Bu Blogda Ara

29 Kasım 2014 Cumartesi

Nejat Satı - Nefs

Nejat Satı - Nefs 4,
tuval üzerine akrilik, 55 x 45 cm.
[KanalKultur] - Nejat Satı, Nefs isimli yeni kişisel sergisi ile 8 kasım – 27 aralık 2014 tarihleri arasında Pi Artworks İstanbul'da sanatsverlerle buluşuyor. Sanatçı 2012 yılında Pi Artworks'te açtığı "Halet-i Ruhiye"nin ardından yeni sergisiyle, izleyiciyi tekrar ışığın ve rengin soyut formlara dönüştüğü, içsel ve derin olan, bir yandan da farklı algılara fırsat tanıyan evrenine davet ediyor.

Nejat Satı'nın bir süredir hem felsefi hem de estetik açıdan üzerinde durduğu "organik soyutlamalar" teması, Nefs isimli son serisinde, parçadan bütüne doğru ilerler ve sonunda adeta bir bedene bürünüyor. Katman katman işlediği tuvalleri hem maddeyi hem de ruhu yansıtıyor. Sanatçının kullandığı çarpıcı renkler ve bu renkleri deneysel bir yaklaşımla, üst üste bindirerek yarattığı renk geçişleri; duygu dünyasını, yani ten örtüsünün altında kalanları açığa çıkarıyor. Birden bire kabuğundan sıyrılıp beden üzerine yansıyan hisler ve insani arzular, aslında kendilerini en çok bu renk geçişlerinde ele veriyor.

Nefs'te göze çarpan duygu dünyası her zaman sakin ve tekdüze değil; tam tersi Nejat Satı'nın renklerle yarattığı formlar oldukça dalgalı ve hareketli. Bu formlar, ilk bakışta göze çarpanın altında yatan farklı dünyalara işaret ederken, bir tür enerji açığa çıkarıyor. Sanatçının tuvallerindeki katmanların arasında bedene, ruha, duygu dünyasına dair sırlar yatıyor. Bu sırlar sürekli bir devinim içerisinde, bir görünüp bir kayboluyor; zaman zaman sihirli müdahalelerle kendini ele veriyor.

Rafet Arslan, Nejat Satı'nın bu son serisini şu sözlerle yorumluyor:

"Kuşkusuz Nefs, geometrik olmayan bir soyut resmin; derinlik, doku ve kat kat plastik et'sellik ile kendi formlarını yaratma serüvenidir. Önceleri boşluğu; atmosfer, strüktür, peyzaj ile yoklamış bir ressamın artık olgunlaşmış cüretinde, boşluğunu beden ile nesneleştirmesinin; ruha dair arayışını maddeselleştirmesinin de öyküsüdür."

Bu sözler genç sanatçının devamlı bir arayış ve yenilenme içerisinde sürdürdüğü, deneysel yaklaşımlarla zenginleşen pratiğine de işaret ediyor.

Nejat Satı ışığı ve renkleri ustalıkla kullanarak, herkeste farklı duygular uyandırabilecek soyut formlar yaratıyor. Sanatçının belirli aralıklarla açtığı kişisel sergileri izleyiciye, şaşırtıcı bir devamlılık içerisindeki gelişen pratiğini izleme ve genç bir sanatçının olgunlaşma sürecine tanıklık etme fırsatı veriyor.

Nejat Satı

1982 yılında İzmir'de doğdu. 2004 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun oldu. Sanatçının son iki sergisi 2010 ve 2012 yıllarında Pi Artworks İstanbul'da gerçekleşti. Avrupa dışında Hong Kong – Yallay Center'da kişisel sergi açtı.

Katıldığı önemli sergiler arasında; Soyutla Başlamak, Kare Sanat, İstanbul, Türkiye; The Feeling of Happiness, Homa Art Gallery, Tahran, İran (2014); Hot Spot Istanbul, Haus Konstruktiv, Zürih, İsviçre (2013);  Karşılaşmalar: Türk Çağdaş Sanatı Kore'de, Araart Seul, Kore; Pi @ Q, Q Contemporary, Beyrut, Lübnan; Self Portrait, Alan İstanbul, İstanbul, Türkiye (2012) bulunuyor. [KanalKultur]

Nejat Satı - Nefs / 8 kasım  – 27 aralık 2014; Pi Artworks İstanbul, İstiklal Cad. Mısır Apt, 163/4, Beyoğlu - İstanbul; Tel.: (0212) 293 71 03

Talat Ayhan - Nocturne

[KanalKultur] - Talat Ayhan, 28 kasım - 17 aralık 2014 tarihleri arasında "Nocturne" adını verdiği kişsel resim sergisiyle, Galeri Soyut'ta sanatseverlerle buluşuyor.

Talat Ayhan

1974 yılında Samsun'da doğdu.1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden mezun oldu. 1998 yılında Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nde Sahne Ressamı olarak göreve başladı. 2005 yılında Başrealizatörlüğe (Baş Ressam) yükseldi. "Bahar Ayini" (MDT), "Bir Yaz Gecesi Rüyası" (MDT), "Ninniler Günü" (Çocuk oyunu), "Sihirli Dünya" (Çocuk oyunu), "Bir Tenör Aranıyor" (Operet), "Arda Boyları" (MDT), "Gündüz-gece"(MDT), Coppelia (Bale) gibi eserlerin dekor tasarımlarını gerçekleştirdi. Halen aynı kurumda görevine ve sanat alanındaki çalışmalarına Ankara'da devam ediyor.

Kişisel Sergileri

2014 Galeri Soyut / C Salonu - Ankara
2005 Türk - Amerikan Kültür Derneği – Ankara
2000 British Council - Ankara [KanalKultur]

Talat Ayhan - Nocturne / 28 kasım - 17 aralık 2014; Galeri Soyut, Yıldızevler Mah. R. Tagore Cad. Şehit Mustafa Doğan Sokak No: 82 / A – B, Çankaya – 06550 Ankara; Tel.: (+90312) 438 8670

28 Kasım 2014 Cuma

Sistemin çarklarına bir çomak gibi sıkışan insan, heykele konu oldu: Ozan Ünal Heykel Sergisi - İnsan Kara Bir Leke Değildir

Ozan Ünal - İtaat Edenler

Ozan Ünal - Kabullendim

Ozan Ünal - Hayal Kırıklığı


Ozan Ünal - Gelin
[KanalKultur] - Ozan Ünal'ın "ayağa dikildiği günden bu yana; kusursuz olması öngörülen (dayatılan) sistemin çarklarına; bir çomak gibi sıkışan insan"ı "hatırlattığı" ağaç yontu ve demir heykellerinden oluşan "İnsan Kara Bir Leke Değildir" sergisi, 27 kasım - 14 aralık 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin 2'de sanatseverlerle buluşuyor.

Ünal; demiri sert yapısalcı geometrik bir eleman olmaktan çıkarıp yumuşak bir modelaj malzemesi olarak işlerken; ağacı yontularıyla kimi zaman destekleyici elemanlarda kimi zaman da işin kendisi olarak kullanmayı seçmiş.

Ozan Ünal

1974 yılında İzmir'de doğdu. İlk orta ve lise eğitimini İzmir'de aldıktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Grafik Bölümü'ne girdi. Bu bölümü yarıda bırakarak aynı fakültenin Moda ve Aksesuar Bölümü'ne geçti.

Eğitimi sırasında Beymen Academia Tasarım Yarışması, Deri Günleri Tasarım Yarışması gibi tasarım yarışmalarında ödüller aldı. Merkezi Danimarka'daki SAGA International Design Center Young Designer Seminar'da Türkiye'yi temsil etti.

Ozan Ünal - Kapanık
2000 yılında "Sınırlandırılmış Hayalgücü-Tasarımcı Bakış Açısı" teziyle mezun oldu.

2001 yılında İzmir Karşıyaka'da Atölye Pi Tasarım ve Sanat Atölyesi'ni kurdu. Burada resim ve heykel çalışmalarına başladı.

Temmuz 1993 Sivas Katliamı Anıtı, 1 Mayıs 1977 Emek Anıtı, Denizlerin Dalgası gibi birçok kamusal heykel ve anıt çalışmalarına imza attı. Kişisel resim ve heykel sergilerinin yanı sıra çeşitli karma sergilerde bulundu. Halen atölyesinde ağırlıklı olarak heykel olmak üzere çeşitli disiplinlerde sanatsal çalışmalarına devam ediyor. [KanalKultur]

Ozan Ünal Heykel Sergisi - İnsan Kara Bir Leke Değildir / 27 kasım - 14 aralık 2014; Galeri Selvin 2, Bebek Arnavutköy Cad. (1. Cadde) 20A, Arnavutköy - Beşiktaş - İstanbul; Tel.: 0212.263 74 82

Yemek kültürüne sanatsal bakış: Damak tadının toplumsal belleği ya da TUNCA - Desire

TUNCA - "İsimsiz | Untitled"
2 x 0,8cm, 3,5gr 24 ayar has altın
| 24 ct pure gold, 0,28 ct pırlanta,
0,28 ct brilliant, 2014
[KanalKultur] - TUNCA, 2 aralık 2014 - 3 ocak 2015 tarihleri arasında "Desire" adlı kişisel sergisiyle, art ON Istanbul'da sanatseverlerle buluşuyor.

art ON Istanbul'daki, TUNCA'nın "Desire" isimli kişisel sergisini "damak tadının" politik, sosyal ve kültürel açılımları olarak tanımlamak mümkün. Proje, izleyecilere farklı, yakası açılmadık görsel tecrübeler sunmayı hedefliyor. Sanatçının iki yıldan beri üzerine çalıştığı dizi, 20. yüzyılı şekillendirmiş önemli liderlerin en sevdikleri yemeklerden yola çıkıyor.

Projesini gerçekleştirebilmek için profesyonel aşçılık eğitimi alan sanatçı, liderlerin sevdikleri yemekleri detaylı bir araştırmayla ortaya çıkarıp onların resimlerini yaptıktan sonra tarifleri bizzat kendisinin pişirirken gerçekleştirdiği performans videolarıyla, dün ve bugün arasında ilginç köprüler kuruyor. Castro'dan Churchill'e, Atatürk'ten Mao'ya dek, dünya haritasını yeniden çizen oniki siyaset adamının sofralarını büyüteç altına alan TUNCA, resim, fotoğraf, video, performans ve heykel tekniklerini kullararak oluşturduğu "çok katmanlı" anlatım diliyle, hem disiplinlerarası bir diyalog kuruyor, hem de tarihin satır arasında kalmış olan önemli detaylarına eğiliyor.

TUNCA - "İsimsiz | Untitled"
08.29, 1920 x 1080p, video, 2014
TUNCA tutkunun odak noktasında olduğu görsel araştırmalarında farklı bir tarih yazmak iddasında değil. Proje, izleyenlere soyut düşüncenin en somut hallerinden biri olan "yeme içme kültürünün" ne kadar farklı anlamlar yüklü bir kavram denizi olduğunu hatırlatırken, belgesel ve eğitici olmadan "damak tadının" aynı zamanda toplumsal bir bellek olduğunu da hatırlatıyor.

* * *

TUNCA's solo exhibition "Desire", hosted by art ON Istanbul, may possibly be defined as the political, social and cultural expansions of ‘taste'. This project aims to present to viewers a very distinctive, unheard-of visual experience. The series, on which the artist has been working for the last two years, focuses on the favourite meals of the distinguished leaders of the 20th century.

TUNCA - "İsimsiz | Untitled"
70 x 100 cm, asitsiz kağıt üzerine grafit
| graphite on acid-free paper, 2014
The artist who undertook a culinary education so as to realize his project, carried out a profound research on the most desired meals of the leaders, painted their pictures and took a performance video in which he cooks the recipes of these meals. With such an ambitious project, TUNCA builds an incredible bridge between the past and the present. Closely examining the dinner tables of the twelve politicians who have redefined the world map from Castro to Churchill, Atatürk to Mao, TUNCA puts forward the significant details hidden between the lines of the history. Thanks to the ‘multi-layered' expression style he created by using painting, photography, video, performance and sculpture techniques, the artist establishes an interdisciplinary dialogue.

TUNCA does not purport to write a different history through his visual searches in which passion reveals itself as the focal point. This project reminds viewers that ‘food and drinking culture", that is the most tangible form of abstract thinking, is a sea of notions that is full of different meanings. What's more is that, TUNCA brings to mind the fact that ‘taste' is a social memory without adapting a didactic approach.

* * *

TUNCA

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nde 2010 yılında eğitimini tamamladı.. Çalışmalarına Kadıköy, Yeldeğirme'nindeki atölyesinde devam ediyor.

Seçilmiş Sergiler:

2014 4. Uluslararası Çanakkale Bienali
2013 Kalıntı, Pi Artworks Galeri, İstanbul
2011 Elgiz 10 İstanbul Sergisi, Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, İstanbul
2010 Little Boy, Sanatorium Sivil Sanat İnisiyatifi-Çağdaş Sanat Galerisi, İstanbul [KanalKultur]

TUNCA - Desire / 2 aralık 2014 – 3 ocak 2015; art ON Istanbul, Şair Nedim Caddesi, No: 4, Akaretler - Beşiktaş - 34307 İstanbul

27 Kasım 2014 Perşembe

Mustafa Ayaz - Dansa Davet

[KanalKultur] - Çağdaş Türk Resim Sanatı'nın önde gelen isimlerinden, ressam Mustafa Ayaz'ın "Dansa Davet" adlı kişisel resim sergisi 2 - 31 aralık 2014 tarihleri arasında Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar Merkezi Vakfı, Mustafa Ayaz Sanat Galerisi'nde sanatseverlerle buluşuyor.

Mustafa Ayaz

1938 yılında Trabzon'da doğdu. 1963 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümünü bitirdi. 1966’da aynı kurumda asistan olarak çalışmaya başlayan sanatçı, 1985-1987 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde görev yaptı ve oradan emekli oldu.1987 yılında profesör olan Mustafa Ayaz aynı yıl Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ne atandı. 1988 yılı başında bu görevinden ayrılan sanatçı, halen Ankara'da yaşıyor ve çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürüyor.

Türkiye'de altmışı aşkın kişisel sergi açan ve 19 ödül kazanan sanatçı; Hindistan, Kuveyt, Mısır, Romanya, Bulgaristan, Polonya, Belçika, Fransa, ABD, İngiltere, Cezayir ve Almanya gibi pek çok ülkede karma sergi ve bienallere katıldı.

400’den fazla yapıtı yabancı ülke koleksiyonlarında, 4.000'e yakını da yerli koleksiyonlarda yer alıyor.

Sanatçı, "Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar Merkezi Vakfı" adı altında, tamamen kendi olanakları ve birikimlerini kullanarak 7 kattan oluşan bir müze yaptırdı. 5000 m² kullanım alanı olan bu müzede, müze alanı dışında, galeriler, resim atölyeleri, kütüphane, hediyelik eşya bölümü ve müze kafe bulunuyor. Müzenin 1. 2. ve 3. katlarında ise, Mustafa Ayaz'ın değişik dönemlerine ait eserleri sergileniyor. Giriş katında yer alan "Mustafa Ayaz Sanat Galerisi", 2007 yılında Mustafa Ayaz'ın resim sergisiyle açılmış; çağdaş plastik sanatların gelişmesi yolunda, yerli ve yabancı sanatçılara yönelik periyodik sergiler ve farklı sanatsal etkinlikler düzenleyerek, sanatseverlerle buluşmayı hedefliyor.

Ödülleri

1969 Gençler Arası Resim Yarışmasında 2. Mansiyon 1971– TRT Sanat Ödülü
1971 33. Devlet Resim ve Heykel Sergisi, 2.lik Ödülü
1972 34. Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Başarı Ödülü
1973 Cumhuriyetin 50. Yılı Resim Yarışmasında Başarı Ödülü
1975 DYO Resim Yarışması’nda Başarı Ödülü
1977 DYO Resim Yarışması’nda Başarı Ödülü
1980 41. Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Başarı Ödülü
1982 DYO Resim Yarışması’nda Mansiyon
1983 Meteksan Desen Yarışması’nda Başarı Ödülü
1983 44. Devlet Resim ve Heykel Sergisi, Başarı Ödülü
1986 T.Petrolleri A.Ş. Resim Yarışması’nda Başarı Ödülü
1988 Mimar Sinan 400. Yılı Anma 2.lik Ödülü
1999 Hacettepe Üniversitesi, 1998 – 1999 Akademik Yılı Sanat Ödülü
2005 EgeArt Sanat Fuarı Ödülü
2007 Çağsav Onur Ödülü
2007 ArtForum, Ankara 3. Plastik Sanatlar Fuarı, Mustafa Ayaz Müzesi, Kurum Onur Ödülü
2008 Sanat Kurumu, Resim Dalında Yılın Sanatçıları Ödülü
2008 Hacettepe Üniversitesi, 2008–2009 Akademik Yılı, Sanata Hizmet Ödülü
2009 Sanat Kurumu, Jüri Özel Ödülü
2009 Ankara Rotary Kulübü, Meslek Hizmet Ödülü [KanalKultur]

Mustafa Ayaz Kişisel Resim Sergisi - 'Dansa Davet' / 2 - 31 aralık 2014; Mustafa Ayaz Müzesi ve Plastik Sanatlar Merkezi Vakfı, Mustafa Ayaz Sanat Galerisi, Ziyabey Cad. No:25 Balgat - Ankara, Tel.: (0312) 285-89-98

13 Kasım 2014 Perşembe

Atatürk Türbesi'nden Anıtkabir'e

Toplumsal Tarih Kasım 2014'te yayınlanan 251. sayısında kapakta Mehmet Ö. Alkan'ın "Anıtkabir'in Tekke Zaviyeler Kanunu'na Aykırılığı: 'Atatürk Türbesi'nden Anıtkabir'e" başlıklı yazısı yer alıyor.

Mehmet Ö. Alkan, 1948'de Anıtkabir'in bir inkılâp düzenlemesi olan tekke ve zaviyeler ile türbelerin kapatılmasıyla ilgili kanuna aykırı inşa edildiğinin gündeme getirilmesini ve bunun etrafında gerçekleşen tartışmaları konu ediyor.

Vangelis Kechriotis aslen Kapadokyalı olan ancak II. Meşrutiyet'in ilan edildiği yıllarda İzmir'de yaşayan Emmanouil Emmanouilidis'e ve onun dâhil olduğu Karamanlı Rum Ortodoks cemaatine odaklanıyor. Milliyetçi akımların hızla yükseldiği bir dönemde Karamanlıların özel bir durumu, bir sıkışmışlığı var. Karamanlılar Osmanlı Devleti'ne bağlı kalarak, onun Bizans'tan devralınmış kurumları içinde çalışarak ve onları ıslah ederek devam edebileceklerini düşünüyorlar.

Çiğdem Oğuz, büyük dedesi İsmail Ekmekçioğlu'nun I. Dünya Savaşı'nda bulunduğu yerleri kaydettiği anılar ve savaşa dair aldığı notlardan oluşan defteri merkeze alıyor. Osmanlı Ordusu'nun bir neferi olan İsmail Ekmekçioğlu'nun anıları Kanal Harekâtı'ndan Hindistan'a Thayetmyo Esir Kampı'na uzanıyor.

Ümit Kurt, 1915'te tehcir edilen ve kıyıma uğrayan Ermenilerin geride bıraktıkları malların iadesi konusunda Cebel-i Bereket kazasına (Osmaniye) bakıyor. Fransız işgali döneminde kazadaki askeri valinin tuttuğu defter geri dönebilen Ermenilere iade edilen malların listesini içeriyor.

Hristian Georgiyeviç Rakovski tarafından Ekim 1912'de kaleme alınan, Balkan savaşlarının Osmanlı İmparatorluğu ve öteki Balkan devletlerine etkisini de okuyabildiğimiz bildirinin tam metnini Mete Tunçay çevirisi ile sunuyoruz.

Işıl Çakan Hacıibrahimoğlu ve Mehmet Perinçek, Sovyet Rusya'nın önde gelen komutanlarından M. V. Frunze'nin 1920'lerin başında ziyareti sırasında gerçekleşen yemekte dolaştırılan anı defterinin tam metnini yayınlıyorlar.

11 Kasım 2014 Salı

Sedat Veyis Örnek hatırlanıyor

Ankara Üniversitesi DTCF'de Halkbilim Bölümü tarafından 13 kasım 2014 günü Ankara'da Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği düzenleniyor.

Etkinliğin "Açılış Konuşmaları"nı Prof. Dr. Muhtar Kutlu (AÜDTCF Halkbilim Bölüm Başkanı), Prof. Dr. Abdülkadir Gürer (AÜDTCF Dekanı), Okan İbiş (Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü) ve Prof. Dr. Erkan İbiş (AÜ Rektörü) yapıyor.

Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği'nde, TUBİTAK SOBAG destekli 114K576 numaralı Sedat Veyis Örnek Sözlü Tarih, Biyografi ve Belgelik Çalışması Proje Ekibi tarafından "Hikayemiz: Sedat Veyis Örnek Çalışmaları" ile "Görsel Bir Biyografi Denemesi: Sedat Veyis Örnek" adlı iki çalışma meraklısına aktarılıyor.

Etkinlikte Sanem Yardımcı'nın "Sedat Veyis Örnek'in Tübingen Üniversitesi'nde Yaptığı (Türkiye'de Bilinmeyen) Doktora Tezi" başlıklı sunumunun ardından Prof. Dr. Şerafettin Turan "Tanıdığım Sedat Veyis Örnek" başlıklı bir konuşma gerçekleştiriyor.

Prof. Dr. Fuat Bozkurt'un "Bilim İnsanı ve İnsan Olarak Sedat Veyis Örnek"; Haluk Çağdaş'ın "Halkbilimin Çağdaş Filozofu" başlıklı sunumlarının akabinde Aylin Saraç "Sedat Veyis Örnek'ten Sesli Bir Hikaye: Mezarlıktan Bir Kaçış" ile Sedat Veyis Örnek Anma Etkinliği sona eriyor...

30 Ekim 2014 Perşembe

Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi Projesi Konferansı | Elternakademie für Eltern mit türkischem Migrationshintergrund - Abschulusskonferenz, 22. November 2014, Heidelberg

Heidelberg Eğitim Bilimleri Üniversitesi (Pädagogische Hochschule Heidelberg) bünyesinde faaliyet gösteren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT) ile Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu;  T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın malî desteğiyle 2013 yılı Aralık ayından itibaren "Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi" Projesi’ni yürütmeye başladı.

Projenin ana hedefi, Baden Türk Okul Birlikleri Dernekleri Federasyonu ile birlikte, Almanya'nın Baden bölgesinde yaşayan Türkiye kökenli velileri, Alman eğitim sisteminin yapısı, işleyişi ve beklentileri konularında bilgilendirmek, veli hakları ve okulda veli çalışmalarına aktif katılma temelinde kendilerini eğitmek olarak belirlendi.

30.11.2014 tarihinde nihayetlenecek projeyle ilgili ilk geçici sonuçlar "Abschulusskonferenz" başlığıyla düzenlenen Konferans ile 22. Kasım 2014 günü saat 14.00-18.00 arasında [AULA Keplerstraße 87, 69120 Heidelberg] PH Heidelberg'de açıklanıyor.

Katılım ücretsiz.

* * *

Das Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik (Hei-MaT) startete im Dezember 2013 gemeinsam mit der Föderation der Vereine türkischer Elternbeiräte in Baden das Projekt „Göçmen Türk Veliler İçin Veli Akademisi | Elternakademie für Eltern mit türkischem Migrationshintergrund“. Finanziell wird das Projekt, von Seiten des türkischen Präsidialamt für die Belange der im Ausland lebenden Türken und verwandter Volksgruppen unterstützt und gefördert.

Hauptziel des Elternakademie-Projekts ist es, Eltern und Familien mit türkischem Migrationshintergrund im Rahmen von Veranstaltungen und Seminaren hinsichtlich des Aufbaus des deutschen Bildungswesens, der Arbeit von Bildungsinstitutionen sowie den Erwartungen von Bildungsakteuren gegenüber den Elternhäusern zu informieren und zu sensibilisieren.

Am 30.11.2014 endet die Projektförderung. Mit der geplanten Abschluss-konferenz wird – gemeinsam mit allen Beteiligten - ein erstes Resümee bezüglich der erreichten Projektziele gezogen.
  
Abschulusskonferenz

22. November 2014, 14.00-18.00 Uhr, PH Heidelberg
AULA Keplerstraße 87, 69120 Heidelberg 

Programm

Grußworte (14:00-14:30)

• Sylvia Selke, Hei-MaT e.V., PH Heidelberg
• Hasan Ünsal, Erziehungsattaché, Generalkonsulat der Republik Türkei Karlsruhe
• N.N., Präsidialamt für die Belange der im Ausland lebenden Türken und verwandter Volksgruppen
• Kemal Ülker, Vorsitzender Föderation der Vereine türkischer Elternbeiräte in Baden

Vortrag (14:30-15:00) 

Prof. Dr. Havva Engin: Ausgewählte Ergebnisse des Projekts „Heidelberg Veli Akademisi“

Statements (15:00-16:00)

Inter-Disziplinäre Perspektiven auf das Thema „Zusammenarbeit mit (türkisch-stämmigen) Migranten-Eltern im Sinne einer Erziehungspartnerschaft“

• Perspektive Bildungspolitik – Miriam Aakerlund, SSA Mannheim
• Perspektive Schul-/Familienpsychologie, Nurettin Bagatur
• Perspektive Familien-/Jugendhilfe, Uğur Dinçel
• Perspektive Projekt-Moderatoren, Aynur Alanyalı

Pause (16:00-16:30)

Internationale Perspektive (16:30-17:00)

Enes Fatih Doğan, Anatolien Sprog& Kultur Center, Kopenhagen: Die Bildungssituation von Kindern und Jugendlichen mit türkischem Zuwanderungshintergrund in Dänemark und Schweden

Podiumdiskussion (17:00-18:00)

Wie gelingt eine erfolgreiche und nachhaltige Zusammenarbeit mit (türkischstämmigen) Eltern im Sinne einer Bildungs-/Erziehungspartnerschaft? 

• Sabine Hagenmüller-Gehring, Gemeinnützige Elternstiftung Baden-Württemberg
• Dr. Emy Koen, Kinder-/Jugendärztin, Weinheim
• Mahmut Pervaneli, Vorsitzender Türkischer Schul-Eltern-Verein Gaggenau
• Derya Şahan, Vorsitzende DITIB Bundesfrauenverband, Köln
• Ayfer Şahintürk, Leiterin Elterncafé Nebenius-Grundschule Karlsruhe

Wandel durch Dialog

Der vorliegende zweite Band der Schriftenreihe "Interreligiöser Dialog in gesellschaftlicher Verantwortung" der Eugen-Biser-Stiftung beleuchtet unterschiedliche Aspekte des Wandels der deutschen und europäischen Gesellschaft im Zuge der zunehmenden Präsenz des Islam in Europa. Es zeigt sich, dass die wachsenden Konfliktpotenziale, die sich nicht zuletzt in einer dezidierten und politisch organisierten Islamfeindlichkeit niederschlagen, langfristig nur auf dem Wege des Dialogs überwunden werden können. In dem Band werden Gesprächsangebote von muslimischer wie von christlicher Seite vorgelegt, die es anzunehmen und weiterzuführen gilt.

Engin, Havva; Reder, Michael (Hrsg.): Wandel durch Dialog: Gesellschaftliche, politische und theologische Aspekte des Dialogs zwischen Islam und Christentum. Reihe: Interreligiöser Dialog in gesellschaftlicher Verantwortung, Hrsg. von Heiner Köster im Auftrag der Eugen-Biser-Stiftung, Stuttgart 2014, 258 S., ISBN 978-3-17-025614-9.

Weitere Informationen zum Buch (Inhaltsverzeichnis, Vorwort und Leseprobe) erhalten Sie unter folgendem Link:

http://www.kohlhammer.de/wms/instances/KOB/appDE/Neuerscheinungen/Wandel-durch-Dialog/

Buchvorstellung und Podiumsdiskussion Wandel durch Dialog: Gesellschaftliche, politische und theologische Aspekte des Dialogs zwischen Islam und Christentum am 01.10.2014 an der Pädagogischen Hochschule Heidelberg

Die Leiterin des Heimat,
Prof. Dr. Havva Engin,
bei Ihrem Begrüßungsstatement
Anlässlich der Neuerscheinung des Sammelbandes Wandel durch Dialog: Gesellschaftliche, politische und theologische Aspekte des Dialogs zwischen Islam und Christentum (Reihe: Interreligiöser Dialog in gesellschaftlicher Verantwortung. Hrsg. von Heiner Köster im Auftrag der Eugen-Biser-Stiftung. Stuttgart 2014, ISBN 978-3-17-025614-9) lud das Heidelberger Zentrum für Migrationsforschung und Transkulturelle Pädagogik – Hei-MaT gemeinsam mit der Eugen-Biser Stiftung München zur  Buchvorstellung und einer anschließenden Podiumsdiskussion ein.

Die Veranstaltung fand unter dem Eindruck aktueller gesellschaftlicher Entwicklungen rund um das Thema religiöser Radikalisierungstendenzen muslimischer Jugendlicher in Europa bzw. Deutschland statt. Fakt ist, dass in letzter Zeit Islam und Muslime durch politische Umbrüche, Konflikte und Kriege in verschiedenen Ländern mit muslimischer Bevölkerung, aber auch durch Diskurse wie die Zunahme von Antisemitismus unter muslimischen Jugendlichen, dem Aufkommen einer so genannten "Scharia-Polizei" auf deutschen Straßen oder dem religiösen Extremismus der Salafiten im Fokus medialer Öffentlichkeit stehen und sich der Grundton der Berichterstattung zunehmend verschärft.

Stefan Zinsmeister, Geschäftsführer
der Eugen-Biser Stiftung München
hielt den Impulsvortrag zur Veranstaltung
Insofern galt das besondere Interesse diesem aktuellen Aspekt und damit den Positionen der einzelnen Podiumsteilnehmerinnen und Podiumsteilnehmer. Die Organisatoren formulierten im Hinblick auf die Veranstaltung folgende Fragestellung:

Wie kann ein Dialog zwischen Muslimen und den gesellschaftlichen und politischen Akteuren der hiesigen (Mehrheits-)Gesellschaft gestaltet werden? Macht ein Dialog in der angespannten Lage überhaupt Sinn oder muss er ganz anders geführt werden?

Die Podiumsteilnehmer im Gespräch
Der Prorektor der Pädagogischen Hochschule Heidelberg, Prof. Dr. Bernward Lange, eröffnete die Veranstaltung und konzentrierte sich in seinem Vortrag auf die Chancen des Begriffs “Dialog”, indem er betonte, dass der heute thematisierte Sammelbandtitel „Wandel durch Dialog“ einen Anspruch und Wirksamkeit erhebe; er stelle eine jüdisch, muslimische und christliche Prüfung dar und dies sei die Bedingung für einen Wandel durch den Dialog.

Stefan Zinsmeister, Geschäftsführer der Eugen-Biser Stiftung, betonte in seinem Impulsvortrag die Bedeutung der „Wandel durch Dialog“-Publikation und die politische Prägung entsprechender Grundgedanken durch Egon Bahr. Der Wandel stelle mehr als nur Annäherung dar; es sei mit Anstrengung und Perspektive auf eine neue Wirklichkeit verbunden. Es müsse ein Gewicht auf politische Aspekte zum Zusammenleben in Deutschland gelegt werden, wobei die gemeinsame „Hausordnung“ mit gleichen Pflichten aber auch Rechten für alle im Vordergrund zu stehen habe. Für das Gelingen eines Dialogs sei die Schaffung eines Raum für Begegnungen auf Augenhöhe unabdingbar, denn nur konkrete Gespräche ermöglichten ein Erreichen solcher Ziele.

An der anschließenden Podiumsdiskussionen nahmen Dr. Bekir Alboğa, Beauftragter für interreligiösen Dialog der "Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion" (DITIB), Köln, Dr. Max Bernlochner, Ministerium für Integration Baden-Württemberg, Referat Interkulturelle Angelegenheiten, Stuttgart, Yakup Divrak, Alevi Bektaşi Gemeinde Heidelberg und Umgebung, HABT, Heidelberg, Dr. Jens Hildebrandt, Dez. III, Bildung, Jugend, Gesundheit, Mannheim sowie Şafak Öztürk, Turkuaz Plattform, Düsseldorf teil. Die Runde wurde von  Dr. Katja Thörner, Eugen-Biser-Stiftung München und Prof. Dr. Havva Engin, PH Heidelberg, moderiert.

Zu Beginn der Gesprächsrunde wurden die muslimischen Podiumsteilnehmer danach gefragt, welchen Eindruck die mediale Bericherstattung über den so genannten “Islamischen Staat – IS” bei ihnen hinterlässt und wie sie die diesbezügliche Stimmung in den Gemeinden einschätzen.

Safak Öztürk, Vertreter der Turkuaz Plattform und Lehrkraft an einer Sekundarschule, betonte, dass er durch seinen Beruf viel Kontakt zu Kindern und Jugendlichen muslimischer Herkunft habe und immer wieder an einer klaren Distanzierung seitens der Muslime zur “IS” gearbeitet werden müsse. Die Bewegung sei inakzeptabel und stehe nicht für den Islam, sondern sei Teil des „Neo-Islams“.

Yakup Divrak verwies darauf, dass die alevitisch-bektaschitische Gemeinde, die er vertrete, Gewalt und Krieg im Namen der Religion strikt ablehne, diesbezüglich daher viel Arbeit auf der Ebene der Gesamt-Gesellschaft aber auch auf der Ebene der muslimischen Gemeinden vor ihnen läge.

Dr. Bekir Alboğa machte darauf aufmerksam, dass bei ihm zunehmend verunsicherte Eltern für deutschsprachige Vorträge für ihre Kinder und Jugendlichen in den Moscheen nachfragten. In seinen Augen sind salafistische Prediger, welche um die Jugendlichen werben, nicht theologisch geschult, sondern gehen äußerst demagogisch und willkürlich mit dem Koran um. Es handele sich um indoktrinierte Menschen, die keine Basis für eine theologischen Auseinandersetzung böten. Leider würden die radikalen Prediger verstärkt bei Jugendlichen, die vorher ein „un-muslimisches“ Leben bzw. eines ohne Werte-Fundament geführt hätten, auf Anklang stoßen, was sehr bedenklich sei.

Veranstaltungteilnehmer verfolgen
die Diskussion zwischen Podium und
Wortmeldungen einzelner Teilnehmer
Dr. Max Bernlocher als Vertreter des baden-württembergischen Integrationsministeriums betonte, dass deshalb zuerst in den Gemeinden und dann in der Politik angesetzt werden müsse. Dazu brauche man Dialogversammlungen mit Verbänden und muslimischen Einzelpersonen, die bei „runden Tischen Islam“ zusammen kommen können, um sich darüber auszutauschen, wie die Strukturen der radikalislamischen Strömungen und Netzwerke funktionieren und wie Gemeinden nachhaltig gegen diese wirksam werden können.

Dr. Jens Hildebrandt als Vertreter der Stadt Mannheim unterstrich ebenfalls, dass Islam und “IS” nicht zusammen gehörten. Problematisch sei mittlerweile, dass in Mannheim Muslime, die sich für ihre Rechte einsetzen, durch die aktuellen negativen Berichte nicht mehr gehört würden. Die Kommunen hätten die Aufgabe,  zu dechiffrieren und Dialogmöglichkeiten auf Augenhöhe zu schaffen, um Radikalisierungsbestrebungen von Anbeginn zu erkennen und ihnen wirksam zu begegnen.

Im Anschluss erhielten Teilnehmerinnen und Teilnehmer der Veranstaltung Gelegenheit, zu den Ausführungen des Podiums Stellung zu nehmen und eigene Standpunkte zum Thema darzulegen.

Im regen Austausch mit dem Podium kristallisierte sich heraus, dass der beste bzw. effektivste Weg gegen Radikalisierungstendenzen von Jugendlichen -  seien diese nationalistisch oder religiös motiviert – darin bestünde, eine bessere Zusammenarbeit von (religiösen) Gemeinden und  Verbänden über die Religionsgrenzen zu erreichen. Die Diskutanten unterstrichen, dass es allen am Dialog Beteiligten um die Wahrung universeller menschlicher Grund-Werte in einem demokratischen Rechtsstaats gehe, darum eine Kooperation über Religionsgrenzen unerlässlich geworden sei.

Die Veranstaltung klang mit regen bilateralen Gesprächen im Foyer aus.