![]() |
| Muhacir Kadını © Foto: İsmail Engin, Edremit - Balıkesir, 2010 |
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
Geleneksel Kültürde Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Geleneksel Kültürde Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Şubat 2018 Pazar
10 Şubat 2018 Cumartesi
9 Şubat 2018 Cuma
2 Şubat 2018 Cuma
31 Ocak 2018 Çarşamba
27 Ocak 2018 Cumartesi
25 Ocak 2018 Perşembe
18 Ocak 2018 Perşembe
13 Ocak 2018 Cumartesi
12 Ocak 2018 Cuma
11 Ocak 2018 Perşembe
8 Ocak 2018 Pazartesi
5 Ocak 2018 Cuma
3 Ocak 2018 Çarşamba
8 Ağustos 2016 Pazartesi
Kazdağı Sarıkız'da Türkmenler (1998)
![]() |
| Kazdağı Sarıkız'da Türkmenler © Foto: İsmail Engin, Kazdağı, Edremit - Balıkesir, 1998 |
Sarıkız etrafında oluşan efsane varyantlarının motif sıraları:
Varyant
"a) Çok güzel bir kız ve babası birlikte yaşarlarmış.Bkz. Ali Duymaz: Kazdağı ve Sarıkız Efsaneleri, Balıkesir Birlik Gazetesi, 6-13 Nisan 1993: 2 ve ilgili makalenin dipnotlarında krş. Saim Sakaoğlu: 101 Anadolu Efsanesi. İstanbul 1976: 103-104; Sıdıka Kurç: Balıkesir Mehmetalan Köyü Folkloru. (Mezuniyet tezi) Erzurum 1982: 65-66.
b) Köyün delikanlıları kızla evlenmek isterler, ancak kızın babası kabul etmez.
c) Köylüler kıza iftira ederler.
ç) Babası kızını öldürmeye kıyamaz, kazlarıyla birlikte dağa bırakarak cezalandırır.
d) Kız, bırakıldığı dağda ölmez. Hatta yolunu kaybedenlere yardımcı olur.
e) Babası, kızının yaşadığını duyunca evlat hasretine dayanamayarak gider ve kızını bulur.
f) Babanın öldüğü yere Babatepe, kızın öldüğü yere ise Sarıkız Tepesi adı verilir."
5 Ağustos 2016 Cuma
16 Haziran 2015 Salı
Öteki Türkiye’nin Kadınları ya da Kadına Şiddetin Etnisitesi Yok: 1 Kadının Yaşadığı Şiddeti 4 Çocuk ta Yaşıyor...
[İsmail Engin] KAMER Vakfı’nın, AB Türkiye Delegasyonu ve Açık Toplum Vakfı desteğiyle 2014 Ocak - 2015 Mayıs ayları arasında gerçekleştirdiği “Kadın Hakları İnsan Haklarıdır Projesi”nin nihai raporu yayınlandı.
Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesindeki 23 il ve Karadeniz Bölgesindeki 3 ilde (Artvin, Rize, Trabzon), 24.723 kadınla yapılan yüz yüze görüşmeler, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı ve Prof. Dr. Ayşen Ufuk Sezgin; Burcu Buğu; İstanbul Barosu Avukatlarından Fethiye Çetin ve Berçem Alemdarzade; Dicle Üniversitesi Öğrt. Üyesi Hasan Akkoç; Sabancı Üniversitesi Öğrt. Üyesi Ayşe Gül Altınay tarafından değerlendirilmiş ve raporlanmış..
Görüşülen kadınlardan 4.500’ünün (%18) yaşadığı şiddet ile ilgili KAMER’e başvurduğu (şiddete maruz kaldığı); sadece 1308 (% 5) kadının ise yaşadığı şiddetten kurtulmak için harekete geçtiği; kadınların, başta korku olmak üzere, çaresizlik, dil, yol yordam bilmedikleri için şiddetten kurtulmak için harekete geçmedikleri raporda belirtiliyor.
İlgili raporda, şiddetin çeşitli türlerini dikkate alınarak Türkiye’de şiddet yaşayan kadın oranı ortalama % 40 gibi görünüyor olsa da % 50 civarında görünmeyen, gizli yaşanan şiddet olduğunun bilindiğini ileri sürülüyor. Kadına yönelik şiddetin sistem sorunu olduğu, eğitim, gelir durumu, dil, savaş ve çatışmalar gibi durumların arttırıcı tali sebepler olduğunun bilindiği ifade ediliyor.
Öte yandan rapor, çocukların kadınların yaşadığı şiddetin görünmeyen mağdurları olduğu vurgulanıyor: "Hane başına düşen çocuk sayısı yaklaşık 4’tür. 1 kadının yaşadığı şiddeti 4 çocuk ta yaşamaktadır. Çocuklar çoğunlukla anne ile birlikte dayak yemekte, cezalandırılmakta, kaçmaktadır." deniliyor.
Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesindeki 23 il ve Karadeniz Bölgesindeki 3 ilde (Artvin, Rize, Trabzon), 24.723 kadınla yapılan yüz yüze görüşmeler, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı ve Prof. Dr. Ayşen Ufuk Sezgin; Burcu Buğu; İstanbul Barosu Avukatlarından Fethiye Çetin ve Berçem Alemdarzade; Dicle Üniversitesi Öğrt. Üyesi Hasan Akkoç; Sabancı Üniversitesi Öğrt. Üyesi Ayşe Gül Altınay tarafından değerlendirilmiş ve raporlanmış..
Görüşülen kadınlardan 4.500’ünün (%18) yaşadığı şiddet ile ilgili KAMER’e başvurduğu (şiddete maruz kaldığı); sadece 1308 (% 5) kadının ise yaşadığı şiddetten kurtulmak için harekete geçtiği; kadınların, başta korku olmak üzere, çaresizlik, dil, yol yordam bilmedikleri için şiddetten kurtulmak için harekete geçmedikleri raporda belirtiliyor.
İlgili raporda, şiddetin çeşitli türlerini dikkate alınarak Türkiye’de şiddet yaşayan kadın oranı ortalama % 40 gibi görünüyor olsa da % 50 civarında görünmeyen, gizli yaşanan şiddet olduğunun bilindiğini ileri sürülüyor. Kadına yönelik şiddetin sistem sorunu olduğu, eğitim, gelir durumu, dil, savaş ve çatışmalar gibi durumların arttırıcı tali sebepler olduğunun bilindiği ifade ediliyor.
Öte yandan rapor, çocukların kadınların yaşadığı şiddetin görünmeyen mağdurları olduğu vurgulanıyor: "Hane başına düşen çocuk sayısı yaklaşık 4’tür. 1 kadının yaşadığı şiddeti 4 çocuk ta yaşamaktadır. Çocuklar çoğunlukla anne ile birlikte dayak yemekte, cezalandırılmakta, kaçmaktadır." deniliyor.
5 Mart 2014 Çarşamba
Bahar
Babasının karşı çıkmasına rağmen Türk erkek arkadaşıyla çocuk denecek yaşta evlenen Bahar, büyük bir hata yaptığını kısa sürede anlar. Babası ve eşine duyduğu sevgi arasında kalan genç kadın acısını sessizce göğüslemeye, evliliğinde maruz kaldığı şiddeti kimseye anlatmamaya karar verir. Utancını saklamak için mutluymuş gibi davranır. Bahar'ın hayatı ölümcül bir trajediyle sonuçlanır.
Hollanda'da geçen bu hüzünlü belgesel Bahar'ın ve bu büyük kaybın sonrasında yıkılan ailesinin hikâyesini anlatıyor. Bu sevgi dolu ailenin kalpleri kederle dolu her bireyi, yaşadıkları büyük acıyla başa çıkmaya çalışır ama duygularını birbirleriyle paylaşamazlar. "Bahar", aşk ve aşkın sizi nasıl öldürebileceğine dair bir hikâye.
* * *
After marrying her Turkish boyfriend despite her father's disapproval, Bahar quickly realizes that she has made a huge mistake. Caught between the love for her father and the love for her husband, she decides to suffer in silence and not tell anyone about the abuse in her marriage. Instead she puts on a happy face to cover up the shame. Her life ends in a deadly tragedy.
Taking place in The Netherlands this gripping documentary tells the story of Bahar but also of her family, which stays behind devastated by this great loss. Each member of this loving family is full of heartache, each dealing with this immense pain in their own way, not able to share their feelings. But ultimately Bahar tells a story about love and how it can kill you.
Bahar - Yön. | Dir.: Carin Goeijers, Hollanda | The Netherlands, 2013, 84'
28 Temmuz 2013 Pazar
Kudret Saylık: Akçaeniş Tahtacılarında Doğum ve Çocukla İlgili İnançlar, Uygulamalar
[© Kudret Saylık - KanalKultur] - Tahtacılarda işin büyük bölümünün insan gücüne ihtiyaç duyulduğundan çocuğa büyük önem verilmektedir. Çocuklar anne ve babaları tarafından kesilen ağaçları katırlar yardımıyla nakliye araçlarının indiği yola kadar taşırlar. Buna katır arkasında "sefer dönme" denir. Genelde bu iş, yedi ile oniki yaşları arasında yapılır. Daha sonra kesim işlerinde motorlu testereyi kullanmayla devam eder.
Her toplumda olduğu gibi doğum Tahtacılarda da kutsaldır ve evlilikten birkaç ay sonra aile büyükleri tarafından evli çiftlere çocuk yapılması için baskı gelmeye başlar. "Ocağın söyünmemesi (sönmemesi)" için çocuk şarttır.
Akçaeniş köyünde yerleşik yaşama geçilmekle birlikte hâlâ tahtacılık işiyle uğraşan ailelerde vardır. Köyde çocuğu olmayan aileler doktora gitmektedirler. Burada çare bulamazlarsa aileler evlatlık alırlar, ki ona 'beslenki' denir. Bu evlatlıklar genelde kadının ya da erkeğin kardeşlerinden alınır. Kadın çocuk yapamıyorsa dışlanmaz; baba evine gönderilmez; üzerine kuma getirilmez. Tıbbi tedavi cevap vermesse 'olçum' denilen halk hekimlerine de başvurulur.
Çocuğu olmayan kadınların başvurduğu çareler şunlardır:
Her toplumda olduğu gibi doğum Tahtacılarda da kutsaldır ve evlilikten birkaç ay sonra aile büyükleri tarafından evli çiftlere çocuk yapılması için baskı gelmeye başlar. "Ocağın söyünmemesi (sönmemesi)" için çocuk şarttır.
Akçaeniş köyünde yerleşik yaşama geçilmekle birlikte hâlâ tahtacılık işiyle uğraşan ailelerde vardır. Köyde çocuğu olmayan aileler doktora gitmektedirler. Burada çare bulamazlarsa aileler evlatlık alırlar, ki ona 'beslenki' denir. Bu evlatlıklar genelde kadının ya da erkeğin kardeşlerinden alınır. Kadın çocuk yapamıyorsa dışlanmaz; baba evine gönderilmez; üzerine kuma getirilmez. Tıbbi tedavi cevap vermesse 'olçum' denilen halk hekimlerine de başvurulur.
Çocuğu olmayan kadınların başvurduğu çareler şunlardır:
- Çıkı, nöbet şekeri, karanfil, tarçın vb. baharatlarla dövülerek rahme konulur.
- Kuru incir, dövülerek üzerine kına serpilir ve rahme konur.
- Zencefil ve kuru üzüm dövülerek rahme konur.
- "Türbeye bağlanma" denilen köyün yakınlarında bulunan Abdal Musa Tekkesi'ne bez bağlanır ve adak adanır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















