[KanalKultur] - Ahmet Nejat’ın son dönem “Aşk ve Hiç” temalı eserlerini kapsayan “Hiç’in Rengi” isimli solo sergisi 26 mart – 18 nisan 2015 tarihleri arasında Galeri Fe’de sanatseverlerle buluşuyor.
Ahmet Nejat, “aşk”ı; herşeyi kapsayan “mutlakiyet”e, bir başka söyleyişle “hiç”e ulaşma yolundaki önemli bir evre olarak tanımlıyor ve eserlerinin kaynağı olarak görüyor.
Dünyevi ve manevi alemlerin her ikisinde tutkuyla özlenen, beklenen “aşk”, Ahmet Nejat’ın yapıtlarında renge ve biçime bürünmüş halde karşımıza çıkıyor.
Bir dönem, kusursuz güzelliğin aranışının sonucu olarak tanımlanan geleneksel tasvir sanatlarına özgü ve bir o kadar da çağdaş bir malzeme olan “altın” Ahmet Nejat’ın eserlerinde sonsuzluğun yansıması oluyor.
2011 tarihli kişisel sergisinde ilk defa sanatseverlerin beğenisine heykellerini sunan Nejat son dönem çalışmasında da gerçek ve düşü, dünyevi ve manevi olanı üçüncü boyutta bir araya getiriyor.
Latin yazısından farklı olarak, her sözcüğe ayrı bir değer katabilmesiyle üstün bir imgesel güce sahip olan Fars yazısı Nejat’ın eserinde iki sözcüğün; “aşk” ve “hiç”in sayısız zikredilmesinin temsili, kaligrafinin olduğu kadar üçüncü boyutun da sınırlarını zorluyor.
Ahmet Nejat’ın bilinen ve bilinmeyen alemlerin unsurlarını bir araya getiren yapıtları, birbirinin zıddı olan kavramları bünyesinde barındırmıyor; aksine, ancak ve ancak birlikte var olabilen karşıtlıkları vurguluyor.
Sanatçı, sergisinde varlığın ve yokluğun, biri olmaksızın diğerinin var olamayacağı kavramların altını çiziyor.
insan ve kültüre dair... : Alevi Arşivi... Alevi Antropolojisi ... Almancılar... Sanat
Bu Blogda Ara
31 Mart 2015 Salı
Usta Fırçaların Buluşması
![]() |
| İbrahim Balaban |
Sergide Celal Tutant, Cemal Tollu, Cihat Özegemen, Elif Naci, Hüseyin Bilişik, İbrahim Balaban, Kemal Zeren, Malik Aksel, Mehmet Pesen, Mustafa Ayaz, Pertev Boyar, Ramiz Aydın, Saim Dursun Salih Zeki, Sami Lim, Şadan Bezeyiş, Şeref Akdik, Şeyho Bulut, Turgut Atalay, Ümmet Karaca’nın eserleri yer alıyor.
Educated Educators
Türk Eğitim Derneği’nin İngilizce dil eğitimi konusunda geleneksel olarak düzenlediği TED ELT Konferansı’nın yedincisi, “Educated Educators” teması ile 28 mart 2015 tarihinde TED Ankara Koleji’nde gerçekleştirildi.
Konferansa Türkiye’deki özel okul ve devlet okullarından gelen 950 öğretmen katıldı.
"Yabancı dil öğrenmek başka kültürlere hoşgörüyle bakabilmeyi öğretir"
Açılışta konuşan Türk Eğitim Derneği Genel Müdürü Sevinç Atabay “Yabancı dil öğrenmek o dili bir iletişim aracı olarak kullanmanın ötesinde bir başka kültüre, farklılıklara ve inançlara hoşgörüyle bakabilmeyi öğretir” dedi.
"Öğrenmek bir sevinç olgusudur"
Konferansın onur konuğu olarak konuşma yapan şair-yazar Ataol Behramoğlu ise konuşmasında “Ben öğrencilerime öğrenmenin bir sevinç olduğunu hissettirmeye çalışıyorum. Dil olgusunun canlı bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Nasıl canlı bir organizmada bedenlerinizin parçaları birbiriyle ilgiliyse ve bütünü oluşturuyorsa dil de böyle bir şeydir. Dilin bütün sözcüklerinin birbirleri arasındaki bağlantılar bir canlı organizmayı oluşturur. Bir dili keşfetmek bir kentin sokaklarını, kuytularını, alanlarını keşfetmek gibidir. Öğrencilerimizde keşfetme ve merak duygusunu kışkırtmamız lazım” dedi.
Konferansa Türkiye’deki özel okul ve devlet okullarından gelen 950 öğretmen katıldı.
"Yabancı dil öğrenmek başka kültürlere hoşgörüyle bakabilmeyi öğretir"
Açılışta konuşan Türk Eğitim Derneği Genel Müdürü Sevinç Atabay “Yabancı dil öğrenmek o dili bir iletişim aracı olarak kullanmanın ötesinde bir başka kültüre, farklılıklara ve inançlara hoşgörüyle bakabilmeyi öğretir” dedi.
"Öğrenmek bir sevinç olgusudur"
Konferansın onur konuğu olarak konuşma yapan şair-yazar Ataol Behramoğlu ise konuşmasında “Ben öğrencilerime öğrenmenin bir sevinç olduğunu hissettirmeye çalışıyorum. Dil olgusunun canlı bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Nasıl canlı bir organizmada bedenlerinizin parçaları birbiriyle ilgiliyse ve bütünü oluşturuyorsa dil de böyle bir şeydir. Dilin bütün sözcüklerinin birbirleri arasındaki bağlantılar bir canlı organizmayı oluşturur. Bir dili keşfetmek bir kentin sokaklarını, kuytularını, alanlarını keşfetmek gibidir. Öğrencilerimizde keşfetme ve merak duygusunu kışkırtmamız lazım” dedi.
30 Mart 2015 Pazartesi
İlham Enveroğlu - Nuh'un Gemisi
![]() |
| İlham Enveroğlu - Nuh'un Gemisi |
İlham Enveroğlu
1970'de Azerbaycan, Karabağ'da doğdu. 1989'da Azim Azim-zade Azerbaycan Devlet Ressamlık Mektebi'ni bitirdi. 1987–88'de Prof. Dr. Hudu Memedov'un, Türk sanatının temel prensiplerini fen bilimleri yöntemleriyle araştıran seminerlerine katıldı. 1995'de Azerbaycan Devlet İnşaat Mühendisleri Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu.
Milli Kimlik İnşasında Halk Müziği
Özgür Balkılıç tarafından kaleme alınan, "Temiz ve Soylu Türküler Söyleyelim -Türkiye’de Milli Kimlik İnşasında Halk Müziği", 1922-52 yılları arasındaki halk müziği reformunun hikâyesini, Cumhuriyet’in ve Cumhuriyet kadrolarının başarı ve yenilgisinin öyküsünü anlatıyor.
19. ve 20. yüzyılda filizlenen ve gelişen milliyetçi hareketler, belirli bir nüfus topluluğundan “millet” yaratmak adına geleneksel halk şarkılarını “keşfetmeye” ya da “reforme etmeye” giriştiler.
Türkiye’de ise milliyetçi hareketlerin halk müziği reformu açık bir devlet politikası olarak en yoğun şekilde 1922-52 yılları arasında uygulandı.
Genç Cumhuriyet’in “Türk millet” yaratma çabasının en önemli ayaklarından biri olarak halk müziği çalışmaları, siyasetçilerin, aydınların, müzikologların, sanatçıların, halkevleri ve radyo üyelerinin, öğretmenlerin, kısacası Cumhuriyet’in hayallerinin peşinde koşan birçok kimsenin oluşturduğu bir tartışma ortamında gerçekleşti.
19. ve 20. yüzyılda filizlenen ve gelişen milliyetçi hareketler, belirli bir nüfus topluluğundan “millet” yaratmak adına geleneksel halk şarkılarını “keşfetmeye” ya da “reforme etmeye” giriştiler.
Türkiye’de ise milliyetçi hareketlerin halk müziği reformu açık bir devlet politikası olarak en yoğun şekilde 1922-52 yılları arasında uygulandı.
Genç Cumhuriyet’in “Türk millet” yaratma çabasının en önemli ayaklarından biri olarak halk müziği çalışmaları, siyasetçilerin, aydınların, müzikologların, sanatçıların, halkevleri ve radyo üyelerinin, öğretmenlerin, kısacası Cumhuriyet’in hayallerinin peşinde koşan birçok kimsenin oluşturduğu bir tartışma ortamında gerçekleşti.
Oya Özer - Tılsımlar | Talismans
[KanalKultur] - Oya Özer, ‘Tılsımlar | Talismans’ adını verdiği kişisel sergisi ile 1 - 15 nisan 2015 tarihleri arasında Galeri Eksen’de sanatseverlerle buluşuyor.
Sergi, dünya kültürüne yüksek derecede etki yapan Anadolu ve farklı medeniyetlerdeki tılsım konusu üzerinden hareket ediyor.
Sergide uğur böcekleri, balıklar, dört yapraklı yoncalar, hırka-i şerif ve kadim kültürlerin inançlarına dayalı birçok figürü Oya Özer estetiği ile sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Eşref Yıldırım, sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
Sanat, önceleri sanat değil ritüeldi. Sanatçı yoktu, korkutucu bir doğa ve onunla mücadele etmeye gücü yetmeyen çaresiz insan vardı sadece. Sanat tarihinin başlatıldığı yer olan mağara duvarı resimleri sanat değil "av büyüsü"ydü. Kontrol edilemeyen şeyleri etki altına almanın bir yolu olarak onları büyüleyebilmek umulurdu.
Rastlantıların kendi lehine sonuçlar vermesini, felaketlerin uzakta kalmasını bekleyen insan sadece dilemekle yetinmedi, bu isteme halini biçimleştirdi. Hayvanlara, bitkilere, taşlara başka anlamlar yükledi, onlardan yola çıkarak yeni semboller yarattı. Kendi üzerinde, evinde, yakınında taşıdı onları; yalnız, çıplak kalamadı. Tavus kuşundan yılana, sarımsaktan yoncaya, bazı tılsımlı sözcüklerden bazı düğümlere kadar aklınıza gelen gelmeyen yığınla şey, insanın arzularını elde etmesi yolunda birer sihirli araçtı artık. Tek tanrılı dinler döneminde pagan kültürlerin bu renkliliği azalsa bile yok olmadı.
Sergi, dünya kültürüne yüksek derecede etki yapan Anadolu ve farklı medeniyetlerdeki tılsım konusu üzerinden hareket ediyor.
Sergide uğur böcekleri, balıklar, dört yapraklı yoncalar, hırka-i şerif ve kadim kültürlerin inançlarına dayalı birçok figürü Oya Özer estetiği ile sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Eşref Yıldırım, sergi hakkında şunları kaleme alıyor:
Sanat, önceleri sanat değil ritüeldi. Sanatçı yoktu, korkutucu bir doğa ve onunla mücadele etmeye gücü yetmeyen çaresiz insan vardı sadece. Sanat tarihinin başlatıldığı yer olan mağara duvarı resimleri sanat değil "av büyüsü"ydü. Kontrol edilemeyen şeyleri etki altına almanın bir yolu olarak onları büyüleyebilmek umulurdu.
Rastlantıların kendi lehine sonuçlar vermesini, felaketlerin uzakta kalmasını bekleyen insan sadece dilemekle yetinmedi, bu isteme halini biçimleştirdi. Hayvanlara, bitkilere, taşlara başka anlamlar yükledi, onlardan yola çıkarak yeni semboller yarattı. Kendi üzerinde, evinde, yakınında taşıdı onları; yalnız, çıplak kalamadı. Tavus kuşundan yılana, sarımsaktan yoncaya, bazı tılsımlı sözcüklerden bazı düğümlere kadar aklınıza gelen gelmeyen yığınla şey, insanın arzularını elde etmesi yolunda birer sihirli araçtı artık. Tek tanrılı dinler döneminde pagan kültürlerin bu renkliliği azalsa bile yok olmadı.
İslam ve Çin Medeniyeti
[KanalKultur] - Çin Pekin Üniversitesinde “İslam ve Çin Medeniyeti” sempozyumu düzenleniyor.
Çin Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsü, Kerim Vakfı ve Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi ortak girişimi ile Pekin Üniversitesi'nde 2 - 8 nisan 2015 tarihleri arasında “İslam ve Çin Medeniyeti” uluslararası sempozyumu düzenleniyor.
Sempozyum, dünyanın çeşitli ülkelerinde, İslam ve Çin medeniyeti konularında çalışan uzman, akademisyen ve öğrenciyi bir araya getirerek karşılıklı anlayışı zenginleştirmek, iletişim ve etkileşim imkanlarını ilerletmek amacıyla gerçekleştiriliyor.
Çin’in en önemli ve en büyük üniversitesi olarak tanınan Pekin Üniversitesi, İslam konulu uluslararası bir toplantıya ilk kez ev sahipliği yapıyor.. Sempozyumun açılışını Cemalnur Sargut ve Tu Weimming yapıyor.
Sempozyumda Cemalnur Sargut “İslam Tasavvufu ve Kadim Konfiçyüs Anlayışının Mukayesesi”, Mahmud Erol Kılıç “Dinde Fanatizmin Kaynağı ve Modern Zamanlar”, Ekrem Demirli “İlmi talep ediniz, velev ki Çin’de olsun:’ Tasavvuf Metinlerinde Çin’e Dair Bazı Atıflar”, Osman Nuri Küçük “Lao Tzu'nun Önerdiği İdeal İnsan Nitelikleri ile Tasavvufi Düşüncedeki İnsan-ı Kamil Anlayışının Mukayesesi”, Semih Ceyhan “İnsanlığın Çinli Mührü: Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabi'ye göre mistik bir metafor ve gerçeklik olarak Çin” Mohammad Khalil, “İslâm ve Başkalarının Kaderi: Modern Dönem Öncesi Gayrimüslimlerin Selâmeti Değerlendirmelerine Dair Çağdaş Tashihler”, Kristian Peterson “Çin’de Kur’ân’a Yaklaşım” , Mohammad Rustom “Çin’li Müslümanlar”... başlıklı sunumlarını tartışmaya açıyor.
2011 yılında Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsünde Ken’an Rifai İslam Araştırmaları Kürsüsü kuruldu. Kürsünün ilk profesörleri tasavvuf alanında önemli çalışmalarıyla tanınan William Chittick ve Sachiko Murata. Çin Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsü, tarihçi-filozof Tu Weiming tarafından yönetiliyor. Tu Weimming, Enstitü bünyesinde bulunmakta olan İslam Araştırmaları kürsüsünün çalışmalarını şöyle değerlendiriyor: “Yapılan bütün bu çalışmalar, Çin’in hali hazırdaki kendi içine bakma ve kendini anlamasına yönelik İslâm’ın ahlâki bakışını ve dini soruları ortaya çıkarma kabiliyetidir.” [KanalKultur]
Çin Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsü, Kerim Vakfı ve Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi ortak girişimi ile Pekin Üniversitesi'nde 2 - 8 nisan 2015 tarihleri arasında “İslam ve Çin Medeniyeti” uluslararası sempozyumu düzenleniyor.
Sempozyum, dünyanın çeşitli ülkelerinde, İslam ve Çin medeniyeti konularında çalışan uzman, akademisyen ve öğrenciyi bir araya getirerek karşılıklı anlayışı zenginleştirmek, iletişim ve etkileşim imkanlarını ilerletmek amacıyla gerçekleştiriliyor.
Çin’in en önemli ve en büyük üniversitesi olarak tanınan Pekin Üniversitesi, İslam konulu uluslararası bir toplantıya ilk kez ev sahipliği yapıyor.. Sempozyumun açılışını Cemalnur Sargut ve Tu Weimming yapıyor.
Sempozyumda Cemalnur Sargut “İslam Tasavvufu ve Kadim Konfiçyüs Anlayışının Mukayesesi”, Mahmud Erol Kılıç “Dinde Fanatizmin Kaynağı ve Modern Zamanlar”, Ekrem Demirli “İlmi talep ediniz, velev ki Çin’de olsun:’ Tasavvuf Metinlerinde Çin’e Dair Bazı Atıflar”, Osman Nuri Küçük “Lao Tzu'nun Önerdiği İdeal İnsan Nitelikleri ile Tasavvufi Düşüncedeki İnsan-ı Kamil Anlayışının Mukayesesi”, Semih Ceyhan “İnsanlığın Çinli Mührü: Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabi'ye göre mistik bir metafor ve gerçeklik olarak Çin” Mohammad Khalil, “İslâm ve Başkalarının Kaderi: Modern Dönem Öncesi Gayrimüslimlerin Selâmeti Değerlendirmelerine Dair Çağdaş Tashihler”, Kristian Peterson “Çin’de Kur’ân’a Yaklaşım” , Mohammad Rustom “Çin’li Müslümanlar”... başlıklı sunumlarını tartışmaya açıyor.
2011 yılında Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsünde Ken’an Rifai İslam Araştırmaları Kürsüsü kuruldu. Kürsünün ilk profesörleri tasavvuf alanında önemli çalışmalarıyla tanınan William Chittick ve Sachiko Murata. Çin Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsü, tarihçi-filozof Tu Weiming tarafından yönetiliyor. Tu Weimming, Enstitü bünyesinde bulunmakta olan İslam Araştırmaları kürsüsünün çalışmalarını şöyle değerlendiriyor: “Yapılan bütün bu çalışmalar, Çin’in hali hazırdaki kendi içine bakma ve kendini anlamasına yönelik İslâm’ın ahlâki bakışını ve dini soruları ortaya çıkarma kabiliyetidir.” [KanalKultur]
29 Mart 2015 Pazar
PassportART
![]() |
| Hakan Esmer - tuval üzeri yağlı boya, 116 x 89 cm., 2015 |
PassportART Ankara 2015 sergisine katılan sanatçılar: Ahmet Yeşil, Serdar Leblebici, Hakan Esmer, Ercan Ayçiçek, Ceyhun Yaman, Ayhan Çetin, Erhan Lanpir, Derya Ülker, Raşit Altun, Metin Kalkızoğlu, Duygu Aydoğan, Mevlüt Akar, Turgut Akarsu, Samed Arda Selim, Berk Arıkan, Mehmet Yıldırım, Baki Bodur.
Sanatçı Hakan Esmer, PasaportART projesini aşağıdaki cümleler ile ifade ediyor:
"An’ı paylaşırken : Paylaşım yapmak için başka bir An’ı planlamak.
Uçuk.. Sonsuz.. Zamansız.. Sınırsız.. Koşulsuz.. Sorgusuz; ama paylaşımcı…
Osmanlı Dünyasında İhtida Anlatıları
15.-17. yüzyıllar. Osmanlı İmparatorluğu gücünün doruğunda.
Sultanın topraklarında muazzam bir gayrimüslim topluluk yaşıyor, Osmanlılar da bu topluluk içinden İslamiyeti kabul edecek olanlara zengin fırsatlar sunuyor.
İhtida edenlerin, yani Müslüman olanların sayısı gitgide artınca din değiştirmek cemaatler arasında tartışmalara yol açıyor.
Müslüman ve Müslüman olmayan Osmanlı yazarları bir yandan cemaatlerinin sınırlarını tanımlarken, bir yandan da kendi dini ve siyasi gündemleriyle uğraşıyorlar.
Tarihçi Tijana Krstić’e göre, İslamiyeti kabul edenlerle ilgili hikâyelerin üretilmesi ve yaygınlaşması, 16.-17. yüzyıllarda Osmanlı emperyal kimliğinin ve Sünni Müslüman bakış açısının dile getirilmesinde büyük bir önem kazanmıştı.
Krstić, Osmanlıların ihtida ve mühtediler karşısındaki tavırlarının geçirdiği evrimi Akdeniz ülkelerindeki dini eğilimlerin, ayrıca Osmanlıların hem Habsburglar hem de Safevilerle rekabetinin çerçevesine oturtuyor, yeni kaynaklarında peşinde koşarak bireyler, cemaatler, yerel ve merkezi yetkililer arasındaki ilişkilerin din değiştirme sürecini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.
Sultanın topraklarında muazzam bir gayrimüslim topluluk yaşıyor, Osmanlılar da bu topluluk içinden İslamiyeti kabul edecek olanlara zengin fırsatlar sunuyor.
İhtida edenlerin, yani Müslüman olanların sayısı gitgide artınca din değiştirmek cemaatler arasında tartışmalara yol açıyor.
Müslüman ve Müslüman olmayan Osmanlı yazarları bir yandan cemaatlerinin sınırlarını tanımlarken, bir yandan da kendi dini ve siyasi gündemleriyle uğraşıyorlar.
Tarihçi Tijana Krstić’e göre, İslamiyeti kabul edenlerle ilgili hikâyelerin üretilmesi ve yaygınlaşması, 16.-17. yüzyıllarda Osmanlı emperyal kimliğinin ve Sünni Müslüman bakış açısının dile getirilmesinde büyük bir önem kazanmıştı.
Krstić, Osmanlıların ihtida ve mühtediler karşısındaki tavırlarının geçirdiği evrimi Akdeniz ülkelerindeki dini eğilimlerin, ayrıca Osmanlıların hem Habsburglar hem de Safevilerle rekabetinin çerçevesine oturtuyor, yeni kaynaklarında peşinde koşarak bireyler, cemaatler, yerel ve merkezi yetkililer arasındaki ilişkilerin din değiştirme sürecini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.
28 Mart 2015 Cumartesi
Fransa’ya Türk Göçü Üzerine Genç Araştırmacıların Çalışmaları
Fransa ve Türkiye arasında 8 nisan 1965 tarihinde imzalanmış işgücü anlaşmasının ellinci yılı vesilesiyle, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IFEA), Galatasaray Üniversitesi'nin işbirliği ile 9 nisan 2015 tarihinde, "Fransa’ya Türk Göçü Üzerine Araştırmacıların Çalışmaları" başlıklı bir çalıştay düzenliyor.
IFEA’daki çalıştay, Fransa’ya Türk göçü konusunda çalışan, Fransa ve Türkiye’deki yükseköğretim ve araştırma kurumlarına kayıtlı doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin katılımına açık.
Çalıştayın amacı, Fransa’ya Türk Göçü hakkında farklı disiplinlerin buluştuğu, entellektüel paylaşım ve tartışma platformu oluşturmak olarak belirlenmiş. Çalıştay, IFEA’da, göç olgusuna geniş bir perspektiften bakılmasını destekleyen, "Göçler ve Hareketlilik" adlı araştırma biriminin (Axe de recherche « Migrations et Mobilités ») gelişimi kapsamında düzenleniyor. Çalıştayda gerçekleştirilecek Fransa’ya Türk göçü konusu odaklı sunumlar, Türkiye’ye ilişkin farklı göç olguları üzerine çalışan araştırmacılar tarafından tartışılıyor. Sunum dilleri Fransızca ve Türkçe.
Çalıştayın bilim ve organizasyon komitesinde şu isimler yer alıyor: Hafsa Afailal (Université Rovira i Virgil / Université Galatasaray / IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Elif Aksaz (IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Armand Aupiais - L’homme (Université Paris 7 - URMIS / IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Kristen Biehl (Université Oxford - COMPAS / IFEA-Observatoire urbain d’Istanbul - Axe « Migrations et Mobilités »), Adeline Braux (IFEA - Observatoire du Caucase - Axe « Migrations et Mobilités »), Didem Danış (Université Galatasaray / IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Clémence Scalbert - Yücel (IFEA - Pôles d’études contemporaines)
Adı geçen çalıştayda şu sunumlar tartışmaya açılıyor:
IFEA’daki çalıştay, Fransa’ya Türk göçü konusunda çalışan, Fransa ve Türkiye’deki yükseköğretim ve araştırma kurumlarına kayıtlı doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin katılımına açık.
Çalıştayın amacı, Fransa’ya Türk Göçü hakkında farklı disiplinlerin buluştuğu, entellektüel paylaşım ve tartışma platformu oluşturmak olarak belirlenmiş. Çalıştay, IFEA’da, göç olgusuna geniş bir perspektiften bakılmasını destekleyen, "Göçler ve Hareketlilik" adlı araştırma biriminin (Axe de recherche « Migrations et Mobilités ») gelişimi kapsamında düzenleniyor. Çalıştayda gerçekleştirilecek Fransa’ya Türk göçü konusu odaklı sunumlar, Türkiye’ye ilişkin farklı göç olguları üzerine çalışan araştırmacılar tarafından tartışılıyor. Sunum dilleri Fransızca ve Türkçe.
Çalıştayın bilim ve organizasyon komitesinde şu isimler yer alıyor: Hafsa Afailal (Université Rovira i Virgil / Université Galatasaray / IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Elif Aksaz (IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Armand Aupiais - L’homme (Université Paris 7 - URMIS / IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Kristen Biehl (Université Oxford - COMPAS / IFEA-Observatoire urbain d’Istanbul - Axe « Migrations et Mobilités »), Adeline Braux (IFEA - Observatoire du Caucase - Axe « Migrations et Mobilités »), Didem Danış (Université Galatasaray / IFEA - Axe « Migrations et Mobilités »), Clémence Scalbert - Yücel (IFEA - Pôles d’études contemporaines)
Adı geçen çalıştayda şu sunumlar tartışmaya açılıyor:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







