Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

11 Ekim 2013 Cuma

Halil Atılgan: Türkülerde Söz Yanlışları

Dr. Halil Atılgan
[© Halil Atılgan - KanalKultur] - Halk edebiyatımızın temel taşlarından birini meydana getiren halk ozanlarımız türkü sözlerimizin yapılanmasında önemli bir unsurdur. Türkülerin varoluşunda, yaygınlaşıp yaşatılmasında da bu kıymete paha biçilmez. Ancak onlar yaparlar bizler yaptıklarını, çalıp okuduklarını muhafaza edemeyiz. Muhafaza edemediğimiz gibi bazen ne dediğini de anlayamayız. Anlamadığımızı da araştırmadan yanlış olarak okumaya devam eder, yanlışlıkların günümüze kadar gelmesine vesile oluruz. işte; bazı kaynak kişilerin türkü sözlerini yanlış aktarması, derleyicilerin düzelteceğim diye sözlerde yaptığı tahribat, halk müziği sanatçılarımızın halk edebiyatı konusundaki yetersizlikleri, (istisnalar hariç) türkülerimizde birtakım söz yanlışlıkların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yanlışlıklar düzeltilmediği gibi düzeltilmesiyle ilgili gayret de gösterilmemiştir.

Konuyla ilgili; Nejat Birdoğan "Türkülerdeki Söz Sakatlıkları", Mehmet Gökalp "Halk Edebiyatında Hatalı Söyleyişler", Nail Tan; "Karacaoğlan'ın Türk Sanat Müziği Türünde Bestelenen Şiirleri", Salih Turhan "Azerbaycan Halk Türküleriyle (Mahnıları) ilgili Tespit Ve Düşünceler" Ahmet Özdemir "Türkülerin Sözleri Doğru Okunmalıdır" yazılarıyla yanlışlıklara dikkat çekilmiş. Hatta Salih Turhan'ın (kendi ifadesine göre) yanlışlıkları bir yazıyla TRT Müzik Dairesi Başkanlığı'na sunmasına rağmen değişiklik uygulamaya konulmamıştır. Yanlışlıklara dur diyecek bir mercinin çıkmayışı, Türk Halk Müziği sanatçılarının duyarsızlığı (istisnalar hariç) bahsedilen yanlışlıkların günümüzde de devam etmesini sağlamıştır.

Yanlışlıklar daha da devam edeceğe benziyor. Ama biz yine de şimdiye kadar tespit edilen yanlışlıkların dışında tespit ettiklerimizin bir kısmını aktararak düzeltilmesi için ilgili kurum ve kuruluşların takdirine bırakıyoruz.

Konuya çok popüler olan, bir türküyle başlamak istiyorum:

Türkü: Yeşil ördek gibi daldım göllere. Yöresi Sivas. Sabahattin Alpaslan'dan Osman Özdenkçi derlemiş, notaya almış. TRT, Türk Halk Müziği repertuvar sıra no 2363'tür. Sözler Pir Sultan Abdal'a aittir. Bu türkünün ikinci dörtlüğünün ilk iki dizesini bir grup sanatçı aşağıdaki gibi okunmakta: (TRT kayıtlarındaki ikinci dörtlüğün sözleri de böyledir.)

Sevdiğim cemalin güneşim ayım / Seni seven aşık çeker ezvahı, ilk dizedeki "ayım"la, ikinci dizedeki "ezvah"ı kafiye itibariyle uyumsuzdur. "Ezvah" diye bir kelimede sözlüklerde yoktur. Aynı dörtlüğün ilk iki dizesini diğer bir grup da: Sevdiğim cemalin güneşim ayım / Seni seven âşık çeker ervahı şeklinde okumaktadır. Bu okuyuşta da iki dize arasında kâfiye bozukluğu olduğu gibi, anlam bütünlüğü de yoktur. Bu söylenişiyle güfteden: Sevdiğim yüzün güneşim ayım (Yüzün ay gibi güneş gibi) / Seni seven âşık çeker ruhları şeklinde bir anlam çıkmaktadır. Çünkü "ervah" ruhlar demektir. Ayım ile ervahı arasında anlam bütünlüğü olma dığı gibi kâfiye de tutmamaktadır. Her iki okuyuşta yanlıştır. Türkünün doğru sözleri aşağıdaki gibidir:

Sevdiğim semanın güneşi mahı / Seni seven âşık çekmez mi ahı.
Getir el basayım Kelumullahı / Ne sen beni unut ne de ben seni

dörtlük bu hâliyle anlam ve kâfiye itibariyle bir bütünlük arz etmektedir. Otantiğinde ne ezvah, ne de ervah yoktur.

Şimdi günümüzde meşhur olmuş bir başka türküyü örnek vermek istiyorum:

"Bugün bize pir geldi". Bu türkü için Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı Türkiye'de Alevilik Bektaşilik kitabının 354. sayfasında aynen şöyle diyor: "Zâkirler dededen destur isteyerek düvaza başlarlar."

Bugün bize pir geldi
Gülleri taze geldi
Önü sıra Kamberi
Ali el Mürteza geldi

Padişahım karadan
Hak'tır bizi yaradan
Ben pirimden vaz geçmem
Bin yıl geçse aradan

Ali bizim şah'ımız
Kâbe Kıblegâhımız
Bedraştaki Muhammed
O bizim padişahımız

Bağlantı

Eyvallah şahım eyvallah
Hak leilahe illallah
Eyvallah pirim eyvallah
Adı güzeldir güzel şah

Bu düvazın da 3. dörtlüğündeki "miraç" sözcüğünü; "bedraş, epraş, mehraç" şeklinde okuyanlar vardır. Bedraşın da epraşın da hiç bir anlamı yoktur. Sözcüğün aslı "miraç"tır.

Geçtiğimiz yıllarda dillerden düşmeyen Çorum dolaylarının güzel bir uzun havası vardı: "Gayrı dayanamam ben bu hasrete". Türkü Çorum'dan Ali ihsan Erdoğan'dan TRT Müzik Dairesi Başkanlığı tarafından bozlak olarak derlenmiş. Uzun hava repertuvar sıra no: 187'dir. Bu türkünün sözleri de yanlış okunmaktadır. Özellikle şu dörtlüğü:

Sen gidersen kendim berdar ederim / Bülbül gül dalına konmaz niderim
Elif Kaddin büker kement ederim / Ya beni de götür ya sen de gitme
"Bu türküyü okuyan şahıs Kadd kelimesini bilmediği için, ona en yakın kelime olan Kadr'i kullanıyor. Halbuki, Kadr ile Kadd'inin hiçbir ilgisi yoktur. Çorumlu Âşık Hüseyin'e ait olan bu şiirde, klâsik (divan) şiiriyle, halk şiirinin birleştiğini görüyoruz. şair teşbih ve tenâsüp sanatını ustalıkla kullanıyor. Eski yazı bilenler hatırlayacaklardır: (He) harfinin yazılışı form olarak kemende benzer. Ayrıca Elif'i kadd'e yani boya posa; beli bükülmüş insanı da (He) harfine benzeterek, şair (elif) ve (he) harfleriyle bir "ah" yazmış olduğunu ifade etmeye çalışıyor. Yani sen gidersen âhü figan ederim, feryat ederim demiş oluyor. Zaten birinci mısradaki berdar ederim (Kendimi dâra çekerim, asarım) anlamı, söz konusu mısraa böyle bir mânâ gerektiğini açıkça gösteriyor." (B. Bilge Tokel Gazi, Üniversitesi Yayınları, Milli Kültür ve Gençlik Sempozyumu Bildirileri-1985)
Görülüyor ki: Cehalet devletin her kademesine bağdaş kurmuş hiç de istifini bozmadan oturuyor. 65 milyona hitap eden ve de adına sanatçı dediğimiz zevat Miraç'a - Epraş, Kadd'ine Kadrin, Haslet'e Hasret demeye devam ediyor.

Bir başka yanlış okunan türkü sözlerimizden biri de Bolulu Âşık Himmet'e ait: "Vakti seherde" diye başlayan türküdür. Türkünün otantik sözleri aşağıdaki gibidir.

Vakt-i seherde
Düştüğüm yerde
Açılır perde
Derman sendedir

Düşmüşüm kaldır
Ağlarım güldür
Minnetim oldur
Derman sendedir.

Benim biçare
Yürek pür pare
Kaldım avare
Derman sendedir

Nefs-i zalimi
Sundum elimi
Gözle halimi
Derman sendedir

Derviş Himmet'e
Derdi firkate
Çare vuslata
Derman sendedir

dörtlükleri Bolu türkülerinde kullanılmamış, kullanılmadığı gibi sahip de çıkılamamıştır. şiir yukarıda da bahsettiğim gibi 1609-1684 yılları arasında yaşayan ve Bolu'nun Güce köyünde doğan, İstanbul'da medrese eğitimi yapan, sonra da tasavvufa yönelerek Bayram-i Tarikatına giren Bolulu Âşık Himmet'e aittir. Maalesef bunları bizler biliyoruz. Başkaları: Geçtiğimiz yıllarda Sivas'ta kaybettiğimiz Hasret Gültekin'e ait olduğunu bilmektedir. Hasret Gültekin'in kasetine de "Derman Sendedir" olarak geçen bestenin söz ve müziğinin kendisine ait olduğu yazılıdır. Müzik piyasasına bu şekilde intikal eden Bolulu Âşık Himmet'in "Derman Sendedir" şiiri Seher Dilovan'ın kasetine de isim olmuş. Söz ve müziğin Hasret Gültekin'e ait olduğunu beyan eden kasette şiirin 1. ve 2. dörtlükleri aynı 3. dörtlük aşağıdaki gibi bozularak kayıtlara geçmiştir.

Belim biçare / Kaldım avare
Yürek pür yare / Derman sendedir

Görülüyor ki, benim / belim, pare de yâre olmuştur. Ayrıca Bolulu Âşık Dertli'ye ait;

Hatırlayıp sormaz beni halimden
Kirpikleri kara kalem kaşlı yâr
Zikr-ü fikri gitmez asla dilimden
Anadan gülmedik garip başlı yâr

Aşk atına süvar olsam yarışmaz
Gözüm yaşı deryalar karışmaz
Çoktan beri küsülüdür barışmaz
Benim ile mercimeği taşlı yar

Dertli zelil sefil gurbet ellerde
Beyhude şöhreti gezer dillerde
Paşam gelir deyu gözü yollarda
Elleri kınalı gözü yaşlı yar

diye biten koşma, sözlerde yapılan tahribatlarla "Hatırına düşmez sormaz halimden" şekliyle Tokat Zile türküsü olarak kayıtlara geçmiş. Mahmut Salan'dan Muzaffer Sarısözen'in derlediği türkünün TRT repertuvar sıra no: 585'tir. TRT de yayınlanan sözler ise aşağıdaki gibidir:

Hatırına düşmez sormaz halimden
Kirpikleri siyah kalem kaşlı yâr

Gönül aşk atına binip yarışmaz
Gamı hicran derunuma karışmaz

Fikri zikri çıkmaz oldu aklımdan
Kendi melül melül gözü yaşlı yâr

Çoktan beri küsülüyüz barışmaz
Benim ile mercimeği taşlı yâr

Dertli seri sefil gurbet ellerde
Bir zaman şöhreti gezer dillerde
Yârim gelir deyi gözü yollarda
Anadan gülmedik garip başlı yâr

Sözler TRT de çalınıp söylenenle mukâyese edildiğinde tahribat açıkça görülecektir. Şimdi de Derviş Ali'ye ait olan aşağıdaki türkünün sözlerine bir bakalım.

Şu âlemde ıslah olayım dedim
Gönül muradına erdi sonradan
Zamane halkına sırrımı verdim
Sermayeden zarar ettim sonradan

Şu Ebu Cehil'in kara yüzleri
Ey - olmuyor yaramazın gözleri
İki dinli her cahilin sözleri
Durdukça kâr etti cana sözlerin

Geldin benim ile kondun konuştun
Kadehi verdedin doldurdun içtin
Bir Hak lokmasıydın müşteri düştün
Kalbin çürük imiş bildim sonradan

Gidi münafıklar girdi kanıma
Cefa etti cesedime canıma
Hangi peygamber girdi deve donuna
Ah ettikçe ben de bildim sonradan

Yol bir olunca erkân da bir olur
Yalancılar bu meydandan sürülür
ipi çürük olan bir gün üzülür
Sarma ile temel tutmaz sonradan

Derviş Ali'm eder bir kâr edelim
On iki imam meclisine girelim
Mülceme Muaviye'ye lânet edelim
Dönme ile talip olmaz sonradan

Sözleri Derviş Ali'ye ait olan bu türkünün adı: "Geldim şu âlemi ıslah edeyim"dir. Sivas'tan Fevzullah Çınar'dan derlenen bu türkü 26.9.1977 tarihinde incelenmiştir. Derleme tarihi yoktur. Derleyen ve notaya alan Nida Tüfekçi, repertuvar sıra no ise; 1469'dur. Kayıtlara 3 dörtlük olarak geçen türkü sözlerinin de Derviş Ali'ye ait olduğu belli değildir.

Geldim şu âlemi ıslah edeyim
Özümü meydanda gördüm sonradan
Zaman mahlükuna meylimi verdim
Sermayemden zarar gördüm sonradan

Geldi bizim ele sevdi sevişti
Sadık yârim diye yeminler içti
Al kadeh ver kadeh doldurdu içti
Özü çürük imiş duyduk sonradan

Şu zalimin kara kara gözleri
Yaramıza yaramadı tuzları
İki dinli şu cahilin sözleri
Durdukça kâr etti cana sonradan

görülüyor ki; şiir, anlatım ve içerik itibariyle değişmiş, dörtlükler arasında bir kopukluk ve de müthiş bir anlam farklılığı ortaya çıkmıştır. Bu örneğin diğerine göre bir farkı şimdilik herhangi bir kişiye ait olmayışıdır. Ayrıca;"şu alemde ıslah olayım dedim" şekliyle başlayan şiir, uydurmasında "Geldim şu alemi ıslah edeyim"diye başlamaktadır. Biri ıslah olmaya, diğeri ise ıslah etmeye gelmiştir. Ne büyük çelişki.

Ülkemizdeki halk müziği sanatçılarının okuduğu türkülerin söz analizini yapmadıklarını daha önce belirtmiştik. şu vereceğim örnek bahsettiğimiz konunun çok güzel bir kanıtıdır. Müziği Kâzım Birlik'e sözleri Karacaoğlan'a ait türkü formundaki bestenin ikinci dörtlüğünde sözler maalesef bazı sanatçılar tarafından:

Şahinim var kazlarım var / Tel alışkın sazlarım var, diye okunmaktadır. Birinci mısradaki "kazlarım" değil "bazlarım" olacaktır. şahinin dişisine baz denir. Alıcı bir kuştur. Türkü sözünde "şahin" geçince "bazı" bilmeyen halk müziği sanatçısı oraya kazı yakıştırmayı uygun bulmuştur.

Şimdi çok popüler olan ve Kırşehir de bozlak, Çukurova'da Afşar Bozlağı olarak bilinen bir uzun havadaki söz yanlışlığına bakalım: Türkü Muharrem Ertaş'tan, Nida Tüfekçi derlemiş, Şenel Önaldı da notaya almıştır. TRT repertuvar sıra no: 208’dir. İkinci dörtlüğün sözlerini işi bilmeyenler aşağıdaki gibi okumaktadırlar.

Belimizde kılıcımız Kirmani / Taşa geçer mızrağımın dermanı
Devlet hakkımızda vermiş fermanı / Ferman padişahın dağlar bizimdir

Dörtlüğünün birinci mısrasında Dadaloğlu: Belimizde kılıcımız Kirmani diyerek İran'daki Kirman şehri kılıcından bahsedilmektedir. Pekiyi; "Taşa geçer mızrağımın dermanı" dizesindeki dermanla taşa geçmenin ne ilgisi olabilir. Elbette hiçbir ilgisi olamaz. Zira "temren" sözcüğü "derman" olarak kullanılmaktadır. Yanlıştır. Doğrusu aşağıdaki gibidir:

Belimizde kılıcımız Kirmani / Taşa geçer mızrağımın temreni. Temren: mızrağın ucundaki sivri demirdir.

Söz bozlaktan ve Kırşehir'den açılmışken Neşet Ertaş'ın popüler ettiği Acem Kızı türküsüne bir göz atalım. Ancak türkü sözü incelemesine geçmeden Bayram Bilge
Tokel'in Neşet Ertaş Kitabı, "Neşet Ertaşla Baş başa" bölümündeki Ertaş senaryosunu gözden geçirmek gerekir: (Bayram Bilge Tokel Neşet Ertaş Kitabı, s.184 -185 Akçağ Yayınları Ankara 1999) Bu bölümde Sn. Tokel Ertaş'a soruyor:
"Bir de şu ünlü Acem Kızı'nın hikâyesini dinleyelim sizden. Selli Yusuf'un Ecem Kızı'na, Avrupaların, Amerikaların kurban olması hikâyesini..."
Ertaş cevap veriyor:
"Ben çok küçük yaşta şiirler yazardım kendi kendime. Bazı şiirleri pazarlarda satan tellâllardan alır türküler yapardım. Bunun bir örneği Zahide'dir. Çiçekdağı'nda, oralarda uzun bir şiir olarak elime geçti. Acem kızı da böyle bir şansa sahip. Bu da bizim Selli Yusuf'tan duyulan dörtlüklerdir. iki dörtlüğünü ben kendime göre havalandırdım önce. Böylece 45'lik plâğa okudum. Benim Fransa'da, Belçika'da kız kardeşlerim var. Almanya'da biraderim var. Arada bunları görmeye gelirdim Biraz da içtiğimiz sıralar bir meyhaneye gittik. Burada böyle yerlere sırf erkekler değil kızlar da gelip gidiyor. Oturuyoruz bir yerde, bir ara baktım ki, kapıdan şah gibi bir kız girdi içeriye. Bütün millette ona baktı. Yanında kızları olanlar da baktı. Yalnız ben değildim. O havayla barmene oturdu. Tabii yanına gelenler oldu, kendine bir içki söyledi, sağına soluna gelenler oldu, ama kimsenin yüzüne bakmadı, keyfine baktı. Böyle bir havanın bizi etkilememesi mümkün değil. Zaten anadan doğma güzele aşığız. Güzel kim, insan. Eee insanın güzeli erkeğe göre bir kız, kıza göre bir erkektir. Ben Acem Kızı'nı çalarken iki dörtlüğe arada bir dörtlükte ben takmış oldum. Ne Acem Kızı'nın benden haberi var, ne benim ondan. Acem Kızı işte kimi Ayşe, kimi Fatma ad takmadım. Dünyaya insan gelip de âşık olmadım diyen yalan söyler. Ne var ki bu aşkın aptallığını biz yapıyoruz. Abdallık değil aşkı biz yüreğimizde yaşıyoruz.
Avrupa kurban olsun kara kaşına / İngiliz Fransız değmez döşüne
Amerika Belçika düşmüş peşine / Bir de Alman kurban bil Acem Kızı

diyerek Selli Yusuf'un Acem Kızı'na bir dörtlük de kendisinin eklediğini, "Avrupa kurban olsun kara kaşına" diye başlayan dörtlüğün yazılma senaryosunu Sn. Ertaş işte böyle dile getiriyor. Hâlbuki şiir ne Telli Yusuf'un, ne de Neşet Ertaş'ındır. Karslı Âşık Cananî'nindir. Bu konuyla bizzat ilgilenen, Mehmet Gökalp "Halk Edebiyatında Hatalı Söyleyişler" adlı makalesinde:
"Kars'a bağlı Selim ilçesinin Sipkor (Yamaçlı) köyünde 1917 doğan Canani'nin asıl adı Ahmet Çelik'tir. Meşhur saz şairi Dursun Ceylani'den saz dersleri almış, birçok koşma, güzelleme ve ilahiler söylemiştir.Yazın çiftçilik, kışın da kahvelerde ve düğünlerde saz eşliğinde koşma ve türküler söyleyen Canani'nin ilk defa şiirlerini Türk Folkloru Araştırmaları dergisinde yayınlamak bize nasip oldu.1980 de İzmir'e göç eden Canani'nin Acem Kızı türküsü 7 hane olup ancak üç hanesi radyo ve televizyonlarda mahlas ve ozanın adı verilmeden okunmakta. Bu da bizim yüreğimize dokunmaktadır"
diyerek sitemini dile getiriyor. (Folklor Edebiyat, Mart 1997 S.9, s.97.)

Piyasadaki bant ve CD'ler de Acem Kızı türküsün söz ve müziğinin hâlâ Neşet Ertaş'a ait olduğu yazılarak Âşık Canani'nin ve Mehmet Gökalp'in burnunun direği sızlatılıyor. (Örnek: Oyun Havaları ve Türküler - Neşet Ertaş- Nostalji: 1. Bayar Müzik Market A.ş. Kültür Dizisi adlı CD' de Acem Kızı türküsünün detayında, Söz-Müzik Neşet Ertaş yazmaktadır.) Müzik belki kendisinindir. Bu konuda bir iddiamız yoktur. Ama tespitlerimize göre söz Âşık Canani'nindir.

TRT repertuvar sırası 1398 olan Acem Kızı türküsü Kırşehirli Çekiç Ali'den kayıtlara geçmiş, Osman Özdenkçi tarafından derlenmiş, notaya alınmıştır. TRT repertuvarındaki sözler aşağıdaki gibidir.

Çırpınıp da Şan ovaya çıkınca
Eğlen Şan ova' da kal Acem kızı
Uğrun uğrun kaş altından bakarken
Can telef ediyor gül Acem kızı

Seni seven oğlan neylesin malı
Yumdukça gözünden döker mercanı
Burnu fındık ağzı kahve fincanı
Şeker mi şerbet mi bal Acem Kızı

Emir Kalkan'nın XX. Yüzyıl Türk Halk şairleri Antolojisi kitabının 278. sayfasında da Âşık Canani'ye ait olarak yayınlanan Acem Kızı, 7 dörtlük olup aslı aşağıdaki gibidir. (Kültür Bakanlığı Yayınları / 1295 Ankara, 1991.)

Silkinip de Şamova'ya çıkınca
Eğlen Şamaova'da kal Acem kızı
Gerdan domur domur rengin kırmızı
Seherde açılmış gül Acem Kızı

Canım kurban olsun kıymet bilene
Belin ince boyun benzer fidana
Ateşine yandı Tarsus Adana
Getirdin başıma hal Acem kızı

Silkinipte Şamova'ya çıkarsın
Misk-i amber gül yanağa takarsın
Kaş altından uğrun uğrun bakarsın
Can alır sendeki tel Acem kızı

Seni saran oğlan neylesin malı
Yumdukça gözünden dökerler câmı
Burnu fındık ağzı kahve fincanı
Şeker mi şerbet mi bal Acem kızı

Amerika kurban olsun kara kaşına
İngiliz Fransız değmez döşüne
Avrupa Belçika düşmüş peşine
Bir de Alman kurban bil Acem Kızı

Yavru şahin gibi ben de döneyim
Yeleli de kır atıma bineyim
Berdül yaylasından gökçek yanağın
Dudağından akar bal Acem kızı

Canani âşıkta der ki naz olur
Yavaş salın belki sonun hız olur
Mısır haznesini versem az olur
Beni de üstüne al Acem Kızı

TRT kayıtlarındaki Acem Kızı türküsünün sözleri, aslı 7 dörtlük olan şiirin 1., 4., 5. kıtaları alınmış. 5. dörtlük aynı kalmak kaydıyla diğer dörtlükler değiştirilmiştir. Halk şiirinde yer adlarının önemli ip uçları verdiği düşünülürse 1. dörtlüğün 1. dizesindeki Şamovası'nın Şanova'sı olarak kayıtlara geçmesi affedilecek bir tahribat değildir. Kaynaklara göre Şamovası Kars civarında bir ovanın adıdır.

Bir başka söz yanlışlığı da yine Neşet Ertaş'ın popüler ettiği "Seher vakti çaldım yârin kapısını" adlı türküdedir. TRT kayıtlarında: Yöresi Kırşehir. Kaynak kişi Neşet Ertaş, TRT THM sıra no 132 olan türkü, 17. 3. 1973 tarihinde incelenmiş, Nida Tüfekçi tarafından derlenip notaya alınmıştır. Bu türkünün kaset kayıtlarında söz ve müzik Neşet Ertaş dese de, sözler Emlekli Agâhi'ye aittir. Türkünün son dörtlüğünün sözleri:

Agâhi karıştırır ganlı yaş ile / Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile / Hemen aşk atına binip sürmeli

şeklindedir. "Agâhi karıştırır kanlı yaşı ile" dizesindeki "Âgâhi" âşığın mahlasıdır. "Âgâhi"den –A’yı kaldırırsanız "Gâhi karıştırır kanlı yaş ile" olur. Böyle okunduğunda "Agâhi" tapşırması ortadan kalkar. Sözdeki anlam; "Bazen karıştırır kanlı yaş ile" şekline dönüşür. Neşet Ertaş "Agâhi'yi" "gâhi" olarak okumuş türkünün sözleri de TRT kayıtlarına böyle geçmiştir. Yanlıştır. Doğrusu, "Agâhi karıştır kanlı yaş ile" olması gerekir.

Ülkemizde yapılan önemli yanlışlıklardan biri de Azeri türkülerin sözlerinin yanlış okunması, beste olanların da anonimmiş gibi gösterilmesidir. Türkiye'de anonim olmadığı hâlde anonimmiş gibi gösterilen, sözleri yanlış okunan beste mahnılara geçmeden önce kısaca Azeri Halk Müziğinin özelliklerinden bahsedelim.

Türküyü kısaca: Çeşitli halk şiirlerinin müzikle ifadesidir diye özetlersek, Azeriler bizim türkü dediğimizi mahnı olarak adlandırmaktadırlar. Bizde olduğu gibi Azerilerde de mahnılar kendi arasında gruplara ayrılır. Kırık hava tarzındakilerin bir kısmı mahnı, bir kısmı da tesnif olarak adlandırılır. Tesnif makam yerine de kullanılır, Şur Tesnifi, Segâh Tesnifi gibi. Tesnifle mahnı arasındaki fark, tesniflerin makam kurallarına daha çok riayet etmesi, mahnıların ise aşk ve sevgi üstüne söylenmiş olmasıdır.

Türk müziğine yakın olmasına rağmen daha çok; 3, 4, 6, 9 zamanlı usuller kullanılır. Halk çalgılarında; tar, kemança, nağra, garmon, balaban ve kaval ilk sırada yer alır. Gelen ekiplerde gördüğümüz kadarıyla klârnet ve akordeon da halk sazları arasına girmiştir. Bizdeki makamların çoğu kullanılmakla beraber, halk müziği yedi ana makamda toplanmaktadır. (Çargah rast, şur segah, bayati, şiraz şuşter, hümayun) En çok şur ve segâh makamı işlenmiştir. Klâsik Musikiye "meclisi" halk müziğine ise "âşık müziği" denir. Azerilerde de klâsik müzikle halk musikisi çeşitli farklılıklar göstermektedir. Ülke halk müziğinin yapılanmasını, derlenip toparlanmasını, prensiplerinin belirlenmesini sağlayan Üzeyir Hacıbeyli'dir. Bizim halk müziğimizde Sarısözen ne ise Azeriler içinde Hacıbeyli öyledir.

Mugam: (Muhammad) Azeriler'de bizim uzun havaların karşılığı olarak kullanılmaktadır. Komple serbest olan mugamlar olduğu gibi, şan bölümü serbest, ezgi başında ve dörtlükler arasında ölçülü biçili çalgısal nağmeler içeren mugamlar da vardır. Bunlara Zerb Mugam denmektedir. Azeri müziğindeki deyişmeler ise Anadolu'daki âşık atışmaları, Karadeniz yöremizdeki atma türküler - karşılıklı mani atışması gibi değerlendirilebilir.

Azeri Halk Müziğinde anonim olan tesnif ve mahnılar olduğu gibi beste olanlar da vardır. Azerbaycan'da bestecilik 1930'lu yıllardan beri süregelmektedir. Belki de ülke halk müziğini güzel kılan özelliklerden biri de, bestecilik müessesesinin bize göre çok erken başlamış olmasıdır. Çok erken başlayan bu olgu, hem musiki kalitesini, hem de söz kalitesini oldukça yüksek tutmuş, kaliteyi yakalamakta besteler önemli bir rol oynamıştır. TRT Türk Halk müziği repertuvarına geçen türkülerimizde şimdiye kadar hep anonim olma özelliği aranmış, beste türküler hesaba alınmamıştır. Çeşitli zamanlarda ülkemize giren Azeri halk mahnıları anonim olarak değerlendirilmiş, derlenmiş, bestecisi belli olanlar dahi anonim olmuştur. Bu uygulama yanlıştır. Yanlış olduğu kadar da gülünçtür.

İşte bu yanlışlığı tespit edenlerden Sn. Yalçın Tura, Türk Musikisinin Meseleleri adlı kitabında:
"Ne yazık ki, bilhassa 1940'lardan sonra bu iddia 'böl ve hükmet ' görüşünün ajanları ve yardakçıları tarafından bol bol işlenerek masum zihinler bulandırılmış ve suni bir halk musikisi icrası, bilhassa radyo yardımıyla yaygınlaştırılarak ayrı bir tür haline getirilmiştir. Halkın musiki ve zevki üzerinde son derece menfi tesirler yapan bu cereyan, giderek çözülmesi müşkül bir mesele haline gelmiştir. Folklor malzemesi ile ciddi sanat mahsulü arasındaki fark gözden kaybedilmiş, giderek tükenen repertuvar, yeni bestelerin birer derlememiş gibi şişirilmeye çalışılmış, hatta bestekârı bilinen, dış kaynaklı yeni mahnılar 'Kars folklorundan örnekler' yutturmacasıyla radyo mikrofonlarına getirilmiş, Kolhoz Kahramanı! Süreyya için bestelenen şarkı Doğu Anadolu türküsü yapılmak istenmiştir"
diyerek tespitlerimizle, ülkemizdeki Azeri türkülerle ilgili düşüncesini özetlemiştir.

Yurdumuzda Azeri türküler uzun bir müddettir yayınlanmakta. Bunların içinde anonim olan mahnılar olduğu gibi bestecileri belli olan mahnılar da bulunmaktadır. Şimdi Türkiye'ye çeşitli vesilelerle giren, ve de sözleri yanlış okunan, çeşitli kişiler tarafından derlenen, üstelikte popüler olan beste Azeri türkülerden örnekler vererek, yanlış okunan sözlere bakalım.

Türkü: Eziz dostum mennen küsüp incidi
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Şah Ruh / Arif Babaef
Derleyen: Azize Gürses
Repertuvar No: 3889

Repertuvardaki sözleri:

Eziz dostum mennen küsüp incidi
Ayrılık yağ kimi çekti yeridi
Gezdiğin yerleri ot basıp indi
O gedip galmışam hesretindeyem

Bağlantı

Neçe nağme goşum
Neçe dillenim
Dost gedip özüme gelebilmirem
Ele bir ellerim yoh olup menim
Gözümün yaşını silebilmirem

Çaldığı sazını getirip mene
Görsünki çalmakta neçe mahirem
Elinde yay kimin incelsin gine
Ziyler hep çekilin güyüldi odam

Sim: Tarın telleri -- Goum: Söylemek, yaratmak -- Güyüldi: Harap oldu, bozuldu - Od: Ateş.

şeklindedir. Sözlerin altına, goşmak, güyüldü ve sim sözcüklerinin anlamları yazılmış. Sim sözcüğünün anlamı dipnot olarak verilmesine rağmen türküde geçmemektedir. Acaba "simler" sözcüğü yanlışlıkla "ziyler" olarak mı yazıldı. Orasını bilemiyoruz. Ancak; türkünün birinci dörtlüğünün üçüncü dizesindeki "od", ateş anlamında. Dizede bu sözcüğün "ot" olması gerekir.

Aynı ezginin sözleri Azeri sanatçı Zabit Nebizade'den aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.

Eziz dostum mennen küsüp incidi
Yâd kimi ayrılıp çıktı yeridi

Nece nağme goşum nece dinlenim
Dost gedip özüme gelebilmirem

Gettiğin yolları ot basıp indi
O gedip özüme gelebilmirem

Ele bil ellerim yoh olup menim
Gözümün yaşını silebilmirem

Çaldığım sazımı getirin mene
Görsün ki çalmakta nece mahirem
Elim değen kimi ince tellere
Simler haray çekip kırıldı o dem

Eziz dost: Kadim, kıymetli dost --Yâd: El, yabancı -- Nağme: Müzik, türkü, şarkı -- Goşum: Söylemek -- Mahirem: Ustayım -- Sim: Gümüş, fakat sözde tel anlamında kullanılmaktadır -- Haray: Feryât, figân, nara anlamında kullanılmıştır.

Zabit Nebizade'den tespit ettiğimiz sözlerle, repertuvar kayıtlarına geçen sözlere bakalım:

Tespit ettiğimiz sözler / Repertuvardaki sözler:

Eziz dostum mennen küsüp incidi / .................................
Yâd kimi ayrılıp çıktı yeridi / Ayrılık yağ kimi çekti yeridi
Gezdiğin yerleri ot basıp indi / Gettiğin yolları od basıp indi
O gedip özüme gelebilmirem / O gedip galmışam hesretindeyim

Bağlantı

Nece nağme goşum nece dincelim / Neçe nağme goşum neçe dillenim
Dost gedip özüme gelebilmirem / ........................................
Ele bil ellerim yoh olup menim / Ele bir ellerim yoh olup menim
Gözümün yaşını silebilmirem / .......................................

Çaldığım sazımı getirin mene / Çaldığı sazını getirip mene
Görsünki çalmakta nece mahirem / Görsün ki çalmakta neçe mahirem
Elim değen kimi ince tellere / Elinde yay kimin incelsin gine
Simler haray çekip kırıldı o dem / Ziyler hep çekilin güyüldi odam

Tespit ettiğimizle, repertuvardaki sözler incelendiğinde farklı dizeler görülecektir. Oldukça yanlış okunan sözlerin aslına uygun olarak düzeltilmesi gerekir. Ezginin bestesi Kulu Askerov'a aittir, türkü anonim değildir.

Azeri türkülerin TRT repertuvar kayıtlarında "yöresi" ile ilgili bölüme "Azerbaycan" yazılmaktadır. Azerbaycan bir devlettir. Devlet yöreyi nasıl temsil edebilir. Devlet içinde çeşitli yöreler vardır. Şimdi düşünelim, Türkiye'den Silifke'nin Keklik Türküsü Azeriler tarafından derlendi. Azerbaycan'a götürüldü. Türkünün yöresi bölümüne de Türkiye yazıldı. Bu tespit doğru mudur? Elbet de değildir. Türkiye veya Anadolu türküsü şeklinde kayıtlara geçmeli, Silifke'den derlendiği de belirtilmelidir. Böyle bir detay bilgi bizlere nasıl ters gelirse, Azeriler için de ters gelecektir. O hâlde Türk cumhuriyetlerinden repertuvara geçen halk ezgilerinde "yöre" bölümü kaldırılmalı, başka bir kıstas uygulanmalıdır.

Türkü: Bulak üste duran güzel
Yöresi: Azerbaycan
Kaynak kişi: Bülbül Mehmetoğlu
Derleyen: Can Etili
Repertuvar No: 1947

Ezginin repertuvardaki sözleri:

Bulak üste duran gözel
Ellerinde gül oynasın
Sineme ok vuran gözel
Sen dur oyna el oynasın
Ellerinde gül oynasın

Ne garadır gözün senin
Lal kimi özün senin
Bal kimi de sözün senin
Dodah gülsün dil oynasın
" " "

Bağlantı

Ay gız ay gız el oynasın
Ellerinde gül oynasın

Elesker'em vaz eyledi
Kış günümü yaz eyledi
Gaş altından göz eyledi
Sen dur oyna el oynasın
Ellerinde gül oynasın

Kaynaktaki sözler / Repertuvardaki sözler:

Bulag üste çıhan gözel / Bulak üste duran gözel
Ellerinde gül oynasın / ...........................
Maral kimi bahan gözel / Sineme ok vuran gözel
Oyna ince bél oynasın / Sen dur oyna el oynasın
 / Ellerinde gül oynasın

Bağlantı

Ay gız sen oyna ince bel oynasın / Ay gız ay gız el oynasın
Ağ üzünde tél oynasın / Ellerinde gül oynasın

Ne garadır gözün ay gız / Ne garadır gözün senin
Bir güneşdir yüzün ay gız / Lal kimi özün senin
Tükenmesin sözün ay gız / Bal kimi de sözün senin
Dodag gülsün dil oynasın / Dodah gülsün dil oynasın

Bağlantı / " " "

Bahışında neler vardır
Könlüm ondan haberdardır
Séven âşığ intizardır
Dur sen oyna él oynasın

Bağlantı

Aygız séyre çıhag yéne
Gurban nağme désin sene
Benövşeni tah sinene
Ağ üzünde tél oynasın

Bizim tespitlerimize göre ezginin söz-müziği Âşık Gurban Sadıkov'a aittir. (Gafar Namazeliyev Azerbaycan Halk Türküleri, s. 210.) Repertuvardaki sözler Âşık Elesker adınadır. Sözler karşılıklı yazılmıştır. Elesker tapşırması Azeri kaynakta yoktur.

Türkü: Dost bağında açılıp gül
Yöresi: Iğdır
Kaynak kişi: Yusuf Yıldırım / K.Çiftçi / N. Ergin
Derleyen: Neriman Tüfekçi
Repertuvar No: 1758

Repertuvara yukarıdaki detay bilgilerle geçen türkünün bestesi Azerbaycanlı Reşit şefeg'e aittir. (Gaffar Namazeliyev Azerbaycan Halk Türküleri, s. 30)

Kaynaktaki sözler / Repertuvardaki sözler:

Göy göllerde üzer gazlar
Laçın ay vurub tükünü tozlar
Deste-deste gelir gızlar
Gelir ay nazlana nazlana

Bağlantı / Bağlantı
Mehribanım gül oğlan / Mehribanım Mehriban
Dur oyna çal oyna / Gel oyna gül oyna
Geşeng oğlan gözel gız dur oyna / Gözel oğlan gözel gız sen oyna
Gözel oğlan geşeng gız çal oyna /

Dost bağında açılmış gül / Dost bağında açılıp gül
Sarılmışdır güle bülbül / Güle sarılıpdı bülbül
Gızlar saçmış téline gül / Gızları tahıp teline gül
Gelir ay nazlana nazlana / Gelir sallana sallana

Bağlantı

Dost bağında biter alçalar / Dost bağında var alçalar
Tez çiçekleyer yéter alçalar / Tez çiçeklener alçalar
Toylarımızda béle gayda var / Toylarımızda gaydalar
Gızlar oynar oğlanlar el çalar / Oğlan çalar kızlar oynar
Oğlanlar oynar gızlar el çalar

Alça: Alıç, Yeşil erik -- Mihriban: Bir kadın adı -- Toy: Düğün -- Tahıp: Takıp - Laçın: Kuş -- Tük: Tüy -- Geşeng: Güzel -- Gayda: Kural.

şeklindedir. Bilinmeyen sözcükler dipnot verilmiştir. incelendiğinde farklılıklar görülecektir.Şimdi örnekleyeceğimiz ezgi de 70'li yıllarda sanırım Arif Sağ tarafından piyasaya sürüldü. Huri Sapan'ın okumasıyla meşhur oldu. Belki filmi de çevrildi. Bilemiyorum. Çeşitli sanatkârlar tarafından okundu, hâlâ da okunmaktadır.

Ellerini çekip benden / Yârim bugün gider oldum, dizeleriyle başlan ezgi Unkapanı piyasasında, MESAM'da kimin adına kayıtlıdır bilemiyorum. Ama bildiğim: Söz ve müziğinin Azeri besteci Elekber Tegiyev'e ait olması, özgün sözlerinden çok farklı olarak Unkapanı piyasasına girmesi, fantezi müziğin de Azeri ezgilerden nasibini almış olmasıdır. (Erol Özaydınlı Azeri Türküler / 1,s.86)

Kaynaktaki sözleri / Kaset vb. deki sözleri:

Ellerini üzüb menden / Ellerini çekip benden
Yârim bir baş geder oldu / Yârim bugün gider oldu
Can deyip can eşiderdik / Hem sever hem sevilirdik
Bu ayrılık neden oldu / ..........................

Gızıl gülem bes neyem men
Bülbülem gafesdeyem men
Gezirem men gemli gemli
Gören deyir hesdeyem men

Bağlantı

Öz eşgimle dileyimle / Yâr aşkıyla yana yana
Ayrı düşdüm illerle men / Ayrı düştüm ellere ben
Ancag senden ayrı gezen / Ama senden ayrı gezen
Ürek deyil beden oldu / Yürek değil beden oldu

Can deyib can eşiderdik
Bu ayrılık neden oldu

Türkiye'deki müzik piyasasına uyarlanmış sözleri aşağıdaki gibidir:

Ellerini çekip benden
Yârim bugün gider oldu
Hem sever hem sevilirdik
Bu ayrılık neden oldu

Yandı yürek kebap oldu
Gül bahçemde hezan oldu
Ben hiç senden ayrılmazdım
Bu ayrılık neden oldu

Bağlantı

Yâr aşkıyla yana yana
Ayrı düştüm ellere ben
Ama senden ayrı gezen
Yürek değil beden oldu

"Yandı yürek kebap oldu" dizesiyle başlayan dörtlük aslında yoktur. Sanırım diğer dörtlükler esas alınarak o dörtlük sonradan ilâve edildi.

Türkü: Yığdın bu dünyanın malın dövletin
Yöresi: Azerbaycan
Kaynak kişi: Âşık Ali
Derleyen: Plâktan yazıldı
Repertuvar No: 3906

Repertuvara geçen bu Azeri türküyü de Murat Akçay plâktan notasını yazarak repertuvara kazandırmıştır.

Repertuvardaki sözler:

Yığdın bu dünyanın malın dövletin
Ellini aşırdın yüze ne galdı
Ayak getti el getirdi diş yedi
Bahmahtan savayı göze ne galdı

Ölüm haktır çıkmah olmaz emirden
İpek tara halga salma demirden
Aydı gündü gelip geçir ömürden
Telesirik görek yaza ne galdı

Havaya bakıram hava ne cuşdu
Gezdiğim oylağlar yadıma düştü
Bir güneşti dersin Ali'de köçtü
Sındı telli saza tezane galdı

Dövlet: Zenginlik -- Savayi: Başka, gayri -- Salmak: Takmak -- Cuş: Ferah -- Oylağ: Av alanı -- Telemek: Acele etmek

şeklindedir. Bilinmeyen sözcükler dipnot olarak verilmiştir. (Gafar Namazeli-yev, Azerbaycan Halk Türküleri / Mahnı ve Tesnifler, Ankara 1993, s. 199.)

Kaynaktaki sözler / Repertuvardaki sözler:

Ceşt éyledin bu dünyanı dolandın / Yığdın bu dünyanın malın dövletin
Ellini aşırdın yüze ne galdı / ...................................
Ayag gétti el gétirdi diş yédi / Ayak getti el getirdi diş yedi
Bahmagdan savayı göze ne galdı / ..................................
Ne galdı ne galdı
Bahmagdan savayı göze ne galdı

Ölüm hagdı çıhmag olmaz emrden / Ölüm haktır çıkmak olmaz emirden
ipek tora halga salma demirden / ipek tara halga salma demirden
Aydı ildi gelip kéçir ömürden / Aydı gündü gelip geçir ömürden
Telesirik görek yaza ne galdı / Telesirik görek yaza ne galdı
Ne galdı ne galdı
Telesirik görek yaza ne galdı

Havaya bahıram hava mehşuşdu / Havaya bakıram hava ne cuşdu
Gezdiyim oylaglar yadıma düşdü / ..................................
Bir gün déyerler ki Alı'da köçdü / Bir güneşti dersin Ali'de köçtü
Sındı télli sazı tezene galdı / Sındı telli saza tezane galdı
Ne galdı ne galdı
Sındı télli sazı tezene galdı

Geşt: Gezib dolanmak -- Savayı: Başka -- Tor: Tuzak -- Halga: Halka -- Telesirik: Acele etmek -- Mehşuş: Karışık -- Sındı: Kırıldı -- ildi: Yıldı .

şeklindedir. Azeri kaynaktan aktardığımız sözlerin karşısına repertuvardaki sözler yazılmıştır. incelendiğinde: Türkünün son dizesi Azeri kaynakta: "Sındı telli sazı tezene galdı," repertuvarda: "Sındı teli saza tezane galdı" şeklindedir. Kaynakta "telli sazı", repertuvarda "telli saza"dır. Buna göre kaynaktaki dize, "kırıldı telli sazı, sadece tezenesi, mızrabı kaldı." Repertuvardaki dize, "Kırıldı telli saza tezene kaldı" anlamındadır. Görülüyor ki, bir harfin değişmesi dizeler arasında anlam farkı yaratmakta. Onun için Azeri türkülerin sözleri çok iyi incelendikten sonra repertuvara geçmeli. Yoksa bu tür yanlışlıklar sürekli karşımıza çıkacaktır.

Türkü: Anacan bağrımı can eylemişem men
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Muazzez Türing
Derleyen: Muazzez Türing
Repertuvar No: 1375

Bestecisi belli olduğu hâlde ülkemizde anonimleşerek repertuvara geçen bir Azeri türkü de "Anacan bağrımı gan eylemişem men" dir. Ezgi, "Anacan bağrımı can eylemişem men" adıyla repertuvara geçmiştir. Türkünün bestecisi Süleyman Eleskerov'dur. Sözleri aşağıdaki gibidir:

Anacan bağrımı can eylemişem men
Gözlerimi giryan eylemişem men
Bir ala gözlü yârin eşki yolunda
Öz canımı gurban eylemişem men

Anacan ağrın alım
Anacan başına dönüm men men men men
Menim öz sevgilime
Heyran olim men men men men
Güli hendan kimidir yârin lebleri
Ceylana benzeyiptir ala gözleri
iki kelme danışıp ayrıldı menden
Eşkimi şöreyledi şirin sözleri
Bağlantı

Anacan eşk oduna yanmamışam men
Hele de bir tecrübe almamışam men

Ne yaman olur yârdan ayrı düşenler
Hele de yahşi aman galmamışam men

Giryan: Gözün ağlamaktan kızarması -- Gül-i hendan: En güzel gül - Leb: Dudak -Yahşi: Güzel.

1. dörtlüğün 1.dizesi, "Anacan bağrımı can eylemişem men"dir. Bağır can değil, kan olabilir. O sözcüğün "kan" olarak, 2. dörtlüğün 3. ve 4. dizeleri: "iki kelme danışıp ayrıldı menden / Gelbimi nur eyledi şirin sözlerin" olarak düzeltilmesi gerekir.

Türkü: Asda yeri kemer düşer belinden.
Yöresi: Azerbaycan
Kaynak kişi: Üzeyir Hacıbeyli
Derleyen: Talip Özkan
Repertuvar No: 3447

Üzeyir Hacıbeyli'ye ait bir bestenin (Gafar Namazeliyev, Azerbaycan Halk Türküleri / Mahnı ve Tesnifler, Ankara 1991, s. 1.) repertuvardaki sözleri şöyledir:

Asda yeri kemer düşer belinden
Ayrı düştüm gülümden bülbülümden
Ne dedim de küstün menim sözümden

Bir yağlığım vardır gülü özü men
Eğil öpem yanağından yüzünden
Ne dedim de küstün menim sözümden

Yârime diyecem bana saz alsın
Sazı çalım derdim gamım azalsın
Ne dedim de küstün menim sözümden

Kaynaktaki sözler / Repertuvardaki sözler:

Asta (yavaş) yéri kemer düşer bélinden / ...................................................
Ayrı düşdüm gülümden bülbülümden / ...................................................
O geder sévirem düşmez dilimden / Ne dedim de küstün menim sözümden

Bağlantı

Aman nene zalım nene yar nene hey
Yar nene hey yar nene hey yar nene hey

Yârıma démişem mene saz alsın / Yârime diyecem bana saz alsın
Onu çalım derdü gemim azalsın / Sazı çalım derdim gamım azalsın
Meğer men ölmüşem yarım gız alsın / Ne dedim de küstün menim sözümden

Bağlantı

Bir yaylığım vardır gülü özünden / Bir yağlığım vardır gülü özü men
Dolanır boynuma özü özünden / Eğil öpem yanağından yüzünden
Men ne dédim küstün menim sözümden / Ne dedim de küstün menim sözümden

Bağlantı

şeklindedir. Repertuvar kayıtlarındaki bentlerin üçüncü dizeleri: "Ne dedim de küstün menim sözümden" şeklindedir. Aslında bu dizeler farklıdır. Farklılıklar Azeri kaynaktan aldığımız sözlerin karşısına yazılmıştır.

Türkü: Seher vakti sen tarlaya gelende
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Hacı Ali Hancı - Hulisi Seven
Derleyen: Osman Özdenkçi
Repertuvar No: 1801

Azeri ezginin bestesi Seyit Rüstemov'a aittir. (Bestenin Seyit Rüstemov'a ait olduğu, Azerbaycan / Fuzulî / Karabağ / Yağlıbend kütüğüne kayıtlı, 1945 doğumlu Mirza Rüstemov'dan öğrenilmiştir)

Repertuvardaki sözler şöyledir:

Seher vakti sen tarlaya gidende
Ses yayılır dört bir yana Süreyya
Elindeki gonca gülü derende
Gelmeyesen bizim ele Süreyya

Bir yaylığın vardı gülü özümen
Dolanım başına öpüm yüzünden
Ne dedim küstün menim sözümden
Gel ey hanım gel ey güzel Süreyya

Bağlantı

Emeğin azat dileğin azat
Ay eller gızı bu şirin ölkenin
Bahdavar gızı mehriban gızı

Medreseden gızlarınan gelende
Âşık oldum cemaline Süreyya
Yüzündek goşa - halı derende
Sen gelesen bizim ele Süreyya

Bağlantı

Dermek: Toplamak -- Bahdavar: Bahtiyar -- Azat: Kurtuluş -- Cemal: Yüz güzelliği.

Kaynaktaki sözler: Repertuvardaki sözler:

Seher vahdı sen tarlaya gedende / ..................................
Ses yayılır dört bir yana Süreyya / ..................................
Elindeki gonca gülü derende / ...................................
Sen gelesen bizim ele Süreyya / Gelmeyesen bizim ele Süreyya

Bağlantı

Emelin azad dileyin azad / Emeğin azat dileğin azat
Ay eller gızı / Ay eller gızı
Bu şirin ülkenin / Bu şirin ölkenin
Mehriban gızı / Bahdıvar gızı Mehriban gızı

Gızlarınan medreseye gedende / Medreseden gızlarınan gelende
Aşıg oldum cemalına Süreyya / ..................................
Elindeki gonca gülü derende / Yüzündek goşa - halı derende
Sen gelesen bizim ele Süreyya / ..................................

Bağlantı

Emelin azad dileyin azad
Ay eller gızı
Bu şirin ülkenin
Behdavar gızı

şeklindedir. (Erol Özaydın, Azeri Türküler / 1 s. 97) incelendiğinde Seyit Rüstemov'un, kolhoz kahramanı Süreyya için yaptığı bestenin sözleri bir hayli değişerek repertuvara geçmiştir. Türkünün Azeri kaynaktaki birinci dörtlüğündeki üçüncü ve dördüncü dizeler: "Elindeki gonca gülü derende / Sen gelesen bizim ele Süreyya" şeklindedir. Repertuvara aynı dizeler: "Elindeki gonca gülü derende / Gelmeyesen bizim ele Süreyya" şeklinde olumsuz olarak geçmiştir. Bizim tespitlerimize göre "Gelmeyesen bizim ele Süreyya" dizesi, "Gelmeyesen sen zevala Süreyya" şeklindedir. (Zeval: Nazar-Göz değmesi) Azerbaycan'ın kominizimle yönetildiği dönemde Süreyya Kolhoz kahramanıdır. Soyadı Kerimova. Gence ile Bakü arasındaki Kürdemir ilçesindendir. Pamuk toplamaya giden Süreyya yöneticiler tarafından kahraman ilân edilir. Madalya takılır, ödüllendirilir. Seyit Rüstemova'da Süreyya adına beste yaptırılır. O dönemde kahraman ilân edilerek adına besteler yapılan Kolhoz Kahramanı Süreyya'nın türküsü ülkemize de gelerek anonimleşir, repertuvara da geçerek bize kadar ulaşır.

Repertuvardaki "Emelin azad / Dileğin azad" dizelerindeki: Emelin, Azeri kaynak kişinin ifadesine göre,"Emeğin" dir. "Emeğin" özgürlük anlamında kullanılmıştır. Dizeler: "Emeğin azad / Dileyin azad," şeklindedir.

Azeri kaynakta rastlayamadığımız:

Bir yaylığın vardı gülü özümen / Dolanım başına öpüm yüzünden
Ne dedim küstün menim sözümden / Gel ey hanım gel ey güzel Süreyya

dörtlüğünde: "Bir yaylığın vardı gülü özümen" dizesindeki"özümen"nin "özünden" olması bizce daha mantıklıdır.

Türkü: Bahçalara geldi bahar
Yöre: Kars
Kaynak kişi: İhsan Tafralı
Derleyen: Emin Aldemir
Repertuvar No: 2601

Repertuvardaki sözleri:
Bahçalara geldi bahar
Yeşil halı serdi bahar
Gel dedim gelmedin yâr gelmedin yâr

Bağlantı

Meni yâda salsana yâr
şu gönlümü alsana yâr
A ceyran sevgilim
Mehriban sevgilim
Sırrımı bilmedin bilmedin yâr

Bahçalarda gülli çemen
Güllü çiçek gülli çemen
Gül dedim gülmedin yâr gülmedin yâr

Bağlantı

Şirin şirin gözle meni
Özün dedin özle meni
Gözledim gelmedin yâr gelmedin yâr

Yâd: Yabancı -- Ceyran: Ceylan -- Mehriban: Sevimli yumuşak huylu.

Kaynaktaki sözler / Repertuvardaki sözler:

Bahçamıza geldi bahar / Bahçalara geldi bahar
Yaşıl halı serdi bahar / .......................
Gel dedim gelmedi yar / ..........................

Bağlantı / Bağlantı

Meni yada salsana yar / ..........................
Üreyimi alsana yar / şu gönlümü alsana yâr
A ceyran sevgilim / .........................
Mehriban sevgilim / ............................
Sırrımı bilmedin bilmedin yar / ..............................

Negme deyib güldü çemen / Bahçalarda gülli çeimen
Güldü çiçek güldü çemen / Güllü çiçek gülli çemen
Gül dedim gülmedi yar / Gül dedim gülmedin yâr
Gülmedi yarGülmedin yâr

Bağlantı / Bağlantı

Min - bir şirin sözle meni / şirin şirin gözle meni
Özün dedin gözle meni / Özün dedin özle meni
Gözledim gelmedi yar gelmedi yar / Gözledim gelmedin yâr gelmedin yâr

Bağlantı / Bağlantı

Azeri kaynakta (Erol Özaydın Azeri Türküler / 1 s. 90) tespit ettiğimiz sözlerin karşısına repertuvardaki sözler yazılmıştır. Türkünün"Neğme deyib güldü çemen / Güldü çiçek güldü çemen / Gül dedim gülmedi yâr gülmedi yâr" dizeleri: Bir nağme söyledim çiçek de güldü çimen de, ama yâr gülmedi, gül dedim se de gülmedi anlamındadır. Hem de hoş bir anlatış var. Fakat repertuvar kayıtlarındaki:

Bahçalarda gülli çemen / Güllü çiçek gülli çemen
Gül dedim gülmedi yâr gülmedi yâr

dizeleri ne demek istemektedir. İstenilen anlatılamadığı gibi, Azeri kaynaktaki dizelerle de ilgisi yoktur. Sözlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir.

Türkü: Olam boyun gurbanı
Yöre: Kars
Kaynak kişi: Saliha Akdağ
Derleyen: Nida Tüfekçi
Repertuvar No: 1644

Türkünün repertuvardaki sözleri aşağıdaki gibidir:

Olam boyun gurbanı
Sensin dağlar ceylanı
Gara gaşın gözlerin
Budur aşkın fermanı

Kekliğin gözü elâ
Başıma açtı belâ
Yiğit ona demişem
Sevdiğini tez ala

Bağlantı

Hey
Öldürme meni
Sevmişem seni
Guş diline gurban
ince beline heyran
şeker lebine doymam
Vay benim maralım
incidir dişin senin
Hoşdur gülüşün senin
Aşkından ölürem men
Yok mu insafın senin

Azeri kaynaktaki sözleri: (Erol Özaydın Azeri Tüküler / 1, s. 95.)

Olum boyun gurbanı
Sensen şeki ceyranı
Garadır gaşın senin
Odur derdin dermanı

İncidir dişin senin
Tapılmaz eşin senin
Eşkinden ölürem men
Yoh mu insafın senin

Bağlantı

Öldürme meni sevirem seni
Danış diline gurban
Şeker lebine gurban
İnce beline gurban
Ay menim maralım
Ay menim ceyranım

Geyibsen yeni moda
Salıbsan meni od'a
Kime deyim derdimi
Kim yetişsin feryada

Garadır gözün senin
şirindir sözün senin
Öldürdün meni ay gız
Yetmez mi nazın senin

Bağlantı / Bağlantı

Repertuvardaki ilk dörtlüğün

1. dizesi: Olum boyun gurbanı,
2. dizesi: Sensen şeki ceyranı,
3. dizesi: Garadır gaşın senin

şeklinde düzeltilmesi gerekir. Birinci dize: "Olum boyun gurbanı," "olayım boyuyun gurbanı" şeklinde bir anlam ifade etmesine rağmen, "Oğlan boyun gurbanı" olarak okunmaktadır. Repertuvardaki ikinci dörtlüğün de "Tapılmaz eşin senin" olarak okunması gerekir.

Bağlantıdaki

2. dizenin: Danış diline gurban
3. dizenin: Şeker lebine gurban
4. dizenin: İnce beline gurban

olarak düzeltilmesi gerekir. "Danış diline gurban" dizesindeki "danış" sözcüğü "guş" olarak okunmakta. "Danış" konuş anlamındadır. "Konuş diline gurban olayım" denmektedir. Danış (konuş) dizeye, "guş" olarak geçmiştir.

Türkü: Yârim ey dedim bir buseni tadım
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: -
Derleyen: Talip Özkân
Repertuvar No: 4037

Türkünün repertuvardaki sözleri:

Yârim ey dedim bir buseni
Bir buseni tadım amandı
Dedi vermerem vermerem vermerem vermerem
Meğer ki talandır

Yârim ey dedim gel yanıma
Gel yanıma gadan canıma
Dedi gelmerem gelmerem gelmerem gelmerem
Meğer ki zamandır

Yârim ey dedim neylemişem
Neylemişem küsmüşsen menden
Dedi küsmerem küsmerem küsmerem küsmerem
Küsmek ziyandır

şeklinde geçmiştir. Azeri kaynakta "dedim dedi" çeşitlemelerinden olan bu ezgi değişmeler grubu içinde değerlendirilmiş, kızla erkeğin karşılıklı söyledikleri ezgilerdendir. Azeri kaynaktaki (Gafar Namazeliyev Azerbaycan Halk Türküleri / Mahnı ve Tesnifler, Ankara 1993, s. 177.) sözleri:

Dédim: Bir buse vér bir buse vér hanım amandır
Dédi: Vérmerem
Dédi: Vérmerem vérmerem vérmerem ay halım yamandır
Dédi: Vérmerem vérmerem ay halım yamandır

Dédim: Naz éyleme naz éyleme hanım amandır
Dédi: Néyleyim
Dédi: Néyleyim néyleyim néyleyim néyleyim néyleyim gaşlarım kemandır
Dédi: Néyleyim néyleyim gaşlarım kemandır

Dédim: Gel yanıma gel yanıma hanım amandır
Dédi: Vahdı var
Dédi: Vahdı var vahdı var vahdı var vahdı var ay biraz dayan dur
Dédi: Vahdı var vahdı var ay biraz dayan dur

yukarıdaki gibi kayıtlara geçmiştir. Erol Özaydın'ın Azeri Türküler / 1 (s. 61) adlı eserinde aynı türkünün sözleri ise aşağıdaki gibidir.

Dedim: Bir buse ver bir buse ver hanım amandır
Dedi: Vermerem
Dedi: Vermerem vermerem vermerem vermerem halım yamandır
Dedi: Vermerem vermerem meğer talandır

Dedim: Gel yanıma gel yanıma gadan canıma
Dedim: Gel yanıma gel yanıma gadan canıma
Dedi: Gelmerem
Dedi: Gelmerem gelmerem meğer zamandır
Dedi: Gelmerem gelmerem halım yamandır

Repertuvardaki sözler, aslına uygun olarak düzeltilmelidir.

Türkü: Etir saçır gül çiçek / Arzu gızım
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Ali Ekber Tagiyev
Derleyen: Plâktan yazıldı
Repertuvar No: 3482

"Arzu gızım" olarak bilinen bu ezginin bestesi Elekber Tagiyev adına kayıtlıdır. Ülkemizde yaygın olan Azeri ezgilerden biridir. Sözleri:

Etir saçır gül çiçek
Gülsün ömrün bahar tek
Senin bu şen hayatta
Hoş gademin mübarek

Dağda duman çen gözel
Çihli o çemen gözel
Gelbimde min arzum var
Hamusundan sen gözel

Bağlantı

Ay menim Arzu gızım
Ay menim Arzu gızım
Ömrümün yazı gızım Arzu gızım
Sevinci nazlı gızım Arzu gızım

Bağlantı

Etir: Itır, koku -- Tek: Gibi, eş -- Gadem: Ayak -- Çen: Sis, duman -- Çih: Kırağı -- Çemen: Çimen -- Hamu: Hepsi -- şeh: Çiy -- Min: Bin, çok.

Türkünün birinci dörtlüğünün: "Hoş gademin mübarek" dizesinde "gadem" ayak olarak açıklanmış. Aslında sözcük"gedem"dir. O da: Adım, ayak anlamındadır. Durum böyle olunca: "Senin bu şen hayatta / Hoş gedemin mübarek" dizeleri nasıl açıklanabilir.

Kaynaktaki sözleri / Repertuvardaki sözler:

Dağda duman çen gözel / ..............................
şehli ot çemen gözel / Çihli o çemen gözel
Gelbimde min arzu var / ............................
Hamısından sen gözel / .............................

Bağlantı

Ay menim Arzu gızım / ..............................
Ay menim Arzu gızım / ..............................
Ömrümün yazı gızım / ..............................
Sevinci nazı gızım Arzu gızım / .............................

Ana kimi mehriban
Var mı gözel bir insan
Gün olsun sen özünde
Böyük ana olasan

Repertuvara geçen sözler Azeri kaynaktan (Erol Özaydın Azeri Türküler / 1 s. 22-23) tespit ettiğimiz sözlerin karşısına yazılmıştır. "Etir saçır gül çiçek" dizesi kaynakta yoktur. incelendiğinde, repertuvara geçen sözlerde; "şehli ot çemen gözel" dizesinde: "şehli" "çihli"ye, "ot" da "o"ya dönüşmüş. "Çihli o çemen gözel" olmuştur. Böyle de okunmaktadır.

Türkü: Iğdır'ın yolları daşdı
Yöre: Iğdır
Kaynak kişi: Turan Zorlu
Derleyen: Ahmet Yamacı
Repertuvar No: 1540

Azeri kaynakta; "şirvan'ın yolları daşdı," repertuvara "Iğdır'ın yolları daşdı" şeklinde geçmiştir. Repertuvardaki son dörtlük:

Iğdır'ın yolları beşem
Gözlemektir yâri peşem
Üç ay oldu görmemişem
Harda galdı ay balam menim yârim
Gara gözlü ay balam vefakârım

şeklindedir. Bilinmeyen sözcükler dipnot olarak verilmemiştir. Bilinmeyen sözcükler;

beşe - başe: Atmaca
beşen: Beden, boy uzun boy
beşem: Hüzünlü, mide dolgunluğu, dinsiz, kâfir
peşm: Yün yapağı, keten helvası

Azeri kaynakta bu sözler: (Gafar Namazeliyev, Azerbaycan Halk Türküleri, Tesnifler - Mahnılar Ankara 1993, s. 102.)

Şirvan'ın yolları heşem
Gözlemekdi yari péşem
Bir ay olar görmemişem

Harda galdı ay balam menim yarım
Gara gözlü ay balam vefakarım

şeklindedir. Sözlerdeki bilinmeyen sözcükler;

şirvan: Yer adı
péşe: iş güç, meşguliyet
harda: Nerede

olarak açıklanmıştır. Ama "heşem" sözcüğü kaynakta da açıklanmamıştır. Osmanlıca Türkçe Sözlükte "heşş" yumuşaklık, açıklık olarak açıklanmış. Azeri Doç. Dr. Tamilla Aliyeva "heşem"in açılmamış tomurcuk gül olduğunu söylüyor. Bu duruma göre repertuvara geçen "Iğdır'ın yolları beşem" dizesindeki "beşem"in "heşem" olması daha mantıklı. Heşem: Yumuşak, açık, güllük - gülistanlık, tomurcuk güllerin açılmaya başladığı an. O hâlde, "Iğdır'ın yolları heşem," Iğdır'ın yolları açık yumuşak, kapalı karlı boranlı değil, güllük - gülistanlık. "Gözlemekdi yarı péşem". Benim işim gücüm meşguliyetim yâri beklemek anlamındadır.

Türkü: Özüne özüm gurban
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Handan uysal
Derleyen: Plâktan yazıldı
Repertuvar No: 153

Repertuvara yöresi Azerbaycan, kaynak kişi Handan Uysal olarak geçen türkünün notasını plâktan Yücel Paşmakçı yazmış. Repertuvara da geçerek anonim türküler grubuna girmiştir. Azeri kaynakta türkünün bestesi Adil Geray'a, sözleri Eli Kerim'e aittir. (Gafar Namazeliyev, Azerbaycan Halk Türküleri / Mahnı ve Tesnifler, Ankara 1993, s. 25.) Repertuvardaki sözler aşağıdaki gibidir. Bilinmeyen sözcükler dipnot olarak verilmiştir.

Özüne özüm gurban
Gözüne bu gözüm gurban
Sözüne sözüm gurban
Yâr geldi yâr geldi yâr geldi

Oduna çok yanmışam
Başına çok dolanmışam
Yoluna dayanmışam
Yâr geldi yâr geldi yâr geldi

Bağlantı

Elinde ipek desmal dede gurbanın olam
Çekmişem hasretini derdini möhnetini
Yuku mu yoksa hayal
Yâr geldi yâr geldi yâr geldi

Gitme menden uzağa
Salma könlümü firağa
Sevdiğim ağil ola
Yâr geldi yâr geldi yâr geldi
Bağlantı

Öz: Kendi - Agil: Akıl - Firak: Ayrılık- Od: Ateş - Desmal: Mendil- Möhnet: Zahmet, eziyet, gam, keder - Yuku: Uyku .

Kaynaktaki sözler / Repertuvardaki sözler:

Oduna çoh yanmışam / Oduna çok yanmışam
Başına çoh dolanmışam / Başına çok dolanmışam
Yolunda dayanmışam / Yoluna dayanmışam
Yar geldi yar geldi yar geldi / ..........................

Özüne özüm gurban / ..........................
Sözüne sözüm gurban / Gözüne bu gözüm gurban
Gözüne gözüm gurban / Sözüne sözüm gurban
Yar geldi yar geldi yar geldi / ..........................

Bağlantı

Elinde ipek desmal / Elinde ipek desmal
Yar geldi gurbanı oldum / Dede gurbanın olum
Çekmişem hesretini / Çekmişem hasretini
Gemini möhnetini / Derdini möhnetini
Bu odur yohsa hayal / Yuku mu yoksa hayal
Yar geldi yar geldi yar geldi / ..........................

Gétme menden uzaga / Gitme menden uzağa
Könlüm salma firaga / Salma könlümü firağa
Sévdigim ay el-oba / Sevdiğim ağil ola
Yar geldi yar geldi yar geldi

Goymaram bir de géde
Yarını hasrétli éde
Goy dédim men yéne de
Yar geldi yar geldi yar geldi

Bağlantı

şeklindedir. Repertuvardaki sözlerle Azeri kaynaktaki sözler karşılıklı yazılmıştır. Mukayese edildiğinde aradaki farklılıklar görülecektir. Azeri ezginin repertuvardaki bağlantı bölümünde: "Elinde ipek desmal / Dede gurbanın olum" dizelerinde: Dede ile ipek desmal (mendil) nasıl ilgili olabilir. Dedeye neden gurban olunsun. Doğrusu: "Yâr geldi gurbanı oldum" dur. Bağlantı bölümündeki: "Bu odur yohsa hayal" dizesi: "Yuku mu yohsa hayal" olmasına rağmen: "Bu mudur yoksa hayal" şeklinde okunmaktadır. Doğrusu: "Bu odur yohsa hayal"dır.

Bu türkünün sözleri yedili hece ölçüsüne göre yazılmasına rağmen repertuvardaki: "Gözüne bu gözüm gurban", "Salma könlümü firağa" dizeleri sekiz hecelidir. Repertuvarda son dörtlükteki üçüncü dize: "Sevdiğim ağil ola" şeklindedir."Ağil ola" anlamsızdır. Doğrusu "ay el oba"dır. Dizenin: "Sevdiğim ay el-oba" olarak düzeltilmesi gerekir.

Türkü: Cilvenip ne garşımda durursan
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Ali Ağdaş Ağayab
Derleyen: Ali Haydar Gül
Repertuvar No: 3601

Sözleri Âşık Elesker'e ait olan bu Azeri ezgi TRT radyolarında "Sarı Köynek" olarak ünlenmiştir. Nizamettin Onk-islâm Eskerzade'nin birlikte hazırladıkları Göğçeli Elesker kitabında, Elesker'in sarı köynek üstüne nasıl tapşırdığı şöyle anlatılıyor. (Nizamettin Onk ve islâm Eleskerzade, Göğçeli Elesker, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara 1987, s. 325 - 326.)

"Birden Elesker gördü ki; sarı geyimli bir gelin var. Boyu-buhunda, gedd-i gametde çok düzgündür. Hörükleri topğunu döyür. Üzünün ürbendi (peçe) açık değilki görebilsin ne cürdü. Elesker sazı köyneğine goymak isteyende bir yel esdi, ürbendi açdı. Gızın ayın on dördü, cemalı açıldı. Âşık indiye dek béle gözel görmemişti. Elebil ki, belindeki gızıl kemer öz parıltısını gelinin üzünden alıpdır. Sazı sinesine basdı, sarı paltarlı gelini néce anlatdı. Elesker:

Cilvelenib ne garşımda durubsan
Anam sana gurban ay sarı köynek
Meleksen çıhıpsan cennet bağından
Heçkim olmaz sana tay sarı - köynek

Doymag olmur işvesinde nazından
Fere keklik kimi hoş avazından
Yel vurdu ülbendi attı üzünden
Èlebildim doğdu ay sarı – köynek

Gözelsen terifin düşüb mahala
Zer kemer yaraşır gamet-i gala
Leb gonça diş inci dehanın lala
Yıgıb gapılardan pay sarı - köynek

Gerdana yaraşır gızıl hamayıl
Görenin ağlını eğleyib zayıl
Hesretin çekenler olubdu sayıl
Yığır gapılardan pay sarı - köynek

O vaht gızlar birbirine,'Âşık Elesker bu terifi tekçe Salatı'na deyir' dediler. Âşık işidende gızı tanıdı.

Tuti dilli serv-i boylu Salat'ın / Yoktu merhameti bu saltanatın
Gönder gelsin Elesker'in heletin / Eyleme emeyin zay sarı - köynek

Ele söz tamama yetişti".

Tay: Eş- Fere: Yumurtlama çağına gelmiş tavuk – Ülbend: Peçe – Mahal: Yöre – Gamet-i gala: Boy pos – Hamayıl: Gerdanlık – Zer: Altın – Dehan: Ağız – Sayıl: Dilenci – Helet: Armağan – Zayıl: Zay, zay etmek – Tuti dilli: Dudu, papağan cinsinden bir kuş, güzel söz söyleyen sevgili – Lala: Lâle.

İşte Elesker'in "Sarı - Köynek" dizelerinin çıkış hikâyesi. Elesker'in sarı köynekli geline yaktığı dizeler repertuvara geçerek de bize ulaşmış.

Repertuvardaki sözler / Kaynaktaki sözler:

Cilvelenip ne garşımda durursan / Cilvelenib ne garşımda durubsan
Anam sana gurban ay sarı köynek / ......................................
Meleksen çıkıpsan cennet bağına / Meleksen çıhıpsan cennet bağından
Heçkes olmaz sene tay sarı köynek / Heç kim olmaz sana tay sarı - köynek

Doymag olmur işvesinden nazınnan / Doymag olmur işvesinde nazından
Bere keklih kimi hoş avazından / Fere keklik kimi hoş avazından
Yel vurdu ürbendi attı üzünnen / Yel vurdu ürbendi attı üzünden
Èle bildim doğdu ay sarı köynek / ......................................

Güzelsen herifin düşüb mahala / Gözelsen terifin düşüb mahala
Berkemer yaraşır gameti gala / Zer kemer yaraşır gamet-i gala
Leb dönse diş inci dehanın lâle / Leb gonça diş inci dehanın lala (lâle
Çekilip gaşların vay sarı köynek / Yıgıp gapılardan pay sarı - köynek

Tuti dilli serv-i boylu Salat'ın / Tuti dilli serv-i boylu salatın
Budur merhameti bu saltanatın / Yoktu merhameti bu saltanatın
Gönder gelsin Elesker'in heletin / ......................................
Eyleme emeğim zay sarı köynek / ......................................

Heç kes: Hiç kimse - Helet: Bahşiş – Ürbend: Tülbend – Berkemer: Sıkı kemer – Yaraşır: Yakışır – Gameti gala: Uzun boylu ince belli – Leb: Dudak – Tay: Eş, denk – Köynek: Gömlek – Salatın: Eşi benzeri olmayan güzel – Tuti dilli: Papağan – Zay: Boşa gitmek – Bere: Yetişkin, ergin. (Sözcükler kaynakta dipnot olarak verilmiştir)

şeklindedir. Repertuvara geçen sözcükler söz altına dipnot düşülmüş."Tuti dilli serv-i boylu Salat'ın" dizesinde tuti dilli; papağan olarak açıklanmış. Doğrudur. Ancak burada güzel söz söylen tatlı dilli (Halk söyleyişiyle dudu dilli) anlamında kullanılmıştır. Adı geçen kaynakta "Salat" da özel isim olarak yazılmıştır. "Berkemer, bere, helet"in de açıklaması yapılmış. "Berkemer" şiirin aslında,"zer kemer," (altın kemer) "bere" de "fere" dir. "Helet," "bahşiş" olarak açıklanmış. Tespitlerimizde "helet" armağandır, hediyedir. Kaynaktaki ve repertuvardaki sözler karşılaştırıldığında Elesker'de beş dörtlük olan koşma, repertuvarda dört dörtlüktür.

Güzelsen herifin düşüb mahala dizesinde: Herifin'in / Terifin
Berkemer yaraşır gamet-i gala": Berkemer'in / Zer kemer
Meleksen çıhıbsan cennet bağından": Bagından'ı / Bağında
Bere keklih kimi hoş avazından": Bere'nin / Fere

Fere: Yetişkin demektir. Dizeler incelendiğinde diğer söz farklılıkları da görülecektir.

Türkü: Seher seher seyre vardım
Yöre: Azerbaycan
Kaynak kişi: Yöre ekibi
Derleyen: Plâktan yazıldı
Repertuvar No: 2427

Repertuvardaki sözler:

Seher seher seyre vardım
Ne bağ bildi ne de bağban
El uzadıp bir gül verdim
Ne bağ bildi ne de bağban

Dedim bu bağ ne ecep yerdi
Çiçehleri taze terdi
Yârim mene buse verdi
Ne bağ bildi ne de bağban

Bağın beresinden aştım
Süsen sümbüle dolaştım
Oynadım güldüm danıştım
Ne bağ bildi ne de bağban

Şahan deyer ok mu attın
Kulli yâremi oyattın
Gül çiçehten yükümüm tuttum
Ne bağ bildi ne de bağban

Taze ter: Taptaze – Bere: Bağın önündeki küçük tepe – Küll-i yaremi oyattın: Yaralarımı tazeledin. (Bizim tespitlerimizde bere: "Bağın tahtadan yapılmış giriş kapısı"dır. Anadolu'da buna "kapısalık" denir. Mazbut olmayan kapı anlamındadır.)

şeklindedir. Bilinmeyen sözcükler dipnot olarak verilmiştir. Azeri kaynakta sözler aşağıdaki gibidir. (Gafar Namazeliyev Azerbaycan Halk Türküleri, s. 200.)

Seher seher baga girdim
Ne bag bildi ne de bagban
El uzadıb bir gül dérdim
Ne bag bildi ne de bagban

Bağın beresinden aşdım
Süsen sümbüle dolaşdım
Oynadım güldüm danıştım
Ne bag bildi ne de bagban

Dedim bu bag eceb yérdi
Çiçekleri teze terdi
Yarım mene buse verdi
Ne bag bildi ne de bagban

Cahan déyer ohum atdım
Kull-i alemi oyatdım
Gül çiçekten yüküm tutdum
Ne bag bildi ne de bagban

Eceb: Güz - Bere: Çit, muhafazalık - Ter: Taze -- Kül-i âlem: Bütün dünya - Oyadmak: Uyandırmak. (Bilinmeyen sözcüklerle ilgili açıklamalar adı geçen Azeri kaynaktan alınmıştır.)

Azeri kaynaktaki türkünün birinci dörtlüğünün ilk dizesi "Seher seher bağa girdim" şeklindedir. Doğrusunun da bu olması gerek. Çünkü onu takip eden dize, "Ne bağ bildi ne de bağban" dır. Üçüncü dize "El uzadıp bir gül verdim" şeklindedir. Sözlerin birinci dörtlüğü aslı gibi okunduğunda, dizeler içerik ve bütünlük bakımından birbirini tamamlayacaktır.

Sözler incelendiğinde de farklı dizeler görülecektir. Türkünün sözleri Azeri Âşık Abdullah Cahan'a aittir. Son dörtlükte "Âşık Cahan" tapşırması vardır. "Cahan" repertuvara "şahan" geçmiştir. Son dörtlüğün:

Cahan déyer okum atdım / Kull-i alemi oyatdım
Gül çiçehten yüküm tuttum / Ne bag bildi ne de bagban

şeklinde olması gerekir. Repertuvarda bu dörtlük:

şahan deyer ok mu attın / Kulli yâremi oyattın
Gül çiçehten yükümüm tuttum / Ne bağ bildi ne de bağban

şeklinde geçmiştir. Sözlerini incelediğimiz Azeri türkülerinin dışında TRT repertuvar kayıtlarına: Bayram gelir elime: Repertuvar No: 2741- bestecisi Fikret Emirov. Size selâm getirmişem: Repertuvar No: 2525 - bestecisi Ali Selimi. Kimin ağrıyır canı:

Repertuvar No: 1332 bestecisi Emin Sabitoğlu. Etir saçan gül çiçek: Repertuvar No: 3482 bestecisi Ali Ekber Tagızade'dir.

Görülüyor ki: Yanlışlıklar diz boyu, üstelik bunlar da sadece tespitlerimiz bir kısmı. Onun için neler yapılmalıdır.

Sonuç

1- Devletin bu konuyla ilgili resmi kurumları, dilciler, halk müziği uzmanları ve etnomüzikologlardan meydana gelen bir kurul oluşturmalı. Repertuvar Denetleme Kurulu vb. adıyla TRT Türk Halk Müziği reprtuvarına geçmiş türkülerin sözlerini tek tek incelemeli. Söz ve müzik yanlışlıklarını tespit ederek düzeltmeli.

2- İnceleme komisyonu türküdeki bilinmeyen sözcükleri cümledeki ifade ettiği anlama göre açıklamalı, açıklamalar sözün altına dipnot düşülmeli. Özellikle yerel sözcüklerin anlamı komisyon tarafından çok iyi tespit edilmeli.

3- Komisyon repertuvara giren türkülerin sözlerini inceleyeceği gibi, bundan sonra kurula gelen türküleri de incelemeli, yanlışlıkları düzeltmeli.

4- Kurul, halk ozanlarına ait sözleri incelemeli, başkalarına mal edilenleri tespit etmeli, Kul Himmet Üstadım'a ait, ama repertuvarda sözler Kul Himmet ya da Pir Sultan vb. adına kayıtlı ise doğrusu bulunmalı.

5- Repertuvarda, söz ve müzik sahibi belli olduğu hâlde, (özellikle Azeri türkülerde) türkünün anonimmiş gibi gösterilerek, kuruldan geçirilmesi sona erdirilmeli. Değerlendirmeler: Anonim Türküler - Yapıcısı Belli olan Türküler, vb. adıyla gruplara ayrılmalı.

6- Türk cumhuriyetlerinden repertuvara geçen türkülerin detay bilgileri de farklı olmalı. Yeni bir format uygulanarak "yöre" sözcüğü kaldırılmalı. Yöre, devlet olarak ifade edilmemeli.

7- TRT repertuvarına geçen Azerî ezgilerin çoğunun söz yazarı, bestecisi bellidir. Bu ezgiler tespit edilip "Yapıcısı-Bestecisi Belli Olan Azerî Ezgiler" adı altında toplanmalı. Anonimmiş gibi gösterilmemeli.

Son Söz: Evet: Ben, yüreği türkü sevgisiyle dolu, türkülerin güzelliğine hayran birisiyim. Hele de anonim türkülere. Hiçbir müzik eğitimi almamış halkımızın türkülerdeki duygu zenginliğini gördükçe sevgim daha da artmaktadır.

Dileğim; bu sevginin, güzelliğin bizden sonraki nesillere de en iyi şekilde aktarılması, sonsuza kadar götürülmesidir. Zira kendi ülkemizde, kendi kültürümüzü, türkümüzü korumak durumunda kaldık. Bu acıdır, ama gerçektir. İnanıyorum ki bu çalışma, bahsettiğim acı gerçeğin temelini oluşturur, halk müziğimizde yeni bir yapılanmayı sağlar. Genç nesillere bir gül deste olur. Amaç budur. Amaç: Doğruların bulunması için sevgimizin sevdalılara intikal etmesini sağlamaktır. [© Halil Atılgan - KanalKultur]

Kaynakça

A-Canlı Kaynaklar

Adı: Abdullah Gurbani
Baba adı: Serger
Doğum tarihi: 1954
Doğum yeri: Tahran
İşi: Ankara Devlet THM Korosu şef Yardımcısı
İkâmeti: Ankara


Adı: Mirza Rüstemov
Baba adı: Şüküroğlu
Doğum tarihi: 1945
Doğum yeri: Fuzulî / Karabağ / Yağlıbend
İikâmeti: Azerbaycan / Fuzulî / Karabağ / Yağlıbend


Adı: Doç. Dr. Tamilla Aliyeva
Baba adı: Abbashan
Doğum tarihi: 1952
Doğum yeri: Azerbaycan / Karabağ
işi: Bakü Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi
ikâmeti: Bakü


B-Yazılı Kaynaklar

Abdülbaki Gölpınarlı: Pir Sultan Abdal, Hayatı, Sanatı, Eserleri. Varlık Yayınları, İstanbul 1995; Bayram Bilge Tokel: Neşet Ertaş Kitabı, Akçağ Yayınları, Ankara 1999; Bülbül / Professor SSRi: Azerbaycan Halk Mahnıları Gençlik Neşriyatı,C. 1, Bakü xalp artisti 1997; Emir Kalkan: XX. Yüzyıl Türk Hak şairleri Antolojisi, Gençlik ve Halk Kitapları Dizisi: 61, Ankara 1991; Erol Özaydın: Azeri Türküler -1, İstanbul; Gafar Namazeliyev: Azerbaycan Halk Türküleri, (Mahnı ve Tesnifler) Çeviri Salih Turhan, Ankara 1993; Hasan Yalıncaklı: Kul Himmet Üstadım, Hayatı, şiirleri ve Menkîbeleri, Rem Ltd. şti. Ankara; Haşim Nezihi Okay: Âşık Dertli Dîvanı, Maarif Kitaphanesi Matbaası, İstanbul 1960; İbrahim Aslanoğlu: Pir Sultan Abdallar, Erman Yayınevi, İstanbul 1984; Mehmet Gökalp: Halk Edebiyatında Hatalı Söyleyişler, Folklor Edebiyat Dergisi, S. 9, s. 95, 1997; Nejat Birdoğan: Emlek Çukuru'nun Bir Büyük Ozanı Âgâhî. 1. Emlek Yöresi ve Çevresi Halk Ozanları Sempozyumu Bildirileri, 16 - 17 Mayıs, 1998 Ankara; Saim Sakaoğlu, Doç. Dr.: Dadaloğlu, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1986; Salih Turhan: Türk Halk Musikisinde Çeşitli Görüşler, Kültür Bakanlığı Yayınları Kültür Eserleri: 179, Ankara 1992; Salih Turhan: Azerbaycan Halk Türküleri (Mahnıları) ile ilgili Tespit ve Düşünceler. Anadolu Folkloru Dergisi, S. 24 s. 888; Salih Turhan: Azerbaycan Halk Mahnıları, Ankara 1991; Şemsettin Kutlu: şair Dertli, (I. II.) Tercüman 1001 Temel Eserleri istanbul 1979; TDK Derleme Sözlüğü / Tarama Sözlüğü / Türkçe Sözlük; TRT Repertuvar Kitabı / Türk Halk Müziği Repertuvar Notaları; TRT Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi. (I / II / III); Turgut Karabay, Yard. Doç. Dr. / Habib İdrisi: Güney Azerbaycan şiir Antolojisi, Taş Medrese Yayınları, Erzurum 1991.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder