Çek Cumhuriyeti’nin tanınmış ressamlarından Jiří Slíva, eserlerini İstanbul’da, 6 - 31 ocak 2016 tarihleri arasında Schneidertempel Sanat Merkezi'nde sergiliyor.
Slíva’nın sergisi litografi ve gravür olmak üzere iki bölümden oluşuyor.
Sanatçı eserlerinde en fazla sevdiği konuları işlemiş; kafeler, caz müziği, aşk ve elbette Franz Kafka.
Kafka(lar) İstanbul’da | Multiple Kafka in Istanbul adlı sergisiyle sanatçı, 20. yüzyılın ünlü modernist yazarı Franz Kafka’nın ölümsüz eseri Metamorfoz’a | Die Verwandlung'a da gönderide bulunuyor.
Çek sanatçı, Schneidertempel Sanat Merkezi'ndeki ‘Kafka(lar) İstanbul’da' adlı sergisiyle Türkiye’de ilk defa görücüye çıkıyor. Sergi, Çek Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçiliği'nin 2016 yılında düzenleyeceği etkinlik serisinin ilki..
Franz Kafka, 1883 yılında Prag’da doğdu. Ailesi orta sınıf Aşkenaz Yahudilerindendi. Ailede Almancaya benzeyen Yidişçe konuşulurdu. Bazı mektupları dışında Kafka’nın tüm çalışmaları Almanca yazıldı. Kafka, hayatta olduğu süre içinde 7 kitap yazdı, ardında birçok yayınlanmayan çalışma ve döküman bırakarak 1924 yılında aramızdan ayrıldı.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
31 Aralık 2015 Perşembe
29 Aralık 2015 Salı
Oh Gott, die Türken integrieren sich | Eyvah! Türkler Entegre Oluyor!
![]() |
| Foto & Grafik: Erdoğan Karayel |
Theater Ulüm
Theater Ulüm, 1998 yılında Almanya'nin Ulm kentinde kuruldu. Ulm Belediyesi tarafından destekleniyor ve düzenli oyunların oynadığı tiyatroya ait bir salonu bulunuyor. Güney Almanya'nın profesyonel Türk tiyatrosu... [KanalKultur]
28 Aralık 2015 Pazartesi
Resmen Tanıdıklarımız
![]() |
| Zafer Malkoç - Kırmızı Emperyalistler Serisi, tuval üzeri akrilik, 54 x 64 cm., 2015 |
Resmen Tanıdıklarımız'da 18 sanatçının eserleri sergileniyor.
Sergide eserleri yer alan sanatçılar:
27 Aralık 2015 Pazar
Karanlık Korkusu (Fear of Darkness)
'Karanlık Korkusu' korkularımızla ilgili bir deneme. Korkunun kendisi, karanlıktan oluşan korkudan daha da korkunç.
'Karanlık Korkusu' veya 'Fear of Darkness', ses ve ışığın etkin oyunuyla, aklın katı kurallarıyla bedenin dilini bağlayan bir yapıt. Tekand 'Karanlık Korkusu' ile insanın güncel yaşamında kendi yarattığı sistemlerine ne kadar hakim olduğunu sorguluyor.
Oyuncular Tekand'ın 1988'de kurduğu Studio Oyuncuları tiyatro topluluğundan oluşmakta. Oyun, Şaşırtıcı ses ve ışık iletişimi eşliğinde, çağdaş insanın sistemi isleten oyun taşına dönüşmesini yakın takibe alıyor. Sahnedeki ritmi ışık ve karanlık belirliyor.
Adil Salih - Işık Irmakları
[KanalKultur] - Adil Salih, 12 - 30 ocak 2016 tarihleri arasında Galatea Art'ta 'Işık Irmakları' adlı kişisel resim sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor.
Güldal Kızıldemir, sanatçı hakkında şunları kaydediyor:
'Adil Salih’in resmi; kültürel referanslarının, tanıklıklarının, yaşadıklarının, hayatına giren, çıkan ve iz bırakan olayların bir karışımı. Hayatın bizzat kendisinden besleniyor. Yaşadıkları birebir yer almasa da, renk olarak, duygu olarak mutlaka etkiliyor ve dönüştürüyor resmini. Ağırlıklı olarak hep bu günü görüyoruz resimlerinde ama hep bir geçmiş tadı ve dün duygusuyla. O dünü bugüne dahil ederek ileriye bakıyor ve soruyor: 'Yarına bugünden geçilmiyor mu?'
'Erken anıları' resimden figur olarak uzaklaşıyor belki, ama davranış olarak çocukluğunun yalnız odalarını hala izlemek mümkün, belki en renkli, en kalabalık ve şenlikli resimlerinden birinin bir köşesinde outran dalgın bakışlı bir genç kızın yapayalnızlığında...
Güldal Kızıldemir, sanatçı hakkında şunları kaydediyor:
'Adil Salih’in resmi; kültürel referanslarının, tanıklıklarının, yaşadıklarının, hayatına giren, çıkan ve iz bırakan olayların bir karışımı. Hayatın bizzat kendisinden besleniyor. Yaşadıkları birebir yer almasa da, renk olarak, duygu olarak mutlaka etkiliyor ve dönüştürüyor resmini. Ağırlıklı olarak hep bu günü görüyoruz resimlerinde ama hep bir geçmiş tadı ve dün duygusuyla. O dünü bugüne dahil ederek ileriye bakıyor ve soruyor: 'Yarına bugünden geçilmiyor mu?'
'Erken anıları' resimden figur olarak uzaklaşıyor belki, ama davranış olarak çocukluğunun yalnız odalarını hala izlemek mümkün, belki en renkli, en kalabalık ve şenlikli resimlerinden birinin bir köşesinde outran dalgın bakışlı bir genç kızın yapayalnızlığında...
26 Aralık 2015 Cumartesi
Nihat Kahraman & Metin Yurdanur - Dialog
![]() |
| © Nihat Kahraman |
Nihat Kahraman'a göre resimleri, varla yok arası bir mekan algılaması içindeki varlıkların yeni ve çok boyutlu bir yaşam-ilişki arayışlarının eşzamansal ve görsel saptanmalarıdır.
Nihat Kahraman
1951'de Denizli'de doğdu. 1972 yılında Ankara GEE Resim-İş Bölümü’nden mezun oldu. 1972-76 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla Fransa’ya gönderildi. Paris’te École Nationale Supérieure des Beaux-Arts (ENSBA)’da artistik düzeyde sanat eğitimi, duvar resmi, fresk ve mozaik ihtisası yaptı. 1978-81 yılları arasında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Yüksek Öğretmen Okulu Resim Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev aldı. 1992-2014 yılları arasında Ankara Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı, Duvar Resmi Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
22 Aralık 2015 Salı
Grigoris Oikonomidis - İstanbul’un Rum Mimarları | Γρηγόρης Οικονομίδης - Ρωμιοί Αρχιτέκτονες της Πόλης
Grigoris Oikonomidis'in yönetmenliğini yaptığı, “İstanbul’un Rum Mimarları” adlı belgeselin ana amacı 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın ortalarına kadar faaliyet gösteren Rum diplomalı mühendislerin ya da “kalfa” dediğimiz ustaların İstanbul’un kentsel gelişimindeki katkılarını vurgulamak.
İstanbul’un Rum mimarlarının faaliyetleri, bugünün Türkiye’sinde diğer cemaatlerin mimarî faaliyetleri kadar tanınmasa da İstanbul’un çehresine imzalarını atmış, kentin Avrupalılaşmasını sağlamıştır.
Hâlâ ayakta kalmayı başaran binaların ön cephelerinde bu mimarların isimlerine rastlamak mümkün ve bunların arasında apartmanlar, malikâneler, dükkânlar, okullar, kiliseler, jimnastik kulüpleri, bankalar ve oteller olmak üzere değişik işlevlerdeki birçok bina sayılabilir.
Belgeselde hangi Rum mimarın eseri olduğu tespit edilen 40’a yakın bina kaydediliyor, kameranın yardımıyla her birinin içi ve dış cepheleri detaylı bir şekilde aktarılıyor.
Yunanistan’dan ve İstanbul’dan seçkin tarihçiler, mimarlar, araştırmacılar ve akademisyenler İstanbul’da ve Prens Adaları’nda faaliyet gösteren onlarca Rum mimarın hayatına ve eserlerine ışık tutuyor, ayrıca eski fotoğraflardan, portrelerden, mimar listelerinden, belgelerden ve çizim planlarından oluşan önemli bir tarihsel arşiv gözler önüne seriliyor..
İstanbul’un Rum mimarlarının faaliyetleri, bugünün Türkiye’sinde diğer cemaatlerin mimarî faaliyetleri kadar tanınmasa da İstanbul’un çehresine imzalarını atmış, kentin Avrupalılaşmasını sağlamıştır.
Hâlâ ayakta kalmayı başaran binaların ön cephelerinde bu mimarların isimlerine rastlamak mümkün ve bunların arasında apartmanlar, malikâneler, dükkânlar, okullar, kiliseler, jimnastik kulüpleri, bankalar ve oteller olmak üzere değişik işlevlerdeki birçok bina sayılabilir.
Belgeselde hangi Rum mimarın eseri olduğu tespit edilen 40’a yakın bina kaydediliyor, kameranın yardımıyla her birinin içi ve dış cepheleri detaylı bir şekilde aktarılıyor.
Yunanistan’dan ve İstanbul’dan seçkin tarihçiler, mimarlar, araştırmacılar ve akademisyenler İstanbul’da ve Prens Adaları’nda faaliyet gösteren onlarca Rum mimarın hayatına ve eserlerine ışık tutuyor, ayrıca eski fotoğraflardan, portrelerden, mimar listelerinden, belgelerden ve çizim planlarından oluşan önemli bir tarihsel arşiv gözler önüne seriliyor..
Wabiten 2 - Nengajo-Sarudoshi
Japonya’da halen devam etmekte olan yılbaşı tebrik kartı geleneğini yaşatmak üzere Japon Sanat Merkezi 19 aralık 2015 - 12 ocak 2016 tarihleri arasında Wabiten sergilerinin ikincisini “Nengajo-Sarudoshi” adıyla düzenliyor.
Japonya’da her yılın sonunda tüm dost ve tanıdıklara resimli kartpostallar gönderiliyor. Bu gelenek o kadar yaygın ki, ortalama bir kişi en az 20-30 civarında yılbaşı tebrik kartı alırken; postahaneler de yoğun talebi karşılayabilmek için ekim-ocak ayları arasında part-time çalışacak eleman alıyor.
Japonlar, nengajoları hazırlamak için, postahaneden pul parasını önceden ödeyerek, resim yapılacak boş kartpostalları ediniyorlar.
Japon kültüründe, nengajoları hazır satın almak değil, dostlar için kendi eliyle yapılması değerlidir. Japonlar, üzerine hayvan takvimine göre yeni yılın karşılığı olan hayvanın resmini ya da istedikleri başka bir konuyu resimleyip dostlarına gönderiyor; ama bu resimlerin mümkün olduğu kadar sevimli olmasına dikkat ediyorlar.
Bu yıl hayvan takvimine göre Maymun yılı olduğu için nengajoların teması da japonca “Saru” yani maymun. Enerji dolu, atak bir yılı simgeliyor.
Japonya’da her yılın sonunda tüm dost ve tanıdıklara resimli kartpostallar gönderiliyor. Bu gelenek o kadar yaygın ki, ortalama bir kişi en az 20-30 civarında yılbaşı tebrik kartı alırken; postahaneler de yoğun talebi karşılayabilmek için ekim-ocak ayları arasında part-time çalışacak eleman alıyor.
Japonlar, nengajoları hazırlamak için, postahaneden pul parasını önceden ödeyerek, resim yapılacak boş kartpostalları ediniyorlar.
Japon kültüründe, nengajoları hazır satın almak değil, dostlar için kendi eliyle yapılması değerlidir. Japonlar, üzerine hayvan takvimine göre yeni yılın karşılığı olan hayvanın resmini ya da istedikleri başka bir konuyu resimleyip dostlarına gönderiyor; ama bu resimlerin mümkün olduğu kadar sevimli olmasına dikkat ediyorlar.
Bu yıl hayvan takvimine göre Maymun yılı olduğu için nengajoların teması da japonca “Saru” yani maymun. Enerji dolu, atak bir yılı simgeliyor.
21 Aralık 2015 Pazartesi
Heavy Burden (Ağır Yük)
![]() |
| Evren Sungur - Organik Makine, tuval üzeri yağlıboya, 167 x 200 cm., 2014 |
Ahmet Çerkez, Alper İnce, Erman Özbaşaran, Evren Sungur, Olgu Ülkenciler ve Burcu Yağcıoğlu’nun yakın dönem çalışmalarının yer aldığı sergide, resim, desen, heykel ve video enstalasyon medyumlarındaki işlerle, sanatçının çağın getirdikleri karşısında üstlendiği yükler konu ediliyor.
İçinde bulunduğumuz zaman, şüphesiz dünyanın en korkunç zamanı değil; daha ziyade sürüklenilen bir kötü kader mitiyle insanlığa acıdığımız, hızla çürümeye doğru ilerleyen dünyaya hayıflandığımız ölçüde, duyarlı bir çabaya girişmenin yerini seyretmeye bıraktığı bir zaman. Sorunun merkezine inilmediği, etrafında dolanarak gündemde tutarmış gibi yapılıp unutturulduğu bir çağdayız. Böylelikle bütün öncelikler erteleniyor...
Sanatçı bütün bu olup biteni nasıl izliyor?
Sanat pratiğinin geri plana itildiği ve ortaya konan eserin haricindeki dinamiklerin sanatçı üzerinde gizli bir baskı kurduğu bir zamanda, sanatçının ısrarla üretmeyi ve sorgulamayı sürdürmesi ağır bir yük müdür?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








