Bu Blogda Ara

7 Kasım 2013 Perşembe

Veli Asan: Tahtacı Türkmenlerde Baş Bağlama

[© Veli Asan - KanalKultur] - Baş bağlama, yeni gelinlere uygulanan bir törendir. Bazı yörelerde gerdeğin ikinci günü, bazı yörelerde kaçarak evlenmelerde, gelinin hamile kalmasından sonra, bazı yörelerde ise (bu çoğunluktur), ister kaçarak ister düğünle evlenilsin, kadının hamile kalıp genç kızlıktan ayrılıp kadınlığa adımını atmak anlamına gelir. O artık evinin kadını olacaktır. Hele işin içine çocuk da girince bu törenden sonra kadın kendisini evine ve kocasına verir. Çocuk, kadını eve bağlayan en güçlü unsur olduğu için, hamile kalmayan veya hamile olup da çocuğu canlanmayan (örneğin düşme tehlikesi olan veya ölü doğabileceği ihtimali olan hallerde) gelinin başı bağlanmaz.

Tahtacı Türkmenlerde baş bağlama töreninde birliktelik vardır. Örneğin, törenin başlangıcından bitişine değin yapılan uygulamalar aynıdır. Ancak başa takılan süslerde ufak tefek farklılıklar olabilir. Bu da çok önemli farklılık sayılmaz.

Hamile kalan gelinin çocuğunun rahminde canlandığını haber alan kaynana sevinçlidir. Hemen hazırlığa girişir. Gerekli olan giysi ve takıları temin edebileceği zamanı hesap ederek, baş bağlayacağı günü ev halkıyla birlikte kararlaştırır.

Baş bağlama törenini "Anabacı" yönetir. Anabacı, dede veya mürebbi karısıdır. Anabacı yoksa, kocası sağ, ilk çocuğu ölmemiş, sözü dinlenir, görmüş geçirmiş kişilik sahibi bir kadın da yönetebilir. Bu nitelikleri olmayan kadın baş bağlama töreni yönetemez.

Törene salt evli kadınlar katılırlar. Bir yandan o gün için özel hazırlanmış yemekler pişerken, bir yandan da baş bağlama törenine geçilir. Gelinin bütün iç giysileri yeni dikilmiştir. Başı bağlanacak olan gelin uzun elbisesi ile ortaya gelir. Endamı güzel olanlar için, o ortaya gelirken sağdan soldan "Maşallah" sesleri duyulur. Anabacı, önce, gelinin topuğuna kadar inen iç köyneğini giydirir. Ancak, köyneğe eteğinden toplayıp başından geçireceği sırada durur ve "Selavat, sallala Muhammad'e selavat" der; "Kutlu olsun" diye yanıt verirler. Giydirmeyi geciktiren anabacı "Ya Ali" diyerek gömleği giydirir. Selavatla giydirilen her giyside, aynı yol izlenir. Sıra ile şunlar giydirilir:

1. İç köynek: (selavatlı) İç köynekten sonra, üçetek giydirilir.

2. Üçetek: Selavatlı olarak giydirilir. Ancak ön iki etek, biraz sonra bağlanacak bağa uçlarından tutturulur. Aşağıya sallanmaz.

3. Kuşak: Özel olarak kadınlar için dokunmuştur. Kare şeklindedir. İkiye üçe katlanarak ucuna dikilen ipin yardımı ile bele sarılır. Belin ısınmasına ve dik durmasına yarar. Özellikle Tahtacı kadınları ağır işte çalıştıkları için kuşaksız durmazlar.

4. Bağ: Yapılırken kadınları en çok uğraştıran parçadır. Ustalık ister. Her kaynana gelinin bağını kendisi yapmak ister ama, beceremiyenler para ile bir başkasına yaptırır. Bele iki kez dolanacak kadar uzunlukta, el genişliğinde herhangi bir kumaştan yapılır. Üzerine çesitli boncuk ve pullar dikilerek adeta bir sanat sergilenir bağda. Bunlardan sonra da deve boncuğundan eşit aralıklarla dört beş tane daire süs yapılır. Çok emek verebilen ve becerikli olan kadınlar bu dairelerin ortasına ona göre kestirilmiş aynalar oturturlar. Ki uzak mesafelerden gelin gelirken göz alsın diye. Eğer ipekten peştamal varsa bu bağ peştemalın da üstüne bağlanır. Bağ bağlama selavatsız yapılır.

Sıra başa gelmiştir:

5. Ternik: Hali vakti yerinde olan, sonra gelinin olma koşulu ile terniğin öne gelen kısmını altın paralarla süsler. Olmayan gümüş para ile süsleyebilir. Ternikteki paraların sayısı zenginlik ölçüsüdür. Bir sıraya bir koşar denir. Terniğe kaynana kaç koşar altın dikerse o kadar hali vakti yerinde sayılır.

6. Yırtma: Kalınca kumaştan dokunmuş yazma. Genellikle sarı renktedir. Üzeri simle işlenmiştir. Boyun altından geçip kulakları da örtecek kadar büyüktür. Çene altından geçirilip başta düğümlenir. Üç düğüm atılır. Selavatlanarak başa bağlanır.

7. Annılık: Genellikle yeşil ve kırmızı ipekli parçalarının birbirine ulanmasından meydana gelir. Eni normal bir alım örtecek kadardır. Orta yere al ve kırmızının birleştiği yer getirilir. Onun üzerine de boncuklu cıngıl bağlanır. Her ikisi de selavatsız takılır.

8. İlmeçer: Çenenin altından alınarak, yanlarda birer çengelle tutuşturulan ve üzerinde yer yer madeni paralarla boncukların sallandığı bir parçadır. (Cıngıl ve ilmeçeri, salt boncuklar dizerek genç kızlar da takabilirler.

9. Tomaka: Başın sağ ve sol yanından çene hizasına kadar sarkıtılan büyük gümüş paralar takılı iki ayrı parça. Tomaka yapımının zorluğu ve pahalıya mal olması dolayısiyle her geline takılamayabilir.

10. Karanfil dizisi: Kurutulmuş karanfil tohumu, iki sıra halinde ipe dizilir ve boyuna asılır. Karanfilin özelliği kokusunu sonuna kadar taşımış olmasıdır. Gelinler genellikle yatarken güzel kokması için boyunlarına takarlar. Karyolasının baş kısmına asanlar da vardır. Karanfil selavatsız takılır.

11. Boy dizisi: Karanfil gibi hoş kokulu bir çiçek tohumu. Boy da kokusunu kaybetmez. Baş bağlanırken (genellikle Akdeniz ve Ege bölgesi Tahtacılarında) karanfille birlikte (veya salt) boy dizisi de takılır. Ancak bu da selavatsız takılır.

12. Ağıza yaşmak: Baş bağlama töreni gelinin ağzına yaşmak bağlama ele sona erer. Anlamı, gelinin az konuşmasının istenmesidir. Ağzındaki yaşmağı kocası akşam, bir armağan vererek açar. Artık gelin, çeneli olmayacak, kocasına bağlı olacaktır.

Tören bitmiştir ama, töre sona ermemiştir. Baş bağlama bittikten sonra, Anabacı, çeşitli çocuk giysilerini eteğine doldurur, üç kez gelinin eteğine boşaltır geri alır. Sonunda gelinin başından arkasına doğru eteğindeki giysileri havaya fırlatır. Hazır bulunanlar kapışırlar. Eline erkek giysisi gecenin erkek, kız giysisi gecenin kızı olacağına inanılır. istediğinin tersi düşenler yüzlerini buruştururken, istediği geçenler sevinirler.

Gelin bir köşeye çekilir. Ortaya sofra serilir. Gelinin kaynanası, baş bağlanacağını, aynı günün sabahı ev ev dolaşarak komşulara haber verir. İşi olmayan mutlak katılır. Zira "bugün sana ise yarın bana"dır. Gelenlerin kalabalık olması durumunda birkaç sofra birden atılır ortaya, ilk önce kurban kesilmişse veya et pazardan alınmışsa Kelle yemeği gelir.

Bu tirit şeklinde sulu yemektir. Etler didilerek veya küçük parçalar halinde kelle suyu ile pişirilir. Kellenin yalnız olarak yenmesinden sonra, takviye olarak çeşitli yemekler ikram edilir. Üzerine tatlı veya meyve verilir. Anabacı ayakta yemeğin yenişini de yönetir. Ekmeği bitenlere ekmek, su isteyenlere su verdirir. Yemek tam bir neşe içinde, birbirlerine laf atmalar şeklinde devam eder.

Yemekten sonra eller yıkanır. Akşama semah kurulmayacaksa eğlenceye geçilir. Kadınlar taklit yaparak, fıkra anlatarak veya eşliğinde türkü söyleyip oyunlar oynayarak hoşça vakit geçirirler. Akşama semah kurulacaksa eğlence faslı olmaz. Herkes evine dağılır. Giderken herkes "Bir yastıkta kocamaları", "Sağ salim doğum yapması" gibi dualar ederler. [© Veli Asan - KanalKultur]

Bkz. Cem 7 (1997) 71: 8-10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme