[İsmail Engin] Yapay zekâ, artık ve bir süredir, teknik ve ekonomik bir dönüşümün aracı olmaktan çıkarak, bilgi üretiminin ve kültürel anlamlandırmanın önemli aktörlerinden biri hâlindedir. “Üretken yapay zekâ sistemleri”, kullanıcılarının tarih, din, kültür, kimlik ve toplumsal gruplar hakkında sorular sormasına, kısa sürede cevap almasına imkân tanımakta; uzmanlık, kitap, arşiv veya kurumsal bilgi gerektiren birçok konu, “algoritmik sistemler” aracılığıyla gündelik bilgi alanına taşınmaktadır.
Ve, söz konusu bu dönüşüm, antropoloji açısından “bir kültür veya toplumsal grup, yapay zekâ tarafından nasıl temsil edilmektedir?” sorusu üzerine düşünmeyi gerekli kılmaktadır.
Konu üzerine düşünme pratikleri, özellikle tarihsel olarak farklı aktörler tarafından, farklı biçimlerde tanımlanmış topluluklar bakımından özellikle önem kazanmaktadır.
Alevilik, bu açıdan dikkat çekici bir örnektir.
Alevilik hakkında akademik, dinî, siyasal ve toplumsal alanlarda farklı tanımlamalar bulunmaktadır. Ve, Alevilik, kimi yaklaşımlarda İslam içerisindeki bir yorum, kimi yaklaşımlarda özgün bir dinî-kültürel yapı, kimi yaklaşımlardaysa kültürel kimlik ve hayat biçimi üzerinden ele alınmaktadır.
O hâlde, “Alevilik nedir?” sorusu, hem tanımsal bir soru hem de kimlik, temsil, bilgi ve iktidar ilişkilerini içeren bir sorudur.
“Üretken yapay zekâ”, bu tartışmalı bilgi alanına girdiğinde, farklı kaynaklardan gelen anlatıları tek cevap içerisinde biraraya getirebilmektedir. O nedenle, yapay zekânın Alevilik hakkındaki cevapları, antropolojik açıdan “yeni bir temsil biçimi” olarak değerlendirilebilir. Ancak, bu bağlamda, yeni soru[n] kümeleri de oluşmaktadır: “Üretken yapay zekâ sistemleri, Aleviliği nasıl temsil etmektedir ve bu temsiller Alevi topluluklarının öz-temsilleriyle nasıl ilişki kurmaktadır?”
Ve, bu temel soruya bağlı, şu alt sorular da ortaya çıkmaktadır:
“Yapay zekâ Aleviliği hangi kavramsal kategoriler üzerinden tanımlamaktadır?”, “Aleviliğin içsel çeşitliliği algoritmik temsillerde nasıl görünür hâle gelmektedir?”, “Yapay zekâ hangi bilgi biçimlerini epistemik olarak daha görünür kılmaktadır?”, “Algoritmik temsillerle Alevi kurumlarının öz-temsilleri arasında nasıl farklılıklar bulunmaktadır?”, “Yapay zekâ, mevcut Alevilik anlatılarını yeniden üretmekle mi yetinmekte, yoksa yeni bir kültürel temsil alanı mı oluşturmaktadır?”
* * *
Temsil, bir toplumsal gerçekliğin basitçe yeniden aktarılması şeklinde görülmemelidir ve o, aynı zamanda “anlam üretme süreci” olarak, anlamların dil, semboller ve kültürel pratikler aracılığıyla üretilmesiyle de ilişkilidir.
Bir topluluğun “ne olduğu”, yalnızca o topluluğun sahip olduğu özelliklerle açıklanamaz. O topluluğun nasıl adlandırıldığı, hangi özelliklerinin öne çıkarıldığı ve hangi kategoriler içinde tanımlandığı da toplumsal gerçekliğin kurulmasına katkıda bulunmaktadır. İşte bu husus, yapay zekâ açısından son derece önemlidir.
devamına şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz :
Alevi Antropolojisi - Üretken Yapay Zekâ Çağında Aleviliğin Temsili Sorunu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder