Bu Blogda Ara

DTCF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DTCF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2017 Salı

İsmail Engin: Haydar

"Ah zorba, zalim, acınası, korkunç yazgı ah!" (s.106) "Görmüş geçirmişlere, yas nedir bilenlere ağlayın diyorsun. Biz hiç durmadan yas tuttuk yıllar yılı (...) Yeni bir gerekçemiz daha var şimdi ağlayıp sızlamaya. Haydi gidin ağlayın! (...)" (s. 50) "Nice ölüm töreninde hepimiz yola yola saç çözdük, kızgın küllere yüz sürdük, toza toprağa belendik. Urbalar indi omuzdan bele, boyun bağır açık, üstbaş perişan. (...) Gel Acı, şimdi, göster şimdi kendi gücünü! (...) Deniz, gök, bir baştan bir başa duyun bizi!" (s. 51)[*]

[İsmail Engin - @kanalkultur1960 Darbesi'nin ardından gerçekleştirilen 147'likler "tasfiye"sinde, İstanbul Üniversitesi'nin Rektörü Sıddık Sami Onar, tasfiye ile "Üniversite Çökmüştür" şeklinde açıklamada bulunmuştu... Fehmi Koru da “Üniversitelerimizin tarihi aynı zamanda tasfiyeler tarihidir” diyor...

* * *

Troya'nın son kurbanı Haydar göç etmiş dediler; Aleviler duymadı bile...

Türkiye, çorak topraklarında yetişen gerçek bir aydınını Seneca'sını kaybetmiş meğerse, Haydar Dönmez'i. "Hakk'a yürümüş", sesi onun için çıkmaz olmuş; Seneca'dan Latinceden çevirdiği Troyalı Kadınlar (Troades)'in korosu şimdi onun için de söylüyor: "Ölümden ötesi hiçlik"... (s. 67) Aleviydi; Alevilerin ondan haberi bile olmadı...

1980'lerin ortasında tanıdığım bir dostu. Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı'nda asistandı. Latincenin yanı sıra İngilizce ve İtalyancayı da bilirdi. Matematik, geometri, tarih, müzik ilgi alanları içerisindeydi. Devlet Tiyatroları'nın cuma günkü oyunlarını; Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın pazar konserlerini kaçırmazdık.

Akıcı ve duru bir Türkçesi vardı. Yazdığımız metinleri beğenmez, yeniden üzerinde çalışır, tekrar tekrar kontrol ederdi. Titiz çalışırdı, anlayacağınız, titiz...

Tüm eski kitapçıları hergün istisnasız gezer, neler var ya da geldi diye bakardık, beraber.

Hukuku değerler manzumesinin ötesinde bir kurum olarak addederdi ve güvenirdi. Hukukun dışına çıkılmasını düşünemez, kabul dahi edemezdi. Başına gelenler bu nedenle geldi: Necdet Serin'in Rektörlüğü ve Muzır Kurul Başkanı ve DTCF Dekanı Rüçhan Arık döneminde, fakülte yönetim kurulunun da onayıyla, hukuka davet ettiği için üniversitesinden atılıverdi.

15 Aralık 2015 Salı

Ölümünün 35. Yılında Sedat Veyis Örnek Anılıyor...

[KanalKultur] - Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü'ne bağlı Etnoloji Anabilim Dalı'nda yürütülmekte olan "TÜBİTAK SOBAG 114K576 Sedat Veyis Örnek Sözlü Tarih, Biyografi ve Belgelik Çalışması" projesi kapsamında, 21 aralık 2015 günü saat 14 - 17 arasında Ankara Üniversitesi Yüzüncü Yıl Salonu'nda (Tandoğan - Ankara) "Ölümünün 35. Yılında Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği" düzenleniyor.

Etkinliğin açılış konuşmalarını Prof. Dr. Erkan İbiş (AÜ Rektörü) ile Prof. Dr. Abdülkadir Gürer (AÜ DTCF Dekanı) yapıyor. Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı, Prof. Dr. Ali Rıza Balaman, Prof. Dr. Öğsev Dörtlemez ve Prof. Dr. Halis Dörtlemez bulunuyor.

Sedat Veyis Örnek (1927 - 1980)

1948'de Sivas Lisesi’nden mezun oldu. 1953'te "İsa’nın Son Günleri" başlıklı teziyle Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki lisans eğitimi bitirdi. 1960'ta Almanya'da Tübingen Eberhard Karls Üniversitesi’nde dinler tarihi ve etnoloji alanında "Die religiösen, sozialen und kulturellen Reformen der neuen Türkei (1920-1938) verglichen mit der Modernisierung Japans" [Yeni Türkiye’deki Dinî, Kültürel ve Sosyal Reformların [1920’den 1938’e kadar Japonya’nın Modernleşmesiyle Karşılaştırılması] başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. 1961'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Antropoloji ve Etnoloji Kürsüsü'nde "Asistan" olarak göreve başladı. Aynı kürsüde 1966'da "Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhalarıyla İlgili Batıl İnançların ve Büyüsel İşlemlerin Etnolojik Tetkiki" başlıklı çalışmasıyla doçent; 1971'de "Anadolu Folklorunda Ölüm" başlıklı çalışmasıyla da profesör oldu.

22 Mayıs 2015 Cuma

Fes ve Şapka Çatışması

[KanalKultur] - “Toplumsal Tarih”, Haziran 2007'de yayınlanan 162. sayısında Osmanlı İmparatorluğu döneminden Cumhuriyet sürecine kadar uzanan köklü bir çatışmanın izini sürüyor; “Fes-Şapka Çatışması” üzerinden Osmanlı’da modernleşme sancılarına mercek tutuyor. Osmanlı’da bir kurtuluş projesi olarak hayata geçirmeye çalışılan “Osmanlıcılık” düşüncesi, 1933 üniversite reformu, Bernard Lewis’in Irwing Kristol ödülünü alırken yaptığı konuşma, 1915 Ermeni olaylarının “The New York Times” gazetesindeki yansımaları, 16. yüzyılda Osmanlı’nın eline düşen esirler, Anadolu’da serbest ekonominin ilk izleri, Mübadele’den 84 yıl sonra İzmir’de yaşamış ve yaşayan Giritlilerin hikayeleri üzerine yazılar, 1947-48’de DTCF’deki tasfiye üzerine Korkut Boratav ile yapılan bir söyleşi ve daha pek çok nitelikli araştırma “Toplumsal Tarih”in 162. sayısında yer alıyor.

“Toplumsal Tarih” dergisi, 162. sayısında ek olarak Tarih Vakfı Sosyal Bilimler Öğretmen Platformu’nca hazırlanan ‘Eğitim Bülteni’nin ikincisini yayımlıyor.

Dilara Kahyaoğlu, Hasan Tahsin Özkaya ve Tuğrul Yakarçelik’in yayıma hazırladığı bültenin bu sayısında, 12 Eylül darbesi ile ilgili lise öğrencileri tarafından gerçekleştirilen bir sözlü tarih denemesi üzerinden, sözlü tarih çalışmalarının metodolojisi, süreci ve zorlukları aktarılıyor.

Bülten’de, Tarih Vakfı Öğretmenleri Çalışma Komisyonu’nun, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi programı hakkındaki görüşlerini içeren, yeni ve eski müfredatın kıyaslanarak analiz edildiği bir çalışma ve “Şu Çılgın Türkler” kitabı üzerine tartışmalar yer alıyor.

11 Kasım 2014 Salı

Sedat Veyis Örnek hatırlanıyor

Ankara Üniversitesi DTCF'de Halkbilim Bölümü tarafından 13 kasım 2014 günü Ankara'da Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği düzenleniyor.

Etkinliğin "Açılış Konuşmaları"nı Prof. Dr. Muhtar Kutlu (AÜDTCF Halkbilim Bölüm Başkanı), Prof. Dr. Abdülkadir Gürer (AÜDTCF Dekanı), Okan İbiş (Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü) ve Prof. Dr. Erkan İbiş (AÜ Rektörü) yapıyor.

Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği'nde, TUBİTAK SOBAG destekli 114K576 numaralı Sedat Veyis Örnek Sözlü Tarih, Biyografi ve Belgelik Çalışması Proje Ekibi tarafından "Hikayemiz: Sedat Veyis Örnek Çalışmaları" ile "Görsel Bir Biyografi Denemesi: Sedat Veyis Örnek" adlı iki çalışma meraklısına aktarılıyor.

Etkinlikte Sanem Yardımcı'nın "Sedat Veyis Örnek'in Tübingen Üniversitesi'nde Yaptığı (Türkiye'de Bilinmeyen) Doktora Tezi" başlıklı sunumunun ardından Prof. Dr. Şerafettin Turan "Tanıdığım Sedat Veyis Örnek" başlıklı bir konuşma gerçekleştiriyor.

Prof. Dr. Fuat Bozkurt'un "Bilim İnsanı ve İnsan Olarak Sedat Veyis Örnek"; Haluk Çağdaş'ın "Halkbilimin Çağdaş Filozofu" başlıklı sunumlarının akabinde Aylin Saraç "Sedat Veyis Örnek'ten Sesli Bir Hikaye: Mezarlıktan Bir Kaçış" ile Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği sona eriyor...

31 Mart 2014 Pazartesi

Türkiye'nin İlk Sakinleri

[KanalKultur] - Fransa İnsan Paleontolojisi Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi işbirliği ile hazırlanan "Türkiye'nin ilk Sakinleri" Türkiye'yi gezdi.

Kültür Bakanlığı'nın himayesinde düzenlenen sergiye, Fransa'nın Türkiye Büyükelçiliği, Ankara Fransız Kültür Merkezi ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi de katkıda bulundu. Sergi bilimsel koordinatörlüğünü Henry de Lumley ve Işın Yalçınkaya yürüttü.

Gezici sergi, Türkiye halkını Anadolu prehistoryası ve Anadolu iskan tarihi konusunda bilgilendirmeyi, köklerini arayan günümüz insanına ışık tutmayı, insan türünün atalarının Anadolu topraklarındaki gelişimini anlamayı amaçladı.

İçlerinde 2001 yılında Denizli'nin Honaz İlçesi Kocabaş beldesinde mermer ocağında bulunan ve yapılan araştırmada yaklaşık 450 - 500 bin yıllık olduğu tespit edilen Homo Erectus fosilinin de yer aldığı sergi, Türkiye'de yapılan keşifleri ortaya koyarak ve Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle, tarihi uygarlıkların sürecinde oynadığı rol üzerinde düşünceler üreterek, tarih öncesi dönemlerde dünyanın bu bölgesindeki yaşam şekilleri konusunda edinilmiş bilgilerin bir sunumunu yaptı.

Prof.Dr. Işın Yalçınkaya insanlık tarihinin en eski dönemine ışık tuttuğunu belirttiği sergiyle ilgili şunları söyledi:

"Bu sergi Türkiye'de bir ilk. Anadolu birçok medeniyete sahne olmuş. Biz bunların en eskisini bu sergiyle sunuyoruz. Sergi, 2.5 milyon yıl önce Afrika'da başlayan insanlığın 1 milyon önce Anadolu'daki macerasını yansıtıyor. Hem dünya genelinde hem de Türkiye'nin bulunduğu coğrafya üzerinde en eski varlığını ortaya koyuyor. Şimdiye kadar yapılan arkeolojik sergiler genellikle Neolotik ve daha sonrası yani insanın yerleşik düzene geçmelerinden sonraki dönemlere ait. Bu sergi, insanlık tarihinin yüzde 99'luk dönemini işgal eden bölümünü anlatıyor. İnsanlık tarihinin yüzde 99'luk bir bölümünü süre olarak işgal eden bir çağın, bir insanlık döneminin hikayesini özetliyor. Bu dönem, insanların avcı, toplayıcı, konargöçer bir yaşam biçimiyle yaşamını sürdürdükleri bir dönem. Neolotik döneme geçilmemiş ve üretim yok. Bunlar doğanın kendilerine sunduğu besin kaynaklarıyla besleniyorlar. Bu sergi, aşağı yukarı 2,5 milyon yıllık bir dönemin tarihini içeriyor."

''Anadolu'da iskan tarihini buluntularla 1 milyon yıla kadar indiriyoruz'' diyen Prof. Dr. Yalçınkaya, Anadolu'nun ilk sakinlerinin, Afrika beşiğinden 1.8 milyon yıl önce çıkarak Hatay'dan Anadolu'ya geldiğini ifade etti. Önsanların Yontmataş'ın bütün evrelerini burada Anadolu'nun iklim koşulları sebebiyle yaşayabildiklerini dile getiren Prof. Dr. Yalçınkaya, bu insanların büyük kısmının Asya ve Avrupa'ya göç ettiklerini, bir kısmının da burada yaşamayı sürdürdüğünü belirtti.

Sergide Antalya Karain, Öküzini mağaraları ile İstanbul Yarımburgaz, Denizli ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ele geçen ve Anadolu topraklarında yaşayan ilk insanlardan kalma buluntular olarak değerlendirilen iki yüzeyli aletler, uçlar, kenar kazıyıcılar, mikrolitler ile bir milyon 800 bin yıllık bir kafatası ve bazı fauna örnekleri teşhir ediliyor.

Sergi, bugüne kadar Türkiye'de yapılan prehistorik kazı ve araştırmalarla ortaya çıkan Neolitik öncesi kültürel kalıntıların zenginliğini ve eski dünya topluluklarında Türkiye'nin Avrasya kavşağındaki anahtar rolünü göstermesinin yanı sıra dağınık olan koleksiyonların bir araya toplanmasına da olanak sağlaması yönüyle önem taşıyor. [KanalKultur]

"Türkiye'nin İlk Sakinleri" sergisi, 2009 temmuz - 2010 mart ayları arasında gerçekleştirilen Türk yılı esnasında sergilenmek üzere Fransa'ya da gitti. [KanalKultur]

24 Mart 2014 Pazartesi

Yakın Tarihten Notlar: Behice Boran, tasfiyesinden 62, öldükten 23 yıl sonra; ancak yüzüncü yaşında DTCF'ye dönebildi...

[KanalKultur] - Michigan Üniversitesi'nde (ABD) sosyoloji doktorasını tamamladıktan sonra 1939'da Türkiye'ye dönen ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Sosyoloji Bölümü'ne doçent olarak atanan, 1948'de siyasi görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırılan Behice Boran (1910 - 1987) öldükten ancak 23 yıl sonra ve "Yüzüncü Yaşında" 15 mayıs 2010 tarihinde DTCF'ye geri dönebildi... Behice Boran bu tarihten tam 62 yıl önce DTCF'den tasfiye edilmişti...

15 mayıs 2010 tarihindeki toplantıda Gökhan Atılgan, Korkut Boratav, Metin Çulhaoğlu ve Hayriye Erbaş'ın katılımıyla "Akademisyen ve Siyasetçi Olarak Behice Boran" adlı bir panel düzenlendi. Panelde "DTCF Tasfiyesi" (Gökhan Atılgan), "Anılarla Tasfiye" (Korkut Boratav), "Siyasetçi Olarak Behice Boran (Metin Çulhaoğlu)" ve "Sosyolog Olarak Behice Boran" (Hayriye Erbaş) başlıklarında tartışmalar açıldı...

Panelin ardından "Akıntıya Karşı... Behice Boran: Tek Başına Bir Koro" (90') adlı SineGöz Film Atölyesi tarafından hazırlanan belgesel film gösterildi:

Akıntıya Karşı... Behice Boran: Tek Başına Bir Koro (90 dakika) / Yapım-Yönetim-Senaryo-Kamera: SineGöz Film Atölyesi; Tahsin Akpınar, Güzella Bayındır, Özüm Seda Duran, Turan Soydan Keneş, Onur Küçükarslan, A. Şule Süzük

Belgeselden sonra Ariel Dorfman, Eric-Emmanuel Schmitt, Enzo Cormann, Eugène Durif tarafından kaleme alınan "Cesaret Tek Bir Sesle Başlar" adlı tiyatro oyunu izlendi:

11 Aralık 2013 Çarşamba

Yakın Tarihten Notlar: Sanat ve Estetikte Asal Değerler; Zaman, Mekân

[KanalKultur] - "Malik Aksel ve Modernizm"; "İspanya İç Savaş Afişleri Üzerinden Bir Devrim Panoraması"; "Sanat Tarihçilerinin Güncel Sanata Yaklaşımı"; "Ankara Tren Gar Binası"; "Miho Müzesi"; "Pierrefonds Kalesi"; "Heykel Bağlamında Bellek ve Mekan"; "Alev Ebuzziya Siesbye"; "Quotidian Estetiği"; "Estetik Melankoli"; "İon Kymationu"; "Klasik Dönem Osmanlı Camilerinde Zaman-Mekan İlişkisi"...

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü tarafından 27 - 29 kasım 2012 tarihleri arasında "VI. Uluslararası Genç Sanat Tarihçiler Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumun konusu "Sanat ve Estetikte Asal Değerler; Zaman, Mekân"dı...

"VI. Uluslararası Genç Sanat Tarihçiler Sempozyumu" hakkında Prof. Dr. Kıymet Giray (DTCF Sanat Tarihi Bölümü Başkanı) şunları kaydetti:
"Sanat, Sanat Tarihi ve estetik zamanın tanımı ve tanığıdır. Aynı zamanda mekânın da tanımlayıcısıdır. Bu bağlamda, insanın evriminin asal göstergesidir. Zaman genellikle ölçülebilen süreç olarak tanımlanır. Bir yandan da uzaysal boyutları olmayan süremle özdeştir. Soyut bir kavram olarak, birbirlerini izleyen olaylar zinciridir. Antik Çağ felsefesinde zaman, bilimsel yöntemlerle ölçülebilen ve bütün canlıların içinde bulunduğu boşluk, mekân olarak nitelenir. Kant'a göre zaman, tüm sezgilerin asal işlevini üstlenen zorunlu bir tasarımdır. Genel olarak görüngülerden zamanı dışlamak olanaksızdır. Tüm görüngüler ortadan kalkabilir ama zamanın kendisi asla ortadan kaldırılamaz.
Mekân ise, Kant'a göre yalnızca dış duyuyu etkileyen olgudur. Newton'un saltık zaman ve uzayın metafizik biçimler olduğu görüşünden etkilenen Kant, zamanın mekâna göre öznel bir ayrıcalığa sahip olduğunu savlar ve katışıksız sezgi olarak tanımlar. Bergson'a ise, insan bilincinin bir oluşumu ve yaratıcı gelişimidir. Geçmişten bu güne uzanan belleğin yarattığı kesintisiz bir akıştır. Bergson zamanı, gerçek ve psikolojik ve matematiksel zaman olarak iki bölüme ayırır. Matematiksel zamanın çevirimi uzayda / mekânda, gerçek ve psikolojik zamanın çevirimi ise bilinçte gerçekleşir.
Mekân, insanın gereksinimleri için yapılan ve onu çevreden doğal olarak ayıran, içlerinde yaşamının bölümlerinin sürmesini sağlayan yapılardır. Mekân mimarlığın vazgeçilmez olan niteliğidir ve mimari eser kavramıyla özdeşleşir.
İnsanın evriminin tanığı zamandır ve bu evrimi tanımlayan, örnekleyen olgular ise sanat eserleri olan mimari yapılardır. Dönemler olarak Sanat Tarihini oluşturan bütün okumalar zaman ve mekânla açıklanır. Medeniyetler, devletler, imparatorlukların tarih içinde varlıklarını sanatlarının nitelikleriyle açıklayan Sanat Tarihi, zaman ve mekân kavramlarının kesintisiz akışının yarattığı eserleri inceler.
Sempozyumumuz zaman içinde gelişen sanat ve estetik kuramlarının Sanat Tarihi biçimlendiren geçmişine ve bu bağlamda geleceğine ışık tutmayı amaçlamaktadır."
Sempozyum "Açılış Konuşması"nı Prof. Dr. Rahmi Er (Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dekanı) yaptı. Ardından "Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Müzik Topluluğu Klasik Müzik Dinletisi" yer aldı.

27 Ekim 2013 Pazar

Meraklısı için: IV. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu Üzerine

[KanalKultur] - IV. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu 4 - 6 kasım 2010 tarihleri arasında Ankara'da Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde düzenlendi. Sempozyum; Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Ahi Evran Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Antropoloji bölümlerinin katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Düzenleme Kurulu Başkanlığını Prof. Dr. Metin Özbek ile Prof. Dr. Erksin Güleç yaptı. Düzenleme Kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal, Doç. Dr. İsmail Özer, Doç. Dr. Timur Gültekin, Doç. Dr. Mehmet Sağır, Doç. Dr. Şakir Önder Özkurt, Doç. Dr. Başak Koca Özer, Yrd. Doç. Dr. A. Cem Erkman, Dr. Ömür Dilek Erdal, Dr. Gülfem Uysal, Araş.Gör. Ali Metin Büyükkarakaya.

Prof. Dr. Selahattin Salman, Prof. Dr. Ali Demirsoy, Prof. Dr. Galip Akın, Prof. Dr. Tuncer Korkmaz, Prof. Dr. Murat Yurdakök, Prof. Dr. İlter Uzel, Prof. Dr. Türkan Kutluay Merdol, Prof. Dr. Semra Ciğer, Prof. Dr. Haluk İşeri, Prof. Dr. Sezgin İlgi, Prof. Dr. Ercüment Çolak ile Prof. Dr. Ertunç Gündüz'ün "Bilimsel Danışma Kurulu" üyeliğini üstlendi.

4. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu'nda insan evrimi, iskelet biyolojisi, paleopatoloji, dental antropoloji, demografi, adli bilimler, büyüme ve gelişme, beslenme, zooarkeoloji, ergonomi, spor antropolojisi, paleontoloji, paleoekoloji, moleküler biyoloji, gerontoloji ve gömü gelenekleri gibi alanlarda yürütülen araştırmalar paylaşıldı.

Sempozyum, Prof. Dr. Metin Özbek (Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Başkanı), Prof. Dr. Musa Yaşar Sağlam (Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı), Prof. Dr. Rahmi Er (Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dekanı), Prof. Dr. Selahattin Salman (Ahi Evran Üniversitesi Rektörü) ve Prof. Dr. Uğur Erdener'in (Hacettepe Üniversitesi Rektörü) açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından Prof. Dr. Ali Demirsoy, "Evrim Gerçeği"ni irdelediği bir panel yapıldı.

24 Ekim 2013 Perşembe

Muzaffer Şerif, Sempozyuma Konu Oluyor: Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu

Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu
[Düzenleyen: Ödemiş Belediyesi] /
 3- 4 kasım 2013, Ödemiş;
Ödemiş Belediyesi Kongre ve Sergi Merkezi
[KanalKultur] - Muzafer Sherif [Muzaffer Şerif Başoğlu] [Ödemiş 1906 - Fairbanks, Alaska, ABD 1988]: Türk asıllı ABD'li psikolog. Sosyal psikolojinin kurucular kuşağı içinde yer almış, deneysel psikoloji yöntemlerini kullanmadaki başarısıyla bu bilim dalının en önde gelen adlarından biri...

Harvard Üniversitesi'nde psikoloji dalında lisans eğitimi yaptı. Columbia Üniversitesi'nde doktora çalışmasını tamamladı. 1939'da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde psikoloji doçenti olarak ders vermeye başladı. 1944'te derslerinde komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Türkiye Komünist Partisi (TKP) davasında kovuşturmaya uğrayarak tutuklandı. 1945'te serbest bırakıldı. Princeton Üniversitesi'nden gelen bir çağrıya uyarak, ABD'ye gitti. Yale Üniversitesi'ne geçti; Oklahoma Üniversitesi'nde Grup İlişkileri Enstitüsü'nü kurdu. ABD'ye yerleştikten birkaç yıl sonra ABD vatandaşlığına geçti. "Autokinetic effect" ve "Robbers Cave Experiments" ile alanında çığır açtı. "Realistic Conflict Theory"i geliştirdi. 1980'lerin başlarına değin görev yaptığı Pennsylvania Park Üniversitesi'nden emekliye ayrıldı...

Temel yayınları arasında şunlar bulunuyor: M. Sherif und C. W. Sherif: Social Psychology (Int. Rev. Ed.). Harper & Row, New York 1969; M. Sherif, O. J. Harvey, B. J. White, W. R. Hood und C. W. Sherif: Intergroup conflict and cooperation: the Robbers Cave experiment. University of Oklahoma Book Exchange, Norman 1961; M. Sherif, B. J. White und O. J. Harvey: Status in experimentally produced groups. In: American Journal of Sociology. Band 60, 1955, S. 370–379; M. Sherif und C. W. Sherif: Groups in harmony and tension. Harper & Row, New York 1953; M. Sherif und H. Cantril: The Psychology of Ego-Involvements. Wiley & Sons, New York 1946.

Ödemiş Belediyesi 3- 4 kasım 2013 tarihleri arasında Ödemiş'te Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu düzenliyor.

Sempozyum Açılış Konuşmaları'nı Melek Göregenli, Ülkü Başsoy ve Bekir Keskin yapıyor. Talat Halman ve Sezen Zeytinoğlu oturum başkanı olarak sempozyuma katılıyor.

Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu Çiğdem Kağıtçıbaşı'nın "Şerif'in geniş perspektifi, bakış açısı" başlıklı Açılış Konferansı ile başlıyor. Sempozyum esnasında Ödemiş'te "Muzaffer Şerif Sokağı" da açılıyor.

İlgili toplantıda "Şerif'ten sonra Türkiye'de sosyal psikoloji" başlıklı "Yuvarlak Masa" dışında toplam 10 sunum tartışmaya açılıyor. Yuvarlak Masa yöneticisi Melek Göregenli; katılımcıları Nebi Sümer (ODTÜ Psikoloji Bölüm Başkanı), Diane Sunar (Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı), Tülay Bozkurt (Kültür Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı) ve Hale Bolak Boratav (Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi).

Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu'nda şu sunumlar bulunuyor:

Sertan Batur: "Muzaffer Şerif'in Türkçe metinleri neden okunmalı?"; Ahmet Mehmetefendioğlu, Cemal Necip Gürel: "1940'lı yıllarda Türkiye'de aydın olmak"; Gökhan Atılgan: "Muzaffer Şerif ve 1940'lı yıllar Ankara'sında sosyalist aydınların yön arayışı"; Mithat Vural: "Savaş döneminde Türkiye'de sol düşünceler ve Muzaffer Şerif"; Kemal Kocabaş: "Köy Enstitüleri döneminde Muzaffer Şerif"; Kurtuluş Kayalı: "Muzaffer Şerif Başoğlu ve Muzaffer Şerif Başoğlu'na dair okuma serüveninin kısa bir hikayesi"; Aysel Kayaoğlu: "Şerif'in gruplararası ilişkiler kuramının teorik ve politik önemi"; Ayfer Dost: "Ergenlik dönemine sosyal psikolojik bir bakış : Muzaffer Şerif'in bütünleştirici psikoloji yaklaşımı"; Sibel Atasayı: "Şerif'in uluslar arası barış politikalarına katkısı ve pratikten öneriler"; Olcay İmamoğlu: "Muzaffer Şerif'i düşünürken: Anılar ve anlamlar üzerine" [KanalKultur]

Muzafer Sherif [Muzaffer Şerif Başoğlu] hakkında detaylı bilgi için bkz. →
Uluslararası Muzaffer Şerif Sempozyumu [Düzenleyen: Ödemiş Belediyesi] / 3- 4 kasım 2013, Ödemiş; Ödemiş Belediyesi Kongre ve Sergi Merkezi

23 Ekim 2013 Çarşamba

İnsan Evrimi ve Yayılımı, Tarih Öncesinde İlginç Bir Estetik Anlayış, Müslümantepe Eski Tunç Çağı gömü geleneği... 5. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu

[KanalKultur] - "Neden yaşlanıyoruz?" "Orta Paleolitik Dönem taş alet endüstrisi"; "İlk modernlerin Dünya'ya yayılımındaki genetik ve kültürel kanıtlar"; "Geleneksel mutfak kültürünün beslenme açısından önemi"; "Beslenme ve yoksulluk"; "Geçmişten günümüze obezite"; "Müslümantepe Eski Tunç Çağı gömü geleneği"; "Ortaçağ Anadolu topluluklarında demografik yapı"; "Kriminal Antropolojide ısırık izlerinden kimliklendirme üzerine deneysel bir araştırma"; "Hominoid evriminde son gelişmeler"; "Türkiye'de fosil araştırmaları ve sorunları"...

Hacettepe Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nin desteğiyle Ankara Üniversitesi DTCF'de 24 – 25 ekim 2013 tarihleri arasında "5. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu" düzenleniyor. Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanlıklarının Prof. Dr. Erksin Güleç ve Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal yürütüyor. Bilimsel Danışma Kurulu'nda ise şu isimler bulunuyor: Prof. Dr. Metin Özbek (Hacettepe Üniversitesi); Prof. Dr. Galip Akın (Ankara Üniversitesi); Prof. Dr. Ercüment Çolak (Ankara Üniversitesi); Prof. Dr. Murat Yurdakök (Hacettepe Üniversitesi); Prof. Dr. İrfan Kandemir (Ankara Üniversitesi); Prof. Dr. Semra Ciğer (Hacettepe Üniversitesi); Prof. Dr. İbrahim Tekdemir (Ankara Üniversitesi); Prof. Dr. Sezgin İlgi (Hacettepe Üniversitesi); Prof. Dr. İlter Uzel (İstanbul Aydın Üniversitesi); Prof. Dr. Ertunç Gündüz (Hacettepe Üniversitesi).

Sempozyumda "İnsan Evrimi ve Yayılımı", "Beslenme – Büyüme ve Gelişme", "Paleopatoloji", "Moleküler Biyoloji – İnsan Genetiği", "İskelet Biyolojisi", "Paleontoloji – Zooarkeoloji", "Adli Bilimler – Dental Antropoloji" ana başlıklarında toplam 7 oturumda 32 sunum yapılıyor ve "Açılış Konuşmaları"nın ardınan "Dünden Bugüne Biyolojik Antropoloji Sempozyumları" başlıklı bir dia gösterisi de bulunuyor. Ayrıca Prof. Dr. Elena Godina (Moscow State University, Russian Federation - 19th Congress of the European Anthropological Association Başkanı) "Recent Secular Changes in Russia" ve Prof. Dr. Metin Özbek (Hacettepe Üniversitesi, Antropoloji Bölümü) "Tarih Öncesinde İlginç Bir Estetik Anlayış: Baş Biçimini Bozma Adeti" konularında birer konferans veriyor. Sempozyumda 31 poster bildiri de meraklısını bilgilendiriyor.

5. Ulusal Biyolojik Antropoloji Sempozyumu'nda şu sunumlar tartışmaya açılıyor:

16 Temmuz 2013 Salı

Erginer, Gürbüz [Gürbüz Erginer]

 Prof. Dr. Gürbüz Erginer
(1945 – 2009)
[İsmail Engin - KanalKultur] - Prof. Dr. Gürbüz Erginer (1945 – 2009): Türk antropolog-folklorist. 1 mart 1945'te İstanbul Kartal'da doğdu. Ankara / Mamak İlkokulu'nda başladığı ilköğrenimini Aydın Gazipaşa İlkokulu'nda 1952'de tamamladı. 1964'te Aydın lisesinden mezun oldu.

1970'te Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Etnoloji Kürsüsü'nü bitirdi. 1970-1971 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı Milli Folklor Enstitüsü'nde araştırmacı olarak çalıştı. 1973-1974 yılları arasında da Ankara Etnografya Müzesi'nde asistan olarak görev yaptı.

1974'te TRT Ankara Televizyonu'nun açtığı film kamera asistanlığı sınavını kazanarak, TRT Ankara Televizyonu'nda kameramanlık yapmaya başladı. Bu arada Fransa'da optik bakım ve onarım kursu ile TRT ve Avusturya Kültür Ofisi'nin ortaklaşa düzenlediği "Etnografik Filmler Kursu"na katıldı. 1976 yılına kadar TRT'de kameramanlık yaptı.

1976'da Ankara Üniversitesi DTCF Etnoloji Kürsüsü'nde asistan oldu. 1978'de yüksek lisansını tamamladı.14 mart 1979'da "Halk Takvimi ve Halk Meteorolojisi" konusunda başladığı doktora çalışmasını "Uşak Halk Takvimi Halk Meteorolojisi" ana başlığıyla 15 nisan 1982'de bitirdi ve "edebiyat doktoru" oldu. 1985'te aynı fakültede Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Halkbilim Anabilim Dalı'nda yardımcı doçentliğe atandı.


1993'te etnoloji ve sosyal antropoloji doçenti ünvanını aldı. 1998'de profesör oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Bölümü Etnoloji Anabilim Dalı'nda görev yaptı ve bölüm başkanlığı yürüttü.

Erdentuğ, Nermin [Nermin Erdentuğ]

Prof. Dr. Nermin Erdentuğ
(1917 - 2000)
[KanalKultur] - Prof. Dr. Nermin Erdentuğ (1917 - 2000): Nermin (Asaf Aygen) Erdentuğ, Türk antropolog.* Birinci Dünya Savaşı'nda, Arabistan'da görevli doktor babasının İngiliz esiri olarak getirildiği Malta'da 25.12.1917'de doğdu.

İlkokul ve ortaokulu Çanakkale'de, liseyi İstanbul’da (İstanbul Kız Lisesi), 1936'da bitirdi. 1940 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi "Antropoloji Kürsüsü"nden mezun olduktan sonra, Atatürk'ün, ilk mezunlardan uygun olanların kürsülerde asistan kalması talimatı üzerine, asistanlığa atandı ve burada "fizik antropoloji" dalında doktorasını 1942'de tamamladı. Daha sonra da, aynı kürsüde, 1944'de, Türk üniversitelerinde "etnoloji" alanında "doçent" ünvanını alan ilk Türk bilim kadını oldu.

1949 - 1951 yılları arasında görgü ve bilgisini artırmak üzere İngiltere ve İskandinav ülkelerinde buldu. Oxford Üniversitesi Sosyal Antropoloji Enstitüsü'nde bir yıl, diğer İngiliz üniversitelerinde kısa sürelerle ve dokuz ay kadar da İskandinav (Kopenhag, Oslo, Stockholm) müze ve üniversitelerinde alanı ile ilgili araştırmalar yaptı. Türkiye'ye döndükten sonra, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Antropoloji kürsüsünde ilk defa olarak "sosyal antropoloji" ve "alan araştırması" (field work) derslerini açarak, sosyal antropolojinin D.T.C.F.'de kurucusu oldu ve "uygulamalı antropoloji" şeklinde yorumladığı bu alanın "etnoloji"ye bağlı bir yan disiplin olarak gelişmesini sağladı.

1956'da gittiği Amerika Birleşik Devletleri'ndeki çeşitli üniversitelerde (Vanderbilt, Wichita, California ve Philadelphia) alanı ile ilgili incelemelerde bulundu, seminerler ve konferanslar verdi.

1959'da memlekete döndükten bir yıl kadar sonra da Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi'nde "etnoloji profesörlüğü"ne yükseldi.

1961'de bağımsız bir kürsüye dönüşen "Etnoloji Kürsüsü"ndeki ders programını, bu sefer Amerikan kültürel antropolojisinin özelliklerini ve yaklaşımlarını yansıtacak şekilde güncelleştirdi.

1960'lı yıllarda, Sosyal Hizmetler Akademisi'nin kuruluşuna katkı yaptı ve bu arada, Akademi'nin temel dersleri arasına alınmasını sağladığı "sosyal antropoloji" derslerini başlattı. Aynı şekilde, 1968'de A.Ü. Eğitim Fakültesi, 1970 yılında da Diyarbakır Tıp Fakültesi Halk Sağlığı kürsüsünde açtığı "sosyal antropoloji" derslerinin bu kuruluşların öğretim programlarına alınmasını sağladı. Daha sonraki yıllarda, bu konudaki bir dersin S.S.Y.B. Yüksek Sağlık Meslek Okulları ders programlarına dahil edilmesi de yine onun bu konudaki çabaları sonucu gerçekleşti.

Nermin Erdentuğ, 1952 - 1955 yıllarında yaptığı Hal ve Sün köyleri (Elazığ) incelemeleri ile Türkiye'de anket metodu dışında, "katılarak gözlem" tekniğini alan araştırmasında ilk uygulayan Türk bilim kadını oldu. Ayrıca, kendi zamanının geçerli ekolü olan fonksiyonalizm çerçevesinde, bu ülkedeki Türk kültürü ve köy incelemelerine önemli ölçüde katkılarda bulundu.

Hem kendi çalışmalarında hem de yönetmiş olduğu lisans, yüksek lisans ve doktora tezlerinde, Türkiye'de kırsal kesiminde kültür değişmesi ve sorunlarına, kültür-eğitim ilişkisine, kırsal kesimde kalkınma çalışmalarında hizmet ve personel açısından (özellikle sağlık hizmetleriyle ilgili olarak) sorunlara öncelik verdi.

Nermin Erdentuğ, 1960'lı yılların başından beri, Uluslararası Antropoloji ve Etnoloji Bilimleri Daimi Konseyi'nin, Şevket Aziz Kansu'dan sonra ikinci Türk üyesi oldu ve uluslararası düzeyde çeşitli ülkelerde düzenlenen toplantılarda ülkesini temsil etti.

A.Ü.D.T.C.F'deki Etnoloji kürsüsü, 1980 yılında "Sosyal Antropoloji Birimi" ve "Halkbilim" diye ikiye ayrılana kadar, 1961- 1980 yılları arasında bu kürsünün, bölünme ile de "Sosyal Antropoloji Birimi"nin başkanlığını üstlendi.

1981'de kurulan Yükseköğretim Kurulu'nun Türk üniversitelerine getirdiği yeni örgütlenme ile bu birimin "Antropoloji Bölümü"nün bir alt birimine dönüşmesi üzerine de 1982'de hem "Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı" hem de "Antropoloji Bölümü" başkanlığına atandı. "Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı" Başkanlığı’nı 1983'de, kendi isteği ile başkasına devretti; ama emekli olduğu Ocak 1985 tarihine kadar Bölüm’ünün başkanlığını sürdürdü.


15 Temmuz 2013 Pazartesi

Antropoloji

Antropoloji (Fizik Antropoloji
 - Paleoantropoloji -
Sosyal Antropoloji) 25 (2013)
[Ankara Üniversitesi DTCF Yayını,
Ankara Üniversitesi Basımsevi,
Ankara 2013, 154 S.,
ISSN: 0-378-2891]
[KanalKultur] - Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü'nün süreli yayını "Antropoloji" dergisinin 25. sayısı yayınlandı.

İlk kez 1963 yılında Ord. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu'nun editörlüğünde çıkarılmaya başlanan "Antropoloji" dergisinde Paleoantropoloji, Fizik Antropoloji, Sosyal Antropoloji, Sosyal Bilimler, Adli Bilimler, Etnoloji, Halk Bilimi, Anatomi, Tıp, Biyoloji, Paleontoloji, Primataloji gibi bilim dallarıyla ilgili araştırma ve derleme makaleleri yayınlanıyor.

Prof. Dr. Ayla Sevim Erol'un editörlüğünde yayınlanan Antropoloji dergisinin 25. sayısında, 2012 yılında emekli olan Prof. Dr. Zafer İlbars'ın biyografisi yanında, Fizik Antropoloji, Paleoantropoloji ve Sosyal Antropoloji alanlarıyla ilgili altı makale yer alıyor.

Dergide Berna Alpagut, Zafer İlbars'ın biyografisini "Prof. Dr. Zafer İlbars'ın Özgeçmişi ve Çalışmaları" başlıklı makalesinde kayda alıyor.

Galip Akın, "Yüzyılımızın Temel Sorunlarından Biri: Buzulların Erimesi" başlıklı makalesinde insan kaynaklı doğa felaketi olan küresel ısınma sonucunda buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi, kuraklık, çölleşme, sel, heyelan, erozyon, kasırga gibi birçok felaketin meydana gelişini ele alıyor. Bununla birlikte oluşabilecek açlık, susuzluk ve salgın hastalıklar gibi büyük felaketlere dikkat çekiyor.

Timur Gültekin, "İlköğretim Okulu Öğrencilerinde Obezite Sorunları: Çubuk Örneği" adlı çalışmasında Çubuk'ta fazla kilolu ve obezite yaygınlığını ortaya koyuyor.

Urungu Akgül, "Eylem Antropolojisinin Bileşenleri Olarak ÇED ve SED" başlıklı yazısında "Sosyal Etki Değerlendirmesi" (SED) ve "Çevresel Etki Değerlendirmesi"ni (ÇED) irdeliyor ve dezavantajlı gruplar için, onların yenilenebilir kaynaklarını korumak suretiyle, geçim kaynaklarının sürdürülebilirliğine ilişkin çözümler sunuyor. Yazar, dergide yer alan "Uygulamalı Antropolojinin Gelişimine Genel Bir Bakış" başlıklı makalesinde de "Uygulamalı Antropoloji" kapsamında sosyal antropologların birincil önceliğinin birlikte çalıştıkları dezavantajlı ve yerli grupların haklarını korumak olduğuna değiniyor.

Alim Koray Cengiz ise, "Dolmuş İçi ve Dışı Nesneler ve Yazılar Aracılığıyla Kimliğin İfşası"nda Serinyol - merkez ilçe Antakya arasında çalışan Serinyol dolmuşlarını inceliyor; dolmuşlarda bulunan nesneleri, aksesuarları ve yazıları maddi kültür çerçevesinde ele alıyor; şoförlerin gündelik hayatında yer alan maddi kültür nesneleri aracılığıyla kolektif ve bireysel kimliğe ulaşmaya yönelik incelemelerde bulunuluyor...

Nalan Damla Yılmaz Usta da "Iasos (Bizans Dönemi) Toplumunda Ağız Ve Diş Sağlığı" adını verdiği çalışmasında, Iasos (Kıyıkışlacık / Muğla) antik kentinde 1979-1987 yılları arasında yapılan kazılarda Bazilika yanında yer alan Bizans Dönemi mezarlığında ele geçirilen 230 bireye ait iskelet kalıntılasından hareketle, Iasos Bizans Dönemi toplumunun diş aşınması, çürüme, apse, alveol kaybı, diş taşı, antemortem diş kaybı (AMDK) ve hypoplasia oranlarını belirliyor; elde edilen bulguları Anadolu’nun diğer iskelet topluluklarına ait verilerle karşılaştırıyor. [KanalKultur]

Antropoloji (Fizik Antropoloji - Paleoantropoloji - Sosyal Antropoloji) 25 (2013) [Ankara Üniversitesi DTCF Yayını, Ankara Üniversitesi Basımsevi, Ankara 2013, 154 S., ISSN: 0-378-2891]

DTCF'nin 25. Kuruluş Yıldönümü'nden Üç Pul: Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir

Pul - Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi XXV. Yılı 1936 - 1961. Türkiye Cumhuriyeti Postaları, Güzel Sanatlar Matbaası - İstanbul / İsmail Engin koleksiyonu

Pul - Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
 XXV. Yılı 1936 - 1961.
Türkiye Cumhuriyeti Postaları,
Güzel Sanatlar Matbaası - İstanbul
/ İsmail Engin koleksiyonu
[KanalKultur] - "Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır."

[Mustafa Kemal, İstiklâl Ticaret Mektebi, Samsun, 22 eylül 1924]

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak ve ötesine geçmek idealini gerçeğe dönüştürmek için, Atatürk tarafından 1935'te hayata geçirildi. Ankara Üniversitesi'nin fakülte olarak kurulan ilk birimidir. Adı bizzat Atatürk tarafından belirlendi.

11 mart 1935'te Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen Türk Tarih Kongresi oturumunda "Tarih tezlerinin bilimsel temellerini bulmak, bu temeller üzerine yerleştirilecek bilgilerin yaygınlaşmasını sağlamak" üzere bir fakülte kurulması kararı alındı. Karar, dönemin Milli Eğitim Bakanı Abidin Özmen tarafından Bakanlar Kurulu'na sunuldu ve 20 mayıs 1935 günkü Bakanlar Kurulu toplantısında karara bağlandı. Bakanlar Kurulu Kararı, 23 mayıs 1935 tarihinde şu gerekçelerle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunuldu:

Pul - Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
XXV. Yılı 1936 - 1961.
Türkiye Cumhuriyeti Postaları,
Güzel Sanatlar Matbaası - İstanbul
/ İsmail Engin koleksiyonu
1. Türk kültürünü bilimsel yöntemlerle araştırıp aydınlatacak bir bilim kurumu olması,

2. Ortaöğretim kurumlarına dil ve tarih alanları yanı sıra coğrafya ve arkeoloji gibi onlarla ilişkili alanlarda en son bilimsel verilerle donatılmış öğretmenler yetiştirmek.

3. Görev başında bulunan öğretmenlerin bilgilerini hizmet içi eğitimle yenilemek, geliştirmek.

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin kuruluş yasası 14 haziran 1935'te Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi ve karar 22 haziran 1935'te 2035 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

1935-1940 yılları arasında Evkaf Apartmanı'nda faaliyetini sürdüren Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin bugünkü binasının planı, ünlü Alman mimarı Bruno Taut tarafından çizildi. 1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 13 haziran 1946'ya kadar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı faaliyet gösterdi; bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi'nin bünyesinde yer aldı... [KanalKultur]

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin tanıtımı hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. ve krş. DTCF 

Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi XXV. Yılı 1936 - 1961. Türkiye Cumhuriyeti Postaları, Güzel Sanatlar Matbaası - İstanbul / İsmail Engin koleksiyonu

9 Temmuz 2013 Salı

Behice Boran'ın Mektupları

"... ben hapis yatmakla ayrı bir çile, meşakkat çekiyor da değilim, bir kahramanlık da değil mahpus yatmak. Bir 'acıma duvarı'nın duvarı da değiliz. Hiçbir yerde, hiçbir zaman sosyalizme giden yol; dikensiz, taşsız, dümdüz, 'şahane' bir yol olmamış. Yüzyılların ötesinden sürüp gelen mücadelede; hapse atılanların, haksızlığa ve bin türlü belaya uğrayanların biz ne ilkiyiz, ne de sonuncusu olacağız. Bir çile söz konusu olacaksa, buna insanlığın genel çilesidir denebilir ancak, içeride de çekilir dışarıda da. Ama ben bu düzeyde ve anlamda dahi 'çile' sözcüğünü ve bu sözcüğün ifade ettiği düşünce ve bakış açısını sevmiyorum. Bilimsel açıdan gerçekçi ve geçerli, ahlaki açıdan haklı bir davaya inanış ve kendini veriştir bu sadece. Ne çile, ne fedakârlık, ne kahramanlık söz konusudur aslında. Bunların hepsi var olabilir, ama sorunun özü, aslı bunlar değildir. Bireysel açıdan ve düzeyde, sadece insan olmanın gereğidir. İnsan olmak da kolay değil elbette. Ama insan olmanın zorluğundan ne yakınılır, ne övünülür. İnsan olmanın gereklerini yerine getirmekten mutluluk duyulabilir, duyulmalıdır ancak. Bu yazdıklarım biraz 'edebiyat', 'süslü sözler' gibi gelebilir. Hatta 'bu da bir çeşit övünme' denebilir. Değil oysa. Gerçekten doğru bildiğim, inandığım bir anlayış bu. Böyle bir 'insan olma' çizgisine ben varabildiğimi de iddia etmiyorum. Ama isterdim, amacımdır."

[Behice Boran, 29 Kasım 1973]

[KanalKultur] - Türkiye'nin ilk kadın sosyoloğu, ilk kadın Marksist kuramcısı ve ilk kadın parti genel başkanı olarak bilinen Behice Boran'ın son nefesine kadar yaşattığı devrimci ve mücadeleci ruhu, Tarih Vakfı Yayınları'nın derlemesiyle yıllar sonra ortaya çıkan, ailesine ve yakın dostlarına yazdığı mektuplarla yeniden hayat buluyor.

Tarih Vakfı Yayınları'ndan çıkan "Behice Boran'ın Mektupları", Türkiye'de siyaset ve kadın denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Behice Boran'ın hem akademisyen hem milletvekili hem de sosyalist kimliğini, hapishane duvarlarının soğukluğu ve devrim ateşinin sıcaklığı ile birlikte iki farklı cilt olarak aynı anda okuyuculara aktarıyor.

Tuba Akekmekçi ve Tuğba Yıldırım editörlüğünde hazırlanan 282 sayfalık kitabın ilk cildi, 1932-1984; 336 sayfalık ikinci cilt ise, 1932-1986 yılları arasında yazdığı mektupları içeriyor. Siyasi görüşleri nedeniyle okuldan uzaklaştırıldığı günlerden Türkiye İşçi Partisi Başkanı olduğu zamanlara, 1971 muhtırası ile 15 yıl hapis cezasına çarptırıldığı çalkantılı dönemlerden 80 darbesinden sonra yurtdışındaki sürgün günlerinde çektiği vatan hasretine kadar, bir siyasetçi, akademisyen ve sosyolog olarak iz bırakan özgün ve özgür bir kadının dünyası, en sade ve en gerçekçi biçimiyle, Türkiye tarihine not düşen çarpıcı detaylarla bu iki ciltte.

Doç. Dr. Behice Sadık Boran

1910 yılında Bursa'da dünyaya geldi. Kurtuluş Savaşı döneminde Yunanlılar'ın Bursa'ya girmesiyle birlikte ailesiyle İstanbul'a göç etti. Orta öğrenimini önce Fransız okulunda, ardından Arnavutköy Amerikan Kız Koleji'nde yaptı. 1927'de orta, 1931'de lise kısmını birincilikle bitiren ilk Türk kız öğrenci oldu. Michigan Üniversitesi'nin teklif ettiği bursu kabul ederek sosyoloji doktorasını tamamladı. 1939'da Türkiye'ye döndü ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Sosyoloji Bölümü'ne doçent olarak atandı. Aynı dönemde Yurt ve Dünya ve Adımlar dergilerinin yayın faaliyetine katıldı. 1946'da Nevzat Hatko ile evlendi. 1948'de siyasi görüşleri nedeniyle üniversiteden uzaklaştırıldı. 1950 yılında kurucusu ve başkanı olduğu Barışseverler Cemiyeti, Menderes hükümetinin Kore'ye asker göndermesini kınayan bir bildiri yayımlayınca 15 ay hapis cezası aldı.

1962'de Türkiye İşçi Partisi'ne üye oldu. 1965 seçimlerinde Urfa'dan milletvekili seçildi. Fransızca, İngilizce ve Almanca biliyor olmasından dolayı TİP'in dış ilişkiler sorumlusu olarak birkaç dönem Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'yi temsil etti. TİP genel başkanı Mehmet Ali Aybar'a karşı tavır aldıktan sonra 1970 yılındaki parti kurultayında genel başkan seçildi. Siyasi partilerdeki genel başkanların sadece yüzde 4,1'inin kadın olduğu Türkiye'de 1970 senesinde sosyalist bir partinin genel başkanı olarak önemli bir ilke imza attı. 12 Mart 1971 muhtırası ile birlikte tutuklandı ve partisi kapatıldı. 15 yıl hapis cezası aldı. 1974 yılında ilan edilen genel aftan yararlanarak serbest kaldı. 1975'te tekrar kurulan TİP'in genel başkanı seçildi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kısa süre ev hapsinde tutuldu. 1981'de yurttaşlıktan çıkarıldı. Türkiye dışında iken TKP ile TİP'in birleşme kararı aldıklarını duyurdu ve iki gün sonra da öldü. Cenazesi Türkiye'ye getirildi. TBMM ve İstanbul'da düzenlenen törenlerin ardından 18 Ekim'de İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. [KanalKultur]

Tuba Akekmekçi / Tuğba Yıldırım [Editörler]: Behice Boran'ın Mektupları - I (1932 - 1984). Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2013, 282 S., ISBN: 9789753332934; Tuba Akekmekçi / Tuğba Yıldırım [Editörler]: Behice Boran'ın Mektupları - II (1932 - 1986). Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2013, 336 S., ISBN: 9789753332927