Bu Blogda Ara

Kentleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kentleşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2014 Perşembe

Apartman

Apartmanlar, birçok ailenin bir arada yaşadığı konutlar olarak geleneksel Osmanlı evinin gelişim süreci içinde ciddi bir kopuşun örnekleri olarak görülmüşlerdir.

Gerçekten de bu konutlar, bahçe içinde ahşap konaklara ilk bakışta hiç benzemezler.

Çok katlıdırlar, sıkışık kıvrımlı dar sokaklarda yükselirler, kimi zaman karanlık iç mekânlara sahiptirler, bahçeleri yoktur ama geniş teras çatıları vardır.

Çoğu sokağa veya caddeye yönlenmiştir, ama manzara imkânı varsa ondan da yararlanmayı ihmal etmezler.

Bilinen ve çoğu zaman kabul gören anlayışa göre ilk apartmanlar batı mimarisinden model transferi ile açıklanır ve geleneksel Osmanlı konutundan da bu nedenle ayrı tutulur. Ancak hiç kuşkusuz İstanbul'da konutlarda süregelen yaşam biçimlerini de sadece konaklar yansıtmamaktadır.

Birçok kültürün yüzyıllarca bir arada yaşadığı bu şehirde çok zengin bir konut birikimi olduğu açıktır. Ayrıca apartmanların ilk örneklerinin yapıldığı 19. yüzyılın ikinci yarısının, kent ve mekân algısında değişimlerin yaşandığı, yaşam biçimlerinde ilginç dönüşümlerin izlendiği bir süreç olduğu düşünüldüğünde, bu konut yapılarının daha detaylı bir incelemeyi hak ettiği ortadadır.

Derin Öncel, Apartman'da Galata'da belirli bir alanda ve süreçte yapılan ilk örnekler olarak tanımladığı binalardan yola çıkarak ve hiçbirini bulunduğu "yer" ve dönemin dinamiklerinden ayrı değerlendirmeyerek, bu "yeni" konut tipini tanımaya çalışıyor. Apartmanlarda süregelen yaşam biçimine Osmanlı toplumunun nasıl uyum sağladığını, bu yeni yaşam pratiğine hangi süreçlerden geçilerek gelindiğini sorguluyor. Genel kabullerin dışına çıkarak apartmanları Osmanlı konut kültürünün gelişiminde önemli bir evrenin örnekleri olarak görüyor ve kısa bir zamanda İstanbul'un birçok mahallesinde inşa edilecek olan bu yapılar üzerine daha çok araştırma yapılmadan 20. yüzyıl konutunun sağlıklı incelenemeyeceğini savunuyor.

Derin Öncel, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde öğretim üyesi. 19. yüzyıl Beyoğlu bölgesi kent morfolojisi ve Osmanlı konutu mekân organizasyonu üzerine makaleleri var.

Ayşe Derin Öncel: Apartman - Galata'da Yeni Bir Konut Tipi. Kitap Yayınevi, İstanbul 2010, 422 S., 978-605-105-053-9

21 Şubat 2014 Cuma

Gülçin Aksoy - Duble Hikâye | Double Story

Depo, 90'lar kuşağından bir kadın sanatçının, Gülçin Aksoy'un, geniş kapsamlı kişisel sergisini sunuyor.

Gülçin Aksoy, hem farklı mecra ve teknikteki bireysel üretiminde ve yer aldığı ya da işbirliği yaptığı kolektif oluşumlarda, hem de akademide sürdürdüğü eğitimciliğinde, gündelik ve kurumsal hayata sinmiş her tür iktidar mekanizmasını ve sıradanlaşmış ideolojik kurguyu görünür kılmayı amaçlayan bir dil bulmaya çalışıyor.

Depo'nun iki ayrı katına yayılan "Duble Hikâye"nin merkezinde, 1980 darbesinin sanatçının ailesinde yarattığı ağır sarsıntı ve doğup büyüdüğü Samsun'da darbe dönemi ve sonrasında yaşanan dönüşümler yer alıyor. Serginin bu merkezden büyüyen çerçevesi, 80 sonrasında yükselerek devam eden kentleşme ve kentsel dönüşüm meselelerini, kişisel ve toplumsal boyutta hakikatle yüzleşememe sorununu içermeye başlıyor. Aksoy, süregelen üretiminden bu sergi için seçtiği video, fotoğraf, halı, resim ve yerleştirmelerinde darbe rejimini, ulus devlet sembollerini ve kurumsal hiyerarşileri, hayatının farklı dönemlerinde bütün bunlarla kurduğu ilişkiler ve deneyimleri üzerinden sorguluyor.

Sanatçının tasarladığı ve elle ürettiği "Duble Hikâye" kitabı, Birtakımşeyler Stüdyosu'nda ipek baskı (serigrafi) yöntemiyle 100 adet çoğaltıldı.

Depo'daki sergiye söyleşi ve yazıların yer aldığı bir yayın eşlik ediyor. Yayında, Ahu Antmen'in ve BEKS'ten (Bellek ve Kültür Sosyolojisi Çalışmaları Derneği) Derya Fırat ve Öndercan Muti'nin yazıları, Serra Özhan-Yüksel'in Gülçin Aksoy'la “Duble Hikâye”nin hikâyesi üzerine yaptığı söyleşi ve Aksoy'un Samsun 78'liler Vakfı üyelerinden Suat Baysal'la söyleşisi bulunuyor.

7 Mart Cuma günü saat 19:00'da sanatçı Gökçe Erhan ve Gülçin Aksoy'un hazırladığı, kanuni Utku Yiğit ve erkekler korosunun eşlik ettiği sergi içeriğiyle bağlantılı "Beraber ve Solo Şarkılar" performansı da izlenebilir.

Gülçin Aksoy - Duble Hikâye | Double Story / 27 şubat - 13 nisan 2014; Tütün Deposu, Lüleci Hendek Cad. No:12, Tophane - 34425 İstanbul; Tel.: (0212) 292 39 56

12 Kasım 2013 Salı

Kent Hareketlerinin Sosyal Psikolojisi, Eviçi ve Şehir, Kentsel / Toplumsal Yaşamda Cinsiyet Eşitliği... - İstanbul 3. Kent Sempozyumu

3. Kent Sempozyumu -
"Yaşanabilir Bir İstanbul" -
[Düzenleyen: TMMOB]
/ 22-24 kasım 2013, İstanbul
[KanalKultur] - TMMOB, İstanbul 3. Kent Sempozyumu 22-24 kasım 2013 tarihlerinde "Yaşanabilir Bir İstanbul" temasıyla Şişli Kent Kültür Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.

Sempozyum "Açıklaması"nda veya "Çağrı"sında şu hususlar kaydediliyor:
"İstanbul başta olmak üzere kentlerimizde giderek eşitsizliğin belirginleştiği, evlerimizin, meydanlarımızın, derelerimizin, ormanlarımızın birer yaşam alanı olmaktan çıkarılarak piyasadaki değerine göre anlamlandırıldığı bir süreci yaşamaktayız. Hepimizin ortak değeri olan kamusal alanların planlama süreçleri ile birer rant yaratma ve paylaşma aracına dönüştüğü, kamusal hizmetlere erişimde müşteri odaklı bir anlayışın benimsendiği ve özellikle kentsel dönüşüm adı altında toplumun büyük bir kesiminin, başta barınma olmak üzere eğitim, sağlık, kültür vb. temel haklarından yoksun bırakıldığı bir kentleşme süreci ile karşı karşıya iken özellikle İstanbul; Galataport, Haydarpaşaport, 3. Köprü, 3. Havalimanı, Taksim Projesi, lüks konut projeleri, AVM’ler, finans merkezi, Kanal İstanbul gibi projeler ile küresel sermayenin istekleri doğrultusunda yeninden biçimlendirilmektedir.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken İstanbul açısından iki kritik nokta daha da belirgin hale gelmektedir. Bunlardan birincisi İstanbul gibi dünya ölçeğinde bir metropolde, bırakın kentte yaşayanları, yerel yönetimler dahi etkisizleştirerek, kente dair önemli kararların tek bir elden alındığı, hukuki denetimin göz ardı edildiği ve demokrasi kültürünün giderek aşındığı bir süreç yaşanmaktadır. İkinci olarak ise, sistemin işlerliğini sağlama gayesi ile inşaat/emlak sektörüne yeni alanlar açmak için merkezi ve yerel iktidar, 3. Köprü ve bağlantı yolları, Kanal İstanbul, Yeni Şehir, kentsel dönüşüm gibi projeler dahilinde İstanbul’un dokunulmaması gereken orman alanlarını, su havzalarını, tarihsel mirasını imara açacak hamleler yapmakta ve geri dönülmez bir yola girmektedir. Ancak, toplumun geniş kesimlerinin kaybeden konumuna itilerek, bu yıkıcı kentleşme süreçlerine rıza göstermek zorunda bırakıldığı bir dönemde; daha demokratik, doğadan, özgürlükten, barıştan ve insandan yana bir yaşam özlemi Gezi Parkı ile simgeleşerek herkese umut olmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan bu yaratıcı ve umut dolu enerji ile birlikte, önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken politika ve yöntemler üzerinde ısrarla durulması gerekmektedir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği olarak tüm yaşam alanlarımıza ve kamuya yönelik yağma politikalarına karşı bilimden, demokrasinden ve doğadan yana yıllardır yürüttüğümüz mücadele ekseninde bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan İstanbul Kent Sempozyumu "İnsanca, Yaşanabilir Bir Kent"in mümkün ve hakkımız olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç çerçevesinde düzenlenecek sempozyum, yerel seçimler öncesinde; toplumcu, eşitlikçi, doğadan ve bilimden yana; söz, yetki ve karar alma süreçlerini demokratikleştiren bir kent yaşamının örgütlenebilmesi yolunda önemli bir adım olabilecektir. İstanbul'un başıboş ve bütünsellikten uzak bir şekilde küresel ve yerel sermayenin saldırgan talepleri ile şekillendirildiği bu süreçte Yaşanabilir Bir İstanbul’un mücadelesinin fikrî temelleri TMMOB'nin bileşenlerinin yanı sıra, tüm bu kentleşme süreçlerinden etkilenen ilgili kesimler; üniversiteler, sendikalar, demokratik toplum örgütleri, forumlar, yerel inisiyatif ve mahalle örgütlenmeleri dahil edilerek sağlamlaştırılmaya çalışılacaktır."
Sempozyumda "Etkin, Özerk, Demokratik Bir Kent Yönetimi", "Tarihi / Kültürel Mirasın Korunması ve Geliştirilmesi", "Bütüncül, Çağdaş, Kamusal Hizmet Sunumu, Altyapı ve Ulaşım", "Sağlıklı ve Güvenceli Yaşama / Barınma Hakkı", "Kentsel / Toplumsal Yaşamda Cinsiyet Eşitliği", "Örgütlenme, Katılım ve Kent Hukuku", "Dezavantajlı Kesimlerin Kentsel Yaşama Katılımı", "Mekan - Emek Mücadelesi ve Direniş", "Doğal Yaşamın / Çevrenin Korunması ve Geliştirilmesi" konulu oturumların yanı sıra "Tematik Sunuşlar" da bulunuyor.

"Tematik Sunuşlar" kısmında Yaşar Adanalı (Stuttgart Ü. Uluslararası Şehircilik Enst. Doktora Öğr.) "Mülksüzleştirme Ağları: Kentsel Dönüşümde Sermaye-İktidar İlişkileri"; Prof. Dr. Korkut Boratav (Akademisyen - Yazar) "Gezi'nin Düşündürdükleri"; Doç. Dr. Murat Cemal Yalçıntan (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ü. Şehir ve Bölge Planlama Böl.) "İstanbul Dönüşüm Coğrafyası" ve Mücella Yapıcı (TMMOB Mimarlar Odası, İstanbul Şubesi - Taksim Dayanışması) "Bir Kent Hareketi Olarak Taksim Direnişi ve Geleceğe Dair Notlar" konularını ele alıyor.

3. İstanbul Kent Sempozyumu'nda şu sunumlar tartışmak için meraklısını bekliyor:

9 Eylül 2013 Pazartesi

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir

Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir
| Yönetmen: İmre Azem, Türkiye-Almanya, 2011,
HDCAM, Renkli, 88', Türkçe; İngilizce altyazılı
[KanalKultur] - Ekolojik eşikler aşılmış, ekonomik eşikler aşılmış, nüfus eşikleri aşılmış, sosyal uyum bozulmuş. İşte neoliberal kentleşmenin fotoğrafı: "Ekümenopolis".

Bu ilk uzun metrajlı belgeseliyle İstanbul'a bütüncül bir yaklaşımla bakmayı amaçlayan ve değişim kadar onun dinamiklerini de sorgulayan İmre Azem, bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray'ın derinliklerinden üçüncü köprünün güzergâhına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte bu sayede belki de yaşadığınız İstanbul'u yeniden keşfedeceğiniz uzun bir yolculuğa çıkartıyor...

İstanbul Mimarlar Odası'ndan Mücella Yapıcı, "Ekümenopolis, 1967 yılında Yunanlı şehir plancısı Constantinos Doxiadis tarafından ortaya atılan, günümüzün kentleşme ve nüfus artışı hızları göz ününe alındığında, gelecekte dünyadaki bütün kentleşmiş alanların ve megapollerin kuşaklar halinde birbirleriyle birleşeceği ve tek bir şehir oluşturacağı fikrini temsil eden bir terimdir. 'İstanbul'daki ekolojik eşikleri aştınız, nüfus eşiklerini aştınız, ekonomik eşikleri aştınız. Nereye gidecek bunun sonu derseniz, Doğan Kuban'ın söylediği şeyi söyleyeceğim size: kaos.' diyor.

Yönetmen İmre Azem, "Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir" adlı belgeselinde, şu sorulara cevap arıyor:

İnsanlar için öngörülen nedir? Kime hizmet ediyor bu yeni mekanlar? Yöneticiler çözüm için ne yapıyorlar? Gelecek kuşaklara bırakılan bu toplumsal mirasın sorumlusu kim? İstanbul'un gerçekten bir planı var mı? İki yakayı birleştiren köprüler, yarattıkları rant alanları ile kentlileri birbirinden koparıyor. Peki ya İstanbullular bu yağmaya karşı ne yapıyor? Kentler toplumun aynası ise, İstanbul'a bakarak 'kendi toplumumuz' için ne diyebiliriz? Gelecek nesillere nasıl bir İstanbul bırakılıyor ve bırakılacak?