Son günlerde, Türkiye'nin Almanya ve Hollanda ile yaşadığı kriz, Avrupa'da yaşayan Türkleri bir daha ilgi odağı yaptı.
Türklerin Almanya'ya göçünün 56 yılına girilmiş bulunuyor. Halihazırda bu ülkede yaşayan Türklerin toplumdaki – örneğin iş hayatlarıyla eğitim alanlarındaki – durumlarına, bakıldığında; onların öncelikli konularının, değişik ülkeler adına lobi yapmaktan ziyade, "yetişen nesiller nasıl daha başarılı olabilirler" konusuna çözüm aranması olduğu görülüyor.
Şu an, Almanya ve Avrupa'da üçüncü kuşak eğitim sisteminde ve dördüncü kuşak yuva yaşındadır. Bu çocukların anne-babaları, göç ettikleri ülkelerde doğup, göç ettikleri ülkelerin toplumlarında, sosyal alanda saygın yer edinebilmek için çabalıyorlar.
Son yüz yılda, değişik ülkelerin göç tecrübelerine bakıldığında, en başarılı göçmenlerin, geldikleri kültürü unutmadan, kökenlerinin bireysel ve eğitimsel gelişimleri için zenginlik olduğunu görenler, aynı zamanda göç ettikleri ülkenin değerlerine sahip çıkıp, geleceklerini yeni vatanları üzerine inşa eden bireyler olduğu söylenebilir. Bunu başaran göçmenler, ayrıldıkları ve göç ettikleri ülkeler için köprü oluştururlar; iki ülke için de çok değerlidirler.
Kanaatimizce, Türkiye'den Avrupa'nın değişik ülkelerine göç etmiş insanların da ideal görevi bu olmalı; onlar, çıktıkları Türkiye topraklarının kültürünü, dilini ve inancını unutmadan, yeni yurtlarında gelecek inşaa edebilmeliler.
Maalesef Almanya ve Hollanda'ya yönelik son zamanlardaki söylemler, ilk bakışta insanların hamâsî duygularını kabartsa da, doğru değildir – daha önemlisi – tehlikelidir ve gerçeği çarpıtmaktadır. Bu, Avrupa ülkelerinde, aşırı sağ, popülist görüşlerin olmadığı anlamına gelmez; elbette vardır – ama bu görüşler azınlıktadır. Avrupa'nın değişik ülkelerinde yaşayan Türkler ve göçmenler, yerliler de dahil – sosyal ve eğitim alanlarında – zaman zaman – dışlanmaya maruz kalıyorlar; mücadele buna karşı yürütülmelidir.
Özellikle, kimi Türk politikacıların "Türkler Müslüman olduğu için dışlanıyor" sözü, gerçekleri yansıtmıyor – ve daha üzücü olanı, bu sözler ya da yaklaşım, Türkleri kurban psikolojisine itip, sağlıklı bir şekilde çözüm üretmelerini engelliyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mart 2017 Çarşamba
8 Nisan 2016 Cuma
Fütürist Prof. Dr. Michio Kaku: 'İnternetin yerini yakın gelecekte 'beyin-net'ler alacak; teknoloji öğretmenliği bitirmeyecek ama onu akıl hocalığına dönüştürecek!'
Kuantum fizikçisi ve fütürist Prof. Dr. Michio Kaku, nitelikli bir eğitim sisteminin inşasına katkıda bulunulması amacıyla 2 Nisan 2016'da düzenlenen 'Türkiye'nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz' konulu IV. Uluslararası Eğitim Forumu'nda bir konuşma yaptı. Yakın gelecekte yaşanacak teknolojik gelişmeler ışığında geleceğin dünyasını katılımcılara aktaran Michio Kaku, teknolojinin bilgiye erişim olanaklarını sınırsız hale getirerek eğitimi geliştireceğini, öğretmenlerin de bu süreçte öğrenciler için birer rehber ve akıl hocası haline geleceğini söyledi.
Türk Eğitim Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Eğitim Forumları'nın dördüncüsü, 2 nisan 2016 tarihinde Ankara'da yapıldı. Türkiye'den ve dünyadan, alanlarında uzman eğitimcilerin, liderlerin, iş adamlarının ve siyasetçilerin katıldığı IV. Uluslararası Eğitim Forumu'nun konuklarından biri de dünyaca ünlü kuantum fizikçisi ve fütürist Michio Kaku'ydu. 'Türkiye'nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz' teması altında, eğitimin değişen dünyadaki yeri, iş dünyasının eğitimden beklentisi ve eğitimin yeni teknolojiler ışığında şekillenen geleceğinin tartışıldığı etkinlikte Michio Kaku, başta eğitim olmak üzere, tıptan biyolojiye, medyadan finansa kadar birçok farklı alanda yakın gelecekte yaşanacak çok önemli değişimleri katılımcılarla paylaştı.
Türk Eğitim Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Eğitim Forumları'nın dördüncüsü, 2 nisan 2016 tarihinde Ankara'da yapıldı. Türkiye'den ve dünyadan, alanlarında uzman eğitimcilerin, liderlerin, iş adamlarının ve siyasetçilerin katıldığı IV. Uluslararası Eğitim Forumu'nun konuklarından biri de dünyaca ünlü kuantum fizikçisi ve fütürist Michio Kaku'ydu. 'Türkiye'nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz' teması altında, eğitimin değişen dünyadaki yeri, iş dünyasının eğitimden beklentisi ve eğitimin yeni teknolojiler ışığında şekillenen geleceğinin tartışıldığı etkinlikte Michio Kaku, başta eğitim olmak üzere, tıptan biyolojiye, medyadan finansa kadar birçok farklı alanda yakın gelecekte yaşanacak çok önemli değişimleri katılımcılarla paylaştı.
17 Kasım 2015 Salı
Okul Öncesi Eğitimde İşbirliği: Bir Çocuk - İki Dil
Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) tarafından ikidilli okul öncesi eğitim üzerine yeni bir proje başlatıldı.
Hei-MaT ile AKVAM öğretim üyelerinin birlikte geliştirecekleri eğitim programı, Avrupa ve özellikle Almanya’daki Türk çocuklarının dil problemlerine okul öncesi eğitim kapsamında çözüm olmayı hedefliyor.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından desteklenen model projenin amacı, Türk ve Alman çocuklarının birlikte gideceği kreşlerde çalışacak öğretmen yetiştirmek.
Dört yıllık bir lisans programı olması planlanan öğrenim sonunda mezunların her iki üniversiteden de diploma alması planlanıyor.
Hei-MaT ile AKVAM öğretim üyelerinin birlikte geliştirecekleri eğitim programı, Avrupa ve özellikle Almanya’daki Türk çocuklarının dil problemlerine okul öncesi eğitim kapsamında çözüm olmayı hedefliyor.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından desteklenen model projenin amacı, Türk ve Alman çocuklarının birlikte gideceği kreşlerde çalışacak öğretmen yetiştirmek.
Dört yıllık bir lisans programı olması planlanan öğrenim sonunda mezunların her iki üniversiteden de diploma alması planlanıyor.
11 Kasım 2015 Çarşamba
Bir Çocuk – İki Dil | Ein Kind – Zwei Sprachen
[KanalKultur] - Akdeniz Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (AKVAM) ile Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT), Friedrich Ebert Stiftung Derneği İstanbul'un desteğiyle 11-12 kasım 2015 tarihlerinde "Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas" başlıklı bir sempozyum düzenliyor.
Sempozyumda "Çok Dilliliğin Getirdiği Fırsatlar ve Zorluklar | Chancen und Herausforderungen durch Mehrsprachigkeit"; "Erken Çocukluk Döneminde Çokdilli Eğitim ve Türk Kökenli Göçmen Çocukların Durumu: Ülke Örnekleri | Mehrsprachige frühkindliche Bildung und Situation der Kinder mit türkischem Migrationshintergrund - Länderbeispiele"; "İki Dilli Kreşlerde Uygulamalar: Fırsatlar ve Deneyimler | Der Bildungsalltag in bilingualen Kindertagesstätten: Chancen und Erfahrungen"; "Erken Çocuklukta İki Dilli Eğitim İçin Öğretim Müfredatı Önerileri | Hochschuldidaktische Anregungen für bilinguale frühkindliche Bildung" ve "Çift Diplomalı İki Dilli Eğitim Bölümünün Kuruluşu İçin Gereken Unsurlar | Aspekte des Aufbaus eines Studienganges für bilinguale frühkindliche Bildung mit Doppelabschluss" başlıklı oturumlar yer alıyor. İlgili sempozyum, "Değerlendirme Oturumu ve Kapanış | Abschlusssitzung" ile sona eriyor.
"Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas" sempozyumuna Prof. Dr. Erol Esen (Antalya), Prof. Dr. Havva Engin (Heidelberg), Prof. Dr. M. Ali Akıncı, Prof. Dr. Ural Manço, Prof. Dr. Peter Doye (Braunschweig), Prof. Dr. İlhan Tomanbay (Ankara), Prof. Dr. Jochen Rehbein (Antalya), Doç. Dr. Zeliha Yazıcı (Antalya), Doç. Dr. Mehmet Canbulat (Antalya), Doç. Dr. Bengül Çetintaş (Antalya), Dr. Yaşar Aydın (Hamburg), Dr. Aylin Yıldırım Tschoepe, Dr. Nihal Durmuş (Eicstätt-Ingolstadt), Dr. Reyhan Kuyumcu (Kiel), Dr. Jennifer Hartog (Toronto), Dr. Seyfi Özgüzel (Antalya), İrem Bezcioğlu Göktolga (Tilburg), Dr. Marina Burd (Berlin), Sevgi Uysal-Şahin (Mannheim), Berrin Nakipoğlu-Schimang (Frankfurt a. Main), Elif Welsh (İstanbul) ve Katja Abzieher (Mannheim) sunumlarıyla katkı sağlıyor. [KanalKultur]
Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas / 11-12 Kasım | November 2015, Antalya
Sempozyumda "Çok Dilliliğin Getirdiği Fırsatlar ve Zorluklar | Chancen und Herausforderungen durch Mehrsprachigkeit"; "Erken Çocukluk Döneminde Çokdilli Eğitim ve Türk Kökenli Göçmen Çocukların Durumu: Ülke Örnekleri | Mehrsprachige frühkindliche Bildung und Situation der Kinder mit türkischem Migrationshintergrund - Länderbeispiele"; "İki Dilli Kreşlerde Uygulamalar: Fırsatlar ve Deneyimler | Der Bildungsalltag in bilingualen Kindertagesstätten: Chancen und Erfahrungen"; "Erken Çocuklukta İki Dilli Eğitim İçin Öğretim Müfredatı Önerileri | Hochschuldidaktische Anregungen für bilinguale frühkindliche Bildung" ve "Çift Diplomalı İki Dilli Eğitim Bölümünün Kuruluşu İçin Gereken Unsurlar | Aspekte des Aufbaus eines Studienganges für bilinguale frühkindliche Bildung mit Doppelabschluss" başlıklı oturumlar yer alıyor. İlgili sempozyum, "Değerlendirme Oturumu ve Kapanış | Abschlusssitzung" ile sona eriyor.
"Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas" sempozyumuna Prof. Dr. Erol Esen (Antalya), Prof. Dr. Havva Engin (Heidelberg), Prof. Dr. M. Ali Akıncı, Prof. Dr. Ural Manço, Prof. Dr. Peter Doye (Braunschweig), Prof. Dr. İlhan Tomanbay (Ankara), Prof. Dr. Jochen Rehbein (Antalya), Doç. Dr. Zeliha Yazıcı (Antalya), Doç. Dr. Mehmet Canbulat (Antalya), Doç. Dr. Bengül Çetintaş (Antalya), Dr. Yaşar Aydın (Hamburg), Dr. Aylin Yıldırım Tschoepe, Dr. Nihal Durmuş (Eicstätt-Ingolstadt), Dr. Reyhan Kuyumcu (Kiel), Dr. Jennifer Hartog (Toronto), Dr. Seyfi Özgüzel (Antalya), İrem Bezcioğlu Göktolga (Tilburg), Dr. Marina Burd (Berlin), Sevgi Uysal-Şahin (Mannheim), Berrin Nakipoğlu-Schimang (Frankfurt a. Main), Elif Welsh (İstanbul) ve Katja Abzieher (Mannheim) sunumlarıyla katkı sağlıyor. [KanalKultur]
Bir Çocuk – İki Dil: Türk-Alman Kreşlere Öğretmen Yetiştirmeye Yönelik Müfredat Çalışmaları | Ein Kind – Zwei Sprachen: Curriculare Überlegungen zur Ausbildung von Erziehern für deutsch-türkische Kitas / 11-12 Kasım | November 2015, Antalya
1 Ekim 2015 Perşembe
Türkiye Milli Eğitim Sisteminde Gayri Milliler: Türkiye Eğitim Sisteminde Ayrımcılık Raporu, Açıklandı!
Tarih Vakfı ve Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ortaklığında Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle yürütülen “Türkiye’de Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi” adlı proje kapsamında hazırlanan, “Türkiye Eğitim Sisteminde Renk, Etnik Köken, Dil, Din ve İnanç Temelli Ayrımcılık” raporu kamuoyuyla paylaşıldı.
Türkiye’de Formel Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi için Sivil Toplumun Mobilize Edilmesi (Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi) adlı projenin alan araştırması ve izleme ağı bileşenlerinin derlediği verilere dayanılarak hazırlanan rapor, 2014-2015 Eğitim ve Öğretim Yılında Türkiye’de resmi eğitim sisteminde renk, etnik köken, dil, din ve inanç temelli ne tür ayrımcılıkların var olduğunu ortaya koyuyor.
Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi Projesi Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ile Tarih Vakfı ortaklığında, Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle 1 Mart 2014’ten bugüne yürütülen projenin sonuçları yakın zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’na sunuluyor.
30 Eylül 2015 Çarşamba günü Türkiye “Milli” Eğitim Sisteminde “Gayri Milliler” adı altında düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna sunulan rapor kapsamında incelenen konular arasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
Türkiye’de Formel Eğitim Sisteminde Eşitliğin İzlenmesi için Sivil Toplumun Mobilize Edilmesi (Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi) adlı projenin alan araştırması ve izleme ağı bileşenlerinin derlediği verilere dayanılarak hazırlanan rapor, 2014-2015 Eğitim ve Öğretim Yılında Türkiye’de resmi eğitim sisteminde renk, etnik köken, dil, din ve inanç temelli ne tür ayrımcılıkların var olduğunu ortaya koyuyor.
Eğitimde Eşitliğin İzlenmesi Projesi Uluslararası Azınlık Hakları Grubu (MRG) ile Tarih Vakfı ortaklığında, Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle 1 Mart 2014’ten bugüne yürütülen projenin sonuçları yakın zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’na sunuluyor.
30 Eylül 2015 Çarşamba günü Türkiye “Milli” Eğitim Sisteminde “Gayri Milliler” adı altında düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyuna sunulan rapor kapsamında incelenen konular arasında öne çıkan bazı başlıklar şöyle:
23 Haziran 2015 Salı
3. Sınıf Öğrencilerine Migration | Göç Olgusu Nasıl Anlatılır?
DAI – Deutsch Amerikanisches Institut – Erlebbare Wissenschaften – Sunum: Migration | Göç
Prof. Dr. Havva Engin, 24 Haziran 2016 günü, DAI’nin davetlisi olarak, kurumun PH Heidelberg ile yürüttüğü "Erlebbare Wissenschaften" (Bilimi Uygulayarak Öğrenmek) Projesi çerçevesinde, göç konulu bir sunum yapıyor.
Sözü edilen proje bağlamında, PH Heidelberg Eğitim Bilimlerinin değişik bölümlerinden öğretim üyeleri ve Öğretmenlik Bölümü öğrencileri, Heidelberg’in değişik okullarından katılan 3. sınıf öğrencileriyle beraber bilimsel bir konuyu teorik ve pratik olarak işliyor..
Prof. Dr. Havva Engin’in sunumu ve akabinde öğrencilerle gerçekleştirilecek çalışma guruplarının ana teması "Göç Olgusu".
Prof. Dr. Havva Engin göçü, insanoğlunun içinde bulunduğu sürekli bir durum olarak öğrencilerle işliyor. Sunumda çıkış noktası olarak, ilk insanların Afrika’dan çıkıp, değişik kıtalara göçü ele alınıyor. Onun akabinde, 18. - 20. yy arasında Almanya’dan Amerika'ya göç eden insanların tecrübelerine değiniliyor.
20. yy periyodunda, Almanya açısından en önemli göç olan, 2. Dünya Savaşı bitiminde 14 milyon Alman kökenli insanın – ki aralarında yüzbinlerce çocuğun öldüğü bir göç dalgası – Doğu Avrupa’nın değişik ülkelerinden kaçıp, bugünkü Almanya topraklarına sığınması işleniyor.
Prof. Dr. Havva Engin, 24 Haziran 2016 günü, DAI’nin davetlisi olarak, kurumun PH Heidelberg ile yürüttüğü "Erlebbare Wissenschaften" (Bilimi Uygulayarak Öğrenmek) Projesi çerçevesinde, göç konulu bir sunum yapıyor.
Sözü edilen proje bağlamında, PH Heidelberg Eğitim Bilimlerinin değişik bölümlerinden öğretim üyeleri ve Öğretmenlik Bölümü öğrencileri, Heidelberg’in değişik okullarından katılan 3. sınıf öğrencileriyle beraber bilimsel bir konuyu teorik ve pratik olarak işliyor..
Prof. Dr. Havva Engin’in sunumu ve akabinde öğrencilerle gerçekleştirilecek çalışma guruplarının ana teması "Göç Olgusu".
Prof. Dr. Havva Engin göçü, insanoğlunun içinde bulunduğu sürekli bir durum olarak öğrencilerle işliyor. Sunumda çıkış noktası olarak, ilk insanların Afrika’dan çıkıp, değişik kıtalara göçü ele alınıyor. Onun akabinde, 18. - 20. yy arasında Almanya’dan Amerika'ya göç eden insanların tecrübelerine değiniliyor.
20. yy periyodunda, Almanya açısından en önemli göç olan, 2. Dünya Savaşı bitiminde 14 milyon Alman kökenli insanın – ki aralarında yüzbinlerce çocuğun öldüğü bir göç dalgası – Doğu Avrupa’nın değişik ülkelerinden kaçıp, bugünkü Almanya topraklarına sığınması işleniyor.
5 Haziran 2015 Cuma
İmam Hatip Okulları - İnanç, Siyaset ve Eğitim
Laik eğitim sisteminde en belirgin istisnayı temsil eden imam hatip okulları bugün hayli tartışmalı bir konumda bulunuyor.
Her ne kadar bu okullardaki öğrenci sayısı toplam öğrenci sayısının yüzde 8’ini oluşturuyor olsa da, çok sayıda meclis üyesinin imam hatip mezunu oluşu, son yıllarda milli eğitim, adalet ve içişleri bakanlıklarında imam hatip mezunlarının önemli mevkilere gelişi bu okulları Türkiye’de İslamcılık, laiklik ve modernite tartışmalarının odağına yerleştiriyor.
Okullar, özellikle Türkiye’nin laik ve muhafazakâr dindar olarak nitelendirilen kesimleri arasında görüş ayrılıkları yarattı.
Laik kesimin çoğunluğu, imam hatip mezunlarının ancak yüzde 15’i din görevlisi olduğundan, bu okulların din görevlisi eğitme amacından, cumhuriyetin temel ilkelerini çiğnemeye çalışan, tek tip bireyler yetiştirme amacına savrulduğuna inanıyor.
Öte yandan, birçok muhafazakâr dindar ise, imam hatip okullarını, öğrencilerin eğitimlerine devam ederken İslami kaideleri de öğrenebildikleri kurumlar olarak destekliyorlar.
Her ne kadar bu okullardaki öğrenci sayısı toplam öğrenci sayısının yüzde 8’ini oluşturuyor olsa da, çok sayıda meclis üyesinin imam hatip mezunu oluşu, son yıllarda milli eğitim, adalet ve içişleri bakanlıklarında imam hatip mezunlarının önemli mevkilere gelişi bu okulları Türkiye’de İslamcılık, laiklik ve modernite tartışmalarının odağına yerleştiriyor.
Okullar, özellikle Türkiye’nin laik ve muhafazakâr dindar olarak nitelendirilen kesimleri arasında görüş ayrılıkları yarattı.
Laik kesimin çoğunluğu, imam hatip mezunlarının ancak yüzde 15’i din görevlisi olduğundan, bu okulların din görevlisi eğitme amacından, cumhuriyetin temel ilkelerini çiğnemeye çalışan, tek tip bireyler yetiştirme amacına savrulduğuna inanıyor.
Öte yandan, birçok muhafazakâr dindar ise, imam hatip okullarını, öğrencilerin eğitimlerine devam ederken İslami kaideleri de öğrenebildikleri kurumlar olarak destekliyorlar.
3 Haziran 2015 Çarşamba
Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği
2014 sonlarına doğru, İŞİD’in saldırıları sonucu, Şengal’den kaçan ve Türkiye’ye sığınan binlerce Êzîdî için yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, GABB ve halkın destekleriyle birçok ilde kamplar kuruldu. Türkiye’ye giriş yapan ortalama 30.000 civarında Êzîdî; Diyarbakır (Fidanlık, Bismil, Çınar), Batman, Siirt, Şırnak (Cizre, İdil, Silopi), Mardin (Midyat, Nusaybin) ve Urfa (Viranşehir)’de kurulan kamplara yerleştirildi. Temel ihtiyaçların giderilmesine yönelik başlatılan ilk çalışmalar, uluslararası desteklerle de ivme kazandı.
Anadolu Kültür’ün Aram Yayınevi işbirliği ile yürüttüğü, Chrest Vakfı ve Açık Toplum Vakfı'nın desteklediği "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesi nisan - ağustos 2015 tarihleri arasında Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Urfa'da uygulanıyor.
Êzîdîlerin temel ihtiyaçları sağlanmaya çalışılırken eğitim ve sosyal aktiviteler çok kısıtlı imkanlarla yürütülüyor. Başta eğitim materyallerinin eksikliği bu çalışmaların önündeki en büyük engel. "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesiyle kamplarda yaşayan çocukların eğitimleri için gereken materyal eksikliklerinin giderilmesi hedefleniyor. Bununla beraber, eğitmen ihtiyacı da giderildikten sonra, eğitmenler arasında fikir alışverişi yapabilecekleri bir platform oluşturalarak deneyim paylaşımı sağlamak için atölyeler düzenlenmesi planlanıyor.
Anadolu Kültür’ün Aram Yayınevi işbirliği ile yürüttüğü, Chrest Vakfı ve Açık Toplum Vakfı'nın desteklediği "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesi nisan - ağustos 2015 tarihleri arasında Diyarbakır, Batman, Siirt, Şırnak, Urfa'da uygulanıyor.
Êzîdîlerin temel ihtiyaçları sağlanmaya çalışılırken eğitim ve sosyal aktiviteler çok kısıtlı imkanlarla yürütülüyor. Başta eğitim materyallerinin eksikliği bu çalışmaların önündeki en büyük engel. "Ezidi Çocuklar İçin Eğitim Desteği" projesiyle kamplarda yaşayan çocukların eğitimleri için gereken materyal eksikliklerinin giderilmesi hedefleniyor. Bununla beraber, eğitmen ihtiyacı da giderildikten sonra, eğitmenler arasında fikir alışverişi yapabilecekleri bir platform oluşturalarak deneyim paylaşımı sağlamak için atölyeler düzenlenmesi planlanıyor.
6 Mayıs 2015 Çarşamba
Havva Engin: Çocuğun Dijital Medya Kullanmasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
![]() |
| Prof. Dr. Havva Engin |
Çocuğun teknolojik araç kullanma yaşına net bir cevap vermek zordur; çünkü medya araçlarını kullanma bilinci sosyal çevreden öğrenilen bir beceridir.
Genel olarak, bilim insanları internet bağlantısı olan „akıllı telefonların“ ve „tablet bilgisayarların“ 13 yaşından küçük çocuklara verilmesinin doğru olmadığını söylüyorlar. Küçük yaştaki çocuklar, özellikle „sosyal ağlarda“ karşı karşıya kalabilecekleri tehlikeleri idrak etmekte zorlanırlar.
Çocuk, “gerçek dünya” ile “hayal dünyası”nın arasındaki farkı ayırd edebiliyorsa, onun reklam ve klipleri izlemesinde pek bir problem yoktur. Lakin, gösterilen reklam senaryosunu ve reklam kahramanlarının kurgu olup olmadığını anlamadığı zaman, sosyal problemler başgösterebilir ve bu durum onun gelişimini bir şekilde etkiler.
Örneğin, çocuk sadece ve özellikle bu ürünleri tüketmek ister, ki bazılarını fazla tüketimi sağlığı tehdit edebilir veya reklamda gördüğü kahramanlar gibi giyinmeye, konuşmaya ve davranmaya başlar. Bu da sosyal davranış bozukluklarına kadar gidebilir.
Keza, yine unutulmamalıdır ki, geçmişte en uç örnek olarak, bazı ülkelerde çocuklar örneğin, çizgi filmlerde kendilerini hayranlık duydukları kahramanlara o kadar çok kaptırmışlardır ki, camdan atlayıp, ağır ve ölümcül kazalara neden olmuşlardır.
„Elektrosmog“
Dünya Sağlık Örgütü’nün ve saygın üniversitelerin yaptığı çalışmalar, „akıllı“ diye adlandırılan değişik elektronik aletlerin yüksek dozda elektromanyetik dalga yaydığını ve bu „Elektrosmog“ adı verilen durumun özellikle küçük çocuklarının sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor.
Bu tür bir tehdit altında olan çocuklarda, baş ağrısı, konsantrasyon eksikliği, aşırı duraksız olmak ve uyumama semptomları görülüyor.
5 Aralık 2014 Cuma
Elternakademie für Eltern mit türkischem Migrationshintergrund ging mit Abschlusskonferenz zu Ende
Mit einer großen Abschlusskonferenz am vergangenen Samstag, den 22.11.2014 ging das erfolgreiche Kooperationsprojekt des Heidelberger Zentrums für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik (Hei-MaT) mit der Föderation der Vereine türkischer Elternbeiräte in Baden zu Ende.
Neben Vertreter/innen der beiden Projektpartner, nahmen auch der Erziehungsattaché des Generalkonsulats der Republik Türkei in Karlsruhe , Herr Hasan Ünsal sowie Herr Erhan Sengül und Herr Ünal Koyuncu vom Präsidialamt für die Belange der im Ausland lebenden Türken und verwandter Volksgruppen, dem türkischen Migrationsministerium, an der Konferenz teil.
In Ihren Ansprachen betonten sowohl der Erziehungsattaché als auch die Ministeriumsvertreter die Bedeutung des Projekts und gaben ihrer Hoffnung Ausdruck, dass die begonnene erfolgreiche Arbeit mit türkischstämmigen Familien und Eltern unbedingt weitergeführt wird.
Im Rahmen der Projektaktivitäten von Januar bis August 2014 nahmen in verschiedenen Regionen des Landesteils Baden Eltern mit türkischer Zuwanderungsgeschichte an den Informations- und Bildungsseminaren zu den Themen „deutsches Bildungssystem, Lernen, Elternbeteiligung“ teil.
Darüber hinaus wurden im Rahmen der wissenschaftlichen Begleitung durch das Hei-MaT empirische Erhebungen mit Eltern, Muttersprachenlehrkräften sowie mit deutsch-türkischen Schüler/innen zu ihrer Sprach(en)praxis durchgeführt.
Auf der Abschlusskonferenz wurden von Frau Prof. Dr. Havva Engin die Zwischenergebnisse der Untersuchung mit türkischen Muttersprachenlehrkräften präsentiert, die deutlich machen, dass diese Lehrergruppe für viele Migrationseltern eine zentrale Brückenfunktion zwischen Familie und Schule einnimmt und sie in vielen Fällen konkrete Unterstützung geben.
Darüber hinaus zeigte die Untersuchung auf, dass türkische Muttersprachenlehrkräfte die gezielt mehr Kooperationsmöglichkeiten mit einheimischen Lehrkräften fordern und sich für die Etablierung von flächendeckenden Elternberatungsangeboten aussprechen.
Im kommenden Jahr sollen die Ergebnisse der umfangreichen Elternbefragung ebenfalls im Rahmen einer internationalen Konferenz der interessierten Öffentlichkeit vorgestellt werden.
Neben Vertreter/innen der beiden Projektpartner, nahmen auch der Erziehungsattaché des Generalkonsulats der Republik Türkei in Karlsruhe , Herr Hasan Ünsal sowie Herr Erhan Sengül und Herr Ünal Koyuncu vom Präsidialamt für die Belange der im Ausland lebenden Türken und verwandter Volksgruppen, dem türkischen Migrationsministerium, an der Konferenz teil.
In Ihren Ansprachen betonten sowohl der Erziehungsattaché als auch die Ministeriumsvertreter die Bedeutung des Projekts und gaben ihrer Hoffnung Ausdruck, dass die begonnene erfolgreiche Arbeit mit türkischstämmigen Familien und Eltern unbedingt weitergeführt wird.
Im Rahmen der Projektaktivitäten von Januar bis August 2014 nahmen in verschiedenen Regionen des Landesteils Baden Eltern mit türkischer Zuwanderungsgeschichte an den Informations- und Bildungsseminaren zu den Themen „deutsches Bildungssystem, Lernen, Elternbeteiligung“ teil.
Darüber hinaus wurden im Rahmen der wissenschaftlichen Begleitung durch das Hei-MaT empirische Erhebungen mit Eltern, Muttersprachenlehrkräften sowie mit deutsch-türkischen Schüler/innen zu ihrer Sprach(en)praxis durchgeführt.
Auf der Abschlusskonferenz wurden von Frau Prof. Dr. Havva Engin die Zwischenergebnisse der Untersuchung mit türkischen Muttersprachenlehrkräften präsentiert, die deutlich machen, dass diese Lehrergruppe für viele Migrationseltern eine zentrale Brückenfunktion zwischen Familie und Schule einnimmt und sie in vielen Fällen konkrete Unterstützung geben.
Darüber hinaus zeigte die Untersuchung auf, dass türkische Muttersprachenlehrkräfte die gezielt mehr Kooperationsmöglichkeiten mit einheimischen Lehrkräften fordern und sich für die Etablierung von flächendeckenden Elternberatungsangeboten aussprechen.
Im kommenden Jahr sollen die Ergebnisse der umfangreichen Elternbefragung ebenfalls im Rahmen einer internationalen Konferenz der interessierten Öffentlichkeit vorgestellt werden.
13 Nisan 2014 Pazar
Heidelberg: Baden Bölgesi Türk Dili ve Kültürü Öğretmenleri ile Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Seminerleri Yapıldı
Heidelberg'te (PH- Heidelberg, Keplerstr. 87, Salon 222, 69120 Heidelberg) 12 Nisan 2014 günü; saat 11:30 - 13:30 arasında "Göç Sürecinde İki Dilli Yetişme ve Velilerin Eğitim Sistemindeki Sorumlulukları" başlıklı, "Baden Bölgesi Türk Dili ve Kültürü Öğretmenleri İçin Veli Akademisi Semineri" ile saat 14:30 - 17:00 arasında "Çocuğumun iki dilli yetişmesine nasıl katkı sağlayabilirim ve veli olarak eğitim sürecini nasıl takip edebilirim?" başlıklı "Veli Semineri" yapıldı.
18 Şubat 2014 Salı
Elternakademie Heidelberg – Informationsveranstaltung in Gaggenau
Die Informationsveranstaltung der Elternakademie Heidelberg am 15.02.2014 in Gaggenau, bei der die Ziele und Teilnahmebedingungen durch die Projektleiter/innen vorgestellt wurden, stieß bei den dortigen türkischsprachigen Eltern auf deutliches Interesse. Bemerkenswert rege verlief die Diskussionsrunde nach dem Vortrag von Frau Prof. Dr. Havva Engin zum Thema "Die Rolle des Elternhauses in der Bildungsbiografie der Kinder". Viele Teilnehmer/innen beklagten, dass für viele Migranteneltern der Aufbau des deutschen Bildungssystems schwer verständlich bliebe und an den Schulen Personen, die ihnen kultur- und sprachsensibel helfen könnten, fehlten. Besonders schwierig sei es für Eltern, die als Heiratsmigranten nach Deutschland gekommen seien und das Bildungssystem aus der eigenen Biografie nicht kennen würden.
Einige Väter regten an, künftige Informationsveranstaltungen auch in den Veranstaltungsräumlichkeiten von Moscheeverbänden anzubieten, um so noch einen größeren Kreis an interessierten Eltern zu erreichen, was von den Projektverantwortlichen positiv aufgenommen wurde und künftig entsprechend berücksichtigt werden wird.
31 Ocak 2014 Cuma
Yakın Tarihten Notlar: Hasan Âli Yücel'den Günümüze Eğitim, Bilim, Kültür Politikaları
[KanalKultur] - "Doğudan Batıya: 'İnsan Olmak Davası'nda Yücel'in Evrenselliği", "Bir Devrin Devrimcisi Hasan Âli Yücel", "Cumhuriyet Tarihimizin Promete'si: Hasan Âli Yücel", "Türkiye'de Eğitim, Hasan Âli Yücel ve Sonrası", "Hasan Âli Yücel'de Hürriyet Kavramı", "1946 Üniversite Reformu ve Hasan Âli Yücel'den Günümüze Üniversiteler", "Yücel'den Günümüze Eğitim Politikaları", "Hasan Âli Yücel ve Tevfik Fikret", "Hasan Âli Yücel'in Kültür ve Edebiyat Yönü", "Hasan Âli Yücel'den Türk İslam Sentezine Cumhuriyetin Kültür Politikaları", "Köy Enstitüleriyle Yeni Bir Toplumsal Sınıf mı Yaratılmak İstendi?: Hasan Âli Yücel'in Yanıtı"...
Balçova Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği ortaklaşa olarak 25 - 26 şubat 2011 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti'nde eğitim reformuyla anılan, eğitimci ve politikacı Hasan Âli Yücel'i (1897 - 1961) konu edinen "Aramızdan Ayrılışının 50. Yılında Hasan Âli Yücel'den Günümüze Eğitim, Bilim, Kültür Politikaları" başlıklı bir sempozyum düzenledi.
Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya'nın "Neden Hasan Âli Yücel, Neden Sempozyum" ile Prof. Dr. Kemal Kocabaş'ın "Hasan Âli Yücel'in Günümüzdeki Karşılığı Eğitim Reformudur" adlı konuşmalarının ardından ilgili sempozyumda 78 bildiri yer aldı. Sempozyumda ayrıca Hasan Âli Yücel ile ilgili bir belgesel de gösterime sunuldu.
Sempozyum programına göre, tartışmaya açılan bildiriler ve bu bildirilerin sahipleri şunlardı:
Balçova Belediyesi ile Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği ortaklaşa olarak 25 - 26 şubat 2011 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti'nde eğitim reformuyla anılan, eğitimci ve politikacı Hasan Âli Yücel'i (1897 - 1961) konu edinen "Aramızdan Ayrılışının 50. Yılında Hasan Âli Yücel'den Günümüze Eğitim, Bilim, Kültür Politikaları" başlıklı bir sempozyum düzenledi.
Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya'nın "Neden Hasan Âli Yücel, Neden Sempozyum" ile Prof. Dr. Kemal Kocabaş'ın "Hasan Âli Yücel'in Günümüzdeki Karşılığı Eğitim Reformudur" adlı konuşmalarının ardından ilgili sempozyumda 78 bildiri yer aldı. Sempozyumda ayrıca Hasan Âli Yücel ile ilgili bir belgesel de gösterime sunuldu.
Sempozyum programına göre, tartışmaya açılan bildiriler ve bu bildirilerin sahipleri şunlardı:
19 Ocak 2014 Pazar
Gaggenau'da, Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Tanıtılıyor...
15 Şubat 2014 tarihinde saat 15'te Gaggenau'da (Jahnhalle Gaggenau, Eckerner Strasse, 76571 Gaggenau) Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi tanıtımı yapılıyor.
Bkz. → Veli Akademisi - Heidelberg
Bkz. → Veli Akademisi - Heidelberg
16 Ocak 2014 Perşembe
31 Ekim 2013 Perşembe
Barış Pedagojisi | Friedenspädagogik | Peace Education
[KanalKultur] - Barış pedagojisi, "şiddet kültürü"nü konu edinen; güç ve şiddet kültürü ile beslenen bireysel ve toplumsal çatışmaları ve buna uygun davranış modellerini dönüştürerek şiddetten ve şiddet kültüründen arınmışlığı, "şiddetsizliği içeren" bir pedagoji... Barış için bilinçli bir eğitimi gerekli kılıyor. Erken aşamada tüm şiddet - teşvik modellerini ve yapılarını algılamayı ve çatışmaları çözmeyi, güç ve şiddet içeren davranışları barışçıl hale dönüştürmeyi, olumsuz önyargıları kırmayı hedefliyor.
Barış pedagojisini oluşturan eğitimin, yani barış eğitiminin, içeriği ve görevleri nedir?
Öğretmenler ve ebeveynler, barış eğitimine uygun değerleri hangi iletişim kanallarıyla, nasıl oluşturabilir ve uygulayabilirler?
Modern ve post-modern toplumlar, günümüzde kültürel çeşitlilik arzediyor. Gelişmiş toplumların kalkınmalarının dinamiğini de bu oluşturuyor. Kültürel çeşitlilik, farklı kültürlerin uyumlu ve bütüncül olarak bir arada yaşayabilmeleri için, hangi entrümanları, nasıl sunuyor? Tersinden, kültürel çeşitlilik için hangi enstrümanların uyum halinde olması gerekir ki, o kalkınmanın temel dinamiklerinden biri haline dönüşsün?
Bu ve benzeri hususlar "Friedenspädagogik – Was können Schulen beitragen | Peace Education - What Schools Can Contribute?" başlığıyla 19 - 20 ekim tarihleri arasında "Der Türkisch-Deutscher Bildungsverein e.V." tarafından Almanya'da, Schwetzingen'de düzenlenen "1. Internationale Bildungskonferenz"de derinlemesine ele alındı.
Konferans moderatörlüğünü Ümit Konuray üstlendi. "Maßnahmen, Herausforderungen und Konflikte der Friedenspädagogik", "Friedensbildung/-erziehung in Bezug auf Interkulturalität", "Sprache, Handlungskompetenz und Recht" ve "Friedensbildung/-erziehung an Schulen in Deutschland" başlıklı dört oturumda 10 sunum tartışıldı:
Prof. Dr. Volker Lenhart (Heidelberg): "Situationsspezifische Differenzierung schulischer Friedensbildung" | "Situation-specific differentiation of peace education in Schools"; Prof. Dr. Gavriel Salomon (Israel): "Wie können die enormen Herausforderungen im Hinblick auf die Friedenserziehung bewältigt werden?" | "How to handle the formidable challenges facing peace education?"; Prof. Dr. Jonathan C. Taylor (Westafrika): "Die Rolle der Erziehung bei der Friedensbildung und -entwicklung in Post-Konfliktsituationen: Die liberianische Erfahrung" | " The Role of Education in Post-Conflict Peacebuilding and Development – The Liberian Experience"; Dr. Idris Hadi Salih (Irak): "Friedenserziehung zur Entwicklung der sozialen Stabilität in der irakischen Region Kurdistan (1992-2013)" | "Peace Education on Social Stability Development in Kurdistan Region of Iraq (1992-2013)"; Prof. Dr. Sanjin Kodrić (Bosnien-Herzegowina): "Bildung für Frieden und interkulturelles Verständnis: Der Fall Bosnien-Herzegowina und seine Aussichten" | "Education for Peace and Intercultural Understanding: Bosnian-Herzegovinian Case and Its Perspectives"; Agneta Ucko (Schweiz): "Learning to Live Together – Ein interkulturelles und interreligiöses Programm zur ethischen Erziehung" | " Learning to Live Together – an intercultural and interreligious programme for ethics education"; Prof. Dr. Havva Engin (Heidelberg): "Friedenserziehung in pluralen Einwanderungsgesellschaften: Welchen Beitrag kann die Transkulturelle Pädagogik leisten?" | "Peace education in pluralistic immigration societies: What contribution can transcultural education make"; Dr. René Ferguson (Südafrika): "Religion, Menschenrechte und Staatsbürgerschaftskunde als Beiträge zu interkulturellem Verständnis und Friedenserziehung: Überlegungen zu Gemeinschaftsprojekten der Lehrerausbildung in Johannesburg, Südafrika" | "Religion, human rights and citizenship studies as contributors to intercultural understanding and peace education: reflections on teacher education community projects in Johannesburg, South Africa"; Uli Jäger (Tübingen): "Friedensbildung an Schulen in Deutschland – Ansätze und Erfahrungen" | "Peace education at schools in Germany – approaches and experiences"; Dr. Jochen Thies (Berlin): "Konfliktbewältigung, Streitschlichtung und Friedenserziehung in Schulen mit deutsch-türkischer Trägerschaft – Ein Praxisbericht" | "Conflict management, dispute resolution and peace education in schools with German- Turkish sponsoring organisation" [KanalKultur]
Barış pedagojisini oluşturan eğitimin, yani barış eğitiminin, içeriği ve görevleri nedir?
Öğretmenler ve ebeveynler, barış eğitimine uygun değerleri hangi iletişim kanallarıyla, nasıl oluşturabilir ve uygulayabilirler?
Modern ve post-modern toplumlar, günümüzde kültürel çeşitlilik arzediyor. Gelişmiş toplumların kalkınmalarının dinamiğini de bu oluşturuyor. Kültürel çeşitlilik, farklı kültürlerin uyumlu ve bütüncül olarak bir arada yaşayabilmeleri için, hangi entrümanları, nasıl sunuyor? Tersinden, kültürel çeşitlilik için hangi enstrümanların uyum halinde olması gerekir ki, o kalkınmanın temel dinamiklerinden biri haline dönüşsün?
Bu ve benzeri hususlar "Friedenspädagogik – Was können Schulen beitragen | Peace Education - What Schools Can Contribute?" başlığıyla 19 - 20 ekim tarihleri arasında "Der Türkisch-Deutscher Bildungsverein e.V." tarafından Almanya'da, Schwetzingen'de düzenlenen "1. Internationale Bildungskonferenz"de derinlemesine ele alındı.
Konferans moderatörlüğünü Ümit Konuray üstlendi. "Maßnahmen, Herausforderungen und Konflikte der Friedenspädagogik", "Friedensbildung/-erziehung in Bezug auf Interkulturalität", "Sprache, Handlungskompetenz und Recht" ve "Friedensbildung/-erziehung an Schulen in Deutschland" başlıklı dört oturumda 10 sunum tartışıldı:
Prof. Dr. Volker Lenhart (Heidelberg): "Situationsspezifische Differenzierung schulischer Friedensbildung" | "Situation-specific differentiation of peace education in Schools"; Prof. Dr. Gavriel Salomon (Israel): "Wie können die enormen Herausforderungen im Hinblick auf die Friedenserziehung bewältigt werden?" | "How to handle the formidable challenges facing peace education?"; Prof. Dr. Jonathan C. Taylor (Westafrika): "Die Rolle der Erziehung bei der Friedensbildung und -entwicklung in Post-Konfliktsituationen: Die liberianische Erfahrung" | " The Role of Education in Post-Conflict Peacebuilding and Development – The Liberian Experience"; Dr. Idris Hadi Salih (Irak): "Friedenserziehung zur Entwicklung der sozialen Stabilität in der irakischen Region Kurdistan (1992-2013)" | "Peace Education on Social Stability Development in Kurdistan Region of Iraq (1992-2013)"; Prof. Dr. Sanjin Kodrić (Bosnien-Herzegowina): "Bildung für Frieden und interkulturelles Verständnis: Der Fall Bosnien-Herzegowina und seine Aussichten" | "Education for Peace and Intercultural Understanding: Bosnian-Herzegovinian Case and Its Perspectives"; Agneta Ucko (Schweiz): "Learning to Live Together – Ein interkulturelles und interreligiöses Programm zur ethischen Erziehung" | " Learning to Live Together – an intercultural and interreligious programme for ethics education"; Prof. Dr. Havva Engin (Heidelberg): "Friedenserziehung in pluralen Einwanderungsgesellschaften: Welchen Beitrag kann die Transkulturelle Pädagogik leisten?" | "Peace education in pluralistic immigration societies: What contribution can transcultural education make"; Dr. René Ferguson (Südafrika): "Religion, Menschenrechte und Staatsbürgerschaftskunde als Beiträge zu interkulturellem Verständnis und Friedenserziehung: Überlegungen zu Gemeinschaftsprojekten der Lehrerausbildung in Johannesburg, Südafrika" | "Religion, human rights and citizenship studies as contributors to intercultural understanding and peace education: reflections on teacher education community projects in Johannesburg, South Africa"; Uli Jäger (Tübingen): "Friedensbildung an Schulen in Deutschland – Ansätze und Erfahrungen" | "Peace education at schools in Germany – approaches and experiences"; Dr. Jochen Thies (Berlin): "Konfliktbewältigung, Streitschlichtung und Friedenserziehung in Schulen mit deutsch-türkischer Trägerschaft – Ein Praxisbericht" | "Conflict management, dispute resolution and peace education in schools with German- Turkish sponsoring organisation" [KanalKultur]
27 Eylül 2013 Cuma
25 Eylül 2013 Çarşamba
Cılavuz Köy Enstitüsü
![]() |
| Cılavuz Köy Enstitüsü - Yönetmen: Ahmet Soner; Kurgu: Memet Dalmaz; Yapım 13; Türkiye, 2008, 75' |
Belgesel, kapatılana kadar 900'ü aşkın öğretmenin mezun edildiği Cılavuz Köy Enstitüsü'nü anlatıyor. 1937'de Kars'ın Susuz ilçesinde Ruslardan kalma kışlada açılan Eğitmen Kursu, 1940 yılında Cılavuz Köy Enstitüsü adını alarak görevine devam etti. Daha sonraları Cılavuz'a, köy enstitülerinin kapatılması için var gücüyle çalışan Kazım Karabekir'in adı verildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























