1920'lı yıllarda üç çocuğu ile birlikte Suriye'ye gitmek zorunda kalan Süryani bir anne küçük oğlu Bahe'yi manastıra bırakmak zorunda kalır. Manastırda rahibeler ve rahipler tarafından büyütülen Bahe yıllarca manastırın bahçıvanlık, çobanlık ve temizlik işlerini yapar. Geçen yıllar boyunca sürekli annesini anan ve annesinin gelmesini bekleyen Bahe, sadece özel günlerde manastırdan çıkar. Geçen 75 yıl boyunca manastırda birkaç nesil metropolit, rahip, rahibe ve hizmetçi geçer ama Bahe hep orada kalır. Son zamanlarda yürümekte bile zorlanan Bahe artık çok dar bir alanda dolaşabilmekte ve zihninde iyice silikleşen annesini beklemeyi sürdürmektedir. Bahe artık manastırın sarı duvar ve koridorlarıyla bütünleşmiş, manastırın mutlaka ziyaret edilmesi gereken manevi bir sembolüdür. Manastırın yeni nesil hizmetlileri onun yıllarca manastıra verdiği emeklerin kadrini iyi bilmekte ve ona sevgi ile bakmaktadır. Çünkü Bahe, Deyrulzafaran'ın 75 yıllık misafiridir...
Haydar Demirtaş
1984'te Mardin, Ömerli'de doğdu. İlkokul, ortaokul ve lise dönemini Mardin de tamamladı. Dört yıl atletizm birinci liginde koştu. İlk sinema eğitimini Mardin Gençlik ve Kültür Evi'nin açmış olduğu sinema atölyesinde BBC'den aldı. Altı yıl Habitat ve Gündem 21 ile gönüllü çalıştı.
2005-2006 İstanbul Kültür Üniversitesi Kent Film Evleri Atölyesi'ne katıldı.
Sanat ve Tasarım Fakültesi, İletişim Tasarımı Bölümü'nü % 100 burslu okumaya hak kazandı. 2010 yılında İletişim Tasarımı Bölümü'nden mezun oldu. Halen sinema çalışmalarına Mardin'de devam ediyor...
Filmleri
2007 - Gezici Nalbant (Belgesel)
2010 - Babam Tarih Yapıyor (Belgesel)
2013 - Misafir (Belgesel)
Misafir | The Guest | Mêvan | Orho ܐܪܚܐ - Yönetmen: Haydar Demirtaş; Senaryo: Haydar Demirtaş; Görüntü Yönetmeni: Pınar Demiral; Kurgu: Yusuf Kurt; Müzik: Bahram Deyjour, Mehdi Gholami, Serdar Yüce; Yapımcı: Yusuf Kurt, Haydar Demirtaş; 2013, Türkiye, 30', Renkli
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Süryaniler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süryaniler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mart 2014 Cumartesi
8 Kasım 2013 Cuma
Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları: Sorunlar ve Çözümler
[KanalKultur] - Ekim 2011 - Mayıs 2013 arasında yürüttüğü "Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları: Sorunlar ve Çözümler" adlı araştırmayı bir rapor haline getiren Tarih Vakfı, hem eğitimi hem de Türkiye'deki eşitsiz uygulamalar ile insan hakları ihlalleri alanına ilişkin eleştirel düşünceyi destekleyecek çalışmasının sonuçlarını kamuoyuna açıkladı.
Anadolu'da yüzyıllardır ana dilde eğitim veren azınlık okullarının dünü ve bugününe ışık tutan rapor, azınlık okullarının sorunlarına getirilecek çözümlerin Türkiye'deki ana dilde eğitim tartışmaları için de bir rehber teşkil edeceği tespitinde bulunuyor.
Yrd. Doç. Dr. Selçuk Akşin Somel ve Nurcan Kaya tarafından hazırlanıp 3 cilt kitap olarak yayımlanan raporda azınlık okullarının yaşadığı sorunlar gözler önüne seriliyor.
"Ana dilde eğitim Anadolu'da yüzyıllardır yapılıyor!"
Türkiye'de son dönemlerde yaşanan ana dilde eğitim tartışmalarına ışık tutacağı düşünülen rapor, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Musevilerin, Ermenilerin, Rumların, Bulgarların, Keldanilerin, Süryanilerin, Marunilerin ve başka toplulukların ana dilde eğitim yapan okullarının bulunduğuna dikkat çekiyor. Cumhuriyet kurulduktan sonra Ermeniler, Rumlar ve Musevilere ait olanların dışındaki tüm gayrimüslim okulları kapatıldığını vurgulayan rapor ana dilde eğitimin Anadolu topraklarında yüzyıllardır yapıldığına dikkat çekiyor.
"Gayrimüslim okulları fesat yuvası olarak görüldü"
Rapor, 1894 yılı verilerine göre İmparatorluk bünyesinde 6437 gayrimüslim okulu olduğunu söylerken yalnızca İstanbul'da 302 gayrimüslim okulu olduğuna dikkat çekiyor. Bugün ise Türkiye'de, tamamı İstanbul'da 22 azınlık okulu bulunuyor. Bunların 16'sı Ermenilere, 5'i Rumlara 1'i de Musevilere ait. 20. yüzyılda kapanan binin üzerinde Ermeni okulundan yalnızca birinin Cumhuriyet kurulduktan sonra yeniden açıldığına dikkat çeken rapor, iki dilli eğitim vermek dışında devlet okullarından farkları olmayan gayrimüslim okullarının bölücü fikirlerin aşılandığı fesat yuvaları olarak görüldüğü tespitini yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve kamu görevlilerinin önyargılı tutumları nedeniyle hukuki ve bürokratik açıdan ayrımcılığa maruz bırakıldığı düşünülen okulların sayısının azalmasında bu olumsuz tavrın oynadığı vurguluyor.
"Azınlık okulları 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı direniyor"
Azınlık okullarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı müdürler tarafından yönetilmesine rağmen devlet gözünde "yabancı" olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken rapor, okulların hak ve yükümlülükleri belirlenirken hala "mütekabiliyet" ilkesinin uygulandığına ve dış ülkelerin gösterdikleri tavra göre politika belirlendiğini vurguluyor. Azınlık okullarının 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı mücadele ettiğini verilerle açıklayan rapor, azınlık okullarının öğretmen yetiştirmek ve ders materyali hazırlamak konusunda kaderleri ile baş başa bırakılmış durumda oldukları tespitini yapıyor:
Yasalara göre bugün bir çocuğun azınlık okulunda okuyabilmesi için, çocuğun anne ya da babasının T.C. vatandaşı olmasının yanında Ermeni, Rum ya da Musevi olduğunun ispatı gerekiyor. Nüfus kayıtlarında Müslüman olarak görünen bir Ermeni veya Rum çocuğunun azınlık okullarına kaydolması yasalar çerçevesinde imkânsız kılınıyor. Ayrıca azınlık okullarında T.C Devleti vatandaşı olmayan Ermeniler, Rumlar ve Museviler sadece 'misafir öğrenci' statüsünde okuyabiliyorlar.
Anadolu'da yüzyıllardır ana dilde eğitim veren azınlık okullarının dünü ve bugününe ışık tutan rapor, azınlık okullarının sorunlarına getirilecek çözümlerin Türkiye'deki ana dilde eğitim tartışmaları için de bir rehber teşkil edeceği tespitinde bulunuyor.
Yrd. Doç. Dr. Selçuk Akşin Somel ve Nurcan Kaya tarafından hazırlanıp 3 cilt kitap olarak yayımlanan raporda azınlık okullarının yaşadığı sorunlar gözler önüne seriliyor.
"Ana dilde eğitim Anadolu'da yüzyıllardır yapılıyor!"
Türkiye'de son dönemlerde yaşanan ana dilde eğitim tartışmalarına ışık tutacağı düşünülen rapor, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Musevilerin, Ermenilerin, Rumların, Bulgarların, Keldanilerin, Süryanilerin, Marunilerin ve başka toplulukların ana dilde eğitim yapan okullarının bulunduğuna dikkat çekiyor. Cumhuriyet kurulduktan sonra Ermeniler, Rumlar ve Musevilere ait olanların dışındaki tüm gayrimüslim okulları kapatıldığını vurgulayan rapor ana dilde eğitimin Anadolu topraklarında yüzyıllardır yapıldığına dikkat çekiyor.
"Gayrimüslim okulları fesat yuvası olarak görüldü"
Rapor, 1894 yılı verilerine göre İmparatorluk bünyesinde 6437 gayrimüslim okulu olduğunu söylerken yalnızca İstanbul'da 302 gayrimüslim okulu olduğuna dikkat çekiyor. Bugün ise Türkiye'de, tamamı İstanbul'da 22 azınlık okulu bulunuyor. Bunların 16'sı Ermenilere, 5'i Rumlara 1'i de Musevilere ait. 20. yüzyılda kapanan binin üzerinde Ermeni okulundan yalnızca birinin Cumhuriyet kurulduktan sonra yeniden açıldığına dikkat çeken rapor, iki dilli eğitim vermek dışında devlet okullarından farkları olmayan gayrimüslim okullarının bölücü fikirlerin aşılandığı fesat yuvaları olarak görüldüğü tespitini yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve kamu görevlilerinin önyargılı tutumları nedeniyle hukuki ve bürokratik açıdan ayrımcılığa maruz bırakıldığı düşünülen okulların sayısının azalmasında bu olumsuz tavrın oynadığı vurguluyor.
"Azınlık okulları 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı direniyor"
Azınlık okullarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı müdürler tarafından yönetilmesine rağmen devlet gözünde "yabancı" olarak sınıflandırıldığına dikkat çeken rapor, okulların hak ve yükümlülükleri belirlenirken hala "mütekabiliyet" ilkesinin uygulandığına ve dış ülkelerin gösterdikleri tavra göre politika belirlendiğini vurguluyor. Azınlık okullarının 90 yıldır eşitsizliğe ve yok olmaya karşı mücadele ettiğini verilerle açıklayan rapor, azınlık okullarının öğretmen yetiştirmek ve ders materyali hazırlamak konusunda kaderleri ile baş başa bırakılmış durumda oldukları tespitini yapıyor:
- Türkiye'de azınlık okullarında çalışacak Ermenice ve İbranice öğretmeni yetiştiren eğitim fakülteleri bulunmuyor.
- Türkiye'de azınlık okullarına ders kitapları ve materyalleri hazırlayan bir kamu kurumu veya özel kurum bulunmuyor.
- Uluslararası insan hakları hukuku, anayasa tarafından güvenceye alınmış olan eşitlik ilkesi ve Lozan Antlaşması'ndaki açık düzenlemeye rağmen azınlık okullarına devlet bütçesinden pay ayrılmıyor.
Yasalara göre bugün bir çocuğun azınlık okulunda okuyabilmesi için, çocuğun anne ya da babasının T.C. vatandaşı olmasının yanında Ermeni, Rum ya da Musevi olduğunun ispatı gerekiyor. Nüfus kayıtlarında Müslüman olarak görünen bir Ermeni veya Rum çocuğunun azınlık okullarına kaydolması yasalar çerçevesinde imkânsız kılınıyor. Ayrıca azınlık okullarında T.C Devleti vatandaşı olmayan Ermeniler, Rumlar ve Museviler sadece 'misafir öğrenci' statüsünde okuyabiliyorlar.
26 Temmuz 2013 Cuma
Yarına Bir Harf
[KanalKultur] - Bugün dünyada yaklaşık 6.700 dil konuşuluyor ve tahminler doğru çıkarsa, yaklaşık 5.000 dil, yüzyılımızda tarih sahnesinden silinmiş olacak... Bu tehlikeye dikkat çekmek isteyen belgeselde dünyanın yaşayan en eski üç dilinden biri olan ve Kuzey Mezopotamya-Güneydoğu Anadolu'da yeşermiş olan Süryanicenin tarihsel geçmişi, Süryanice el yazmacılığı geleneğinin bölgedeki son temsilcisi olan Papaz Gabriel Aktaş'ın dünyası üzerinden ele alınıyor. Filmde doğum ile ölüm arasında yaşamın ve kültürün temel dinamikleri ile Süryanicenin tarihsel gelişimi arasında paralellikler kuruluyor; Süryani dili ve el yazmacılığı geleneği, Süryanicenin 22 harfine karşılık gelecek biçimde bölümlere ayrılarak ele alınıyor. Belgesel, dünyada orijinal dili Süryanice olan ilk film.
Yarına Bir Harf - Yönetmen: Hakan Aytekin; Senaryo: Hakan Aytekin, Hasan Özgen; Görüntü Yönetmeni: Turhan Yavuz; Yapımcı: SODEV (Sosyal Demokrasi Vakfı); Kurgu: Erdinç Dinçer; Müzik: Gabriel Aydın, Belgesel, Betacam SP, Renkli, Türkiye, 2000, 46'
Ödüller
2. Uluslararası Altın Salkım Film Festivali "Birincilik" Ödülü
Yarına Bir Harf - Yönetmen: Hakan Aytekin; Senaryo: Hakan Aytekin, Hasan Özgen; Görüntü Yönetmeni: Turhan Yavuz; Yapımcı: SODEV (Sosyal Demokrasi Vakfı); Kurgu: Erdinç Dinçer; Müzik: Gabriel Aydın, Belgesel, Betacam SP, Renkli, Türkiye, 2000, 46'
Ödüller
2. Uluslararası Altın Salkım Film Festivali "Birincilik" Ödülü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



