[KanalKultur] - Oyuncak üretiminin kendine mesken olarak Eyüp'ü seçmesi tesadüfi değil. Eyüp'ün Osmanlı İmparatorluğu'nun gelişme dönemindeki rollerinden biri, devletin halkla ilişkiye geçtiği ideolojik ve simgesel tahta oturma (cülus), bağlılık yemini (biat), kılıç kuşanma törenlerinde, sünnet, doğum ve zafer kutlamalarında odak olması.
Eyüp dinsel ve dinlenme amaçlı bir ziyaret ve konaklama mekanı; buna dayalı imalat ve ticaret (seramik, çanak-çömlek, oyuncak atölyeleri) işlevleri ile İstanbul'un Haliç çevresindeki mekansal yapılanmasında bir son nokta haline gelmişti.
Eyüp Oyuncakçılığı'nın bir de ekonomik olarak konumlanışı var. Eyüp Oyuncakları tamamıyle atık malzemenin değerlendirilmesi üzerine temellendirmişti. Tahtakale'nin tahta artıkları ve sobacıların artık tenekeleri; Sütlüce Mezbahası'ndan atılan deri ve bağırsak fazlası; Kağıthane ile Alibeyköy derelerinin biriktirdiği kilin kullanılmasıyla, Eyüp Oyuncakları'nın temel malzemeleri elde edilmiş oluyordu. Bu üçgenin ortasında kalan Eyüp, özellikle sünnet merasiminin bir parçası olarak gelen gelen potansiyel çocuk müşterilerini de bularak bir oyuncak sektörü merkezi oldu. Fakat Eyüp Oyuncakları, özellikle 19. yüzyıl sonunda Pera'da açılan mağazalardaki oyuncaklarla rekabet edemedi.
Zaten Eyüp Oyuncakları denen türün varoluş sebebi, malzemelerinin kısıtlı olmasıydı. Ayrıca İstanbul'un gelişimi ve sanayileşmesi içerisinde yeni doğan ihtiyaçlarla Eyüp semtinin dönüşümü de bu zanaatın ortadan kalkmasına yol açan etkenlerden biri. 1950 yıllarında Kartal, Bomonti ve Kağıthane'de çok sayıda sanayi kolu üretime başladı.
1957'de Başbakan Menderes'in Eyüp Bulvarı'nı açmasıyla meşhur Oyuncakçılar Çarşısı yok oldu...
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mart 2014 Salı
26 Temmuz 2013 Cuma
Değirmen Kültürü: Son Değirmenler
Erzurum Tortum'da ise su, köyün ortak malıdır da değirmen değil. Değirmenci var ve çok önemli bir işleve sahip. Hatta öyle ki, değirmenler aynı zamanda bir toplanma ve eğlence yeri.
TRT için hazırlanan ve 5 bölüm olan belgeselin diğer bölümleri, "Su, Taş, Hak ...", "Anadolu'da İlk Değirmenler", "Suskun Değirmenler" ve "Değişen Değirmenler" alt başlıklarını taşıyor.
"Son Değirmenler Belgeseli", M.S. 1. yy'da Anadolu topraklarında icat edildiği belgelenen su değirmenlerini ve bu değirmenlerin bugünkü durumlarını ele alıyor. Bir bir yok olan, giderek sayıları azalan değirmenlerin özellikle Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'da en son örnekleri yaşıyor. Tamamen doğal ortamlarında gerçek sahipleri köylüler tarafından yaşayarak anlatılan değirmenlerin yörelere göre değişen kültürel, folklorik ve dilbilimsel özellikleri şaşırtıcı bir zenginlik içeriyor.
"Son Değirmenciler", miraslarını devredecek kişiler bulamazken, bazı değirmenler, işadamları tarafından satın alınıp elektrik santrallerine çevriliyor. Birçok sahipsiz değirmen çürümeye bırakılmış fakat bir kısmı da ilgili belediye tarafından turistik tesis haline getirilmiş.
19 Temmuz 2013 Cuma
16 Temmuz 2013 Salı
Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi
1945 yılında kurulan Dünya Felsefe Kurumları Federasyonu'nun ilk kadın başkanı olan, Türkiye Felsefe Kurumu'nun kurucularından, İoanna Kuçuradi'nin yaşamını anlatan bir belgesel yapıldı. Belgeselde öğrencilik yıllarından bugün asker ve polis kökenli profesyonellerin bulunduğu kitleye verdiği insan hakları yüksek lisans programına dek uzanan geniş bir zaman dilimi ele alıyor.
Maltepe Üniversitesi'nin yapımını üstlendiği belgeseli Maltepe Üniversitesi Sinema Bölümü öğretim üyesi Celal Oktay Yalın yönetti. Maltepe Üniversitesi Rektör Yrd. Prof. Dr. Şahin Karasar'ın yapımcılığını; Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Betül Çötüksöken'in danışmanlığını yaptığı ve yaklaşık iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan belgeselin çekimleri Gökçeada, İstanbul, Ankara ve Alacahöyük ile Boğazköy'deki tarihi mekânlarda gerçekleştirildi.
Sözlü tarih yönteminin yanı sıra İoanna Kuçuradi'nin yapıtlarından alıntılara da yer verilen filmde yirminin üzerinde felsefecinin, sanatçının ve bilim insanının görüşleri yansıtıldı.
"Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi" belgeselinin ön gösterimi 5 temmuz 2010'da Maltepe Üniversitesi'nde Ahmet Adnan Saygun Sahnesi'nde gerçekleştirildi.
"Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi" Belgeseli
"Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi" belgeseli, çağımızın en önemli düşünürlerinden biri olan İoanna Kuçuradi'nin yaşamına ve felsefesine tanıklık etmeyi amaçlıyor.
Belgesel, İoanna Kuçuradi'nin yaşamı çerçevesinde, 1960'ta üniversiteleri sarsan 147'ler olayı, ülkemizde insan hakları mücadelesinin son 30 yıllık serüveninin bazı satırbaşları ve Türkiye'de felsefenin kurumsallaşması gibi konuları ele alıyor.
"Başkaldırıdan Felsefeye: İoanna Kuçuradi" - Yönetmen: C. Oktay Yalın; Yapımcı: Prof. Dr. Şahin Karasar; Danışman: Prof. Dr. Betül Çotuksöken; Araştırma: Cem Çınar, Nazan Alioğlu; Görüntü Yönetmeni: Halil Ergin; Müzik: Cem Ulu; Kurgu: C. Oktay Yalın; Grafik: Faruk Gür; Türkiye, 58'
C. Oktay Yalın
1963 yılında Gölcük’te doğdu. Marmara Üniversitesi Sinema-TV Bölümünden mezun oldu ve sanatta yeterlik tezini aynı bölümde tamamladı. 1989 yılından itibaren sektörde kurgucu olarak çalıştı. 2000 yılında akademik yaşamına başladı ve aynı zamanda bir çok belgesel filmin kurgu yönetmeni olarak görev aldı. Halen Maltepe Üniversitesi Temel Sanat Eğitimi Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor.
Belgesel dört ana bölümden oluşuyor:
İlk bölüm; İoanna Kuçuradi'nin İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'ndeki öğrencilik ve asistanlık döneminde yaşadıklarını ve Felsefi Antropoloji'ye (İnsan Felsefesi) yönelişini ele alıyor. Prof. Dr. Betül Çötüksöken "Türkiye'de gerçekten Felsefi Antropoloji bağlamında bir ekolleşme söz konusudur ve bu ekolleşmenin en önemli aktörlerinden biri de hiç kuşkusuz İoanna Kuçuradi'dir" diyor. Bu bölümde onun, 1960 yılında 147 öğretim üyesinin üniversiteden uzaklaştırılışı karşısında aldığı tavır ve kaleme aldığı bildiri ile ilgili tanıklıklara da yer veriliyor.
İkinci bölüm; İoanna Kuçuradi'nin değer sorunlarına dönük ilk felsefi katkılarını, sanat yapıtlarında tüm çıplaklığıyla görebildiğimiz etik çatışmaları nasıl ele aldığını ortaya koyuyor. Oyun yazarı Güngör Dilmen onun için: "İoanna benim için çağdaş Antigone'dir. Sözünü esirgemeyen, gereksiz yere konuşmayan, içine atan, sabreden ama insanca ilkelerinden hiç şaşmayan bir kişilik" diye söz ediyor. Bu bölüm aynı zamanda Kuçuradi'nin Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü kurması ve güçlü eğitimci kişiliğini de ele alıyor. Bu bölümde 2009 yılında yitirdiğimiz yazar Kemal Demirel'le yapılan son söyleşi de yer alıyor.
Üçüncü bölüm; Kuçuradi'nin Hacettepe Üniversitesi'nde 1980 yılında ilk kez bir Felsefe lisans programında insan hakları dersine yer verişinden başlayarak, insan hakları alanında bugüne dek süren çabalarını ele alıyor. Felsefeci Anat Biletzki, Kuçuradi'nin Maltepe Üniversitesi'ndeki insan hakları yüksek lisans programına devam eden ve içlerinde asker ve polis kökenli profesyonellerin de yer aldığı öğrencilerini işaret ederek şöyle diyor: "Prof. Kuçuradi eğitimle, bu çok zor işleri yapan insanların, yaptıkları işte etik konularla ilgili sorular sormalarını sağlıyor, bu da muhteşem bir şeydir. Böyle bir çalışmanın yapıldığı başka bir yer bilmiyorum dünyada."
Dördüncü bölümde ise Kuçuradi'nin ülkemizde ve dünyada, gerek felsefenin kurumsallaşmasına, gerekse çağın sorunlarının çözümüne katkıda bulunma çabalarına yer veriliyor. UNESCO Genel Direktör Yardımcısı Pierre Sané felsefenin günümüz sorunlarını ele almasına, farklı bölgelerden gelen filozoflar arasındaki diyaloga ve felsefe eğitiminin önemine vurgu yaparak " Bunlar şu anda uyguladığımız stratejinin üç ana programıdır. Bunları geliştirirken ve uygularken İoanna'nın büyük katkıları olmuştur. Dünyada barış kültürünü teşvik etmede felsefenin rolüne ilişkin İoanna'nın görüşlerini yansıttıklarını düşünüyorum" diyor.
![]() |
| Prof. Dr. İoanna Kuçuradi |
1959'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü "Max Scheler ve Nietzsche'de Trajik" adlı teziyle bitirdi. 1965'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde, "Schopenhauer ve Nietzsche'de İnsan" adlı teziyle doktorasını yaptı.
İstanbul Üniversitesi'nde (1961-1969), Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde (1965-1968) ve Hacettepe Üniversitesi'nde (1968-2003) öğretim üyesi olarak çalıştı ve emekli oldu.
Belli başlı kitapları arasında şunlar bulunuyor: "Apo to Parapetasma Piso (Perdenin Arkası), Şiirler" (İstanbul 1962); "Max Scheler ve Nietzsche'de Trajik" (İstanbul 1965); "Nietzsche ve İnsan" (İstanbul 1966, 1995, 1997, 1999); "Schopenhauer ve İnsan" (İstanbul 1967, 2006); "İnsan ve Değerleri" (İstanbul 1971, 1998, 2003); "Etik" (Ankara 1977, 1988, 1996, 1999, 2006); "Sanata Felsefeyle Bakmak" (Ankara 1980, 1997, 1999); "Çağın Olayları Arasında" (Ankara 1981, 1997) ve "Uludağ Konuşmaları" (Ankara 1988, 1993, 1997) .
Şu konularda yazdığı makaleler ve yaptığı çalışmalarla da tanınıyor: "Simbolik Anlatışa Yaklaşma" (1968); "Liselerimizde Felsefe Öğretimi" (1969); "Çeşitli Dialektik Kavramları: Metod ve Görüş" (1974); "Denge Sorunu ve Geleceği" (1977); "Value, Values and Art" (1977); "Tradition and Revolution or Philosophy and World Politics" (1978); "Felsefî Bakış" (1979); "Felsefe ve Kişi Eğitimi" (1979); "Anarşi Üzerine" (1979); "Ahlâksal Politika: Bir Olanak mı, Yoksa Çelişmeli bir Deyim mi?" (1982); "Felsefe ve İnsan Hakları" (1982); "Felsefe ve Sosyal Adaletsizlik" (1982); "İnsan Haklarından Devlet Kavramına" (1983); "Özgürlük Kavramı" (1987); "Ortaöğretim Kurumlarında Felsefe Öğretimi" (1987); "İnsan Hakları Açısından Dünya Problemleri" (1988); "Nietzsche: Çağı ve Çağımız" (1988); "Felsefede Çeviri" (1989); "Sağlık Bilimlerinde Etik" (1990); "İnsan Haklarına Dayalı Anayasa veya Devlet Kavramı" (1991); "Yirmibirinci Yüzyıla Girerken Klasikçağ Düşüncesi, Avrupa ve Türkiye" (1992); "Atatürk Devriminin Temelleri ve Kültür Sorunu" (1993); "Adalet Kavramı" (1994); "Bizde Dil ile Kültür Arasındaki Bir İlişkide Karşımıza Çıkan İki Sorun" (1995); "Hoşgörü: Kavramı ve Sorunları" (1996); "Laiklik ve İnsan Hakları" (1996); "Felsefe Açısından Eğitim" (1996); "Yirminci Yüzyıl Felsefî Antropolojisinde Takiyettin Mengüşoğlu'nun Yeri" (1997); "Düşünce Özgürlüğü: Nedir Acaba?" (1998); "Ulusal Politikaların Ana Amacı Olarak İnsan Hakları" (1998); "Sivil Toplum Kuruluşları: Kavramlar" (1998); "Yirmibirinci Yüzyılın Eşiğinde Demokrasi Kavramı ve Sorunları" (1998); "Evrensel Bildirgenin 50. Yılında İnsan Hakları" (1999); "İnsan Haklarına Felsefeyle Bakınca" (2000); "Modernite, Aydınlanma ve bir Dünya Görüşü Olarak Bilim" (2000)... [KanalKultur]
Yalçın İzbul: Kültür ve Kültürel Süreçler
![]() |
| Doç. Dr. Yalçın İzbul |
Sosyal/kültürel antropolojinin ilk elli yılı sonunda, A.L. Kroeber ve C. Cluckhohn adlı iki ünlü Amerikalı insanbilimci yayınladıkları bir kitapta kültür kavramının yüzatmışdört farklı tanımını derlemişlerdi. (Culture: A Critical Review of Concepts and Definitions; Kültür: Kavram ve Tanımlara Eleştirisel Toplu Bakış, 1952.) Bozkurt Güvenç, bir sözcük ya da kavrama bu denli çok ve çeşitli anlam yüklenince, onun tanınmaz ya da tanımlanamaz duruma gelmiş olmasını doğal karşılamak gerekir, diyor (bknz. İnsan ve Kültür, ilgili bölümler).
Sözcük, Latince colere "ekin ekmek, yetiştirmek" fiilinin cultus "ekilen, ekilmiş" türevinden geliyor. Ne var ki, çağlar boyunca, değişik ülkelerde, farklı akım ve yaklaşımlarla yüklenen nüanslar bu denli bir anlam zenginliği -- ya da karmaşasına -- yol açmıştır.
Yüzatmışbeşinci öneride bulunmak gibi bir amaç gütmüyorsam da, vereceğim tanım ve açıklamalarda, numaralanmış anahtar sözcükler kullanarak, antropoloji literatüründeki "kültür" kavramı ve "kültürel süreçler" ile ilgili görüşler üstüne bir yorum sunmak istiyorum.
"Kültür" Tanımı
Kültür,
01 belli bir
02 topluluğun,
03 kişiden kişiye veya toplumsal iletişim, etkileşim yoluyla
04 sürdürdüğü ve
05 bireylere kazandırdığı
06 maddi ve/veya zihinsel
07 yaşam tarzı ve
08 dünya görüşü
09 bileşiği, bütünleşmesi olup,
10 varlık nedeni ve sonucu ise
11 çevreye uyarlanma,
12 giderek çevreyi kendi kuramsal amaçları doğrultusunda değiştirme
13 olgusu ve sürecidir.
9 Temmuz 2013 Salı
Ön-Asya Etnografyası - Geleneksel Kültürde Kadın - Çay Alım Evi'nde
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






![Ön-Asya Etnografyası - Geleneksel Kültürde Kadın - Çay Alım Evi'nde - © Foto: İsmail Engin, Balıkçı Köy [Zelek], Pazar - Rize, 1990](https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgI34l9dfcFVIoBQsERcmlbULbNN5D0o2BJcW6GbESPZBRSrI1DOhMHd6IC5ehCcoQpWnJY0XOBpGOSj2q8S83p9PGhqC3UBRGr8cxg0Ss7KDn1ooqBiLFFSIbC7TK40JeZWjvp65D2bEuf/s640/zelek-balikci-koy-pazar-rize-1990.jpg)