Bu Blogda Ara

Resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2015 Pazar

Yusuf Özsarfati'de Mekân, Gelenek ve Gündelik Hayat

Yusuf Özsarfati - 'Salça Yapımı, Çeltikli Köyü, Keşan',
tuval üzerine yağlıboya, 70 x 50 cm., 2010
[KanalKultur] - Yusuf Özsarfati, Türkiye'nin dört bir köşesinden derlediği izlenimlerini, kendine özgü gerçekçi üslubuyla tuvale aktarıyor; titiz bir çalışma sonucu ortaya çıkardığı gerçekçi eserler, geleneği ve gündelik hayatı konu ediniyor; zengin bir çeşitlilik içeriyor.

Sanatçı, "Her nasılsa bazı mekânlar bana, elektrikle yüklüymüş hissi verip, tüylerimi diken diken ediyor ve bende o mekânla ilgili dayanılmaz bir resim yapma arzusu uyandırıyor; insanların önünden her gün farketmeden geçtikleri bu mekânları tuvale aktarıldıktan sonra görenler, 'Her gün önünden geçtiğimiz bu yeri nasıl olur da bugüne kadar farketmemişiz' diye hayrete düşüp 'Falanca yerin de resmini yapsana, biz oraya bugüne kadar senin gözünle bakmamıştık' gibi önerilerle geliyorlar. Bu durumda kendimi bir aracı gibi görüyorum. İnsanlara kendi gözümden birşeyler aktarabiliyor; biraz, birşeyleri farkettirebiliyorsam, ne mutlu bana..." diyor.

Resim uğraşısını hobi olarak sürdüren Yusuf Özsarfati'nin ilk çalışmaları suluboya, guaş ve siyah mürekkepten oluşan ve müzik dünyasının verdiği ilhamla yapılmış, bu dünyayı yansıtmaya çalışan resimler... Bale, konser ve operada, gerek oyuncuyu, gerek yorumcuyu, gerek orkestra şefini, gerekse izleyiciyi içeren, "fantastik" olarak yorumlanabilir, kolaj benzeri kompozisyonlar... Sanatçı, daha sonra, yağlıboya çalışmaya dönmüş; konuları da değişikliğe uğramış.

21 Mart 2014 Cuma

Adem Genç - Düzensiz Düzenlilik

Adem Genç'in 12 ocak – 13 şubat 2010
tarihleri arasında Kare Sanat Galerisi'ndeki
[Abdi İpekçi Cad. Ada Apt. No: 26 K: 3 D: 9,
Nişantaşı - 80200 İstanbul,
Tel.: (0212) 240 44 48]
"Düzensiz Düzenlilik" adlı sergisinden
 

Adem Genç'in 12 ocak – 13 şubat 2010
tarihleri arasında Kare Sanat
Galerisi'ndeki [Abdi İpekçi Cad.
Ada Apt. No: 26 K: 3 D: 9,
Nişantaşı - 80200 İstanbul,
Tel.: (0212) 240 44 48]
"Düzensiz Düzenlilik"
adlı sergisinden 
"Şeyler niçin oldukları gibidirler?" - "Son iki yüzyıl içinde, çağdaşlaşma / batılılaşma yolunda ilerleyen bir toplumun aydınları olarak, sanat ve felsefenin bu temel sorunsalı üzerine niçin yeterince kafa yormuyoruz? Yoksa biz, anlam veremediğimiz her şeyi anlamsız kabul edip 'soyut'a salt süslemeci sanat geleneklerimizin çağımızdaki çeşitlemeleri biçiminde mi bakmaya alıştık? Eğer öyleyse, her iki bakışın sığ ve baştan savma bir algı sürecinin sonuçları olduğu gerçeğiyle yüzleşmek durumundayız." [Adem Genç]

Adem Genç

1944 yılında Rize / Ardeşen'de doğdu. Orta ve Lise öğrenimini Ladik-Akpınar İlköğretmen Okulu'nda yaptı. 1965'te Ankara Gazi-Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da 1416 Sayılı Kanun uyarınca ihtisas için, İngiltere'ye gönderildi. 1970-71'de Bournemouth College of Art'ta Lisans ve 1971-74 yılları arasında, Londra-Saint Martin's School of Art'ın Advanced Painting bölümünde Postgraduate programını tamamladı. 1974 yılında yurda dönünce Samsun Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü'ne atandı. 1978'de bu görevinden ayrılıp kendi isteğiyle Ege Üniversitesi'nde Asistan oldu. Kuruluş sürecinden itibaren, uzun bir süre, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Uygulamalı Sanatlar Bölümü ile Resim Bölümü'nde Bölüm Başkanı olarak görev yaptı.

1980'de Master ve 1983'te Doktora derecelerini alan Adem Genç'e 1985'te, Resim Dalında Sanatta Yeterlik belgesi verilldi. 1987'de Doçent, 1992'de Profesör oldu.

1991-92 Öğretim Yılı'nda, Fulbright Doktora Sonrası Araştırma Bursu ile Kaliforniya Üniversitesi'nde (CSU/Chico'da) çalıştı. 1994 yılında Türkiye'nin Onur Konuğu olduğu Uluslararası Houston Festivali'ne ve 2005'te, 2. Pekin Uluslararası Sanat Bienali'ne çağrılı sanatçı olarak katıldı. Bienal sürecinde, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Hefei Kentinde düzenlenen akademik seminerde Soyut Sanatın Toplumsal İşlevi konulu bildirisini sundu.

19 Mart 2014 Çarşamba

Çiğdem Buçak Telli - Kedilerle Köşe Kapmaca

Çiğdem Buçak Telli - Kedilerle Köşe Kapmaca,
70 x 50 cm., 2014
[Çiğdem Buçak Telli'nin 11 mart - 11 nisan 2014
arasında Krişna Sanat Merkezi'ndeki (Kennedy Cad.
No:29/3, Kavaklıdere - Ankara; Tel.: (0312) 418 02 53)
- "Kaat İşler" Desen Resim Sergisi'nden] 

Çiğdem Buçak Telli

1958'de Antakya'da doğdu. 1975'te Ceyhan Lisesi'ni, 1978'de Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nü bitirdi. 1980'de Resimli Çocuk Kitabı yayınlandı. 1992'de Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye Kurulu, Resim İhtisas Komisyonu Üyeliği'nde bulundu. 1994'te Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde lisans tamamlama eğitimini aldı. 1990 – 2001 arasında Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmenliği yaptı.1995'te Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Koruma ve Yaşatma Derneği kurucu üyesiydi ve Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği üyeliği; 1999'de Türk-Macar Kültür ve Dostluk Derneği üyeliği, 2006'de SUMMA – TÜRYAK üyeliği ve SUMMART kulüp üyeliğine başladı. 2008'de Grup Sanat Galerisi Art Direktörlüğü'ne geldi.

6 Mart 2014 Perşembe

Selin Melek Aktan'da Kadınların Dünyası


[KanalKultur] -  "Anne - Kız", "Düğünde Oynayan Teyze", "Parti Kızı", "Playboy Kızı", "Rüyalarda Aşk"... Selin Melek Aktan'ın "Kadınların Dünyası" isimli figüratif koleksiyonunun parçalarından... Adı geçen koleksiyon geçtiğimiz günlerde, Miami'de bulunan "Museum of the Americas"da sergilendi...

Selin Melek Aktan

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Ardından Royal Akademi London College'de Moda Tasarımı Bölümü'nde eğitimini tamamladı.

İnsan figürü ağırlıklı ilk heykel sergisini 2003'de ABD'de gerçekleştirdi. Anadolu motifleriyle renklerinden esinlenerek hazırladığı ilk "Orientalpopart'b" Koleksiyonu'nu Yunanistan'da sergiledi.

2004'te aynı koleksiyonla İsviçre'de Zurih Art Show'un en avangard sanatçısı seçildi. Türk hat sanatından esinlenerek hazırladığı dansçılar koleksiyonu ve folklorik öğelerin yer aldığı "Orientalpopart" ile 2 kez, Paris'te 500 sanatçının katıldığı ve ilk defa bir Türk sanatçının kabul edildiği Grand Marche Artcontemporary Place De la Bastille de yer aldı.

Dünyanın yaradılış efsanesini anlattığı soyut çalışmalarından oluşan "evolution" serisi 2006'da New York'da Agora Galeri'de sergilendi.

2008 yılında Avusturya'ya onur sanatçısı olarak davet edildi ve eserleri Salvador Dali'nin heykelleri ile birlikte sanatseverle buluştu. Aynı yıl aşkın çeşitli evrelerinden yola çıkarak yazdığı "Aşk Selinde Uçuşan Melekler" isimli resimli şiir kitabı ve içindeki tablolar Galeri Binyıl'da aynı isimli sergi ile ÇYDD yararına tanıtıldı.

Tabloları 2009'da Amerika'da "Museum of Americas" da sergilenerek müzenin daimi koleksiyonuna alındı. İtalya'da dünyadan 103 sanatçının davet edildiği "İnsan Hakları" sergisine çocuk haklarını konu alan 2 eseriyle katıldı. Sözleri Amerika'da "surfax" tarafından dünyayı besleyen en güzel haberler ve makaleler arasında yayınlanırken "Savaşta Çocuk" isimli eseri de Caserta Müzesi'ne alındı. Aynı yıl ''Düş zamanı ''isimli solo resim ve heykel sergisiyle İstanbul'lu sanatseverlerle buluştu. Eskişehir'de açtığı "Gökkuşağı ile yazılan masallar" isimli sergisiyle herkesi gökkuşağının altında barış içinde yaşamaya davet etti.

2010 yılında geliri eğitim projelerine verilmek üzere 5 parçalık söz ve besteleri kendisine ait "Rüzgarlara Fısıldadım" isimli bir müzik albümü çıkardı ve Doruk Sanat Galerisi'nde "gökkuşağı tapınağında yer var mı?" isimli solo resim heykel sergisi sırasında tanıttı. 2. Uluslararası Tepecik Festivalinin küratörlüğünü ve 4 yıl içinde açık hava müzesine dönüştürülmesi planlanan sanat parkının proje danışmanlığını üstlendi. Bodrum'un Dibekli Han Sanat Köyü'nde Selin Melek Aktan'dan bir doğu masalı "Aşk-ı Baharat" sergisini açtı. Nişantaş'ında "Apeiron Artplus Galeri" isimli sanat platformunu kurdu ve "Sonsuzluğun Mesajı" isimli sergi ile daha önce New York da sergilediği soyut resimlerini ilk defa Türk sanatseverlerle buluşturdu.

2011 yılında Maria Kılıçlıoğlu Baraz ile "Ultralist Giysiler" tasarım sergisini gerçekleştirdi ve ART BAG isimli özgün çanta tasarımlarını tanıttı.

2012 yılında Miami'deki "Museum of the Americas"ın Türkiye temsilciliğini üstlendi ve Apeiron Artplus Galeri'de farklı zamanlarda açmış olduğu grup ve solo sergilerle 43 ülkeden 65 sanatçının eserlerine evsahipliği yaptı. "Şaka Gibi Herşey" isimli söz ve besteleri kendisine ait 7 şarkıdan oluşan 2. müzik albümünü çıkardı ve gelirini Türkiye'deki eğitim projelerine aktardı. 3. defa Amerika'daki "Museum of the Americas"a davet edildi ve "Kadınların Dünyası" isimli figüratif koleksiyonunu sergiledi. Amerika'daki Müzeler Birliği'nin Uluslararası Sanat Danışma Kurulu'na seçildi.

Çeşitli defalar Yunanistan, Bulgaristan, İsviçre, Danimarka, Avusturya, Fransa, İtalya, Polonya, Çin, Hindistan, Mısır ve Amerika'da ise New York, Los Angeles, Miami eyaletlerinde sergiler açtı.

Halen Nişantaşı'ndaki atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor. [KanalKultur]

2 Mart 2014 Pazar

Kültür Tarihinde Ayakkabı ve Selma Aşık

Antik Yunan mitolojisinde Miken Kralı,
Sparta Kralı Menelaos'un büyük kardeşi,
orduları Truva (Troya) savaşına götüren
kumandan Agamemnon,
bacaklarını ve ayaklarını gümüş zırhlı ayakkabının
benzerleriyle koruyordu...

Hasırdan ve altın işlemeli Mısır'ın
18. Hanedanı'ndan Tutankamun'un
hazineleri arasında yer alan
Kahire Müzesi'nde sergilenen sandalet...

Persli süvariler için
deri işlemeli kumaştan yapılan "Bot"...

15. ve 16. yüzyılarda Acemler,
içi yünlü bir tür ayakkabı kullanıyordu...

Efsanevi Fransız Kraliçesi
Marie Antoinette (1755 - 1793)
tarafından kullanılan terlik, 18. yüzyılın başlarında
Fransa'da keşfedildi...

18. yüzyılda sevgililer tarafından birbirlerine
hediye edilen ve ucu ne kadar yüksekse
sevginin o kadar büyük olduğu anlamına gelen terlikler

Osmanlı zamanında hamamda bayanların giydiği takunyalar
[KanalKultur] - Antik Yunan mitolojisinde Miken Kralı, Sparta Kralı Menelaos'un büyük kardeşi, orduları Truva (Troya) savaşına götüren kumandan Agamemnon, bacaklarını ve ayaklarını gümüş zırhlı ayakkabının benzerleriyle koruyordu... Hasırdan ve altın işlemeli Mısır'ın 18. Hanedanı'ndan Tutankamun'un hazineleri arasında yer alan Kahire Müzesi'nde sergilenen sandalet... Persli süvariler için deri işlemeli kumaştan yapılan "Bot"... 15. ve 16. yüzyılarda Acemler, içi yünlü bir tür ayakkabı kullanıyordu... Efsanevi Fransız Kraliçesi Marie Antoinette (1755 - 1793) tarafından kullanılan terlik, 18. yüzyılın başlarında Fransa'da keşfedildi... 18. yüzyılda sevgililer tarafından birbirlerine hediye edilen ve ucu ne kadar yüksekse sevginin o kadar büyük olduğu anlamına gelen terlikler... Osmanlı zamanında hamamda bayanların giydiği takunyalar... 1920'li yıllara damgasını vurmuş siyah deri ve süet ayakkabılar... 1928-1930 arasında A. Gillet isimli bir tasarımcının ayakkabısı... Cindrella'dan esinlenen 1950 yapımı bir Sarkis Der Balian ayakkabısı...

1920'li yıllara damgasını vurmuş
siyah deri ve süet ayakkabılar...
Selma Aşık, resminde İlk-Çağ'dan günümüze değin ayakkabıyı konu edinerek, kültür tarihinde ayakkabının yerini yeniden sorguluyor.

Zübeyde Çetiner, Selma Aşık'ın sanatıyla ilgili olarak; "Tarihin çeşitli dönemlerinde ihtiyaca göre donanım kazanan ayakkabıların, insanların statüsünü belirleme yolculuğunu fark eden ve ayakkabının nasıl, ne zaman, hangi dokularla insanlara hizmet ettiğini merak eden sanatçı, tuvalinde reel ayakkabıların rüya dönemleriyle tarihsel yolculuğunu estetik bir gözle anlatıyor..." diyor.

Selma Aşık, eserlerinde ayakkabıyı konu edinirken, ayakkabının ayak için gerekliliğinden ziyade estetiği ile ilgileniyor ve şunları ifade ediyor: "Kralların, kraliçelerin, savaşçıların, dansçıların, sade insanların giydikleri ayakkabılardaki doku, teknik ve estetik farkı ilgimi çekiyor."

Selma Aşık

1963'te doğdu. 1982'de Maçka Endüstri Meslek Lisesi'ni (Boya Dekorasyon Bölümü) bitirdi.

1928-1930 arasında A. Gillet
isimli bir tasarımcının ayakkabısı
1991'de Beşiktaş Barbaros Pratik Kız Sanatokulu'nun Stilistik Kumaş Boyama Kursu'nu bitirerek sertifika aldı. 1993'ten itibaren Halk Eğitim mülakat sınavını kazanarak Kumaş Boyama usta öğretici olarak 5 yıl süre ile görev yaptı. 1995-1997 tarihleri arasında Yıldız Türk Kültür Vakfı'nda Dekoratif Kumaş Boyama dersi verdi...

2000-2001 tarihlerinde Yusuf Taktak atölyesinde resim kursuna katıldı. 2008-2011 tarihlerinde ISMEK Üsküdar Resim Kursu'nu (Bahri Genç) tamamladı.

2008'den beri Rekreasyon Derneği'ne üye...

Kişisel Sergi

2012 "Kadıköy Belediyesi Fuayyesi Geçmişten Günümüze Ayakkabı Sergisi"
2012 "Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Sanat Galerisi Kılıç Ali Paşa İ.Ö.O. Ortaköy"

Cindrella'dan esinlenen 1950 yapımı bir
Sarkis Der Balian ayakkabısı...
Karma Sergi

2002 "Yusuf Taktak" Karma Sergisi
2007 "Katibim Kültür Sanat Şenliği"
2008 "Rekreasyon Bahara Selam" Sergisi
2008 "Pippa Baca" resim ve heykel Sergisi
2008 "Rekreasyon Yalova" Sergisi
2008 "Sonbahar Renkleri" Rekreasyon Sergisi
2009 "Susuz Bir Yaşamda Hiçliğe Doğru"
2009 "Gülümseyen Yüzler"
2009 "Safranbolu Sergi"
2009 "İsmek Feshane Sergi"
2009 "Kadıköy Belediyesi Rekreasyon Derneği"
2010 "Edirne Ticaret Odası Sergi"
2010 "Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sergi"
2010 "İstanbul Rekreasyon Derneği Kıbrıs Girne Sergi"
2010 "İstanbul Rekreasyon Derneği Eskişehir Karma Sergi"
2010 "İstanbul Rekreasyon Derneği Bakırköy Karma Sergi"
2010 "İstanbul Rekreasyon Derneği Beşiktaş Belediye Karma Sergi" Akatlar
2010 "İstanbul Rekreasyon Derneği Kadıköy Belediye Karma Sergi"
2011 "Hayata Bakış" Art Gale-Tarık Zafer Tunaya Karma Resim Sergisi"
2011 "UPSD Sanat Galerisi Kadınlara Yönelik Şiddet Karma Resim Sergisi"
2012 "Barış Manço Kültür Derneği Bahri Genç ve Öğrencileri Karma Sergi" [KanalKultur]

23 Şubat 2014 Pazar

Rafet Arslan - Röntgenci | Peeping

Rafet Arslan - Röntgenci | Peeping [Rafet Arslan'ın
25 ocak – 22 şubat 2014 tarihleri arasındaki G-art / Galleryrooms
Kumbaracı Yokuşu'ndaki (Tomtom Mah. Kumbaracı Yokuşu No: 37/A - 38/A,
Beyoğlu - İstanbul; Tel.: 0212 243 66 22)
Babil Kitaplığı 2: Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler
adlı kişisel sergisinden]

Rafet Arslan

İlk kitabı "Çağdaş Sanat Manifestoları"nı 2010 yılında 6:45 yayınevinden çıkardı. İlk kişisel sergisi "Şuuraltı Operasyonları"nı 2012 yılında Sanatorium'da gerçekleştirdi. Kurucuları arasında yer aldığı Periferi Kolektif, Sürrealist Eylem Grubu ile birlikte Yıkım 2011, Ubik Project, Gerçeklik Terörü gibi bir çok sergi, performans ve kolektif etkinliğin içinde ve koordinasyonunda yer aldı. Siber Gnosis dergisinin editörlüğü yürütüyor.

21 Şubat 2014 Cuma

Serkan Bayer - Üstad'ın Ruhu | Master's Spirit

Serkan Bayer - Üstad'ın Ruhu | Master's Spirit,
Özel Karışım ve Tuval Üzerine Akrilik
/ Special Blend and Acrylic on Canvas,
120x130 cm., 2013 [Serkan Bayer'in
22 ocak – 22 şubat 2014 tarihleri arasında;
Mine Sanat Galerisi'ndeki (Teşvikiye Mah.
Prof. Dr. Müfide Küley Sok. No:1/1
Yasemin Apt. D:5 Nişantaşı - Şişli - İstanbul;
Tel.: 0212 232 38 13)
"Rasdelka" adlı kişisel sergisinden]

Serkan Bayer

1975'te Elazığ'da doğdu. Cemal Arslan ile 4 yıl süren desen eğitimine başladı. Devamında akademik eğitimini ve master eğitimini tamamladı. 2004 Ankara, 2007 İzmir 2010 Berlin ve 2011 - 2012 yıllarında İstanbul sergileriyle sanat kariyerine devam etti. 2011 yılında TAÇED vakfı tarafından altın yüz ödüllerine layık görüldü. Halen sanat hayatına İstanbul Ortaköy'deki atölyesinde devam ediyor. [KanalKultur]

Atilla Galip Pınar - Yüzleşme | Face off

Atilla Galip Pınar - Yüzleşme  | Face off,
tuval üzeri akrilik | acrylic on canvas,
60 x 144 cm., 2013 [Atilla Galip Pınar'ın
24 ocak – 23 şubat 2014 tarihleri arasında
Galeri İlayda'daki (Hüsrev Gerede Cad.
No:37, Teşvikiye - İstanbul; Tel.: 0212 227 92 92)
"Farkında | Aware" adlı kişisel sergisinden]

20 Şubat 2014 Perşembe

Alptekin Yüksel - Düş Kırığı

Alptekin Yüksel - Düş Kırığı, tuval üzeri akrilik,
100 x 100 cm. [Alptekin Yüksel'in 19 şubat - 4 mart 2014
tarihleri arasında Galeri Eksen'deki (Maçka Caddesi
No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 2190850)
"Aynadan Düştüm" adlı kişisel sergisinden]

Alptekin Yüksel

1967'de İstanbul'da doğdu. U.Ü.E.F. Resim ana sanat dalından mezun oldu. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Sanatlar Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. Reklamcılık ve dekorasyon sektöründe profesyonelleşti. Kişisel ve karma birçok sergiye katıldı. Çalışmalarını İstanbul'daki atölyesinde sürdürüyor.

19 Şubat 2014 Çarşamba

Rafet Arslan - Bilinçaltı Mekanizması

Rafet Arslan - Bilinçaltı Mekanizması
[Rafet Arslan'ın 25 ocak – 22 şubat 2014 tarihleri
arasındaki G-art / Galleryrooms Kumbaracı Yokuşu'ndaki
(Tomtom Mah. Kumbaracı Yokuşu No: 37/A - 38/A,
Beyoğlu - İstanbul; Tel.: 0212 243 66 22) 

Babil Kitaplığı 2: Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler
adlı kişisel sergisinden]

Rıfat Arsen: Rafet Arslan Hakkında 

Rafet Arslan; ilk kitabı "Çağdaş Sanat Manifestoları"nı 2010 yılında 6:45 yayın evinden çıkarmış, ilk kişisel sergisi "Şuuraltı Operasyonları"nı ise 2012 yılında Sanatorium'da gerçekleştirmişti. Arslan kurucuları arasında yer aldığı Periferi Kolektif, Sürrealist Eylem Grubu ile birlikte Yıkım 2011, Ubik Project, Gerçeklik Terörü gibi bir çok sergi, performans ve kolektif etkinliğin içinde ve koordinasyonunda yer almıştır. Ayrıca Siber Gnosis dergisinin editörlüğü yürütmektedir.

Arslan'a göre 21. yüzyılın "yeni" sanatçısı sürekli denemek, yeni ifade yolları bulmak, çağın akışkan ruhu ile uyum içinde olmalıdır. Bunun Arslan için neticesi; 21. yüzyıl sanatçısı "mutant" bir sınır ihlalcisi olmalı, hiç bir disipline bağlı kalmadan ruhsal ilişki kurduğu alanlarda üretmekten çekinmemelidir. Farkındalığın ve empatinin arttığı bir çağda sanatçı kendini gerçekleştirme düşü yanında, sanatın herkesçe yapılabileceği bir dünyanın da düşünü içinde büyütebilmelidir.

11 Şubat 2014 Salı

İsmail Acar - Sultan Süleyman

© İsmail Acar - Sultan Süleyman
Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde
(İbrahim Paşa Sarayı, No: 46, Sultanahmet - İstanbul;
Tel.: 0212 518 18 05 / 06)
18 haziran - 18 eylül 2012 tarihleri
arasında meraklısıyla buluşturulan
"Türk ve İslam Eserleri Müzesi & İsmail Acar
- 5 Duyu 5 Olgu" adlı sergiden

3 Şubat 2014 Pazartesi

28 Ocak 2014 Salı

Şahmaran: Yarısı insan yarısı yılan - Saklı benlik, iyilikle kötülük, sadakatle ihanet...

© Kazım Şahbudak

© Kazım Şahbudak

© Kazım Şahbudak

© Kazım Şahbudak

[KanalKultur] - Alican Meydan, Filiz Sünnetçioğlu, Kazım Şahbudak, Gökhan Tanacı, Tacettin Toparlı ve Kenan Özer'in "Ustanı Bul Şahmaran" başlıklı resim - fotoğraf - müzik - video art - belgesel film sergisi, Şeli Art Project işbirliğiyle Metropoldoctors / Levent'te 28 ocak - 21 mart 2014 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor .

Gündelik yaşam alanlarında sanatsal çözümler öneren proje kapsamında açılan sergiler 'Her yerde sanat' sloganıyla etkinliklerine devam ediyor. Sanatçılar, Şahmaran'ı ve bugünkü eserlerini şöyle anlatıyor:

Şahmaran; çünkü:

Alican Meydan: "Şahmaran; çok uzun zaman önce Tarsus'ta yerin yedi kat altında yaşayan, yılanların şahı. Arkadaşlarının oyununa gelip bir kuyuda sıkışıp karanlıklar içinde kendisine bir çıkış yolu ararken yılanlar ülkesini keşfetmesiyle yerin yedi kat altında yedi yıl boyuca Camsab'ı eğiten ve onu Lokman hekim yapan, açgözlülük sonucu insanlar tarafından parçalara ayrılan bir gizem."

© Kazım Şahbudak
Gökhan Tanacı: "Saklı benlikten sesler, sergi için müzik - Kendi düşsel kuyularında kendi uyanışının müziğini yapıyor Şahmaran. Ve her bir ses yayılıyor zamana. Parçalara bölünüyor her bir nota, kuyunun içi ve dışı oluyor aynı anda, uzağı ve yakını oluyor, yükselişi ve inişi oluyor bir varlığın, doğumu ve ölümü oluyor. Karşı karşıya geliyor seslerin birbirine karşıt varlıkları ve bir bütünü tamamlıyor, genişliyor, çoğalıyor, tekrar tekrar duyuruyor kendini ve her tekrarda derinleşiyor kuyu, ses derinleşiyor. Her ses başka bir sese dönüşüyor; düş gerçeğe dönüyor içinde, korku arzuya, ölüm yaşama ve son başlangıca dönüşüyor. Ama her ses kendine dönüşüyor sonunda. Çünkü bir çemberdir bu müzik; kendi sonsuz döngüsünde kendini tamamlayıp duruyor."

© Kazım Şahbudak
Filiz Sünnetçioğlu: "İlk suya ağumu salarım, ikinci suya özümü - Yeryüzünün dört bir bucağındaki insanların umursamazlığına ve hızla değişen tarihe karşı; bir yakarı, bir çığlık, geçmiş gelecek köprüsünde ihanetlere maruz kalan ; kalsa da bu hislerden sıyrılan bir içgüdü öyküsü... Kimi zaman nazar, kimi zaman koruyucu ve gözeten şahının suretini görüp kaçan yılanlar için, kimi zaman taşıyıcı söz, kuşaktan kuşağa saygıyla aktarılan, kimi zaman kutsal kitapları yücelten bir ibret öyküsü, dinsel işlevler yüklenen... Kısacası; özlemlere, umutlara, korkulara, ihtiyaçlara göre tasarlanmış bir 'nine bana bir masal anlatır mısın?' serüveni..."

© Kazım Şahbudak
Kazım Şahbudak: "Bir çok efsanede olduğu gibi Şahmaran efsanesinde de doğa üstü varlıklara yer verilmekte ve iyilikle kötülük, sadakatle ihanet gibi pek çok olguya vurgu yapılmaktadır. Binlerce yıldır süren bu mücadele günümüzde ve gelecekte de sürecektir. Şahmaran efsanesinde beni etkileyen en önemli olgu aşk ve sadakat olmuştur. Şahmaran'ın yaşadığı kötü son, aşık olduğu insanoğlu tarafından hazırlanmış olsa da o; tüm bu kötülüğe rağmen sevdiği, aşık olduğu insanoğlu Cemşab'a iyilik yapmıştır. Sadakat günümüzde de aranır olan önemli bir insani yandır. Çocukluğumdan yetişkinliğime taşıdığım görsel ve bilişsel hafızamda yer alan cam altı Şahmaran çalışmaları beni hep etkilemiştir. Şu ana kadar fotoğrafik süreçleri ve teknolojisini kullanarak gerçekleştirdiğim çalışmalarımın, resimsel bir dil ve teknik ile buluşmasının ilk örneklerini oluşturmaktadır Şahmaran portreleri. Bu seride yer alan fotoğrafik görüntü, salt kendi varlığı ile günümüze bir göndermedir. Ayni zamanda düş olan ile gerçek olanın bir arada olmasıdır."

© Kazım Şahbudak
Tacettin Toparlı: "Aklın son demiyle içtiğim nefes kaçaktı. Ne hikaye kalmış nede masallara tahammül. Bırakın masallar masal kalmasın, dibi tutmuş ama tadı bozulmamış ama mukaddime olan şekilsiz katıksız saf bir yürek. Şahmaran, yüreğini ve ellerine kullanarak zamanı geri döndür."

Kenan Özer: "Yarısı insan yarısı yılan - Başlangıç ve sonun, doğum ile ölümün, iyi ile kötünün, insan ile yılanın birbiri içinde kaybolduğu binlerce yıllık bir efsane... Şahmaran efsanesi, Anadolu'da, Ceyhan'da evlerde ninelerin, dedelerin ağzından süzülür, karışır Çukurova'nın bereketli topraklarına. Cebelinur Dağı'nın eteklerindeki Balkuyusu'nda, Yılankale'de ve Misis Köprüsü'nde efsane gerçeğe, gerçek efsaneye dönüşür..." [KanalKultur] 

Alican Meydan, Filiz Sünnetçioğlu, Kazım Şahbudak, Gökhan Tanacı, Tacettin Toparlı, Kenan Özer - "Ustanı Bul / Şahmaran" / 28 ocak - 21 mart 2014; Metropoldoctors / Levent, Levent Çarşı, Lilyum Sokak, No: 6, 1.Levent - İstanbul

24 Ocak 2014 Cuma

Atilla Galip Pınar - Farkında | Aware

Atilla Galip Pınar - Farkında | Aware,
tuval üzerine akrilik | acryclic on canvas,
100 x 190 cm., 2013
[KanalKultur] - Atilla Galip Pınar, "Farkında" isimli üçüncü solo resim sergisiyle 4 ocak – 23 şubat 2014 tarihleri arasında Galeri İlayda'da sanatseverlerle buluşuyor.

Varoluş karşısındaki bilgisizliğinin, geçiciliğinin, çaresizliğinin, yalnızlığının ve tutsaklığının farkına varan birey, tedirgin bir ruh haline bürünür. Farkındalık, sürekli ve daha yoğun bir hal aldıkça kişi, derin bir iç bulantısı ve yabancılaşmayla yüzleşir. Artık geriye dönüşü olmayan bir yola girmiş demektir… Bu farkındalıktan yoksun, etrafını sarmalayan maddesellikle körleşmiş, kibirli günümüz insanı ise giderek doğadan kopmakta ve sığ bir karanlığa sürüklenerek kaçınılmaz sonunu erkenleştirmektedir.

Bu düşünceler, sanatçının eserlerinin kavramsal altyapısını oluşturuyor. Yapıtlarında, çoğunlukla bir kutuyu andıran iç mekanlarda, dönüşen insanlar, bağıran, ürkmüş hayvanlar, girift dallar, kökler, ağaçlar… vs. bu altyapıyla örtüşecek şekilde tasvir ediliyor.

Atilla Galip Pınar
- Portre | Portrait,
tuval üzerine akrilik
| acryclic on canvas,
135 x 90 cm., 2013
Sanatçı, tüm bu unsurların birlikteliğini betimlerken kullanacağı renkleri ve formları, psikolojik yansımalarını dikkate alarak titizlikle seçiyor. Sonuçta, kaotik bir uyumun egemen olduğu, ontolojik düşünce katmanlarından oluşan, güçlü eserler ortaya çıkıyor.

* * *

The individual who is aware of his/her ignorance against the existence, his temporality, hopelessness, solitude and captivity becomes nervous. As the awareness become constant and more intense, the person will face a deep inside nausea and estrangement. Now he is on an irreversible way…Deprived of this awareness, the arrogant people of today, who is blind because of the materiality surrounding himself, will depart from nature and he /she will make earlier of his unavoidable end, by drifting to a shallow darkness…

These thoughts constitute the substructure of the artist's works. In his works, transforming humans, shouting, scared animals, intricate branches, roots, trees..etc. mostly in an interior, like a box ,are described to overlap with this substructure.

For describing all this ingredients' cooperation, the artist chooses the colours and forms very fastidious and considers the psychological reflections of them. As a result, chaoticly harmonious, powerfull works has been occurred, which has created of ontological thought layers.

Atilla Galip Pınar's show which is the result of an detailed and intense questioning, can be seen at Gallery İlayda, between January 24th and February 23rd, 2014.

* * *

Atilla Galip Pınar
- Portre II | Portrait II,
tuval üzeri akrilik
| acrylic on canvas,
150 x 90 cm., 2013
Atilla Galip Pınar

1978 yılında Ankara'da doğdu; 1996 -1997 yılları arası Marmara Üniversitesi A.E.F Resim Bölümü'nde; 1997- 2003 yılları arası Mimar Sinan Üniversitesi G.S.F. Heykel Bölümü'nde öğrenim gördü. Mezun olduktan sonra resim çalışmalarına ağırlık verdi. 2004 yılında Umut Vakfı'nın düzenlediği 'Bireysel Silahsızlanma' konulu resim yarışmasında Birincilik Ödülü'nü kazandı.

2006 yılında RH sanat dergisinin düzenlediği 'yılın genç ressamı' yarışmasının finalistlerinden biri oldu.2012 yılında Küçükçekmece Belediyesi'nin düzenlediği resim yarışmasında Üçüncülük Ödülü'nü kazandı .Açtığı kişisel sergilerin yanı sıra, eserleri birçok karma ve yarışmalı sergilerde yer aldı . Ulusal ve uluslararası heykel sempozyumlarına katıldı.

Sanatçı çalışmalarını İstanbul'da sürdürüyor.

* * *

Atilla Galip Pınar was born in Ankara in 1978. He studied painting at Marmara University between 1996 and 1997, and then transferred to the Mimar Sinan University of Fine Arts,Sculpture deparmant.After graduating from Mimar Sinan University in 2003, he mostly concentrated on painting. In 2004, He received the first prize in the "Individual Disarmament" painting competition, which was organized by the Umut Foundation.

In 2006, he became one of the finalists in the "Young Painters of the Year" competition, which was organized by RH art magazine. In 2012,He won the third prize in Küçükçekmece municipality painting competition.Beside his personal exhibitons,he also participated many group exhibitions,national and international sculpture symposiums …

He works and lives in Istanbul.

* * *

Kişisel Sergileri

2012 "Yakın Tehlike" ArtPoint Gallery, İstanbul
2011 "Tutsak" Gallery Ihlamour, İstanbul [KanalKultur]

Atilla Galip Pınar - Farkında | Aware / 24 ocak – 23 şubat 2014; Galeri İlayda, Hüsrev Gerede Cad. No:37, Teşvikiye - İstanbul; Tel.: (0212) 227 92 92 

23 Ocak 2014 Perşembe

Rafet Arslan - Babil Kitaplığı 2: Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler veya Ayna Aksinde Bu-dünkü Gündelik Hayat

[KanalKultur] - Rafet Arslan'ın Babil Kitaplığı 2: "Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler" adlı sergisi, 25 ocak – 22 şubat 2014 tarihleri arasında G-art'ın yeni sanat alanı Galleryrooms Kumbaracı Yokuşu'nda izleyiciyle buluşuyor.

Çağdaş sanat sahnesinin modern (ya da postmodern) bir hikâye anlatıcısı Rafet Arslan; 10 yılı aşkın süredir hikâyelerini kolajlarına, öykülerine, resimlerine, ses kayıtlarına, performanslara döküyor.

Arslan'ın birer imge formuna döktüğü "yeni" hikâyeleri Babil Kitaplığı serisi başlığıyla ve iki ayrı etkinlik şeklinde yeni izleyici ile buluşuyor.

Rafet Arslan'nın Babil Kitaplığı serisinin ilk ayağı, "Ziggurat Terbiyicesi" kitap lansmanı ve sergisi Çukurcuma HAYAKA ARTI'da gerçekleşiyor. İkinci "Babil Kitaplığı" sergisi "Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler" ise G-Art / Galleryrooms'da...

"Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler" sergisinin merkezinde sanatçının "ardışık totemler", "ayna aksinde bu-dünkü gündelik hayat", "Babil kitaplığına giriş" başlıklı 3 serisi ve onlara eşlik eden yeni Hikâye fragmanları / girizgahları olan yapıtları yer alıyor.

Arslan'ın sanatında totem kavramı sonsuzlukla ilişkideki kadim olan ile gündelik hayatı işgal eden bitimsiz tüketim arasındaki zıtlığı açığa çıkaran bir metafor. Ürettiği yapıtlar ile sanatçı şu soruyu soruyor; "Totem bir işaret, alamet ise 21. yüzyıl için tahayyül ettiği totemler neyin sembolüdür? Selametin mi kıyametin mi?"

Sonsuzluğun bengi döngüsü ile gündelik olanı sürekli tüketilip hemen çöpe dönüşü, sonra geri dönüşümü ve yeniden ve yeniden üretimi ve tüketimi- döngüsü...

Kadim olanın tinsel kutsiyeti ile ve sanatın onla kurduğu etik ilişkinin karşısında tüketimin atık olma hali, geçiciliği..

"Ardışık totemler" imgeleyerek sanatçı, insan uygarlığının ard arda gelişen, döngüsüne dair yeni sorular ortaya atıyor.

Sanatçı bu karşıtlığın arkeolojisine soyunurken, aynı zamanda gündelik hayatın insan ruhu üzerine çöken ağırlığının da bir hassas terazisi. Bugünü işgal eden dünün karanlık hayaletlerinin gezindiği köhne dehlizlere girmekten, karanlık içinde ışık aramaktan ve karanlığın kendisi ile dalga geçmekten ve estetik "kara mizah" ile kahkaha atmaktan çekinmiyor. "Ayna aksinde bu-dünkü gündelik hayat"larımızın aksini bize geri çeviriyor.

Sanatçı; son durağı belli bu hayatlar içinde, sonsuzluğa dair ışık huzmelerini de sürekli arıyor. Bu arayış sanatçıyı insan kültürünün tüm barbarlığı içinde parıldayan en naif arzularının kütüphaneciliğine soyunduruyor. Ansiklopedi ya da kitap ciltlerinden sonsuzluk ile iletişim kapısını çalmasını arzuladığı, kendi kitaplığını yaratmaya çalışıyor. Bu çabanın imkansızlığı ve sonsuzluğunun cazibesi ile büyülenerek, kendi "Babil kitaplığına giriş" yapıyor.

"Babil Kitaplığı" serileri Borges'in aynı adlı öyküsündeki; sürekli yenilenen ve böylece sonsuza değin kendi içinde büyüyen bir kitap / hikâye evreninden esinleniyor. Arslan'ın yazar olarak yarattığı kitaplar yanında, kült bir nesne olarak "kitap" da kendi üretimi içinde önemli bir yere sahip. Kitapla, onun sayfaları, kağıdı, cildi, kokusu duyusal bir ilişkiye geçiyor ve onu kendi sezgisel üretimi içine yediriyor.

Sanatçı; sonsuzluk ile kurduğu bu bağlantıyı, yine sonsuzluğun birer simgeleri olan Ziggurat, Totem gibi yapıların kendisinde yarattığı tinsel çarpışmalar ve bu düş evreninin bir zuhuru olarak resimler, kolajlar, asamblaj ve heykeller ile ifade ediyor.

Basılı mataryeli yeniden kurgulayarak üretilen bir sanat olarak kolaj, bunu nesneler ile yeni ilişkiler kurarak yaratan asamblaj; montaj sanatı ustası olarak nitelendirilebilecek sanatçının Türkiye'de sanat içinde özgün konumunun altını çizen unsurlar. [KanalKultur]

Rafet Arslan - Babil Kitaplığı 2: Ardışık Totemler ve Diğer Hikâyeler / 25 ocak – 22 şubat 2014; G-art / Galleryrooms Kumbaracı Yokuşu, Tomtom Mah. Kumbaracı Yokuşu No: 37/A - 38/A, Beyoğlu - İstanbul; Tel.: (0212) 243 66 22

22 Ocak 2014 Çarşamba

Ali Düzgün - Kentsel Dönüşüm



[KanalKultur] - Ressam Ali Düzgün'ün "Kentsel Dönüşüm" temalı kişisel resim sergisi 24 ocak 2014 - 11 şubat 2014 tarihleri arasında Kursart Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Ali Düzgün

1954'te Elazığ'da doğdu. 1977'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Eğitimi Bölümü'nden mezun oldu. 1980'de mezun olduğu bölüme öğretim görevlisi ve Müdür Yardımcısı olarak atandı. 1989'da "Sanatta Yeterlilik" aldı. 1990'da yüksek lisansını; 1994'te doktorasını tamamladı. 1994 - 2002 arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Resim Bölümü ve Güzel Sanatlar Eğitimi Bölüm Başkanlığı; 1995 - 1998 arasında Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcılığı; 2002 - 2008 tarihleri arasında Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Uygulamalı Sanatlar Eğitimi Mesleki Resim Anabilim Dalı Öğretim Üyeliği görevlerini üstlendi. Halen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı'nda Öğretim Üyesi. [KanalKultur]

Ali Düzgün Kişisel Resim Sergisi / 24 ocak 2014 - 11 şubat 2014; Kursart Sanat Galerisi, Malazgirt Mah. 1010 Sok. 10 / A, Dikmen - Ankara; Tel.: (0312) 475 44 99

21 Ocak 2014 Salı

Alptekin Yüksel - Aynadan Düştüm


[KanalKultur] - Çoğunlukla kültürel ve mimari yapıları deforme ederek, iç dünyasındaki görülemeyen İstanbul'a kendi portreleriyle ironik göndermeler yapan Alptekin Yüksel'in, "Aynadan Düştüm" isimli kişisel resim sergisi 19 şubat – 4 mart 2014 tarihleri arasında Galeri Eksen'de sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı, eserlerinde izleyicileri bir anlamda kendi iç dünyasına davet ediyor, onlarla ilişki kuruyor. Benlik kavramını karikatürize ediyor. Biçimlerin metafizik estetiği endişesiz fırça darbeleriyle olağan dışı kompozisyonlar olarak sanat meraklılarının karşısına çıkıyor.

Yüksel'in değişik zamanlardaki ruh haliyle çizdiği eskizler, zaman - mekân ikilisiyle birlikteliği, düşsel yaratıları doğuruyor. Bu süreçte grafiksel tasarım araçları ve farklı disiplinler (illüstrasyonlar, karikatürler, kolâjlar, tipografi gibi öğeler) birbirinden değişik malzemelerle (eritme parfüm şişeleri, taşlar, ahşaplar, foto blok ve forexler) fiksleniyor.

Sanatçının fotografik bakışı, eserlerinde balıkgözünden deformasyonlarla kol kola giriyor. Dış dünyanın karmaşasından kaçış, iç dünyasıyla görünür kılınıyor. Yüksel, görselliğe dönüşen içsellikle fantastik işlerin peşinde koşuyor.

Alptekin Yüksel

1967'de İstanbul'da doğdu. U.Ü.E.F. Resim ana sanat dalından mezun oldu. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Sanatlar Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. Reklamcılık ve dekorasyon sektöründe profesyonelleşti. Kişisel ve karma birçok sergiye katıldı. Çalışmalarını İstanbul'daki atölyesinde sürdürüyor. [KanalKultur]

Alptekin Yüksel - Aynadan Düştüm / 19 şubat - 4 mart 2014; Galeri Eksen, Maçka Caddesi No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50