@kanalkultur - Savaşlar, göçler, ötekileştirme, cinsel kimliklere açılan savaşlar, küresel ısınma, ekonomik kriz gibi pek çok sorunla evrendeki mesaisine devam eden dünya için büyük bir kaostan söz edilebilir.
Tüm bu kaosun ortasındaki insanlık için "yeni bir..." umuttan da bahsedebilir mi? diye düşünen sanatçı Nebahat Karyağdı, "Yeni Bir…" isimli sergisinde zıtlıkların birlikteliğine övgü taşıyan imgeleriyle, iyi, kötü, mutluluk, kaos, özgürlük, umut, başlangıç ve aşk gibi değerlere övgü ile yaklaşılırken yabancılaşma, tutsaklık, baskı, ötekileştirme kavramlarını sorguluyor.
Sergi, Balat'ın tarihi dokusunda açılıyor. Son bir yıl içinde yaptığı yağlıboya ve akrilik çalışmalarında Karyağdı, popüler kültür ikonlarını bu değerler ışığında yargılıyor ve kendi imgelerini yeni bir dille ortaya koyuyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Galeri Eksen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galeri Eksen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Haziran 2016 Perşembe
5 Nisan 2016 Salı
Çağdaş Erçelik - Türk Filmi
![]() |
| © Çağdaş Erçelik - Ferhan Şensoy |
Sergi, Çağdaş Erçelik’in sanat hayatına ve güncel yaşamına etki eden Türk sinemasının kendisini derinden etkileyen, aralarında bağ ve ilişkiler olan izleyiciye ciddi mesajlar ileten eserlerden yola çıkarak oluşuyor.
Sanatçı, seçkide; Muhsin Bey, Anayurt Oteli, Ah Güzel İstanbul, Ah Belinda ve Canım Kardeşim gibi birçok yapıtı heykele uyguluyor.
Çağdaş Erçelik, 23 aralık 2011 – 21 ocak 2012 yıllarında ‘Dersaadet’ adını verdiği Dersaadet’te yaşamış edebiyatçılar ve onların yarattığı hayal kahramanları, hikayeleri, romanları ve romanlardaki sahnelerden esinlenerek oluşturduğu sergi ile adından çokça söz ettirmişti.
4 Mart 2016 Cuma
Elif Okur Tolun - Ara Zamanlar
![]() |
| Elif Okur Tolun - Enkaz, seramik, 1000 C sırlı pişirim, 30 x 30 x 25 cm., 2015 |
Sanatçı, günlük yaşamın içinden sıradan nesneleri seçerek resim ve seramiklerine konu ediniyor. Bu durum bugün de değişerek ve gelişerek devam ediyor.
Sergide, enkazlar üzerine kurulan yaşam / yaşanmışlıklar odak noktası. Çürüyen kaportalar, parçalanmış araba parçaları arasında bir yaşam arayışı zaman zaman resimlerine ve seramiklerine giren canlılarla ifadesini buluyor. Karanlığa itilmiş yaşamlar ile ölüm arasında sıkışan ve kaybolan zamanlar varlık kazanıyor. Bir tarafdan geçmişin izini sürerken, bir tarafdan da geleceğe pencere açıyor. Geçmişten gelenleri biriktirerek bir ara zaman yaratıyor.
Üst üste yığılmış yüzlerce hurda aslında kimliğini bilmediğimiz binlerce insanın yaşanmışlığını ifade ediyor. Bunlar tekrar kullanılmayı yani yaşama dönmeyi bekleyen nesnelerdir. Sanatçının resim ve seramiklerinde de belleğin tekrar inşası için bu bir başlangıçtır. Bu bağlamda yaşam arayışı içerisinde resim ve seramiklerine giren angut kuşları, kediler ve diğer canlılar tekinsizlik karşısında zıtlık yaratan birer figür niteliği taşıyor.
19 Ocak 2016 Salı
Türk Sanatı’nda Kökler ve Temeller
![]() |
| Mıgırdiç Givanian |
Sergide eserleri yer alan sanatçılar arasında Erol Akyavaş, Özdemir Altan, Bedri Baykam, İbrahim Çallı, Nejat Melih Devrim, Şükriye Dikmen, Gürdal Duyar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Mıgırdiç Givanian, Ara Güler, Nuri İyem, Zeki Faik İzer, Füreyya Koral, Fikret Mualla, Zekai Ormancı, İbrahim Safi, Nusret Suman, Bedia Taran, Burhan Uygur, Adnan Varınca … bulunuyor.
28 Aralık 2015 Pazartesi
Resmen Tanıdıklarımız
![]() |
| Zafer Malkoç - Kırmızı Emperyalistler Serisi, tuval üzeri akrilik, 54 x 64 cm., 2015 |
Resmen Tanıdıklarımız'da 18 sanatçının eserleri sergileniyor.
Sergide eserleri yer alan sanatçılar:
23 Ekim 2015 Cuma
Nejat Erem Retrospektif - Bir Uçurtma Hikayesi
![]() |
| Nejat Erem - karton üzeri suluboya, 45 x 35 cm. |
Nejat Erem, yarım asırdan fazla bir zaman dilimi içerisinde yağlıboya ve suluboya eserlerin yanında fotoğraf ve karikatürleri ile Türkiye sanatında yer aldı.
Eserlerinde insana has renkler ve şekiller kullanırken, bakılması gereken açıyı doğru şekilde anlattı.
Çoğu zaman eserlerinde çocukluğu, gençliği ve bizi etkileyen objeleri gösterdi.
Anlatısı insanlara hiçbir zaman soğuk ya da uzak kalmadı. Samimi ve etkileyicidir.
Kuşları canlı, ağaçları yeşil ve bilge, kadınları neşeli ve erkekleri zevklidir.
Işıklar altında ve farklı bir boyutta morlar, sarılar ve yeşiller sürekli dans eder. Bu hareket, eseri izlerken önce gözlere sonra ruha hitap eder.
Nejat Erem (1927 – 2015)
1927'de İstanbul'da doğdu.
30 Mart 2015 Pazartesi
Oya Özer - Tılsımlar | Talismans
[KanalKultur] - Oya Özer, ‘Tılsımlar | Talismans’ adını verdiği kişisel sergisi ile 1 - 15 nisan 2015 tarihleri arasında Galeri Eksen’de sanatseverlerle buluşuyor.
Sergi, dünya kültürüne yüksek derecede etki yapan Anadolu ve farklı medeniyetlerdeki tılsım konusu üzerinden hareket ediyor.
Sergide uğur böcekleri, balıklar, dört yapraklı yoncalar, hırka-i şerif ve kadim kültürlerin inançlarına dayalı birçok figürü Oya Özer estetiği ile sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Eşref Yıldırım, sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
Sanat, önceleri sanat değil ritüeldi. Sanatçı yoktu, korkutucu bir doğa ve onunla mücadele etmeye gücü yetmeyen çaresiz insan vardı sadece. Sanat tarihinin başlatıldığı yer olan mağara duvarı resimleri sanat değil "av büyüsü"ydü. Kontrol edilemeyen şeyleri etki altına almanın bir yolu olarak onları büyüleyebilmek umulurdu.
Rastlantıların kendi lehine sonuçlar vermesini, felaketlerin uzakta kalmasını bekleyen insan sadece dilemekle yetinmedi, bu isteme halini biçimleştirdi. Hayvanlara, bitkilere, taşlara başka anlamlar yükledi, onlardan yola çıkarak yeni semboller yarattı. Kendi üzerinde, evinde, yakınında taşıdı onları; yalnız, çıplak kalamadı. Tavus kuşundan yılana, sarımsaktan yoncaya, bazı tılsımlı sözcüklerden bazı düğümlere kadar aklınıza gelen gelmeyen yığınla şey, insanın arzularını elde etmesi yolunda birer sihirli araçtı artık. Tek tanrılı dinler döneminde pagan kültürlerin bu renkliliği azalsa bile yok olmadı.
Sergi, dünya kültürüne yüksek derecede etki yapan Anadolu ve farklı medeniyetlerdeki tılsım konusu üzerinden hareket ediyor.
Sergide uğur böcekleri, balıklar, dört yapraklı yoncalar, hırka-i şerif ve kadim kültürlerin inançlarına dayalı birçok figürü Oya Özer estetiği ile sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Eşref Yıldırım, sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
Sanat, önceleri sanat değil ritüeldi. Sanatçı yoktu, korkutucu bir doğa ve onunla mücadele etmeye gücü yetmeyen çaresiz insan vardı sadece. Sanat tarihinin başlatıldığı yer olan mağara duvarı resimleri sanat değil "av büyüsü"ydü. Kontrol edilemeyen şeyleri etki altına almanın bir yolu olarak onları büyüleyebilmek umulurdu.
Rastlantıların kendi lehine sonuçlar vermesini, felaketlerin uzakta kalmasını bekleyen insan sadece dilemekle yetinmedi, bu isteme halini biçimleştirdi. Hayvanlara, bitkilere, taşlara başka anlamlar yükledi, onlardan yola çıkarak yeni semboller yarattı. Kendi üzerinde, evinde, yakınında taşıdı onları; yalnız, çıplak kalamadı. Tavus kuşundan yılana, sarımsaktan yoncaya, bazı tılsımlı sözcüklerden bazı düğümlere kadar aklınıza gelen gelmeyen yığınla şey, insanın arzularını elde etmesi yolunda birer sihirli araçtı artık. Tek tanrılı dinler döneminde pagan kültürlerin bu renkliliği azalsa bile yok olmadı.
28 Şubat 2015 Cumartesi
Kırmızı
![]() |
| Şenay Lüle, tuval üzeri yağlı boya, 125 x 65 cm. |
Aşkın Önder, "Kırmızı" başlıklı yazısında sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
"Günümüzde sanat ve sanatçının nötralize edilmek istendiği bir ortam yaşanırken, Galeri Eksen "Kırmızı" konseptiyle oluşturulan bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Akıl ve bilinç tutulmasının fazlasıyla yaşandığı şu zamanlarda derin uyuşukluk içinde olan sanat ortamını sanatçılar "Kırmızı" rengin getirdiği dinamizmle hareketlendirmek istiyorlar.
Resmin sadece plastik bir sorun olmadığı yolundaki düşüncelerini, bireysel yaratıcılıklarını öne çıkararak, ateşli ve inatçı kimlikleriyle birlikte eleştirel ve muhalif bir tavır ortaya koyuyorlar.
8 Şubat 2015 Pazar
Bazı Yüzler Unutulmaz
![]() |
| © Çağdaş Erçelik - Nazım Hikmet |
"Bazı Yüzler Unutulmaz", Şeref Akşit küratörlüğünde resim, heykel, seramik, illüstrasyon, dijital baskı, video ve fotoğraf olmak üzere disiplinlerarası bir sergi.
Katılan sanatçılar; Ahmet Kiracı, Aslıhan Aksun, Berrin İlhan, Beste Koş, Ceren Topsakal, Çağdaş Erçelik, Deniz Gökduman, Ercan Olgun, Esra Kürtür, Ethem Onur Bilgiç, Ezzaldin Shahrori, Gökçe Pehlivanoğlu, Harun Tole, Maryam Sahafzadeh, Murat Berköz, Nezihe Bilen Ateş,Onur Şenbaş, Saydan Akşit, Tayfun Gülnar, Yeşim Ustaoğlu, Yoldaş Ataseven, Zafer Erkan.
Küratör Şeref Akşit, sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
![]() |
| © Zafer Erkan - Tuncel Kurtiz |
Bazı Yüzler Unutulmaz - Karma Sergi / 12 - 28 şubat 2015; Galeri Eksen; Maçka cad. No: 29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 219 0850
1 Aralık 2014 Pazartesi
Kültürel değerler kaligrafik hareketlerle yorumlanıyor: Filiz Hatipoğlu - Şimdiki Zamanların Güncesi
[KanalKultur] - Filiz Hatipoğlu'nun "Şimdiki Zamanların Güncesi" isimli sergisi 2 – 17 aralık 2014 tarihleri arasında sanatseverlere kapılarını açıyor.
Şimdiki zaman; zamansızlığın anıdır. Ne geçmiştir, ne gelecek! Yaşanmış, yaşanılan, yaşanılacak anların hepsidir aslında. Şimdi; zamansal paradoksları bir kenara koyarsak, geriye yaşanılan anların izleri kalır. Bu izler ki vazgeçilmez öğeler olur popüler kültür de ve elbette sanatta...
Zamanın paradoksal yapıda olması, onu kullanabilmenin belki de tek yolu. Zaman içinde zamanı, tarih içinde tarihi görmek, bize olayları, objeleri, bireyleri ve sonuçta bu nesnellik; hiç farkına varmadan onu anlayabilmemize, tasarlayabilmemize, kavrayabilmemize ve onları değişik açılardan kullanmamızı sağlıyor. Paradoksal yapının oluşturduğu çelişiklik, geçmişin nesnelliği bir bütün olarak karşımıza çıkıyor.
Ahmet Hamdi'nin dediği gibi "Şimdiki zaman bıçak sırtı, hem geçmişin yükünü taşır, hem de onu çizgi çizgi değiştirir".
Sürekli bir ilerleme ve bu ilerleme sonucunda ortaya çıkan yokoluş bir yanda, geçmişin bir şekilde varlığını sürdürmesi ve gelecekle birlikte ''şimdi'' içinde bulunması bir paradoks değil de ne?
Her dönemim yaşanmış anları, yaşanılan anların keyfini sunuyor. Çağdaşlık kavramının da parçası oluyor. Ne kadar çağdaş olduğumuzu kanıtlamak, sanki geçmişin şimdiki zamanlarını yadsımakla gerçekleşiyor.
Yaşanmışlığın izlenimi altında varolan nesnelciliğin görselliği, sanatçının tuvalinde anın izini sürmekle beraber, geçmişin vazgeçilmezliğini de yansıtıyor. Geçmişteki şimdiki zamanlara saygınlık; varoluşun gerçekliğiyle, varlığını gelecek şimdiki zamanlara sunabilmektir. Kültürel değerlerimizi kaligrafik hareketlerle yorumlamaktır.
Sanatçının Türk yazı sanatına duymuş olduğu ilgi, özellikle Osmanlı Türkçesini oluşturan Arap alfabesinin kıvraklığından ve estetiğinden etkilenmesi sonucu; sanatında kaligrafik öğeler oluşturuyor. Runik, Osmanlıca ve Latin harflerinin harmanlaması, kaligrafik değerlerin ön plana çıkmasını koşulsuz kılıyor. Geçmiş-gelecek; şimdiki zamanların güncesidir O'nun için. Geçmişe duyulan saygı, şimdinin gücüyle gelecek zamanlara referanstır aynı zamanda.
Yaşanmış anları resmetmek, gerçekliğin kendisidir. Postmodern ifade, modern dünyanın şimdiki zamanıdır aslında...
Filiz Hatipoğlu
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde (GTS) lisansını; Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar'da yüksek lisansını ve doktorasını tamamladı. Yedi kişisel sergi açtı. Elli kadar karma sergi, Uluslararası Sempozyum ve Çalıştaya katılıdı. Sakıp Sabancı Başarı Ödülü'nü, MGSÜ Onur ödülünü, Küçükçekmece Belediyesi Ödülünü aldı. [KanalKultur]
Filiz Hatipoğlu - Şimdiki Zamanların Güncesi / 2 – 17 aralık 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 219 08 50
Şimdiki zaman; zamansızlığın anıdır. Ne geçmiştir, ne gelecek! Yaşanmış, yaşanılan, yaşanılacak anların hepsidir aslında. Şimdi; zamansal paradoksları bir kenara koyarsak, geriye yaşanılan anların izleri kalır. Bu izler ki vazgeçilmez öğeler olur popüler kültür de ve elbette sanatta...
Zamanın paradoksal yapıda olması, onu kullanabilmenin belki de tek yolu. Zaman içinde zamanı, tarih içinde tarihi görmek, bize olayları, objeleri, bireyleri ve sonuçta bu nesnellik; hiç farkına varmadan onu anlayabilmemize, tasarlayabilmemize, kavrayabilmemize ve onları değişik açılardan kullanmamızı sağlıyor. Paradoksal yapının oluşturduğu çelişiklik, geçmişin nesnelliği bir bütün olarak karşımıza çıkıyor.
Ahmet Hamdi'nin dediği gibi "Şimdiki zaman bıçak sırtı, hem geçmişin yükünü taşır, hem de onu çizgi çizgi değiştirir".
Sürekli bir ilerleme ve bu ilerleme sonucunda ortaya çıkan yokoluş bir yanda, geçmişin bir şekilde varlığını sürdürmesi ve gelecekle birlikte ''şimdi'' içinde bulunması bir paradoks değil de ne?
Her dönemim yaşanmış anları, yaşanılan anların keyfini sunuyor. Çağdaşlık kavramının da parçası oluyor. Ne kadar çağdaş olduğumuzu kanıtlamak, sanki geçmişin şimdiki zamanlarını yadsımakla gerçekleşiyor.
Yaşanmışlığın izlenimi altında varolan nesnelciliğin görselliği, sanatçının tuvalinde anın izini sürmekle beraber, geçmişin vazgeçilmezliğini de yansıtıyor. Geçmişteki şimdiki zamanlara saygınlık; varoluşun gerçekliğiyle, varlığını gelecek şimdiki zamanlara sunabilmektir. Kültürel değerlerimizi kaligrafik hareketlerle yorumlamaktır.
Sanatçının Türk yazı sanatına duymuş olduğu ilgi, özellikle Osmanlı Türkçesini oluşturan Arap alfabesinin kıvraklığından ve estetiğinden etkilenmesi sonucu; sanatında kaligrafik öğeler oluşturuyor. Runik, Osmanlıca ve Latin harflerinin harmanlaması, kaligrafik değerlerin ön plana çıkmasını koşulsuz kılıyor. Geçmiş-gelecek; şimdiki zamanların güncesidir O'nun için. Geçmişe duyulan saygı, şimdinin gücüyle gelecek zamanlara referanstır aynı zamanda.
Yaşanmış anları resmetmek, gerçekliğin kendisidir. Postmodern ifade, modern dünyanın şimdiki zamanıdır aslında...
Filiz Hatipoğlu
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde (GTS) lisansını; Yeditepe Üniversitesi Plastik Sanatlar'da yüksek lisansını ve doktorasını tamamladı. Yedi kişisel sergi açtı. Elli kadar karma sergi, Uluslararası Sempozyum ve Çalıştaya katılıdı. Sakıp Sabancı Başarı Ödülü'nü, MGSÜ Onur ödülünü, Küçükçekmece Belediyesi Ödülünü aldı. [KanalKultur]
Filiz Hatipoğlu - Şimdiki Zamanların Güncesi / 2 – 17 aralık 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 219 08 50
17 Ekim 2014 Cuma
Farzin Rahneshin - Çakışan Karanlık
[KanalKultur] - İranlı Ressam Farzin Rahneshin'in, Türkiye'deki ilk kişisel sergisi 17 – 30 ekim 2014 tarihleri arasında Galeri Eksen'de sanatseverlerle buluşuyor.
Bazen herhangi bir arka plan ve medya filtresi olmadan topluma bakmak zorundayız. Neticede karanlık ve bulanıklıktan başka bir şey görmeyeceğiz. Hiçbir renk yok, eğer varsa, makyajdır. Kesin saf bir karanlık yoktur. Ayrıca sırf ışığı da görmek mümkün değil. Her şeyin birbiri ile "Bağlantılı" ilişkisi var.
Bunların arasında, karanlıkların içinde vitrin gibi duran ışıklar ve ya ışıkların içinde dekore edilmiş karanlık parçacıklara da rastlayabiliriz.
Paradoks. Paradokslar bizi sarmış... Kültürel, sosyal ve kişisel paradokslar... Ve istemsizce bu çelişkili ve paradokslu karanlıklar içinde yaşıyoruz... Veya...
Farzin Rahneshin
1989 yılında İran'ın Tebriz kentinde dünyaya geldi. Resim Bölümü'nde lisans derecesini Tebriz Azad Üniversitesi'nde aldı. Tahran Sanat Üniversitesi'nde aynı dalda yüksek lisans yapıyor. 2009-2013 arasında 4 bireysel sergi açtı. Yaklaşık 25 karma sergide yer aldı. Bu sergilerden en önemlileri, 3 kez "Seçilmiş Yeni Nesil Sanatçılar Sergisi" Homa Galerisi'nde, 3 kez "Uluslararası FAJR Güzel Sanatlar Festivali" Tahran Çağdaş Sanatlar Müzesi'nde ve 2 kez "Dünya Seçilmiş Gençler Workshop"tur.. 2007-2014 yılları arasında festivallerde 4 birincilik, 2 ikincilik ve 2 üçüncülük elde etti. 2013 yılında, Dubai "Emerging Artist Award" kurumu tarafından dünyanın en iyi gelişen 100 genç sanatçısı arasında yer aldı ve 2014 yılında, İran'ın en iyi 10 ressamlarından biri olarak seçildi. [KanalKultur]
Farzin Rahneshin - Çakışan Karanlık / 17 – 30 ekim 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No:29; Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 219 08 50
Bazen herhangi bir arka plan ve medya filtresi olmadan topluma bakmak zorundayız. Neticede karanlık ve bulanıklıktan başka bir şey görmeyeceğiz. Hiçbir renk yok, eğer varsa, makyajdır. Kesin saf bir karanlık yoktur. Ayrıca sırf ışığı da görmek mümkün değil. Her şeyin birbiri ile "Bağlantılı" ilişkisi var.
Bunların arasında, karanlıkların içinde vitrin gibi duran ışıklar ve ya ışıkların içinde dekore edilmiş karanlık parçacıklara da rastlayabiliriz.
Paradoks. Paradokslar bizi sarmış... Kültürel, sosyal ve kişisel paradokslar... Ve istemsizce bu çelişkili ve paradokslu karanlıklar içinde yaşıyoruz... Veya...
Farzin Rahneshin
1989 yılında İran'ın Tebriz kentinde dünyaya geldi. Resim Bölümü'nde lisans derecesini Tebriz Azad Üniversitesi'nde aldı. Tahran Sanat Üniversitesi'nde aynı dalda yüksek lisans yapıyor. 2009-2013 arasında 4 bireysel sergi açtı. Yaklaşık 25 karma sergide yer aldı. Bu sergilerden en önemlileri, 3 kez "Seçilmiş Yeni Nesil Sanatçılar Sergisi" Homa Galerisi'nde, 3 kez "Uluslararası FAJR Güzel Sanatlar Festivali" Tahran Çağdaş Sanatlar Müzesi'nde ve 2 kez "Dünya Seçilmiş Gençler Workshop"tur.. 2007-2014 yılları arasında festivallerde 4 birincilik, 2 ikincilik ve 2 üçüncülük elde etti. 2013 yılında, Dubai "Emerging Artist Award" kurumu tarafından dünyanın en iyi gelişen 100 genç sanatçısı arasında yer aldı ve 2014 yılında, İran'ın en iyi 10 ressamlarından biri olarak seçildi. [KanalKultur]
Farzin Rahneshin - Çakışan Karanlık / 17 – 30 ekim 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No:29; Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 219 08 50
1 Temmuz 2014 Salı
Koleksiyon Sergisi
![]() |
| Burak Kutlay, tuval üzerine yağlı boya, 90 x 130 cm. |
![]() |
| Çağdaş Erçelik - Stephançikova Köyü - karışık teknik |
[KanalKultur] 150 sanatçının eserlerinden oluşan tuval üzeri yağlıboya, pastel,suluboya ve karakalem eserlerin yanında heykel,seramik,gravür ve tasarım eserlerin de bulunduğu "Koleksiyon Sergisi" Galeri Eksen'in sergilerini açtığı genç sanatçıların ve koleksiyonunda bulunan eserlerden oluşuyor.
24 haziran – 31 ağustos 2014 tarihleri arasındaki sergide yurtiçinde ve yurtdışında önemli koleksiyonlarda eserleri bulunan sanatçıların eserleri sergileniyor.
Sergide eserleri yer alan bazı sanatçılar:
Ahmet Fazıl Aksoy, Mevlüt Akyıldız, Nihat Akyunak, Rasin Arsebük, Erdinç Bakla, İbrahim Balaban, Alkım Beyhan, Şadan Bezeyiş, Cihat Burak, Cacciapuoti, Robert Cami, Tarık Carım , Sadi Diren, Semiha Şakir Elveren, Devrim Erbil, Çağdaş Erçelik, Mehmet Güleryüz, Haşim Nur Gürel, Ergin İnan, Ekrem Kahraman, Hüsamettin Koçan, Barış Kara, Burak Kutlay, Aslı Kutluay, Hulusi Mercan , Argun Okumuşoğlu, Aylin Örücü, Oya Özer, Lobel Rice, Barış Sarıbaş, Hasan Sarıtaş, Ayhan Taşkıran, Neşe Akgündüz Tekin, Emre Tosun, Ertuğrul Tuna, Ali İsmail Türemen, Alp Tamer Ulukılıç, Utku Varlık... [KanalKultur]
Koleksiyon Sergisi / 24 haziran – 31 ağustos 2014; Galeri Eksen: Maçka Cd. No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel. (0212) 219 08 50
11 Haziran 2014 Çarşamba
Semiha Şakir Elveren - Gel
[KanalKultur] - Galeri Eksen, 3-14 haziran 2014 tarihleri arasında Semiha Şakir Elveren'in "Gel" adlı 5. kişisel resim sergisini ev sahipliği yapıyor.
Semiha Şakir Elveren, "Gel" sergisinde hayranı olduğu Mevlâna'nın gündelik hayata yön veren düşüncelerini aşina olduğumuz motif ve söylemlerle yorumluyor.
Mevlâna'nın dehası, yenilikçiliği, insan sevgisi ve hoşgörüsü sergilenen resimlerin üzerinde yeniden canlanıyor.
"Gel" sergisinde yer alan resimler renkleri ve hat sanatına yaptığı göndermeler ile bir bütünlük içinde olsa da her biri kendi başına anlamını koruyor. [KanalKultur]
Semiha Şakir Elveren - "Gel" / 3 - 14 haziran 2014; Galeri Eksen, Maçka Cd. No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
1 Mayıs 2014 Perşembe
Burak Kutlay - Gümüş Haz
[KanalKultur] - Burak Kutlay, 6 - 17 mayıs 2014 tarihleri arasında "Gümüş Haz" adlı kişisel sergisiyle Galeri Eksen'de sanatseverlerle buluşuyor.
Sanatçının çalışmaları günümüzde bireyin doğuşundan itibaren içinde bulunduğu sistemin işleyişi karşısındaki farkındalığını ele alıyor.
Burak Kutlay'a göre; kapitalist sistemde dünya bir tüketim aracına dönüştü:
Bu, o kadar büyük bir tehlike ki, maddi ve kişisel çıkarlar uğruna doğa hiçe sayılıyor, kişisel talepler doğrultusunda dünyanın kaynakları tüketiliyor, hayvanlar katlediliyor, insanlar öldürülüyor.
Bu, öyle bir sistemdir ki, bu sistemin yanlış ve tehlikeli olduğunu düşünen bireyler susturuluyor, başka bireylerin farketmesi engellenmeye çalışılıyor.
Tüm bu olanlara rağmen, hala devam etmekte olan bu sistemin içinde yer alan bireylerin ulaşmak istediği yapay zevkler veya hazlar uğruna parlayan çelikten ve betondan yapılar inşa ediliyor; ekonomik sebeplerden dolayı iflas ediyor ve yıkılıyor, sonra tekrar inşa ediliyor...
Bu, aslında bir yıkım sürecidir.
Yaşanılan akıl almaz sınırları olan evrenin içinde yer alan ve hala bir eşinin keşfedilmediği dünya gezegeni, bu hazza duyulan bağlılık yüzünden bir daha geri döndürülemez sona hazırlanıyor...
Avusturyalı gazeteci yazar Ernst Fischer'in de dediği gibi çürüyen bir toplumda sanat eğer dürüst ise, çürümeyi yansıtmalı... Eğer sosyal işlevi sayesinde inancı kırmak istiyorsa sanat, dünyanın değiştirilebilir olduğunu göstermek zorunda ve değişime yardım etmeli.
Fischer'in bu sözünden etkilenen ressam, yaşadığı ve anlamaya çalıştığı bu sistemin içindeki sahneleri fotoğraflardan yararlanarak çalışmalarına tuval üzerine yağlıboya kullanarak yansıtıyor.
Burak Kutlay
1985 yılında İzmir'de doğdu. 2003 yılında Çınarlı Anadolu Teknik Lisesi'ni bitirdi. 2003 yılında Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü kazandı. 2007 yılı son sınıfta Devrim Erbil'in yanında asistanlık yaptı. Yine aynı yıl Devabil Kara Atölyesi'nden mezun oldu. 2008 yılında Çanakkale OnSekiz Mart Üniversitesi Yüksek Lisans Programı'na başladı, 2011'de bitirdi. Çalışmalarını halen kendi atölyesinde devam ettiriyor. [KanalKultur]
Burak Kutlay - "Gümüş Haz" Kişisel Resim Sergisi / 6 - 17 mayıs 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No: 29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
Sanatçının çalışmaları günümüzde bireyin doğuşundan itibaren içinde bulunduğu sistemin işleyişi karşısındaki farkındalığını ele alıyor.
Burak Kutlay'a göre; kapitalist sistemde dünya bir tüketim aracına dönüştü:
Bu, o kadar büyük bir tehlike ki, maddi ve kişisel çıkarlar uğruna doğa hiçe sayılıyor, kişisel talepler doğrultusunda dünyanın kaynakları tüketiliyor, hayvanlar katlediliyor, insanlar öldürülüyor.
Bu, öyle bir sistemdir ki, bu sistemin yanlış ve tehlikeli olduğunu düşünen bireyler susturuluyor, başka bireylerin farketmesi engellenmeye çalışılıyor.
Tüm bu olanlara rağmen, hala devam etmekte olan bu sistemin içinde yer alan bireylerin ulaşmak istediği yapay zevkler veya hazlar uğruna parlayan çelikten ve betondan yapılar inşa ediliyor; ekonomik sebeplerden dolayı iflas ediyor ve yıkılıyor, sonra tekrar inşa ediliyor...
Bu, aslında bir yıkım sürecidir.
Yaşanılan akıl almaz sınırları olan evrenin içinde yer alan ve hala bir eşinin keşfedilmediği dünya gezegeni, bu hazza duyulan bağlılık yüzünden bir daha geri döndürülemez sona hazırlanıyor...
Avusturyalı gazeteci yazar Ernst Fischer'in de dediği gibi çürüyen bir toplumda sanat eğer dürüst ise, çürümeyi yansıtmalı... Eğer sosyal işlevi sayesinde inancı kırmak istiyorsa sanat, dünyanın değiştirilebilir olduğunu göstermek zorunda ve değişime yardım etmeli.
Fischer'in bu sözünden etkilenen ressam, yaşadığı ve anlamaya çalıştığı bu sistemin içindeki sahneleri fotoğraflardan yararlanarak çalışmalarına tuval üzerine yağlıboya kullanarak yansıtıyor.
Burak Kutlay
1985 yılında İzmir'de doğdu. 2003 yılında Çınarlı Anadolu Teknik Lisesi'ni bitirdi. 2003 yılında Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü kazandı. 2007 yılı son sınıfta Devrim Erbil'in yanında asistanlık yaptı. Yine aynı yıl Devabil Kara Atölyesi'nden mezun oldu. 2008 yılında Çanakkale OnSekiz Mart Üniversitesi Yüksek Lisans Programı'na başladı, 2011'de bitirdi. Çalışmalarını halen kendi atölyesinde devam ettiriyor. [KanalKultur]
Burak Kutlay - "Gümüş Haz" Kişisel Resim Sergisi / 6 - 17 mayıs 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No: 29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
13 Mart 2014 Perşembe
Çağdaş Erçelik - Dostoyevski
![]() |
| Çağdaş Erçelik - insancıklar, detay |
![]() |
| Çağdaş Erçelik - Dostoyevski, detay |
Sanatçının Dostoyevski romanlarından yola çıkarak gerçekleştirdiği çalışmalarında, roman karakterleri ve bu karakterlerin yaşadığı mekanlar bulunuyor.
"Karamazov Kardeşler", "Budala", "Suç ve Ceza", "Yeraltından Notlar" gibi edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden sayılan bu romanlar, birçok sanatçıya esin kaynağı oldu. İnsan doğasının incelikle çözümlendiği bu eserler, önemli felsefi meseleleri tartışıyor. Toplumsal siyasi ve ruhsal açılardan insanı anlatan yazar, okuyucusunu bir çok soru işareti ile baş başa bırakıyor. Batılılaşmanın Rus halkı üzerinde yarattığı etkilerden, insanın tanrıyla olan ilişkisine kadar, ahlaki, suç kavramını, yabancılaşmayı, kısacası toplumsal ve bireysel, insana ait bir çok önemli konu üzerinde düşünmemize yol açıyor. 19. yüzyılda yaşayan bu roman karakterlerinin bugün aynı ilgiyi bütün tazeliğiyle koruması bundan kaynaklanıyor.
Çağdaş Erçelik, son dönem çalışmalarını üretebileceği bu verimli alanı bulmuş, Dostoyevski karakterlerine ait ruhsal dünyanın çeşitliliğini yansıtmaya gayret etmiş. Ahşap, metal, kağıt, polyester, gibi çeşitli materyellerden oluşturduğu heykellerin yanısıra karakalem ve yağlıboya resimlerin de yer alacağı sergi, yazarın dünyasının Çağdaş Erçelik'in hayal dünyası ile birleştiği farklı bir yorumu...
![]() |
| Çağdaş Erçelik - Gruşenka, detay |
1983'te İzmir'de doğdu. 2005'te MSGSÜ Heykel Bölümü'nü bitirdi. 2008'de MSGSÜ Heykel Bölümü'nde Yüksek Lisans'ını tamamladı. 2011'den bu yana MSGSÜ Heykel Bölümü'nde Doktora yapıyor.
Ödülleri
2005 Mimar Sinan Üniversitesi Sabancı Ödülleri 3.lük Ödülü
2007 Erzurum Kar Heykel Sempozyumu 3.lük ödülü
2007 Kemal Türkler Anıt Heykel Yarışması Başarı Ödülü
2007 HSBC Bankası Heykel Yarışması Başarı Ödülü
2011 Beşiktaş Belediyesi Piri Reis Anıt Yarışması 2. lik Ödülü
2011 Kartallı Kazım Anıt Yarışması Mansiyon Ödülü [KanalKultur]
Çağdaş Erçelik - "Dostoyevski" Kişisel Resim & Heykel Sergisi / 28 mart - 13 nisan 2014; Galeri Eksen, Maçka Caddesi No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
20 Şubat 2014 Perşembe
Alptekin Yüksel - Düş Kırığı
![]() |
| Alptekin Yüksel - Düş Kırığı, tuval üzeri akrilik, 100 x 100 cm. [Alptekin Yüksel'in 19 şubat - 4 mart 2014 tarihleri arasında Galeri Eksen'deki (Maçka Caddesi No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: 0212 2190850) "Aynadan Düştüm" adlı kişisel sergisinden] |
Alptekin Yüksel
1967'de İstanbul'da doğdu. U.Ü.E.F. Resim ana sanat dalından mezun oldu. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Sanatlar Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. Reklamcılık ve dekorasyon sektöründe profesyonelleşti. Kişisel ve karma birçok sergiye katıldı. Çalışmalarını İstanbul'daki atölyesinde sürdürüyor.
21 Ocak 2014 Salı
Alptekin Yüksel - Aynadan Düştüm
Sanatçı, eserlerinde izleyicileri bir anlamda kendi iç dünyasına davet ediyor, onlarla ilişki kuruyor. Benlik kavramını karikatürize ediyor. Biçimlerin metafizik estetiği endişesiz fırça darbeleriyle olağan dışı kompozisyonlar olarak sanat meraklılarının karşısına çıkıyor.
Yüksel'in değişik zamanlardaki ruh haliyle çizdiği eskizler, zaman - mekân ikilisiyle birlikteliği, düşsel yaratıları doğuruyor. Bu süreçte grafiksel tasarım araçları ve farklı disiplinler (illüstrasyonlar, karikatürler, kolâjlar, tipografi gibi öğeler) birbirinden değişik malzemelerle (eritme parfüm şişeleri, taşlar, ahşaplar, foto blok ve forexler) fiksleniyor.
Sanatçının fotografik bakışı, eserlerinde balıkgözünden deformasyonlarla kol kola giriyor. Dış dünyanın karmaşasından kaçış, iç dünyasıyla görünür kılınıyor. Yüksel, görselliğe dönüşen içsellikle fantastik işlerin peşinde koşuyor.
Alptekin Yüksel
1967'de İstanbul'da doğdu. U.Ü.E.F. Resim ana sanat dalından mezun oldu. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Grafik Sanatlar Dalı'nda yüksek lisansını tamamladı. Reklamcılık ve dekorasyon sektöründe profesyonelleşti. Kişisel ve karma birçok sergiye katıldı. Çalışmalarını İstanbul'daki atölyesinde sürdürüyor. [KanalKultur]
Alptekin Yüksel - Aynadan Düştüm / 19 şubat - 4 mart 2014; Galeri Eksen, Maçka Caddesi No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
28 Aralık 2013 Cumartesi
Tanju Yağan - Unutan veya Unutulan İnsan...
![]() |
| Tanju Yağan - Unutulan - Kişisel Resim Sergisi / 17 - 27 ocak 2014; Galeri Eksen |
Sanatçı "Unutan insan!" hakkında şunları kayda alıyor:
"'İnsan' kelimesi , 'üns' kökünden gelir. Üns-ünsiyet, yakınlık demektir. Bu yakınlık, kendi gibi olanlara yakınlaşma, uyuşma, hemcinsleriyle birlikte yaşama, 'ehl' olma ehli-leşme demek. Bu anlamda 'vahş' olanın karşıtıdır. 'Vahşi' sadece yabanıl olan, ilkel olan tanınmayan değil, aynı zamanda da yalnız olandır da! Yalnızlık, ıssızlıktır da.
Resimlerimdeki toplu figürleri, bu yakınlaşmanın, sosyalleşmenin sembolü olarak görüyorum. Modern dünyanın ve o dünyaya ait her şeyin karşıtı bir sembol gibi.
Kutsallaştırılmış 'birey' ve o bireyin kurduğu dünya düzenine bir tepki. İnsanın sosyal yönüne yeniden bir bakış.
Tüketen, yok eden, birey hakları, insan hakları maskesi arkasında, aslında gittikçe yalnızlaşan, kendi hayatını ve insan doğasını daha da çıkmaza sokan, üns sahibi ünsiyet sahibi insanın durumuna bir tepki...
Uyuyan, uyuyarak bir şeyleri bekleyen insandan uyanık insana, sosyal insana bir geçiş süreci. Tekrardan etrafa bakmak, çevrede ve merkezde olan bitene bakmak, bir araya gelmek!
Ve unutmak!"Tanju Yağan
1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü kazandı. 1989'da okuldan ayrıldı ve aynı sene Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü'nü kazandı. Mimar Sinan Üniversitesi'nden [Özdemir Altan ve Asım İşler atölyelerinde] 1996 yılında mezun oldu. Halen Kadıköy'de bulunan atölyesinde sanat çalışmalarını sürdürüyor. [KanalKultur]
Tanju Yağan - Unutulan - Kişisel Resim Sergisi / 17 - 27 ocak 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No :29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
26 Aralık 2013 Perşembe
Ayhan Taşkıran - Sığınma ya da Kurulu Düzene Sırt Çevirme
"Her insan dipsiz bir uçurumdur; kendine bakmaya görsün, başı döner." [Woyzeck]
[KanalKultur] - Ayhan Taşkıran'ın yaşamın tek düzeliginden ve yerleşik kalıplardan, sıyrılarak kendinde oluşturduğu dünyaya sığınmasının ardından gerçekleştirdiği yapıtlarının sergileneceği "Sığınma" isimli kişisel resim sergisi 3 - 11 ocak 2014 tarihleri arasında Galeri Eksen'de sanatseverlerle buluşuyor.
Levent Çalıkoğlu, sergi hakkında kaleme aldığı yazısında; "Ressam için kurulu düzenden, günlük yaşamın tek düzeliğinden ve yerleşik kalıplardan sıyrılmanın sonu bilinmeyene doğru yapılan yolculuğun ilk adımıdır. Ve bilinmeyen çoğunlukla da ressamın kendisi ile 'karşılaşma' alanıdır. Doğadan hareketle ulaşılmaya çalışılan deneyler, teknik hesaplaşmalar ve diğer tüm çözümlemeler kaçınılmaz bir biçimde bu yapayalnız kalıveren 'ben'e toslamak ve hesaplaşmak zorundadır. Çünkü birey zaten bu karşılaşma anı için kopup gelmişti. Meydanı bir başkası ile paylaşacak ya da kolaycacık teslim olacak olsaydı, kurulu düzene sırt çevirir miydi?" diyor.
Ayhan Taşkıran
1968'de Çan - Çanakkale'de doğdu.1993'te Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 1996'da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Seramik Ana Sanat Dalı'nda "Başlangıcından Cumhuriyet Dönemine Kadar Seramik-Resim İlişkisi" isimli Yüksek Lisans Tezini tamamladı. Sanatçı resim çalışmalarına Çan'da devam ediyor.
Ödülleri
59. Devlet Resim Heykel Yarışması "Dalmaçya'lı Adamın Geleneklerine Bağlı Afrika'lı Karısı" konulu esere Başarı Ödülü (1998); Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı "Rüzgar" Konulu Resim Yarışması Mansiyon Ödülü (2009). [KanalKultur]
Ayhan Taşkıran - Sığınma - Kişisel Resim Sergisi / 3 - 11 ocak 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No :29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
[KanalKultur] - Ayhan Taşkıran'ın yaşamın tek düzeliginden ve yerleşik kalıplardan, sıyrılarak kendinde oluşturduğu dünyaya sığınmasının ardından gerçekleştirdiği yapıtlarının sergileneceği "Sığınma" isimli kişisel resim sergisi 3 - 11 ocak 2014 tarihleri arasında Galeri Eksen'de sanatseverlerle buluşuyor.
Levent Çalıkoğlu, sergi hakkında kaleme aldığı yazısında; "Ressam için kurulu düzenden, günlük yaşamın tek düzeliğinden ve yerleşik kalıplardan sıyrılmanın sonu bilinmeyene doğru yapılan yolculuğun ilk adımıdır. Ve bilinmeyen çoğunlukla da ressamın kendisi ile 'karşılaşma' alanıdır. Doğadan hareketle ulaşılmaya çalışılan deneyler, teknik hesaplaşmalar ve diğer tüm çözümlemeler kaçınılmaz bir biçimde bu yapayalnız kalıveren 'ben'e toslamak ve hesaplaşmak zorundadır. Çünkü birey zaten bu karşılaşma anı için kopup gelmişti. Meydanı bir başkası ile paylaşacak ya da kolaycacık teslim olacak olsaydı, kurulu düzene sırt çevirir miydi?" diyor.
Ayhan Taşkıran
1968'de Çan - Çanakkale'de doğdu.1993'te Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 1996'da Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Seramik Ana Sanat Dalı'nda "Başlangıcından Cumhuriyet Dönemine Kadar Seramik-Resim İlişkisi" isimli Yüksek Lisans Tezini tamamladı. Sanatçı resim çalışmalarına Çan'da devam ediyor.
Ödülleri
59. Devlet Resim Heykel Yarışması "Dalmaçya'lı Adamın Geleneklerine Bağlı Afrika'lı Karısı" konulu esere Başarı Ödülü (1998); Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı "Rüzgar" Konulu Resim Yarışması Mansiyon Ödülü (2009). [KanalKultur]
Ayhan Taşkıran - Sığınma - Kişisel Resim Sergisi / 3 - 11 ocak 2014; Galeri Eksen, Maçka Cad. No :29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
4 Aralık 2013 Çarşamba
Kahrolsun Bağzı Şeyler: Funda İyce Tuncel - Tek Resim
[KanalKultur] - Funda İyce Tuncel'in 29 kasım – 2 aralık 2013 tarihleri arasında tek resimden oluşan "Tek Resim" adlı sergisi, Galeri Eksen'de başarıyla sonuçlandı.
Sanatçı sergisiyle ilgili şunları söylüyor:
1968 yılında Ankara'da doğdu. Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Resim İş Bölümü'nde öğrenim gördü. 1992-1995 yılları arasında Atatürk Kültür Merkezi'nde sanat danışmanlığı yaptı. Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (UPSD), Akdeniz Kadın Sanatçılar Birliği (Pan-Mediterranean Women Artists Network (FAM) ile Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD) üyesi olan sanatçı; 1998-2002 yılları arasında BRHD'nin Genel Sekreterlik görevini yürüttü. Çağdaş Sanatlar Vakfı'nın (ÇAĞSAV) ve Uluslararası Kinidos Kültür Sanat Akademisi'nin (UKKSA) kurucu üyesi oldu. Dünya Sanat Vakfı'nın (World Art Foundation, WAF) Orange County California'da düzenlediği World Art Expo 09 Sanat Fuarında, 3.lük; DYO 31. Resim Yarışması'nda "sergileme"; Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası 6. Kültür Sanat Yarışması Resim 1.lik Ödülü adlı.
Bugüne kadar 38 kişisel sergi gerçekleştirdi. Sanatını ve eserlerini konu alan ilk kitabı 2008 yılında sanat eleştirmeni Ümit Gezgin ve ressam / yazar Ekrem Kahraman tarafından kaleme alındı ve Bilim Sanat Galerisi tarafından yayınlandı. İkinci kitabı "Göç İmgeleri" sanat eleştirmeni Ümit Gezgin tarafından yazıldı ve 2013 yılında basıldı. [KanalKultur]
Funda İyce Tuncel - Tek Resim / 29 kasım – 2 aralık 2013; Galeri Eksen, Maçka Caddesi No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
Sanatçı sergisiyle ilgili şunları söylüyor:
"Bu sergim sadece bir resimden oluşuyor. Tek bir resim.
Yıllar sonra, 2013 yılında ne olmuştu diye bir soru sorulduğunda sanırım ilk önce akla gelecek olan DirenGezi.
2013, Taksim Gezi Parkı'ndan başlayıp tüm ülkeye yayılan Gezi olayları ile hatırlanacak. Pek çok kişi ve olay daha şimdiden kolektif hafızamıza girdi bile…
Bu olaylar zinciri ülkemiz demokrasi tarihi açısından bence bir dönüm noktası oldu. İlk defa insanlar partilerüstü, siyasetüstü bir tavırla ve tamamen kendiliğinden bir araya gelerek 'kahrolsun bağzı şeyler' dediler.
Bazen tek bir resim, birçok şeyin önüne geçebilir ve birçok şeyi ifade edebilir. Bir insanın pek çok insanı etkileyebilme becerisi çok zaman sanat ile olur. DirenGezi, resmedilmeyi hakediyor. Ben öyle düşünüyorum. Gezi'de yaşananlar, bir yanı ile umudu ve yılmamayı sembolleştirirken diğer yanıyla yarınlarımızın aydınlığının ipuçlarını veriyor. Ben sanatçının her zaman çağına tanıklık etmesinin sanatçı duyarlığından öte, yaşadığı toprağa bir borcu olduğunu düşündüm ve öyle hareket ettim.
Kırmızılı Kadın'ın yanına Frida Kahlo'yu çağırdım. Taksimde kol kola yürüdüklerini, demokratik tepkilerini birlikte dile getirdiklerini hayal ettim. Hep bir şeyler, hep bağzı şeyler kahrolmasın; yerlerde, caddelerde ölü kuşlar olmasın istedim…
Çok mu şey istiyorum?"Funda İyce Tuncel
1968 yılında Ankara'da doğdu. Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Resim İş Bölümü'nde öğrenim gördü. 1992-1995 yılları arasında Atatürk Kültür Merkezi'nde sanat danışmanlığı yaptı. Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (UPSD), Akdeniz Kadın Sanatçılar Birliği (Pan-Mediterranean Women Artists Network (FAM) ile Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD) üyesi olan sanatçı; 1998-2002 yılları arasında BRHD'nin Genel Sekreterlik görevini yürüttü. Çağdaş Sanatlar Vakfı'nın (ÇAĞSAV) ve Uluslararası Kinidos Kültür Sanat Akademisi'nin (UKKSA) kurucu üyesi oldu. Dünya Sanat Vakfı'nın (World Art Foundation, WAF) Orange County California'da düzenlediği World Art Expo 09 Sanat Fuarında, 3.lük; DYO 31. Resim Yarışması'nda "sergileme"; Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası 6. Kültür Sanat Yarışması Resim 1.lik Ödülü adlı.
Bugüne kadar 38 kişisel sergi gerçekleştirdi. Sanatını ve eserlerini konu alan ilk kitabı 2008 yılında sanat eleştirmeni Ümit Gezgin ve ressam / yazar Ekrem Kahraman tarafından kaleme alındı ve Bilim Sanat Galerisi tarafından yayınlandı. İkinci kitabı "Göç İmgeleri" sanat eleştirmeni Ümit Gezgin tarafından yazıldı ve 2013 yılında basıldı. [KanalKultur]
Funda İyce Tuncel - Tek Resim / 29 kasım – 2 aralık 2013; Galeri Eksen, Maçka Caddesi No:29, Nişantaşı - İstanbul; Tel.: (0212) 219 08 50
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























