Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

21 Ocak 2016 Perşembe

Üryan, Çıplak, Nü - Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü

İzzet Ziya - Kayıktaki Kız,
Zeyno-Muhsin Bilge Koleksiyonu,
tuval üzerine pastel, 29,5 x 23,5 cm., yak. 1915
Pera Müzesi, 25 kasım 2015 – 7 şubat 2016 tarihleri arasında kuruluşunun 10. yılında Türk sanatının modernleşme süreci içinde nü resmin gelişimini anlatan “Üryan, Çıplak, Nü” sergisini düzenliyor. Sergi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte manzara ve natürmort ağırlıklı resimsel üretimin genişleyerek sanat tarihinin temel türlerinden biri olan nü’nün resimsel bir konu ve biçim olarak ortaya çıkışını irdeliyor. Nü resmin, Türkiye’nin modernleşme sürecinin sanata yansıyan yönünün simgesel unsurlardan biri olduğunu da gündeme getiriyor. Küratörlüğünü Ahu Antmen’in yaptığı sergide, farklı dönemlerden 44 sanatçının, akademik etüdlerinin de dâhil olduğu 150’ye yakın eseri yer alıyor.

Osman Hamdi Bey, Süleyman Seyyid Bey, Halil Paşa, İzzet Ziya Bey, Avni Lifij, Ruhi Arel, İbrahim Çallı, Namık İsmail, Melek Celal Sofu, Cemal Tollu, Zeki Faik İzer, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Fikret Mualla, Leyla Gamsız ve Yüksel Arslan gibi farklı kuşaklardan sanatçılara yer veren “Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü” sergisi, yüzyıl başında gizli saklı ve tek tük, Cumhuriyet döneminde ise yoğun olarak üretilen nü resimlerin izini sürerek ressamların, çıplaklığın sanatsal temsillerine karşı var olan kültürel direnci aşma çabalarını gözler önüne seriyor. Çıplaklık konusunun, gelenekselden moderne çeşitli dönüşümleri kapsayan tarihsel ve toplumsal süreçler kadar, bireysel hassasiyetleri de içeren oldukça karmaşık bir olgu olarak karşımıza çıktığına dikkat çeken Ahu Antmen “Bu sergi ile nü resmin Türk sanatındaki gelişim evresini ele alırken, bir yandan da ülkemizde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte sanatçı kimliğinin oluşumunu, kültürel olarak mahremle özdeşleştirilmiş kadın bedenine yönelik cinsellikten arınmış sanatsal bir algı geliştirmenin güçlüklerini, modern kimlik algısında sanat ve nü resim arasında kurulan bağlantıları resimlere bakarak düşünmeyi, düşündürmeyi amaçladık” diyor.

Fahrünissa Zeid - Antik Portre,
Huma Kabakçı Koleksiyonu,
tuval üzerine yağlıboya, 60 x 40 cm., 1940’lar
“Üryan, Çıplak, Nü” sergisinin kapsamlı bir bölümünü Osman Hamdi Bey, Süleyman Seyyid Bey, Halil Paşa gibi ilk Osmanlı ressamlarından başlayarak akademik sanatsal eğitimin bir gereği olan desenler oluşturuyor. Namık İsmail, İbrahim Çallı, Melek Celal Sofu, Feyhaman Duran gibi ressamların sergilenen ilk nü’leri Meşrutiyet dönemindeki erken sanatsal gelişimi gözler önüne sererken, Cumhuriyet döneminde Zeki Faik İzer, Cemal Tollu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu gibi ressamların yenilikçi yaklaşımlarında nü resimler, Türkiye’de sanatsal modernizmin başat bir unsuru olarak karşımıza çıkıyor.

Muhafazakârlık - modernlik ikileminde, çıplaklık olgusunun simgesel anlamı

“Üryan, Çıplak, Nü” sergisi, İstanbul’da ilk güzel sanatlar akademisi açıldığında canlı model dahi kullanmanın sakıncalı sayıldığı bir kültürel iklim içerisinde nü resmin zaman içinde ‘sanat kültürü’yle nasıl normalleştiğini de irdeliyor. İslam kültürünün taassubuna aykırı olan, ama Batı kültürünün estetik normlarını yansıtan nü resimler, Türkiye’de sanat kültürünün gelişim sürecinde çıplak bedenin bir konu olmaktan çıkıp, biçimsel bir kalıp haline gelme süreçlerini yansıtıyor.

Neşet Günal - Dörtlü Güzellik,
Gregory M. Kiez & Mehmet Kutman Vakfı Koleksiyonu,
tuval üzerine yağlıboya, 136 x 126 cm., 1951 
20. yüzyıl başında Sanayi-i Nefise Mektebi’nde önce erkek canlı modeller aracılığıyla, ardından Avrupa’ya sanat eğitimi için gönderilen ressamların kadın ve erkek canlı modellerden çalışma olanağı bulmalarıyla insan bedeni, sonsuz poz dağarcığıyla ressamlar için manzara, natürmort, portreden farksız bir tür haline geliyor. Öte yandan nü, özellikle kadın bedenini temsil eden bir tür olarak algılanmasıyla, yalnızca kültürel muhafazakârlık-modernlik ikilemi açısından değil, sanatsal yaklaşımların cinsiyetçi yönünü gözler önüne sermesi bakımından da simgesel bir anlam yükleniyor. “Nü” kavramının öncelikle kadın bedenini çağrıştırdığına değinen Ahu Antmen, Batı sanat tarihinin adeta meşru kıldığı bu algı biçiminin Türk resminde de yansımalarını bulduğuna işaret ediyor.

Modernizm ve nü

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin 1916 yılından itibaren düzenlediği Galatasaray Sergileri’nde manzara, natürmort, portre dışında güneş banyosu, sandal gezintisi, deniz hamamı gibi konulardan sonra nü’ye yönelen Namık İsmail, İbrahim Çallı, Melek Celal Sofu gibi 1914 Kuşağı ressamları, 1920’li yıllarda akademizmi dışlayan, izlenimsel bir yaklaşımla tenselliği ön planda olan nü resimler üretiyorlar.

Zeki Faik İzer - İsimsiz,
Gül İrepoğlu Koleksiyonu,
kâğıt üzerine çini mürekkebi ve suluboya,
29,5 x 23 cm., 1965
1930’lu yılların Galatasaray Sergileri’nde ise, Cemal Tollu, Zeki Faik İzer gibi ressamların daha modernist nü’leri gündeme geliyor. Tenselliği dışlayan, biçimsel deformasyonu esas alan yeni nü’ler, ressamların bireysel üslup arayışlarını yansıtırken, Avrupa modernizminin Türk resmine yansıyan yönlerini de gözler önüne seriyor. “Üryan, Çıplak, Nü” sergisi, Türk ressamlarının 1920’li yıllarda yeni yeni uygulama alanı buldukları bir resim türünde çok geçmeden ne kadar yoğun bir üslup çeşitliliği içinde çalıştıklarını izleyicinin değerlendirebileceği bir zemin oluşturuyor.

Küratör Ahu Antmen, nü’nün Türk resminin hem kültürel hem biçimsel anlamda kabuğunu kırmasının en büyük göstergelerinden biri olduğunu vurguluyor. Antmen “Pek çok ressam için nü, kendi resmine, kendi figür anlayışına giden yolda bir köprü niteliğindedir; konu olan çıplak insan bedeni değil, sonsuz görünüşleri, hareketleri, ifadeleriyle insan bedeninin görsel bir biçim olarak algılanmasıdır. Bu sanatsal perspektif, insan bedenine tüm kültürel kalıpların ötesinde doğanın kendisi olarak bakabilmeyi gerektirir. Nü resim, bir taraftan bu durumu olanaklı kılan, diğer taraftan da bir teşhir mantığıyla tam tersine yok eden ikilemli bir sanatsal tür olarak simgesel bir öneme sahip,” diyor.

Hikmet Onat - Erkek Model,
Merey Koleksiyonu, tuval üzerine yağlıboya,
71 x 43 cm., tarihsiz
Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi

Pera Müzesi, Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na bağlı olarak nitelikli ve geniş ölçekli kültür-sanat hizmeti vermek amacıyla 2005’te kurulan bir özel müze. Orijinali 1893 yılında mimar Achille Manoussos tarafından tasarlanan Bristol Oteli binasının, 2005'te cephesi korunarak çağdaş ve donanımlı bir müze olarak renove edilmesiyle inşa edilen yeni binasında faaliyet gösteriyor. Koleksiyonları, aralarında Jean Dubuffet, Joan Miró, Pablo Picasso, Frida Kahlo, Alberto Giacometti gibi dünyanın usta sanatçılarının yapıtlarının bulunduğu süreli sergileri ve kuruluşundan günümüze gerçekleştirdiği etkinlikleriyle Türkiye’nin en nitelikli, öncü ve sevilen müzelerinden biri haline gelen müze, kentin bu çok canlı bölgesinde çağdaş bir müze-kültür merkezi olarak hizmet vermeye devam ediyor.

Üryan, Çıplak, Nü - Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü / 25 kasım 2015 - 7 şubat 2016; Pera Müzesi, Meşrutiyet Caddesi No.65, Tepebaşı - Beyoğlu - 34443 İstanbul; Tel. + 90 212 334 99 00

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder