@kanalkultur - DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri sona erdi. Ödüller, mülksüz ve mülteci hikâyelerine..
28 mayıs 2016’da başlayan DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri, 2 haziran 2016 günü COOP’ta yapılan yapılan kapanış töreniyle sona erdi.
Festival bu sene 7 değişik mekânda 80’i aşkın filme, atölye, panel, söyleşi gibi bir dizi yan etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meksika’dan Pakistan’a kadar dünyanın her yerinden 20’ye yakın konuğun katıldığı 9. Documentarist’te 23 tane yerli belgesel de seyirciyle buluştu.
Yarışma bölümünün bulunmadığı ancak yeni yönetmenleri teşvik etmek üzere verilen ve Hollandalı usta Johan van der Keuken’in adını taşıyan Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Selim Yıldız’ın yönettiği “Hatırlıyorum” adlı filmi kazandı. Füsun Demirel, Gürcan Keltek, Suncem Koçer, Enis Köstepen ve Virginia Cromei’den oluşan jüri, filmi “Zor bir coğrafyada çekim yapmanın riskini alıp kamerasıyla doğru yerde, doğru zamanda olmayı başardığı ve çatışma kadar, çatışmanın arkasındaki gündelik hayata yaklaşımındaki hassasiyetinden ötürü” ödüle değer buldu.
Yeni Yetenek Ödülü jürisi ayrıca Ahmet Murat Öğüt, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Emre Yeksan’ın yönettiği “Hoşçakal Lenin” adlı kısa belgeseli “Davetsiz bir misafirin kıyıya vurmasının başlattığı ideolojik tartışmanın absürt boyutlarını mizahla iç içe kolektif bir çabayla anlattığı için” Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Haziran 2016 Cuma
22 Aralık 2015 Salı
Grigoris Oikonomidis - İstanbul’un Rum Mimarları | Γρηγόρης Οικονομίδης - Ρωμιοί Αρχιτέκτονες της Πόλης
Grigoris Oikonomidis'in yönetmenliğini yaptığı, “İstanbul’un Rum Mimarları” adlı belgeselin ana amacı 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın ortalarına kadar faaliyet gösteren Rum diplomalı mühendislerin ya da “kalfa” dediğimiz ustaların İstanbul’un kentsel gelişimindeki katkılarını vurgulamak.
İstanbul’un Rum mimarlarının faaliyetleri, bugünün Türkiye’sinde diğer cemaatlerin mimarî faaliyetleri kadar tanınmasa da İstanbul’un çehresine imzalarını atmış, kentin Avrupalılaşmasını sağlamıştır.
Hâlâ ayakta kalmayı başaran binaların ön cephelerinde bu mimarların isimlerine rastlamak mümkün ve bunların arasında apartmanlar, malikâneler, dükkânlar, okullar, kiliseler, jimnastik kulüpleri, bankalar ve oteller olmak üzere değişik işlevlerdeki birçok bina sayılabilir.
Belgeselde hangi Rum mimarın eseri olduğu tespit edilen 40’a yakın bina kaydediliyor, kameranın yardımıyla her birinin içi ve dış cepheleri detaylı bir şekilde aktarılıyor.
Yunanistan’dan ve İstanbul’dan seçkin tarihçiler, mimarlar, araştırmacılar ve akademisyenler İstanbul’da ve Prens Adaları’nda faaliyet gösteren onlarca Rum mimarın hayatına ve eserlerine ışık tutuyor, ayrıca eski fotoğraflardan, portrelerden, mimar listelerinden, belgelerden ve çizim planlarından oluşan önemli bir tarihsel arşiv gözler önüne seriliyor..
İstanbul’un Rum mimarlarının faaliyetleri, bugünün Türkiye’sinde diğer cemaatlerin mimarî faaliyetleri kadar tanınmasa da İstanbul’un çehresine imzalarını atmış, kentin Avrupalılaşmasını sağlamıştır.
Hâlâ ayakta kalmayı başaran binaların ön cephelerinde bu mimarların isimlerine rastlamak mümkün ve bunların arasında apartmanlar, malikâneler, dükkânlar, okullar, kiliseler, jimnastik kulüpleri, bankalar ve oteller olmak üzere değişik işlevlerdeki birçok bina sayılabilir.
Belgeselde hangi Rum mimarın eseri olduğu tespit edilen 40’a yakın bina kaydediliyor, kameranın yardımıyla her birinin içi ve dış cepheleri detaylı bir şekilde aktarılıyor.
Yunanistan’dan ve İstanbul’dan seçkin tarihçiler, mimarlar, araştırmacılar ve akademisyenler İstanbul’da ve Prens Adaları’nda faaliyet gösteren onlarca Rum mimarın hayatına ve eserlerine ışık tutuyor, ayrıca eski fotoğraflardan, portrelerden, mimar listelerinden, belgelerden ve çizim planlarından oluşan önemli bir tarihsel arşiv gözler önüne seriliyor..
15 Aralık 2015 Salı
İnsan Hakları Belgeselleri Mersin'de Akdeniz Belgesel Film Günleri'nde
Mersin Akdeniz Belediyesi ile Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden akademisyen ve öğrencilerin işbirliğiyle ilk kez düzenlenen Akdeniz Belgesel Film Günleri, 18 - 20 aralık 2015 tarihleri arasında Mersin’de başlıyor. Etkinliğin insan hakları olarak belirlendi.
Etkinlikte insan hakları ve hukuk mücadelesi verirken, geçtiğimiz günlerde bir suikast sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi de anılıyor.
Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğu etkinlikte filmler Akdeniz Belediyesi Gösterim Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor.
Belgesel Film Günleri’nde seyirciler Türkiye’nin Güneydoğu illerinde yaşanan katliamları, mültecilerin dramını, Gezi Direnişi sırasında yaşanan hak ihlallerini, Güneydoğu’da çocuk olmanın ne anlama geldiğini ve 12 Eylül darbesini yaşayan kadınların tanıklıklarını anlatan filmler izleyebiliyor.
Festival programında yer alan filmler şöyle:
O İklimde Kalırdı Acılar - Yönetmen: Zeynel Koç, Cenk Örtülü
Bir belge fotoğrafçısı olan Selim’in yaşadıkları üzerinden Güneydoğu’daki faili meçhullerin yakınlarının adalet arama mücadelesi...
Etkinlikte insan hakları ve hukuk mücadelesi verirken, geçtiğimiz günlerde bir suikast sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi de anılıyor.
Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğu etkinlikte filmler Akdeniz Belediyesi Gösterim Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor.
Belgesel Film Günleri’nde seyirciler Türkiye’nin Güneydoğu illerinde yaşanan katliamları, mültecilerin dramını, Gezi Direnişi sırasında yaşanan hak ihlallerini, Güneydoğu’da çocuk olmanın ne anlama geldiğini ve 12 Eylül darbesini yaşayan kadınların tanıklıklarını anlatan filmler izleyebiliyor.
Festival programında yer alan filmler şöyle:
O İklimde Kalırdı Acılar - Yönetmen: Zeynel Koç, Cenk Örtülü
Bir belge fotoğrafçısı olan Selim’in yaşadıkları üzerinden Güneydoğu’daki faili meçhullerin yakınlarının adalet arama mücadelesi...
5 Aralık 2015 Cumartesi
Mülteciler, Tanıklıklar... Hangi İnsan Hakları?
"Evden taşınmanın nasıl bir çile olduğunu hepimiz biliriz. Hele bu taşınmaya hazırlıksız yakalanmışsak... Bir süreliğine de olsa gündelik düzenimizden olmak, eşyaları toparlamak, sokağımızdan, komşularınızdan kopmak, aşina olduğumuz bakkala veda etmek bile zor gelir.
Bir de sadece evinizi veya yaşadığınız şehri değil, bir anda yurdunuzu –üstelik rızanız dışında- terk ettiğinizi düşünün. Varınızı yoğunuzu geride bıraktığınızı, ana dilinize, dostlarınıza, akrabalarınıza, alışık olduğunuz yemeklere, çocukluk anılarınıza, kısacası o ana kadar sizi siz yapan hemen her şeye veda etmek zorunda kaldığınızı, belki yıllarca belki de hiçbir zaman dönmemek üzere yola çıktığınızı tahayyül edin. Dahası bu yolculuğun tehlikelerle dolu olduğunu, yol boyunca kimi zaman hayatınızı riske edeceğinizi, geleceğe dair en ufak bir güvenceden yoksun olarak hayata devam etmek zorunda kalacağınızı...
Mültecilik işte böyle bir insanlık hali. Ve ne yazık ki istisnai değil, şu anda dünyamızda milyonlarca insanın içinde yaşadığı bir durum." [Necati Sönmez]
7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 5-9 aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da, ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’de!
Documentarist’in düzenlediği Hangi İnsan Hakları? Film Festivali 5-9 aralık 2015'te 7. yılını kutluyor.
Ana temasını mültecilere ayıran festival, İstanbul’un ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’ye de uğruyor.
Günümüzün en yakıcı sorunlarından biri olan ‘mültecilik’ olgusunu 2015 teması olarak belirleyen festivalin programında Direniş Öyküleri, Kadın Hakları, İklim İçin, Yüzleşme, Hayvan Hakları gibi başlıklar altında 40’tan fazla belgesel sunuluyor.
Bir de sadece evinizi veya yaşadığınız şehri değil, bir anda yurdunuzu –üstelik rızanız dışında- terk ettiğinizi düşünün. Varınızı yoğunuzu geride bıraktığınızı, ana dilinize, dostlarınıza, akrabalarınıza, alışık olduğunuz yemeklere, çocukluk anılarınıza, kısacası o ana kadar sizi siz yapan hemen her şeye veda etmek zorunda kaldığınızı, belki yıllarca belki de hiçbir zaman dönmemek üzere yola çıktığınızı tahayyül edin. Dahası bu yolculuğun tehlikelerle dolu olduğunu, yol boyunca kimi zaman hayatınızı riske edeceğinizi, geleceğe dair en ufak bir güvenceden yoksun olarak hayata devam etmek zorunda kalacağınızı...
Mültecilik işte böyle bir insanlık hali. Ve ne yazık ki istisnai değil, şu anda dünyamızda milyonlarca insanın içinde yaşadığı bir durum." [Necati Sönmez]
7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 5-9 aralık 2015 tarihlerinde İstanbul’da, ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’de!
Documentarist’in düzenlediği Hangi İnsan Hakları? Film Festivali 5-9 aralık 2015'te 7. yılını kutluyor.
Ana temasını mültecilere ayıran festival, İstanbul’un ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’ye de uğruyor.
Günümüzün en yakıcı sorunlarından biri olan ‘mültecilik’ olgusunu 2015 teması olarak belirleyen festivalin programında Direniş Öyküleri, Kadın Hakları, İklim İçin, Yüzleşme, Hayvan Hakları gibi başlıklar altında 40’tan fazla belgesel sunuluyor.
9 Temmuz 2015 Perşembe
Abdallığın Binasını Sorarsan
Video alıntı kaynağı: Emine Sonnur Özcan
Belgesel, Anadolu'nun dört bir köşesine yayılmış halde bulunan ve asırlardır davullarıyla, zurnalarıyla, sazlarıyla, kemanlarıyla; düğünlerde ve eğlencelerde halkı şenlendiren ama ne yazık ki bugün "ekmek" derdi için enstrümanlarını ve sanatlarını bırakıp bambaşka işlerle uğraşmak zorunda kalan Abdalları anlatıyor...
Tabii Abdallarla birlikte tıpkı onlar gibi can çekişen asırlık bir kültürel miras binasının nasıl yıkılmaya yüz tuttuğunu da...
Candan Murat Özcan
1966'da, Elmadağ'da (Ankara) doğdu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü'nden mezun oldu. 1988-1995 yılları arasında Günaydın, Hürriyet, Sabah gibi çeşitli ulusal gazete ve dergilerde foto muhabirliği yaptı. 1995-2009 arasında bağımsız bir prodüksiyon ajansında belgesel film kameramanı ve görüntü yönetmeniydi. Halen fotoğrafçı ve görüntü yönetmeni olarak serbest çalışıyor.
22 Haziran 2015 Pazartesi
Dansın Arzusu | The Need to Dance
Zamanın en çok yönlü ve başarılı dans sanatçılarından biri olan Flaman-Faslı koreograf Sidi Larbi Cherkaoui’nin bir portresi. Belgesel onun tüm Avrupa’da seyahat edişini izliyor; geniş farklılıklara sahip çeşitli dans stillerini yaratışını ve icra edişini izlerken o da bir iç monolog halinde konuşarak bu bastırılamaz dans etme isteğinin altında yatanları anlatıyor.
Faslı Müslüman bir baba ile Roman-Katolik Flaman bir annenin oğlu olarak bir sanatçı olacağı hiç de belli değildir. Sidi Larbi Cherkaoui küçüklüğünde Madonna ve Michael Jackson’un kliplerindeki koreografileri taklit ederken dansın ona kendini ifade etme sorunları ile baş etme fırsatını verdiğini keşfeder. Böylece sanatla dolu bir yaşamı koşulsuz biçimde seçmiş olur. Bu ona mutluluk verir ama baskın bir insan olan babası ile sonsuza dek kopmasına neden olur. Yine de iki kültürde büyümek, yarattığı dansın zengin kaynağı olmaya devam eder.
* * *
The portrait of the Flemish-Moroccan choreographer Sidi Larbi Cherkaoui, one of the most versatile and successful dance artist of our times. The documentary follows him as he travels all over Europe, observes him creating and performing widely different styles of dance, he talks in an interior monologue about what lies behind his irrepressible urge to dance.
10 Haziran 2015 Çarşamba
Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri'nde Endüstriyel Beslenme Kültürü de Günlük Rızkımız'la (Our Daily Bread) Programda
Yaratıcı belgesellerin festivali Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri, 13-18 haziran 2015 tarihlerinde. Stefan Jarl toplu gösterisi, Müzik ve Dans filmleri, Nikolaus Geyrhalter belgeselleri, 100 Yıllık Sessizlik ve geniş bir Türkiye Panorama, festival programının öne çıkan bölümleri arasında.
2015'in en önemli belgesellerini Türkiye’deki sinemaseverlerin ayağına getiren Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri'nin, 2015 programında, dünyanın gündemini işgal eden yakıcı sorunların yanısıra eğlenceli konulara dair belgesellere de geniş alan ayrılıyor.
Programda Müzik ve Dans Belgeselleri başlığı altında, dünyanın her köşesinden müzikle sinemanın buluştuğu hikâyeler toplanıyor. Bu bölümde Arjantin’den kamera karşısında umarsızca dans eden sıradan insanların belgeseli “Aramızdaki Yıldızlar”dan (Living Stars) Concertgebouw Orkestrası’nun dünya turunu konu alan “50 Konserde Devr-i Alem”e (Around the World in 50 Concerts) kadar on adet önemli film yer alıyor. Ünlü Alman yönetmen Dorris Dörrie’nin Meksika’daki kadın mariachi’leri konu alan filmi “Şu Sevimli Boktan Hayat” da (This Lovely Shitty Life) aynı seçki içinde. 100 Yıllık Sessizlik bölümünde yer alan ve System of A Down’ın konser turunu izleyen bir başka müzik belgeseli “Haykıranlar” (Screamers) ise yapıldıktan 10 yıl sonra ilk kez Türkiye’de...
6 Haziran 2015 Cumartesi
Su Bedevileri | Water Bodouins
Irak Basra körfezinde, Dicle ve Fırat Nehirlerinin döküldüğü noktada bulunan bataklıkta yaşayan Su Bedevilerinin yaşadığı su sorunlarına ve Türkiye de 10 yıllık geçmişi olan Hasankeyf’in karşı karşıya kaldığı tehlikeye değiniyor.
Ömer Güneş
1988 yılında Diyarbakır’da doğdu. 2012 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nden mezun oldu. Lisans eğitimi süresince bir çok kısa film ve belgeselde görev alarak projeler gerçekleştirdi. Eğitim dönemi boyunca Kampus TV’de çalıştı. Erciyes Film Atölyesi’nde Yönetmen , Görüntü Yönetmeni, Kameraman olarak bir çok Belgesel, Kurmaca, Tanıtım ve Reklam Filminde görev aldı. Belgesel yönetmenliği yanı sıra gazetecilik görevine devam ediyor.
3 Haziran 2015 Çarşamba
Belgesel ve Kent Mücadelesi - Karşı Propaganda
It's Open Academy ve Documentarist işbirliğiyle düzenlenen Belgesel Forumları'nın "Belgesel ve Kent Mücadelesi" konulu oturumunun 4 haziran 2015 günlü konuğu (saat 18, It's Open, İTÜ Taşkışla Kampüsü - İstanbul) İmre Azem.
Belgesel sinema ve video üretiminin bir direniş biçimi olarak araçsallaşması: Gerçeklik kavramı, etik kaygılar ve kırmızı çizgiler... “Ekümenopolis” ve “Agorafobi”nin ardından aynı tema üzerine çektiği yeni filminin hazırlıklarını sürdüren İmre Azem, kent mücadelesi bağlamında belgesellerin işlevini anlatırken konusuna yaklaşırken hissettiği bu kaygılar ve kırmızı çizgilerden de bahsediyor.
Belgesel sinema ve video üretiminin bir direniş biçimi olarak araçsallaşması: Gerçeklik kavramı, etik kaygılar ve kırmızı çizgiler... “Ekümenopolis” ve “Agorafobi”nin ardından aynı tema üzerine çektiği yeni filminin hazırlıklarını sürdüren İmre Azem, kent mücadelesi bağlamında belgesellerin işlevini anlatırken konusuna yaklaşırken hissettiği bu kaygılar ve kırmızı çizgilerden de bahsediyor.
17 Mayıs 2015 Pazar
Güçlü Belgesellerin Bağımsız Festivali Documentarist’ten 8. Belgesel Şenliği ve Balkan Belgeselleri
Hayatın her alanından güçlü öyküleri bir araya getiren Documentarist İstanbul Belgesel Günleri, 13-18 haziran 2015 tarihleri arasında 8’inci yılını kutluyor. 2015 yılının onur konuğu, Ingmar Bergman’ın “İdealleri ve inançları uğruna inatla savaşan son büyük samuraylardan biri” diye nitelendirdiği İsveçli belgesel ustası Stefan Jarl.
Festivalde, bir başka usta Nikolaus Geyrhalter’in ilk gösterimi 2015'te Berlinale’de yapılan “Over the Years” (Über Die Jahre) adlı son filmi dahil üç yapıtıyla birlikte son dönemde öne çıkan Avusturya belgesellerine de özel bölüm ayrılıyor.
Göçmen trajedilerinden Çernobil’e, tüketim furyasından doğanın tahribatına kadar pek çok hayati meseleye değinen filmlerin yanısıra, programda bu sene yürek ısıtan öykülere de geniş bir yer ayrıldı. ‘Müzik ve Dans Belgeselleri’ bölümünde, bu alanda yapılmış en güzel filmlerden oluşan bir seçki izleniyor.
Dünyanın her köşesinden yüze yakın film sunmaya hazırlanan Documentarist 8. İstanbul Belgesel Günleri, 2015'te ‘sansür ve belgesel’ konusunu da masaya yatırıyor. Danimarka Ulusal Sinema Okulu’nun belgesel bölümünün konuk edildiği festivalde, ayrıca Kosova’da gerçekleşen Balkanların en büyük belgesel festivallerinden Dokufest’le ortaklaşa bir ‘Balkan Belgeselleri’ bölümü düzenleniyor.
30 Nisan 2015 Perşembe
İşimiz Gücümüz Yaşamak: İş Cinayetleri, İşçi Filmleri Festivali'nde
İşçi Filmleri Festivali, iş cinayetlerini görüyor, gösteriyor!
10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1 - 10 mayıs 2015 tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor!
İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı festivalde bu yıl “İşimiz Gücümüz Yaşamak” teması ile toplam 75 film gösteriliyor.
2 mayıs 2015 cumartesi, saat 19.00’da Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’ndeki açılış gecesini Funda Eryiğit sunuyor. Gezi direnişinde milyonların müziği ile tanıştığı Hakan Vreskala’nın ezgilerinin eşlik edeceği gecede bir set işçisine plaket veriliyor. Sinemacıların sansür mücadelesini anlatan “Yollara Düştük” belgeseli festivalin açılış filmi ve sansüre direnen sinemacılar sahneye davet ediliyor.
10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 4 şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa çıkıyor ve gösterimler her yıl ki gibi ücretsiz...
Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve Türkiye'de işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival, DİSK / Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-iş, DİSK / Birleşik Metal-iş, DİSK/Basın-iş, Türk-iş / Petrol-İş ,Türk-iş / Tek Gıda-iş, Türk-iş / Kristal-iş, KESK / SES , TTB, Halkevleri , Sendika.Org ve ÇapulTV tarafından düzenleniyor.
10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 1 - 10 mayıs 2015 tarihleri arasında izleyicilerle buluşuyor!
İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da eş zamanlı festivalde bu yıl “İşimiz Gücümüz Yaşamak” teması ile toplam 75 film gösteriliyor.
2 mayıs 2015 cumartesi, saat 19.00’da Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’ndeki açılış gecesini Funda Eryiğit sunuyor. Gezi direnişinde milyonların müziği ile tanıştığı Hakan Vreskala’nın ezgilerinin eşlik edeceği gecede bir set işçisine plaket veriliyor. Sinemacıların sansür mücadelesini anlatan “Yollara Düştük” belgeseli festivalin açılış filmi ve sansüre direnen sinemacılar sahneye davet ediliyor.
10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali, 4 şehirdeki gösterimlerden bir süre sonra birçok kenti kapsayan uzun bir yolculuğa çıkıyor ve gösterimler her yıl ki gibi ücretsiz...
Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından emekçilerin yaşamlarını ve mücadele deneyimlerini izleyicilerle buluşturmayı ve Türkiye'de işçi filmi üretimini özendirmeyi amaçlayan festival, DİSK / Sine-Sen, DİSK / DEV SAGLIK-iş, DİSK / Birleşik Metal-iş, DİSK/Basın-iş, Türk-iş / Petrol-İş ,Türk-iş / Tek Gıda-iş, Türk-iş / Kristal-iş, KESK / SES , TTB, Halkevleri , Sendika.Org ve ÇapulTV tarafından düzenleniyor.
8 Nisan 2015 Çarşamba
Yapımda Yapımcının Yaptığı - Belgeselde Yapımcının Rolü
Belgeselde 'yapımcı'nın rolü nedir? Daha doğrusu ne olmalıdır? Özellikle bazı filmler neden yapımcı ile yapılmak zorundadır? Yönetmenin yapımcısız yapamayacağı durumlar nelerdir? Türkiye'de belgesel sektörünün yükü genellikle yönetmenlerin sırtına yüklendiği ve bu alanda sağlıklı bir 'yapımcılık' mekanizması işlemediği için çoğu belgesel yapımcı olmadan gerçekleştirilmek zorunda kalıyor. Ne yazık ki, ülkemizde yapımcılık kurumu belgesel sektörüne henüz uğramış değil, bunun bedelini ise yönetmenler ve projeler ödüyor.
Güliz Sağlam, İlker Berke'nin yapımcılığında gerçekleştirdiği, Documentarist'te FIPRESCI Ödülü alan, SİYAD tarafından da Yılın En İyi Belgeseli seçilen son filmi "Tepecik Hayal Okulu"nun 10 yıla yayılan yapım sürecinden yola çıkarak, 8 Nisan 2015, Çarşamba günü 18'de "Its Open / İTÜ Taşkışla Kampüsü"nde yapımcıyla çalışmanın gerekliliğini ve önemini anlatıyor.
Güliz Sağlam, İlker Berke'nin yapımcılığında gerçekleştirdiği, Documentarist'te FIPRESCI Ödülü alan, SİYAD tarafından da Yılın En İyi Belgeseli seçilen son filmi "Tepecik Hayal Okulu"nun 10 yıla yayılan yapım sürecinden yola çıkarak, 8 Nisan 2015, Çarşamba günü 18'de "Its Open / İTÜ Taşkışla Kampüsü"nde yapımcıyla çalışmanın gerekliliğini ve önemini anlatıyor.
12 Haziran 2014 Perşembe
Asfur - Göç yolunda ve göç ettikten sonra yaşadığımız coğrafyada...
"Bir kuş göründü pencereden
"Nunu" dedi.
"Sakla beni yanında"
"Ne olursun sakla"
Dedim nerden geliyorsun
Dedi komşuların evlerinden.
Dedim bu korkun nedendir
Dedi bozuk bir kafestendir.
...
Yürüyeceğim dedi ama gücüm yok yürümeye
Korkma!
Bak, gör doğacak güneş!"
[Marcel Khalife]
Adını Marcel Khalife'nin şiirinden alan Asfur, Suriye'den Hatay'a, İstanbul'a, İzmir'e... göç etmek zorunda kalan Kürt, Bedevi, Ermeni, Ezidi halkların karşı karşıya kaldıkları yaşamı görünür kılıyor.
Asfur - Yapım, Yönetim, Kurgu: Eylem Şen; Kamera Eylem Şen, Ferhat Sayım, İzmir, 19'38'', Renkli, Türkçe, 2014
3 Haziran 2014 Salı
Belgeselcilerin Gözüyle Suriye - Hayat, Aşk, Ölüm ve Bazen Devrim Üzerine Gerçek Hikayeler
[KanalKultur] - 7 – 12 haziran 2014 tarihleri arasındaki Documentarist 7. İstanbul Belgesel Günleri'nin bu yıl konuk ülkesi Suriye. Hamiş Suriye Kültür Evi ortaklığıyla hazırlanan "Mercek Altında Suriye" bölümünde, altı filmle ülke gerçeği belgeselci gözüyle masaya yatırılıyor, Suriyeli sinemacıların katılımıyla bir de panel düzenleniyor.
Belgeselci Lilibeth Rasmussen, Suriyeli sinemacı Nidal Hassan'la ortak bir film yapmak üzere 16 mart 2011'de Şam'a ayak bastığında Suriye'de ayaklanmanın bir gün önce başlamış olacağı akıllarının ucundan bile geçmedi. Nidal'in ve arkadaşlarının hayatı gibi, ortak film projeleri de kökten değişti. Farklı kültürlerden gelen bu iki yönetmen, o günü izleyecek zorlu aylar boyunca, devrim günlerinde geçen aşk, yaşam ve ölüm öykülerini "Hayat, Aşk, Ölüm ve Bazen Devrim Üzerine Gerçek Hikayeler" (2012) adlı filmlerinde anlatmaya çalıştılar.
Suriye'nin faal kadın belgeselcilerinden Soudade Kaadan ise, ayaklanma öncesindeki toplumsal ruh halini yansıtan 2008 tarihli filmi "İki Şehir Bir Hapishane"de ülkenin kırsal kesiminde ve bir çocuk cezaevinde gösteri yapan bir 'forum tiyatro' kumpanyasının peşine takılıyor. Tiyatro ekibi interaktif oyunları ile geleneksel toplumsal rolleri sorgulamaya ve rol modelleri üzerinde yeniden düşünmeye çalışıyor.
Documentarist 7. İstanbul Belgesel Günleri kapsamında, Hamiş Suriye Kültür Evi'nin işbirliğiyle hazırladığı Mercek Altında: Suriye bölümünde yer alan Ziad Kalthoum'un "Ölümsüz Asker" (2013), Abou Naddara Kollektifi'nin anonim olarak gerçekleştirdiği "Suriye: Yazılmakta Olan Tarihten Enstantaneler" (2013) ve Reem Ali'nin "Zabad" (2008) filmleri İstanbullu belgeselseverlerle buluşuyor. Günümüz Suriye'sinin portresini çizin bu filmlerin yanısıra, 2011'de kaybettiğimiz ülkenin en önemli belgeselcisi Omar Amiralay'ın klasik filmi "Baas Ülkesinde Bir Tufan" (2005) da programda.
Festival kapsamında 8 haziran 2014 pazar günü "Geçiş Döneminde Suriye Sineması" başlıklı bir de panel düzenleniyor. Sanatçı Omar Berakdar'ın yöneteceği panele Suriyeli yönetmenler Ziad Kalthoum, Nidal Hasan ve Khaled Abdulwahed katılıyor.
Documentarist 7. İstanbul Belgesel Günler, 7-12 haziran'da Fransız Kültür Merkezi, SALT Beyoğlu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı, Hollanda Konsolosluğu Bahçesi ve Romen Kültür Merkezi'nde gerçekleşiyor. [KanalKultur]
Belgeselci Lilibeth Rasmussen, Suriyeli sinemacı Nidal Hassan'la ortak bir film yapmak üzere 16 mart 2011'de Şam'a ayak bastığında Suriye'de ayaklanmanın bir gün önce başlamış olacağı akıllarının ucundan bile geçmedi. Nidal'in ve arkadaşlarının hayatı gibi, ortak film projeleri de kökten değişti. Farklı kültürlerden gelen bu iki yönetmen, o günü izleyecek zorlu aylar boyunca, devrim günlerinde geçen aşk, yaşam ve ölüm öykülerini "Hayat, Aşk, Ölüm ve Bazen Devrim Üzerine Gerçek Hikayeler" (2012) adlı filmlerinde anlatmaya çalıştılar.
Suriye'nin faal kadın belgeselcilerinden Soudade Kaadan ise, ayaklanma öncesindeki toplumsal ruh halini yansıtan 2008 tarihli filmi "İki Şehir Bir Hapishane"de ülkenin kırsal kesiminde ve bir çocuk cezaevinde gösteri yapan bir 'forum tiyatro' kumpanyasının peşine takılıyor. Tiyatro ekibi interaktif oyunları ile geleneksel toplumsal rolleri sorgulamaya ve rol modelleri üzerinde yeniden düşünmeye çalışıyor.
Documentarist 7. İstanbul Belgesel Günleri kapsamında, Hamiş Suriye Kültür Evi'nin işbirliğiyle hazırladığı Mercek Altında: Suriye bölümünde yer alan Ziad Kalthoum'un "Ölümsüz Asker" (2013), Abou Naddara Kollektifi'nin anonim olarak gerçekleştirdiği "Suriye: Yazılmakta Olan Tarihten Enstantaneler" (2013) ve Reem Ali'nin "Zabad" (2008) filmleri İstanbullu belgeselseverlerle buluşuyor. Günümüz Suriye'sinin portresini çizin bu filmlerin yanısıra, 2011'de kaybettiğimiz ülkenin en önemli belgeselcisi Omar Amiralay'ın klasik filmi "Baas Ülkesinde Bir Tufan" (2005) da programda.
Festival kapsamında 8 haziran 2014 pazar günü "Geçiş Döneminde Suriye Sineması" başlıklı bir de panel düzenleniyor. Sanatçı Omar Berakdar'ın yöneteceği panele Suriyeli yönetmenler Ziad Kalthoum, Nidal Hasan ve Khaled Abdulwahed katılıyor.
Documentarist 7. İstanbul Belgesel Günler, 7-12 haziran'da Fransız Kültür Merkezi, SALT Beyoğlu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı, Hollanda Konsolosluğu Bahçesi ve Romen Kültür Merkezi'nde gerçekleşiyor. [KanalKultur]
4 Mayıs 2014 Pazar
Külkedisi Değiliz!
43. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Belgesel" seçilen ve 9. Seul Kadın Filmleri Festivali'nde "Birincilik Ödülü" kazanan "Gündelikçi"nin bir tür devam filmi: "Külkedisi Değiliz!"...
Documentarist İstanbul Belgesel Günleri Festivali'nin koordinatörlerinden Emel Çelebi'nin yönettiği 2006 yapımı 'Gündelikçi', ekmeğini başkalarının kirini temizleyerek kazanan kadınların öyküsünü anlatıyordu. "Külkedisi Değiliz!" ise, yıllarca hiçbir sosyal güvencesi olmayan bir işte çalışan, iş kazası geçiren, sakat kalan, cam silerken düşüp hayatını kaybeden ev işçilerinin sendikalaşma mücadelesine tanıklık ediyor. Filmde, görünmez bir iş yaptıkları için kendileri de "görünmez" olan kadınların, emeklerini görünür kılmak, ev işinin İş Yasası kapsamına alınması ve hükümetin ev işçilerine insanca çalışma koşulları tanıması için verdikleri mücadele yansıtılıyor.
"Külkedisi Değiliz!" belgeseli "Çalışıyoruz, iş kazası geçiriyoruz, ama hiçbir güvencemiz yok", diyerek on yılardır hak arama mücadelesini kararlı bir şekilde sürdüren ve bunun sonucunda kazanımlarını yeni yeni elde etmeye başlayan; belediye otobüslerinde, meydanlarda, pazar yerlerinde, Ankara'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kapısında ellerinde dövizleriyle "Masal bitti! Külkedisi değil, ev işçisiyiz! Haklarımızı istiyoruz!" diye haykıran kadınların öyküsünü anlatıyor...
23 Nisan 2014 Çarşamba
Nefret suçları üzerine kapsamlı bir belgesel... Nefret Belgeseli
"Nefret Belgeseli" (2014), Türkiye'de nefret suçları üzerine kapsamlı bir belgesel.
Yönetmeliğini Esra Açıkgöz ve Hakan Alp; görüntü yönetmenliğini Murat Mehmet Aydın ve Kenan Özer üstlendi.
Kurgusu Doruk Engin ile Kenan Özer tarafından oluşturuldu.
Müziğini Gökhan Tanacı yaptı...
31 Mart 2014 Pazartesi
Karain Belgeseli
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden olan Antalya Karain Mağarası'ndaki tarihöncesi buluntularıyla ilgili bir belgesel hazırladı.
Belgesel, "Türkiye'nin İlk Sakinleri" serginin açıldığı 2009 - 2010 tarihleri arasında Türkiye ve Fransa'daki kentlerin yanı sıra Paris İnsanlık Müzesi'nde izleyiciyle buluştu.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından çekilen Dr. Cenk Demirkıran'ın yönettiği "Karain" isimli belgesel film 25 dakika. 2001'de başlayıp 2005'te kurgusu tamamlanan, 2008'de de altyazıları hazırlanan Karain belgesel filminin çekimleri Ankara, Antalya ve Paris'te gerçekleştirildi.
Anadolu'nun, yaşam açısından 350 bin yaşında olduğu tahmin edilen mağarası, Karain ismini taşıyan belgeselin Genel Koordinatörü Prof. Dr. Suat Gezgin. Ankara Üniversitesi ve Paris İnsan Paleontolojisi Enstitüsü tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen proje ile Karain Kazısı ve Mağarası hakkında bir film yapmayı amaçlayan Prof. Dr. Gezgin bu filmin çekilmesi için Dr. Cenk Demirkıran ve Güçlü Gülan'ı seçmiş.
Belgesel, "Türkiye'nin İlk Sakinleri" serginin açıldığı 2009 - 2010 tarihleri arasında Türkiye ve Fransa'daki kentlerin yanı sıra Paris İnsanlık Müzesi'nde izleyiciyle buluştu.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından çekilen Dr. Cenk Demirkıran'ın yönettiği "Karain" isimli belgesel film 25 dakika. 2001'de başlayıp 2005'te kurgusu tamamlanan, 2008'de de altyazıları hazırlanan Karain belgesel filminin çekimleri Ankara, Antalya ve Paris'te gerçekleştirildi.
Anadolu'nun, yaşam açısından 350 bin yaşında olduğu tahmin edilen mağarası, Karain ismini taşıyan belgeselin Genel Koordinatörü Prof. Dr. Suat Gezgin. Ankara Üniversitesi ve Paris İnsan Paleontolojisi Enstitüsü tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen proje ile Karain Kazısı ve Mağarası hakkında bir film yapmayı amaçlayan Prof. Dr. Gezgin bu filmin çekilmesi için Dr. Cenk Demirkıran ve Güçlü Gülan'ı seçmiş.
22 Mart 2014 Cumartesi
Misafir | The Guest | Mêvan | Orho ܐܪܚܐ
1920'lı yıllarda üç çocuğu ile birlikte Suriye'ye gitmek zorunda kalan Süryani bir anne küçük oğlu Bahe'yi manastıra bırakmak zorunda kalır. Manastırda rahibeler ve rahipler tarafından büyütülen Bahe yıllarca manastırın bahçıvanlık, çobanlık ve temizlik işlerini yapar. Geçen yıllar boyunca sürekli annesini anan ve annesinin gelmesini bekleyen Bahe, sadece özel günlerde manastırdan çıkar. Geçen 75 yıl boyunca manastırda birkaç nesil metropolit, rahip, rahibe ve hizmetçi geçer ama Bahe hep orada kalır. Son zamanlarda yürümekte bile zorlanan Bahe artık çok dar bir alanda dolaşabilmekte ve zihninde iyice silikleşen annesini beklemeyi sürdürmektedir. Bahe artık manastırın sarı duvar ve koridorlarıyla bütünleşmiş, manastırın mutlaka ziyaret edilmesi gereken manevi bir sembolüdür. Manastırın yeni nesil hizmetlileri onun yıllarca manastıra verdiği emeklerin kadrini iyi bilmekte ve ona sevgi ile bakmaktadır. Çünkü Bahe, Deyrulzafaran'ın 75 yıllık misafiridir...
Haydar Demirtaş
1984'te Mardin, Ömerli'de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise dönemini Mardin de tamamladı. Dört yıl atletizm birinci liginde koştu. İlk sinema eğitimini Mardin Gençlik ve Kültür Evi'nin açmış olduğu sinema atölyesinde BBC'den aldı. Altı yıl Habitat ve Gündem 21 ile gönüllü çalıştı.
2005-2006 İstanbul Kültür Üniversitesi Kent Film Evleri Atölyesi'ne katıldı.
Sanat ve Tasarım Fakültesi, İletişim Tasarımı Bölümü'nü % 100 burslu okumaya hak kazandı. 2010 yılında İletişim Tasarımı Bölümü'nden mezun oldu. Halen sinema çalışmalarına Mardin'de devam ediyor...
Filmleri
2007 - Gezici Nalbant (Belgesel)
2010 - Babam Tarih Yapıyor (Belgesel)
2013 - Misafir (Belgesel)
Misafir | The Guest | Mêvan | Orho ܐܪܚܐ - Yönetmen: Haydar Demirtaş; Senaryo: Haydar Demirtaş; Görüntü Yönetmeni: Pınar Demiral; Kurgu: Yusuf Kurt; Müzik: Bahram Deyjour, Mehdi Gholami, Serdar Yüce; Yapımcı: Yusuf Kurt, Haydar Demirtaş; 2013, Türkiye, 30', Renkli
Haydar Demirtaş
1984'te Mardin, Ömerli'de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise dönemini Mardin de tamamladı. Dört yıl atletizm birinci liginde koştu. İlk sinema eğitimini Mardin Gençlik ve Kültür Evi'nin açmış olduğu sinema atölyesinde BBC'den aldı. Altı yıl Habitat ve Gündem 21 ile gönüllü çalıştı.
2005-2006 İstanbul Kültür Üniversitesi Kent Film Evleri Atölyesi'ne katıldı.
Sanat ve Tasarım Fakültesi, İletişim Tasarımı Bölümü'nü % 100 burslu okumaya hak kazandı. 2010 yılında İletişim Tasarımı Bölümü'nden mezun oldu. Halen sinema çalışmalarına Mardin'de devam ediyor...
Filmleri
2007 - Gezici Nalbant (Belgesel)
2010 - Babam Tarih Yapıyor (Belgesel)
2013 - Misafir (Belgesel)
Misafir | The Guest | Mêvan | Orho ܐܪܚܐ - Yönetmen: Haydar Demirtaş; Senaryo: Haydar Demirtaş; Görüntü Yönetmeni: Pınar Demiral; Kurgu: Yusuf Kurt; Müzik: Bahram Deyjour, Mehdi Gholami, Serdar Yüce; Yapımcı: Yusuf Kurt, Haydar Demirtaş; 2013, Türkiye, 30', Renkli
19 Mart 2014 Çarşamba
Meğer | Pure State of the Soul
Yusuf İres, Müslüman olarak yaşayan Dersimli bir Ermenidir. 71 yaşında vaftiz olmaya karar verir. Eşi Emine İres (72), bu durumu bir türlü kabullenemez fakat geçmişle hesaplaşmaktan da kendini alıkoyamaz.
Gösterildiği Festivaller
15. Eskişehir Uluslararası Film Festivali
Documentarist - 6. İstanbul Belgesel Günleri (Türkiye Panoraması)
20. Altın Koza Film Festivali
Ödül
20. Altın Koza Film Festivali, öğrenci filmleri yarışması / ''En İyi Belgesel''
Uğur Egemen İres
11 Mayıs 1988 İstanbul doğumlu, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü mezunu. Çeşitli kısa film projeleri gerçekleştirdi. 2010'da "Tayland ve Myanmar Günlükleri" adlı fotoğraf projesiyle Türkiye çapında birçok üniversite ve sanat kurumlarında fotoğraf gösterimi yaptı. 2011'de çektiği "Su Çatlağını Buldu" filmi, yurt içinde ve yurt dışında çeşitli festivallerde gösterildi.
Meğer | Pure State of the Soul - Yönetmen: Uğur Egemen İres; Senarist: Uğur Egemen İres; Görüntü Yönetmeni: Şükrü Özçelik; Yapımcı: Uğur Egemen İres; Yönetmen Yardımcısı: Resul Karaca; Kurgu:Uğur Egemen İres; Ses Kurgusu: Eren Devletli; Müzik: Mikail Aslan; Grafik Tasarım: Asya Fatma Bağcı; Oyuncular: Emine İres,Yusuf İres; Türkiye, 2013, 19'
Gösterildiği Festivaller
15. Eskişehir Uluslararası Film Festivali
Documentarist - 6. İstanbul Belgesel Günleri (Türkiye Panoraması)
20. Altın Koza Film Festivali
Ödül
20. Altın Koza Film Festivali, öğrenci filmleri yarışması / ''En İyi Belgesel''
Uğur Egemen İres
11 Mayıs 1988 İstanbul doğumlu, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü mezunu. Çeşitli kısa film projeleri gerçekleştirdi. 2010'da "Tayland ve Myanmar Günlükleri" adlı fotoğraf projesiyle Türkiye çapında birçok üniversite ve sanat kurumlarında fotoğraf gösterimi yaptı. 2011'de çektiği "Su Çatlağını Buldu" filmi, yurt içinde ve yurt dışında çeşitli festivallerde gösterildi.
Meğer | Pure State of the Soul - Yönetmen: Uğur Egemen İres; Senarist: Uğur Egemen İres; Görüntü Yönetmeni: Şükrü Özçelik; Yapımcı: Uğur Egemen İres; Yönetmen Yardımcısı: Resul Karaca; Kurgu:Uğur Egemen İres; Ses Kurgusu: Eren Devletli; Müzik: Mikail Aslan; Grafik Tasarım: Asya Fatma Bağcı; Oyuncular: Emine İres,Yusuf İres; Türkiye, 2013, 19'
5 Mart 2014 Çarşamba
Bahar
Babasının karşı çıkmasına rağmen Türk erkek arkadaşıyla çocuk denecek yaşta evlenen Bahar, büyük bir hata yaptığını kısa sürede anlar. Babası ve eşine duyduğu sevgi arasında kalan genç kadın acısını sessizce göğüslemeye, evliliğinde maruz kaldığı şiddeti kimseye anlatmamaya karar verir. Utancını saklamak için mutluymuş gibi davranır. Bahar'ın hayatı ölümcül bir trajediyle sonuçlanır.
Hollanda'da geçen bu hüzünlü belgesel Bahar'ın ve bu büyük kaybın sonrasında yıkılan ailesinin hikâyesini anlatıyor. Bu sevgi dolu ailenin kalpleri kederle dolu her bireyi, yaşadıkları büyük acıyla başa çıkmaya çalışır ama duygularını birbirleriyle paylaşamazlar. "Bahar", aşk ve aşkın sizi nasıl öldürebileceğine dair bir hikâye.
* * *
After marrying her Turkish boyfriend despite her father's disapproval, Bahar quickly realizes that she has made a huge mistake. Caught between the love for her father and the love for her husband, she decides to suffer in silence and not tell anyone about the abuse in her marriage. Instead she puts on a happy face to cover up the shame. Her life ends in a deadly tragedy.
Taking place in The Netherlands this gripping documentary tells the story of Bahar but also of her family, which stays behind devastated by this great loss. Each member of this loving family is full of heartache, each dealing with this immense pain in their own way, not able to share their feelings. But ultimately Bahar tells a story about love and how it can kill you.
Bahar - Yön. | Dir.: Carin Goeijers, Hollanda | The Netherlands, 2013, 84'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











