insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Etkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Temmuz 2016 Pazartesi
Türkiye’den Almanya’ya Göçün 55. Yılında: Anadili – Kökendili – Yabancı Dil? Türkçenin Baden-Württemberg Eyaletindeki Geleceği | 55 Jahre Migration aus der Türkei nach Deutschland: Muttersprache – Herkunftssprache – Fremdsprache? Die Zukunft des Türkischen in Baden-Württemberg
@VeliAkademisiHD - Türkiye’den Almanya’ya “İşçi Göçü” bugünlerde 55 yılını dolduruyor ve şu anda dördüncü kuşak eğitim sisteminde yerini almış bulunuyor. Değişik eyaletlerden gelen bilgiler, üçüncü ve dördüncü kuşak Türkiye kökenli göçmenlerin giderek daha az Türkçe konuştuğu ve Türkçeye ilgi duymadığı yönünde.
Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik - Hei-MaT), 15 Temmuz 2016 günü (Saat | Uhr 14:30 – 17:30) (Yer | Ort: Pädagogische Hochschule Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg adresinde) 'Türkiye’den Almanya’ya Göçün 55. Yılında: Anadili – Kökendili – Yabancı Dil? Türkçenin Baden-Württemberg Eyaletindeki Geleceği | 55 Jahre Migration aus der Türkei nach Deutschland: Muttersprache – Herkunftssprache – Fremdsprache? Die Zukunft des Türkischen in Baden-Württemberg' konulu bir konferans düzenliyor.
Konferansın hedefi, Baden-Württemberg Eyaleti örneğinde, Türkçenin durumunu irdelemek ve ilginin arttırılması için çözümler üretmek...
* * *
In diesen Tagen wird der Beginn der Gastarbeiteranwerbung aus der Türkei nach Deutschland vor 55. Jahren begangen. Mittlerweile wächst die vierte Generation heran und aktuelle Studien zeigen, dass immer weniger Jugendliche der dritten und vierten Generation die Herkunfts-/Familiensprache Türkisch sprechen können – und auch wenig Interesse zeigen, sie zu lernen.
Das Ziel der Tagung mit dem Titel „55 Jahre Migration aus der Türkei nach Deutschland: Muttersprache – Herkunftssprache – Fremdsprache? Die Zukunft des Türkischen in Baden-Württemberg“ ist es, diesem Aspekt - auf der Grundlage aktueller Forschungsergebnisse von Prof. Dr. Havva Engin – nachzugehen.
Veranstaltet wird die Tagung vom Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik – Hei-MaT der Pädagogischen Hochschule Heidelberg.
Zeit: 15.07.2016, 14:30-17:30, Ort: Pädagogische Hochschule Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg
Program | Programm
Açılış | Eröffnung
Sylvia Selke (Geschäftsführerin Hei-MaT)
Selamlama | Grußworte
• Prof. Dr. Hans-Werner Huneke (PH Heidelberg Rektörü | Rektor der PH Heidelberg)
• N.N. - T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı
Ana Sunum | Hauptvortrag
Prof. Dr. Havva Engin: Baden Württemberg Eyaleti Örneğinde Türkiye Kökenli Öğrenciler İçin Türkçenin Önemi | Die Bedeutung der Mutter-/Familiensprache für türkischstämmige Schülerinnen und Schüler in Baden-Württemberg
Konuya Değişik Perspektiflerden Yaklaşım | Unterschiedliche Perspektiven auf das Thema
Okul Dairesi Perspektifi | Perspektive Staatliches Schulamt
Miriam Aakerlund: Okulların, Türkçe ve Türk Kültürü Derslerine Yönelik Tecrübeleri | Erfahrungen mit der Organisation des Türkischunterrichts an den Schulen
Göçmen Derneklerin Yaklaşımı | Perspektive Migrantenselbstorganisationen
• Kemal Ülker – BTOABDF: Türkçenin Aile İçindeki Konumu ve Veli Derneklerinin Görevi | Präsenz der Erst-/Familiensprache in Familien und Elternnetzwerke in Baden-Württemberg
• Ayten Kılıçarslan – DİTİB Almanya Merkezi | DITIB Bundesverband: Camilerin Anadilini Korumadaki Görevi | Die Rolle der Moscheevereine bei der Pflege der Erst/Familiensprache
Panel | Diskussionsrunde
Göçmen Dilleri – Eğitim Başarısı İçin Destek mi ya da Engel mi? Göçmen Dillerine Yönelik Nasıl Politikalara İhtiyaç Var? | Migrationssprachen – Reichtum oder Hindernis für die Bildungsintegration? Welche Sprachenpolitik benötigen wir im Land?
Mahmut Pervaneli (Türk. Elternverein Gaggenau); Catherine Mechler (Ausländer-/Migrationsrat Heidelberg), Miriam Aakerlund (Staatl. Schulamt Mannheim); Manfred Kern, MdL (Grüne); Ulli Hockenberger, MdL (CDU) (angefragt); Dr. Stefan Fulst-Blei, MdL (SPD)
Türkiye’den Almanya’ya Göçün 55. Yılında: Anadili – Kökendili – Yabancı Dil? Türkçenin Baden-Württemberg Eyaletindeki Geleceği | 55 Jahre Migration aus der Türkei nach Deutschland: Muttersprache – Herkunftssprache – Fremdsprache? Die Zukunft des Türkischen in Baden-Württemberg / Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi | Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik - Hei-MaT) / Tarih | Datum 15.07.2016; Saat | Uhr 14:30 – 17:30; Yer | Ort: Pädagogische Hochschule Heidelberg, Keplerstr. 87, 69120 Heidelberg
15 Haziran 2016 Çarşamba
Anadolu'da Kültür ve İletişim - Uygarlık Beşiği Anadolu'da Bugüne Nasıl Gelindi?
@kanalkultur - Atılım Üniversitesi'nin ev sahipliğinde 'Anadolu'da Kültür ve İletişim Sempozyumu', uluslararası akademi camiasını 15 - 17 haziran 2016 tarihlerinde Atılım Üniversitesi İncek Kampüsü'nde Ankara'da buluşturuyor. Sempozyumda, Anadolu ve Ankara'nın geçmişten günümüze yaşadığı kültürel serüveni anlatılıyor.
Sempozyumda, Anadolu'da kültür ve iletişim konusunu anlatmak üzere Trevor Bryce, Jak Yakar, Jacopo Turchetto, Mehmet Özdoğan, Nicole Laneri, Andreas Külzer, Sachihiro Omura ve Suraiya Faroqhi; Ankara ve çevresinde kültür ve iletişimle ilgili olarak Berna Alpagut, Hakan Yiğitbaşıoğlu, Işın Yalçınkaya, Aliye Öztan, Ahmet Ünal, Musa Kadıoğlu, Zeynep Öğün, Coşkun Özgünel, Filiz Yenişehirlioğlu, Özer Ergenç, Mehmet Tuncer, Esin Kahya ve Gökçe Günel konuşmacı olarak yer alıyor. İletişimin bugünü ve geleceğiyle ilgili Lee Artz, Graham Murdock, Philip Kohl, Jonathan Hardy ve Chung Peichi konuşma yapıyor.
Sempozyum, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara ve coğrafyası Anadolu'ya ayna tutmayı amaçlıyor: Günümüzde iletişim denilince akla hemen hemen ilk ve tek araç olarak sosyal medya geliyor. İnternet, twitter, facebook, youtube, instagram, messenger, whatsapp gibi pek çok sosyal medya uygulaması günlük hayatı işgal ediyor. Gelecekte sosyal medya egemenliği yaygılaşıacak görünüyor. Ama hep böyle miydi? Geçmişte nasıldı?
'Anadolu'da Kültür ve İletişim Sempozyumu' çerçevesinde; M.Ö. 18. yüzyıldan bu yana, Mezopotamya uygarlıklarının etkisiyle yazıyı keşfeden ve kullanan, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ile uzak mesafeli ticareti, bilginin ve kültürün değişimini öğrenen Anadolu insanının kültürel mirasının ne olduğunu gözden geçilmesi planlanıyor. Ankara merkez olmak üzere yeni bir uygarlığın değerlerini ortaya çıkartmak hedefleniyor.
Sempozyumda, Anadolu'da kültür ve iletişim konusunu anlatmak üzere Trevor Bryce, Jak Yakar, Jacopo Turchetto, Mehmet Özdoğan, Nicole Laneri, Andreas Külzer, Sachihiro Omura ve Suraiya Faroqhi; Ankara ve çevresinde kültür ve iletişimle ilgili olarak Berna Alpagut, Hakan Yiğitbaşıoğlu, Işın Yalçınkaya, Aliye Öztan, Ahmet Ünal, Musa Kadıoğlu, Zeynep Öğün, Coşkun Özgünel, Filiz Yenişehirlioğlu, Özer Ergenç, Mehmet Tuncer, Esin Kahya ve Gökçe Günel konuşmacı olarak yer alıyor. İletişimin bugünü ve geleceğiyle ilgili Lee Artz, Graham Murdock, Philip Kohl, Jonathan Hardy ve Chung Peichi konuşma yapıyor.
Sempozyum, bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara ve coğrafyası Anadolu'ya ayna tutmayı amaçlıyor: Günümüzde iletişim denilince akla hemen hemen ilk ve tek araç olarak sosyal medya geliyor. İnternet, twitter, facebook, youtube, instagram, messenger, whatsapp gibi pek çok sosyal medya uygulaması günlük hayatı işgal ediyor. Gelecekte sosyal medya egemenliği yaygılaşıacak görünüyor. Ama hep böyle miydi? Geçmişte nasıldı?
'Anadolu'da Kültür ve İletişim Sempozyumu' çerçevesinde; M.Ö. 18. yüzyıldan bu yana, Mezopotamya uygarlıklarının etkisiyle yazıyı keşfeden ve kullanan, Asur Ticaret Kolonileri Çağı ile uzak mesafeli ticareti, bilginin ve kültürün değişimini öğrenen Anadolu insanının kültürel mirasının ne olduğunu gözden geçilmesi planlanıyor. Ankara merkez olmak üzere yeni bir uygarlığın değerlerini ortaya çıkartmak hedefleniyor.
8 Haziran 2016 Çarşamba
Bizanslı 'Öteki'yi (ve Dolayısıyla Kendiliğini) Görmek ve Öteki Olarak Bizans
'barbar, canavar, putperest ve hatta şeytani 'öteki'ni tanımlamak ve kötülemek için kullanılan retorik araçların sürekliliği...' [Maja Kominko]
Bizans dünyası dışında kalan kültürlerin, Bizanslılar tarafından, özellikle coğrafi ve etnik bakış açısından temsil edilişi, hem Bizans dünyasına ait olmayanın algılanışına hem de Bizans’ın kendi imgelemini nasıl oluşturduğuna ışık tutuyor. İmparatorluk sınırlarının ötesindeki kültürleri Bizanslıların nasıl tanımladıklarını, iklim, bitki örtüsü, dil ve farklı yaşam biçimleri gibi coğrafi ve etnik unsurlar şekillendiriyor.
Bizanslıların algısında bu unsurlar ötekilerin tarihi, dini gelenekleri ve siyasi durumlarıyla karmaşık bir ilişki içindedirler. Bizans’ın coğrafi ve etnik açıdan –bilinenden egzotik olana veya içerdeki ötekinden dışardaki ötekine kadar– öteki ile karşılaşması, Bizanslıların kendi çevreleriyle uzamsal olarak nasıl ilişki kurdukları ve komşularından kendilerini nasıl ayrıştırdıkları ile ilgili ipuçları sağlıyor.
'Coğrafi ve Etnik İmgelemde Bizans Kimliği ve Öteki' konusuyla düzenlenen Dördüncü Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu'nda öteki imgesinin oluşmasında etkisi olan coğrafi, etnik ve diğer tüm unsurlar arasındaki karmaşık ilişkinin, yazılı kaynaklar, sanatsal ve maddi bulgularla sorgulanması; Bizanslıların ötekilerden bahsederken kendilerini nasıl anlattıklarının incelenmesi amaçlanıyor.
Bizans dünyası dışında kalan kültürlerin, Bizanslılar tarafından, özellikle coğrafi ve etnik bakış açısından temsil edilişi, hem Bizans dünyasına ait olmayanın algılanışına hem de Bizans’ın kendi imgelemini nasıl oluşturduğuna ışık tutuyor. İmparatorluk sınırlarının ötesindeki kültürleri Bizanslıların nasıl tanımladıklarını, iklim, bitki örtüsü, dil ve farklı yaşam biçimleri gibi coğrafi ve etnik unsurlar şekillendiriyor.
Bizanslıların algısında bu unsurlar ötekilerin tarihi, dini gelenekleri ve siyasi durumlarıyla karmaşık bir ilişki içindedirler. Bizans’ın coğrafi ve etnik açıdan –bilinenden egzotik olana veya içerdeki ötekinden dışardaki ötekine kadar– öteki ile karşılaşması, Bizanslıların kendi çevreleriyle uzamsal olarak nasıl ilişki kurdukları ve komşularından kendilerini nasıl ayrıştırdıkları ile ilgili ipuçları sağlıyor.
'Coğrafi ve Etnik İmgelemde Bizans Kimliği ve Öteki' konusuyla düzenlenen Dördüncü Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu'nda öteki imgesinin oluşmasında etkisi olan coğrafi, etnik ve diğer tüm unsurlar arasındaki karmaşık ilişkinin, yazılı kaynaklar, sanatsal ve maddi bulgularla sorgulanması; Bizanslıların ötekilerden bahsederken kendilerini nasıl anlattıklarının incelenmesi amaçlanıyor.
3 Haziran 2016 Cuma
Mülksüz ve Mülteci Hikâyeleri, DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri'nde Ödülleri Paylaştı
@kanalkultur - DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri sona erdi. Ödüller, mülksüz ve mülteci hikâyelerine..
28 mayıs 2016’da başlayan DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri, 2 haziran 2016 günü COOP’ta yapılan yapılan kapanış töreniyle sona erdi.
Festival bu sene 7 değişik mekânda 80’i aşkın filme, atölye, panel, söyleşi gibi bir dizi yan etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meksika’dan Pakistan’a kadar dünyanın her yerinden 20’ye yakın konuğun katıldığı 9. Documentarist’te 23 tane yerli belgesel de seyirciyle buluştu.
Yarışma bölümünün bulunmadığı ancak yeni yönetmenleri teşvik etmek üzere verilen ve Hollandalı usta Johan van der Keuken’in adını taşıyan Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Selim Yıldız’ın yönettiği “Hatırlıyorum” adlı filmi kazandı. Füsun Demirel, Gürcan Keltek, Suncem Koçer, Enis Köstepen ve Virginia Cromei’den oluşan jüri, filmi “Zor bir coğrafyada çekim yapmanın riskini alıp kamerasıyla doğru yerde, doğru zamanda olmayı başardığı ve çatışma kadar, çatışmanın arkasındaki gündelik hayata yaklaşımındaki hassasiyetinden ötürü” ödüle değer buldu.
Yeni Yetenek Ödülü jürisi ayrıca Ahmet Murat Öğüt, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Emre Yeksan’ın yönettiği “Hoşçakal Lenin” adlı kısa belgeseli “Davetsiz bir misafirin kıyıya vurmasının başlattığı ideolojik tartışmanın absürt boyutlarını mizahla iç içe kolektif bir çabayla anlattığı için” Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu.
28 mayıs 2016’da başlayan DOCUMENTARIST 9. İstanbul Belgesel Günleri, 2 haziran 2016 günü COOP’ta yapılan yapılan kapanış töreniyle sona erdi.
Festival bu sene 7 değişik mekânda 80’i aşkın filme, atölye, panel, söyleşi gibi bir dizi yan etkinliğe ev sahipliği yaptı. Meksika’dan Pakistan’a kadar dünyanın her yerinden 20’ye yakın konuğun katıldığı 9. Documentarist’te 23 tane yerli belgesel de seyirciyle buluştu.
Yarışma bölümünün bulunmadığı ancak yeni yönetmenleri teşvik etmek üzere verilen ve Hollandalı usta Johan van der Keuken’in adını taşıyan Yeni Yetenek Ödülü’nü bu sene Selim Yıldız’ın yönettiği “Hatırlıyorum” adlı filmi kazandı. Füsun Demirel, Gürcan Keltek, Suncem Koçer, Enis Köstepen ve Virginia Cromei’den oluşan jüri, filmi “Zor bir coğrafyada çekim yapmanın riskini alıp kamerasıyla doğru yerde, doğru zamanda olmayı başardığı ve çatışma kadar, çatışmanın arkasındaki gündelik hayata yaklaşımındaki hassasiyetinden ötürü” ödüle değer buldu.
Yeni Yetenek Ödülü jürisi ayrıca Ahmet Murat Öğüt, Aylin Kuryel, Begüm Özden Fırat, Emre Yeksan’ın yönettiği “Hoşçakal Lenin” adlı kısa belgeseli “Davetsiz bir misafirin kıyıya vurmasının başlattığı ideolojik tartışmanın absürt boyutlarını mizahla iç içe kolektif bir çabayla anlattığı için” Jüri Özel Ödülü’ne değer buldu.
28 Mayıs 2016 Cumartesi
Çağdaş Sanat Pratiklerinde ‘Direniş’ Üzerine
“Günümüzde yaşadığımız sosyo-politik ortamda, sanatçının direniş konusundaki rolü nedir? Bu sorumluluğu üzerinde hissetmeli midir? “Direniş” gibi konular sanat pratiklerinde ne şekilde ele alınabilir?”
Creative Çukurcuma küratörlüğündeki bir günlük program kapsamında, Culture of Resistance (Direniş Kültürleri Ağı), Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un katılımıyla film gösterimleri, sanatçı sunumları ve bir sohbet gerçekleştirilerek “Çağdaş Sanat Pratiklerinde Direniş” konusunu gündeme getiriliyor.
Film gösterimlerinin ardından “Yaşam Bekliyor: Batı Sahra’da Referandum ve Direniş” belgeseli ve Iara Lee’nin Direniş Kültürleri ile olan bağı üzerinden “bir sanat pratiği olarak direniş” konusunu tartışmaya açılıyor.
Birçok ülkede yasaklanan belgeselleri ile farklı coğrafyalardaki direnişleri izleyicilere sunan yönetmenin çalışmaları üzerinden sorulan sorulara Türkiye’den davet edilen sanatçıların çalışmaları ve sanat pratikleri üzerinden cevaplar aranıyor. 15 yılı aşkın süredir “var olan sistemlerin yerine başka hangi sistemler mümkün olabilir?” sorusuna yanıt arayan çalışmaları ve projeleriyle adından söz ettiren Extramücadele ile farklı sanat pratikleri üzerinden sanatta eleştiri ve direniş sorgulanıyor. 2000’lerin başındaki dergicilik ortamının etkisiyle sanat pratiğine başlayan genç sanatçı Hasan Özgür Top ile ‘Parça Tesirli’ adıyla başladığı yolda gerçekleştirmiş olduğu yayın ve fanzin projeleri, bir direniş olarak sanatta sosyal medyanın kullanım amaçları ve bu süreçte üretmiş olduğu videolar hakkında konuşuluyor. Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un son dönem çalışmaları üzerinden günümüz çağdaş sanat ortamında politik bir direnişin nasıl var olabileceği tartışılıyor.
Creative Çukurcuma küratörlüğündeki bir günlük program kapsamında, Culture of Resistance (Direniş Kültürleri Ağı), Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un katılımıyla film gösterimleri, sanatçı sunumları ve bir sohbet gerçekleştirilerek “Çağdaş Sanat Pratiklerinde Direniş” konusunu gündeme getiriliyor.
Film gösterimlerinin ardından “Yaşam Bekliyor: Batı Sahra’da Referandum ve Direniş” belgeseli ve Iara Lee’nin Direniş Kültürleri ile olan bağı üzerinden “bir sanat pratiği olarak direniş” konusunu tartışmaya açılıyor.
Birçok ülkede yasaklanan belgeselleri ile farklı coğrafyalardaki direnişleri izleyicilere sunan yönetmenin çalışmaları üzerinden sorulan sorulara Türkiye’den davet edilen sanatçıların çalışmaları ve sanat pratikleri üzerinden cevaplar aranıyor. 15 yılı aşkın süredir “var olan sistemlerin yerine başka hangi sistemler mümkün olabilir?” sorusuna yanıt arayan çalışmaları ve projeleriyle adından söz ettiren Extramücadele ile farklı sanat pratikleri üzerinden sanatta eleştiri ve direniş sorgulanıyor. 2000’lerin başındaki dergicilik ortamının etkisiyle sanat pratiğine başlayan genç sanatçı Hasan Özgür Top ile ‘Parça Tesirli’ adıyla başladığı yolda gerçekleştirmiş olduğu yayın ve fanzin projeleri, bir direniş olarak sanatta sosyal medyanın kullanım amaçları ve bu süreçte üretmiş olduğu videolar hakkında konuşuluyor. Extramücadele ve Hasan Özgür Top’un son dönem çalışmaları üzerinden günümüz çağdaş sanat ortamında politik bir direnişin nasıl var olabileceği tartışılıyor.
25 Mayıs 2016 Çarşamba
Devşirmelik Sistemi Emek Tarihi Açısından Düşünülebilir mi?
@kanalkultur - Tarih Vakfı Ankara Tartışmaları'nın 27 mayıs 2016 günkü konuğu olan Gülay Yılmaz, devşirmelik sisteminin geçmiş çalışmalarda pek üzerinde durulmamış bir yönüne yoğunlaşarak, saray okullarında eğitilmek için seçilmemiş devşirmelerin / acemi oğlanlarının İstanbul’da ürettiği emek gücüne Saray bostan ve bahçeleri örneği üzerinden bakıyor.
Yılmaz, devşirme sistemini çocukların toplanmasından acemi oğlan oluşlarına kadarki sürece kadar değerlendiriyor ve bostancı olarak çalışan oğlanların çalışma şartları, maaşları, geçim durumları ve ürettikleri emeğin niteliği üzerinde duruyor.
Gülay Yılmaz, devşirme işçilerin araştırılmasının Osmanlı emek tarihçiliğinde erken modern döneme kadar uzanabilme olanağı sağladığının ve İstanbul içi tarım üretiminin niteliği hakkında da bilgi toplamaya olanak tanıdığının altını çiziyor.
Yılmaz, devşirme sistemini çocukların toplanmasından acemi oğlan oluşlarına kadarki sürece kadar değerlendiriyor ve bostancı olarak çalışan oğlanların çalışma şartları, maaşları, geçim durumları ve ürettikleri emeğin niteliği üzerinde duruyor.
Gülay Yılmaz, devşirme işçilerin araştırılmasının Osmanlı emek tarihçiliğinde erken modern döneme kadar uzanabilme olanağı sağladığının ve İstanbul içi tarım üretiminin niteliği hakkında da bilgi toplamaya olanak tanıdığının altını çiziyor.
23 Mayıs 2016 Pazartesi
Die Angst vor dem Anderen. Mechanismen gruppenbezogener Vorurteilsbildung
Die Angst vor dem Anderen. Mechanismen gruppenbezogener Vorurteilsbildung - lautet das Thema des im Rahmen von festival contre le racisme 2016 stattfindenden Symposiums.
Die vom Ausländer- / Migrationsrat der Stadt Heidelberg organisierte Veranstaltung findet am 5. Juni - 12 bis 18 Uhr - an der Hochschule für Jüdische Studien Heidelberg statt.
Vertreter/innen einschlägiger Heidelberger wissenschaftlicher Einrichtungen und gemeinnütziger Organisationen beleuchten in einer Vortragsreihe die Schattenseiten der Wahrnehmung vom kulturell Fremden und laden ein zur offenen Diskussion über die Problemfelder und Strukturen kulturübergreifender Ausgrenzungs- und Integrationsprozesse in ihren unterschiedlichen historischen Ausprägungen wie im Zusammenhang aktueller Minderheiten- und Willkommenskultur-Debatte.
Die vom Ausländer- / Migrationsrat der Stadt Heidelberg organisierte Veranstaltung findet am 5. Juni - 12 bis 18 Uhr - an der Hochschule für Jüdische Studien Heidelberg statt.
Vertreter/innen einschlägiger Heidelberger wissenschaftlicher Einrichtungen und gemeinnütziger Organisationen beleuchten in einer Vortragsreihe die Schattenseiten der Wahrnehmung vom kulturell Fremden und laden ein zur offenen Diskussion über die Problemfelder und Strukturen kulturübergreifender Ausgrenzungs- und Integrationsprozesse in ihren unterschiedlichen historischen Ausprägungen wie im Zusammenhang aktueller Minderheiten- und Willkommenskultur-Debatte.
6 Mayıs 2016 Cuma
Türkiye'den Almanya'ya Göçün 55. Yılının Düşündürdükleri - Uluslararası Göçün Eğitim - Öğretim Açısından Sonuçları ve Hizmetlerin Kültürlerarası Açılımı
- İşgücü Göçünden Yüksek Öğrenim İşbirliğine -
@kanalkultur - Türk vatandaşlarının AB ülkelerine serbest seyahat koşullarının başlayacağı bugünlerde, Akdeniz Üniversitesi AB Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) 9 Mayıs Avrupa Günü etkinlikleri çerçevesinde uluslararası göçün eğitim öğretim açısından olası sonuçlarını değerlendiriyor.
9 mayıs 2016 günü Antalya'da geçen 55 yıldan sonra uluslararası göç konusunda nelerin farklı yapılabileceği ele alınıyor. Ayrıca eğitim öğretimde işbirliği ve ortak programlar çerçevesinde olası potansiyeller ve yüksek öğrenimde işbirliği modelleri tartışılıyor.
Özellikle göçmen kökenlilerin, örneğin sağlık, sosyal ve eğitim alanlarındaki hizmetlere nasıl daha iyi ulaşabileceği, nelerin işbirliği içerisinde yapılabileceği, ne tür işbirlikleri yolu ile uluslararası göçün bir fırsata dönüştürülebileceği değerlendiriliyor.
Üniversiteler için yükseköğrenim programlarının uluslararasılaşması anlamına gelen bu sürecin, ülke ekonomileri için nasıl bir katkıya dönüştürülmesi de ele alınıyor.
Program çerçevesinde, Akdeniz Üniversitesi ve Almanya’dan Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi Rektörleri arasında bir de işbirliği protokolü imza töreni gerçekleştiriliyor.
Antalya Valisi Muammer Türker, Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mustafa Ünal, AKVAM Müdürü Prof. Dr. Erol Esen ve Almanya Federal Cumhuriyeti Antalya Konsolosu Martin Vetter'in açılış konuşmalarının ardından Doç. Dr. Mehmet Canbulat (Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi) başkanlığındaki 'Uluslararası Göçün Eğitim - Öğretim Açısından Sonuçları' başlıklı oturumda Prof. Dr. Hans Werner Huneke (Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi Rektörü), Dr. Yaşar Aydın (Hamburg HafenCity Üniversitesi), Prof. Dr. Mihri Özdoğan (Landshut Uygulamalı Bilimler Üniversitesi), Doç. Dr. Murat Erdoğan (Hacettepe Üniversitesi) ve İsmail Demiryürek (YTB Yurtdışı Vatandaşlar Daire Başkanı) konuyu ele alıyor.
@kanalkultur - Türk vatandaşlarının AB ülkelerine serbest seyahat koşullarının başlayacağı bugünlerde, Akdeniz Üniversitesi AB Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) 9 Mayıs Avrupa Günü etkinlikleri çerçevesinde uluslararası göçün eğitim öğretim açısından olası sonuçlarını değerlendiriyor.
9 mayıs 2016 günü Antalya'da geçen 55 yıldan sonra uluslararası göç konusunda nelerin farklı yapılabileceği ele alınıyor. Ayrıca eğitim öğretimde işbirliği ve ortak programlar çerçevesinde olası potansiyeller ve yüksek öğrenimde işbirliği modelleri tartışılıyor.
Özellikle göçmen kökenlilerin, örneğin sağlık, sosyal ve eğitim alanlarındaki hizmetlere nasıl daha iyi ulaşabileceği, nelerin işbirliği içerisinde yapılabileceği, ne tür işbirlikleri yolu ile uluslararası göçün bir fırsata dönüştürülebileceği değerlendiriliyor.
Üniversiteler için yükseköğrenim programlarının uluslararasılaşması anlamına gelen bu sürecin, ülke ekonomileri için nasıl bir katkıya dönüştürülmesi de ele alınıyor.
Program çerçevesinde, Akdeniz Üniversitesi ve Almanya’dan Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi Rektörleri arasında bir de işbirliği protokolü imza töreni gerçekleştiriliyor.
Antalya Valisi Muammer Türker, Akdeniz Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mustafa Ünal, AKVAM Müdürü Prof. Dr. Erol Esen ve Almanya Federal Cumhuriyeti Antalya Konsolosu Martin Vetter'in açılış konuşmalarının ardından Doç. Dr. Mehmet Canbulat (Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi) başkanlığındaki 'Uluslararası Göçün Eğitim - Öğretim Açısından Sonuçları' başlıklı oturumda Prof. Dr. Hans Werner Huneke (Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi Rektörü), Dr. Yaşar Aydın (Hamburg HafenCity Üniversitesi), Prof. Dr. Mihri Özdoğan (Landshut Uygulamalı Bilimler Üniversitesi), Doç. Dr. Murat Erdoğan (Hacettepe Üniversitesi) ve İsmail Demiryürek (YTB Yurtdışı Vatandaşlar Daire Başkanı) konuyu ele alıyor.
28 Nisan 2016 Perşembe
BMM’nin Açılışı: Meclis’teki İlk Gruplaşmalar Nasıl Oluştu?
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü “Cumhuriyet Konuşmaları” başlıklı yeni bir konferans dizisi sunuyor. Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç’in vereceği konferans dizisinde “Cumhuriyet” her ay başka bir açıdan ele alınıyor.
10 mayıs 2016 günü saat 18:30’da “BMM’nin Açılışı: Meclis’teki İlk Gruplaşmalar Nasıl Oluştu?” başlıklı etkinlikte meclis içi muhalefetler, komutanlarla görüş ayrılıkları ve sonuçları ile İstiklal Mahkemeleri konularının üzerinde duruluyor.
Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç
1944 yılında İskenderun’da doğdu. İlk ve Ortaokulu İskenderun’da, liseyi Burdur’da bitirdi. 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İdare ve Siyaset Bölümü'nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. Halen Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı olarak görev yapan Çekiç, hazırlayıp sunduğu tv programlarında Cumhuriyetin kazanımlarını, devrimleri ve Atatürk’ü anlatıyor. Başlıca eserleri: “İmparatorluktan Cumhuriyete Türk Kurtuluş Savaşı Belgeseli”, “Cumhuriyet Tarihi”, “Son Yıl: 1938”, “Mondros’tan İstanbul’a”, “Samsun’dan Erzurum’a”, “Sivas’tan Ankara’ya”.
10 mayıs 2016 günü saat 18:30’da “BMM’nin Açılışı: Meclis’teki İlk Gruplaşmalar Nasıl Oluştu?” başlıklı etkinlikte meclis içi muhalefetler, komutanlarla görüş ayrılıkları ve sonuçları ile İstiklal Mahkemeleri konularının üzerinde duruluyor.
Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç
1944 yılında İskenderun’da doğdu. İlk ve Ortaokulu İskenderun’da, liseyi Burdur’da bitirdi. 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İdare ve Siyaset Bölümü'nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisans ve Doktora yaptı. Halen Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölüm Başkanı olarak görev yapan Çekiç, hazırlayıp sunduğu tv programlarında Cumhuriyetin kazanımlarını, devrimleri ve Atatürk’ü anlatıyor. Başlıca eserleri: “İmparatorluktan Cumhuriyete Türk Kurtuluş Savaşı Belgeseli”, “Cumhuriyet Tarihi”, “Son Yıl: 1938”, “Mondros’tan İstanbul’a”, “Samsun’dan Erzurum’a”, “Sivas’tan Ankara’ya”.
1 Nisan 2016 Cuma
35. İstanbul Film Festivali
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1982 yılında bir sinema haftası olarak başlayan Türkiye'nin en büyük sinema etkinliği İstanbul Film Festivali, 35. yaşını kutluyor. 35. İstanbul Film Festivali, on ikinci kez Akbank'ın desteğiyle 7-17 nisan 2016 tarihlerinde şehre iz bırakmaya hazırlanıyor.
İstanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatıyor.
Sinema Onur Ödülleri
İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri 2016'da beş sanatçıya veriliyor. Yeşilçam'ın 'en sevilen kötü kadın' karakterlerini oynayan Suzan Avcı, 200'e yakın filmiyle Yeşilçam'ın en üretken yönetmenlerinden Ülkü Erakalın, Vurun Kahpeye'den Vesikalı Yarim'e birçok önemli filmin yapımcılığını üstlenen Şeref Gür, 50 yıllık kariyerinde her nesli güldüren karakter oyuncusu Perran Kutman ile 60 yılı aşan kariyerinde Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik gibi Yeşilçam'ın en sevilen yıldızlarının sesi olarak hafızalarda yer edinen oyuncu ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm ödüllerini 6 nisan 2016'da Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 35. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni'nde alıyor.
Festival kapsamında Suzan Avcı'nın rol aldığı Atıf Yılmaz'ın yönettiği İki Gemi Yanyana, yönetmenliğini Ülkü Erakalın'ın üstlendiği Gözlerin Ömre Bedel, Perran Kutman'ın rol aldığı Kartal Tibet'in Gırgıriye filmleri de gösteriliyor.
İstanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatıyor.
Sinema Onur Ödülleri
İstanbul Film Festivali tarafından sinemaya gönül ve emek veren isimlere takdim edilen Sinema Onur Ödülleri 2016'da beş sanatçıya veriliyor. Yeşilçam'ın 'en sevilen kötü kadın' karakterlerini oynayan Suzan Avcı, 200'e yakın filmiyle Yeşilçam'ın en üretken yönetmenlerinden Ülkü Erakalın, Vurun Kahpeye'den Vesikalı Yarim'e birçok önemli filmin yapımcılığını üstlenen Şeref Gür, 50 yıllık kariyerinde her nesli güldüren karakter oyuncusu Perran Kutman ile 60 yılı aşan kariyerinde Türkan Şoray, Filiz Akın ve Fatma Girik gibi Yeşilçam'ın en sevilen yıldızlarının sesi olarak hafızalarda yer edinen oyuncu ve seslendirme sanatçısı Jeyan Ayral Tözüm ödüllerini 6 nisan 2016'da Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen 35. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni'nde alıyor.
Festival kapsamında Suzan Avcı'nın rol aldığı Atıf Yılmaz'ın yönettiği İki Gemi Yanyana, yönetmenliğini Ülkü Erakalın'ın üstlendiği Gözlerin Ömre Bedel, Perran Kutman'ın rol aldığı Kartal Tibet'in Gırgıriye filmleri de gösteriliyor.
10 Mart 2016 Perşembe
Seramik Sanatında Dün ve Bugün
"Tarihsel süreçte üretilen seramikler incelendiğinde çağının sosyal ve kültürel yapısının benimsediği değerlere uygun görsel anlayışta tasarımların üretildiği gözlemlenmektedir. Bu tasarımlar oluşturulup üretilirken formlardaki biçim kaygısının yanı sıra kültürlerin inanışların, üzüntülerin, sevinçlerin kısaca günlük yaşamların betimlendiği desen ve motifler, formların üzerine uygulanan seramik dekorları oluşturmaktadır. Üretilen formlarda daha çok fonksiyonellik ve teknik özellikler ön plana çıkarken seramik motiflerde ise geleneğin ve kültürün görsel yansımaları ön plana çıkmaktadır." [Prof. S. Sibel Sevim]
@kanalkultur - Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 12 mart 2016 günü, 'Seramik Sanatında Dün ve Bugün' başlığı altında geçmişten bugüne seramik sanatının farklı açılardan ele alındığı ve alanın önemli akademisyen ve sanatçılarının konuşmacı olarak yer aldığı bir sempozyum düzenliyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’na paralel olarak düzenlenen ve iki oturum olarak planlanan sempozyumun ilk bölümünde Selçuklu ve Osmanlı dönemi seramik ve çini sanatı ele alınıyor, ikinci bölümünde ise seramik sanatı ve güncel sanat ilişkisinin üzerinde durularak geleneksel seramik sanatının bugünü nasıl etkilediği tartışılıyor.
@kanalkultur - Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 12 mart 2016 günü, 'Seramik Sanatında Dün ve Bugün' başlığı altında geçmişten bugüne seramik sanatının farklı açılardan ele alındığı ve alanın önemli akademisyen ve sanatçılarının konuşmacı olarak yer aldığı bir sempozyum düzenliyor.
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’na paralel olarak düzenlenen ve iki oturum olarak planlanan sempozyumun ilk bölümünde Selçuklu ve Osmanlı dönemi seramik ve çini sanatı ele alınıyor, ikinci bölümünde ise seramik sanatı ve güncel sanat ilişkisinin üzerinde durularak geleneksel seramik sanatının bugünü nasıl etkilediği tartışılıyor.
3 Mart 2016 Perşembe
Kadın ve Arkeoloji
@kanalkultur - 8 mart 2016 günü, İzmir Müzesi Konferansları kapsamında, İzmir Arkeoloji Müzesi'nde (Halil Rıfat Paşa Cad. No: 4, Konak -İzmir), 'Kadın ve Arkeoloji' konulu konferans düzenleniyor.
Konferansın açılışını Müze Müdür Vekili Nermin Arıtar yapıyor.
Konferansta Doç. D. Özlem Çevik 'Türkiye Arkeolojisinde Kadınlar', Prof. Dr. Nuran Şahin 'Dünden Bugüne Anadolu'da Kadın' ve Dr. Gözde Şakar 'Smyrna'nın Kadınları' konulu sunumlarla 'Kadın ve Arkeoloji' konusuna katkı sağlıyor.
Konferansın açılışını Müze Müdür Vekili Nermin Arıtar yapıyor.
Konferansta Doç. D. Özlem Çevik 'Türkiye Arkeolojisinde Kadınlar', Prof. Dr. Nuran Şahin 'Dünden Bugüne Anadolu'da Kadın' ve Dr. Gözde Şakar 'Smyrna'nın Kadınları' konulu sunumlarla 'Kadın ve Arkeoloji' konusuna katkı sağlıyor.
24 Şubat 2016 Çarşamba
Gömülü Hazineler
@kanalkultur - İstanbul Kültür Sanat Vakfı (IKSV) tarafından Akbank'ın desteğiyle gerçekleştirilen 35. İstanbul Film Festivali heyecanı yaklaşıyor. 7 nisan 2016'da başlayacak festival, 35. yılında en yenilerden, gizli hazinelere, keşiflere ve iz bırakan filmlere seyircilerle buluşmaya hazırlanıyor.
Festivalin 2016'daki yeni bölümlerinden biri 'Gömülü Hazineler' başlığını taşıyor. Alkan Avcıoğlu'nun küratörlüğünü üstlendiği bölüm, sinema tarihinin varlığı az bilinen, yasaklanmış, kaybolmuş, yıllar boyu izleyici karşısına çıkmamış veya literatürde adından hak ettiği kadar bahsedilmemiş filmleri, gömülü olduğu yerden gün ışığına çıkartıyor.
The Hourglass Sanatorium
Hayranları arasında David Lynch, Francis Ford Coppola ve Quay kardeşler gibi isimler bulunan Polonyalı yönetmen Wojciech Has hâlâ şiddetle keşfedilmeyi bekleyen usta bir yönetmen. Yönetmenin 1973 yapımı fantastik ve gerçeküstü sinemanın nadide örneklerinden biri sayılan filmi 'Sanatorium pod klepsydrą / The Hourglass Sanatorium' bölüm kapsamında izleyiciyle buluşan yapıtlardan. Zamanında Polonya'dan yurtdışına çıkarılması yasaklanan 'The Hourglass Sanatorium', gizlice gönderilen kopyasıyla 1973'te Cannes'da gösterildi ve Jüri Özel Ödülü kazandı. 2000'lerde kopyası Martin Scorsese sayesinde restore edilen filmle ilgili olarak Variety'nin efsane eleştirmeni Derek Elley 'Akıllara durgunluk veren bir çalışma, Mahler'in bütün senfonilerinin bir araya toplanmasının sinematografik muadili' diyor. Film, babasını ziyaret etmek üzere sanatoryuma giden bir adamın oda oda gezerken karşılaştığı tuhaf karakterleri, gerçeklikle hayal dünyasını birleştiren anıları, hezeyanları, Polonya'nın geçmişinden imgeler ve sıra dışı müzik bandıyla benzersiz bir sinemasal deneyim sunuyor.
Festivalin 2016'daki yeni bölümlerinden biri 'Gömülü Hazineler' başlığını taşıyor. Alkan Avcıoğlu'nun küratörlüğünü üstlendiği bölüm, sinema tarihinin varlığı az bilinen, yasaklanmış, kaybolmuş, yıllar boyu izleyici karşısına çıkmamış veya literatürde adından hak ettiği kadar bahsedilmemiş filmleri, gömülü olduğu yerden gün ışığına çıkartıyor.
The Hourglass Sanatorium
Hayranları arasında David Lynch, Francis Ford Coppola ve Quay kardeşler gibi isimler bulunan Polonyalı yönetmen Wojciech Has hâlâ şiddetle keşfedilmeyi bekleyen usta bir yönetmen. Yönetmenin 1973 yapımı fantastik ve gerçeküstü sinemanın nadide örneklerinden biri sayılan filmi 'Sanatorium pod klepsydrą / The Hourglass Sanatorium' bölüm kapsamında izleyiciyle buluşan yapıtlardan. Zamanında Polonya'dan yurtdışına çıkarılması yasaklanan 'The Hourglass Sanatorium', gizlice gönderilen kopyasıyla 1973'te Cannes'da gösterildi ve Jüri Özel Ödülü kazandı. 2000'lerde kopyası Martin Scorsese sayesinde restore edilen filmle ilgili olarak Variety'nin efsane eleştirmeni Derek Elley 'Akıllara durgunluk veren bir çalışma, Mahler'in bütün senfonilerinin bir araya toplanmasının sinematografik muadili' diyor. Film, babasını ziyaret etmek üzere sanatoryuma giden bir adamın oda oda gezerken karşılaştığı tuhaf karakterleri, gerçeklikle hayal dünyasını birleştiren anıları, hezeyanları, Polonya'nın geçmişinden imgeler ve sıra dışı müzik bandıyla benzersiz bir sinemasal deneyim sunuyor.
23 Şubat 2016 Salı
Barış İçin Müzik - Oda Müziği Konseri
@kanalkultur - Pembe Panter, Çocuklar, Melekler ve Birbirinden Güzel Müzikler...
5. Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali çerçevesinde 25 şubat 2016 günü Barış için Müzik Vakfı tarafından 'Barış İçin Müzik - Oda Müziği Konseri' veriliyor.
İstanbul’da dönüşüm yaratan öncü kültür projelerinden olan Barış için Müzik, çalışmalarına başladığı 2005 yılından bu yana hiçbir fark gözetmeksizin, imkânları sınırlı binlerce çocuk ve gence elini uzatarak, onların sanata katılım hakları önündeki engelleri kaldırıyor. Barış için Müzik’te eğitim alan çocuk ve gençler vakıf bünyesinde kurulan orkestra, topluluk ve korolara katılarak müziğin coşkusunu birlikte hissedebiliyor. Vakfın oluşturduğu ortak sosyal ve kültürel yaşam alanları sayesinde çocuklar dayanışma ve paylaşım ruhunun önemini de kavrama fırsatı elde ediyor.
Kapsayıcı anlayışıyla her zaman daha fazla çocuğa ulaşabilmeyi hedefleyen Barış için Müzik Vakfı tüm ülkeye yayılma yönünde çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.
Barış için Müzik Vakfı söz konusu konserde bünyesindeki dört toplulukla sahne alıyor: Barış için Müzik Tahta Üflemeliler Beşlisi, Barış için Müzik Yaylı Beşlisi, Barış için Müzik Trombon Dörtlüsü ve Barış için Müzik Bakır Üflemeliler Topluluğu.
5. Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali çerçevesinde 25 şubat 2016 günü Barış için Müzik Vakfı tarafından 'Barış İçin Müzik - Oda Müziği Konseri' veriliyor.
İstanbul’da dönüşüm yaratan öncü kültür projelerinden olan Barış için Müzik, çalışmalarına başladığı 2005 yılından bu yana hiçbir fark gözetmeksizin, imkânları sınırlı binlerce çocuk ve gence elini uzatarak, onların sanata katılım hakları önündeki engelleri kaldırıyor. Barış için Müzik’te eğitim alan çocuk ve gençler vakıf bünyesinde kurulan orkestra, topluluk ve korolara katılarak müziğin coşkusunu birlikte hissedebiliyor. Vakfın oluşturduğu ortak sosyal ve kültürel yaşam alanları sayesinde çocuklar dayanışma ve paylaşım ruhunun önemini de kavrama fırsatı elde ediyor.
Kapsayıcı anlayışıyla her zaman daha fazla çocuğa ulaşabilmeyi hedefleyen Barış için Müzik Vakfı tüm ülkeye yayılma yönünde çalışmalarına ara vermeden devam ediyor.
Barış için Müzik Vakfı söz konusu konserde bünyesindeki dört toplulukla sahne alıyor: Barış için Müzik Tahta Üflemeliler Beşlisi, Barış için Müzik Yaylı Beşlisi, Barış için Müzik Trombon Dörtlüsü ve Barış için Müzik Bakır Üflemeliler Topluluğu.
13 Şubat 2016 Cumartesi
Kadın Cinayetleri Önlenebilir: Dayanışma Yaşatır..
@kanalkultur - 'Kadınlar sinema yapıyor' diyerek yola çıkan Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali'nin 14. yolculuğu 12 mart 2016'da İstanbul'da başlıyor, 7 şehirden geçerek 30 nisan 2016'ya kadar sürüyor..
14. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 'Kadın Cinayetleri Önlenebilir: Dayanışma Yaşatır' diyerek 12-20 mart 2016 tarihleri arasında İstanbul'da oluyor. Kadınların deneyimleri, düşleri ve ürettiklerini sinemayla / sinemada paylaşmayı sürdüren festival, İstanbul'un ardından 26 - 27 mart 2016 tarihlerinde Hatay'a, 2-3 nisan 2016 tarihlerinde Adana'ya, 9-10 nisan 2016 tarihlerinde Bodrum'a, 16-17 nisan 2016 tarihlerinde Mardin'e, 23-24 nisan 2016 tarihlerinde İzmir'e, 29-30 nisan 2016 tarihlerinde de Van'a gidiyor.
14. yılında dünyanın dört bir yanından, 30 ülkeden 300'e yakın film başvurusu alan, kadınlar ve filmlerini buluşturan festivalde, 70'i aşkın film izleyiciye sunuluyor. Festivalde her yıl yer alan 'Kadınların Sineması' , 'Kendine Ait Bir Cüzdan' ve 'Cins-Cinsiyet-Cinsiyetler' bölümlerine bu yıl 'Kadın Cinayetleri Önlenebilir - Kadın Dayanışması Yaşatır', ♀ Video-Art Seçkisi, 'Kadınlar Vardır' ve iki toplu gösterim bölümleri eklendi. 2015'te aramızdan ayrılan feminist sinemanın ustalarından Chantal Akerman toplu gösterimi İstanbul Modern işbirliğiyle yapılıyor. 'Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da Kadınların Sineması' başlıklı toplu gösterimde ise Fas'tan İran'a dek uzanan coğrafyadan kadın yönetmenlerin filmleri yer alıyor. Film gösterimlerinin yanı sıra atölye, panel, forum ve söyleşilerle de kadınların sözü, deneyimi, katkısı ve gündemi festivalde yer buluyor.
14. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 'Kadın Cinayetleri Önlenebilir: Dayanışma Yaşatır' diyerek 12-20 mart 2016 tarihleri arasında İstanbul'da oluyor. Kadınların deneyimleri, düşleri ve ürettiklerini sinemayla / sinemada paylaşmayı sürdüren festival, İstanbul'un ardından 26 - 27 mart 2016 tarihlerinde Hatay'a, 2-3 nisan 2016 tarihlerinde Adana'ya, 9-10 nisan 2016 tarihlerinde Bodrum'a, 16-17 nisan 2016 tarihlerinde Mardin'e, 23-24 nisan 2016 tarihlerinde İzmir'e, 29-30 nisan 2016 tarihlerinde de Van'a gidiyor.
14. yılında dünyanın dört bir yanından, 30 ülkeden 300'e yakın film başvurusu alan, kadınlar ve filmlerini buluşturan festivalde, 70'i aşkın film izleyiciye sunuluyor. Festivalde her yıl yer alan 'Kadınların Sineması' , 'Kendine Ait Bir Cüzdan' ve 'Cins-Cinsiyet-Cinsiyetler' bölümlerine bu yıl 'Kadın Cinayetleri Önlenebilir - Kadın Dayanışması Yaşatır', ♀ Video-Art Seçkisi, 'Kadınlar Vardır' ve iki toplu gösterim bölümleri eklendi. 2015'te aramızdan ayrılan feminist sinemanın ustalarından Chantal Akerman toplu gösterimi İstanbul Modern işbirliğiyle yapılıyor. 'Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da Kadınların Sineması' başlıklı toplu gösterimde ise Fas'tan İran'a dek uzanan coğrafyadan kadın yönetmenlerin filmleri yer alıyor. Film gösterimlerinin yanı sıra atölye, panel, forum ve söyleşilerle de kadınların sözü, deneyimi, katkısı ve gündemi festivalde yer buluyor.
20 Ocak 2016 Çarşamba
Kadir İnanır’a 21. Türkiye Almanya Film Festivali’nin Onur Ödülü Veriliyor
[KanalKultur] - 4 – 13 mart 2016 tarihleri arasında Türkiye Almanya Film Festivali, sinefilleri 21. kez Nürnberg’e davet ediyor. 2016 yılının programının hazırlanması devam ediyor.
Programın önemli bir parçası olan Onur Ödülü’nün sahibi belirlendi. Festival, 2016 yılında oyuncu Kadir İnanır’a sanatı ile Türkiye sinemasının gelişmesine etkin katkısı ve yaşam boyu başarısı için Onur Ödülü’nü veriyor.
Kadir İnanır’a Onur Ödülü 4 mart’ta Tafelhalle Nürnberg’deki açılış galasında takdim ediliyor. İnanır, 5 mart 2016’da Künstlerhaus K4’te 'Karılar Koğuşu' (Yönetmen: Halit Refiğ, TR, 1990) filminin gösteriminin ardından ise seyirciler ile söyleşiye katılıyor.
Kadir İnanır 1968 yılında ilk kez kamera karşısına çıktıktan sonra kariyerinde hızla yükseldi. 182 sinema filmi ve 11 dizinin başrolünü üstlendi. Ataerkil toplumu veya sınıf çatışmalarını konu eden birçok toplumsal siyasi filmde oynayan İnanır, özellikle Atıf Yılmaz, Şerif Gören veya Ömer Kavur'la çalışmaları sonucunda Türkiye’nin siyasi nitelikli sinemasında etkin oldu..
Türkiye Almanya Film Festivali Onur Ödülleri
Kültürlerarası diyaloga katkıda bulunan sanatçılara Türkiye Almanya Film Festivali tarafından verilen Onur Ödülleri:
Programın önemli bir parçası olan Onur Ödülü’nün sahibi belirlendi. Festival, 2016 yılında oyuncu Kadir İnanır’a sanatı ile Türkiye sinemasının gelişmesine etkin katkısı ve yaşam boyu başarısı için Onur Ödülü’nü veriyor.
Kadir İnanır’a Onur Ödülü 4 mart’ta Tafelhalle Nürnberg’deki açılış galasında takdim ediliyor. İnanır, 5 mart 2016’da Künstlerhaus K4’te 'Karılar Koğuşu' (Yönetmen: Halit Refiğ, TR, 1990) filminin gösteriminin ardından ise seyirciler ile söyleşiye katılıyor.
Kadir İnanır 1968 yılında ilk kez kamera karşısına çıktıktan sonra kariyerinde hızla yükseldi. 182 sinema filmi ve 11 dizinin başrolünü üstlendi. Ataerkil toplumu veya sınıf çatışmalarını konu eden birçok toplumsal siyasi filmde oynayan İnanır, özellikle Atıf Yılmaz, Şerif Gören veya Ömer Kavur'la çalışmaları sonucunda Türkiye’nin siyasi nitelikli sinemasında etkin oldu..
Türkiye Almanya Film Festivali Onur Ödülleri
Kültürlerarası diyaloga katkıda bulunan sanatçılara Türkiye Almanya Film Festivali tarafından verilen Onur Ödülleri:
12 Ocak 2016 Salı
Türkiye’de Dini Kurumlar, Temsilcileri ve Sosyal Medya - Dini Kurumların Sosyal Medya Deneyimleri
Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı tarafından AB desteğiyle 14 ocak 2016 günü (18:30, Feriköy Ermeni Kilisesi Nazar Şirinoğlu Salonu, Şahadet Sok. No: 13 Feriköy - İstanbul) Türkiye’de Dini Kurumlar, Temsilcileri ve Sosyal Medya - Dini Kurumların Sosyal Medya Deneyimleri konulu panel düzenleniyor.
Panelde Rum, Antakya Ortodoks, Ermeni, Yahudi, Süryani, Protestan, Ezidi, Latin Katolik, Alevi, Sünni cemaatlerden temsilciler kurumlarının sosyal medya tecrübelerini, sosyal medyada nasıl varlık gösterdiklerini paylaşıyor.
Söz konusu panelin açılışını Laki Vingas (Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı Başkanı) yapıyor. Giriş konuşmacısı ise Erkan Saka (Yrd. Doç. Dr.).
Panelin moderatörlüğünü Av. Rita Ender üstleniyor.
Türkiye’de Dini Kurumlar, Temsilcileri ve Sosyal Medya - Dini Kurumların Sosyal Medya Deneyimleri panelinin konuşmacıları arasında Prof Dr. Elpidoforos Lambriniadis (Bursa Metropoliti, Heybeliada Aya Triada Manastırı Baş Rahibi), Rahip Harutyun Damatyan (Türkiye Ermeni Partikhanesi), Süleyman Bayraktar (Araştırmacı - Yazar), Peder Fetros Gülçe (Süryani Kadim Kilisesi), Dr. Leyla Ferman (Avrupa Ezidi Federasyonu Eş Başkanı), Kayra Akpınar (Protestan Pera Diriliş Kilisesi Vaizi), Buğra Poyraz (Latin Katolik Kilisesi Temsilcisi), Kemal Akgün (Alevi Düşünce Ocağı İl Başkanı) ve Peder Dimitri Doğum (Antakya Ortodoks Kilisesi) bulunuyor.
Panelde Rum, Antakya Ortodoks, Ermeni, Yahudi, Süryani, Protestan, Ezidi, Latin Katolik, Alevi, Sünni cemaatlerden temsilciler kurumlarının sosyal medya tecrübelerini, sosyal medyada nasıl varlık gösterdiklerini paylaşıyor.
Söz konusu panelin açılışını Laki Vingas (Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi ve Mektebi Vakfı Başkanı) yapıyor. Giriş konuşmacısı ise Erkan Saka (Yrd. Doç. Dr.).
Panelin moderatörlüğünü Av. Rita Ender üstleniyor.
Türkiye’de Dini Kurumlar, Temsilcileri ve Sosyal Medya - Dini Kurumların Sosyal Medya Deneyimleri panelinin konuşmacıları arasında Prof Dr. Elpidoforos Lambriniadis (Bursa Metropoliti, Heybeliada Aya Triada Manastırı Baş Rahibi), Rahip Harutyun Damatyan (Türkiye Ermeni Partikhanesi), Süleyman Bayraktar (Araştırmacı - Yazar), Peder Fetros Gülçe (Süryani Kadim Kilisesi), Dr. Leyla Ferman (Avrupa Ezidi Federasyonu Eş Başkanı), Kayra Akpınar (Protestan Pera Diriliş Kilisesi Vaizi), Buğra Poyraz (Latin Katolik Kilisesi Temsilcisi), Kemal Akgün (Alevi Düşünce Ocağı İl Başkanı) ve Peder Dimitri Doğum (Antakya Ortodoks Kilisesi) bulunuyor.
4 Ocak 2016 Pazartesi
Şam'da Kayısı
İstanbul ve kentteki sanatçı topluluklarına odaklanarak hareketlilik ve sürgün dönemlerinde sanat üretimini araştıran fanzin ve sergi projesi Şam'da Kayısı, apexart (New York) girişimiyle ve SALT'ın işbirliğinde gerçekleştiriliyor.
Suriye'de savaşın şiddetlenmesinden bu yana milyonlarca kişi ülkeden iltica etmek zorunda kaldı; savaştan kaçanların çoğu Türkiye, Lübnan ve Ürdün'e sığındı. Kamu alanlarını değiştiren bu hareketlilik ve sürgün iklimi, İstanbul gibi büyük kentlerde farklı karşılaşma ve etkileşim ihtimallerini beraberinde getiriyor. Dilek Winchester ve Atıf Akın tarafından bu bağlamda kurgulanan fanzin ve sergi projesi Şam'da Kayısı, André Breton'un "İnsan yoldaş bulmak için yayın yapar!" sözüne göndermeyle, sanatçı yayınları ve fanzinler aracılığıyla çok dilli bir üretim ve paylaşım ortamı yaratmayı hedefliyor. Projenin katılımcıları, fanzin formatını kullanarak gerek kendi deneyimleri temelinde gerekse Cumhuriyet tarihi boyunca İstanbul'u merkeze alan göç dalgalarının etkileri üzerine öneriler sunuyor.
Mevcut durumun olasılıklardan en iyisi olduğu anlamını taşıyan "Bundan iyisi, Şam'da kayısı" ifadesinden hareketle adlandırılan proje, Winchester'ın 2010-2011'de çıkardığı Kayısı Kent A4 fanzininden temel alıyor. Her bir sayısı, aralarında Akın'ın da bulunduğu sanatçıların katkısıyla oluşturulup tasarlanan fanzin, İstanbul'un dört bir yanında PVC kaplama ve fotokopi hizmeti veren seyyar tezgâhlarda çoğaltılarak dağıtılmıştı. Genellikle görmezden gelinen ve kayıt dışı ekonominin bir parçası olan bu işi yapanlar, çoğunlukla Doğu Anadolu'dan, özellikle de kayısısıyla meşhur Malatya'dan İstanbul'a göçmüş kişilerdir.
Suriye'de savaşın şiddetlenmesinden bu yana milyonlarca kişi ülkeden iltica etmek zorunda kaldı; savaştan kaçanların çoğu Türkiye, Lübnan ve Ürdün'e sığındı. Kamu alanlarını değiştiren bu hareketlilik ve sürgün iklimi, İstanbul gibi büyük kentlerde farklı karşılaşma ve etkileşim ihtimallerini beraberinde getiriyor. Dilek Winchester ve Atıf Akın tarafından bu bağlamda kurgulanan fanzin ve sergi projesi Şam'da Kayısı, André Breton'un "İnsan yoldaş bulmak için yayın yapar!" sözüne göndermeyle, sanatçı yayınları ve fanzinler aracılığıyla çok dilli bir üretim ve paylaşım ortamı yaratmayı hedefliyor. Projenin katılımcıları, fanzin formatını kullanarak gerek kendi deneyimleri temelinde gerekse Cumhuriyet tarihi boyunca İstanbul'u merkeze alan göç dalgalarının etkileri üzerine öneriler sunuyor.
Mevcut durumun olasılıklardan en iyisi olduğu anlamını taşıyan "Bundan iyisi, Şam'da kayısı" ifadesinden hareketle adlandırılan proje, Winchester'ın 2010-2011'de çıkardığı Kayısı Kent A4 fanzininden temel alıyor. Her bir sayısı, aralarında Akın'ın da bulunduğu sanatçıların katkısıyla oluşturulup tasarlanan fanzin, İstanbul'un dört bir yanında PVC kaplama ve fotokopi hizmeti veren seyyar tezgâhlarda çoğaltılarak dağıtılmıştı. Genellikle görmezden gelinen ve kayıt dışı ekonominin bir parçası olan bu işi yapanlar, çoğunlukla Doğu Anadolu'dan, özellikle de kayısısıyla meşhur Malatya'dan İstanbul'a göçmüş kişilerdir.
16 Aralık 2015 Çarşamba
Çağlar Boyunca Zaman, Takvim, Yılbaşı…
“Herşey başkalarına sadece zaman bize aittir” [Seneca]
Prof. Dr. Mustafa H. Sayar, 19 aralık 2015 günü saat 14:30'da, Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü AKMED'in 2015 yılı kültürel etkinlikleri kapsamında "Çağlar Boyunca Zaman, Takvim, Yılbaşı..." (AKMED Konferans Salonu, Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi - Antalya) başlıklı bir konferans veriyor.
Prof. Dr. Mustafa H. Sayar, 19 aralık 2015 günü saat 14:30'da, Suna - İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü AKMED'in 2015 yılı kültürel etkinlikleri kapsamında "Çağlar Boyunca Zaman, Takvim, Yılbaşı..." (AKMED Konferans Salonu, Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi - Antalya) başlıklı bir konferans veriyor.
15 Aralık 2015 Salı
İnsan Hakları Belgeselleri Mersin'de Akdeniz Belgesel Film Günleri'nde
Mersin Akdeniz Belediyesi ile Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden akademisyen ve öğrencilerin işbirliğiyle ilk kez düzenlenen Akdeniz Belgesel Film Günleri, 18 - 20 aralık 2015 tarihleri arasında Mersin’de başlıyor. Etkinliğin insan hakları olarak belirlendi.
Etkinlikte insan hakları ve hukuk mücadelesi verirken, geçtiğimiz günlerde bir suikast sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi de anılıyor.
Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğu etkinlikte filmler Akdeniz Belediyesi Gösterim Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor.
Belgesel Film Günleri’nde seyirciler Türkiye’nin Güneydoğu illerinde yaşanan katliamları, mültecilerin dramını, Gezi Direnişi sırasında yaşanan hak ihlallerini, Güneydoğu’da çocuk olmanın ne anlama geldiğini ve 12 Eylül darbesini yaşayan kadınların tanıklıklarını anlatan filmler izleyebiliyor.
Festival programında yer alan filmler şöyle:
O İklimde Kalırdı Acılar - Yönetmen: Zeynel Koç, Cenk Örtülü
Bir belge fotoğrafçısı olan Selim’in yaşadıkları üzerinden Güneydoğu’daki faili meçhullerin yakınlarının adalet arama mücadelesi...
Etkinlikte insan hakları ve hukuk mücadelesi verirken, geçtiğimiz günlerde bir suikast sonucu hayatını kaybeden Tahir Elçi de anılıyor.
Tüm gösterimlerin ücretsiz olduğu etkinlikte filmler Akdeniz Belediyesi Gösterim Salonu’nda izleyiciyle buluşuyor.
Belgesel Film Günleri’nde seyirciler Türkiye’nin Güneydoğu illerinde yaşanan katliamları, mültecilerin dramını, Gezi Direnişi sırasında yaşanan hak ihlallerini, Güneydoğu’da çocuk olmanın ne anlama geldiğini ve 12 Eylül darbesini yaşayan kadınların tanıklıklarını anlatan filmler izleyebiliyor.
Festival programında yer alan filmler şöyle:
O İklimde Kalırdı Acılar - Yönetmen: Zeynel Koç, Cenk Örtülü
Bir belge fotoğrafçısı olan Selim’in yaşadıkları üzerinden Güneydoğu’daki faili meçhullerin yakınlarının adalet arama mücadelesi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










