Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

4 Mart 2016 Cuma

Hangi Alevilik, Hangi Aleviler?: Avusturya’da Aleviler Niçin Yürüdü?

@kanalkultur -  ‘Aleviyiz Alevi kalacağız!’, ‘Avusturya’da Zorunlu İslamlaştırmaya Hayır’ mottolarıyla 27 Şubat 2016 günü Viyana’da Minoritenplatz’ta Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından bir yürüyüş düzenlendi ve yeni İslam Yasası’nın amir hükümleri protesto edildi.

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun günler öncesinden hazırlıkları yapılan yürüyüşüne Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu; Britanya, İsveç ve İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonları da destek verdi. Viyana polisi tarafından gösteriye 2800 kişinin katıldığı açıklandı.

25 Şubat 2015’te yürürlüğe giren yeni İslam Yasası kapsamında Avusturya’da yaşayan Müslümanlar IGGiÖ (Islamische Glaubensgemeinschaft in Österreich) ve Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ (Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich) tarafından temsil ediyor. IGGiÖ Sünni Müslümanların, Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ de Alevilerin yasal temsilcisi olmaya hak kazanan kurumlar.

Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, ilgili yasayı protesto ederken, yasanın amir hükmü uyarınca, temsil ettiği Alevi derneklerine İslam Yasası kapsamına girilmesi veya tüzük değişikliği yapılmasına karşı Avusturya’da meydanlarda olduğunu ifade etti.

Konuyu değerlendiren Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi Direktörü Prof. Dr. Havva Engin, şunları kaydediyor:
“Avusturya Hükümeti 15 Temmuz 1912 yılından beri yürürlükte olan İslam Yasası’nı (Islamgesetz), yani Avusturya’daki İslami cemaatlerin örgütlenmesine yönelik düzenlemeleri içeren yasayı, 25 Şubat 2015’te değiştirdi. Yeni düzenlemeyle, Avusturya’da sadece bir İslami çatı kurumuna üye olan dernekler / kurumlar İslam diniyle ilgili hizmet verebiliyor. Üye olmayan derneklerinse Mart 2016’ya kadar dernek statüsünden İslami tüzel kişiliğe geçmelerini tamamlanması gerekiyor.. Bu bağlamda, söz konusu derneklerin ya bir İslamî çatı kuruluşuna üye olmaları ya kendilerini feshetmeleri ya da tüzük değişikliğine gidip, dinî pratik içermeyen, kültürel alanda hizmet veren dernek statüsüne sahip olmaları gerekiyor.
Avusturya’da Müslümanlar yasal olarak şu anda iki çatı kurumu tarafından temsil ediliyor. Birinci çatı kurumu – İGGiO (Islamische Glaubensgemeinschaft in Österreich) Sünni İslam’a dahil dernekleri / camileri; ikinci çatı kurumu Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ (Alevitische Glaubensgemeinschaft in Österreich) Alevi-İslam’a dahil dernekleri / cem evlerini temsil ediyor. Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ adlı kurum, devlet tarafından Avusturya’da yaşayan Alevileri temsil statüsünü 2013 yılında almış bulunuyor ve devlet okullarında Alevilik din dersi vermenin yanı sıra, inanç kurumları, kültür merkezleri ve eğitim ve sosyal hizmet kurumları açma ve işletme yetkisine sahip.
Öte yandan, Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ adlı kurumunun yanı sıra Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu adlı çatı kuruluşu da, 09.04.2009’da Avusturya İnanç Dairesi’ne (Kultusamt) Avusturya’da yaşayan Alevileri temsil iddiasıyla, resmen inanç topluluğu olarak kaydedilmesi (tanınması) amacıyla, tanınmak için başvuru yapmış. Başvuru, şu anda İdare Mahkemesi’nde karara bağlanmayı bekliyor. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu bu bağlamda Aleviliği, İslamiyetten bağımsız, bir Anadolu dini olarak tanımlıyor ve ‘Alevilik kendine özgü evrensel bir inanç olup, İslami bir mezhep değildir.’ diyor.
27.02.2016 günü Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından Viyana’da ‘Nein zur Zwangsislamisierung’ – ‘Zorunlu İslamlaştırmaya Hayır’ mottosuyla yapılan yürüyüşün arka planında Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun kendi başına bir inanç çatı kurumu olarak tanınmaması ve Devletin / Bakanlığın İslam Yasası kapsamında sadece dinî bir kurumu, Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ adlı kurumu, Alevilerin temsilcisi olarak kabul etmesi yatıyor. Diğer taraftan, Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ, Aleviliği İslamiyet’in içinde gördüğü için, Avusturya’da 14 bölge Alevi Derneği’nden oluşan Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, bu kurumun kendilerini temsil edemeyeceğini belirtiyor. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu, Aleviliği kendi başına bir din olarak değerlendiriyor. Adı geçen kurum, 14 ülkede 253 üye derneğiyle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ile 193 üye derneğiyle Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından yazılı beyannamelerle ve yanı sıra kurumun Nevşehir’deki Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy tarafından da desteklendiğini ifade ediyor.
Devletin / Hükümetin, İslamî derneklere, yeni İslam Yasası’na uymaları için verdiği tüzük değişikliği müddeti 01.03.2016’da sona eriyor. Bu tarihe kadar, tüzük değişikliğine gitmeyen veya iki çatı örgütünden birine üye olmayan derneklerin ‘inanç statüsü’ otomatikman geçersiz kalıyor. Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 27.02.2016 günü tertiplediği yürüyüş, zaman darlığına dikkat çekip, bir an önce kendi başvurularına olumlu yönde baskı oluşturmaya çalışması olarak değerlendirilmeli, zira mahkeme Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun aleyhine karar alacak olursa, gelecekte de Avusturya’da Alevileri inançsal bazda temsil hakkı sadece Avusturya Alevi İnanç Toplumu - ALEVİ çatı kuruluşunda olacak.”
Prof. Dr. Havva Engin, Avrupa Alevileri arasında 2003’ten beri yaşanan Aleviliğin İslam - içi mi, İslam - dışı mı olduğu yönündeki tartışmanın aslında Avusturya’daki duruma da yansıdığına dikkat çekerek, devamında ekliyor:
“Almanya’da 2003 yılında Alevilerin inancının İslam dininin temel ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulanarak başlatılan ‘Alevilik kendi başına bir inançtır’ tartışması, Avrupa çapına yayıldı. Bu tartışmayla, aslında Aleviler bir yol ayrımına sürüklendi.. Artık, bilinen geleneksel Alevilik tanımı; Avrupa’da yaşayan ve yaşatılan Aleviliğe pek uymuyor. Alevi göçmenler bu tartışmadan etkilendi ve halen etkileniyor. Aleviliğin ‘İslam – içi’ mi, ‘İslam – dışı’ mı olduğu tartışması, Aleviler arasında yeni farklılaşmaları da bir şekilde tetikliyor... Farklılaşma; gelenekselle modernite arasındaki problemleri, paralel olarak köken ülkede dahi yürütülen tartışmaları aşıyor: Alevilik açısından, Alevileri; göçte kanaatimce tarih, tarihin algılanması, tarih bilinci ve sosyal taban olarak Aleviliğin yeniden evrilmesine, ‘yeni bir Aleviliğe’ veya ‘yeni Aleviliklere’ doğru yöneltiyor ve götürüyor... Aynı anda muhteva açısından iki ‘farklı’ Aleviliğe... Zira ‘geleneksel’ de kendi sosyal tabanını bir şekilde muhafaza ediyor. Buradan hareketle, denilebilir ki, Aleviler açısından tarihte yeni bir durumdur bu... Veyahut farklı tarihe, tarih algısına, tarih bilincine ve sosyal tabana dayanan iki farklı Aleviliğin olduğu bir durumdur bu... Bu yeni durum, göçte, kendilerini Alevi olarak tanımlayan ve birbirinin dinî algılamasını reddeden iki farklı üye tabanına sahip dinî cemaatleri oluşturuyor ya da bununla destekleniyor. Öncelikle tarihsel - sosyal taban ve algı açısından Aleviler ve Alevilik yeniden ve farklılaşarak cemaatleşiyor. Kuşkusuz, bu tür cemaatleşmeler, göç ülkesindeki Alevi algısını da bir şekilde etkileyebiliyor. Algının (Alevilik - Alevi) algılara (hangi Alevilik - hangi Alevi) dönüşmesine yol açabiliyor... Öte yandan, göçte ve göç ülkesindeki sosyal dinamikler ve buna bağlı olarak dilin farklılaşması, köken ülkede aynı inanca sahip Alevilerle, göçmen Aleviler ve onların kendi arasındaki bağları da zayıflatabiliyor... Özetle, Alevilik muhtemelen göç ülkesinde değişim, dönüşüm ve farklılaşmayla ilgili tarihi bir aşamadadır ve bu aşamada, cemaatler arasındaki makas giderek açılıyor.” @kanalkultur 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder