İstanbul Modern, 2 haziran - 18 aralık 2016 tarihleri arasında küratörlüğünü Merih Akoğul’un üstlendiği “İnsan İnsanı Çekermiş” adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Yeni kazandırılan fotoğraflarla birlikte daha da zenginleşen İstanbul Modern Fotoğraf Koleksiyonu’ndan bir seçki “İnsan İnsanı Çekermiş” adlı sergide buluşuyor.
Genç Türkiye’nin gelişen ve yenilenen yüzünü dünyaya tanıtan, belge fotoğrafının Cumhuriyet dönemindeki en önemli temsilcilerinden Othmar Pferschy’den günümüze uzanan dönemde çekilen insan fotoğraflarının yer aldığı sergide, 80 yıllık süreçte, 80 fotoğrafçının çektiği insan fotoğrafları yer alıyor.
Küratörlüğünü, fotoğraf sanatçısı ve İstanbul Modern Fotoğraf Danışma Kurulu üyesi Merih Akoğul’un üstlendiği sergide sanatseverler insan portrelerini incelerken, 80 yıllık süreçte gelişen ve değişen teknikleri, yorumları ve sosyo-ekonomik koşulları da takip ediyor. Sergi, fotoğrafçıların kendilerine özgü bakış açılarıyla, izlenimcilikten anlatımcılığa, belgeselden sanata, Anadolu fonundan stüdyonun gelişmiş olanaklarıyla üretilen çağdaş portrelere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. “İnsan İnsanı Çekermiş”, içinde insanın yer aldığı fotoğrafların yarattığı genel hissiyatın bir özetini de izleyiciye sunuyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
İstanbul Modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Modern etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Temmuz 2016 Cuma
18 Mart 2015 Çarşamba
İstanbul Modern'de Motifler, Temalar ve Yaklaşımlar: Ermenistan ve Türkiye’den Video Sanatı
“Temalar; geçmiş, tarih, bellek, emek, rahatsızlık, doğa ve kültür gibi ortak içerikleri sunar. Tekrarlayıcı bir unsur olan motifler; hareket, mimari, doğa ve bedenin ardındaki fikre odaklanırken bir karşılaşma alanı teşkil eden tavırlar ise Ermenistan ve Türkiye’nin ortak geçmişine, bugününe ve iç içe geçmesi olası geleceklerine; ortak tarih, kültür ve yaşamlarına işaret eder.”
Hrant Dink Vakfı’nın oluşturduğu Türkiye-Ermenistan Burs Programı aracılığıyla 2014 ekim ayından bu yana İstanbul Modern’in küratöryel bölümünde araştırmalarına devam eden Seda Shekoyan, Ermenistan ve Türkiye’deki video sanatı hakkında bir sunum ve video gösterim programı için araştırma yaptı.
Güncel video sanatına odaklanan Artists’ Film International 2014-2015 (Uluslararası Sanatçı Filmleri) programı kapsamında düzenlenen etkinlik, Türkiye ve Ermenistan’dan farklı nesillerden 6 sanatçının 2000 sonrası video üretimleri üzerinden komşu iki coğrafyanın ortak sanatsal meselelerine bakıyor.
Gösterimi yapılacak videolar arasında “Motifler, Temalar ve Yaklaşımlar” başlığı altında üç farklı katmanda karşılaşma sağlamayı hedefleyen Seda Shekoyan, sanat ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi belgesel görüntüler üzerinden araştırıyor.
Hrant Dink Vakfı’nın oluşturduğu Türkiye-Ermenistan Burs Programı aracılığıyla 2014 ekim ayından bu yana İstanbul Modern’in küratöryel bölümünde araştırmalarına devam eden Seda Shekoyan, Ermenistan ve Türkiye’deki video sanatı hakkında bir sunum ve video gösterim programı için araştırma yaptı.
Güncel video sanatına odaklanan Artists’ Film International 2014-2015 (Uluslararası Sanatçı Filmleri) programı kapsamında düzenlenen etkinlik, Türkiye ve Ermenistan’dan farklı nesillerden 6 sanatçının 2000 sonrası video üretimleri üzerinden komşu iki coğrafyanın ortak sanatsal meselelerine bakıyor.
Gösterimi yapılacak videolar arasında “Motifler, Temalar ve Yaklaşımlar” başlığı altında üç farklı katmanda karşılaşma sağlamayı hedefleyen Seda Shekoyan, sanat ile gerçeklik arasındaki ilişkiyi belgesel görüntüler üzerinden araştırıyor.
11 Mart 2015 Çarşamba
Dijital Alanın Küratörlüğü: Yeni Bir Sanat Formunun İcadı
İstanbul Modern’in dünyada öncü rol üstlenen müzelerin yöneticilerini Türkiye’den izleyiciler ile buluşturarak güncel müzecilik alanında yeni bir bilgi paylaşım ağı ve iletişim platformu yaratmak amacıyla 2012 yılında başlattığı program “Müzeler Konuşuyor”, Birleşik Krallık ile devam ediyor.
“Müzeler Konuşuyor: Konuğumuz Birleşik Krallık” programı kapsamında Aralık 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında Birleşik Krallık'tan sekiz sanat müzesinin direktör, küratör ve departman yöneticileri İstanbul’a geliyor. 17 mart 2015 günü CBE Kurucu Direktörü Ruth Mackenzie, "Dijital Alanın Küratörlüğü: Yeni Bir Sanat Formunun İcadı" konusunu irdeliyor.
Dünyanın ilk ulusal halka açık müzesinin kurulmasından itibaren müzecilik alanında öncü rol üstlenmiş olan Britanya müzeleri, kültürel miras alanında birikimlerini yenilikçi yaklaşımlarla birleştiren eşsiz bir tecrübeye sahip.
BBC ve Arts Council England tarafından 2014 yılında kurulan The Space, dünyanın her köşesinde insanların mobil cihazlar, tabletler ve bilgisayarları üzerinden deneyimleyebileceği dijital yapıtlar üretmek üzere farklı disiplinlerden sanatçıları davet ediyor. Kitlelere ulaşmak için yeni yöntemler ve yeni dijital sanat formları yaratmak konusunda sanatçıları desteklen The Space, izleyicileri sanatı yalnızca keyif almak amacıyla tüketen bireylerden ziyade, aktif bir sanat topluluğunun parçası olarak sanat yapıtlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunmaya teşvik ediyor.
“Müzeler Konuşuyor: Konuğumuz Birleşik Krallık” programı kapsamında Aralık 2014 – Nisan 2015 tarihleri arasında Birleşik Krallık'tan sekiz sanat müzesinin direktör, küratör ve departman yöneticileri İstanbul’a geliyor. 17 mart 2015 günü CBE Kurucu Direktörü Ruth Mackenzie, "Dijital Alanın Küratörlüğü: Yeni Bir Sanat Formunun İcadı" konusunu irdeliyor.
Dünyanın ilk ulusal halka açık müzesinin kurulmasından itibaren müzecilik alanında öncü rol üstlenmiş olan Britanya müzeleri, kültürel miras alanında birikimlerini yenilikçi yaklaşımlarla birleştiren eşsiz bir tecrübeye sahip.
BBC ve Arts Council England tarafından 2014 yılında kurulan The Space, dünyanın her köşesinde insanların mobil cihazlar, tabletler ve bilgisayarları üzerinden deneyimleyebileceği dijital yapıtlar üretmek üzere farklı disiplinlerden sanatçıları davet ediyor. Kitlelere ulaşmak için yeni yöntemler ve yeni dijital sanat formları yaratmak konusunda sanatçıları desteklen The Space, izleyicileri sanatı yalnızca keyif almak amacıyla tüketen bireylerden ziyade, aktif bir sanat topluluğunun parçası olarak sanat yapıtlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunmaya teşvik ediyor.
15 Ocak 2014 Çarşamba
Entrika Duvarı > ANARTİST
"Entrika Duvarı > ANARTİST; toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunsalların tarih boyunca – özellikle son on yılda – insan yaşamını ve daha da önemlisi, varlığın oluştuğu yer olan doğayı nasıl etkilediğini gözlemleyip, ilerisi için sorguluyor. Yerleştirme; yaşadığımız çağın karmaşık insani, toplumsal ve siyasi meselelerini anlamak ve başa çıkmak amacıyla, bir sonraki çağın ne şekil alacağı ya da nasıl ortadan kaybolacağının bilincinde olarak, içinden geldiğimiz çevreyi sadece bilmenin değil, o çevreyi bize verdiği hislerle gözlemleyip sorgulamanın da konuyu inceleyip anlatıya dökme açısından önemli olduğu üstüne.
Bu incelemeler, ekonomi ve politikanın eğitim ve sanatla doğrudan ilintisi hakkında: Ezberci olmadan temelden öğrenmenin, yapıcı bir yaklaşımı benimsemenin ve aynı zamanda yanlışları tekrarlamamanın önemine vurgu yapıyorlar.
Entrika Duvarı > ANARTİST başlıklı sanatçı kitabı bu konulara değinirken, bir yerleştirme sanatına dönüşme özelliğini de taşıyarak günümüz kültürel ve toplumsal gelişmelerinin yanında sanatın, sanatçının ve kullandığı dilin işlevini de eleştirel bir üslupla sorguluyor."Komşular sergisi sanatçılarından Fahrettin Örenli, sergi kapsamında son dönem çalışmaları hakkında bilgi veriyor. Ekonomi alanında araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ertuğrul Ahmet Tonak'ın ve sergi küratörlerinin katılımıyla zenginleşecek söyleşi, İstanbul Modern süreli sergiler salonunda Komşular sergisi için özel olarak kurulan Bir Metrekare sahnesinde düzenleniyor.
Fahrettin Örenli Söyleşisi / 16 ocak 2014, 18:30; İstanbul Modern, Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası, Antrepo 4, 34433 Karaköy - 34433 İstanbul; Tel.: (0212) 334 73 00
20 Eylül 2013 Cuma
Ölesiye - Tutkunun Hükmettiği Filmler
[KanalKultur] - İstanbul Modern Sinema 19 - 29 eylül 2013 tarihleri arasında "Ölesiye" konulu film gösteriminde, tutkunun hükmettiği hayatların geçtiği 11 filmlik bir seçki sunuyor. İrade ve yargıları aşan güçlü ihtirasların yaşandığı kara sevdalara, tutkudaki teslimiyet kavramına, tutkuyla tutsaklığın arasındaki çizginin kaybolduğu farklı kaderlere bakan programda sinema tarihinin farklı dönem ve coğrafyalarından örnekler yer alıyor.
"Ölesiye" kapsamında Tarkovski, Demirkubuz, Buñuel ve Fassbinder gibi yönetmenlerin filmleri izlenebilir.
Seçkide yer alan kimi filmler şunlar:
Solaris | Solyaris - Yönetmen: Andrey Tarkovski; 1972, 167'; Sovyetler Birliği, 35 mm, Renkli; Rusça
Solaris isimli uzay istasyonundan tuhaf sinyaller gelmektedir. Kozmonot ve psikolog Kris Kelvin bu sorunla ilgilenmek üzere oraya gönderilir. Ancak kendisi de bu büyülü, okyanusa benzer gezegende yaşanan doğaüstü olaylara maruz kalacak, yıllar önce ölmüş karısına kavuşarak kendi bilincinin en karanlık katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Rus yönetmen Tarkovski, bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem'in romanındaki bilimkurgu şablonunu kırarak insan-doğa ve hakikat kavramları üzerine kendi fikir ve duygularını aşılayarak bir başyapıt yaratmıştır. Vicdan muhasebesi üzerine derin bir gerilim filmi olan Solaris, Cannes'da hem Jüri Büyük ödülü'nü, hem de Fipresci ödülünü kazandı.
"Ölesiye" kapsamında Tarkovski, Demirkubuz, Buñuel ve Fassbinder gibi yönetmenlerin filmleri izlenebilir.
Seçkide yer alan kimi filmler şunlar:
Solaris | Solyaris - Yönetmen: Andrey Tarkovski; 1972, 167'; Sovyetler Birliği, 35 mm, Renkli; Rusça
Solaris isimli uzay istasyonundan tuhaf sinyaller gelmektedir. Kozmonot ve psikolog Kris Kelvin bu sorunla ilgilenmek üzere oraya gönderilir. Ancak kendisi de bu büyülü, okyanusa benzer gezegende yaşanan doğaüstü olaylara maruz kalacak, yıllar önce ölmüş karısına kavuşarak kendi bilincinin en karanlık katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Rus yönetmen Tarkovski, bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem'in romanındaki bilimkurgu şablonunu kırarak insan-doğa ve hakikat kavramları üzerine kendi fikir ve duygularını aşılayarak bir başyapıt yaratmıştır. Vicdan muhasebesi üzerine derin bir gerilim filmi olan Solaris, Cannes'da hem Jüri Büyük ödülü'nü, hem de Fipresci ödülünü kazandı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)