Bu Blogda Ara

16 Ekim 2013 Çarşamba

Aydan Birdevrim: Anadolu Kapı Tokmakları ve Bu Formlardan Yola Çıkarak Üretilen Çağdaş Seramik Formlar

[© Aydan Birdevrim - KanalKultur] - Mimarlık yapısı sadece üstü örtülmüş duvarlarıın hapsettiği barınacak yer değildir. Birtakım yollara başvurularak daha hareketli, daha yaşamı güzelleştirecek biçimlere ulaştırılabilir. Bunun çeşitli örneklerinden biri de kapı tokmaklarıdır.

Kapıyı çalıp ziyareti evdekilere haber vermeye, tutup çekerek kapatmaya yarayan halka ve tokmaklar; yalnızca fonksiyonlarıyla değil, estetik değerleri bakımından da bir devrin sanat görüşünü, anlayışını dile getiren eserlerdir.

Tokmak adını verdiğimiz aksam, belirttiğimiz gibi ses duyurmada kullanılır.

Tek parçadan oluşan tokmak, köçek adı verilen bağlantı halkası ile kapıya takılır.

Tokmağın altında ayna dediğimiz süsler bulunmaktadır. Bazen de tokmak olduğu gibi takılır.

Tokmak kolu vurulduğunda ses çıkarılması için alt ucunda yine kanat tahtasına çakılmış bir kabaraya vurulur.

Kapı kanatları üzerinde yardımcı unsur olarak görev alan halkalar, yuvarlak bir halka aynasının ortasına çakılır. Bunların da tokmak yerine geçen çeşitleri vardır. Bu halkalara şakşak veya çekecek de denilmektedir.

Tokmaklardaki Figürlerin Kökeni

Kapı tokmaklarının her biri değişik biçimlerde yapılmış olup üzerlerinde kartal, kuş, yılan, ejder gibi hayvan şekilleri, insan ve Medusa figürleri, stilize edilmiş bitki motifleri ile birlikte geometrik desenler bulunmaktadır.

Bu figürler zaman içinde değişime uğramışlar, Müslümanlığın kabulünden sonra hayvan ve insan tasvirleri azalmaya başlamış bir süre sonra da yok olarak yerlerini sade şekillere, halkalara, oval ve yuvarlak formlara bırakmışlardır.

Bütün bunların tesadüf olmadığı insanların inanışları ve töreleri doğrultusunda geliştiği ortadadır.

Türk sanatının geçirdiği evrimlere bakıldığında pazarlık, şibe, karakol ve katanda kurganlarından çıkan bulgulardan göçer Hunların günlük hayatta kullandıkları eşyaların üzerine resim ve kabartmalar yaptıkları görülmektedir. Yaşam şekillerinden dolayı bunlar hayvan ve bitki figürlerinden oluşmaktadır. Bunun bir nedeni de batıl inanışlarının olmasındandır. Maddi yaşantılarının dışında manevi değerlere bağlanırlar ve bu değerlere ancak sihir ve tılsımla ulaşabileceklerini sanırlardı. Kuvvetli bir hayvana ait biçimlendirilmiş nesneyi üzerlerinde veya yakınlarında bulundurmakla o kuvvetin kendilerine geçmesini ümit ediyorlardı. O yüzden İç-Asyalı sanatçı için işlenecek en popüler konu hayvan uslubuydu.

Gazneli ve Selçuklu yapılarında tılsımlı olarak kabul edilen, koruyucu özelliği olduğuna inanılan hayvan figürlerinin kullanılmasının nedenlerinden biri de ata kültürlerinin ya da "Atalar Kültü"nin devamıdır.

Kapı tokmaklarının tasvirleri ve mitolojik yönünü ele alıp baktığımızda ilginç sembollere rastlıyoruz. Örneğin insan için bir duyuru aracı olarak görev alan kapı tokmaklarının üzerindeki figürler; her dönemin sanatçıları tarafından inançları, korkuları, ümitleri doğrultusunda sembolik maksatları düşünülerek yapılmıştır.

Urartular zamanında yapılan formlarda yılan başları var. Urartular, yılan başlarını şeytanın evlerine girmemesi için işlemişlerdir. Bunlara Selçuklular döneminde de rastlanmaktadır.

Selçuklu hayvan kompozisyonlarının Orta-Asya inançlarına bağlı sembolik anlamlar taşıdıkları anlaşılmıştır. Aslan, sfenks, kartal, grifon gibi hayvanlar; kullanıldıkları yere göre bazen güneş aydınlık, bazen hükümdarlık, bazen de ölüm sonrası yaşam ve cennet sembolü olarak yer almıştır.

Selçuklularda insan figürleri cepheden tasvir edilmiştir. İnsan figürü Anadolu'da rozet şeklinde canlandırılarak ay ve güneşi sembolize eder. Aslan; en çok kullanılan motiftir. Kuvveti ve kudreti temsil eder. Kötülükten ve düşmandan koruyan unsur olarak yapılır. Ejder, kuyruklu aslanlar aynı hayvan üzerinde zıt prensibi birleştirir. Aslan aydınlık ve güneş, ejder ise ay, yeraltı ve karanlık sembolüdür.

Selçuklu sanatında çok kullanılan tek ve çift başlı kuş ya da kartalın Şaman dini inanışlarından geldiği bir gerçektir. Kartal kudret, kuvvet ve koruyucu ruh olarak kabul edilmiştir. Orta-Asya inanışlarına göre her insanın kuş şeklinde bir koruyucu ruhu vardır.

Ejder çifti karanlık ve kötülükle savaşı sembolize eder. Orta-Çağ'da ay ve güneş sembolü olarak yeralır. İçeriye kötülüğü, düşmanlığın girmesini önlediği düşünülmüştür. Aslan ve ejder kompozisyonlarında zıt güçlerin savaşını sembolize eder.

Kapı Tokmakları ile İlgili Sosyal Bulgular

Kapı, Anadolu evinde önemli ögedir. Ailenin sosyal ve kültürel kimliğini belirler. Tokmaklar da aynı şekilde içeride yaşayan topluluğun sosyal durumunu simgeler. Zenginin kapı tokmağı kalın, ağır süslü, pirinçtendir. Fakirin ise ince, basit, demirden ve halkadandır.

Kimi, kapıların üzerinde ana tokmakların altında ikinci bir tokmak vardır. Kapıdan büyük tokmağın sesi geliyorsa, gelen misafir erkek, küçük tokmağın sesi geliyorsa gelen misafir kadındır. Zor durumda kalan birinin kapı halkasını tutması kapıya sığınmak anlamındadır. Bektaşilerde kapı üç kere çalınırdı. Birincisi Allah, ikincisi Muhammed, üçüncüsü Ali'yi ifade etmekteydi. İki kanattaki halkalar birbirine kurdela ile bağlanmışsa evde kimse yok demektir.

El formundaki tokmaklarda kimi elde yüzüğün hiç olmaması, kimi elde orta parmakta veya yüzük parmağında yüzüğün olması ev sahibinin bekar, evli ya da dul oluşunu simgeler. Eve gelen konuk tanıdıksa kapıdaki halkayı, yabancıysa kapı tokmağını vurmaktadır. Böylece ev sahipi evdeki durumu ona göre ayarlar. El şeklindeki tokmakların kapıya vuran kısmında iyiliği, bolluğu, sonsuz hayatı simgeleyen nar meyvesi bulunmaktadır. Kişinin içeridekilerle ilk teması bu bereket sembolünü tutan ele dokunarak başlar.

Kapı halkalarının bir kurdela ile sıkı sıkı bağlanması evde kimsenin olmadığını, gevşek bağlanması evdeki kişinin yakın zamanda döneceğini, sadece bir halka bağlandığı takdirde evde insan olduğunu gösterir.

Kapı Tokmaklarının Yapım Teknikleri

Yapım tekniklerini ikiye ayırabiliriz. Bunlar dövme ve dökümdür. Bu yapılan tokmakların üzerindeki süslemeleri de meydana getirebilmek için Türk maden sanatında kullanılan kazıma, kabartma, telkari, telik işi, kakma ve yaldız gibi süsleme teknikleri kullanılmıştır.

1- Dövme Tekniği : Ateşte kızdırılmış olan madenin örste dövülerek çeşitli şekillere dönüştürülmesidir. Usta tek tek uğraştığında bu yöntemle çalışmak uzun zaman alır.

2- Döküm Tekniği : Eritilmiş madeni istenilen biçimlerde hazırlanan kalıplara dökülerek dondurulmasıdır. Döküm tekniğinde çok sayıda eser kısa sürede yapılır. Tunç dökümden olan kapı tokmaları zengin ve gösterişlidir. Üzerlerinde çok fazla oyma bulunduğu gibi, sade olanları da mevcuttur.

Tunç dökümle yapılan kapı tokmaklarının en önemlisi Selçuklu dönemine ait olan Güneydoğu Anadolu'daki Cizre Ulu Camii kapı tokmaklarıdır. Bunlardan biri 1969 yılında götürülmüştür. Şu an Kopenhag David Koleksiyonu'nda bulunmaktadır. Tokmak yerinden sökülürken aslan başı şeklindeki parçası kırılmış ve kapının üzerinde kalmıştır. Bu nedenle David Koleksiyonu'ndaki tokmağın aslan başı biçimindeki parçası noksandır. Sağlam durumdaki ikinci tokmak yerinden sökülerek İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesi'ne nakledilmiştir. Cizre Ulu Camii'ne ait bu tokmakların figürlerindeki ejderler badem gözlü, sivri kulaklı ve kanatlıdır. Kanatlarını ısırır biçimde tasvir edilmiş olan ejderlerin pullarla örtülü gövdeleri birer düğüm oluşturmakta, birbirlerine dolanan kuyrukları kartal başlarıyla bitmektedir. Boyu 28 cm., eni 24 cm.dir.

Güneş veya aydınlığın sembolü olan aslan başı ve kartal ile tasvir edilen ejder figürlerinin zıt bir oluşumu karanlığı ve aydınlığı temsil ettiği düşünülmektedir. Ayrı ayrı kudret sembolü olan bu üç hayvanın birlikkte kullanılması da kuvveti ve gücü simgelemektedir.

Cizre Ulu Camii'ne ait tokmakların bir benzeri Tiflis'te bulunmuş ve halen Batı Berlin Müzesi'nde İslam Eserleri bölümünde sergilenmektedir.

Kapı tokmağı yerine geçen şakşak ve çekecekler ayna ya da göbek adı verilen bir parçayla, bu parça üzerine bağlantılı bir halkadan meydana gelmiş süs unsuruna denir.

Şakşaklar hem kapı tokmağı gibi ses çıkarmada hem de kapı kanatlarını açıp kapatırken kanatları çekmede kullanılır. Oldukça kalın bir sac, ustanın zevkine göre kesilir. Toprakta hazırlanmış bir çukura yerleştirilir. Çekiçle bombeleştirilir. Daha sonra makasla kenarlarına şekil verilir. İsteğe göre zımba ile çeşitli yerleri delinerek desen yapılır. Bu parça kapıya asılır. Ortasına halka takılır. Desenler çoğunlukla bitki, hayvan ve yazı unsurlarının stilize edilmeleri ile meydana gelir. Anadolu'nun Hitit sanatını hatırlatan desenler de mevcuttur. Şakşak çakılmadan önce göbek kısmını kırmızı kadife veya cuha yerleştirilir. Her biri teker teker elde edilir.

Anadolu'daki Kapı Tokmakları

Amasya: Buradaki kapı tokmakları iki kısımda incelenmektedir.

1- Figürlü kapı tokmakları: El, ejder ve aslan başı şeklindedir. Demirden ve döküm tekniği ile yapılmışlardır. El figürü kapı tokmağı içinde küre bir kısım bulunmaktadır. Vurulduğu zaman ses çıkartan kısımdır. Follos figürü kapı tokmaları; follosun yüzeyi ince yüzeysel silmeli olup tokmağın kaide kısmı yoktur. Başı yuvarlak, boyun kısmı incedir.

2- Figürsüz kapı tokmakları: Bunlar genelde ortada ayna ve bunun üzerinde halkadan ibarettir. Bunlar genellikle demirdendir.

Bursa: Kapı kanatları üzerindeki kapı tokmakları iri halkalar halinde olup ayna kısımları stilize edilmiş, bitki ve çiçek motiflerinden ibarettir.

Cumalıkızık: Kapı tokmakları halka formunda olup pirinç ve demir döküm tekniği kullanılmıştır. Cumalıkızık'ta üç tip tokmak vardır. Birincisi tokmak yerine geçen halkalar. İkincisi aynanın ortasına takılan bir halkadan oluşanlar. Bunların motiflerinde Ramile kullanılmaktadır. Ajur kesme yöntemiyle şekillendirilmiştir. Üçüncüsü ise stilize edilmiş çiçek motiflerinden oluşmuştur. Aynanın ortasında hareketli kısım bulunmaktadır.

Diyarbakır: En önemlileri stilize edilmiş kuş ve hanımeli şeklinde olanlarıdır. Şakşak ve çekçeklere rastlanır. Demirden dövme veya dökme olarak yapılmaktadır.

İzmir: Buradaki kapı tokmakları çok çeşitlidir. Bitki motifleri güvercin, kuş, aslan, deniz kabuğu, balık, insan ve çocuk fiigürleri bulunmaktadır. El figüründe bileklerdeki kıvrımlar çok güçlüdür.

Kayseri: Evlerdeki girişler avluya açıldığından tokmakların iyi ses verebilmesi için sağlam malzeme kullanılmıştır. Motiflerde aslan, kartal, hanımeli şeklinde olanlarıdır. Daha basit olanları da vardır. Bunlar demirden yapılmıştır.

Kemaliye: Vazolu veya vazosuz çiçekler, yapraklar, çift kulplu geniş ağızlı vazo formları bulunmaktadır.

Safranbolu: Tokmaklar genelde oymalı aynanın ortasına bağlanmış bir halkadır. Bunun yanında yine haber vermek için de kullanılan kapı madalları son derece zariftir. Nazara karşı koruduğuna inanılan mührü süleyman olarak bilinen üst üste konmuş iki eşkenar üçgenin oluşturduğu alt kolla yıldız motifi ile süslenmişlerdir. [© Aydan Birdevrim - KanalKultur]

Aydan Birdevrim

1963 yılında Bursa'da doğdu. 1985 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam-Seramik Bölümü'nden mezun oldu. 1986'da atölyesinde özgün seramik çalışmalarına başladı. 1997'de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Prof. Dr. Erdinç Bakla danışmanlığında yüksek lisansını tamamladı. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Cam Seramik, Çini İşlemeciliği programında öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Çini İşlemeciliği Program Başkanlığı görevine getirildi. 2004'te Yıldız Porselen Fabrikası için özel tasarımlar yaptı. Pek çok karma sergiye katılan sanatçının, 10 kişisel sergisi bulunuyor. Halen İstanbul Üniversitesi cam seramik ve çini programında ders veriyor...

Kişisel Sergiler

2011 Cam-Seramik Sergisi / Kütahya
2009 KulturPunk Wipperführt Galerisi / Almanya
2006 Vakko Beyoğlu Sanat Galerisi / İstanbul
2006 İş Sanat İzmir Galerisi / İzmir
2004 İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası / Beyazıt
2004 Efsun Sanat Galerisi / Kadıköy
2003 Vakıfbank Kemal Sunal Sanat Merkezi / Beyoğlu
1998 Art Galeri / Selamiçeşme
1997 Marmara Üniversitesi G.S.F. / Acıbadem
1996 İş Bankası Sanat Galerisi / İstanbul


Karma Sergiler ve Etkinlikler

2011 Çini Basamaklarından Zamana Yürüyüş Sempozyumu / İstanbul
2011 Aydan Birdevrim Cam-Füzyon Çalıştayı / Kütahya
2011 Artexpo2011 International Art Center / Üsküdar
2010 "Wuppertal 24h live" / Almanya
2010 Art Fair Nrw, Sanat Fuarı Duisburg / Almanya
2010 '1.Origami Rose' Sergisi İnternational'Art Center / Üsküdar
2010 Cam Dostları Grubu İstanbul Üniversitesi'nde Buluşuyor / Beyazıt
2009 Genç Sanatçıları Destek Vakfı Yıl Sonu Sergisi Wuppertal / Almanya
2009 İstanbul Üniversitesi Yıl Sonu Sergisi Beylerbeyi Sarayı / Beylerbeyi
2009 Marmara Üniversitesi Eski Mezunlar Sergisi / Acıbadem
2008 Marmara Üniversitesi Eski Mezunlar Sergisi / Acıbadem
2008 Cam Dostları Grubu Çağdaş Cam Sanatçıları Sergisi Akdeniz Üniversitesi / Antalya
2008 Barış Ağacı Sempozyumu. Proje sahibi, Workshop-Seminer –Çinilerden Oluşan Barış Ağacı Yapımı, Cam – Seramik – Heykel Karma Sergi / İstanbul
2008 -Barış ağacı Sempozyumu, Proje Sahibi, Cam – Seramik – Heykel Karma Sergi, Workshop-Seminer – Çinilerden Oluşan Barış Ağacı / Wuppertal - Almanya
2008 Cam Müzesi Açılış Sergisi / Eskişehir
2008 Cam Dostları Grubu Çağdaş Cam Sanatçıları Sergisi, Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi Sanat Galerisi / İzmir
2008 2008 Türkiye'sinde Dünya Kadınlar Günü Cumhuriyet ve Türk Kadını Plastik Sanatlar Sergisi, Atilla İlhan Kültür Merkezi / İzmir
2007 50 yılın Sanatçı ve Tasarımcılar sergisi Marmara Üniversitesi G.S. F / Acıbadem
2007 Agoraku Sanat Buluşması, Seramik Heykeller ve Dilek Ağacı / Çanakkale
2007 İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyeleri Sergisi Kuyucu Murat Paşa Medresesi / Beyazıt
2007 Cam Dostları Grubu Cam Tutkusu Sergisi, Anadolu Üniversitesi / Eskişehir
2005 Derin Art Galeri / Etiler
2005 Kuyucu Murat Paşa Medresesi / Beyazıt
2005 T.C Adalet Bakanlığı Paşakapısı Kadın Cezaevi Müdürlüğü / Üsküdar
2002 Kuyucu Murat Paşa Medresesi / Vezneciler
2002 İstanbul Üniversitesi Açılış Şenlikleri Karma Sergisi / Beyazıt
2002 1.Uluslararası Sanat Buluşması Seminer ve Workshop, D.A.Ü / KKTC
2002 1.Uluslararası Sanat Buluşması İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlileri Sergisi / Kıbrıs
2002 Bahçeşehir Üniversitesi Sergi Salonu / Bahçeşehir
2001 Veteriner Fakültesi Açılışı Öğretim Görevlileri Sergisi / Avcılar
2001 İstanbul Üniversitesi Açılış Etkinlikleri Karma Sergisi / Beyazıt
2001 Veteriner Fakültesi / Avcılar
2001 Balıkesir Müzesi Öğretim Görevlileri Karma Sergisi / Balıkesir
2000 İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y.O. Öğretim Görevlileri Sergisi, BarışManço Kültür Merkezi / Avcılar
2000 Uluslararası Seramik, Porselen ve Cam Teknolojileri Fuarı Seramitek İstanbul -2000 / İstanbul
1999 Uluslararası Seramik, Porselen ve Cam Teknolojileri Fuarı Seramitek İstanbul-99 / Beylikdüzü
1998 Çanakkale Seramik 41.Yıl Seramik Sergisi / Çan
1998 İstanbul Üniversitesi Kültür Merkezi Sergi Salonu / Avcılar
1998 Işık Üniversitesi Sanat Galerisi / İstanbul
1996 Basın Müzesi / Eminönü
1994 Ege Kültür Vakfı Tabak Sergisi / İzmir
1994 İstanbul Üniversitesi T.B.M.Y. O. Sergi Salonu / Avcılar


Proje ve Uygulamalar

2011 Büyükçekmece renklerle buluşuyor duvar resimleri
2011 Büyükçekmece kurganının seramik panolarla kaplanması
2010 İst. Ü. ve Boğaziçi Ü. Kültür Nehri İstanbul 2010 için Barış Yolu projesi seramiklerden oluşmuş Yol
2010 İ. Ü Tepecik binası koridorları çini panolar
2010 Almanya Duygu ve Hisler Parkı Barış Ağacı Projesi, 3.Ağaç Heykeli Çalışmaları
2009 Fatih Üniversitesi 2.Kristal Klaket Kısa Film Yarışması özel ödül tasarımları
2009 İ.Ü Veteriner Fakültesi Bahçesi At heykeli Restorasyonu
2009 İ.Ü Avcılar Yerleşkesi Kreşi Seramik Pano (1 adet)
2008 Fatih Üniversitesi 1.Kristal Klaket Kısa Film yarışması özel ödül tasarımları
2008 Almanya Genç Sanatçıları Destek Vakfı Bahçesi Çinilerden Oluşmuş Ağaç Heykeli
2008 İ.Ü Avcılar Yerleşkesi Bahçesi Çinilerden Oluşmuş Ağaç Heykeli
2008 Barış Ağacı Projesi Almanya ve Türkiye Sempozyumu
2008 İ.Ü. Avcılar Yerleşkesi Sosyal Tesis İ.Ü Logosu Seramik Pano (1 adet)
2005 İ.Ü. Veteriner Fakültesi Seramik Duvar Panosu (2 adet)
2004 İ.Ü. Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Yönetim Katı Çini Panolar


























Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme