplished his third solo exhibition by making readings of the present as well as the past. He tries to call attention to the forms, modes and structures the individual identifies himself with. These metaphorized forms highlight an effective use of not only language but also of visual expression. The artist creates his works through inconspicuous and left-to-die forms found in his surroundings.

Making research on writing as linear expression in his previous works and continuing with his thesis on opart, the artist meets us with colorful, dynamic compositions by addressing concepts such as culture, environment and home. He provides us details through the technique of zooming and cuting-out a specific area in the field of vision."

Hasan Pehlevan 

1988'de Diyarbakır'da doğdu. 2010'da Marmara Üniversitesi GSF Resim Bölümü'nü bitirdi. 2011'de Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Plastik Sanatlar Yüksek Lisans'ını tamamladı. [KanalKultur]

Hasan Pehlevan - Ev | Home / 21 ekim – 15 kasım 2014; Merkur, Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt. No: 12 D: 2, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 225 37 37

28 Mart 2014 Cuma

Ali İbrahim Öcal - Cennet | Heaven

[KanalKultur] - Ali İbrahim Öcal'ın son dönemde ürettiği çalışmalarından oluşan "Cennet | Heaven" isimli üçüncü solo sergisi 11 nisan - 3 mayıs tarihleri arasında Merkur'de sanatseverlerle buluşuyor.

Öcal'ın çalışmaları, insan olgusunu anlatıdan uzak, doğrudan doğruya imgelemler aracılığıyla gerçekleşen, kompleks ve katmanlı bir dil üzerinden ele alıyor. Sanatçı bedenin, zaman ve doğa ile olan zorunlu bağını, kültürel bellekteki formlar ile harmanlayarak, yer yer oldukça bildik, kimi zaman ise bir hayli mesafeli ve ürpertici duran melezleşmiş imgeler üretiyor.

Sergideki tüm çalışmalar, nesnel anlamda ele alındıklarında gayet sıradan imgeler olmalarına karşın, formal özellikleri ve kurgulanış biçimleri onları bir çeşit mitsel auraya sokuyor.

Bu mitsellik, ilk görüşte bir çeşit sembolizmden besleniyormuş gibi duran bir yapıya sahip. Fakat izleyici resim ile karşı karşıya geldiğinde, yorumlama yerini algıya ve yoğun bir seyre bırakıyor. Ali İbrahim Öcal'ın imgeleri ele alış biçimi esasen romantizmden beri bildiğimiz o hissi anımsamamıza neden oluyor. Bu his, doğaya dair oldukça tuhaf bir filmin sadece fragmanlarını izlemek gibi...

Ali İbrahim Öcal

1982'de Almanya'da doğdu. 2003'te Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. 2009'da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı.

Ödül

2009 Resim Heykel Müzeleri Derneği, "28. Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi", Başarı Ödülü

Kişisel Sergileri

2010 "Kekre", Daire Galeri, İstanbul
2012 "Patetik Koridor", Daire Galeri, İstanbul [KanalKultur]

Ali İbrahim Öcal - Cennet | Heaven / 11 nisan - 3 mayıs 2014; Merkur, Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt. No: 12 D: 2, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 225 37 37

6 Mart 2014 Perşembe

Ersan Deveci - Kutsal Makine


[KanalKultur] - Ersan Deveci, ikinci kişisel sergisi "Kutsal Makine" ile 11 mart – 8 nisan 2014 tarihleri arasında Merkur'de sanatseverlerle buluşuyor.

Ersan Deveci, grafik ve illüstratif bir estetik dil kullanarak daha çok nesne imgeleri üzerinden işlerini üretiyor; onların sembolik, imgesel, ideolojik ve kültürel kodlarına göndermede bulunarak sanatsal pratiğinin tematik çerçevesini belirliyor. Militarizm, şiddet, haz, kişisel / kolektif bellek, kimlik, kamusal / mahremiyet, popüler kültür gibi günümüzde iç içe geçmiş birçok kavram ve olguların heterojen ve geçişli alanlarında geziniyor.

"Kutsal Makine" başlıklı sergi de sanatçı teknolojik ve endüstriyel medeniyetin araçlarına, makinelerine ve sistemlerine odaklanıyor.

Ona göre bu imgeler estetik ve işlevsel değerlerine rağmen insan ve teknoloji arasındaki huzursuz ilişkiyi ima ediyor; teknolojik olarak iyileştirilmiş olan yaşam tarzlarımıza karşı bir kararsızlığı da yansıtıyor.

İlk başlarda tanrısal alana müdahale gibi kabul edilen teknoloji kavramı, sonradan iyimser, ütopik bir yaklaşımla fantastik dünyaların kapısını açan anahtar olarak görülmüş; fakat savaş deneyimlerinden anlaşılmıştır ki, renkli dünyaların aracı olması düşlenen teknolojinin bizleri avlayan, hayatları cehenneme çeviren, despotizmin iktidar araçlarına dönüşmüştür. Bu nedenle distopik nesneleri çağrıştıran bu araç ve gereçlerdeki detaylılık, yığılma halleri ve kaotik yapılar ironik olarak adeta irrasyonel bir boşluğu yeniden çağırıyor.

7 Aralık 2013 Cumartesi

Ara Güler - Eski Şehir | Old City

© Ara Güler
- İstanbul Haliç'te dolmuş kayıkçılar, 1963,
Fine Art Print On Hahnemulle Paper,
100 x 70 cm., 8Ed +1AP
"İstanbul fotoğraflarım olmasa, o eski günler, bugün unutulmuş olacaktı... Eski Şehir'den bir şey kalmadı. Şehrin estetiği değişti. Uygarlık ileriye gidiyor ama insanlar güzellik anlayışını kaybetti" [Ara Güler]

[KanalKultur] - Merkur, dünya fotoğraf tarihinde seçkin bir yere sahip, Türk fotoğrafının ustası Ara Güler'in daha önce bir arada sergilenmemiş, renkli İstanbul fotoğraflarını "Eski Şehir / Old City" adıyla 16 aralık 2013 - 15 ocak 2014 tarihleri arasında izleyici ile buluşturuyor.

Büyük bir gelenek olan sosyal belgeselci tarzı benimseyen Ara Güler'in fotoğraflarında sinema ve edebiyat birbiriyle sürekli kesişiyor. Sanatçının her fotoğrafında bir can, bir devinim bulunuyor.

Ara Güler'in çalışmaları tüm dünyayı kapsamasına rağmen, yüreği doğum yeri olan, hayallerinin şehri İstanbul'dadır.

Ara Güler'in Eski Şehri'nde yolculuğa çıkıldığında bir anda Arnavut kaldırımlarından bacası tüten cumbalı ahşap bir evde, oradan denizin kokusunu duyulabilen bir balıkçı teknesinde bulunabiliyor. Balıkçı teknesinin nereye gideceği, o dar sokaklarda neler yaşanacağı, suyun sesi, havanın kokusu, izleyicinin kontrolüne kalıyor. Döneme şahitlik edebilmiş kimselere birer anı, bu hikayelerle büyüyenlere ise görsel bir masal sunuyor sanatçı. Geçmiş zaman tekrar canlanıyor..

Ara Güler

1928 yılında İstanbullu bir Ermeni eczanecı ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarında kendisini sinemanın büyüsüne kaptırdı. Muhsin Ertuğrul'un tiyatro kursları ve üniversite eğitiminden sonra 1950 yılında "Yeni İstanbul" gazetesinde fotoğrafçı olarak başladı. Kariyeri çok hızlı gelişti. TimeLife, Stern gibi dergilerin Orta Doğu temsilcisi oldu. Dünyanın sayılı değil tek büyük ve prestijli fotoğraf ajansı "Magnum Photos"a alındı. Alfred Hitchcock, Maria Callas, Indira Gandhi, Pablo Picasso ve Salvador Dali, portreleştirdiği ünlüler arasında. Aşkı hep Istanbul'du ve sokaktakileriyle, seyyarıyla, balıkçısıyla, çocuk ve yaşlılarıyla insan dolu bir kent portresi oluşturdu.

Fotoğraf çekerken tekniğe değil, eğitilmiş ve deneyimli bakış açısına güvendi.

Bugün 85 yaşında İstanbul'da Leica'sıyla fotoğraflarını çekmeye devam ediyor. [KanalKultur]

Ara Güler - Eski Şehir | Old City / 16 aralık 2013 - 15 ocak 2014; Merkur, Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt. No: 12 Daire 2, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 225 37

29 Kasım 2013 Cuma

Ziya Tacir - Rum Yetimhanesi | Prinkipo Orphanage

[© Foto: Ziya Tacir
- Sanatçının  7 - 27 mayıs 2013 tarihleri arasında
Galeri Merkur'de (Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt.
No:12 Daire:2, Nişantaşı - İstanbul;
Tel.: 0212 225 37 37)
"Rum Yetimhanesi | Prinkipo Orphanage"
adıyla açtığı sergiden]

[© Foto: Ziya Tacir
- Sanatçının  7 - 27 mayıs 2013 tarihleri arasında
Galeri Merkur'de (Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt.
No:12 Daire:2, Nişantaşı - İstanbul;
Tel.: 0212 225 37 37)
"Rum Yetimhanesi | Prinkipo Orphanage"
adıyla açtığı sergiden]

[© Foto: Ziya Tacir
- Sanatçının  7 - 27 mayıs 2013 tarihleri arasında
Galeri Merkur'de (Mim Kemal Öke Cad. Erenler Apt.
No:12 Daire:2, Nişantaşı - İstanbul;
Tel.: 0212 225 37 37)
"Rum Yetimhanesi | Prinkipo Orphanage"
adıyla açtığı sergiden]
[KanalKultur] - "Rum Yetimhanesi | Prinkipo Orphanage", 7 - 27 mayıs 2013 tarihleri arasında Galeri Merkur'de fotoğraf sanatçısı Ziya Tacir'in, 2. kişisel sergisinin adı.

Ziya Tacir'in çalışmalarında, mimari açıdan önemli yapıların iç ve dış mekânları, günümüz metropollerinin sunduğu manzaralar, sanayi ve üretim tesislerinin sunduğu görüntüler öncelikli yer alıyor.

Sanatçı, binaların mevcut durumunu fotoğraflarken tarihinden gelen eski dokuları, mimari detayları yansıtmaya özel önem veriyor.

Mekânları yeniden keşfeden Ziya Tacir, yumuşak sepia tonlar ile kontrast tonlu mekânların bir arada başarıyla yorumlanması, sepia tonların içinden üreyen yeni oluşan fosforik renk evreni içine izleyiciyi sürüklüyor.

Sanatçının çalışmaları, büyük ebatlarda, chromogenic renkli baskı ve plexiglasa lamine edilmiş olarak hazırlanıyor.

Ziya Tacir

1968'de İstanbul'da doğdu. 1988'de İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi. 1991'de Saint Mary's College of California (USA) İş İdaresi Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı.

Kişisel Sergileri

2013 Rum Yetimhanesi | Prinkipo Orphanage, Galeri Merkur
2011 Bomonti, Galeri Merkur [KanalKultur]

28 Kasım 2013 Perşembe

Duygu Süzen - Sınır

Duygu Süzen - kağıt üzerine çini mürekkebi,
150 x 210 cm., 2010
 
Duygu Süzen - kağıt üzerine füzen,
kuru pastel, 120 x 150 cm., 2010
[KanalKultur] - İzmirli genç sanatçı Duygu Süzen, İzmirli genç sanatçı. "Sınır", Süzen'in 3 - 31 ocak 2011 tarihleri arasında "Merkur"de açılan kişisel sergisinin adı.
Sanatçı büyük ebatlı kağıt çalışmalarında füzen, kuru pastel, çini mürekkebi ve suluboya kullanıyor.

Ayşegül Sönmez, Duygu Süzen'in eserleri hakkında şunları söylüyor:

"Duygu Süzen'in resimlerine bakarken akla Çin manzaralarını andıran manzaralar gelir. Süzen'in ağırlıklı olarak füzenle ürettiği bu manzaralar, doğanın bir temsilini yansıtmak, ona bakarak edindiği izlenimleri izleyiciyle paylaşmaktan çok, kendi düşlerinin manzarasını göze getirir. Doğu ressamlarının pek sevdiği şehveti, çizgiyi ve köpüğü özetleyen dalgalar Süzen'in resimlerinde yerini bulutlara bırakır. Büyük Çin manzaracılarının izindeki genç sanatçı, büyük romantik ressamlardan da bulutları ödünç alır. Bu iki gelenek arasında gidip gelen melez not defterleridir onun manzaraları... Değişen doğadan çok değişen kişiliğini, ruhun gelgitlerini, kimi zaman füzen kimi zaman mürekkep ve boyayla not ettiği..."

Duygu Süzen -  kağıt üzerine çini mürekkebi,
suluboya, 124 x 180 cm., 2010
Duygu Süzen

1984'de Balıkesir'de doğdu. 2005'te Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. 2006'da Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Anasanat Dalı'nda Yüksek Lisans'ını tamamladı.

Ödül

2005 23. Turgut Pura Vakfı Resim ve Heykel Yarışması, Tibet Kızılcan Mansiyonu, İzmir [KanalKultur]

Duygu Süzen - "Sınır" / 3 - 31 ocak 2011; Galeri Merkur, Şakayık Sok. Aylin Apt. No: 75/5, Teşvikiye Mah. Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 231 69 87

Duygu Süzen -  kağıt üzerine füzen,
kuru pastel, 100 x 150 cm., 2010

13 Ekim 2013 Pazar

Şevket Sönmez - La-Vi-Da Lavida Fake

Şevket Sönmez - 'Fake',
tuval üzerine yağlı boya, 200 x 140 cm.
[KanalKultur] - Ormanda heceleyerek şarkı söylerken karşımıza "fake" bir babaanne olarak çıkan kurt bugün yaşadığımız "hayatın" kendisi...

Şevket Sönmez Bulgaristan'da doğup, Sibirya'da büyüdüğü için, Mayakovski ve Sovyet askerleri gibi Doğu Avrupa kültürüne ait imgelerle haşır neşir olmayı seviyor. Resimlerindeki sanal ve duygusal etkinin altını çizmek için kontrast renkler kullanıyor. İşleri, kişisel durum ve duyumlarla harmanlanmış bir kültürün dışavurumu niteliğini taşıyor. Çeşitli görsel ve zihinsel çelişkileri betimleyerek evrensel bir dil yaratmayı ve güçlü hisler bırakmayı hedefliyor. En son işlerinde ise, değişik ülkelerin ruhuna odaklanan sanatçı, çeşitli kitaplar, dergiler, müzeler ve popüler medyadan esinlendiği imgeleri resmediyor. Böylece bugünün sanat dünyasının paradoksal durumuna işaret ediyor. Paradoksal yaratımdan ilham alan sanatçı, üretime dikkat çekmeyi ya da herhangi bir deseni görünür kılmayı amaçlıyor.

Şevket Sönmez - 'Half hidden',
tuval üzerine yağlı boya, 243 x 151 cm.
Sanatçı, "La-Vi-Da Lavida Fake" ismini verdiği yeni kişisel sergisinde kavramsal çerçeveden kullandığı tekniklere geniş bir yelpazeye yayılan yeni çalışmalarıyla karşımıza çıkıyor.

Kaligrafi, hikayecilik, popüler ve resmi kültür imgeleri arasında dolaşırken, klasik pentür anlayışından duvar estetiğine uzanan dinamik stilini uç bir noktaya taşıyor...

"Lavidafake" Şevket Sönmez'in bu son sergisini imleyen bir "kod"... Buradaki fonetik "tını" oyunu sadece bu çalışmaların oluşturulma ve gösterilme süreci için tasarlanmış olmasına rağmen serginin ana gövdesini taşıyan kavramlara da temas ediyor...

Sergide bütün ağırlığına rağmen felsefi "tin" çocuksu bir yazı-imaj halinde ortaya çıkıyor. Çalışmaların tamamında bu "tin" sanatçının kendi söylemiyle "half hidden" yani yarı saklı...

Alexandre Dumas"ın "Siyah Lale" isimli hikayesinin 20.y.y uyarlamalarını güncel bir fantezi halinde tekrar kurgulayan sanatçı, "sahte" ve "orijinal" arasındaki gerilimli ilişkiye dikkat çekiyor. "Siyah Lale"nin bütün erdemli eylemlerinin sembolü olan lale çiçeği ya bugünün milyonlarla üretilen plastik çiçeklerinden birine dönüşmüş olsaydı? Bir şeyin kendisiyle temsili arasında nitelik zıtlaşması nelere yol açar? "İyi" ve "güzel", "çirkin" ve "kötü" ile temsil edilebilir mi? Orijinal olan "sahte"siz, dünya "ay"sız olabilir mi? Kahramanlar ve kurbanlar arası gizli bir anlaşma mı var? Görüntüler dünyası hangi noktada insanlığın en büyük "teknolojik" buluşu olan "yazı"ya dönüştü? Temsillerin hangi hali "Fake" ona göre "çocuksu gerçekçilik" yaşamı anlamak için anahtar bir yöntem. İnsan öğrenme süreçlerinde kazanım ve kayıplar yaşar, her yeni bilgi daha önce yaşanan durumun sonudur...

* * *

Şevket Sönmez works with aquarelle on paper and usually exhibitis wide dimensional pieces which have the influences of his familiar culture. As the artist was born and grown in Bulgaria and Serbia, he likes to create images which refer to east European Culture such as Mayakovski and Soviet soldiers. He uses contrast colors to remark an emotion or a virtual fact which appears on his paintings. His works are a kind of expressing a culture which mixed with personal position and sensation. Sevket Sonmez is aiming to convey strong feelings and to form a universal language by using different visual and mental contradictions. In his latest works, he focused on the spirit of previous centuries. Thoughts reminded by various books, magazines, museums and popular media; and the traces of his collages are seen in his works (acrylic, watercolor, oil paint). The underlines the paradoxical situation of today’s art world. Inspired by a paradoxical creation by original ideas in this exhibition, the artist’s intention is not drawing attention to ‘producing’ or appearance of any motif or anything.