Bu Blogda Ara

Dil ve Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dil ve Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2017 Pazar

Münih'te UNESCO Uluslararası Dünya Anadili Günü Kutlandı

UNESCO tarafından ilan edilen Uluslararası Dünya Anadili Günü, her yıl 21 Şubat'ta kutlanıyor. Uluslararası Dünya Anadili Günü vesilesiyle Prof. Dr. Havva Engin, Ludwig Maximilians Üniversitesi Çok Dillilik Araştırma Merkezi ve Münih Belediyesi’nin davetlisi olarak bir sunum gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Havva Engin yaptığı sunumda, son elli yılda, Almanya’ya göç sürecinde gelen insanların sayılarının artmasına, eğitim sisteminde çok dilli çocukların öğrencilerin yarısını oluşturmasına ve bilimsel çalışmaların anadilin başka dilleri öğrenmede önemli rol oynadığını ortaya koymasına rağmen, eğitim sisteminde neden göçmenlerin anadillerinin dikkate alınmadığı üzerine durdu.

Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi Direktörü Havva Engin'in tespitlerine göre, göçmen dilleri, toplum ve eğitim politikacıları tarafından bir katma değer olarak görülmüyor. Almanya’da sadece bir-iki eyalette göçmen dilleri mevcut eğitim sisteminde model projeler çerçevesinde seçmeli yabancı dil olarak okutuluyor. Geriye kalan eyaletlerde, göçmen dilleri yabancı diller portföyünde yer almıyor ve aktüel politika bu yönde bir değişiklik istemiyor. 

Havva Engin, konuşmasının sonunda, değişik göçmen dernekleri temsilcilerine seslenerek, temel insan hakkı olan anadillerine sahip çıkmalarını ve eğitim sistemi dahilinde okutulması için politik gayretlerini arttırmalarını istedi.

bkz. → Vortrag an der Ludwig Maximilians Universität München - UNESCO Internationaler Tag der Muttersprache, 21.02.2017

14 Temmuz 2016 Perşembe

Baden-Württemberg Eyaleti Baden Bölgesinde Türkiye Kökenli Öğrencilerin Dil Kullanma Alışkanlıklarına Yönelik Araştırma

@VeliAkademisiHD - Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik - Hei-MaT) Direktörü Prof. Dr. Havva Engin, 2013 / 14 öğretim yılında, “Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi ve Bu Bağlamda Eğitim Malzemesi Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde, Baden-Württemberg eyaleti Baden bölgesinde Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) giden öğrenciler arasında, onların dil kullanma alışkanlıklarına yönelik bir anket çalışması düzenledi.

Baden bölgesinde 2013 / 14 öğretim yılında Türk Dili ve Kültürü Dersi’ni (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) alan 10942 öğrencinin, 6125’ine yani % 55,98’ine doldurduğu anket kâğıdı ile ulaşıldı.

Ankete katılan öğrencilerin % 60’ı ilkokula, % 15’i Realschule’ye (orta dereceli okul), % 15 Werkrealschule’ye (orta dereceli okul) ve % 6’sı Gymnasium’a (lise) devam ediyor.

Sonuçların Özeti

Öğrencilerin Doğum Yeri

Ankete katılan öğrencilerin % 92’si Almanya doğumlu. Bunların % 85’i 2. nesle ait; 3. neslin oranı % 4.

Kreşe Gitme Oranı

Ankete katılan öğrencilerin % 97’si Almanya’da kreşe gittiğini belirtiyor. Kreş eğitimi, Baden-Württemberg’in Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli aileler arasında büyük önem taşıyor.

Öğrencilerin Okula Bakışı

Ankete katılan öğrencilerin % 50,8’i severek okula gittiğini belirtiyor; % 37’si bunu orta derece olarak beyan ediyor, % 9,8’i okula severek gitmediğini kaydediyor.

Öğrencilerin Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) Bakışı

Ankete katılan öğrencilerin % 67,1 Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) severek devam ettiğini belirtiyor; % 24,2’i bunun orta derece olduğunu beyan ediyor;  % 5,3’ü derse severek gitmediğini kaydediyor.

Türk Dili ve Kültürü Dersi (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) en çok ilkokula giden öğrenciler arasında kabul görüyor. Realschule ve Gymnasium’a giden öğrenciler arasında oran düşüyor.

Öğrencilerin Aile Fertleriyle Dil Kullanma Alışkanlıkları

Ankete katılan öğrencilerin % 57,9’u evde genelde Almanca ve Türkçeyi beraber konuştuklarını belirtiyor. % 27,8’si ailede Türkçe, % 7,9’u Almanca konuştuğunu kaydediyor. Sonuçlar, öğrencilerin gündelik hayatta en az iki dili düzenli konuştuklarını gösteriyor.


Öğrencilere değişik aile fertleriyle konuştukları dil(ler) sorulduğunda, % 56’sı anneleriyle ve % 49,7’si babalarıyla sadece Türkçe konuştuğunu belirtiyor. Anneyle sadece Almanca konuşanların oranı % 23,3; babayla sadece Almanca konuşanların oranıysa % 26,3. Anneyle iki dilde konuşan öğrencilerin oranı % 16,3; babayla iki dilde konuşan öğrencilerin oranı % 19.



Anne - babanın yanında en yoğun, % 83,5 oranında Türkçe konuşulan aile fertleri büyükanne ve büyükbaba. Öğrencilerin % 5’iyse büyükanne ve büyükbabası ile sadece Almanca konuşuyor.

Öğrencilerin Kardeşleriyle ve Okul Arkadaşlarıyla Dil Kullanma Alışkanlıkları

Öğrencilerin % 51,5’i yani yarısından fazlası kardeşleriyle sadece (!) Almanca konuşuyor; buna karşın Almanca ve Türkçeyi kullananların oranı % 22,6; sadece Türkçe konuşanların oranıysa % 16,1’de kalıyor.


Ankete katılan öğrencilerin % 78,9’u okulda arkadaşlarıyla sadece Almanca konuşuyor; % 15,1’i iki dilde iletişim kuruyor. Öğrencilerin % 3,9’u okulda arkadaşlarıyla sadece Türkçe konuşuyor.


Öğrencilerin Devam Ettiği Okul Modellerine Göre Dil Kullanma Alışkanlıkları 

Ankete katılan öğrencilerin devam ettiği okul modeli temel alındığında, ilkokula giden öğrencilerin % 54’ünde ve Werkrealschule’ye giden öğrencilerin % 59,4’ünde evde iki dili beraber kullandığı ortaya çıkıyor. Bu oran Realschule’ye giden öğrenciler arasında % 66,4 ve Gymnasium’a gidenler için % 72,5.

Yine okul modellerine bakıldığında, ailesi ile sadece Türkçe konuşan öğrencilerin oranı ilkokulda % 29,4; Realschule’de % 22,9 ve Gymnasium’da % 19,1.

Sonuç olarak okulun eğitim düzeyi arttıkça aile içinde sadece Türkçe konuşma oranı da önemli ölçüde düşüyor ve ikidilliliğe kayıyor.

Öğrencilerin Almanca Dil Düzeyini Değerlendirmesi 

Ankete katılan öğrencilerin cevapları, nesil sayısına göre farklılıklar gösteriyor. 1. nesilde Almanca dil düzeyinin iyi olduğunu söyleyenlerin oranı % 62,3; 2. nesilde oran % 77,8 ve 3. nesilde % 85,4. Buna göre, nesil sayısı ilerledikçe, Almancanın düzeyi ve önemi öğrenciler arasında artıyor.


Öğrencilerin Türkçe Dil Düzeyini Değerlendirmesi 

Buna karşın, öğrencilerin Türkçe dil düzeyleri nesle göre azalıyor. 1. nesilde Türkçe dil düzeyinin iyi olduğunu söyleyenlerin oranı % 72,8; 2. Nesilde bu oran % 63,6 ve 3. nesilde ise % 49,4. Sonuç olarak, nesil sayısı ilerledikçe, Türkçenin düzeyi ve önemi öğrenciler arasında önemli düşüş gösteriyor.

Özetle

Anket çalışmasına katılan öğrencilerin:
  • % 92’si Almanya’da doğdu;
  • % 97’si kreş eğitimi aldı;
  • % 50,8’i severek okula gidiyor; 
  • % 67’si severek Türk Dili ve Kültürü Dersi’ne (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) devam ediyor;
  • % 57,9’u ailede Almanca ve Türkçe konuşuyor; % 27,8’i sadece Türkçe ve % 7,9’u sadece Almanca kullanıyor;
  • % 56’sı anneleri ile Türkçe; % 49,7’si babaları ile Türkçe konuşuyor; 
  • % 51’i kardeşleri ile sadece Almanca konuşuyor; % 16’sı sadece Türkçe konuşuyor;
  • % 83,5’i büyükanne-büyükbaba ile sadece Türkçe konuşuyor; Almanca konuşanların oranı % 5;
  • Ailesinde ve arkadaşlarıyla sadece Türkçe konuşanların en düşük oranı Realschule ve Gymnasium’a gidenler arasında;
  • 1. nesle dahil olanların % 62,3’ü Almanca dil düzeyini iyi olarak değerlendiriyor; 2. nesilde bu oran % 77,8 ve 3. nesilde % 84,5 .
  • 1. nesle dahil olanların % 72,8’i Türkçe dil düzeyini iyi olarak değerlendiriyor; 2. nesilde bu oran % 63,8’e ve 3. nesilde % 49,4’e düşüyor.
Sonuçların Değerlendirilmesi

Ankete katılan öğrencilerin % 90’ı Almanya doğumlu olup, okul öncesi kreş eğitimi almış.

Öğrenciler severek okula gidiyor ve Türk Dili ve Kültürü Dersi (Türkçe ve Türk Kültürü Dersi) % 67’si için önem taşıyor.

Verilen cevaplar bir gerçeğin altını çiziyor: Türkiye kökenli ailelerde, aile hayatı genelde iki dil üzerinden – Almanca ve Türkçe – yürüyor.

Enteresan olan olgu, ankete katılan öğrencilerin, aile fertleriyle değişik dil stratejileri kullandığı gerçeği. Yarısından fazlası, anne ve babası ile Türkçe konuşuyor; aynı şekilde öğrencilerin % 83’ü büyükanne-büyükbaba ile iletişim kurmakta Türkçeyi kullanıyor.

Buna karşın, kardeşler arasında iletişimde Türkçe dramatik bir şekilde geri planda kalıyor.

Öğrencilerin % 51’i kardeşleriyle sadece Almanca konuşuyor; % 21’iyse Almanca ve Türkçe konuşuyor; % 16’sı sadece Türkçe konuşuyor.

Aynı durum okul hayatında kullanılan dil için de geçerli. % 78,9’u okulda arkadaşları ile sadece Almanca konuşuyor.

Öğrencilerin Almanca ve Türkçe dil düzeylerini değerlendirmesi istenildiğinde, ilerleyen nesle göre Almanca düzeyi artıyor; buna karşın Türkçe düzeyi önemli şekilde azalıyor.

Çalışma, Almanya’da yetişen Türkiye kökenli gençler arasında, nesillere göre dil tercihlerinin değiştiğini gösteriyor. İkici ve üçüncü nesiller arasında baskın dil olarak Almanca ortaya çıkıyor. Türkçe ise ikinci ve üçüncü nesilde hızlı bir şekilde önem kaybediyor.

Çalışma, Türkçenin kardeşler arasında çok az kullanıldığını ve kardeşler arasındaki iletişimin genelde sadece Almanca veya iki dilde sağlandığını ortaya koyuyor.

Başka bir sonuç, öğrencilerin devam ettiği okul modellerine göre, sadece Türkçe konuşma ve kullanma isteğinin düşmesi olgusu. Realschule ve Gymnasium’a giden öğrenciler arasında, sadece Türkçe kullanma alışkanlığı en düşük düzeyde. Buna karşın dominant dil pratiği olarak Almanca veya ikidillilik ortaya çıkıyor.

Çalışma, geleceğe yönelik şu ipuçlarını veriyor:
  • Türkçe, anadil/göçmen dili olarak gelecekte de var olmak istiyorsa, sadece ailede değil, okulda da öğretilmeli;
  • Türkçeyi yaşatmak için, ailede en önemli görev anne - babaya düşüyor; zira, çocuklar kardeşleriyle önemli ölçüde sadece Almanca konuşuyor;
  • Türkçeyi sevdirmek ve yaşatmak için, büyükanne-büyükbabanın rolü en az anne ve babanınki kadar önem taşıyor. @VeliAkademisiHD

17 Kasım 2015 Salı

Okul Öncesi Eğitimde İşbirliği: Bir Çocuk - İki Dil

Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) tarafından ikidilli okul öncesi eğitim üzerine yeni bir proje başlatıldı.

Hei-MaT ile AKVAM öğretim üyelerinin birlikte geliştirecekleri eğitim programı, Avrupa ve özellikle Almanya’daki Türk çocuklarının dil problemlerine okul öncesi eğitim kapsamında çözüm olmayı hedefliyor.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından desteklenen model projenin amacı, Türk ve Alman çocuklarının birlikte gideceği kreşlerde çalışacak öğretmen yetiştirmek.

Dört yıllık bir lisans programı olması planlanan öğrenim sonunda mezunların her iki üniversiteden de diploma alması planlanıyor.

11 Kasım 2015 Çarşamba

Bir Çocuk – İki Dil | Ein Kind – Zwei Sprachen

[KanalKultur] - Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) ile Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT), Friedrich Ebert Stiftung Derneği İstanbul'un desteğiyle 11-12 kasım 2015 tarihlerinde "Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas" başlıklı bir sempozyum düzenliyor.

Sempozyumda "Çok Dilliliğin Getirdiği Fırsatlar ve Zorluklar | Chancen und Herausforderungen durch Mehrsprachigkeit"; "Erken Çocukluk Döneminde Çokdilli Eğitim ve Türk Kökenli Göçmen Çocukların Durumu: Ülke Örnekleri | Mehrsprachige frühkindliche Bildung und Situation der Kinder mit türkischem Migrationshintergrund - Länderbeispiele"; "İki Dilli Kreşlerde Uygulamalar: Fırsatlar ve Deneyimler | Der Bildungsalltag in bilingualen Kindertagesstätten: Chancen und Erfahrungen"; "Erken Çocuklukta İki Dilli Eğitim İçin Öğretim Müfredatı Önerileri | Hochschuldidaktische Anregungen für bilinguale frühkindliche Bildung" ve "Çift Diplomalı İki Dilli Eğitim Bölümünün Kuruluşu İçin Gereken Unsurlar | Aspekte des Aufbaus eines Studienganges für bilinguale frühkindliche Bildung mit Doppelabschluss" başlıklı oturumlar yer alıyor. İlgili sempozyum, "Değerlendirme Oturumu ve Kapanış | Abschlusssitzung" ile sona eriyor.

"Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas" sempozyumuna Prof. Dr. Erol Esen (Antalya), Prof. Dr. Havva Engin (Heidelberg), Prof. Dr. M. Ali Akıncı, Prof. Dr. Ural Manço, Prof. Dr. Peter Doye (Braunschweig), Prof. Dr. İlhan Tomanbay (Ankara), Prof. Dr. Jochen Rehbein (Antalya), Doç. Dr. Zeliha Yazıcı (Antalya), Doç. Dr. Mehmet Canbulat (Antalya), Doç. Dr. Bengül Çetintaş (Antalya), Dr. Yaşar Aydın (Hamburg), Dr. Aylin Yıldırım Tschoepe, Dr. Nihal Durmuş (Eicstätt-Ingolstadt), Dr. Reyhan Kuyumcu (Kiel), Dr. Jennifer Hartog (Toronto), Dr. Seyfi Özgüzel (Antalya), İrem Bezcioğlu Göktolga (Tilburg), Dr. Marina Burd (Berlin), Sevgi Uysal-Şahin (Mannheim), Berrin Nakipoğlu-Schimang (Frankfurt a. Main), Elif Welsh (İstanbul) ve Katja Abzieher (Mannheim) sunumlarıyla katkı sağlıyor. [KanalKultur]

Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas / 11-12 Kasım | November 2015, Antalya

31 Mart 2015 Salı

Educated Educators

Türk Eğitim Derneği’nin İngilizce dil eğitimi konusunda geleneksel olarak düzenlediği TED ELT Konferansı’nın yedincisi, “Educated Educators” teması ile 28 mart 2015 tarihinde TED Ankara Koleji’nde gerçekleştirildi.

Konferansa Türkiye’deki özel okul ve devlet okullarından gelen 950 öğretmen katıldı.

"Yabancı dil öğrenmek başka kültürlere hoşgörüyle bakabilmeyi öğretir"

Açılışta konuşan Türk Eğitim Derneği Genel Müdürü Sevinç Atabay “Yabancı dil öğrenmek o dili bir iletişim aracı olarak kullanmanın ötesinde bir başka kültüre, farklılıklara ve inançlara hoşgörüyle bakabilmeyi öğretir” dedi.

"Öğrenmek bir sevinç olgusudur"

Konferansın onur konuğu olarak konuşma yapan şair-yazar Ataol Behramoğlu ise konuşmasında “Ben öğrencilerime öğrenmenin bir sevinç olduğunu hissettirmeye çalışıyorum. Dil olgusunun canlı bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Nasıl canlı bir organizmada bedenlerinizin parçaları birbiriyle ilgiliyse ve bütünü oluşturuyorsa dil de böyle bir şeydir. Dilin bütün sözcüklerinin birbirleri arasındaki bağlantılar bir canlı organizmayı oluşturur. Bir dili keşfetmek bir kentin sokaklarını, kuytularını, alanlarını keşfetmek gibidir. Öğrencilerimizde keşfetme ve merak duygusunu kışkırtmamız lazım” dedi.

24 Mart 2015 Salı

Çocuğumu Okula Hazırlıyorum – Materyal Paketi / Ders Kâğıtları CD’si

Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi
Prof. Dr. Havva Engin'in hazırladığı Çocuğumu Okula Hazırlıyorum – Materyal Paketi / Ders Kâğıtları CD’si, Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Projesi kapsamında yayınlandı: Ücretsiz olarak velilere dağıtılıyor...

Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu;  T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın malî desteğiyle 2013 yılı Aralık ayından itibaren "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi" Projesi’ni yürütmeye başladı.

Projenin ana hedefi, Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu ile birlikte, Almanya'nın Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli velileri, Alman eğitim sisteminin yapısı, işleyişi ve beklentileri konularında bilgilendirmek, veli hakları ve okulda veli çalışmalarına aktif katılma temelinde kendilerini eğitmek olarak belirlendi.

İlgili proje 30.11.2014 tarihinde nihayetlendi.

Projeyle ilgili ilk geçici sonuçlar "Abschulusskonferenz" başlığıyla düzenlenen Konferans ile 22. Kasım 2014 günü PH Heidelberg'de açıklandı...

Proje kapsamında Prof. Dr. Havva Engin tarafından hazırlanan "Çocuğumu Okula Hazırlıyorum – Materyal Paketi / Ders Kâğıtları CD’si" yayınladı.

CD'de, şu konular ele alınıyor:

18 Şubat 2015 Çarşamba

Çocuğumu Okula Hazırlıyorum: Okumanın Önemi

Prof. Dr. Havva Engin'in hazırladığı "Çocuğumu Okula Hazırlıyorum: Okumanın Önemi" başlıklı kitapçık, Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Projesi kapsamında yayınlandı: Ücretsiz olarak velilere dağıtılıyor...

Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu;  T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın malî desteğiyle 2013 yılı Aralık ayından itibaren "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi" Projesi’ni yürütmeye başladı.

Projenin ana hedefi, Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu ile birlikte, Almanya'nın Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli velileri, Alman eğitim sisteminin yapısı, işleyişi ve beklentileri konularında bilgilendirmek, veli hakları ve okulda veli çalışmalarına aktif katılma temelinde kendilerini eğitmek olarak belirlendi.

İlgili proje 30.11.2014 tarihinde nihayetlendi.

Projeyle ilgili ilk geçici sonuçlar "Abschulusskonferenz" başlığıyla düzenlenen Konferans ile 22. Kasım 2014 günü PH Heidelberg'de açıklandı...

3 Şubat 2015 Salı

Çocuğumu Okula Hazırlıyorum: Anadilin Önemi

Prof. Dr. Havva Engin'in hazırladığı "Çocuğumu Okula Hazırlıyorum: Anadilin Önemi" başlıklı kitapçık, Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Projesi kapsamında yayınlandı: Ücretsiz olarak velilere dağıtılıyor...

Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu;  T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın malî desteğiyle 2013 yılı Aralık ayından itibaren "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi" Projesi’ni yürütmeye başladı.

Projenin ana hedefi, Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu ile birlikte, Almanya'nın Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli velileri, Alman eğitim sisteminin yapısı, işleyişi ve beklentileri konularında bilgilendirmek, veli hakları ve okulda veli çalışmalarına aktif katılma temelinde kendilerini eğitmek olarak belirlendi.

İlgili proje 30.11.2014 tarihinde nihayetlendi.

Projeyle ilgili ilk geçici sonuçlar "Abschulusskonferenz" başlığıyla düzenlenen Konferans ile 22. Kasım 2014 günü PH Heidelberg'de açıklandı...

Proje kapsamında Prof. Dr. Havva Engin tarafından hazırlanan kitapçıklardan ilki, "Çocuğumu Okula Hazırlıyorum: Anadilin Önemi" başlığıyla yayınladı.

Kitapçık ücretsiz olarak T.C. Karlsruhe Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği'ne bağlı Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Öğretmenleri aracılığıyla velilere dağıtılmaya başlanıyor.

İlgi duyan veliler sözü edilen kitapçığı Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu'ndan da temin edebilirler.

Havva Engin: Çocuğumu Okula Hazırlıyorum: Anadilin Önemi. Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik – Hei-MaT, Reihe Heidelberger Schriften zur Migrationsforschung und Transkulturalität, Nr. 2., Heidelberg 2014, 26 S. 

Ayrıntılı bilgi için bkz.:

http://veli-akademisi-heidelberg.blogspot.de/

1 Şubat 2015 Pazar

Hallo, liebe Maus! Im Kindergarten | Merhaba, sevgili Fare! Yuvada





Prof. Dr. Havva Engin ve Dr. Birgitta Reddig-Korn tarafından kaleme alınan, Beate Weiß tarafından da resimlendirilen ve Anadolu Verlag yayınları arasında çıkan "Hallo, liebe Maus!" | "Merhaba, sevgili Fare!" dizisi, Almanya’da iki dilli (Türkçe-Almanca) büyüyen çocuklar için hazırlanmış.

İkinci bir dili daha kolay öğrenmenin en önemli koşulunun, anadili iyi bilmektir.

Kitaplarda bütün konular Türkçe - Almancanın yanı sıra değişik dillerde de ikidilli anlatılıyor. Böylece çocuklar, kelime hazinelerini ve cümle kuruluş kurallarını, iki dilde öğrenme fırsatını buluyorlar.

Dizide, çocukların mümkün olduğunca çok resme bakarak, resimler hakkında konuşması ve onları anlatması amaçlanıyor.

Bu sayede çocukların, ikinci dili de daha özgüvenle konuşmayı öğreneceği, ayrıca hem kelime hazinelerini hem de genel bilgilerini geliştirecekleri ifade ediliyor.

Ayrıntılı bilgi için bkz. anadolu-verlag.de

13 Nisan 2014 Pazar

Heidelberg: Baden Bölgesi Türk Dili ve Kültürü Öğretmenleri ile Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Seminerleri Yapıldı

Heidelberg'te (PH- Heidelberg, Keplerstr. 87, Salon 222, 69120 Heidelberg) 12 Nisan 2014 günü; saat 11:30 - 13:30 arasında "Göç Sürecinde İki Dilli Yetişme ve Velilerin Eğitim Sistemindeki Sorumlulukları" başlıklı, "Baden Bölgesi Türk Dili ve Kültürü Öğretmenleri İçin Veli Akademisi Semineri" ile saat 14:30 - 17:00 arasında "Çocuğumun iki dilli yetişmesine nasıl katkı sağlayabilirim ve veli olarak eğitim sürecini nasıl takip edebilirim?" başlıklı "Veli Semineri" yapıldı.












9 Aralık 2013 Pazartesi

Heidelberg'te Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Başlıyor

[KanalKultur] - Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu; T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplukluklar Başkanlığı'nın malî desteğiyle, "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi" projesini başlatıyor.

Projenin ana hedefi, Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu ile birlikte, Almanya'nın Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli velileri, Alman eğitim sisteminin yapısı, işleyişi ve beklentileri konularında bilgilendirmek, veli hakları ve okulda veli çalışmalarına aktif katılma temelinde kendilerini eğitmek olarak belirlenmiş...

Hei-MaT Direktörü Prof. Dr. Havva Engin, projeyle ilgili şu hususların altını çiziyor:
"Günümüzde Alman eğitim sisteminde eğitimini sürdüren Türkiye kökenli öğrencilerin ve gençlerin beşte biri, okulu hiçbir diploma almadan terk ediyor. Bu, bilgi toplumu olan Almanya gibi bir ülkede, mutlak şekilde işsiz kalma anlamına geliyor. Zira okul diploması olmayan gençlerin, meslek eğitimine başlama şansı da yok. Sözü edilen başarısızlığın ana nedenlerinin başında, eğitim sisteminin velilere yönelik çok büyük beklentilerinin olması ve onlara büyük yükümlülükler getirmesi geliyor. Alman eğitim sisteminde bir öğrencinin okul başarı oranının yarısını, velilerin evde çocuklarıyla ev ödevlerini çalışmaları, onları değişik ders konularına ve sınavlara hazırlama aktiviteleri belirliyor. Buna ek olarak, eğitim sistemi; velilerden, sıkı ve düzenli bir şekilde öğretmenlerle - eğitmenlerle iletişim içinde olmalarını ve kendi çocuklarının başarılarını birebir takip etmelerini bekliyor. Değişik bir eğitim sisteminden gelen Türkiye kökenli veliler ve bu bağlamda özellikle anneler – ki yapılan demografik çalışmalara göre, önemli bir bölümü evlilik yoluyla Almanya'ya geliyor ve eğitim sistemini hiçbir şekilde tanımıyor –, eğitim sisteminin ve aktörlerinin bu yüksek beklentileri karşısında hayli zorlanıyor. Bunun için, Alman eğitim sisteminin yapısı, işleyişi ve beklentileri konularında velileri bilgilendirmek, veli hakları ve okulda veli çalışmalarına aktif katılma temelinde eğitmek gerekiyor. İlgili proje bunu sağlamayı hedefliyor."
Proje kapsamında velilerle işlenecek konular arasında "iki dillilik / göçte okul öncesi ve okul sürecinde iki dilli yetişmek ve anadilin önemi", "veli - çocuk okuma çalışmaları", "kitap seçimi ve okuma alışkanlığını geliştirme", "Alman eğitim sisteminin yapısı ve işleyişi", "okul öncesi eğitim", "ilk ve orta okul eğitimi – okul modelleri", "lise eğitimi ve Abitur'a giden yollar", "yüksek öğretim", "Alman eğitim sisteminde velilerin yeri", "velilerin hakları ve sorumlulukları", "eğitim sisteminde veli temsil merciileri", "Alman eğitim sisteminde okul - meslek okulu bağlamı", "okul diplomaları ve meslek eğitimine geçiş", "hangi meslek için hangi diploma gerekli", "meslek seçiminin püf noktaları", "meslek eğitim yeri aramasında yapılan yanlışlıklar"... bulunuyor.

Bu bağlamda 14 Aralık 2013, Cumartesi günü, Saat: 14.00-17:00 arasında Pädagogische Hochschule Heidelberg'te (Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg, Seminer Salonu: 209) projenin içeriği, işlenecek konular ve seminerlerin düzenleneceği şehirler / dernekler hakkında bir bilgilendirme toplantısı yapılıyor.

Söz konusu bilgilendirme toplantısının herkese açık olduğu belirtiliyor. Velilerin, değişik okullarda öğretmenlik yapan veya öğretmenlik eğitimi alan üniversite öğrencilerin ve özellikle Türk Dili ve Kültürü öğretmenlerinin katılabilmesinin önemli olduğu ifade ediliyor. İlgi duyanların, mail@hei-mat-online.de adresine kayıt yaptırmaları gerekiyor... [KanalKultur]

Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi / 14 Aralık 2013, Cumartesi günü, Saat: 14.00-17:00, Seminer Salonu: 209; Pädagogische Hochschule Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg

8 Kasım 2013 Cuma

Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları: Sorunlar ve Çözümler

[KanalKultur] - Ekim 2011 - Mayıs 2013 arasında yürüttüğü "Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları: Sorunlar ve Çözümler" adlı araştırmayı bir rapor haline getiren Tarih Vakfı, hem eğitimi hem de Türkiye'deki eşitsiz uygulamalar ile insan hakları ihlalleri alanına ilişkin eleştirel düşünceyi destekleyecek çalışmasının sonuçlarını kamuoyuna açıkladı.

Anadolu'da yüzyıllardır ana dilde eğitim veren azınlık okullarının dünü ve bugününe ışık tutan rapor, azınlık okullarının sorunlarına getirilecek çözümlerin Türkiye'deki ana dilde eğitim tartışmaları için de bir rehber teşkil edeceği tespitinde bulunuyor.

Yrd. Doç. Dr. Selçuk Akşin Somel ve Nurcan Kaya tarafından hazırlanıp 3 cilt kitap olarak yayımlanan raporda azınlık okullarının yaşadığı sorunlar gözler önüne seriliyor.

"Ana dilde eğitim Anadolu'da yüzyıllardır yapılıyor!"

Türkiye'de son dönemlerde yaşanan ana dilde eğitim tartışmalarına ışık tutacağı düşünülen rapor, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Musevilerin, Ermenilerin, Rumların, Bulgarların, Keldanilerin, Süryanilerin, Marunilerin ve başka toplulukların ana dilde eğitim yapan okullarının bulunduğuna dikkat çekiyor. Cumhuriyet kurulduktan sonra Ermeniler, Rumlar ve Musevilere ait olanların dışındaki tüm gayrimüslim okulları kapatıldığını vurgulayan rapor ana dilde eğitimin Anadolu topraklarında yüzyıllardır yapıldığına dikkat çekiyor.

"Gayrimüslim okulları fesat yuvası olarak görüldü"

Rapor, 1894 yılı verilerine göre İmparatorluk bünyesinde 6437 gayrimüslim okulu olduğunu söylerken yalnızca İstanbul'da 302 gayrimüslim okulu olduğuna dikkat çekiyor. Bugün ise Türkiye'de, tamamı İstanbul'da 22 azınlık okulu bulunuyor. Bunların 16'sı Ermenilere, 5'i Rumlara 1'i de Musevilere ait. 20. yüzyılda kapanan binin üzerinde Ermeni okulundan yalnızca birinin Cumhuriyet kurulduktan sonra yeniden açıldığına dikkat çeken rapor, iki dilli eğitim vermek dışında devlet okullarından farkları olmayan gayrimüslim okullarının bölücü fikirlerin aşılandığı fesat yuvaları olarak görüldüğü tespitini yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve kamu görevlilerinin önyargılı tutumları nedeniyle hukuki ve bürokratik açıdan ayrımcılığa maruz bırakıldığı düşünülen okulların sayısının azalmasında bu olumsuz tavrın oynadığı vurguluyor.

"Azınlık okulları 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı direniyor"

Azınlık okullarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı müdürler tarafından yönetilmesine rağmen devlet gözünde "yabancı" olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken rapor, okulların hak ve yükümlülükleri belirlenirken hala "mütekabiliyet" ilkesinin uygulandığına ve dış ülkelerin gösterdikleri tavra göre politika belirlendiğini vurguluyor. Azınlık okullarının 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı mücadele ettiğini verilerle açıklayan rapor, azınlık okullarının öğretmen yetiştirmek ve ders materyali hazırlamak konusunda kaderleri ile baş başa bırakılmış durumda oldukları tespitini yapıyor:
  • Türkiye'de azınlık okullarında çalışacak Ermenice ve İbranice öğretmeni yetiştiren eğitim fakülteleri bulunmuyor.
  • Türkiye'de azınlık okullarına ders kitapları ve materyalleri hazırlayan bir kamu kurumu veya özel kurum bulunmuyor.
  • Uluslararası insan hakları hukuku, anayasa tarafından güvenceye alınmış olan eşitlik ilkesi ve Lozan Antlaşması'ndaki açık düzenlemeye rağmen azınlık okullarına devlet bütçesinden pay ayrılmıyor.
"Ermeni, Rum ya da Musevi olduğunu ispatlamak"

Yasalara göre bugün bir çocuğun azınlık okulunda okuyabilmesi için, çocuğun anne ya da babasının T.C. vatandaşı olmasının yanında Ermeni, Rum ya da Musevi olduğunun ispatı gerekiyor. Nüfus kayıtlarında Müslüman olarak görünen bir Ermeni veya Rum çocuğunun azınlık okullarına kaydolması yasalar çerçevesinde imkânsız kılınıyor. Ayrıca azınlık okullarında T.C Devleti vatandaşı olmayan Ermeniler, Rumlar ve Museviler sadece 'misafir öğrenci' statüsünde okuyabiliyorlar.