Bu Blogda Ara

29 Ekim 2013 Salı

Cemal Şener: Fuzuli'nin, Osmanlı'dan Maaş Aldığını Biliyor muydunuz?

Cemal Şener
"Alevi dedeleri devletten maaş almalı mıdır?" tartışmaları ile ilişkilendirmek için Osmanlı'daki din-devlet ilişkileri bir suredir internette bazı sitelerde irdelenmeye çalışılıyor. Bu tartışmaya bir nefes katılmak için bu satırları yazdım.

Alevi dedeleri resmî olarak Osmanlı döneminde devletten maaş aldı denemez. Ama Osmanlı idare yapısı çok farklıdır. Osmanlı'da bazı valilerde devletten maaş almazdı. Valilikler, ihale ile vergi toplama yetkisi de dahil alınır - satılırdı. Valilik gibi diğer bazı makamlar da alınır - satılırdı. Cami imamlarının da tümünün devletten her dönem maaş aldığı söylenemez. Cumhuriyetin ilk yıllarından Menderes dönemine dek cami imamları da devletten maaş almazdı. Cami imamlarına maaş dönemi Menderes'le başlamıştır.

Karacaahmet Sultan Dergahı yayınlarında 200 civarında Osmanlı arşivi / mühimme defterlerinden alınmış karar yayınladım. Bu kadar da elimde yayınlanmaya hazır bulunuyor. Osmanlı belgelerinde Aleviler-Bektaşiler adı ile yayınlanan iki kitap da Karacaahmet Sultan web sitesinde orjinalleriyle birlikte yüklü bulunuyor. İsteyen ulaşabilir.

Bu belgelerde, dedelere direk maaş vermek yok. Ama dergahların Osmanlı ile dolaylı akçeli ilişkileri var. Örneğin; vergi muafiyeti var, gelirlerin dergaha bağışlanması var. Örnek: 'Çankırı Keskin'deki Koçi Baba zaviyesinde "eskiden olduğu gibi vergi muafiyeti" istenen bir belge var (yıl: 1712)... Yine başka bir belgede Samsun Ladik Kara Abdal Zaviyesi yazışmasında yüz yıldır devam eden türbedarlığın "günde iki akçe" karşılığı olarak devam etmesi Dîvân-ı Hümâyûn'dan yani Saray'dan istenmektedir.

Başka bir belgede ise; Akyazılı Türbesi ve vakfının elinde olan "su değirmeni ve taşınmaz mallardan" bahsedilerek "eskisi gibi hazine-i manda mütevellilik" yani "paranın dergahta kalması" istenmektedir.

Yine başka bir belgede ise; Hacı Bektaş Dergahı post dedesi es-seyit Feyzullah, (Hacı Bektaş Veli kuddise sırruhu) ... 1795 tarihli 7899 no'lu arşiv belgesinde (kitabımızın 243.sayfasındadır) ... Hacıbektaş Vakfı'na bağlı tüm köylerin vergisinin "hiç bir devlet yetkilisinin karışamayacağı" tarzda toplanması için bazı kişilerin direndikleri ... "bu kişilerin eylemlerine engel olmak ve vergilerin toplanması için Hattı - Hümâyûn (ferman) verilmesi" istenmektedir.

Ayrıca bu belgelerde; Hz.Ali'nin türbesinin tadilatı ile ilgili, Hz. Hüseyin'in Kerbela'daki türbesinin tadilatı ile ilgili, Karacaahmet Sultan türbesinin tadilatı ile ilgili ödenmesi gereken para miktarından ve yapan ustaların isimlerine dek bilgiler bulunuyor.

Konu ile ilgili ilginç bir bilgi ise Alevilerin yedi ulu ozanından biri olan Fuzuli'nin (1504-1556) Osmanlı'dan maaş almasıdır. Belgeden aynen okuyorum.

"Fuzuli'ye evkaftan tayin olunan dokuz akçe Atebat-ı Aliye evkafının gelirindendir. Hal böyle olunca Şikayetname'de Fuzuli'ye bağlandığı bahis mevzu edilen tahsisatın, sonradan şairin müraacatları üzerine verilip verilmediği araştırılması gereken bir mesele olur. Farsça Divan'daki bir kıta bize Atebat-ı Aliye'de hizmet gördüğünü ve oradan maaş aldığını belirtmektedir. Demek oluyorki: şair uğraşmaları neticesinde , kendisine bağlanan tahsisatı bilahare almağa muvaffak olmuş ve muntazaman maaş alanlar arasına girmiştir. (Kaynak: Fuzuli-muhiti, hayatı ve şahsiyeti. T.C.Kültür Bakanlığı Türk klasikleri; 1989. Kültür Bakanı İsmail Cem'in önsözü ile hazırlayan: Prof. Dr. Abdulkadir Karahan)

Demek ki; din, devlet ,toplum ilişkilerinde diğer konularda da olduğu gibi değişmez şablon aramak oldukça zor gözüküyor. Bu nedenle toplumun özgül şartlarını göz önüne almadan reçeteler yazmaya kalkmamak gerekiyor.

Eğer bu yazılanlar doğru ise, o zaman Osmanlı ile akçeli ilişkisi olan dergahları, oraların dedelerini ve hatta Fuzuli'yi "düşkün" mü? ilan edeceğiz... Biz onlardan daha mı çok Aleviyiz?.. O halde soğukkanlı, sabırlı, akılcı ve toplumumuzun özgül şartlarına göre hareket etmeğe çalışmak gerekiyor...

[15 Aralık 2008]

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder