Bu Blogda Ara

Art ON İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Art ON İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2015 Pazartesi

Heavy Burden (Ağır Yük)

Evren Sungur - Organik Makine,
tuval üzeri yağlıboya, 167 x 200 cm., 2014
[KanalKultur] - “Heavy Burden (Ağır Yük)”, aynı kuşaktan farklı sanat pratikleri üzerinde deneylere girişen 6 sanatçıyı 15 aralık 2015 – 30 ocak 2016 tarihleri arasında art On İstanbul'da biraraya getiriyor.

Ahmet Çerkez, Alper İnce, Erman Özbaşaran, Evren Sungur, Olgu Ülkenciler ve Burcu Yağcıoğlu’nun yakın dönem çalışmalarının yer aldığı sergide, resim, desen, heykel ve video enstalasyon medyumlarındaki işlerle, sanatçının çağın getirdikleri karşısında üstlendiği yükler konu ediliyor.

İçinde bulunduğumuz zaman, şüphesiz dünyanın en korkunç zamanı değil; daha ziyade sürüklenilen bir kötü kader mitiyle insanlığa acıdığımız, hızla çürümeye doğru ilerleyen dünyaya hayıflandığımız ölçüde, duyarlı bir çabaya girişmenin yerini seyretmeye bıraktığı bir zaman. Sorunun merkezine inilmediği, etrafında dolanarak gündemde tutarmış gibi yapılıp unutturulduğu bir çağdayız. Böylelikle bütün öncelikler erteleniyor...

Sanatçı bütün bu olup biteni nasıl izliyor?

Sanat pratiğinin geri plana itildiği ve ortaya konan eserin haricindeki dinamiklerin sanatçı üzerinde gizli bir baskı kurduğu bir zamanda, sanatçının ısrarla üretmeyi ve sorgulamayı sürdürmesi ağır bir yük müdür?

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Farklı Medeniyetlerin Değerlerine Dayalı Yeni Bir Dünya Algısı

Sencer Vardarman - Ayin | Ritual, Digital C-Print, 60 x 105 cm., 2010
Uluslararası içeriğiyle tüm sanat severlere yenilikleri keşfetmeyi vadeden, 40 ülkeden 150 galerinin katıldığı ART15, 21 - 23 mayıs 2015 tarihleri arasında Londra'da gerçekleşiyor..

art ON Istanbul, ART15 Fuar’ında insanlık tarihi boyunca süre gelen toplumsal hafızadan esinlenen eserlerden oluşan bir seçkiyi sunuyor. Tunca ve Sencer Vardarman’a ait eserlerin temsil edildiği sunumda içinde bulunduğumuz dünyanın kültürel kimliğini şekillendiren önemli unsurlar gözler önüne seriliyor..

Siyasi ve toplumsal olayların etkisi üzerine çalışan Tunca ve Sencer Vardarman, eserlerinde toplumun ve belli başlı bireylerin tanıklık ettiği olguları yansıtıyor.

art ON Istanbul, ART15’de sunduğu eserlerin arasında akıcı bir diyalog oluşturarak Londra'daki sanatseverlere farklı medeniyetlerin değerlerine dayalı yeni bir dünya algısı sunuyor..

8 Mayıs 2015 Cuma

yaramız, türkülerimiz | our wounds, our ballads

“Yıldızlar karmakarışık sarnıçta
sarnıç eski avlunun ortasında
kapalı odanın aynası gibi.

Sarnıcın çevresinde güvercinler
ayın çerçevesinde çiçek saksıları kireçle boyanmış
yaramızın çevresinde türkülerimiz şarkılarımız.”

Tanık Şiirler kitabından
Çevirenler: Özdemir İnce, Ioanna Kuçuradi

Murat Germen - Haybeden Enerji Santrali, 2015
art ON Istanbul, 27 mayıs – 5 eylül 2015 tarihleri arasında “yaramız, türkülerimiz” isimli karma sergide farklı disiplinlerde çalışan sanatçıların çalışmalarını bir araya getiriyor. Ünlü Yunanlı şair Yannis Ritsos’un “Benzeşim” isimli şiirden alınan başlık, serginin şiirsel imge ile görsel imge arasında yeni ortaklıklar kurmayı hedefleyen yapısına gönderme yapıyor. Daha önce, İlhan Berk’in şiir evrenine yoğunlaşan bir sergi de açan art ON Istanbul, bu kez Türkiye'de ilk olarak Ritsos’un bir çalışmasının da yer alacağı sergiyle, günlük yaşamın farklı metaforlarına gönderme yapmayı hedefliyor.

“yaramız, türkülerimiz” farklı kuşaklara ait sanatçıların değişik tekniklerle gerçekleştirdikleri çalışmaları içeriyor. Sergi, Ritsos’un düş ve düşünce dünyası üzerinde “yara” kavramına yakınlaşıyor.

27 Nisan 2015 Pazartesi

İskender Yediler - Nepenthes | Suibriğigiller

İskender Yediler - İsimsiz | Untitled, kağıt üzerine akrilik,
21 x 30 cm., 2014
İskender Yediler, 14 nisan - 23 mayıs 2015 tarihleri arasında art ON Istanbul'da "Nepenthes | Suibriğigiller" isimli sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Yurt dışı faaliyetlerinin yanı sıra Türkiye'de 4. İstanbul Bienali'ne katılmış, işleri Elgiz Müzesi koleksiyonunda ve Santralİstanbul'da sergilenmiş Yediler'in İstanbul'daki ilk kişisel sergisinde sanatçının heykellerinin yanı sıra geleneksel İznik çinileriyle gerçekleştirdiği duvar panoları ve kağıt çalışmaları yer alıyor.

10 Ocak 2015 Cumartesi

Renée Levi - Sibel

Renée Levi - "Sibel"
acrylique on cotton, 150 x 150 cm., 2014
[KanalKultur] - art ON İstanbul, 6 ocak 2015 – 23 şubat 2015 tarihleri arasında 1960 yılında İstanbul'da doğan Renée Levi'nin Türkiye'deki ilk kişisel sergisini sunuyor. Ailesiyle birlikte 1964 yılında İsviçre'ye yerleşen sanatçı, güçlü renkler kullanarak gerçekleştirdiği çalışmalarıyla uluslararası bir konuma sahip. Basel'de yaşayan Levi'nin sergisi, her türlü anlatımcılıktan kurtularak "kavramsallaşmış" renk öğesini gündeme getiriyor.

Renée Levi'nin "Sibel" ismini taşıyan sunumunda, sanatçının bu sergi için özel olarak ürettiği ve daha önce sergilenmemiş olan tuval çalışmalarının yanı sıra, desen ve farklı tekniklerde gerçekleştirilmiş olan kâğıt işleri yer alıyor.

İzleyicileri alışık olmadıkları renk ve form bütünlükleriyle karşı karşıya getiren sergi, farklı yoğunluktaki canlı tonların yarattığı etkiyle "kişisel algı"nın önünü açmayı hedefliyor.

Kullandığı renkleri özel karışımlarla kendisi üreten Levi, izleyicileri aynı zamanda oldukça farklı bir hareket, ritim kavramıyla da baş başa bırakarak, adeta galeri mekânının tamamını hareketlendiriyor. Bu sayede izleyiciler hem farklı bir kavramsal müzikaliteyi hem de insan ruhunda en uç noktalara ilerleyen etkileyici renk öbeklerini duyumsayabiliyorlar.

Renée Levi - "Viola"
acrylique on cotton, 230 x 230 cm., 2014
Renée Levi

1983'te HTL'de (Mutenz) mimarlık eğitimini; 1991'de HGKZ'de (Zürih) plastik sanat eğitimini tamamladı. 2001 yılından beri FHNW Basel Kunst Institut'ta profesör çalışıyor. Çalışmalarına Basel ve Nis'teki atölyelerinde devam ediyor.

Seçilmiş Kişisel Müze Sergileri

2013  'italique' Kloster Schönthal Langenbruck, İsviçre
2011  'Cursif' le Crédac Ivry, Fransa
2008  Kunstmuseum Thun, İsviçre
2004  Le Quartier Centre d'Art Contemporain Quimper, Fransa
2003  Museum Folkwang Essen, Almanya
2000 Mamco Musée d'art moderne et contemporain Genève, İsviçre [KanalKultur]

Renée Levi - Sibel / 6 ocak 2015 – 23 şubat 2015; art ON İstanbul, Şair Nedim Caddesi No: 4, Akaretler - Beşiktaş - 34307 İstanbul

28 Kasım 2014 Cuma

Yemek kültürüne sanatsal bakış: Damak tadının toplumsal belleği ya da TUNCA - Desire

TUNCA - "İsimsiz | Untitled"
2 x 0,8cm, 3,5gr 24 ayar has altın
| 24 ct pure gold, 0,28 ct pırlanta,
0,28 ct brilliant, 2014
[KanalKultur] - TUNCA, 2 aralık 2014 - 3 ocak 2015 tarihleri arasında "Desire" adlı kişisel sergisiyle, art ON Istanbul'da sanatseverlerle buluşuyor.

art ON Istanbul'daki, TUNCA'nın "Desire" isimli kişisel sergisini "damak tadının" politik, sosyal ve kültürel açılımları olarak tanımlamak mümkün. Proje, izleyecilere farklı, yakası açılmadık görsel tecrübeler sunmayı hedefliyor. Sanatçının iki yıldan beri üzerine çalıştığı dizi, 20. yüzyılı şekillendirmiş önemli liderlerin en sevdikleri yemeklerden yola çıkıyor.

Projesini gerçekleştirebilmek için profesyonel aşçılık eğitimi alan sanatçı, liderlerin sevdikleri yemekleri detaylı bir araştırmayla ortaya çıkarıp onların resimlerini yaptıktan sonra tarifleri bizzat kendisinin pişirirken gerçekleştirdiği performans videolarıyla, dün ve bugün arasında ilginç köprüler kuruyor. Castro'dan Churchill'e, Atatürk'ten Mao'ya dek, dünya haritasını yeniden çizen oniki siyaset adamının sofralarını büyüteç altına alan TUNCA, resim, fotoğraf, video, performans ve heykel tekniklerini kullararak oluşturduğu "çok katmanlı" anlatım diliyle, hem disiplinlerarası bir diyalog kuruyor, hem de tarihin satır arasında kalmış olan önemli detaylarına eğiliyor.

TUNCA - "İsimsiz | Untitled"
08.29, 1920 x 1080p, video, 2014
TUNCA tutkunun odak noktasında olduğu görsel araştırmalarında farklı bir tarih yazmak iddasında değil. Proje, izleyenlere soyut düşüncenin en somut hallerinden biri olan "yeme içme kültürünün" ne kadar farklı anlamlar yüklü bir kavram denizi olduğunu hatırlatırken, belgesel ve eğitici olmadan "damak tadının" aynı zamanda toplumsal bir bellek olduğunu da hatırlatıyor.

* * *

TUNCA's solo exhibition "Desire", hosted by art ON Istanbul, may possibly be defined as the political, social and cultural expansions of ‘taste'. This project aims to present to viewers a very distinctive, unheard-of visual experience. The series, on which the artist has been working for the last two years, focuses on the favourite meals of the distinguished leaders of the 20th century.

TUNCA - "İsimsiz | Untitled"
70 x 100 cm, asitsiz kağıt üzerine grafit
| graphite on acid-free paper, 2014
The artist who undertook a culinary education so as to realize his project, carried out a profound research on the most desired meals of the leaders, painted their pictures and took a performance video in which he cooks the recipes of these meals. With such an ambitious project, TUNCA builds an incredible bridge between the past and the present. Closely examining the dinner tables of the twelve politicians who have redefined the world map from Castro to Churchill, Atatürk to Mao, TUNCA puts forward the significant details hidden between the lines of the history. Thanks to the ‘multi-layered' expression style he created by using painting, photography, video, performance and sculpture techniques, the artist establishes an interdisciplinary dialogue.

TUNCA does not purport to write a different history through his visual searches in which passion reveals itself as the focal point. This project reminds viewers that ‘food and drinking culture", that is the most tangible form of abstract thinking, is a sea of notions that is full of different meanings. What's more is that, TUNCA brings to mind the fact that ‘taste' is a social memory without adapting a didactic approach.

* * *

TUNCA

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nde 2010 yılında eğitimini tamamladı.. Çalışmalarına Kadıköy, Yeldeğirme'nindeki atölyesinde devam ediyor.

Seçilmiş Sergiler:

2014 4. Uluslararası Çanakkale Bienali
2013 Kalıntı, Pi Artworks Galeri, İstanbul
2011 Elgiz 10 İstanbul Sergisi, Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, İstanbul
2010 Little Boy, Sanatorium Sivil Sanat İnisiyatifi-Çağdaş Sanat Galerisi, İstanbul [KanalKultur]

TUNCA - Desire / 2 aralık 2014 – 3 ocak 2015; art ON Istanbul, Şair Nedim Caddesi, No: 4, Akaretler - Beşiktaş - 34307 İstanbul

11 Ekim 2014 Cumartesi

Ilgın Seymen - Sonsuz Körlük | Forever Blind

Ilgın Seymen - Blind Love | Kör Aşk,
plastik şişeler, poliüreten köpük,
sprey boya, demir çubuklar,
epoxy yapıştırıcı,
Dimension w70 cm | 10 cm h70 cm.
[KanalKultur] - Ilgın Seymen, "Sonsuz Körlük" isimli kişisel sergisiyle, 22 ekim – 29 kasım 2014 tarihleri arasında art ON Istanbul'da sanatseverlerle buluşuyor.

Sanatçı çalışmalarında günlük hayatın vazgeçilmez parçaları olan tüketim malzemelerinden yola çıkarak, çağımız insanının alışveriş odaklı yaşam modelini renkli, kara mizaha dayalı bir dil geliştirerek büyüteç altına alıyor.

Çalışmaları uluslararası bağlamda San Francisco, New York, Berlin ve Seul'de farklı sergilerde gösterilen Ilgın Seymen, "Sonsuz Körlük" sergisinde farklı form arayışlarına girerek, heykel, kağıt çalışması, kolaj ve yerleştirme teknikleriyle ilişkiye girerek disiplinlerarası bir yaklaşım açısıyla izleyicilere farklı deneyselliklerin kapılarını aralıyor. Sanatçı, tüketim çılgınlığının hedonist duyguları kamçılayan özelliklerini, reklam dilinde kullanılan mesajlardan yola çıkarak eleştirel bir açıdan ele alıyor. Mutluluğun sürekli olarak daha fazla ve daha lüks tüketim olarak tanımlandığı çağımızda, sanatçı iki farklı metafordan yola çıkarak, sosyolojik ve psikolojik açılımlara sahip olan bir sergileme biçimi geliştiriyor. Bu metaforlardan ilki "pembe dünya", diğeriyse onun arkasındaki "gerçek dünya". Sergiye ismini veren "Sonsuz Körlük" ise, bu iki ayrı kavramın birbiriyle olan ilişkisiyle oluşan eleştirel bir yaklaşımın ürünü.

Serginin ismi öte yandan sadece kendi gözlerimizi boyamaya odaklı kozmetik ve güzelleştirici ürünlerin verdiği anlık mutlulukların körleşme yaratan sistemine gönderme yapıyor. Seymen, kendisinin de bir parçası olduğu bu düzende sahip olduklarımızın bir tür bağımlılık yarattığının da altını çiziyor. "Sonsuz Körlük" fark etmeden parçası olduğumuz alışkanlıklar zincirinin ne kadar tehlikeli olduğunu imgelere dayalı olarak izleyicilere duyumsatıyor.

Ilgın Seymen 

2002 yıllarında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nden mezun oldu. Yüksek lisansını 2007 yılında San Francisco Güzel Sanatlar Akademisi'nde Heykel Bölümü'nde tamamladı. [KanalKultur]

Ilgın Seymen - Sonsuz Körlük | Forever Blind / 22 ekim – 29 kasım 2014; art ON Istanbul, Şair Nedim Cad. No: 4, Akaretler - Beşiktaş - 34307 İstanbul

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Geldiğim Yer - Gittiğim Yön

Hüseyin Aksoylu - "İsimsiz",
tuval üzerine yağlıboya, 100 x 200 cm, 2014
[KanalKultur] - art ON Istanbul 15 temmuz – 12 eylül 2014 tarihleri arasında "Geldiğim Yer - Gittiğim Yön" isimli karma sergiye ev sahipliği yapıyor.

Sergi, davetli sanatçıların erken dönem ve son dönem çalışmalarından yapılan bir seçkiyi kapsıyor.

Sergiye katılan sanatçılar: İlhan Berk, Seyhun Topuz, Kemal Seyhan, Christoph Rodde, Mezula Dragonetti, Hüseyin Aksoylu.

İlhan Berk - "Nü",
eski kağıt üzerine
pastel ve çini mürekkebi,
19,5 x 15,5 cm., 1976
Sanatsal üretimin bir süreklilik olduğu düşünüldüğünde, her yaratıcı sanatçının başlangıç noktası ile güncel olarak varlığını sürdürdüğü sanatsal duruş arasında bir takım ortaklıklar, dil ve konu benzerlikleri vardır. Bu ortak paydalar sanatsal üretimi, sıradan bir tekrardan çıkararak farklı yaratım ve anlatım denemelerinin odağına yerleştirir. Serginin başlığı ve kavramsal çerçevesi İlhan Berk'in "Atlas" (ilk yayınlanışı 1976) isimli şiir kitabından çıkış alınarak kurgulanmış.

Modern Türk Şiiri'nin en önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirilen Berk, ana uğraşının yanı sıra sürekli olarak resim, desen ve karalama çalışmaları da yapıyordu. Onun şiirleri ve resimleriyle birlikte kurgulamış olduğu "poetika", sanatsal üretimin sürekliliği kavramına dayanıyordu. Bu da "başlangıç, devam" kavramlarına ivme veren bir yapının varlığına işaret etmektedir.

Sergi, bu noktada, davetli sanatçıların erken dönem ve şimdiki zamana ait çalışmalarını bir araya getirerek izleyicilere "üretim sürekliliğindeki" değişim ve farklılaşmalarının kapılarını aralıyor.

"Geldiğim Yer - Gittiğim Yön", İlhan Berk'in sergiye ismini veren Atlas'tan seçilmiş olan 40 adet desen çalışmasının dijital imgeleriyle başlıyor. Sürekli olarak arka arkaya dönen renkli resimler, Berk'in 1981 yılında yapmış olduğu ilginç çalışmalarını ilk kez gün ışığına çıkarıyor. Bu desenlerde karşılaştığımız resim dünyası, bir şairin yakın çevresine olan ilgisi kadar, düşsel bir karaktere de sahip. Berk'e ressam olarak hak ettiği ünü kazandıran "nü"ler, bu kompozisyonlara sıkça karşımıza çıkıyorlar. İlhan Berk ilk nü'lerini 1975'lerden itibaren yapmaya başlamıştı. Bu dönem çalışmalarından başka bir örnek de sergide özgün olarak izleyicilere sunuluyor. [KanalKultur] 

"Geldiğim Yer - Gittiğim Yön" Karma Sergi / 15 temmuz – 12 eylül 2014; art ON Istanbul, Şair Nedim Caddesi No: 4, Akaretler - Beşiktaş - 34307 İstanbul

25 Nisan 2014 Cuma

Onur Mansız - Trajedi

Onur Mansız - "False Lunacy",
tuval üzerine yağlı boya, 190 x 135 cm., 2013
[KanalKultur] - art ON İstanbul, 27 mayıs - 12 temmuz 2014 tarihleri arasında genç sanatçı Onur Mansız'ın "Trajedi" adlı ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

İspanya'da yaşayan sanatçının hiperrealist portreleri izleyicilerden bir duygu yoğunluğu talep ediyor; onları melankoli ve belki de kara bir mizahın sınırlarında dolaşan kendi trajedileriyle yüzleşmeye çağırıyor.

Onur Mansız'ın kurgulanmış figüratif kompozisyonlarının odağında bireyin dış müdahalelere açık iç dünyasındaki çalkantıları yer alıyor.

Model olarak yakın çevresinden seçtiği kişileri kullanan sanatçı, en doğru ışık ve ışık açılarıyla yarattığı atmosferde, onların çıplak bedenlerine projeksiyon yansıtarak fotoğraflıyor. İstediği detayları tuvale aktarırken sanatçının teknik ustalığı devreye giriyor.

Onur Mansız - "Vanity Remains",
tuval üzerine yağlı boya, 175 x 120 cm., 2014
Sanatçının duygusal-gerçekçi yaklaşımının, resimlerdeki teatral kurgunun hâkim olduğu kompozisyonlara aykırı düştüğü söylenebilir, ancak bu tezatlık izleyiciyi içine çeken güçlü bir iluzyon oluşturuyor. Figürlerin üzerine yansıtılan görüntüler, modellerin yüz ifadeleri ve beden dillerinin yanı sıra omuzlarına yüklenen rollere ve psikolojik derinliklerine ışık tutuyor.

Mansız'ın adeta altını kalın kalın çizdiği bedenler, konusu sanatçının kendisi, sanatı, hatta insanlık olan yeni hikâyeler anlatmasına olanak tanıyor.

Tuvallerdeki bireyler bize çok benziyor: Hemen her gün savaşıyor, yara alıyor, tökezliyor ve sonra - zorunluluktan ya da değil- tekrar ayağa kalkıyor - hayat devam ediyor.

Onur Mansız

1986'da İstanbul'da doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölumü'nden mezun oldu. Ourense ve İstanbul arasında mekik dokuyor, yaşıyor ve çalışıyor. [KanalKultur]

Onur Mansız -  Trajedi /  27 mayıs - 12 temmuz 2014; art ON İstanbul, Şair Nedim Caddesi, No: 4 Akaretler - Beşiktaş - 34307 İstanbul

7 Nisan 2014 Pazartesi

Burcu Perçin - Dağların Sahibi Yoktur

Burcu Perçin - tuval üzerine yağlıboya,
180 x 270 cm., 2014
[KanalKultur] - Burcu Perçin, "Dağların Sahibi Yoktur" isimli dokuzuncu kişisel sergisiyle 15 nisan – 24 mayıs 2014 tarihleri arasında, Art ON İstanbul'da sanatseverlerle buluşuyor.

"Dağların Sahibi Yoktur" başlığı altında yeni bir seri meydana getiren Burcu Perçin, bu projesinde bakışını doğaya ve doğanın sermaye tarafından tüketiliş biçimine yönlendiriyor. Perçin'in endüstriyel, terkedilmiş mekanlarla kurduğu resimsel ilişki, yapıtlarında küreselleşmenin doğaya, insana ve mekana etkilerini görselleştirdiği formlar olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. Sanatçının küreselleşen sermaye piyasalarının kamusal alanları kullanma ve tüketme biçimlerine eğilimi, bu serisinde dağlara yapılan tahribatlar üzerinden resimleştiriliyor. Perçin'in dağcıların benimseyip kullandığı "Dağların sahibi yoktur!" deyişi bu vesileyle serginin adına dönüşüyor.

Burcu Perçin - tuval üzerine yağlıboya,
170 x 240 cm., 2014
Sanatçının çalışmalarında daha önce de izlerine rastladığımız dış mekan ve doğa görüntüleri bu seride başlı başına konunun kendisi haline dönüşüyor. Türkiye'de son yıllarda artan ve hemen hemen her bölgeye yayılan dağların taş ve maden ocaklarına dönüştürülerek kazılması, kamusal alan olan dağların sermaye güçleri tarafından acımasızca yok edilişi, sanatçının duyduğu kaygının bir dışa vurumu olarak yapıtlarına yansıyor.

Sanatçı yeni serisi "Dağların Sahibi Yoktur"u şu cümlelerle ifade ediyor:

"Dağların tüm canlılar için bir yaşam alanı ve kaynağı olmaktan çıkartılıp sermayenin hizmetinde bir rant aracına dönüşmesini konu ediniyorum bu seride. İnsan müdahaleleri sonucunda coğrafyanın değişmesiyle ilgili izlenimlerimi kendi resimsel üslubumla tekrar dışa vurmaya çalıştığım bu işlerde başlıca imge olarak kazılmış dağlar; taş ve mermer ocakları yer alıyor. Doğaya umarsızca yapılan, geri dönüşü olmayan müdahaleler sonrasında, doğanın buna karşı cevabı ne olur sorusu bu sergiyi hazırlama sürecinde sık sık aklıma gelen sorulardan biri oldu… Konunun ideolojik boyutunun yanı sıra oluşan manzarada görsel bir zenginlik söz konusu... Bu imajlar beni resimsel olarak da konuya çekiyor; ortaya çıkan form, renk ve dokular teknik arayışlarıma cevap veren bir niteliğe sahip. Bu bağlamda konunun beraberinde getirdiği görsellik, resimlerime geometrik ve heykelsi formlar ekliyor."

Burcu Perçin - tuval üzerine yağlıboya,
160 x 220 cm., 2014
Proje sürecinde farklı zaman ve mekanlarda bir çok fotoğraf çekip araştırmalarda bulunan sanatçı, sergide tuvallerinin yanı sıra fotoğraf üzerine yağlı boya uyguladığı işlerine de yer veriyor.

Burcu Perçin

1979 yılında Ankara'da doğdu. İstanbul'da yaşıyor ve çalışıyor. Tuval işleriyle öne çıkıyor. Fotoğraf, kolaj, boyayla müdahale ettiği fotoğraf çalışmaları da bulunuyor. Yapıtları İstanbul Modern, T.C Dış İşleri Bakanlığı, Demsa Koleksiyonu, Papko Koleksiyonu ve özel koleksiyonlarda yer alıyor. [KanalKultur]

Burcu Perçin - Dağların Sahibi Yoktur / 15 nisan – 24 mayıs 2014; ArtON İstanbul, Şair Nedim Caddesi No: 4 Akaretler, Besiktaş - 34307 İstanbul; Tel.: (0212) 259 15 43

11 Mart 2014 Salı

Kaçış ve Hayal İncedoğan'ın Leylak Şarabı vol.1'i

Hayal İncedoğan - Kaçış,
arşivsel pigment baskı, 45 x 65 cm., 2014

[KanalKultur] - Art ON İstanbul, iki yıl önce müzisyenler Nina Simone ve David Bowie'den ilhamla ortaya koyduğu 'Wild is the Wind' adlı sergisiyle Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi 'Operation Room'da izlediğimiz Hayal İncedoğan'ın yeni sergisini 'Leylak Şarabı vol.1' 12 mart – 12 nisan 2014 tarihleri arasında sanatseverlerin ilgisine sunuyor.

Eserlerinde edebiyat, çağdaş Rock müziği ve botanik gibi farklı unsurlara ait kökler barındıran İncedoğan, ilk sergisinde olduğu gibi bu yeni eser dizisinde de görselliğin müzikalitesi ve sanat yapıtlarının yarattığı duygusal iklim karşısında izleyicinin alacağı tavrı gözeten bir deneysellik ve duyarlılığı yansıtıyor.

İncedoğan'ın; bünyesinde aşktan kaynaklanan ve pek az kimsenin yüzleşebildiği 'duygusal şiddet'i de barındıran yeni kişisel sergisi, fedakârlık, sadakat ve yalnızlık gibi, özveri ve kendine dürüstlük gerektiren türlü konuları, farklı malzemeler ile ele alması bakımından da içeriğinden taşıyor ve kolektif bir sorgulama deneyimine bürünüyor.

Sergi bir anlamda, aşkın bizlerde yarattığı 'duygusal iklim değişikliği' karşısındaki tavrımızı görselleştirmek ve işitebilmek için, plastik anlamda alternatif bir çeşitlilik sunuyor. Fotoğraf, tuval, neon, ayna ve video yerleştirme gibi pek çok elemanın belli bir armoni ve ruhsal mimarî kaygı ile yer aldığı serginin özünü, 1950 yılında James Shelton tarafından bestelenmiş ve bugüne kadar Jeff Buckley ile Nina Simone ve Susan Boyle ile Eartha Kitt gibi efsanevi sesler tarafından da yorumlanan aynı adlı romantik şarkı oluşturuyor.

Yapıtlarında; bireysellikten sapmayan bir doğrultuda 'duygusal-gerçekçi' bir tavır gözeten Hayal İncedoğan, bu sergisi için edindiği ilham kaynaklarından diğerini ise, kendisinin de yetiştirdiği ve Sukulent adı verilen dikensiz kaktüs türlerinin birinden alıyor. Atmosferiyle bir serayı andıran, ışığı ve karanlığı aynı ortamda gözeten sergide bu yönüyle, sanatçının söz konusu bitkiden yola çıktığı, hepsi farklı, bir bakıma kaleydoskopik bir fotografik imaj dizisinin yanı sıra, 'Leylak Geçidi'ni görselleştirdiği, Art-Nouveau lezzetindeki bir yağlıboyası ve yine kendi el yazısını değerlendirdiği edebî metinler üzerinden hazırladığı neon işleri de ilk kez görülebiliyor.