Bu Blogda Ara

Asya Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Asya Kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2015 Pazartesi

İslam ve Çin Medeniyeti

[KanalKultur] - Çin Pekin Üniversitesinde “İslam ve Çin Medeniyeti” sempozyumu düzenleniyor.

Çin Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsü, Kerim Vakfı ve Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi ortak girişimi ile Pekin Üniversitesi'nde 2 - 8 nisan 2015 tarihleri arasında “İslam ve Çin Medeniyeti” uluslararası sempozyumu düzenleniyor.

Sempozyum, dünyanın çeşitli ülkelerinde, İslam ve Çin medeniyeti konularında çalışan uzman, akademisyen ve öğrenciyi bir araya getirerek karşılıklı anlayışı zenginleştirmek, iletişim ve etkileşim imkanlarını ilerletmek amacıyla gerçekleştiriliyor.

Çin’in en önemli ve en büyük üniversitesi olarak tanınan Pekin Üniversitesi, İslam konulu uluslararası bir toplantıya ilk kez ev sahipliği yapıyor.. Sempozyumun açılışını Cemalnur Sargut ve Tu Weimming yapıyor.

Sempozyumda Cemalnur Sargut “İslam Tasavvufu ve Kadim Konfiçyüs Anlayışının Mukayesesi”, Mahmud Erol Kılıç “Dinde Fanatizmin Kaynağı ve Modern Zamanlar”, Ekrem Demirli “İlmi talep ediniz, velev ki Çin’de olsun:’ Tasavvuf Metinlerinde Çin’e Dair Bazı Atıflar”, Osman Nuri Küçük “Lao Tzu'nun Önerdiği İdeal İnsan Nitelikleri ile  Tasavvufi Düşüncedeki İnsan-ı Kamil Anlayışının Mukayesesi”, Semih Ceyhan “İnsanlığın Çinli Mührü: Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü'l-Arabi'ye göre mistik bir metafor ve gerçeklik olarak Çin” Mohammad Khalil, “İslâm ve Başkalarının Kaderi: Modern Dönem Öncesi Gayrimüslimlerin Selâmeti Değerlendirmelerine Dair Çağdaş Tashihler”, Kristian Peterson “Çin’de Kur’ân’a Yaklaşım” , Mohammad Rustom “Çin’li Müslümanlar”... başlıklı sunumlarını tartışmaya açıyor.

2011 yılında Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsünde Ken’an Rifai İslam Araştırmaları Kürsüsü kuruldu. Kürsünün ilk profesörleri tasavvuf alanında önemli çalışmalarıyla tanınan William Chittick ve Sachiko Murata. Çin Pekin Üniversitesi İleri Beşeri Bilimler Enstitüsü, tarihçi-filozof Tu Weiming tarafından yönetiliyor. Tu Weimming, Enstitü bünyesinde bulunmakta olan İslam Araştırmaları kürsüsünün çalışmalarını şöyle değerlendiriyor: “Yapılan bütün bu çalışmalar, Çin’in hali hazırdaki kendi içine bakma ve kendini anlamasına yönelik İslâm’ın ahlâki bakışını ve dini soruları ortaya çıkarma kabiliyetidir.” [KanalKultur]

11 Şubat 2014 Salı

Yaşar Kalafat: Lezgiler'de Halk İnançları

Dr. Yaşar Kalafat
Lezgiler hakkındaki ilk bilgileri Ağdaş'ın Lezgi Mahallesi Şamil sokağında yaşamakta olan bir Lezgiden aldık.[1]

1979 yılı resmi kayıtlarına göre 383 000 Lezginin158.000'i Müslüman'dır ve Azerbaycan'da yaşamaktadır. Dillerinin Ahtı dialekti, Kuredi dialekti, Güney dialekti vardır. Edebi dilleri Güney dialektine dayanır kendilerini Lezgiyat olarak adlandırır Dağıstan''ın güneydoğusunda ve Azerbaycan'da yaşarlar.

Lezgiler'in hemen hepsi demircilik yapıyorlar. Ağdaş demircilerinin % 90'ı Lezgidir. Lezgiler'de örse ant içildiğini duymuştuk. Bunu doğrulamak istedik. Aldığımız" cevapda cürbe cür Lezgi var. Ahtılar, Lutullar falan var. Bunlardan aynı aileden gençlerin birisi Rutul'u anlayıp Ahti'yi anlamadığı olur. Ağdaş Lezgiler'inde örse ant içmek yoktur ancak demircilik Lezgiler'de nesilden nesile geçer. Demircilik bize uykuda Allah tarafından verilmiştir. Demircilik Lezgiler'e peygamber zildanı / kutsal vergisi armağanıdır." denir ve Hz. Davut (a.s) demirciliğin piri olarak bilinir. Hz. Davut (a.s.) ın demirciliğin piri olarak bilindiğini biz Adana yöresinden yaptığımız tespitlerde görmüş ve yayınlamıştık.

Lezgi ailelerde eskiden çok çocukluluk oldukça yaygında şimdilerde 2–3 çocuktan fazla yapılmamaktadır. Eskiden çocuklara isimlerini büyükler koyarlardı şimdi ise gençlerin kendileri isim koymaktadırlar. Çocuklar için ad seçilirken eskiden geçmiş büyüklerin isimleri verilirdi şimdi ise gençler hoşlarına giden ismi vermektedirler. [2]

Çocukların yaramazlıklarını anlatan bir tespitimiz oldu. 'Uşak olanda şeydan yaratılıp' çocuk dünyaya gelirken yaramaz ve afacan yaradılmıştır.

Lezgiler, Azerbaycan Türklerine Muğal demektedirler. Moğollara kız verip almakta bir sakınca görmemekle beraber Hıristiyanlara ve Karaçilere kız verilip alınmamaktadır. Mogollar ile Lezgilerin insan isimlerinde fark yoktur. Lezgiler mesela başka dinlerden kız alıp onlara kız vermezler. [3]

Lezgiler'de Lezgi olmayan Müslüman halka mesela Azerbaycanlı Lezgi olmayana kız verilir ve alınır ancak İsevi'ye kız verilip onlardan kız alınmaz. Lezgiler eskiden Karaçilere kız verip onlardan kız almazlardı. Şimdilerde bu katılık eskiye nazaran bir hayli kalkmış ilişkilerdeki sertlik yumuşamıştır. Lezgiler'le Karaçiler arasında evlilikler yapılmaktadır. [4]

1 Şubat 2014 Cumartesi

Yaşar Kalafat: Hemşehrilerde Halk İnançları

Dr. Yaşar Kalafat
Hemşehriler Azerbaycan'a 1939 yılında Güney Azerbaycan'dan gelmişlerdir. Gelişleri ilkin Ağdam'a olmuş orası Ermeni işgaline girince Ağdaş Reyonuna gelmişler toplam birkaç hanedirler. Hemşehrilerden 1946 yılında gelenler de var. Bunlar güneyden Eher'den, Demirci'den gelmişlerdi. Burada Sünni ve Şiiler bir arada yaşamaktadırlar ve Şii inançlı Müslüman kesim çoğunluktadır. Ana dilleri Azerbaycan Türkçesidir.[1]

Hemşerilerde evlilikte başlık vardır. Daha ziyade yağ düğü / pirinç koyun alınır. Başlık olarak para alınmaz. Kız kaçırma yöntemi ile evlilikler olmaktadır. Kız kaçırmak kız uğrulamak, kız çalmak olarak da geçmektedir. Doğu Karadeniz'de kız kaçırmak, kız çekmek olarak geçer. Sünni ve Şii inançlı halk arasında evlilikler olmaktadır. Karaçi inançlı Müslüman kesime kız verilip alınır ancak Hıristiyana kız verilip alınmaz. Şiilere ve Sünnilere ait olduğu bilinen camiler vardır ancak cemaat karışıktır.

Hemşehrilerde kan davası yoktur. Kan güdülmez. Evlilikler tek eşlidir. Bir Hemşehri birden fazla eş almaz. Geçmişte ölen büyük kardeşin dul kalan eşini küçük kardeşin aldığı olurdu. Şimdilerde bu uygulama kalkmıştır. Dul kalan eş ve çocukları ile yakından ilgilenilir, ancak evlenme yoktur. Bacı takası olarak bilinen tarafların karşılıklı birbirlerinin kız kardeşlerini almak suretiyle yapılan evlilik hemşehrilerde vardır ve ' Kız kıza' olarak bilinir.[2]

Hemşehrilerde çocuk olanda öz kohumarı şenlik geçirir, doğum toyu yaparlar. İlk saç çocuğun birinci yaşında kesilir ve sadece ilk saç da şenlik yapılır. Bu ilk saç çocuğun yastığının içive konulmak suretiyle saklanır. Çocuğun ilk çıkan dişi için Hedik yapılır.

Hemşehrilerde kirvelik vardır. Kirvenin kızı ile sünnetli çocuk bacı kardaş gibidirler. Kirve aileler arasında kız alınıp verilmez.[3] Hemşehrilerin halk inançların da doğal olarak aşerme inancı ve onun gereklerinin yerine getirilmesi vardır.

26 Ocak 2014 Pazar

Yaşar Kalafat: Göranlarda Halk İnançları

Dr. Yaşar Kalafat
Biz daha Evvel ismi Göran olmasa da bu grubun Irak'da yaşayanları[1] ile İran Göranları[2] hakkında ayrıntılı denilemesse de çalışmalar yapmıştık. Azerbaycan Göranlarına dair edindiğimiz bilgileri dostumuz Fahrettin Şahin'den aldık. Anadolu'daki Ehli Hak ve Aliyilullah'lar Göran'dırlar ve miktarları 2 milyon cıvarındadır. Kızılbaşlar Alevidir. Tüm Göranlar Kızılbaştır ve fakat tüm Kızılbaşlar Göron değildir.[3]

2 tür Göran vardır. Bunlardan birisi Çekide, diğeri ise Çespide olarak bilinirler. Çekide olan Göranlar Bel Uşağı olarak bilinirler ve Göranlıkları atadan gelmedir. Cepside olan Göranlar Yapışkan olarak bilinirler ve Göranlıkları sonradan olmadır.[4]

Halen Bakû'de Cemhaneleri olan Alevi Göranlar, Zengi Reyonu'nun Sobu köyünden milteci olarak gelmişlerdir. Dedeleri olan Seyyid Kazın Ağa ölmüştür. Ilhıcı'dan yeni bir dedenin gelmesi için destur beklenmektedir. Bunlar Tebris'ten 100 yıl evvel başını Verenler / Başverenler olarak gelmişlerdir. Başçılıklarını Şah Hasan Ağa yapmıştır. Zengilanlı Şeyh Hasan Ağa, 'Bu herkesin başını almış getmiş' kalbine girilen kimsenin başka sevgi olmamalı, onların yerinde aşk olacağını' değer / söyler. Bu yola girenler kendinden imtina edip kendini pirine adamalı.[5]

Göranların sembolleri Tahta Kılıç'tır. Göranlar 11. Haneden Sultan Sahak Ereren Isak zuhur edipler. Ben 'Hz. Ali'yim' demiştir. O'nun 11 oğlundan 11 hanedan türemiştir. Azerbaycan Alevileri Sultan Sahak'ın en küçük oğlu Han Ateş'dendirler. Bu hanedanın adı, Ateşbeyli Hanedanı'dır.[6]

Göranlar; Tarikat, Hakikat, Marifet, Şeriat katlarından hakikat katının mensuplarıdırlar. Bu itibarla Allah bir peygamber hak anlayışı Göronlarda yoktur. Ancak, isteyen şeriata icabet edebilir.

Göranlarda bıyık ile ilgili bir kural sınırlaması vardır.. Sigara da yoktur kesinlikle içilemez.

Göronlar'da tek eşli evlilik vardır. Göronlarda Göran olmayanın kızı alınmaz ve Göran olmayana kız verilmez. Son yıllarda bu kural biraz gevşemiştir.[7]

17 Eylül 2013 Salı

Sert Kesik | Rough Cut

Sert Kesik | Rough Cut - Yönetmen: Firouzeh Khosrovani;
İran, Betacam, Renkli, 2007, 26'
[KanalKultur] - İran'da ki baskıcı tutumun had safaya ulaştığını anlatan 26 dakikalık bir kısa film. Bir gün gezerken mağazaların vitrinlerinde duran mankenlerin kafalarının ve ellerinin olmadığını fark etmiş Firouzeh Khosrovani. İçeri girip mağaza sahibine sormuş sebebini ve bu olay belgeselin çıkış noktasını oluşturmuş.

Ödül: Portekiz Évora Uluslararası Kısa Film Festivali "En İyi Belgesel", 2008

80'lerde mankenler mağaza vitrinlerinde görünmez oldu, İran-Irak arasındaki savaşta yeniden ortaya çıktılar. İlkin erkek mankenler, ardından da - İran kadını ve toplumuna verilen bir uyarıymışçasına - dişil niteliklerini asgari düzeye indirmek adına üretim şirketlerince değiştirilen kadın mankenler tekrar ortaya çıkar oldu. Komik ve manasız bir totemle, kurulan düzenin devam ettirilmesi amaçlandı.

Firouzeh Khosrovani

İran'da yaşayıp oradaki baskıya isyan edebilen ve bunu bir belgesele dönüştürebilen cesur bir kadın yönetmen. İkinci evim dediği İtalya'nın önemli gazetelerinden birinde köşe yazarlığı da yapıyor aynı zamanda. [KanalKultur]

Sert Kesik | Rough Cut - Yönetmen: Firouzeh Khosrovani; İran, Betacam, Renkli, 2007, 26'

10 Eylül 2013 Salı

Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak

Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak
[Bahrain: Shouting in the Dark]
/ Yön. / Dir.: May Ying Welsh;
2011, 51', Katar, Bahreyn, ABD / Qatar, Bahrai, USA
[KanalKultur] - 16 şubat 2011: Binlerce gösterici iktidardaki Khalifa ailesini protesto için Bahreyn sokaklarına döküldü.... Tunus ve Mısır'daki protestolar sonrasında, Bahreyn de reform için hazır olduğunu hissetti.

21 şubat 2011: Bahreyn nüfusunun dörtte sokaklarda dışarı çıktı ve bir araya geldi...

Ancak gösteriler, kitlesel cinayetler ve tutuklamalarla sonuçlandı. Barışçıl bir sivil hareket, acımasız bir hükümetin olduğunu gösterdi.

"Shouting in the Dark" Bahreyn'de demokrasi yanlısı protestoları ve onların hükümet, asker ve polis tarafından acımasızca nasıl bastırıldığını gözler önüne koyuyor... Baskı zaman içinde şiddete dönüştü. Doktorlar hapsedildi. Yaralanan insanların uydurulduğu ileri sürüldü. Mahkumlar duruşmalara çıkarılmadan infaz edildi... İşkenceler yapıldı...

"Shouting in the Dark", gizlice çekilmiş görüntülerden oluşuyor...

Diktatörünün merhametine kalmış halkıyla herkes tarafından unutulmuş bir ülke. "Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak", Bahreynlilerin yüzyüze kaldığı acıklı ve umutsuz durumu gözler önüne seriyor. Zalimlerinin acımasız ve uzlaşmacı olmayan eylemleri yüzünden, halkın "Arap Baharı"nın haleflerinden biri olma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bahreyn'de üç ay boyunca gizli bir şekilde çekilen film, demokratik hakları için mücadele eden, korku engelini aşmış bir halkın destanını izliyor. Film bir hastanenin içinde başlıyor. Doktorlar ve hemşireler, kalan en son güçleriyle imkânsızı denemekte, gelen yaralı protestocular selini ve devlet milis güçlerini tedavi etmektedirler. O sırada insanlığa bağlılık ve saygı ile işlerini yapmışlardır. Hepsinin şu anda hapiste olduğunu bilerek filmi izlemek insanı şaşkınlık ve çaresizlik içinde bırakıyor. Protestolar doğumda boğularak öldürülmüştür. Bu şok edici belgesel, unutulmuş bir ülkenin son tanıklığı... [KanalKultur]

Bahreyn: Karanlıkta Çığlık Atmak [Bahrain: Shouting in the Dark] / Yön. / Dir.: May Ying Welsh; 2011, 51', Katar, Bahreyn, ABD / Qatar, Bahrai, USA